03 Temmuz 2022 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
27 HA2İRAN 1996 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA HABERLER Polisin, yakaladığı kişileri yargılanmadan "suçlu" diye sergilemesi tepkilere neden oldu 4 Polis, Idşi lıaklamıa salchrıyor'• însan Haklan Demeği (İHD) Genel Başkanı Akın Birdal, polisin sürekli "yargısız infaz" yaptığını belirterek "Bu uygulama, kişi haklanna saldındır" dedi. Birdal, konuyla ilgili olarak savcılan göreve çağırdı. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Anayasanın, "suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu saydamaz" hükmüne karşın, polisin ele geçirdiği ki- şileri, yargılanmadan, medya aracalığıy- la "suçlu" olarak teşhir etmesi tepkilere neden oldu. Türkiye tnsan Haklan Vak- fi (THİV) Başkanı YavuzÖnen, polisin tutumunun iç hukuka ve uluslararası ku- rallara aykın olduğunu vurguladı. Insan Haklan Derneği (IHD) Genel Başkanı Akın Birdal, polisin sürekli "yargısız in- faz" yaptığını belirterek, "Bu uygulama, kişi haklanna saldındır" dedi. Birdal. konuyla ilgili olarak savcılan göre\e ça- ğırdı. Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Güneş Müftüoglu ise, ekrana getirilen operasyon ve yakalanma olaylannın haber niteliği taşıdıgını sa- vundu. Ankara polisinin, HADEP kongresi sırasında saJonda asılı Türk bayragını ye- rinden söken kişi diye yakalayıp basına gösterdiği Ömer Doyuran'ın. bayrağı yerden toplayan kişi çıkması, polisin tu- tumuyla ilgili tartışmalan yeniden gün- demegetirdi. İHD Genel Başkanı Birdal. "Zanlının, suçlandığı andan itibaren sa- vunma hakkı vardır. Polis bunu yok say ı- yor. Sürekli hukuk devleti olduğu söyİe- nen Türkiye'de yargısız infaz yapıuyor" dedi. Bunun son örneğinin, HADEP kongresinin ardından yaşandığını anım- satan Birdal. "Pölis hem savcı gibi, hem yargıç gibi davranıyor. Kişilik haklanna saldınyor. Türkiye'de kişilik üzgüıiüğü ve güvenliğinin olmadığının bir göster- gesidir bu" diye konuştu. Savcılann. bu tür uygulamaların önü- ne geçmesi gerektigini de vurgulayan Birdal. şunlan söyledi: "Sa\cılann. her yakaladığı kişiyi suç- lu ilan eden polisi çagınp 'Suçluluguna nasıl karar verdin? Bir kişiyi alıp nasıl mahkûm ediyorsun?" diyesornıasıgere- kir. Yasalan uygulama ve denetleme gö- revi saveılanndın. polisin değil. Sa\cılar görevini yapmalıdır." THlY Başkanı Önen de, Türkiye'de son günlerde polisin etkinliğıni iyice art- tırdığını kaydederek. "Son derece per- vasız ve şiddete dayalı hareket ediyorlar" dedi. Yıllardan beri telev izyonda gösterilen cesetler, suçu kesinleşmevenlerin teşhi- ri yoluyla halkın yönlendirilmeye çalışıl- dığını söyleven Önen. "Suçu kesinleş- memiş kişilerin. suçlu gibi teşhir edilme- si. uluslararası kuraliara ve hatta iç hu- kuka aykırıdır. Bu u> gulamaya son veril- mclidir. İJzerine gidilmcsi gereken bir uy- gulama" diye konuştu. RTÜK'ten savunma RTÜK Başkanı Güneş Müftüoglu ise medya aracılığıyla kamuoyuna "sanık" di\e teşhir edilen kişilerin serbest bıra- kılmalan durunıunda, "zarar gördüm" gerekçesiyle haklannı arayabilecekleri- ni söyledi. Bu tür olaylann haber niteli- ği taşıdıgını savunan Müftüoglu, teşhir- den zarar gördüğünü iddia edenlerin de yargı aracılığıyla kendilerinden yayın bantı alabileceklerini kaydetti. RTÜK uzmanlan, Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesi'nin "yayıncının sorumluluklan" bölümünde. hiç kimse- nin. suçu kesinleşmeden teşhir edileme- yeceği hükmünün yer aldığına dikkat çektiîer. Özel Radyo ve Televizyon Ya- sası'nın "yayın ilkeleri" başlıklı bölü- münde de "Aksi, yargı karanyla kesin- leşmedikçe, hiç kimsenin suçlu olarak i- lan edilemeyecegi"ne işaret ediliyor. Anayasanın 38. maddesinde de "suç- luluğu hükmen sabit oluncava kadar, kimsenin suçlu sayılamayacağT emredı- ci hükme ba&lanıvor. Mehmet Ağar'ın mayıs genelgelerini protesto için başlatılan açlık grevleri 35. gününü doldurdu Tutukluların4 onur savaşı' sürüyor• IHD İzmir Şubesi Başkanı Avukat Ercan Demir, hasta olan eylemcilerin tedavi kabul etmediklerini belirterek "Tutuklulann önemli kısmı ayakta duramıyor. Sıcağın etkisiyle açlık grevinin sonucu olan rahatsızlıklann erken belirmesi söz konusu. Içlerinde hasta olan tutuklular var. Bu hastalıklann ağır sonuçlar verme riski var. Bu koşullarda her an ölümler başlayabilir. Süresiz açlık grevi yapan eylemcilerin istemleri, Adalet Bakanı Mehmet Ağar'ın söylediği gibi savaş esirliği statüsünün tanınması gibi talepler değil. Tüm kamuoyuna açıklandı ve Ağar da çok iyi biliyordu" dedi. İZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu)- Buca, Berga- ma Özel Tip \e Aydın E Tipi Cezaevi'ndeki tutuk- lu ve hükümlülerin Adalet Bakanı Mehmet Ağar" ın mayıs genelgelerini protesto amacıyla başlattıklan açlık grevi 35. gününü doldurdu. 380 eylemciden 30'unun hastalandığı ve bunlardan 6'sının sağlık durumunun ciddi olduğu bildirildi. Cezaevlerinde gerginlik sürerken Buca Cezaevi Birinci Müdürü Vedat Engin, Ardahan Cezaevi "ne sürüldü. Buca Cezaevi'ndeki müvekkilleriyle görüşen İHD tzmir Şubesi Başkanı Avukat Ercan Demir. ha- valann sıcak gitmesi nedeni ile eylemcilerin sağlık durumlannın ciddi birşekilde bozulduğunu söyle- di. Hasta olan eylemcilenn tedavi kabul etmedik- lerini belirten Ercan Demir şunlan söyledi: "Tutuklulann önemli kısmı ayakta duramıyor. St- cağın etkisiyle açlık grevinin sonucu olan rahatsız- lıklann erken belirmesi söz konusu. İçlerinde hasta olan tutuklular var. Bu hastalıklann ağır sonuçlar verme riski var. Bu koşullarda her an. ölümler baş- layabilir. Süresiz açlık grevi yapan eylemcilerin is- temleri Adalet Bakanı Mehmet Ağar'ın söylediği gibi savaş esiriiği statüsünün tanınması gibi talepler değil. Tüm kanıuoy una açıklandı ve Ağar da çok iyi biliyordu. Tutuklular. 6-8-10 mayıs genelgelerinin iptalini. sevk ve sürgün kararlannın geri alınması- m, tutuklu ailelerine yönelik saldırılaruı son bulma- sını istiyor." Buca Cezaevi'ndeki eylemcilerden 30'unun sağ- lık durumlannın bozulduğunu. bunlardan Kemal DenlL,Ozgür Çavuşoğlu, Alican Saday'ın kalp has- tası; Haydar Karataş'ın gırtlak kanseri; Metin Hı- ra, kardeşi Selahattin Hıra'nın astım bronşit hasta- sı olduğunu belirten Demir. "Hasta olan eylemcile- rin hayatlannı kaybetmeleri halinde bu olaydan Adalet Bakanı Mehmet Ağar sorumlu olacaktır ve bunun hesabını verecektir" diye konuştu. Bu arada Buca Cezaevi Birinci Müdürü Vedat Engin'in Ardahan Cezaevi'ne sürüldüğüöğrenildi. Daha önce Buca Cezaevi'nden ikisi kadın 28 infaz koruma memurunun değişik cezaevlerine sürgün- lerinin çıktığını belirten Engin, sözlerini şöyle sür- dürdü: "Haklı bir gerekçe gösterilmeden değişik cezaev- lerine sürgün edilen infaz koruma memurlanna Adalet BakanlığTndan gelen karamame ile ben de dahil edildim. Ben bu sürgünü Tüm Yargı-Sen üye- si ve Tuncelili olnıama bağlıy orum, çünkü bakanlık- tan gelen yazıda sürgünümü gerektirecek, tutarlı bir gerekçe yok." Sürgün kararnamesıni raporlu olduğu için imza- lamadığını vurgulayan Vedat Engin. yürütmenin durdurulması ve karann iptali için İzmir ldare Mah- kemesi'nde dava açacağını söyledi. Prof. Dr. Turgut Uzel'e suçlama Doktora tezinde ahııb iddiası FİGENATALAY Yıldız Teknık Üni\ersıtesı Rektötü Prof. Dr. Turgut Lzelın hem yeterlik hem de doktora te- zinde büyük ölcüde intihal (bi- lım hırsızlıgı) yaptıgı iddıa edi- liyor. Rektör Prof. Dr. Uzel. id- dıalarla ılgılı olarak kendını. "Konuyla ilgili mevcut bilgUeri. tanımlan atıf yaparak tezlerime aldım. Doktora tezim bu konuda Tiirkiye'deki en iyi tezlerden bi- ridir" diye savunuvor. Turgut L'zel'in yeterlik tezı konusu. "Teodoliuerin Yatay Da- ire Bötöm Hatalanmn Incelen- mesi". Yeterlik tezıv le ilgili ıddı- alar şöyle: "Tümü 158sayfa olan tezin altıncı böliim (sayfa 153- 158) dışında kalan bölümleri Al- manca kaynaklardan akademik erik kuraliara ay kın biçimde ya- püan usulsüz aktanmlardan olu- ştıyor. Tezde sayfalarca a> nen ak- tarma yapıldığı halde ya hiç atıf yapılmamış ya da usulüne uyjgun oüiıayan biçimde yapılratş. İnti- hal yapüan sayfa numaralan ve Alnianca kaynaklar şöyle: -Sayfa 1-47 ve sayfa 80-140 - VVeise'nin çalışmasından - Say fa 48-80 - E. Kreysig' in çalışmasından - Sayfa 142-152 - Joch- mann'ın çalışmasından. Almanca kaynaklarda bu- lunan formüller. tablolar, şe- killer. dipnotlar ve referanslar da yeterlik tezine aynen akta- nlmış." Turgut Uzel'in. "Teodoöderin yatay açı dairesi böliim hatalan- mn üstel fonksiyonlaıia veya po- linomlarla ifadesi üzerine bir araşnrma" başliğını taşıyan •doktora tez konusu. yeterlik tez konusunun devamı niteliğinde. Bu tezle ilgili iddıalar da şöyle: ~Tezin yaklaşık 40 sayfası We- ise'nin çalışmasından çeMİIerek «ynen aJınmts. Orijinal metinde- Jd içerik, formülier, çizelgeler, tabiolar. aüflar v<e dipnodan da 'aynen aktanlmış. Bunlardan ba- ja ilginç örnekkr: ! - Birim dönüşüm (mikro- şmilimetre) hataları \ar. (Dok- tora tezi, sayfa 9, paragraf 1) ı - Kaynak listesinde gösteril- •meksizin Almanca metinden jaynen aktarılan kaynaklar •var. (Doktora tezi, s.l 3 son pa- ragraf, s.29 p.l, sJ4 p.l, s.42 p.2 Hauer) : - Doktora tezinin dört ana hölümü (sayfa 1-60) baştan iti- baren aynen aktanlmış. - Doktora tezinin Araştırma •ve Sonuçlan ana başlığını ta- işıyan 6. bölümii, aynı deney so- "nuçlarından, kısmen yeterlik •tezinden alınmış. Tez, eski ts- tanbul Devlet Mimarlık >e Mühendislik Akademisi •(İDMMA) Doktora Yönetme- liği'nin 8. maddesinin a ben- dinde belirtilen 'mevcut bilgi- lere yeni katkılarda bulunacak Tiiteİikte bulunması" ve "ada- yın bağımsız bilimsel incele- me, orijinal araştırma yetene- ^ini göstermesi'hükmünü ye- :rine getirmiyor." i Bıröğretimüyesı.blokhalin- îde ahntılar yapılmasının, dipnot Jkonulmuş olsa bile Fikir ve Sa- "hat Eserlen Kanunu'na aykın ol- duğunu. söz konusu tezlerdeki dıpnotlann yanıltıcı nıtelıkte bu- lundugunu belirterek "Hangigö- rüş Idîne ait anlaşdmıyor. Sayfa- lar dolusu yazı bir kaynaktan aiınmış obnasuıa rağmen yazan- na ait gibi bir izlenim verümiş" dedi. Rektör Prof. Dr. Turgut Uzel. yeterlik tezinde bilimsel katkı- nın beklenmediğinı, bir konunun çok iyi öğrenilip, anlanlmasının istendığmi belirtti. Almanca kaynaklardan, çev ı- risını yaptırarak yararlandığını kaydeden Prof. Uzel, doktora te- zi konusunda ise şunlan söyledi: "Doktora tezim. yeterlik tezimin devamı niteliğindedir. Bu y üzden kısa sürede tamamladım. Türki- ye'de bu konudaki en iyi tezler- den biridir. Bu konuda başkala- n daha önce ne yapmışsa yön- temleıi, şekilleri tezime koy dum. Buntan icat edemezsiniz. Daha önce yapılnuş şey ler. Bir konuyu açıklarken gerekiyorsa ilgili ale- tin fotoğranm da aldım. AJeti ben icat etmedim. Tabii ki aynı ola- cak. Bu konuy la ilgili mevctıt bU- gileri nereden alayım? Aldığım kaynaklan da dipnonarda beUrt- tim. Doktora tezinde. \ eni bir bu- luş yapmak. yeni bir teknoloji ge- nrmek ya da mo cut bilgilere ye- ni katkılar sağlamak özellikleri aranır. Ben ikincisini y-aptım. Ko- nuyla ilgili mevcut bilgUeri ak- tardıktan sonra yeni bir fonksi- y«n kullanarak sonuca ulaştim." urbaşkanı Lisesi'ni gezdi Başbakan Mesut Yılmaz. Avusturya Cumhurbaşkanı Thomas KJestil ile biıiikte, Özel Sankt Georg Av'ustury a Lisesi ve Tıcaret Okulu'nu ziyaret ettl 15 dakika kadar A\usturya Cumhurbaşkanı Klestil'in okula gebnesini bekleyen V dmaz, konuk Cumhurbaşkanı'nı okula gelişinde kapıda karşıladı. Vılmaz \ e Klestil, öğrencilerin " sunduğu vais gösterisini izlediler. OkuJ Müdürü Franz Kangler, gösterinin ardından yaptıgı kunuşmada. A\ usturya Cumhurbaşkam'ndan, okulun yaşaması \e gelişmesi için. Başbakan Yılma/'dan da okulun sorunlannın çözümü için yardım istedL Ortaöğretim sırasında. 5 yıl Avusturya Lisesi'ndeokuyan Başbakan Mesut Vılmaz da Almanca yaptıgı konuşmasında, çok uzun bir aradan sonra okula yeniden gelmekten memnunluk duyduğunu belirtti. Daha sonra okulun bahçesinde toplanan mezunlan selanılamak için bahçeye çıkan Cumhurbaşkanı Klestil ile Vılmaz. mezunlar tarafından alkışlar \e tezahüratla karşılandı. Başbakan V'ılmaz, burada yaptıgı konuşmada, okula 31 yıl aradan sonra ilk kez gt'ldiğini söyleyerek "Nelerin değişmedigini de_gördüm, Mesela mikrofonlar hiç değişmemiş,. L'stelik okuduğum süre içinde. okulun bu tarafına geçmek de hiç kısmet olmamıştı. Çünkü burası kızlar tarahydj. İlk kez bu tarafa geçtim" diye konuştu. Avusturya Cumhurbaşkanı Thomas Klestil de. Dogu ve Batı arasında bir kültür köprüsü görcvini sürdüren okulun yaşaması ve gelişmesi için her rürlü desteği vermeye hanr olduğunu kaydetti Konuk Cumhurbaşkanı Klestil ve Başbakan Yılmaz. Özel Sankt Georg Avusturya Lisesi ve Tıcaret Okulu'nu ziyaretlerinin ardından, okulun yanında bulunan St Georg Hastanesi'ni de gezerek, y etkililerden bilgi aldıJar. "(Fotoğraf: HATICETUNCER) ARAYIŞ TOKTAMIŞ ATEŞ Anadolu'da Kültür Yaşamı Çağdaş bir Evliya Çelebi özelliği kazandım galiba. Hele ders ve sınavlan da bitirip, Istanbul Bilgi Üniver- sitesi'nin temellerini de attıktan sonra istanbul dışın- daki demokratik demeklerin toplantılanna biraz daha fazla ağırlık verdim. Her ne kadar inanılmaz yorgun- luklar yaşıyorsam da doğrusu çoğu zaman emekleri- mi helal ediyorum. Kimi zaman da benden kaynakla- nan nedenlerle yaptığımız programlar aksıyor. İşte o zaman çok üzülüyor ve en kısa zamanda telafi etme- ye çalışıyorum. Anadolu'da tanışıp görüştüğümüz arkadaşların en büyük şikâyetleri "kitle iletişim araçları." Ozellikle ya- zılı basından çok şikâyet ediyorlar. Aslında kendi ye- rel gazeteleri, radyo ve televizyonlan var. Seslerini yö- relerine duyuruyorlar. Fakat seslerini ulusal düzeyde de duyurmak istiyoriar ve ulus çapında kitle ıletişimi yapan kurumların ilgisizliklerinden yakınıyorlar. Ortaya koydukları ürünler, büyük özverilerin sonu- cu ortaya çıkabiliyor. Organize ettikleri "şenlik" vb. dü- zenlemelerin maliyetleri uykularını kaçınyor. Geçen- lerde bir kıyı ilçemizin CHP'li belediye başkanı telefon etti. "Hocam, bizleri unuttunuz"d\yordu. "Bizburalar- da sosyal demokrasinin bayragını yüceltmeye çalışı- yoruz, sizler gelip bir omuz vermeye üşeniyorsunuz." Bu başkanımız çok dertliydı. Ağustos başında dü- zenlediği toplantıya katılma sözü vermeme karşın şi- kâyetlerini s;ralamaya devam etti. "istanbul'da de- mokratolmak, sosyaldemokrat olmakkolay" dedi, "a- ma buralarda her şey çok zor Kimi sanatçılar İstan- bul'da demokrasi nutuklan atıyorlar, buralara davet edince yüz milyonlardan, milyartardan söz ediyorlar." Üzüldüm tabii. Ama bana kalırsa onlar da haklı ya da en azından bir ölçüde haklı. Çoğu yaşamını böyle sür- dürüyor. Öğretmenlerimizın örgütlenmesine bir türlü izin ve- rilmiyor, fakat başka demokratik örgütler içinde öğret- menlerimiz ağırlıklı bir biçimde çalışıyorlar. Çoğu kez üye olmaları yasak olsa bile. Kimi yerel yöneticıler; başta öğretmenler olmak üze- re, memurtara yaşamı zorlaştırmak için ne mümkün- se yapıyorlar. Örneğin bir kıyı kentimızde, o kentin kendini "Atatürkçü" olarak da tanımlayan valisi, be- nim bir konferansıma katılan memurlar hakkında tah- kikat başlatmıştı... Ancak "taşralı"aydınlanmız, yörelerindeki karanlık- ları bir parça olsun aydınlatabilmek için ellerinden ge- leni yapıyorlar. Kimi yörelerimizde tiyatrolar kuruyor- lar, oyunlar oynuyorlar. Doğru dürüst bir sahneleri ol- masa da, kulis yerine tuvalette giyinip soyunsalar da, ışık düzenleri yetersiz de olsa şevkleri kırılmıyor. Kimi yörelerimizde edebiyat günleri düzenliyorlar. Şiirler okuyorlar. Bizim zamanımızda da bu tür "ede- biyat matineleri" çok yapılırdı. Oralarda çok şeyler öğ- rendim. Kimi yörelerimizde dergıler çıkanyorlar, kısıtlı teknik olanaklarıyla kitaplar yayımlıyorlar. Hatta kimi zaman büyük kentlere gelip çalışmalannı yayımlatıyoriar. A- ma seslerini bir türlü duyuramıyorlar, çok istisnai bir- kaç isim dışında bir türlü kendilerini anlatamıyoriar. Ulusal düzeyde yayımlanan kültür ve edebiyat dergi- leri de bu tür "taşra aydınlarına" pek ilgı göstermıyor. Sonra bu dergilerin yöneticisi olan arkadaşlarımız, bir araya geldiklerinde, "Yahu bizim dergi neden satmı- yor" diye düşünüyorlar. Tabii tek neden "taşra aydınlarına" ilgi gösteımeme- leri değil. Bu, bambaşka bir dert. Günlük gazetelerimizin kültür sayfaları da çoğu kez Anadolu'dan gelen seslere kapalı. Orta Anadolu'da bir kentte öğretmen arkadaşlarta konuşurken, gerçekten çok acı eleştirıler yaptılar. "Hocam, bız ağzımızla kuş tutsak Istanbul basınının ılgisini çekemiyoruz" dedi- ler. "Oysa ki çoğumuzun adını duymadığı Avrupa ya da Amerikalı biryazaröksürse, basında haber oluyor." Bilmiyorum işın içinde biraz da kıskançlık var mı, ama bir başka öğretmen arkadaş "Ben "dedi, "bir öykü ki- tabı yayımladım ve gunlük, haftalık, aylık tüm gazete ve dergilere gönderdım. Inanın tek bir satır çıkmadı. Halbuki en azından eleştırebilır, yerden yere vurabilir- lerdi. Oysa ki İstanbul'da yaşayan bir arkadaşın bır- kaç dergide birkaç şiiri çıksa, hemen yazar' ya da 'ozan' sıfatım kazanıyor. Artık attığı heradım haber olu- yor..." Kendim de bu tutumdan rahatsızım, ama "Belki si- zin yazdıklannızı pek beğenmemişlerdir. Hevesinizi kırmamak için de eleştirmek istememişlerdir" gibisin- den bir şeyler söyledim. Ayrıca "belirli çevrelere" ya- kın olmazsanız İstanbul'da da yaşasanız sesınizi du- yuramazsınız. Ağabeyim üç şiir kitabı yayımladı, ama sesini duyan olmadı. Ancak tüm olumsuz koşullara ve büyük kentlerin ve kentlilerin ilgisizliğine karşın Anadolu'da kültür yaşa- mı gelişiyor. Ve eninde sonunda seslerini gür bir biçim- de duyuracaklarına eminim. Bu arada kimi "aydınlanmız"^) da çözümü rakı sof- ralarında anyor. "Ne olacak bu memleketin hali?"ü'\- yerek, "Kimse beni anlamıyor..." diyerek, rakı şişesi- nin dibini vuruyorlar. Sonlarının pek de sevındirici ol- madtğına eminim. ama galiba şımdilik en rahat ve hu- zurlu olanlar da onlar. En azından hayal kırıklıkları yaşamıyorlar ve "dışlanmışlığm" kızgınlığını duy- muyorlar... Türk-iş'te mobilya kavgası Merol'in odosına 5.5 mifyarharcandı • Odanın, 3.5 milyar lira tutanndaki onanm bedeli, Türk-lş yönetimi tarafından yüksek bulunduğu için firmaya fatura ödemesi yapılmadı. GÜNEŞ GÜRSON ANKARA -Türk-lş Genel Başkanı Bayram Meral'in ma- kam odasında yapılan 5.5 milyar iira tutanndaki yenılenme. Türk-lş'te mobilya tartışmasmı gûndeme getirdi. Yenilenen mobilyalann yaklaşık 2 miryar liraya mal olduğu belirlenir- ken 3.5 milyar lira tutanndaki onanm \e restorasyon bedeli. bazı yöneticiler tarafindan yüksek bulundu. Türk-lş Genel Mali Sekreteri EnverToçoğlu'nun. onanma ilişkin faturanın miktannı çok yüksek bulduğu için ödeme ka- rannı onaylamadığı öğrenildi. Yönetim Kurulu'nun aldığı karar uyannca yapılan ve yaklaşık 20 gün süren onanmın ar- dından; Türk-lş, faturanın ödenmesi konusunda ikıye bölün- dü. Herhangi bir ihaleyeçıkılmadan.Tuncay Mimarlık AŞad- lı şirkete yaptınlan onanmda. Meral'in makam ve sekreter odasında, pencere ve duvarlar. ısıya ve sese karşı yalıtılmış hale getirildi. Duvariar ahşap malzemeyle kaplanırkcn kapı- pencere dogramalan ve halı değiştirildi. Koleksiyon Mobil- ya AŞ'den 2 milyar liraya. yeni koltuk takımlan satın alındı. Onanmın tamamlanmasının ardından. geçen hafta. Türk- }ş Genel Başkanlıfı'na 3.5 milyar lira tutannda, onanm fa- turası gönderildi. Ancak Türk- tş Genel Mali Sekreteri En- ver Toçoğlu. maliyeti aşın bulduğu gerekçesiyle, ödemenin yapılmasını engelledi. Fatura bedeline, Türk-lş Genel Mali Sekreteri Enver Tocoğlu'nun yanı sıra Türk-lş Genel Sekre- teri Şemsi Denizer ile Genel Eğitim Sekreteri Saüh Kılıç'ın da karşı çıktıklan ıleri sürüldü. Meral'in, makam odasını yenilemenin yanı sıra Türk- Iş Genel Başkanlıgı için Çankaya'da Refik Belendir Sokak'ta 15 milyar lira tutannda bir lojman satın aldığı öğrenildi. Esbank size bir şube daha yakın: Esbank İzmir/Konak Esbank'ın 73. şubesi İzmir/Konak'da açılıyor. Esbank'ın çağdaş hizmet bankacılığı yanndan itibaren 73. şubesiyle İzmir/Konak'da yanınızda. Esbank Konak Şubesi'ne gelin, kurumsal bankacılık ve sermaye piyasası işlemlerinin yanı sıra, tüm bireysel bankacılık hizmetlerinden siz de yararlanın. ESBANKT E D B 1 R L V E K A R A R L 1" Şube Müdürü: Muhsln Turgut Mıllı Kutüphane Caddesı No: 14 Konak. İzmir Tel: (0232) 441 16 27 ESBANK KONAK ŞUBESİ
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle