11 Mayıs 2026 Pazartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Hamsiyi yitirmek üzereyiz Kudret ULUSOY Ülke Kaynaklarını İzleme ve Koruma Derneği Başkanı Cemil CİĞERİM Ü ç tarafı birbirinden farklı ekolojik ve hidrolojik yapıya sahip denizlerle çevrili olan ülkemiz; küresel ısınmadan en fazla etkilenecek ülkelerin başında gelmektedir. Dolayısıyla bu etkinin yaratacağı değişimler başta Karadeniz’in hamsisini gelecek 1520 yılda yok edecektir. Zira; denizlerimiz bir taraftan Cebelitarık boğazı ile Atlas Okyanus’unun, diğer taraftan Süveyş kanalı ile Hint Okyanusunun etkisi altındadır. Halen Akdeniz’de bulunduğu bilinen 650 balık türünden 300 tanesi Kızıl deniz kökenli olup, 56 farklı familyadan 90 tanesinin havzanın yeni müdavimlerinden olduğu tespit edilmiştir. Bunlardan 59 türünün de Süveyş kanalı yoluyla Akdeniz’e girdiği anlaşılmıştır. Ülkemiz sularında tespit edilen Hint Okyanusu kökenli balıkların sayısı şimdiden 30’un üzerindedir. Bir çok tatil köyünde yenilen bu renkli balıklar geleneksel tatları aratmakta, çoğu kez kimse yediği balığın Hint okyanusunun sıcak sularından geldiğini ve ne olduğunu bilmemektedir. Bütün bu türlerin doğu Akdeniz’e girmeleri ve koloni oluşturup yerli türlerle alan rekabeti yapmalarının ana nedenlerinden biri; Akdeniz’deki su sıcaklığının artışı ve bunun sonucunda da Akdeniz’de görülen tropikalleşme belirtileri ve bu tropikalizasyonun da bütün havzayı etkilemesidir. Daha şimdiden, tropikal türlerden olan ve katil yosun olarak bilinen Caulerpa Taxifolia türü yosun ile bir çok balık havzada başarılı bir şekilde gelişmekte hatta alan kazanmaktadır. Küresel ısınma arttıkça Karadeniz’in Akdenizleşmesi süreci hızlanmaktadır. Bilindiği gibi, Akdeniz Karadeniz bağlantısı son 6.000 yılda tekrar sağlanmış ve Akdeniz kökenli türler bu denize girmişlerdir. Bu dönemde bu günkünün aksine Akdeniz’in su seviyesi daha yüksekti. Akdeniz’den Karadeniz’e geçen türlerin temel özelliği yüksek tuzluluk ve sıcak sularda yaşamasıdır. Örneğin Mıgrı, Baraküda, Peygamber balığı gibi balık türlerinin bu denize girmesi termofilik türlerin dağılımının genişlemesi ve bununda sebebinin havzanın su sıcaklığındaki yükselmeyle ilişkilendirilmektedir. Karadeniz’in Akdenizleşmesinin hızlanması bir çok yeni türün bu denize girmesi ve besin zincirini değiştirmesi olasıdır. Örneğin Hamsi ve Çaça gibi balıklar planktonlarla beslenerek daha fazla organik maddenin dipte çökmesi yani H2S oluşmasına engel olur. Bu sisteme yeni giren balıklar bu dengeyi bozarsa H2S tabakasının yükselmesi kaçınılmaz olabilir. Bu haliyle Akdeniz ve Karadeniz arasında biyolojik koridor, barier ve aklimizasyon görevi gören Türk boğazlar sisteminin bu görevlerinden aklimizasyonun yerini adaptasyonun alacağını söylemek mümkündür. Çünkü Akdeniz’den Karadeniz’e çıkan yüksek tuzluluklu ve sıcak alt akıntı ile Karadeniz’den gelen daha hafif ve az yoğun bir üst akıntı deniz canlılarının dağılımını ve göçlerini düzenlemektedir. Deniz suyu sıcaklığının artışı termofilik balık türlerinin Karadeniz’e geçişleri ve girişlerini etkileyeceğinden bu yeni bir lesepsiyen göçe benzetilmektedir. Kaldı ki, Akdeniz’in aksine Karadeniz’de bunu önleyebilecek deniz çayırları v.s de yoktur. Dolayısıyla Karadeniz biyolojik istilaya açık olup, bu durum av kompozisyonu ve balık türlerini de değiştirerek artırıp, aynı zamanda avlanan balık miktarını ve çeşidini de değiştirecektir. Bu ise yüzyıllardır geleneksel hale gelmiş Karadeniz balıkçılığının değişime uğraması yani hamsinin yok olması demektir. Ancak, küresel ısınma Karadeniz’de en fazla H2S tabakasının değişmesi ve yükselmesiyle fark edilmekte, çünkü Akdeniz’den gelen sular daha sıcak olacak, Karadeniz’de bu dengeyi sağlayan tatlı su girdisiyse sıcaklık artışıyla hem azalacak hem de sıcaklık ve yoğunluk ara tabakası yükselecektir. Bu tabakanın yükselmesi ise zaten hacimsel olarak sadece yüzde 7'lik bir alanı deniz canlılarının beslenme ve üremelerine uygun olan alanın Karadeniz’de ki söz konusu alanın daha da azalması demektir. Karadeniz’deki deniz suyu seviyesinin yükselmesi veya su sıcaklığının artışı soğuk su seven hamsi, mersin balığı ve alabalık başta olmak üzere bir çok balık türünü de olumsuz etkileyecektir. Küresel ısınmaya bağlı olarak Karadeniz’in ısınması ve dolayısıyla, değişen atmosferik ritm nedeniyle de yağış rejiminin değişmesi sonucu, denize ani besleyici yüklerin girmesine ve bunların mevsimsel plankton patlamalarına dönüşmesine neden olacaktır. Sorun günümüzde yaşandığı gibi tüketiminden fazla gelişen planktonik organik maddelerin dibe yığılması ve bunların denizel sülfatları kullanarak parçalanmaları ve deniz ortamında sülfatların sülfürlere indirgenmesiyle canlı yaşamın dar bir kuşağa hapsedilmesidir. Küresel ısınma denizlerde yapılan balık yetiştiriciliği için tehlikelidir. Çünkü su sıcaklıklarının artması özellikle yazın daha fazla hastalık demektir. Bunun için üretimde daha fazla aşı ve kimyasal madde kullanma zorunluluğu ortaya çıkacaktır. AMSUN Karadeniz’de hamsi varlığının saptanması ve geleceğe yönelik stoklarının artırılması ve yönetimi amacıyla "Karadeniz Ekosisteminin İyileşmesinde Biyolojik Gösterge Türler" adıyla uluslar arası bir araştırma başlatıldı. Karadeniz’e kıyısı olan Türkiye; Ukrayna, Bulgaristan ve Rusya’dan bilim adamlarının katılımı ile başlatılan ve NATO’nun benzer bilimsel projelere sağladığı desteklerden de yararlanacak proje, hamsi ve çaça balığı varlığının bugünkü konumunu belirlemeyi ve gelecekte stoklarının artırılmasını amaçlıyor. Ukrayna ve Bulgaristan’da 6 bilim adamının Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sinop Su Ürünleri Fakültesi’ne gelmesiyle başlayan proje kapsamında ilk örnekler alınarak analiz için hazırlandı. Ayrıca Ukrayna Güney Denizleri Biyoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Georgy Shulman ile Sinop Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Bat, fakültede bilgilendirme semineri yaptılar. Türkiye adına Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sinop Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Levent S sonu ve 1990’lı yılların başında hamsi ve çaça stokları gerek kirlenme ve gerekse istilacı Mnemiopsis leidyi türünün Karadeniz’deki besin zooplanktonunun tüketmesi ile üç misli azalmıştır. 19952000 yılları için hamsi ve çaça yılda 318 bin ton olarak avlanmaya başlanmıştır. Kontrollü balık avcılığı ve başarılı bir balıkçılık için balık stokları kondisyonlarının iyi bilinmesi kaçınılmazdır. Biyokimyasal indikatör olarak balık ve zooplankton kondisyonları geniş olarak kullanılmaktadır. Enerji stok miktarlarındaki birikim (özellikle yağlar) birçok deniz hayvanlarının besin kondisyonları için indikatör olarak bildirilmiştir. Lipit indikatörleri Karadeniz’in farklı bölgelerinde hamsi kondisyon tahminleri için kullanılmakta ve bu çalışmalar hamsinin göçünün kesin zamanını ve kışlama bölgelerinin yerlerini dolayısıyla balık stok durumlarının tahminine izin verir. Karadeniz’de çaça kondisyonu izleme çalışmaları 40 yıldan fazla bir zaman periyodunda Ukrayna Güney Deniz Bilimleri Biyoloji Enstitüsü tarafından yapılmaktadır. Bu çalışmalar çaça balığının beslenme periyodu sonunda vücudundaki yağ birikimlerinin belirlenmesi çalışmalarına dayanmaktadır. Sonuçlar bu indikatörün denizin farklı bölgelerindeki besin zooplanktonunun değişkenliğiyle balık yumurtlama ve gelecek Hamsi için dört ülke buluştu Bat ve ekibi, Ukrayna adına Güney Denizleri Biyoloji Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Georgy Shulman ve ekibi, Bulgaristan adına Balıkçılık Kaynakları Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Ivan Dobrovolov ve ekibi, Rusya adına Rusya Bilim Akademisi Evrim Fizyolojisi ve Biyokimyası Enstitüsü öğretim üyesi Dr. Zabelinskii Stanislav ve ekibi tarafından yürütülecek proje 2 yıl sürecek. Sinop Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Bat, projenin Türkiye, Bulgaristan ve Ukrayna’nın Karadeniz kıyılarında periyodik aralıklarla yapılacak çalışmaları kapsadığını, proje genelinde 12 kişilik bilim ekibinin görev yapacağını söyledi.Bat, proje ile ilgili şu açıklamayı yaptı: "Hamsi (Engraulis Encrasicolus Ponticus) ve Çaça (Sprattus Phalericus) Karadeniz’in pelajik ekosisteminde çok önemli role sahip balık türleridir. Bu türler özellikle de Türkiye ve Ukrayna için oldukça önemli ekonomik balıklardır. FAO verilerine göre 1970’li yılların sonunda ve 1980’li yılların ortalarına kadar küçük pelajik balıkların (özellikle hamsi ve çaça) ortalama av miktarı 520 bin ton olup toplam miktarın yüzde 76’sını oluşturmaktadır. 1980’li yılların jenerasyon sayı ve biyokütlesi ile yakın ilişkisi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Böylelikle çaça balığının vücudundaki yağ miktarları değişikliğinin uzun süreli etkisi bu indikatörün balığın çevresindeki değişikliklere (iklimsel değişiklikler, antropolojik etkiler) cevap verdiğini ortaya koymuştur. Günümüzde hamsi ve çaça balığının kondisyon izleme çalışmaları özellikle Karadeniz’in kuzeyinde gerçekleşmiştir. Bu proje ile güney kısmında da çalışılacaktır. Ayrıca soğuğa dayanıklı çaça balığının kuzeyde Ukrayna kıyılarındaki termofilik olan hamsi balığının ise güneyde Türkiye kıyılarındaki stok miktarları tahmin edilebilecektir. Çaça yazın (Haziran, Temmuz ve Ağustos) hamsi de sonbahar sonu ve kış başlangıcında (Kasım ve Aralık) yağlanma gösterdiğinden bu çalışma belirtilen periyotlarda Türkiye’nin Sinop ve Ukrayna’nın Sivastopol, Bulgaristan’ın Varna kıyılarında gerçekleitirilecektir." Avrupa Komisyonu’na bağlı İtalya’da bulunan Avrupa Araştırma Merkezi ve Sinop Su Ürünleri Fakültesi arasında "Hamsi Balığının Avcılığında Kullanılan Balıkçı Gemilerinin Tanımlanması ve Belirlenmesi" adlı proje de başlatıldı. 13
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle