27 Haziran 2022 Pazartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
5 EtClM1996 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA KULTUR 15 IVobel Edebiyat Ödülü'nüıı sahibi Poloııya'nın çekiııgeıı ve sıkılgaıı ozaıu Wislava Szymfoorska: Bu yaştan sonra başım dönmezTk Töbe! ödülünün bü)ük bir J\J sorumluiuk olduğunu A. v belirten '.Vislava Szymborska. insana halka açık bir kişilik edinrne zorunluluğunu getırdiğıne değinerek. bunun kendisi ıçin çok güç olduğunu ifade ediyor. Özel yaşamına özen gösteren b;r insan olduğunu \e böyle durumlarda ne yapılması ge'ektiğini bilmediğiri! söyieyen Szymborska, "Eminim bundan sonra yaşantımın sakinanlannı geride bırakmışolacağım. Ama bu yaştan sonra hiçbir şey başımı döndüremez ben:m" divor. Bitiş ve Başlangıç Her savaşın arcından birileri ortalığı temizlemeli. Az buçuk bir diizen kendiliginden kurulmaz Birileri temizlemeli kürekle yollardaki döküntüleri ki ceset dolu arabalar de\am edebilsin vollanna Birileri tıkanıp kalacak elbet çamurlarda ve küllerde parçalanmış koltuklarda. cam parçalannda \e kanlı bczlerin arasında Birileri kütükleri bulup dayamalı duvarlara pencerelere cam takmalı kapılan geçirmeli menteşelere Kendiliğinden olmaz bunlar, fotoğraflarda yıllar. yıllar alır. Tüm kameralar şimdiden başka bir sa\aşa gitti. Köprüler yeniden kurulmalı \e istasyonlar yenilenmeli. Kolları sıvamaktan gömleğin kollan parçalanmalı Birisi elinde süpürge anlatıyor savaşın nasıl olduğunu. Öbürü dinliyor ve parçalanmamış başını sallıyor. Fakat hemen çok yakında bulunmalı böy leleri tüm bunlardan yorgun. Birileri bazen kazıp çıkarmalı çalılann altından o boktan gerçekleri firlatıp atmak için çöplüğe Onlar ne yaptıklarını bilenler yer açmalı kendilerinden az bilenlere azdan daha az bilenlere. Hiç bilmeyenlere. Çimenler örtüyor şimdi nedenleri ve yaşananları. Birileri yattığı yerden ağzı açık bakıyor bulutlara. (Çe\ iren: Özkan Mert) GlRHAN L'ÇKAN STOCKHOLM - Perşembe günü sara- vın hemen karşisindakı borsa binasının Isveç Akademisi'ne aıt olan katında bu- lunan akademinin damıi sekreterinin oda- sındakı tarılısel çalarsaat bir kez daha 13.00'ü çaldı ama. biz duymadık. Bu kez Daimi SekreterStureAllen'inodasınade- ğıl. toplantı salonunaalınmıştık. Polonya- lı \e emektar meslektaşım Tomas \\latz, yıne Polonya'dan ve burada epeydır gö- re\ yapanıki arkadaşıylaveheyecan içın- de beklıyordu. Ona. "Szymborska favori gösteriliyor, ne dersin" dıye sordum. "Sannıam" dedi, "bu kez bir İsveçliye \e- rilecek sanıyorum, belki de Astrid Lindg- ren'e". Saat 13.00 oldu. kapı açıldı. Flaş- lar. spot ışıkları. Srure Allen'ı aydınlatma- ya başladı. Daha "Bu yılın \obel Edebi- yat Ödülü Polonyalı..." demiştı ki. Tomas ve arkadaşlannı ha\ada gördüm! E\et. bu yılın ödülü. Polonyalıozan veeleştirmen VVislavva Szymborska'ya verilmiştı. Adı- nın. "VislayaŞumborşka-olarak okundu- ğunu öğrendim o arada. Ödüi ıçin layık görülüşünün resmi gerekçesi şöyleydı: "İronik bir kesinlikle, tarihsel \e biyolo- jik ilişkiyi, insan gerçeğinin bir parçası olarak günışığına çıkaran şiirinden örii- rü..." Szymborska. bu ödiilii alan 9. kadın \ e 4. Polonyalı yazar oldu. Isveççede. An- ders Bodegard'un çe\ irisıvle 100 kadar şiiri iki ayrı kıtapta yeralıyor. İngılızce- yı ise. Stanisla>\ Baranc/ak v e Clare Ca- vanaghtarafından çevrilmış. "Vie>* »ith a grain of sand" başlığıyla geçen yıl ya- yımlanan knaptaozanın 1^57'dekı "Cal- ling out to Veti™ kitabından. 1993'teki "The End and the Beginning"e dek yaz- dığışıırlerdenyapılmişseçmelerbulunu- yor. !957"de "Stalinizmden koptuğu ve toplumsal gerçekçi içerikli önceki şiirteri- ni içeren iki kitabını yok kabul ettiği" y a- pılan ilk yorumlar arasında. Zaten yuka- nda adı anılan kıtaptakı Yetfnin de Sta- lin olduğu sanılıyor. Symborska'nın şiiri hakkındaçe\ irnıenı Bodegard. "Sakinbir anlatım biçemine sahip, çevirmesi güç" saptamasını yapıyor. Ozanın birşiirinde- kı şu dizelen. bu saptamayı doğruluyor: "Gücenme bana dil. sana ağır sözcük- leryüklüyorumdiyeAedahahafifgibigö- zükenler diye işliyorum onları kendim- ce..." Anders Rodegard, Polonyalı ozanı şöy- le tanımlıyor: ~O. diiş kınklıklannın ozanı. Bizden unıut topluyor ama, yolun sonuna vardı- ğımızda ortada bir umudun kalıp kalma- dığını, bir adım ileri gidip gitmediğimizi anlayamıyoruz. Kişi onun şiirlerini okur- 12 şiir kitabı olan Szvmborska'nın eleştirmenlere göre en iyi kitabı 'Kendi Kendime Sorular' adlı yapıti. 'Şiirin Mozart 'ı Szymborska Küitür Semsi - İs\eç Akademisi'nin "insan gerçeğine mizahi açılardan baktı- ğı"gerekçesinedayanarak verdiği Nobel Edebiyat Ödülünün bu yılki sahibi Po- lonvalı kadın şair \\isla»a Szjmborska, Henr> k Sienkie«icz( 1905). \V Stanisla» Re>mont (1924) \e Czeslaw Miloszdan (1980) sonra Nobel'i kazanan dördüncü Polonyalı \e dokuzuncu kadın şaır oldu. Ödülü aldığını öğrenıröğrenmez ken- disini ara\an lıaber ajanslanyla telefon- da görüşme>i kabul eden Szvmborska. ada> lar arasında olduğunu bilmesine rağ- men İs\eç AkademİM'nin kararının ken- disi için büyük bir sürpriz olduğunu sö\ - ledi. Ünlü >air. "Czesla\\ Milosz'un ödül kazanması bence çok daha önem- li bir ola\ dı. Ödüle la\ ık görülmem ülkemin edebiyatı adıııa çok sevin- dirici. Ancak benim gibi pek çok şair daha bu ödülü hak ediyor" dı- >erek Tadeusz Roze>\icz \e Zbig- niew Herbert'ın de çok önemlı ^a- irler olduğunu belirtti. "?3 vaşındaki şair. Polonya'nın batısındakı Poznan bölgesinde bu- lunan Kornik kentinde 2 Tenımuz 1923 \ılında doğdu. Krakovdaki Jasıellone Üni\ersite.M Edebi\at\e manda Poloııya entelektüellen arasında >er aldı. 12 şiir kitabı olan Szynıbors- ka'nın eleştirmenlere göre en i\ı kitabı 'Kendi Kendime Sorular' adlı vapıtı Ün- lü şair bu kitapta nıükemmel bir şiirsel anlatımla. çağımızın ahlaki sorunlanna telset'ibıraçıdan\aklaşı\or. Şiirlerini an- laşılır. valın bir dil leyazan şair afonzma- lardan vararlanarak insanlık. aşk \e ölünı üzerınde yoğunlaşnor. '\"KW VMth A Grain of.Sand'adlı kitabı geçen \ıl İngi- lızce>e çe\ rilen Sz\ mborska'ııın pek çok şiiri de Fransızca başta olmak üzere pek çok Batı dilinın yanı sıra Arapça. İbranı- ce. Japonca \e Çince gibı dillere de ee\- rıldi Şainn aldığı öduller ıse Krakou P olonya şiirinin en büyük ustası olarak kabul edilen Szymborska, yapıtlarında şiirsel bir lirizmle felsefe ve ahlakın kusursuz bileşimini ortaya koyuyor. Varoloşumuza ilişkin sorunları felsefenin süzgecinden geçirdikten sonra üretken, zengin \e eğlendirici diyaloglarla büyük bir şiirin temelini atıvor. SOSNOIOJİ Fakültesi'ni bitiren Szvmbors- ka. vaşamı bovunca bu kentten hiç ayrıl- madı. Polonva şiirinin en büv ük ustası olarak kabul edilen Szymborska. yapıtlarında şiirsel bir lirizm ile felsefe \e ahlakın ku- sursuz bileşimini ortaya koyuvor. Okur- lagözgöze. denndenkonuşan bir şair Va- roloşumuza ilişkin sorunları felsefenin süzgecinden geçirdikten sonra üretken. zengin ve eğlendirici divaloglarlabüvük bir şiirin temellerini atıvor. 1945 vılında şiirlerini ilk kez vavımlayan Szymbors- ka. yapıtlannda manev i değerlerin her şe- vin önünde sittigini savundu \e kısa za- Kenti Edebivat Ödülü (1954 ı. Polonva Kültür Bakanlıûı Ödülü (1963). Goet'he Ödülü (1991). Herder Ödülü (1995) ve geçen hafta içerisinde kendisme verilen Polonva PEN Kulubü Ödülü. Szvmbors- ka'ııın 1995 vılında \enlen Adanı Mic- kievvicz Üniversitesi Onursal Doktorluk unvanı bulunuyor. Nobel Akademisindenyapılanaçıkla- nıada. 'şiirin Mozart'ı' olarak tanımla- nan "3 vaşındaki şairin 195^'den bu va- na (sözü edilen tarih. Polonva'da sansü- rün kaldınlışının öncesine davanıvor) şi- irlerini bir arav a getırdıği pek çok kitabı- nın yayımlandığı. bunun yanı sıra eleşti- ri >azıları ve erken Fransız şiirinden çe- virilerinin bulunduğu belirtildi. Szvmborskanın Nobel edebivat ödü- lünü alması Polonva'da büv ük sev inç va- rattı Devlet Başkaııı Aleksander Kwas- nie^ski. Polon\a halkının bu mutluluğu pavlaştığıııı belirtti. Ünlü şairin yaşadığı ver olan Kornikte vayunlanan günlük gazete 'Tvgodnik Po»\szechny'nin editö- rü Jerzy Turo»itz ise Szvmborska'nın Nobel'i hak ettiğı ve ülkenin en öneınli şairi olduğunu kanıtladığını söyledı. Ün- lü Polonvalı vazar Stanislav> \xm. mes- lektaşııım bu ödülü kesinlikle hak ettiğı- nı belırtirken ABD'de vaşavan Nobel ödüllü şair Czesla\\ Milosz ise Szv mborska'nın hav ranı olduğunu sövleverek "Her şevdcn önce bu ödül. 20. > üzyıl Polonva şiirinin bü- v ük bir atılım içerisinde olduğunu gösterhor" dedi. Szvmborska'nın Almanva'daki v av ıncisi Rainer VVeiss ise şairin ki- taplarının Uluslararası Frankfurt Kitap Fuan'nda büyük ilgi gördü- ğünii bildirdi. Okuyucuların Nobel almış yazarların kitaplanna ilgi gösterd'iğini söy leyen \\eiss, geçen ^ ^ yılın edebiyat ödülü sahibi Seamus Heanej'nin kitaplarından 500 bin pound tutarında ekstra bir gelir elde edıldiğini anımsattı. Nobelli yazarların kıtaplarını yayımlay an ünlü y ay ınev i Faber & Faber yetkılisi Joanna \Iackle da okuyucunun bu yöndekı eğılimlerinı doğrulayarak üzerinde "Nobel ödüllüdür' damgası ta- şıyan kıtaplann satışlan her zaman arttır- dığını söyledi. 1.12 milyon dolar tutarındaki edebiyat ödülü. Nobel ödülünün ısim babası Is- veçli bilgin Alfred Noberin 100. ölüm yıldönümüne rastlayan 10 aralık günü Stockholm'de diizenlenecek bir törenle Szvmbor.ska'va verilecek. ken bir şeyler oluvor. Belirli bir konuda üzerinde bü\ ük titizlikle durduğu şürleri var. Örneğin 'Soğan' başlıklı şiiri soğan- dan, Nefret' ise nefretten bahsediyor." Anders Bodegar'ın Szymborska'nın şi- irlerini doğrudan doğruya Lehçeden çe- v irmiş olduğunu da ekleyelim. 1996 vilınm ödülüyle ilgili yoruıhlar 73 yaşındakı VV'islavva Szymborska, ödülün açıklamasmdan hemen sonra ken- disini telefonla arayan Isveç gazetesi Da- gens Nyheter'e ilk tepkisini şu sözlerle di- \s getirdi: "Az daha ölüyordum, telefona ancak dört ayak üzerinde gelebildim. Dizlerim çözülmüştü. Elli söyleşi vapmış gibiydim. kanşık du\ gular içindev im. Büv üksevinç \e büyük kafa kanşıkiığı. Hatta büyük korku da. Nobel ödülü, korkunç bir so- rumluluk. İnsana, halka açık bir kişilik edinme gereğini \eriyor. Bu da benim için çok güç. Eminim bundan sonra yaşann- niın sakin anlannı geride bırakmış olaca- ğım. Oysa >azabilmem için sakinliğe ge- reksinmem var. Bunun dışında.önemli bir etkilenme altinda olacağımı sanmıyorum. Bu yaştan sonra hiçbir şey başımı döndü- remez benim." Syzmborska. Reuter Ajansının sorula- rını yanıtlarken. çevirmeni Anders Bode- gard' ı övdü ve "Sıradan bir çeviri olsay- dı. İs>eç Akademisi beni bulup çıkaramaz- dı"dedi. Dagens Nyheter. çeşitli ülkelerdekı mu- habirlerine. bu yılki ödülle ilgili tepkile- ri sordu. Gazeteye ulaşan bazı tepkiler şöyle: AImanya:Tartışılmasıolanaksızbirse- çım. Çok iyı birseçım. İlginçtırki bir kez daha -geçen yılki Seamus Haeney'in ar- dından- bir kez daha bir şair. ödülü kazan- dı. Bunun nedenleri üzerine spekülasyon yapılabılır. Belkı de akademi. lekelenmış adını temize çıkarmak ıçin bu yolu. yani hakkında tartışamayacak bir ozanı seçti. Şiirde bunu yapmak. romandakinden da- ha kolay çünkü. (Thomas Steinfeld; Frankfurter Allgcmeine Zeıtung gazetesi- nin edebiyat eleştirnıeni) Fransa: Fransızcada ozanın bu yıl ya- yımlanan tek bır kitabı var. Görüşü iste- nen eleştirmenler. ozanı tanımadıkları için yorum yapmaktan kaçındılar. Liberati- on'un edebiyat redaktörü AntonieDeGa- udemer, ozanın adını duyduğunu. ancak hiçbir şıirini okumadığını söyledi. Rusya: Polonva edebıyatı uzmanı Kse- nia Starosselkaya. ozanın Rusya'da iyi ta- nındığını. yönetnğı edebiyat dergisinde zaman zaman şiırîerinin yayımlandığını \eünlüozan AnnaAchmatovatarafından Rusçaya çevrilerek kitap halıne getırildi- ğini söyledi. —• Hoüanda: NRC Handelsblad gazetesi- nin eleştirmeni Marjoleine de Vos, karar- dan büyük sev inç duyduğunu söyledi ve Brodsky'nın."Yüzyıİıneniyiozanlannın Polonyalı olduğunu ve bunlar arasında Mi- losz, Herbert \e Szymborska'yı saydığı- m" anımsattı. Hindistan: Outlooks dergisinin kadın yönetmcnı TarunTejpal, Polonyalı ozanın adını bileduymadığını ve akademinin ka- rarına şaşırdığını söyledi. İsveç: Akademinin yalnızca anlaşılma- sı güç. cafcaflı şairleri ödüllendirdiği sa- vı. gıderek popülerıte ıçin ortaya atılan bir klişeye dönmekte. Szymborska, gayet ulaşılması kolay. açık ve burnumuzun önündekinı görmemizi sağlayan bir şair. Dudaklarındasürekli olarak ironik bir gü- lümseme var. Kendisini çok ve içten se- viyorum. Bu kez sıranın onda olmasını dilemiştim. Şair \\erner Aspentröm bir şi- ırınde "Eğer Polonya'daki o kadın şimdi burada olsaydı / söz ederdik taşlardan ve onlann akrabalanndan" y azar. \Yislavva Szymborska ıle birlikte söylenebilecek çok söz var: dünyayı telaşsız bir şekilde izleyebilmek için. Astronomun ailesiyle ilgili şiınnde olduğu gibi: ekseni etrafın- da dönen ve gökyüzüne yakın olanla ılgi- li yerel konulardan söz ediyorlar ve bir yandan da tuzlu fıstık atıştınyorlar. (Ole Hessler. Dagens Nyheter'in edebiyat eleş- tirmeni) Polonva: Nefis! Fevkalade! Akade- mi'den tam isabet! Sıcak hümanizm ile küreselliğı: yalınlık, zariflik, alçakgönül- lükle iyi niyetli ironiyi ödüllendirdiler. \\'ıslavva'nn yazdığı her şey hem elit dü- zeyde. hem de herkesin anfamasına açık. Bu tür edebiyata. yaşadığımız günlerde gereksinme büyük. Szymborkska, fırtı- nalı yıl 1989'dan sonra aklı başında ve mesafeli bakış biçimini koruy an ender ki- şilerden. Gerçek sanat için. çok gerekli bir yetenek. Belki de. "kadınsal yakla- şım" da kullanılabilirdi burada. (Rsyard Kapunscinski; y azar) DUŞUNCEYE SAYGI Sanatçdardan TRT'ye protesto BÜLENT ECEV İT ANTALYA- "Altın PortakaPlar bugün sahiplerine kavuşacak. 33"üncüsü gerçekleşen Altın Portakal Film Festivali önceki gece TRT 2'den naklen yay ımlanacağı duyurulan "Altın Portakal Onur Gecesi" töreninin gecikmesi üzerine. sinema sanatçıları TRT'yi protesto etti. Festivalin üçüncü gününde Antalya Kültür Merkezi'nde saat 21.00'de başlayacağı duyurulan "Onur Geeesi'töreninin TRT'nin link hatlarının dolu olnıası nedeniyle bekletilmesi. Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği'nin (ÇASOD) tepki göstermesine neden oldu. 45 dakika bekledikten sonra salonu terk eden sanatçılar adına bir açıklama yapan Aykut Koray. "Tepkimiz Antalya halkına değil, sanata gerekli ilgiyi göstermejen \e saygısızca davranan TRT'yedir"dedi. Bu tepki üzerine sunucu Mustafa • TRT 2"den naklen yayımlanacağı duyurulan "Altın Portakal Onur Gecesi", link hatlarının dolu olması nedeniyle 45 dakika gecikmeli başlayabildi. Bu duruma Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği tepki gösterdi. Gecede Hülya Koçyiğit, Atıf Yılmaz, Behlül Dal ve Tank Akan'a ödülleri verildi. ^ölaşan. kaydaalacaklarını söyleyerek programı başlattı. Gecede 33 yıl boyunca en çok Altın Portakal kazanan yönetmen olarak Atıf Yılmaz. K.adın Oyuncu olarak Hülya Koçyiğit ve Erkek Oyuncu olarak da Tarık Akan'a ödülleri verildi. Altın Portakal Yaşaın Boyu Onur Ödülü alan Behlül Daî. ilk filmlerini çektiği kamerayı Büyükşehir Belediyesi ve Altın Porkatal Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Hasan Subaşı'na armağan etti. Başkan Hasan Subaşı da Antalya'da Altın Portakal Sinema Müzesi kuracaklarını söyleyerek, Antalya'nın sinemaya desteğinin her zaman süreceğini belirtti. "Samanvolu" müzicinin bestecisi Metin Bükey'in Antalya için bestelediği müziğin bandını da Subaşı'na verırken. sesleııdirmesinin de Gönül Yazar tarafından yapılacağını açıkladı. ^ı'önetmen Atıf^'ılmaz, Antalya'dan ödül almak için çalışmalarını sürdüreceğini belirtirkcn. Hülya Koçyiğit de Altın Portakal ödülünün büyük bır değerı olduğunu vurguladı. Tarık Akan ise. "Ülkemin sorunlannı kendi sorunlarım olarak gördüm ve sinemaya taşıdım. Onur ödülü iyi güzel ama son ödül değildir. Tekerlekli sandalyey le de gelip Antalya'dan ödül almaya devam edeceğim" dıye konuştu. Özel Onur Ödülü'ne değer görülen Türkan Şoray'ın ise törene katılamazken. "Festhal bitmeden geleceğim ve ödülümü kendim alacağım"şeklınde mesaj gönderdiği açıklandı. Şoray'ın bugün Antalya'ya geleceği ve final gecesine katılacağı öğrenildi. AKM'de bugün yapılacak olan ve TRT'de naklen yayınlacağı bildirilen final gecesinde Altın Portakal'lar sahiplerini bulacak. 12 film başv urmasına karşın. Erbil Altanay'ın "İntihar Rehberi". Yılmaz Duru'nun "Dünya Kadınla Güzel" ve Adem Ayral'ın "Bir Nefes Sevgi" adlı filmler bugüne kadar kopyalannı göndermedi. V'akıf yöneticileri, Sinema Eseri Sahipleri Meslek Bırliği'nin (SESAM) filmlerinin gönderilip gönderilmeyeceği ya da yetişip yetiştirilemeyeceği konusunda bir açıklama yapmadığını bildirdiler. Jüri ise bu filmlerin son güne kadar (5 ekim) ulaştınlması halinde değerlendirmeye alacağını da daha önce açıklamıştı. - MEMET FUAT Yaşlı Bir Şaire Mektuplar (4) Sevgili Ş, Bakıyorum, gene kıvırmış, gene inanılmaz şeyler döktürmüşsün. Şiirdünyasından. gençlerden, Ha- kan Savlı'dan, Ergin Yıldızoğlu'dan tek satır söz etmiyorsun mektubunda. Benimle uğraşıyorsun. Uğraş bakalım... Modası geçmiş şiir anlayışımı savunmak için de- ğil, senin kendini gökyüzünde gören, herkesi aşa- ğılayan yaklaşımını belki kırabılırim dıye anmıştım Melih Cevdet Anday'ın sözlerını, şiirin değişik kı- lıklarda ortaya çıkışını anlatışındaki alçakgönüllülük seni de belki büyüklük uykundan uyandırır dıye dü- şünmüştüm. Yadahiç uyanma!.. Kim bilir, belki de sana böylesine bir özgüven ge- rekli. Şiir eşit sen. Sen neredeysen, şiir de orada. Ne güzel!.. Yalnız, bir türlü anlayamadığın bir şey var: Herkes istediği gibi şiir yazmakta özgürdür... Şair şiirini yazar, okur ister beğenir, ister beğen- mez... Odaözgür çünkü... Başka bir şair olarak sen de yalnızca bir okursun... Beğenir. ya da begenmezsin... Kısacası, şiir hiçbir zaman anlayışlarla değerlen- dirilemez... Hangi kılıkta olursa olsun. sonuçta or- taya şiir çıkıyor mu, ona bakılır... Modası geçmişmiş, gelecekmış... Yunus Emre hâlâ okunuyor mu, Karacaoğlan Yahya Kemal, Ahmet Haşim?.. Günümüzün en çok okunan şairleri Nâzım Hik- met, Orhan Veli, Ozdemir Asaf Hiçbıri senin anlayışına uymuyor... Başka bir şairi bunlardan daha çok sevebilirsin. Başka bir şair senin için bunlardan daha büyük ola- bilir. Çok okunmak tek ölçüt değil, biliyorum. Ama bir bak şu andığım adlara. ne kadar değişik şiir anlayışlarının adamları... Nedir onlara modaları ezip geçecek gücü veren? Değişik kılıklarda ortaya çıkan şıır... Sen de, onlar gibı, şiiri yakalarsan. ya da yakaia- mışsan, bugün savunduğun anlayışın modası geç- tikten sonra da okunur şiirlerin... Bu "moda" sözcüğünü, benim bildiğim kadarıy- la, bızim eleştirimızde üstüne basa basa ilk Salâh Birsel kullandı. Şiirin ilkeleri adlı kitabında moday- la ilgili bir parça vardı. Bu sözcüğün hafiflikleri. ba- yağılıkları, tatsızlıkları çağrıştırdığını, oysa belli bır çağ sanatının uzun boylu tutunamayacağını belirt- mek için kullanıldığını söyleyerek şöyle bağlıyordu: "Beğeni dediğimız şey, yani zevk, ınsanlara gö- re değiştikten sonra, kuşaklara göre haydı haydı değişir. Böyle olunca da beğenısı başkalaşmış ya da yepyeni bir alana kaymış bir toplumdan, eski be- ğeniye uyularak yazılmış yapıtları baştacı etmesıni nasıl isteyebiliriz?" Bu sözler kitabın Yenilik Yayınevi'ndeki ilk bası- mından, 1952'den beri beni hep rahatsız etmiştir: Sevdiği şairlerin, şiirlerin modası geçsın ister mi in- san!.. Geçenlerde sen telefonda Salâh Birsel için de kullandın bu sözcüğü, mektubunda da bana sataş- mak için kullanıyorsun. Anlaşılan senin son iki kitabındaki şiirler günün modasını belirliyor. Ama herkes senin gibı yazmıyor... Ayrıca, şu benim modası geçmiş şiir anlayışımla senin moda şiir anlayışın arasındaki aynmlar da neymiş, bir bakalım... Sanırım işin temelinde, kırkyıldırtartıştığımız. kaç kere çözülüp yeniden düğümlenen "anlam" konu- su yatıyor. Şairler bir şey anlatarak da, anlatmadan da yüz- yıllardırşiiryazdılar, yazıyorlar. Benim öykü şiirinden yana sözler etmem bu durumu değiştirmez. Ama bir yazın çevresınde, "Şiirde öykü olmaz," diyenler varsa, onlara karşı, birilerınin de, "Şiirde öy- kü olur," demesı doğaldır. Çünkü yapılan. yapılabilen bir şeyin, yapılmasına karşı çıkmak. bir yasaklamadır. her yasak da mut- laka tepki görür. Hiç kimsenin yadsımadığı, yadsıyamayacağı. şı- rin sözcüklerle yazıldığı gerçeğine gelince, bu du- rum şiirin içinde düşüncelerin, duyguların yer alma- sına kesinlikle engel değildir. Şiir sözcüklerin uyumunda da, düşüncelerde de. duygularda da oluşabilir. Buna da yasak getirilirse. gene karşı çıkılması do- ğaldır. Sevgili Ş, Ben senin şiir anlayışının yasaklar üstüne kurul- duğu kanısındayım. Bir şair şiir anlayışını oluşturur- ken bazı şeylerı kendine yasaklayabılir, ama bunu başkalarına dayatmaya çalışmamalı... Ben bütün yazın anlayışlarının özgürlükler üstü- ne kurulmasından yanayım. Onun için de senınle anlaşabilmemiz bu yasakçılıktan vazgeçmene bağ- h... Sevgiler, selamlar.:. Türkiye'de ve Sosyal Demokrat DEĞİŞİM Sosyal Demokrat 1 A. DBĞİŞİMJ • Kemalizm ve Sosyal Demokrasi • İnönii ile Sosyalist Enternasyonal Üzerine • Süleyman Genç'in Deniz Baykal'a Mektubu
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle