Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Günler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Yarının çiftçileri birer enerji üreticisi olacak Kemal ULUSALER EMO Yönetim Kurulu Başkanı nerjinin günümüzde siyasi, iktisadi ve sosyal boyutlarıyla gündemden hiç düşmediği görülmektedir. Başta ABD olmak üzere, küreselleşmede belirleyici rol üstlenen ülkeler, dünya enerji kaynaklarına sahip olmak ve enerji yollarının güvenliğini sağlamak için savaş, işgal dahil her yola başvurmaktan çekinmemektedirler. Tam olarak sahip olamayacağı alanlardan da kendileri için tehlike arz edeceğini düşündüğü ülkeleri uzak tutmaya çalışmakta, bunun savaşını vermektedirler. Bütün strateji belirleme çalışmaları içerisinde özellikle fosil enerji kaynaklarının bir süre sonra tükeneceği gerçeği yatmaktadır. Dünya önümüzdeki yüzyılda enerji kaynağı olarak petrol ve doğal gazdan söz etmeyecektir. Zira bu kaynaklar tükenmiş ya da çok kısıtlı ve pahalı üretilebiliyor olacaktır. İşte bu nedenle içinde yer aldığımız yüzyıl enerji kaynakları açısından bir geçiş yüzyılı olacaktır. Fosil enerji kaynaklarından (petrol ve doğal gaz) yenilenebilir enerji kaynaklarına (rüzgar, güneş biyoenerji, jeotermal vb.) geçiş yüzyılı… Dolayısıyla her değişim ve geçiş gibi bu da sancılı olacaktır. İşte bu gerçeklik, ülkeleri önlem almaya itmektedir. Bu sancılı geçiş sürecinde enerji kaynaklarından tükenmekte olanların talebi karşılayamaz hale gelmesi ve yeni kaynakların da yeni teknoloji ürünü olması nedeni ile bedellerinin oldukça yüksek olacağı bir diğer gerçekliktir. Bu durumu tespit eden ülkeler bir yandan fosil enerji kaynaklarına sahip olmaya, diğer yandan da yenilenebilir enerji alanlarında hızla teknoloji geliştirmeye yönelmekte, bütçelerinden ARGE’ye daha fazla pay ayırmakta, yasal mevzuatlarını buna göre ayarlamakta, teşvik ve destekler sağlamaktadırlar. Bütün bunları yaparken enerji politikalarında, enerjinin etkin kullanımı, verimlilik ve tasarruf unsurlarını da değerlendirmektedirler. Diğer yandan yalnız enerji politikalarını değil, Finlandiya ürettiği elektriğin yüzde 22’sini, İsveç ise aynı zamanda ulaşım, sanayi ve tarım politikalarını yüzde 20’sini enerji ormanlarından sağlıyor. birlikte değerlendirmekte, revize etmektedirler. Tarım politikalarının içerisinde enerji çeşitlendirmeÇin, Güney Afrika, Zimbabwe ve Uganda yer alsine gidilerek, yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzmaktadır. Çin’de sayıları 11 bin civarında çeşitli büyükgar, güneş, jeotermal ve biyo enerji payları hızla yüksellükte tesislerden üretilen biyogaz ise elektrik ve fabrikatilmektedir. Enerji tarımı ve enerji ormancılığı önemini ların enerji gereksiniminde kullanılmaktadır. ABD’de giderek arttırmaktadır. de yağlı tohumlardan elde edilen biyomotorin saf olarak Yarının çiftçileri birer enerji üreticisi olma konuveya petrol kökenli mototrein ile karıştırılarak kullanılmundadır. C4 adlı bitkiler (şeker kamışı, şeker pancarı, maktadır. mısır, tatlı darı vb.) ile yağlı tohumlardan (kanola, asÜlkemizde her ne kadar Cumhuriyet’in ilk yıllarınpir, ayçiçeği, soya vb.) da Kemal Atatürk, Atatürk Orman Çiftliği’nde kullanılbiyoyakıt elde etmeye yönelik geçiş sürecinde ilk mak üzere biyoyakıt üretimi denemeleri başlatarak yeadımları atmaya çoktan başlamıştır. Ayrıca rüzgar ve nilenebilir enerji kullanımına bir adım atmış olsa da dagüneş enerjisi kullanılarak sulama yapılması (özellikle ha sonraki siyasi karar vericiler bunun devamını getiredamlama sulama), güneş ve jeotermal enerjinin seracımemişlerdir. Ancak günümüzde pek çok ülke ve AB yelıkta ve kültür balıkçılığında kullanılması bir hayli yaynilenebilir enerjiyi gündeme taşıyınca, ülkemiz karar gındır. vericileri zoraki de olsa bir yasa çıkartmıştır. Fakat neSöğüt, karakavak, okaliptüs ile kurak ve yarı kurak oliberal politikaların benimsenmesi ile serbestleştirme alan bitkisi cynara gibi hızlı büyüyen ağaçlardan ve özelleştirme uygulamalarına geçilip, kamu tamamen enerji üretimi amaçlı enerji ormancılığı da yapılenerji piyasasından çekilince bunun pek de bir anlamı maktadır. Enerji ormanlarından elde edilen yıllık kalmamıştır. Zira ülkenin orta ve uzun vadeli ne tarım, ortalama verim, hektar başına 2023 ton dolayında ne de enerji stratejisi ve planı bulunmaktadır. Ve yaratıbiyokütle olmaktadır. Finlandiya ürettiği elektriğin yüzlan boşluktan da çıkar çevreleri faydalanmaktadır. de 22’sini, İsveç ise yüzde 20’sini enerji ormanları yetiş5015 sayılı Petrol Piyasası Yasası kapsamında biyotirerek sağlamaktadır. Benzer bir durum Kanada ve Yeetanollü benzin (yüzde 2 alkol ve yüzde 98 benzin) kulni Zelanda için de geçerlidir. lanımı başlatıldı. Amaç; petrol bağımlılığınıazaltmak ve Avrupa Birliği ulaştırma direktifinde (direktif yerli üretim yapılarak, tarım sektörünü hareketlendir2003/30/AET), "ulaştırma için biyoyakıtlar ve diğer mek, çiftçimize yeni alan açmak, fabrikalar kurup, isyenilenebilir yakıtlardan minimum oranı geniş ölçütihdam yaratmak olmalı idi. Ancak biyoyakıt hammadde garantileyerek biyoyakıtların kullanımını teşvik etdesi tarım ürünleri ithal edilmesine göz yumulması ile E meyi amaçlar. Üye devletlerin minimum oranı referans değerlerini, 31 Aralık 2005 itibariyle yüzde 2 ve 31 Aralık 2010 itibariyle yüzde 5.75 olarak garanti etmelidir" denilmektedir. Yine 26 Kasım 1997 tarihinde Avrupa Konseyi tarafından yayınlanmış olan "Gelecek İçin Enerji: Yenilenebilir Enerji Kaynakları Topluluk Stratejisi ve Eylem Planı – COM97" da, 14 milyon hektar arazide enerji bitkisi yetiştirilmesi ve 10 bin megavat termal saat kapasiteli biyokütle enerjisi üretim tesisinin kurularak işletilmesi yolu ile yüzde 12 düzeyindeki hedefe dikkat çekmiştir. AB 2010 yılı itibariyle brüt enerji tüketiminde yenilenebilir enerjinin payını yüzde 12’ye çıkartmayı planlamaktadır. Yine başta Brezilya olmak üzere Latin Amerika ülkelerinde biyoyakıt kullanımı giderek artmaktadır. Brezilya’da 6 milyon araç, şeker kamışından üretilen metanol kullanmaktadır. Özbekistan ve Kırgızistan’daki dünyanın en büyük ticari enerji orman ve tarımcılığı uygulamasına AB tarafından destek sağlanmaktadır. Bir benzeri çalışma Filipinler’de tamamlanmak üzeredir. Filipinler halen yüzde 17 olan yenilenebilir enerji payını yılda yüzde 7.8 arttırmayı planlamaktadır. Bu konuda çalışma yapan diğer ülkeler arasında Nikaragua, Guatemala, Kosta Rika, Küba, Fiji, Mauritus (Mauritus toplam elektrik enerjisinin yüzde 60’ını şeker kamışı kaynaklı biyokütle enerjisinden karşılamaktadır), Tayland, Macaristan, Estonya, Litvanya, Hindistan, bu amaca ulaşılamadı. Burada hiçbir siyasi sorumluluğu olmayan fakat yetkilerle donatılmış Enerji Piyasası Denetleme Kurulu’nun da, Enerji Bakanlığı’nın da sorumluluğu bulunmaktadır. Aslında AKP Hükümeti göreve geldiğinden bu yana hep yerli kaynaklara öncelik vereceğinden söz etmiş, ama sürekli tersini yapmıştır. Kömür ve doğlgaz kullanımı da bunu göstermektedir. Göreve geldiklerinde elektrik üretimi içerisinde yerli kaynak olan kömürün payı yüzde 35’ler civarında iken doğal gaz yüzde 26 civarında idi. Ancak bugün bu oranlar kömürde yüzde 20 iken doğal gazda yüzde 44 olmuştur. Bir diğer başıboşluk da EPDK’nın görevini yapmamasından kaynaklanan lisanssız üretimdir. Piyasada çok sayıda lisansız üretim yapan, biyodizel satışı yapan işletme mevcuttur. Standart dışı üretimin ülke ekonomisine ve vatandaşa vereceği zarar büyüktür. Diğer yandan elektrik enerjisinde kaçak kullanımdan özellikle yaz aylarında tarımda sulama yapan çiftçinin sorumlu tutulması çözüm getirmemektedir. Zira bir süredir zam yapılmamasına rağmen Türkiye’de dünyanın en pahalı elektrik fiyatı olduğu bir gerçektir. Bu gerçek ortada iken yerli kaynak olan yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı teşvik edilmemekte, teknolojik destek verilmemekte ve çiftçiye kullanım açısından yol gösterici olunmamaktadır. Oysa güneş ve rüzgar enerjisi kullanılarak, lokal ölçekte tarımsal sulama yapılabilir. Bu tür sulama hem enerjinin taşınması masraflarını, hem de enerjideki kayıpları düşürecektir. Bir yanlış politika da yine yerli ve yenilenebilir olan biyogaz kullanımı doğrultusunda köylüye destek olup yol gösterilmesi gerekirken, bu olanağın değerlendirilebileceği köylere ithal bağımlılığımızı çok yukarılara çeken doğal gazın götürülmesidir. Benzer bir durum jeotermal kaynaklarımızın bulunduğu bölgelere doğal gaz götürülmesi ile yaşanmaktadır. Öneriler Öncelikle ülke koşulları da göz önüne alınarak orta ve uzun erimli enerji tarımı ve enerji ormancılığı stratejik planlaması yapılmalıdır. Bu planlama genel enerji, tarım, sanayi ve ulaşım politikaları ile birlikte bütünlüklü olarak ele alınmalıdır. Ülkemizde C4 tipi bitkiler de ve özellikle tatlı sorgum ile enerji tarımına başlamak uygun olacaktır. Biyoyakıt üretiminde mutlaka tarım – sanayi entegrasyonu sağlanmalıdır. İthal hammadde getirilmesinin önü kesilmelidir. Her yıl 1 milyar dolarlık yağ ithalatı yapan Türkiye’nin biyoyakıt üretiminde başarılı olabilmesi için yağlı tohum bitkilerinin üretiminin arttırılması, desteklenmesi ve yol gösterici olunması gerekmektedir. Dönüşümlü ekim, kooperatifleşme vb. faaliyetler için çiftçi bilinçlendirilmelidir. Katı yakıt olarak kullanılacak biyokütlenin endüstriyel tesislerde ve santrallerde verimli yakılabilmesi için ARGE çalışmalarına kaynak ayrılmalıdır. Biyokütle ve güneşe yönelik gelecek kurgusu mutlaka yapılmalı, toplam elektrik enerjisi içindeki payları süreç içerisinde arttırılmalıdır. Özellikle 2030’lu yıllar ve sonrası için önem kazanacak olan güneş enerjisine yönelik şimdiden bütçeden ARGE çalışmaları için pay ayrılmalıdır. Bilinmelidir ki, enerji tarımı ve enerji ormancılığına önem verilmesi ile; 80 binin üzerinde çiftçiye iş imkanı sağlanacaktır. Petrole olan ithal bağımlılığımız oransal olarak aşağı çekilmiş olacaktır. Yurtiçinde yapılacak tesisler ile yaklaşık 250 milyon YTL ’lik imalat sanayine iş hacmi sağlanacak olup istihdam artışı yaratılacaktır. Terk edilmiş tarım alanlarının, tarıma açılması olanağı doğacaktır. Erozyon ile mücadelede belirli bir mesafe kat edilecektir. İç göç azalacaktır. Karbondioksit emisyonlarında yüzde 50 düşüş sağlanacaktır. 29

