07 Aralık 2021 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
15 HAZİRAN 1990 KULTUR-SANAT CUMHURİYET/5 Repertuvar kurıılu oluştu • Kültür Servisi — Şehir Tiyatroları'nın yeni yonetmeliği gereği oluşturulan Repertuvar Kurulu ilk toplantısını yaptı. Istanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Işleri Daire Başkanı Hilmi Yavuz Başkanlığı'nda toplanan kurul, Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Gencay Gürün, Türkiye Yazarlar Sendikası adına Sabahattin Kudret Aksal, Tiyatro ve Televizyon Yazarları Derneği adına Recep Bilginer, üniversıteleri temsilen İÜ Devlet Konservatuvan'ndan Ahmet Levendoğlu, Şehir Tiyatroları sanatçılan adına Zihni Küçümen ve yazar- eleştirmen-araştırmacı-çevirmenler adına Pınar Kur'den oluşuyor. Şehir Tiyatrolan Repertuvar Kurulu haftada bir kez toplanarak kurumun 1990-1991 mevsiminde oynayacağı oyunların iki katı kadar oyun adı belirleyecek ve bu oyunları yönetim kuruluna önerecek. Itazarlar boykotu kaldırdı • ANKARA (AA) — TV ve Tiyatro Yazarları Derneği, yaklaşık bir yıldan bu yana sürdürdüğü îstanbul Şehir Tiyatroları'na oyun vermeme boykotunu kaldırdı. Dernek Genel Sekreteri tiyatro yazan Tuncer Cücenoğlu, Belediye Şehir Tiyatrolan'na kaışı sürdürdükleri boykotu, "amacına ulastığı" gerekçesiyle kaldırdıklarını bildirdi. Boykotun kişilerle ilgili olmadığını, ancak Türk tiyatrosunun yerli malzeme ve uslüp ile gelişeceği ilkesini savunduklarını kaydeden Cücenoğlu, "Şehir Tiyatroları yönetimi bu inanca katıldığını, Türk oyunları ile tiyatronun gelişmesinden sevinç duyduğunu açıklamıştır. Bu durumda, kişilerle ilgili olmadığını belirttiğimiz boykotun kaldınlmasına karar vermiş bulunuyoruz" diye konuştu. Kararın yürurlüğe konulan yeni Şehir Tiyatroları yönetmeliğini onayladıklan anlamına gelmediğini belirten Cücenoğlu şunları söyledi: "Tiyatroyu tiyatrocular yönetir' ilkesinden hareketle, bu yönetmeliğin sanatçı onuru ve bağımsızhğına uygun biçimdeki son çabaları ve tiyatro içindeki 'sanatçı haklannı' savunma savaşımını sürdüreceğiz:' Refik Erduran'a tazminat • ANKARA (AA) — Tiyatro yazan ve gazeteci Refik Erduran'ın bir eserini izinsiz filme alan bir Amerikan şirketi 250 bin dolar (yaklaşık 650 milyon lira) tazminat ödemeye mahkûm oldu. Erduran'dan alınan bilgiye göre, sanatçuun ABD'de bulunduğu sırada hazırladığı kuçük bütçeli bir fılm senaryosu, izni olmaksızın füm yapıldı. Erduran, geçen yaz ABD'ye gittiğinde video kaset kiralarken rastlantı sonucu görduğü "Noon in Scorpio", "Ay Akrep Burcunda" adlı filmin, aynı adlı eserinden yapıldığını öğrendi. Erduran'ın telif haklannı verdiği Trans World Enterteinment adlı şirketin girişimi üzerine, geçen gunlerde senaryoyu izinsiz film yapan şirket 250 bin dolar tazminata mahkûm edildi. Bu paranın önümüzdeki günlerde Erduran'a ödenmesi bekleniyor. Şiir dünyasında geziııti • Kültür Servisi — Akdeniz Şiir Seçkisi'nin ilk sayısı yayımlandı. Antalya'da basımı gerçekleştirilen şiir seçkisinin haziran 1990 sayısında ağırlıkh olarak çağdaş şiirimizin örneklerle sunularak tamtılmaya çalışılacağı ve bundan böyle her sayıda bir şiir eki "Anı-Poster" verileceği belirtiliyor. Dergide Özdemir lnce'nin "Şiir İnsana Benzer", Cemal Süreya'nm "Kendini Çevirten Şiir" ve Ramis Dara'mn "Şiir Çünkü Şiir" başhkh yazılarına yer veriliyor. Dergide şiirleri yer alan isimler ise Cemal Süreya, Salih Mercanoğlu, Aşkın Dinçer, Cavit Işıkyavuz, Kamile Çağlayan, Erkut Akkaya, Metin Altıok, Sunay Akın, Abdülkadir Budak, Haydar Ergülen, Behçet Aysan, Ali Cengizkan, Ismail Uyaroğlu, Abdülkadir Bulut, Ahmet Erhan, Refik Durbaş, Oktay Rifat, özdemir tnce, Veysel Çolak, Murathan Mungan ve Ülkü Tamer. "Dünya Şiiri" köşesinde ise Forsell, Brecht, Dudnik ve Cummings'in şiirleri yer alıyor. SEVEMA/ATÎLLA DORSAY Karakoç'un başarısı • Kültür Servisi — tsviçre'nin Winterthur kentinde bu yıl sanatçüar arasmda özel çağnlı olarak yapılan On Birinci Uluslararası XYLON Ağaç Baskı Trienali'ne 41 ülkeden 507 sanatçı katıldı. Yarışmaya katılan 1703 yapıttan sadece 217'si sergilenmeye değer görüldü. Fevzi Karakoç yapıtı ile Turkiye'yi temsil edecek. Sergi açılışı EAlmanya'da yapılacak, daha sonra Isviçre ve çeşitli ülkelerde tekrarlanacak. Yurüçinde ve yurtdışmda pekçok ödülün sahibi olan Fevzi Karakoç, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi. Politikacılar Dikilfde • İZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) — 5. Dikili Kültür ve Sanat Festivali bu yıl, "Barış-Çevre-Dayanışma" şenlikleri adı altında Dikili ve Midilli Belediyeleri işbirliğiyle yapılacak. 22-29 Temmuz 1990 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan fesüval, Türk-Yunan dostluğu çerçevesinde "çevre" ağırlıklı olacak. Dikili Belediye Başkanı Osman özgüven, festivale Yunanistan Başbakanı Konstantin Mitsotakis, ana muhalefet partisi PASOK lideri Andreas Papandreu, Yunanistan Barış Komitesi Başkanı Evangolos Florakis, Dünya Barış Konseyi Başkanı Evangolos Macheras, Yunanistan Isveç ve Macaristan'ın çeşitli kentlerinin belediye başkanlan, Yunanistan'dan Yeni Demokrasi, Komünist ve PASOK partilerinden milletvekilleri, Abdi Ipekçi Ödülü Kurulu Başkanı Andrea Politakis ve çeşitli kentlerin belediye başkanlannı davet ettiklerini soyledi. S.S.C.B. ÇEÇEN - İNGUS A.S.S.R. ı/AVKIAIfU Kafkas Darv V M ı n M l v n Topluluğu Bağlarbaşı Burhan Felek Kapolı Spor Salonu 16 Haziran C.tesi 16.00-20.30 17 Haziran Pazar 16.00-20.30 Bilıl Salıs Ataturt Kultur Merkezı Gijelen 151 56 00 Gttttri gunitrv. Bıglırbafi Burhın Fdek Kıpılı Spor Sılomı Ay Çarpması'ndaNew York'un İtalo-American'çevresininsorunlan var Italyan ıısulii aşk filmiAy (Moonstruck) / Yönetmen: Norman Jewison / Senaryo: John Patrick / Görüntü: David Watkin / Müzik: Dick Hyman / Oyuncular: Cher, Nicolas Oage, Vincent Gardenia, Olympia Dukakis, Danny Aiello, Feodor Chaliapine, Julie Bovasso, John Mahoney / Bir VİP (Metro-Goldwyn- Mayer) fılmi / 102 dakika (Dünya, Kadıköy, Ankara Kızıhrmak). Dean Martin'in yıUanmış güze- lim şarkısı "That's Amore", je- neriklerden itibaren duyularak ftl- min tonunu haberliyor: "Aşk" üzerine "ttalyan usuli" bir film- dir bu veya aşka bir Latin bakışı. Doğnısu öncderi pek doyurmu- yur Norman Jewison'un filmi: New York'un "İtalo-American" (Italyan kökenli Amerikalı) çev- resine bu bakış, özellikle ltalyan- lann kendi ûzerleririe yaptıkları filmlerdeki biraz gürültülü, biraz kaba, ama anında etkili ve dolay- sız bir mizahtan biraz yoksun göz- üküyor. öyle ya, Kanadab Nor- man Jewison*un, bu "soğuk ttlke" sanatçısının coşkun ve taş- kın Latin mizacına yaklaşımı, baştan yitirilmeye mahkûm bir çaba değil mi? Ama film ilerledik- çe bu görünüm değişiyor, ekono- mik biçimde, dengelenmiş bir du- yarlılık ve ne pahasına olursa ol- sun güldürme çabasından tumüy- le uzak bir tutum, filmin lehine iş- lemeye başhyor. BİR MODERN MASAL — Hiçbir anavaCanla kultiirel bağlarını koparmamış bir llalo-Ameriacan' aile, ortaltğı birbirine kalan ve hepsi de gökyuzundeki aya bağlanan bir dizi ilişki ve kaçınılmaz biçimde mutlu sona bağlanan bir 'modern masal.' Filmin (Oscar almış) senaryo- su, bizleri 37 yaşında ve ilk koca- dan dul kalmış Loretta Castorini ile taruştırıyor. Hiçbiri anavatanla külturel bağlannı koparmamış bir "llalo-American" çevrenin tipik üyeleri olan aılesiyle günlerini ge- çiren, artık yeni bir erkeği ve ye- ni bir aşkı hayal bile etmeyen Lo- retta, bir akşam yemeğinde ashn- da uzun zamandır tanıdığı Johnny'den bir "evlenme önerisi" alıyor. İtalyan gelenek- lerince "diz çökme" ve "yüzük takma" ile butünlenen bu öneri- den sonra birden şansı açılan genç kadın, bu kez evlenme haberini vermek üzere gittiği, Johnny'nin 5 yıldır dargın olduğu kardeşi Ronny'yi de "tavlıyor." Bu ara- da hepsi de gökyuzündeki gör- kemli aya bağlanan bir dizi ilişki ortalığı birbirine katıyor: Baba (penzersiz Vincenl Gardenia) o yaşta, bir dilberle kınştırmaya gi- rişiyor; ana (Oscar'ım hak etmiş bir Olympia Dukakis) bir akşam yemeğinde tanıştığı bir adamla "masHm" gece yürüyüşleri yapı- yor, vs. Ve bu "modern masal", kaçınılmaz biçimde mutlu bir so- na bağlanıyor. Boylece Amerikan sineması, •'tercihen" New York'ta yaşıyan Amerikan orta sınıfı üzerine göz- lemler dizisini bütünlemeye doğ- ru gidiyor. (Hazretler, dünya si- nemacılığına egemen olmanın ta- dını doğnısu iyi çıkanyorlar: New Yorkluların sorunlarını, söz geli- mi Kastamonu, Antalya veya Bin- göllülerin sorunlanndan çok da- ha iyi biliyoruz!) Woody Allen'- ın Yahudi çevresi sorunlanndan, bir "Harry Sally'ye Rasdayınca"- nın bu kez WASP (White Anglo- Saxon Protestant: Beyaz, tngiliz kökenli ve protestan) kesimine ağırlık veren yaklasımından son- ra bu kez de New York'un "ttalo- American" çevresinin sorunlan, yasamı ve bunalımlan perdeye gelmiş oluyor. Yer yer, (özellikle bir "bâvük aile" imajı içinde) Al- len'ın filmlerini (özellikle de "Hannah ve Kızkardeşlcri" veya ırksal mitolojisi açısından "Rad- yo Gûnleri"ni) anımsatan "Ay Çarpması", sonuç olarak pek önemli bir film değil. Ama rahat- lıkla izleniyor. Cher'in Oscar alan oyunu oldukça görkemli. Senar- yonun Oscar aldığını öğrenmenin getirdiği şaşkınlık ise daha çok, çevirinin yetersizliği ile ilgili olmalı. 'Babanın Metresi'nde namuslu değilyasadışı Italyanlar başrolde Alçakgönüllü bir mafya parodisiBabanın Metresi (Married to the Mob) / Yönetmen: Jonathan Demme / Senaryo: Mark Burns, Barry Strugatz / Görüntü: Tak Fugimoto / Müzik: Gary Geetzman / Oyuncular: Michele Pfeiffer, Matthevv Modine, Dean Stockwell, Paul Lazar, Alec Baldwin, Captain Haggerty / Bir Orion Pictures yapırru / 103 dakika (Suadiye Atlantik, Kadıköy As, Fındıkzade Nilgül, vs.) PFEİFFER BAŞROLDE — 'Babanın Metresi", bir mafya örgütunun lideri tarafından kıskançlık sonucu oldiırüleo gangsterden dul kalan Angela'nın (güzeller güzeli Michele Pfeiffer) öyküsunu anlatıyor. Bu haftanın Amerikan filmle- ri, 1950'lerin popüler şarkılanna prim vermekte birleşmişler. "Ba- banın Metresi" de o yıllann en "gırgır" şarküarından biri olan Rosemary Oooney'in söylediği "Mambo Ilaliano" ile açıhyor. Tıpkı "Ay Çarpması"nda oldu- ğu gibi yine New York'un Italyan kökenli çevresine bir bakış söz ko- nusu. Ancak bu kez, kendi halin- de, lokantacılık veya musluk ta- mirciUliyle uğraşan "namuslu" ttalyanlar değil, Sicilya'dan tüm kurumlan, törenselliği ve kural- larıyla ithal ettikleri başka türlü bir yaşam biçiminin, mafya ben- zeri bir örgütün "mensuplan" ve çevreleri anlatılıyor. Fransızlann "Dul... Ama O Kadar da Degil" adını yakıştır- dıklan "Babamn Metresi", filmin başında bir mafya örgutünün li- deri Tony Russo (Dean SlockweH) tarafından kıskançlık sonucu öl- dürülen bir gangsterden (Alec BaMwin) dul kalan Angela'nın (güzeller güzeli Michele Pfeiffer) öykusunü anlatıyor. Başından be- ri şiddete, cinayetlere, mafya yön- temlerine ve ne denli lüks de ol- salar, "hırsızlık" ürünü eşyalara karşı olan Angela, dulluğunun he- men ertesinde, "baba" Tony Russo'nun sulanmasıyla karşıla- şıyor. Bunun üzerine, küçuk oğ- iunu alarak New York'un sefil bir kesiminde, berbat bir daireye sı- ğınan ve iş aramaya çıkan Ange- la'nın peşine, hem Tony hem onun kıskanç kansı hem de Tony'yi tutuklamak isteyen FBI'- ın adamları duşüyor. Bunlardan biri olan genç ve sarsak görünüş- lü Mike'la ("Birdy"den anımsa- yacağınız Matthew Modine) duy- gusal bir ilişkıye gırişen Angela, sonunda kendisini FBI'ın büro- sunda buluyor ve Tony'yi yaka- latmak için "casusluk" yapmak zorunda kalıyor. "Babanın Metresi" bızlere ti- pik bir gangsterlik (veya mafya) fUminin entrikasını getiren, ancak bu entrikayı, bir eldiven gibi ter- sine çevirerek mafya olayına ve kurumuna mesafeli, mizahi ve pa- rodi sımrlannda gezinen bir yak- laşımda bulunmak için kullanan bir fılm. Ve bunu da şaşılacak denli iyi biçimde başanyor. Ya- kmda "V»hşi Bir Şey-Something Wild" filmıni ızleyeceğimiz ve kaç zamandır sinemasım tanımayı is- tediğimiz Jonathan Demme'in, gerçekten de kendine özgu tapta- ze bir gulmece anlayışı, pırıl pırıl bir taşlama yeteneği var. Tüm ka- lıplasmış kişi ve kurumlan ve tüm görkemiyle filme yerleştirilmiş bir "mafya dünyası"run içindeki tek ters öğe, tek " karşıt-kişittk" olan Angela kişiliği, olaym tüm yapı- sıru değiştirmeyi, seyircinin filme (ve dolayısıyla mafya olayma) ba- kışını tümden farkhlaştırmayı ba- şanyor. Yapılan, tam anlamıyla bir parodi değil, bir tek bakış (ve- ya açı) değişikliğinin, olayı ne denli başkalaştırabildiğini göster- me çabası sanki... Güldürunun değişik yöntemlerini yer yer har- man etmeye çalışan, oyuncular- dan (Matthew Modine'in oyu- nunda olduğu gibi) kimj> zaman aşırı mimikli, palyaçoluğa yakın bir oyun almayı deneyen, her bir tipi incelikle işlenmiş bir karakte- re dönüşturebilen ve kimi sahne- lerde (özellikle Mıami'de luks bir otelin "balayi dairesi"nde geçen tum fınalde), içtenlikle güldürme- yi başarabilen bu film, alçakgö- nüllü görünümu altında izlenme- yi hak eden bir yapım. Ve Jonat- han Demme'i tanımaktan da ger- çekten memnunuz!.. Altyazı sorunuyıllardırgündemde Altyazıyla katledilen filnderTürkiye'de özellikle büyük kentlerde sinemaya gitme alışkan- lığı yeniden doğuyor. Ve Türki- ye'de büyük kentlerde, filmler bi- lindiği üzere altyazıyla gösterili- yor. Bu uygulamanın büyük kent- lerin semt sinemalarına ve de 3 büyük kentimizin dışında kalan diğer kentlere de yayıldığını du- yuyoruz, oğreniyoruz. Bu olgu, altyazı sorununu ye- niden gundeme getinyor. Sinema- cüığın ülkemızde yaygınlaşmasın- dan beri tam anlamıyla çözulme- miş, hep yakınmalara konu ol- muş, geçmışten bugune sayısız fil- min canına okumuş bir uygulama bu... Ama her şeyin değiştıği, de- ğişmek zorunda olduğu bir dun- yada, bu sorunda da değışmeler var elbette. Gunumuzun filmle- rinde, altyazının daha bir dikkat- lice ele almdığını daha başanlt so- nuçlar elde edıldığini soylemek, bılmem yanlış mı olur? Örneğin geçen haftalarda izlediğımız ve konuşma'.sr; sor. kerte önem ta- şıyan (üstelik senaryo Oscan'na aday olmuş) bir filmin, "Suçlar ve Kabahaller"in altyazılan ner- deyse kusursuza yakındı. Ama ulkemizde altyazının Ba- tıda olduğu denli onemsendiği söylenemez. Henuz ordan çok rı Anthony Burgess'in imzası var- dı. Ve hemen her filmde artık çe- viriyi yapanın imzası konuyor ve bu ımzalar arasında, bilinen, un- lu adlara git gide daha çok rast- lanıyor. Bizdeyse bu işi kimlerin yaptığı bellı değil ve "Suçlar >e imlâsı. doğnı işaretlemesi vs. ile bir bütündur. Özellikle Ören Film adlı yeni altyazı studyosunun bu açıdan yetersizliği göze çarpıyor. Yeni kurulan ve Filmatik'in bu alanda yıllamlı süregelen rakip- sizliğini yıkmaya çalışan bu stud- Sinemacılığm ulkemizde yaygınlaşmasmdan beri tam anlamıyla çözülememiş, hep yakınmalara konu olmuş, geçmişten bugüne sayısız filmin canına okumuş bir uygulama. Çeviri yanlışlannın yam sıra imla yanlışları da filmlerin ve Türkçenin canına okumaya devam ediyor. Batı'da önemli filmlerin altyazıları her 2 dili de iyi bilen, üstelik o dillerin tadına da varmış ünlü kalemlere çevirtiliyor. Bizdeyse bu işleri kimlerin yaptığı belli değil. uzağız. Batıda önemli filmlerin altyazıları, her 2 dıli de iyi bilen, ustelık o dillerin tadına da varmış unlu kalemlere çevirtiliyor. Son Cannes Şenliğı'nde, orneğin "Cyrano de Berganac" filmının a!tya2'!arınaa, unlu lngı^z yaza- Kabahatler" gibi orneklerin yanı- sıra "Ay Çarpması" gibi yetersız çabalara da sık sık rastlanıyor. Bu arada çeviri bir yana imlâ yanhşlan da var. Oysa bir dil, doğru çevirinin yanı sıra doğru yo, aslında bu işi öğrenmeye ve düzeltmeye başladı. Aralarında "Manzaralı Oda" 'Ölûler", "Stanherm" gibi örnekler de bu- lunan birçok filmı katletlikten sonra gerçi! Ama ne demişler, "geç olsun da güç olmasın". Ne var ki bu şirkette, altyazılan "dizen" ârkadaşın, Turkçemizin birçok yazım kuralından haberi yok. Ayrı yaalması gereken "de" ve "da" ekleri, sorulu cümlelerin sonuna gelen "mi"ler, "mn"lar hep \e hâlâ bitişik yazılıyor. So- ru işaretleri çoğu zaman konmu- yor. Bu arkadaşm bir diğer temel yanlışı da "gelmezsen", "sen yapmazsan" gibi sözcükleri " z " yerine " s " kullanarak "gelmes- sen", "yapmassan" diye yazma- sı. Öğrenciler belki farkında de- ğil ama bu, izleyiciyi çok rahat- sız eden ve tüm cümlenin güzelli- ğini alıp götüren bir diğer yanlış. Altyazılan, gerek çeviren gerek- se dizen ve basan arkadaşlan iyi niyetle bir kez daha uyarıyor, bu arada Ören Film'in eleştirdiğimiz konulan duzeltmesini beklıyoruz. Aslında bu dikkatin ve bu düzelt- melerin, filmlerin sahipleri olan şirketlerce gösterilmesi gerekir ya o da başka!.. BakanJıktan Hiyatro paketi' • İSTANBUL (AA) — Özel tiyatrolan, içinde bulunduğu ekonomik güçluklerden kurtarmak amacıyla, aralarında tiyatro özel iş yasasının da bulunduğu bir önlem paketi hazırlanıyor. 1. Tiyatro Kurultayı'nda ele alınan öneriler doğrultusunda, bağımsız tiyatro geleneğini sürdürecek bir ulusal tiyatro fonu kurulması planlanıyor. Kültür Bakanlığı yetkililerinden edinilen bilgiye göre, her yıl Kültür Bakanlığı'nın bütçesinden ayrılacak bir ödenek ve ülkede satılan her tiyatro biletinden kesilecek küçük yüzde ile oluşturulacak fon için, TRT kurumunun yılhk gelirinden de bir pay ayrılması düşünülüyor. Proje, ozel tiyatroların dışında amatör ve bölge tiyatrolanna yardım yapılmasını da öngörüyor. Zeynep Oral başkan • tSTANBUL (AA) — Yeni kurulan Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nin başkanlığına Zeynep Oral seçildi. Birliğin birinci genel kurul toplantısında seçilen yeni yönetim kurulu görev bölümü yaptı. Başkanlığa Zeynep Oral seçilirken, Dikmen Gurün Uçarer genel sekreterliğe, Hayati Asılyazıcı da sayman uyeliğe getirildi. Türkiye'deki tüm tiyatro eleştirmenlerini bir araya getiren dernekte 28 yazar, eleştirmen ve sanatçı yer alıyor. Koltuklıı Açıkhava • Knltttr Servisi — Uluslararası Îstanbul Festivali'nde gösterilerin önemli bir bölümünün yer aldığı Açıkhava Tiyatrosu, Yapı Kredi Bankası tarafından oturma elemanlanyla donatıldı. Fiberglastan üretilen ve hava koşullanna dayanıklı olan oturma elemanları, Îstanbul Belediyesi ve Îstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın desteği ile gerçekleştirildi. Fiberglas koltuklar ilk kez, bugün başlayacak olan 18. Uluslararası Îstanbul Festivali'nde kullanılacak. Kredip Festivali • Kültür Servisi — Tiyatro, opera, dans ve müzik ile plastik sanat dallannda gerçekleştirilen Üçüncü Yapı Kredi Uluslararası Gençlik Festivali'ni toplam 8 bin kişi izledi. Festivale ülkemizden 124 sanatçı; ABD, F.Almanya, halya, Finlandiya, Polonya, Avusturya, Yugoslavya ve Çekoslovakya'dan 480 sanatçı katıldı. Bu yıl AKM Konser Salonu, Taksim Sahnesi, Yapı Kredi Sermet Çifter Salonu ve Yapı Kredi Kazım Taşkent ve Beyoğlu Sanat galerilerinde yer alan festival, önümüzdeki yıl daha çok sayıda gösteri merkezinde sunulacak. UGUN • Berksoy'la söyteşi Zeliha Berksoy saat 18.00'de Şişli Kitap Şenliği'nın yapıldığı Matbaaa Osmanbey Sokak'ta bir söyleşi yapacak. • Bricolo'dan tiyatro Amedee Bricolo'nun tiyatro gösterisi saat 20.00'de Fransız Kultür'de • Ferda Ereren dinleti«i "Kanadım Değdi Sevdaya" adh kaseti çıkan Dr. Ferda Ereren saat 19.00'da Îstanbul Tabib Odası'nda bir dinleti sunacak. • 'Sevgi Elbet Doğacak' Gültepe Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi "Sevgi Elbet Doğacak" adlı oyunu saat 19.30'da lisenin tiyatro salonunda sunacak. Mehmet Yenikurtuluş'un yazdığı oyunu Talat Şahin ve Mehmet Benkli yönetti. O D E R N A r O M H A N Y TAKSİM VENÜS A SAHNESİ NDE A VMCKCRMMdO(1S1 15 71) jtk&float
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle