26 Haziran 2022 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
3AYFA CUMHURİYET 28 EKİM 1996 PA2ARTESİ 12 HABERLER 'Tarihin korunması'cumhuriyeüebaşlamıştı •• ÜlkerrLz ve nimarhğmız için "'yüz -dcımız" cian. yüreği jvtatürk vt cumhuriyet ."&vgisiyle<k>lu bir İadın ırestoratörimüzün 81. 3-aşını. cjmhuriyetimizin 73. ylıylabiıikte İutfuyonü. ^ Gelecec kuşaklar bu ttpraklardıki Osmanlı ve Bizans Lr/garlıklannı da i.zleyebilecek]en.e, t»unda hiç cuşkusuz Cahide Taner'lerin l 930'lardabaşlattıkları y ınanılmar özverili 'turtarma çabalannı" aHh ö\«ü\le anacak... Cahide Tamer, 1955 yılındaki restorasyon sırasında iş elbisesiyie Rume- Tarih 21 Eylül 1949. Cahide Tamer, Topkapı Sarayı'ndaki restorasyonu- lihisarında çalışmıştı. (Kendi arşivinden) nu denetleyen İsmet İnönü'ye bilgi veriyor (Kendi arşivinden) Mimar Cahide Tamer, tüm yaşamını kültür mirasına adadı Cumhuriyet'in gerçek memuru OKTAY EKINCI Bugün 73. )ilını kutladığımızcumhu- ryetımizın vıne "73 yıldır tanığı" olan raimar \e restoratör Cahide Tamer'ın Levent'tekı >e\imli evındeyız. Aslında sadece Türkıye Cumhurıve- ı'nin değıl. 'bağımstzlık rnücadelesi- nin" de tanığı demek gerek. Çiinkü Cahıde Tamer 19I5'te dogmu^ ve o destanla>an direnış vıllannda ço- cjkluğunu ya^adıktan sonra. onurunu kjrtarmiş bir ulusun avdınlık > üzlü genç kzı olarak Atatiirk'ün cenazeMiıde oku- lunun çeJenginı taşımış. O unutulmaz hüzün dolu günü belge- leyen tören fotoğrafinı gösterirken. "iş- ttşu önde vürüven kız benim" dıvor ve ardından meslek yaşamını yönlendiren "tarihsel gerçeğTşovle özetlıvor "Türkive'de eski eser restoras\onu cumhuri\et!e biriikte ve Afatürk'ün teş- vikivle başladı. Bizler 1930'larda. 1940'larda Osmanlı'dan ve Bizans'fan kalma vapıları rvstore etmeve ilk kez adım atarken, Av rupa 'da 19. asırda \etiş- miş restoratörlerin kitaplanndan başka kaynak yokhı..." Cahide Tamer'ın bu tanıklığı. cumhu- rivetin Anadolu kiiltürlerine ve geçmış, u>garlıklara verdıgı degerin yanı sıra "mimarlık*' gibı tanh boyunca hep erkek işi olmuş bir meslekte bıle kadına verı- lenönemın\edahası "duyulangihenin'" bir kanıtı. 50 >ıllık da "belgeseli™" Erenköy KızLisesi'nde okurken 17 \a- şında e\ lenen Cahide Hanım. bu neden- leçok sevdığı okulundan erken avrılmış Ne \ar ki 1938'de "dışardan" bıtırme sı- navlanna girerek \ ıne de lise mezunu ol- maya hak kazanmış. Bugün bıle hâlâ bovnunda taşıdığı -E.K.L." (Erenköy Kız Lisesi) harfleri ışlennıiş gümüş kolyeyi belli ki hıç çı- kartmıvor Mezun olduğu Güzel Sanat- lar Akademisi'nın stilize edilmış "bav- kuş" şeklindekı amblemleri ıse evinde- kı çok sayıda hatıra eşyasının üzennı süs- lüvor Meslekte yarım yüzyılı geride bırakan mimar Cahide Tamer, küçuk bir müzeye dönüşmüş evinde şim- di anılanyla baş başa (Fotoğraf: KAAN SAĞANAK) 120 kişinin başvurduğu "yetenek sı- na>ınr başanyla geçen 60 öğrencı ara- sındaki "5kızdan" bıri olarak akademi- nın Mimarlık Bölümü'ne giren Cahide Tamer, 1943'te bu okuldan mezun olduk- tan sonra Eski Eserier Genel Müdiirlü- ğii'nde göreve başiıyor. 1956*dan. emeklive avrıldığı 1970"e kadarda VakıflarGenel Müdürlüğü'nde çalışarak çok savıda eski eser binanın onanm ve restorasyonlannı gerçekleştı- riyor. Yaklaşık 30 yıllık meslek yaşamında. doğrudan kendi denetiminde ve yönetı- mindeki restorasyon çalışmalannda "elinden geçen n bina ve külliye ;>a>ısı ICO'ü geçiyor. Kandılli'deki Anıcazade Hüse\in Paşa Yalısu Arkeotolji Mii/esi. A>a İrini. Be>azıt CamisL Fatih Külli>e- si, Siik'\mani>e Külli\esi. Kari\e Mii/e- si. Mısır Çarşısı (Eminönu). Rumeli Hi- sarı. Sultanahmet Türbesi, Tekfur Sara- >ı. Topkapı Sara\ı Miizesi, Ulu canıi (Bursa). Vedikule Hisan, Süle\man Pa- şa Medresesi( Iznık). Çoban Mustafa Pa- şa Külliyesi(Gebze)... Uzayıp gıden gör- kemlı listede ilk göze çarpan tarıhı \apı- lardan bazılan. Bütün bu Osmanlı ve Bizans yapıtla- rını yine Vakıflar'da yıllarca "baş mi- mar*" olarak şıkımdan ve vok oluştan kurtaran Cahide Tamer. özellıkle Amca- zade Hüseşin Pa^a Yalısı'nın bugünkü "metruk vebakımsız" haline çok üzülü- yor. Geçen vıl gıttığınde "ağladığını" sö>lü\or\e 1950'lerdekı "kurtarmaça- baJannr^ö> le anlatıvor: "Bu 17.yüz> ıl>alısı o > ıllarda artık de- nizeduğru>ıkılmak üzere\di. İstanbul'u Sevenler Derneği 5(XK( TL vardınıda bu- lundu. BÜNÜk inıkânsı/lıklar içeminde sağdan soidan mal/enıe topla\arak bu Osmanlı \alısını kurtardık. Bugünkü eli- böğründeler (payandalar) bizim koyduk- lanmızdır. Son kez 196l'dede bir onanm yapbk. O yıllanlan beri ise hiç bakılmı- yor..." Cahide Tamer'in evı küçük bir müze gibi. 81 yaşındakı bir restoratörün ömrü boyunca ilgi duyduğu her şey ve kendı- sine armağan edilen tüm anı eşyalan, bu küçük ev i sanki bü> ük bir "tarih galeri- si" haline getirmiş. Bu duygu. emek. öz- veri ve "yurtse>gisi*' dolu galerinin bel- ki de en "nadide 1 "köşesı ise "arşrv" oda- sı. Cahide Tamer, meslek yaşamında kat- kıda bulunduğu hemen tüm eski eser res- torasvonu uygulamalannın "projeterini ve inşaat belgelerini" de kalın dos>alar halınde bu arşn odasında saklıyor. Yine bu "iple bağlı" eski dosyaların her birı. !S>4ü"larda. |950"lerde'\e 1%0'larda cumhuriyet Türkı>e'sınin bu ülkenin kimliğini oluşturan tarihsel mirasını onarmak \e yaşatmak ıçin ne denli ça- balargösterdiğını kanıtlıyor. Üstelik ger- çekten büyük ekonomık sıkıntılara ve kıtlıklara. yokluklara rağmen. Clkemız ve mimarlığımız içın ">üz akımız" olan. yüreği Atatürk ve cumhu- riyet sevgisiyle dolu bu kadın restoratö- rümüzün 81. yaşını. cumhunvetın 73. > ı- lıvla biriikte kutlamak ısteflık- Yaşamı- na ve çabalanna. onümüzdekı haftalar- da daha genış yer vereceğız. \"ıne de di- lerseniz kendisinı zıvaret edip örneğın 40 v ıl önce bir Rumi Mehmet Paşa Türbe- sî'nin, ya da 50 \ ıl önce Kariye Müze- si'nin restorasvonunda kımlenn çalıştı- ğını. kaç lıra harcandiğını. hangı ona- nmların vapıldığını kendı.Mnden öğre- nebılirsiniz. Gelecek kuşaklar eğer bu topraklar- daki Osmanlı ve Bizans uvgarlıklannı da ızleyebileceklerse. bu hiç kuşkusuz cumhurnetin ve Cahide Tamer'ın son v ıllarda gıderek ha.sretını çektığımız "bütünleşmiş çabalarıyla" ofacak. On- lar adına teşekkür edivoruz Camiler yayılıyor, okullar darahyor CELALV1LMAZ İZ.MİR-lzmıranakent büainündekı camiler, ortaöğ- retim okullannın kapladığı kentsel alanlardan ıkı kat daha fazla bir alana yavılıvor. Lzmanlar. okul alanla- rının 3194 sayılı İmar Yasası'yla sınırlandınldığına dıkkat çekerken. dını vapılar ıçın herhangı bırkısıtla- manın olmadığını vurguladı. tmar Yasası'na göre, İz- mır'dekı 232 ortaöğretıın binası içın 4 milyon 147 bın metrekarelik alan avnlması gerekırken. varolan okul alanlannın 1 milvon447bınnietrekarevleoldukçave- tersiz olduğu saptandı. Dokuz Evlül Lruversıtesı Mı- marlık Fakültesı Şehırve Bölge Planlama Bölümü'nün araştırmaları, Izmır'dekı 447 camınin vaklaşık 3 mil- yon 200 bin metrekarelik alana v ayıldığını ortava koy- du. Mimarlık Fakültesı ögrenalenn lez konusu olarak • Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nün araştırmalarına göre Izmir anakent bütünündeki camiler, ortaöğretim okullannın kapladığı kentsel alanlardan iki kat fazla alan kaplıyor. seçtiklerı çahşmalarda, dini tesislen ınceleyen Evşen Şencan. 447 camınin vaklaşık 200 bın cemaat kapa- sitelı olduğunu saptadı. Ortaöğretım kurumlannın da- ğılımmı ve gelecekteki yapısını araştıran Seçkin Ar- al da 232 lısede ! 18 bin 850 ögrencının eğitım gördü- ğü sonucuna ulaştı. Avnı araştırmalann sonucuna gö- re camı alanlannın belirlenen standartlara göre vete- rinden fazla olduğu: ortaöğrerimdeki 11 inıam hatip lisesınde de 8407 ögrencının eğitım gördüğü belirlen- dı. İzmır anakent bütünündeki camilerin vapım tarih ve süreçlerının de araştırıldığı çalışmada, Izmir'de 1950 vıhna kadar 130 camınin bulunduğu anlaşılıvor Bu tarihten sonrakı 10 vıllık kesıtlerde camilerin va- pımı vesavılarıartmavabaşlıvor. 1950-60 (Demokrat Partı ıktidarı) dönemınde 44.' 1961-70 (27 Mavıs lh- tılalı\e.AdaletPartıiktidan)arasında66.1971 -80 < 12 Man Muhtırası. CHP-MSP Ece\ ıt-Erbakan koalisso- nu, AP-MSP-\ÎHP MC Hükümetlerı. CHP Ece'vıt azınlık hükümeti) sürecinde Izmır'de 77 camı vapıl- mış. Dını vapılannen çok yapıldığı 1980-90(12 Ev- lül darbesi. A.N'AP Özal tktıdarlan) döneminde tam 92 camı ınşa edılmış. 1990 sonrasmdan bugüne kadar da izmır'de 38 cami daha hızmete gırmiş. Ortaöğretim tesislennın ıncelenmesinde. lzmir'de öğrenci başına düşen okul alanının da 9.69 metreka- re olduğu saptandı. Avnı kavnaktan edınılen bılgıler doğrultusunda bu oranlar ÂBD'de 60-80. Avustral- ya'da 13.2. Bulganstan'da 20, Cin'de 25. Polonya'da 15 metrekare olarak projelendirilerek gerçekleştınlı- vor. Araştırmada. Izmir niifusunun 2015 yılında 5 mil- vonu aşacagı kestiriliyor ve buna göre 10.5 milyon metre karelik okul alanına gereksinim duyulacağı vur- gulanarak yetersizlik ıçın önlen almması ıstenivor. Bu- nunla biriikte halen ortaöğretim kademesındekı çağ nüfustan (15-17 >aş) vüzde 62.2sinın eğıtıminı sür- dürdüğü dığer önemli sonuç olarak ortav a çıkıyor. CjÖRÜŞ /YÜCEL FEYZtOĞLU Çocuk eğitimi anne karnmda başlar 14 Ağustos 1996 tarihlj Cumhuri- yet'in son sayfasında "Kişılığı. gene- tıkyapı behrlıyor" başlıklı bir haberya- yımlandı. Eğerbu habereksık veyaçe- virı hatası ile yayımlanmadıysa; Bay 'Prof Robert Plomin: "Anne ve ba- banın, çevrenin, iletişım araçlarının. çocuk eğitiminde belirieyicı bir unsur olmadığını" söylüyor. "Kişiliğı. genetık yapının belirledığini" savunuyor. Ve tüm bu savlar gelişim psıkolojısı ala- nında yapılan son on yılın yenı ve par- lak ürünleriymiş. Ancak bu alanın öteki cephesınde çalışan bilimciler. 1980 yılından beri çok önemli başka sonuçlar elde ettı- ler. insan yaşamındaki ilk altı yıl, zihin- sel gelişim ve psıkolojik olgunluğa erişme açısından çocuğun tam ınsa- na donüşme çağı olduğunu; bunun da bir eğıtimle gerçekleştığıni kanıtladı- lar. Bilim adamı olmadan da çocukla azıcık ilgılenen herkes, eğıtılen çocuk- la eğitilmeyen arasındaki farkı hemen görmektedir. Bız yine de bilimcilerin elde ettikleri sonuçları ömekleyelim: Torontolu bilim adamı Dr.Thomas Verny, ana kamında bebeğın 4. ay- dan ıtıbaren tatma, duyma, dokunma hıslerinin geliştığıni saptadı. Neden böyle erken gelişim olduğunu ABD'li bilimciler araştırdılar. Ana kalbinin rit- mik sesıyle duyu o.rganlarının erken geliştiğini görduler. Öyleyse anne kar- nmda eğitim başlayabilir mi sorusu or- taya atıldı. Evet çocuk psikologlan ve bilimciler, deneyler sonucunda buna da olumlu yanıt verdiler: Kalp atışları rıtmik bir sesle olduğuna göre: ritmik seslerle, yani müzik, ninni, tekerfeme- lerle eğitim başlayabilirdı. Tek tek ya da gruplar halinde eğitimler başlatıldı. 1980'den sonra ana karnında eğitilen çocuklar bugün okullardalar. Öteki ya- şıtlarına göre kendilerine güvenleri çok ve başanlı durumları oldukça yüksek- tır. Anne karnında başlaması gereken eğitim. çocuk dünyaya geldikten son- ra daha da önem kazanmakta. çocu- ğun ilkokula başlayacağı döneme dek sürmesi gerekmektedir. Çünkü: 1) Çocuk doğduğu zaman beyni sağ ve sol yanm küreler halinde birbirinden bağımsız durur. Her birinin ayrı işlevi vardır. Beynin bütünsel bir işlev gör- mesı, başka bir deyişle sağ ye sol ya- rım küreler arasındaki iletişimin tam sağlanması zorunludur. Aksi halde sol yarım kürenın verdiği buyruğu sağ ta- raf uygulayamaz. Böylece çocuğun tam insana dönüşmesi sağlanamaz. Bedensel olarak büyümüş, beyinsel gelişmesi tamamlanamamış alık alık dolaşan ınsan tıpi ortaya çıkar. Bunu önlemek için eğitsel bir eylem gerek- lidir. Eskiden bu eğitim nasıl gerçekle- şiyordu, şimdi nasıl olmalıdır? Bu ayrı bir yazı konusudur. 2) Çocuk kendini, çevresıni, canlı ve cansız varlıkları daha iki haftalıkken al- gılamaya başlamakta; her şey, renkle- ri, şekilleri, boyutlanyla beyinde depo- lanmaktadır. ışte bu noktada bu 'her şey' adlarıyla, boyut ve renkleriyle ço- cuğa öğretildiği an, sözcük dağarcığı gelişmekte, çocuk soyut kavramlara yönelmekte; bunlan ifade etme biçimi doğmaktadır: Yani dil öğrenılmektedir. Dilin derin- liği, genişliği, zenginliği çocuğun ilk al- tı yaşında kavranmaktadır. Çocuk, bu yaşlarda dilı yeterli biçimde öğrendiği an, zihinsel olgunluğa ermektedır. Zı- hinsel olgunluğa erenler, ancak anlam- lı, çok boyutlu, renkli bir yaşam kura- bilmektedirler. Çocuk doğduktan son- ra ona doğru dürüst dil öğretmeyin, bakalım hangi genler onun yaşamını anlamlı kılacaktır! 3) Gelişip büyümenin sorunlan çok çeşitli ve çok boyutludur. Çocukta se- vilip sevılmeme endışesı vardır. kar- deşlik rekabetini yaşar. Karanlık-ay- dınlık, sevgi ve kin. ıstek ve korku. lyı ile kotu kafasında bulanıklık ıçindedır. Şiddet ve sakinliğin ara noktasını kav- rayamamıştır, Oidipus ve Elektra kar- maşası, yani üç-beş yaş arası çocuk- larda anne ya da babaya daha çok ıl- gi duyma, onlara sahıplenme gıbı so- runlan vardır. Kafasında hıçbır şey yer- li yerine oturmamıştır. her şey bir ka- os, bir karmaşa içindedır. Bu karmaşa ve kaos okul öncesi eğıtimle düzene girmektedir. Hele ona sevgı vermeyin, bu eğıtımı yapmayın, bakalım genler onu sağlıklı insan yapmaya yetecek mi? 4) Yaratıcı yeteneğin gelişmesi içın sınırsız düşünme ve yetisını kazanma dönemi yine çocukların uç - altı yaşlar arasındaki engın hayal dunyası ve fan- tezilerine denk düşen masal eğitımı ile sağlanabilmektedir 5) Sağlam bir kişılik edinebilmelen için çocuklar, yine sıfır - altı yaş arasın- da kültürel bir kımlik kazanmak zorun- dadıriar. 6 yaşından sonra da zaten düzenli eğitim başlamaktadır. Sıraladığım bu temeller üzerinde ye- tiştirilecek çocuklar, onumüzdeki üç binınci yıla yön verecekler. Ülkelerini en iyi şekılde geliştirecekler. Bilinmez galaksılerdekı bilinmez nıce dünyala- ra yönelecekler. Bugün hayal bile ol- sa. geleceğın dünya barışını onlar ku- racaklar. Belkı de onlarrn gündeminde yıldızlararası barış olacaktır. Bu geliş- meye mütevazı bir karkıda bulunma düşüncesi varken Bay 'Prof Robert Plomin.bilimsel bir kılıf geçırerek bizi ortaçağın karanlıklarına mı götürmek ıstiyor? Elbette genetik yapıyı ve onun etkisinı inkâr eden yok. Ancak 'insan kişiliğini yalnızca genler belirler' dedi- ğinizde. insanın soru sormasına artık gerek kalmıyor. "Neden geh kalmışız?" "Eh. genlerimiz böyle buyurmuş!" "Neden okumuyoruz?" "Genlerıni taşıdığımız insanlarda da âdet değıldi." "Peki, neden yalan söylüyoruz?" "Genlerimiz de yalancı!" Bu mucızevi goruşle'i tüm insanlık bınlerce yıldır 'kader, alın yazısı' nağ- melennden az mı dinledi? Bu mono- ton şarkılar artık bize bıkkınlık veriyor. Daha karnında ıken çocuğuna Mo- zart'ı. Adnan Saygun'u. Beethoven'i dinletecek, Keloğlan, Yedi Cuce ma- sallannı. anlatacak anneler bizı heye- canlandırıyor. POLÎTİKA VE OTESİ MEHMED KEMAL Ödemiş Destanı Atatürk, Büyük Nutuk'ta Kuvayı Millıye'nın kuru- luşunu anlatırken, "1919yılının 19'undaSamsun'a çıktım" diye başlar. Demek ki Izmir'in işgalinde ilk silahlı hareket birkaç gün önce 15 Mayıs 1919'da başlamıştır. Atatürk, Izmir'in işgalini 19 Mayıs'ta Samsun'da öğrenmiştır. Yer yer direnişler vardır, ilk direniş Ödemiş'tendir. j "Bunlan neden anlatıyorsun?" ı Alev Coşkun'un epope niteliğınde bir kitabı var; l "Kuvayı Millıye'nın Kuruluşu" adlı kitabı elimin al-l tında, oradan anlatıyorum. Ödemiş, uzun bir dire-! niştir. Yer yer vanan ateşler, büyük ve uzun bir des-! tanın müjdecisidir. Alev Coşkun ve Orhan Ase-i na'dan gelir. | Ödemiş'te Bekir Sami Bey'in i durumu pek ikircikliydi ! örsle çekiç arasında kalmış j I Bir yönetici olarak her şeyden önce ; bağlıydı yasalara, yönetmelıklere ; dahıliye nezareti celilesine Kuvayı Milliye'ye cephe almış ; Bir yanıyla yaşıyordu ıçinde halkın ' görüyordu bir gümrah ağacın göğerdiğini î köklerini yurdun derinlerine salmış I Biliyordu adının iyi anılmadığını. ! Ödemiş'te yeni insanlar toplanıyordu ! çehrelen yeni, fikirlerı yeni. ; Bunlar eskilerle toplaşıp geceleri ' birtakım kararlar alıyorlardı, yeni. • ı Bu alınan kararlar arasında i kurtulmak da vardı Bekır Sami Bey'den ; Bu dost mu, düşman mı ne olduğu belirsiz bu dırenışçilere uzak kişiden. Yüzbaşı Rasim Bey geliyordu ı Balıkesır'de 61. Tümen Komutanı j Miralay Bekir Sami buyruğuyla i Kuvayı Milliye'ye engel çıkaran j Ödemiş kaymakamını tutuklamaya. Yüzbaşı Rasım Bey içerı giriyordu j Yüzbaşı Tahir Fettıi Bey'le j Önündeki masaya yığılmış buldu. i Ödemiş kaymakamımn gözünde yaşlar j Hıçkırarak ağlıyordu Bekir Sami Bey. J 'Tannm ne gaflet içindeymişım, ne gaflet içinde Ben aradaki farkı kaldırmak içın Yadsırken Türklüğü j Bunlar üstüme üstüme geldiler.' ; Bir kez gözü aç/lmıştı ya Bekır Sami Bey'in ; dünyanın da gözünü açmak gerekiyordu j Bir telgraf çekti o gün. j 30 Mayıs 1919 günü. Istanbul ve İzmır itilaf devletleri komutanlıklarına Bu bir Osmanlı Mülki Amirinin ilk resmi protestosudur. j Sayıp cınayetlerını bir bir Yunan'ın , j Bildirdi bundan sonra olacakları. ı • Yunan Izmir'den çekilmezse . I dökülecek kanların vebali size ait. Yirmi yüz toplumunu ' Yaşatmak karan sizin elinizde ) Artık kalem değil silah konuşacaktır. Yunan işgali üzerine örgütlenen güçler yeraltına çekilmiş, gerilla oluşturmuşlardır. Bir gerilla olan Celal (Bayar) Ödemiş'e gelmiştir. Kılığı efedir. Ata- türk'ün yakını olan Afet (Hanım), Ödemiş dırenişi- nı gerilla diye anar. Bunu tarih dergısınde yazmış- tır. Ödemiş direnişi bir epopedir, bugun tarıhte yeri- ni almıştır. B U L M A C A SEDATYAŞAYAS 1 2 3 1/ Türlü bıtkiler- den çıkarılan ko- kulu bir reçıne. 2/ o Sıcağa ve soğuğa karşı da>anıklılığı kükürtlearttınlmış kauçuk... Notada durak ışaretı. 3/ Kabul etmeverek gerıçevırme... Bü- yük Ok>anus"ta bir ada-devlet. 4/ Asva'da bir ülke. ° 5/ Bir gıda madde- g sı .. L'tanç duy- ma... Nepal inanışında av tannçası. 6/tzmır'de kuru- luolantersane 7/Sürülme- mış tarla... Bir yetkinın va da yasanın vürürlüğe gır- 3 mesıne karşı çıkma hakkı. 4 8/ Bir nota. Kesintılerden sonra kalan mıktar. 9/ Mar- maraBölgeM'ndebırgö) .. " Boru sesi. ^TKARIDAN AŞAĞIV A: XI Konuşurken gereksız v 1- nelenen söz. 2/Tıfova ne- den olan basıl... Bir göz rengı. 3/ "Pıerre — " : Fransız ya- ' zan... Meydan. 4/Hav\aniara vurulan damga... Meyve ko- parmak içın ucuna üçlü va da dörtlü bir çatal geçınîmış sı- ! nk. 5/ Büyük zoka... Olumsuzluk belırten bir önek. 6/ Do- ğalgazın önemli bir bıleşenı olan gaz.. " \1ontand": Fransız şarkıcısı ve sinema ovuncusu. 7/Öbür dünyada ve- nlecek olan ceza. 8/ Ermış kımselenn gösterdıklenne 1- nanılan olağanüstü durum. 9/ Kenar süsü... Dövülmüş sar- : mısak. yumurta sansı ve zevtınyagından oluşan soğuk sos. • ISTANBUL KAPIN , . KURULUŞLARI BIRLIGI İZLENCE 1. Bölüm İ.Ü. Devlet Konservatuvarı Gençlık Korosu Açış. Konuşması. Prof. Dr Nermin Abadan L'NAT * Savdam Gösteri Atatürk'ün Kendi Dilinden Cumhuriyetin Kuruluşu Hazırla>an Menç VELİDEDEOĞLL Sunanlar AlıDLŞENK.\LK.AR SerapEYÜBOĞLL Teknık Destek Avbars AK.\N \'er . Atatürk KûJtûr Meriıezı iBuvükSalonl-TAKSlM Gun 28 Ekim J996 Pazartesi Saai 13 50 2. Bölüm * Açık Oturum Cumhurijetin 73. \ ılında L'lkemizden Kcsitler >öneten • Prof Dr Necla ARAT Katılanlar Prof Dr Aşse! EKŞİ Nazan MOROĞLL' İlhanSELÇLK *Dinleti Esın Afşar Piyanoda: Aslıgül AYAS Giriş İ'cretsizdir.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle