05 Temmuz 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 20 HAZİRAN 1996 PERŞEMBE 14 KULTUR Caz sihirbazlannınîstanbul zirvesiKültür Servisi - Bu yıl üçün cüsü diizenlenen •Parliament Superband Jazz Festrval*96' bu akşam 35 > ıldır müzik yasamını saksofon ustasi. besteci ve orkestra şefi olarak sürdüren caz efsanesi VVayne Shorter ıle başlavacak. 1958 > ılından ıtıbaren HoraceSiher ve Mavnard Ferguson'un gruplannda çalışan Wavne Shoner. 1958'den 63'e kadar Art Blakey'in orkestrası 'Jazz Mesengers'da çaliştı. 1962'de *Downbeat' dergisinde "New Star Sa\ophonist' ödülünü kazandı \e Duke EUington'ın ardından 'En İyi Besteci' kategorisinde ikinci sırayı aldı. 1960'larda Blue Note plaklan için birçok LP'de ver alan Shorter. 1964 yılında Herbie Hancock \e Ton\ VSilliams ile beraber Miles Davis'in grubi'.na katıldı. 1970 \ ılında ise JoeZawinul ve Miroslav Vitous ıle kendi grubu \Veather Report'u kurdu. VVeather Report'taki çalışmalan boyunca caz \e rock'tan klasik \e elektronik müziğe kadar değişik formların bileşimınden elde ettiği yepyeni biri müziğın oluşumuna Al Jarreau David Seanborn ~JT Tçüncü yaşına giren Parliament Superband I I Jazz Festival, geçen iki yılda V-^ İstanbullular'la tanıştırdığı dev müzikçiler listesine bu yıl da çok ünlü isimleri katıyor. Bu gece Açıkhava Tiyatrosu'nda saksofon ustası Wayne Shorter konseriyle başlayacak festival 25 haziranda David Sanborn'ün konseriyle sona erecek. vardımcı olan Shorter 'Dov\nbeat'de 1969 yılından başlavarak 17yıl boyunca 'Soprano Saksofoncu" ödülünü art arda kazandı. Shorter. 75'ten fazla albüme imza attığı 35 yıllık sanat yaşamında yepyeni bır döneme girdiği son albümü 'High Life'ta. besteci olarak caz. klasik. funk \e pop müziğin özelliklerini veni \e zengin bir kanşımda buluşturdu. Festi\alde varın »ece cazse\erlerle buluşacak usta trompet trapezcisi Lester Bmvie ise iyi teknik. büyüleyici ses ve üstün hayal gücü gibi özelliklerı Bubber Miller'ın nefesinden Miles Davis"in müziğine, blues'dan popa kadar geniş yelpazedeki tüm trompet geleneğini bir araya toplamış bir sanatçı. Grubu 'Brass Fantasy' ile birlikte sahne alacak olan Lester Bovvie'nin en ünlü albümleri arasında. dramatik yönleri ağır basan. yaratıcılığın üst noktalara tırmandığı ve ırkçılığa karşı siyahi müziklerın yer aldığı 'The Fire ThisTime' gösteriliyor. Cazseverler. yann gece Lester Bovvie's Brass Fantas> 'nin ardından dünyanın en iyi \okalistlerinden biri olarak nitelendirilen Salif Keita'v ı dinleyecekler. 24 haziran gecesi yine dünyanın ünlü \okalıstlerinden. bol ödüllü sanatçı Al Jarreau konserı yeralıyor. Müziği dünyanın her köşesinde çalınan ve birçok ödülün sahibi olan sanatçı. 1992'de Rhythm& Blues dalında En İyi Vokalist' olarak 5 kez Grammy ödülü aldı ve üç ayn dalda Grammy kazanan tek sanatçı unvanına sahip oldu. Festivalin son gecesi olan 25 haziranda ise 20 yılı aşkın süredir ününü koruyan dünyanın en iyi eaz enstrümantalistlerınden Da\idSanborn ve saksofonu ızleyıcılere keyıflı anlar >aşatacak. 20 yıla yayılan sanat yaşamının sonucu ses getiren 13 LP'si ve 9 Grammy Ödülü olan sanatçı, günümüzde de aynı başanlı yerini koruyor. 'Genç Bir İşadamına' adlı kitabın toplatılmasına kınama Kültür Senisi- Yavıncılar Birliği. Em- re Yılınazın 'Genç Bir İşadamına' adlı ki- tabının toplatılması üzerine birbasın top- lantisi düzenledi. Toplantıya Yayıncılar Birligi Başkanı Atıl Ant. eskı Küİrür Ba- kanı"ve CHP Içel Milletvekili FikriSağ- lar. kitabın yavımeisi llkkavnak Kültür ve Sanat Ürünİerı Sahibi Sezai Kaynak. ışadamı İshak Alaton ve kitabın vazan Emre Yılmaz katıldı. Emre Yılmaz'ın. llkkavnak Kültür ve Sanat Ürünleri'nce basilan ve 2 ayda üç baskısı yapılan "Genç Bir İşadamına' ad- lı kitabı. Ankara 1. Sulh Ceza Hâkımligi tarafından. TCK'nin 426. maddesinüe be- lirtilen vasa gereği toplatılmiş. bır aydır en çok satan kitaplar listesınde ılk sırada olan kitabın matbaadaki 10 bın kopyası- "SB Toplantna Emre YılmaA Fikri sağlar. Atıl Ant, İshak Alaton \eSezai Kav nak katıldılar. (Fotoğraf: HÜLYA TOPÇU) na Emniyet Basın Bürosu tarafından el konulmuş- tu. Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi"nin mütefer- rik kararında. kitabın toplatılmasına ilişkin gerek- çe olarak 'halkın ar ve ha\a dıngulannı incitici ni- telikte' oiuşiı gösterılivor. Emre Yılmaz yaklaşık on v ıl başarılı bır ışadamı olarak vaşadıktan sonra. bütün şirketlerini tasfive ederek iş dünvasındakı kırlenme ve kendi deyımıv - le 'insanı köleleştirensistemi' eleştiren bır kitap yaz- dı. Fakat Yılmaz'ın venı bırahlak felsefesini savu- nan kitabı "ahlaksızlık'ıan toplatıldı. Yayıncılar Birliği başkanı Atıl Ant. Emre Yıl- maz'ın kitabının müstehcenlikle bir ilgısi olnıadı- ğını fakat polis müdürlerinin. Adalet Bakanlığı vap- tığı bir ülkede argo iki kelime yüzünden kıtaplann toplatılabileceğini belirtti. Ant, Alaton a da iieste- ğınden dolayı teşekkiir erti, fakat işadamlarını Ya- şar Keınal gibi yazarların davalarına da destek ol- mava çağırdı. İlkkaynak Kültür ve Sanat Üriınlerı Sahibi Sezaı Kaynak. Emre Yılmaz'ın kitabında kullandığı anlatım biçinıi ve sözcüklenn kesinlik- le arve havaduygularını zedelemediğini belirterek. kitabın iş dünyasındaki kirlenmenın vansıtılmasın- dan rahatMz olan kişiler tarafından toplattırıldığını söylcdı. Kavnak, kitabın toplatılmasını düşünceöz- gürlüğüne yönelik bir saldırı olarak degerlendıre- rek. hukukı mücadeleleri sonucunda kitabı Türki- ve'dc özgür hale getiremezlerse. konuyu Avrupa lnsan Hakları Mahkemesi'ne eötüreceklerini söy- ledi. Eski Kültür Bakanı veCHP Içel Milletvekili Fik- ri Sağlar ise aydınlanmızın ve yazarlarımızın çağ- da>laîiH.ıya uzıınan bıryolüa yürüdüğünü, fakat yö- neticilerin bu yolda çok büyük ayıplar sergiledik- lerini sövledi. Fıkrı Sağlar kitabı okuduğunu veçok bcğendiğini belirtti ve >öneticileri bukalemunaben- zeterek. bir felsefe kitabı olarak görüle- bilecek bu kitabın yöneticilerin dünyası- nı eleştirmesine karşın 'genel ahlaka ay- kın bulunması' gerekçesiyle toplatılma- sını bir kandırmaca olarak değerlendirdi. Işadanıı İshak Alaton kitaptaki görüş- lere katılmadığını. iş dünyasının Emre Yılmaz'ın vansıttığı kadar kötü olmadı- ğını, fakat Emre Yılmaz'ın TÜSlAD'ı ele^tiren kitabını yayınlamahakkını sonu- na kadar savunduğunu sövledi. Emre Yılmaz ise toplantıda da en az kitabındaki kadar ironik \e iğnelevıci bir \ aklaşım sergiledi. Kitabının tepeden bir emirle. ^ipşak bulunan hukukı bır baha- neyle toplatıldığını belırten ^ ılmaz, ışa- damlannı ve siyasetçileri bırdüşüncenin yasaklanarak daha çok vayıldığını daha öğrenememiş 'Osmanlı kafalılar' olarak değerlen- dirdi. Yılmaz. Alaton'un bu cahil Osmanlılar gibi davranmadığını aksine kendisinın olava kurnaz ve çağdaş bir kapitalist gibi vaklaştığını sövledi. Em- re Yılmaz. ayrıca Alaton'u kutlavarak "O.en akıl- lı. sansürün önce var edip sonra medva aracılığıv la bir kimliğe tıkamak \e orada unutulmasını sağla- mak olduğunu biliyor" dedi. Toplantının en ilginç ve düşündürücü yanı ise bır kitabın toplattlmasının kınandığı anda. Mehdi Zana'nın 'Zelal' ve Favsal Daglı'nın 'Ateşten Portreler'adlı kitapiannın da top- latıldığının öğrenılmesıvdi. Saydam bir Corot ve hınzır Baselitz T ^ astlantılar birkaç gün frr arayla Paris'teki A. V Corot'nun çok geniş kapsamlı 200. yıl anma sergisine ve Berlin'deki son otuz beş yılın retrospektifi niteliği taşıyan Baselitz sergisine yolumu düşürttü. ERHAN KARA.ESMEN Alçakgönüllü. safivet dolu \e alabil- diğine savdam bir "Corot" ile hınzırın hınzın bir *"Baselitz"ın adları yan yana hiç geçmez. Anıa. rastlantılar birkaç gün arayla Paris'teki Corot'nun çok geniş kapsamlı 200. yıl anma sergisine ve Ber- lin'deki son otuz beş yılın retrospektifi niteliği taşıyan Baselitz sergisine yolu- mu düşürttü. Corot resmi bir mutluluk selidir. İzle- yici içın en az zorlamav la en fazla göz zev ki tatmini v eren resim türünün bir ör- neğidir. Ayrıca sanatçının resmi yapar- ken katıksız bır kev ıfle çahşmış olduğu- nu (ki Corot'nun resimlerini sonsuzmut- luluk içinde bovadığı bılinegelir) derin- den duv umsatır. insana. Kendisine v öne- lik doğaya çıkışçılığın ve "izlenimci- ük"in öncülerınden olma saptaması da aslında katıksız bir sevgiyle resim yap- ma dürtüsünün bir unsuru olarak düşü- nülmelidir. Portreler. objeler. ev ler. gü- neşli havalarda çıkılmış doğadan görün- tüler. hepsi av nı ılıman ortamda v erli v e- rini buluyor. Tarihsel perspektifte Go>a ve Turner ıle az küçüğü Nionet gibi üç devin arasına sikışmış \e hatta çağdaş- lan Courbetve Delacroix'nin bile hafif- çe gölgesinde bir de\ ınmanın adamıdır. Corot. Cok büvük bır ressam değildir. belkı. Ama. göz ziyafetıdir. yaptıkları. Söz Georg Baselitz'e gelince. 1960'lardaki resimlerinden bu yana ta- nıyageldiğim bir sanatçı oluyor. üstat. Büyük ressamhğı çok çok tartışmalıdır. Hatta ressamlığının bile tartışmalı oldu- ğunu düşünenler. çoğunluktadır ve kız- gıııca bir dille kendisinden "baş aşağı Georg" diye söz ederler. Ortalığı çürütücü bir rutubet ortamına \e fırtmaya karşın Georg'un başaşağı edilmiş portrelerini. ağaçlarını, masala- nnı görmeye gelenler vardı: o gri pazar sabahında. Çağdaşhk şamptyonu birkaç meraklı. çok mutlu ve hararetli: diğerle- ri ise resim görebilmek için başlarını eğip bükmekten boyun ağrısı çekerek dolanıyorlar. Serpiştirilmişbiriki heykel var. ortalıkta. Çok düz ayak nesneler. Otuz v ıl öncelerden henüz baş aşağı edil- memiş çerccvelere de asılı. Alabildiğine sünepe şeyler. Bu oğlan (yirmi küsuryıl önceki genç ressam adayı Georg) düzgün resim yapamayacağını görüp derin bir keder içinde mi doğay ı başaşağı çev irdi? Yoksa gizli bir deha parçası mı fışkırdı ve bu şeytanca buluş ortaya çıktı? Pek belli değil. Yalnız bu hınzırlığın "satıla- büir yenilik" kategorisine girdıği. çağ- daş tüketim pazarında kendisine ver bul- duğu ve Georg'a ün ve para getirdiğı ke- sin. "Baş aşağı Georg" uç örneğinden ha- reketle çağdaş sanatsal tüketimde rT ^, >er kapan tüm diğer orijinalliklerin sorgıılaması vapılamaz. Ama. bu venilikçilik arayışçılığı içinde. in- sanaklınıhafifealabilmeeğılıminın kendini gösterdiği başka örneklere de rastlanabiliyor. (Belki bir başka yazıda bu konuya daha kapsamlı yer verilebilir.) Geçen avın gezintilenne Dietrich Fischer-Dieskau'lu. Claudio Abba- do'lu Alfred Brendel'li musiki ak- şamları da rastladı. Berlin'de müzik Dietrich, merakları tutkulara ra- hatlıkla dönüşebilen bizim sanatse- ver kuşağımızın >arı tanrılanndan biriydı. Dipten kavrayıcı tek birer- kek sesinde rastlanabilecek en yu- muşak müzikaliteye sahipti. Otuz küsur yıl önce "V\'interreise"v i kon- serde kendisinden dinlediğimde ya- şadığım mutluluğu dünvanın çeşit- li yerlerındeki tutkulu dostlara kart- larda. mektuplarda nasil coşkuyla anlattığımı hatırlatıyorum. Sonrala- rı başka Schubert'lerını. Brahms'la- rını dinledim. Mozart, Bach, Messe ve Oraneto'larda başkalannın yanında izle- dim. Aktif ^arkıcılığı bırakalı epeyce bir yıl oldu. Albümleriyle lıâlâ sahip oldu- ğu yoğun ilgive karşın alçakgönüllü bir gölgede kalışçılığı benimsediği için. ara sıra bazı oda orkestralannı >önetmenin dışında, müzik arenasında dolaşmıvor- du. Kendısini veniden sahnedegörebile- ceğımi hiç düşünemezdim. 1996 Ren Bölgesi Müzik Festivali'nin (ki eli yüzü Baselitz düzgünce. ama daha çok ulusal ve orta karar bir etkinlik) afîşleri arasında Diet- rich'in fotoğraflan duruyordu. Evet. üs- tat oradaydı. R. Sehuman'ın uvertürüy- le iyi bilinen. ancak tümü çok az seslen- dirilen "Manfred"müziğinin içine ser- piştirilmiş resitatle kanşık metin okuma- larında o sovlu fiziğiyle başrollerdeydi. Sarkı söylemiyordu. Kadife seslenn en güçlüsünü çıkartagelmiş o benzersiz hançereden bu kez sadece düz sözcükler dökülüyordu. O bile yetiyordu. Köln'ün o çok cici ve insancıl bo- yutlu konser salonunda olağanüstü bir akşam yaşandı. kısacası. Eski havranları ve bir efsaneyi etten ke- mikten ilk kez gören genç merak- lılar birlikte yirmi dakıkayı aşan bir alkış sağanağından sonra uğurla- dık. büyük adamı. Ertesi akşam Berlin Filarmo- ni'nin bir musiki kâbesi sayılabile- cek kadar ünlü dinleti mekânında birbaşkaönemliolayı izlemefırsa- tım oldu. Mimari öğelerinin kes- kinliği ve iriliğiyle otuz yıldır tar- tışılıp duran ve hele Köln'ünkinin ardından tam bir modern hangara benzetilebilecek bu mekânda gü- nümüzün çok önde gelen bir piya- nisti (Affred Brendel) ile adı en yaygın anılan şefi (Claudio Abba- do) Beethoven ve Dvorak'la bir programda buluşuyordu. Berlin Filarmoni'den sözedelim. önce. Bu dehşetengiz orkestral ma- kineyi otuz yıldır çok sayıda kon- serde dinleme şansım oldu. Epey- ce bir kez Karajan ile. Birer ikişer kez CarlosKleiber,EugeneJochum,Igor Marke>itch, Ferene Ericsav ile. Abbado ile konserde ilk kezdinlivordum. Tüyler ürpertici metal üflemeli tınıların akıl al- maz uyumu ve vaylıların benzersiz gü- cü ile son yirmi v ılın ortalamasında dün- yanın bir numaralı orkestrasıvla karşı karşıyayız. Hatta otuz vıl önceki altın dönemlerinde Reiner'li Chicago. SzeH'li Claeland ve Mra\insky'li Leningrad'ın dışında. son elli yılın ortalaması olarak da konserdeki etkileyiciliğiyle Berlin Fi- larmoniilekarşılaştırabilecekbirorkest- ra olmadığını düşünenler vardır. Belki biraz abartmah sayılabilecek bu savlar bir yana. Berlin Filarmoni. tartışmasız birüstünlüğü sergile^egelir: "Bü>1ikşef- te çok büyüyebilme; ortadüz a> ak şefler- le de belli bir düze> in altına düşmeme." Abbado'lu Berlin. bu ikinci özelliğini sergilıyor. daha ziyade. Yani birdüzeyin hep ötesinde. Ama "büyük" değil. Çün- kii, Abbado "büyük" değil. Gençliğin- de ttalyan sol hareketinin bir etkinliği olarak fabrikalarda müzik etkinliği dü- zenlemiş olması. benim dünya görüşüm- deki çok sayıda meraklınm kendisine "büyük sempati" duymasına yol açıyor. Ama bu benzersiz insancıllık ve aydın davranış örneği Abbado'yu büyük şef yapamıyor. Klemperer, Szell, Toscanini, Münch, Karajan hepsi huysuz ve kapns- li adamlardı. İnsancıl jestlere yatkınlık- ları falan da yoktu. Ama büyük adamlardı. Abbado geçen akşam orkestrasıyla savaştı adeta. Kuv- vetli belleği şef kürsüsüne gerek bırak- madığından. adamlanyla burun buruna. göğüs göğüseydi. O düzgün hareketli sol elinin de yardımıvla teknik olarak her şeyini döktü ortav a. İyi konser oldu. ama "büyükmüzik" vapılamadı. Yıllarönce dinlediğimKubelekliveOrmandyli "Ye- ni Dünya"lan hâlâ coşkuyla anımsıyo- rum. Abbado'nun sabun köpüğü türü et- kisi konser çıkışında dağılmıştı bile. Beethoven 3. konçertodaki görüntü- süyle Brendel'in lıali de şefinden çok farklı değildi. Büyük alkışa mazhar. medyanın sevgilisi bir sanatçı. Aynca ze- ki, bilgili ve aydın bir müzisyen. Ama büyük piyanist değil. Bir süre önce yine bu Berlin'de Schubert tüm piyano yapıt- lan konser dizisinde "İmprouptu"leri falan dinlemiştim. Alışılmışın çok iyisi. Yoğun çalışma ve zekâ ıle vanlabılecek çok ileri birnoktadaydı. Ama Rkhter'in- kilerden de epeyce aşağıdaydı. Geçen akşamki Beethoven'i ise pınltılı. temiz, ortanın elbette çok yukarısında. Ama iş- te o kadar. Otuz yıl önceki tutkulu me- raklılan yeri bir atıfla sözü bağlayayım. Bize göre Gulda, Brendelin epeyce özündeydi. Ama vaşam bu. Gulda zıva- nadan çıktı. ov undan düştü. Brendel tır- mandı. Sandığımızdan daha iyi tırmanı- cıymış. Olay işte bu kadarcık. IŞILDAKVE YELPAZE ATtLLA BİRKİYE Beşir Fuad'dan Memet Fuat'a Beşir Fuad'dan Memet Fuat'a denememiz çok yol aldı. Bu deneme "illetinı" Montaigne dünyaya bu- laştırdı. Bizde de Beşir Fuad. Bence Beşir Fuad, öte- ki özelliklerınin yanı sıra ilk "deneme "cimizdir de. "Yazmaya ve yaşama" bakışıyla da o bır "deneme- c/"dir. • Ataç ile deneme, bir ivme kazanmıştı. Batı'dan öte- ki türierle birlikte Tanzimat sonrası gırmiş; cumhuriyet dönemine kadar. el yordamıyla sürmüşse de daha sonra Ataç, denemenin "özgün sesini" sağlamıştı. Ne var kı tanım hep bir sorun olmuştur. Şimdilerde, tanımlanamayan yazılar ne hikmetse deneme, oluve- riyor. Kuşkusuz deneme de böyle bir "tanımsızlığa" açık bir edebiyat türü. Öte yandan ise deneme en az yayımlanan ve en az okunan edebiyat türleri arasında; son yıllarda bunun olumluya doğru donüştüğünü gözlemlediğimi söyle- yebilirim. Yine de bu, deneme için çok yetersiz. Yaşayan ve yazan denemecilerimiz arasında biraz dolaşacakolursak... Melih Cevdet Anday, Salâh Birsel, Nermi Uygur, çokdeğişikbiçemli, özgun denemecilenmizdir, dene- menin zenginlığıni, farklı tatlarını onların yazdıkların- da bulmak olanaklıdır. Adeta Athos, Porthos, Aramis gibi denemenin üç silahşörüdür. (Vedat Günyol'u anmadan; yumuşak biçemli denemesinin altını çizmeden geçmek olur mu?) Üç silahşörierden söz açıhnca. akla ister istemez d'Artagnan gelir. Denememizin, d'Artagnan'ı ise Me- met Fuat'tan başkası değildir. • Dağlarda Yüreğim, Memet Fuat'ın son deneme ki- tabı. Bir deneme abonesı olan Adam Yayınlarf ndan geçenlerde yayımlandı. (Tum deneme yayımlayan ya- yıncılar, editörler, Don Kişot'un akrabaları olmasın.) Dağlarda Yureğim, Memet Fuat'ın Cumhuriyet'te 1994 yılmda "Düşünceye Saygı" başlıklı köşesinde çı- kan yazılardan oluşuyor. Bu yazılan Memet Fuat, "al- çakgönüllü" bir biçimde "deneme" olarak tanımlıyor, kitaba yazdığı Sunu'da. Makale, köşeyazısı adlandırmalarını iddialı buluyor. Bunlara "en iyisi gene 'deneme' demek" diyor. Kitaptaki denemeler, günlük bir gazete için yazıldı- ğından. tema ve konu çeşitlıliği gösteriyor. Ne var ki Memet Fuat'ın öteki deneme kitaplarında da olduğu gibi (Çağdaşımız Makyavel, vb) tema ve konuların bir- birini ızlediğı arka planda kendini duyumsatıyor. Memet Fuat son yıllarda daha çok etik sorunları ele alıyor. Dağlarda Yureğim de ilk bakışta bu niteliği ko- ruyor. Bununla birlikte şu veya bu şekilde gündemde olan edebiyata ilişkin konulara (şiir üzerine, kitaplar üzeri- ne), kültürel sorunlara ve yazara ybnelik tartışmalara (Nâzım Hikmet, vb) ılışkın denemeler de yer alıyor. Bır konuyu. bir sorunu ele alışındakı hoşgöru ve al- çakgönüllü bilgelik, olağanüstü bir yalınlık düzeyine ulaşmış dille okura taşınıyor. Denemelerde. büyük bir sabırla düşüne taşına kurulmuş bird/7 ile karşılaşıyo- ruz. Dilin bu özelliği, içeriğin de taşıyıcısı oluyor... Bir aysberggıbj... Memet Fuat denemesinin özeltiklerinden biri de "anlatımcı" özelliği. Denemenin "söyleşı" özelliğini; "anlatımcı", yer yer "öyküleyen" bır biçemle zengin- leştiriyor. Bir başka özellik. daha çok 80 sonrası denemele- rinde gördüğümüz, ''düşünce alıştırması". Felsefi bir sorunsallığa giriyormuş gibi görunen, ancak düşün- ceyi, bır önceki aşamadaüretmeyeçalışan, üretenbir yazı tekniğı... Her şeyden önemlisi de söylenenin kolayca anla- şılması. • İki yıl önce Memet Fuat'ın denemecıliği üzerine bır konuşma yapmıştım. Son bölümü şöyleydi: ...Memef Fuat denemecıliği üzerinde denemesel bır okuma, bir anlamlandırma yapmaya çalıştım ve gör- düm kı "Çağımızın Montaigne"/ yanı başımızda. 'Avrupa ve Türkiye'de Yazın'da Brecht Kültür Servisi- İki avda bir vayımlanan ve Avrupa'nın pek çok kcntinde dağıtımı vapılan kültür sanat dergisi 'Avrupa ve Türkiye'de Yazın'ın haziran-temmuz sayısı Bertolt Brecht'e ayrıldı. Derginin sürekli yazarlanndan ServerTanilli, 'Brecht Günceldir", Engin Erkiner. "Brecht ve Düşünemedıklerimiz' ve Mehmet Ünal. "Yağmur Damlalan' (Brecht Üzerine Aykırı Düşünceler) başlıklı yazılarıyla Brecht üzerine değerlendirmelerde bulunuyorlar. Islamiyet üzerine araştırmalanyla tanınan Faik Bulut. Türkiye'de İslamcılık' yazısında Türkiye'de politik Islamın tarihini çeşitli dönemler halinde inceleyerek anlatıyor. Fransa'da öğretim üyesi olan Şehmuz Güzel ise yaşamının uzun bir bölümünü Paris'te geçiren sanatçı Abidin Dino'nun Sovvetler Birliği'ndeki yıllan üzerine olan >azısının ikinci bölümünü bu sayıda tamamlıvor. Güzel'ın. Dino üzerine yazıları vakında kitap olarak da yav ımlanacak. 'Bir Özyaşamöyküsü' Yapı Kredi Yayınları ndan çıktı Kültür Senisi - Collingvvood'un "Bir Özyaşamöyküsü" başlıklı kitabı. Yapı Kredi Yayınlan "Cogito" dizisinden çıktı. Felsefe ve tarihi bir araya getirmeye vönelik çalışmalara öncülük etmiş olan R.C.Coİlingvvood. 20. yüzyılın en önemli tarihçi ve düşünürleri arasında ver alıyor. Collingvvood, fizikötesi felsefe alanındaki dâhilerden biri olduğu halde Türk okurlarının az tanıdığı yazarlardan. \apı Kredi Yayınları. Collingvvood'un "düşüncenin övküsü" olarak adlandırdığı bu vapıtı. Ayşe Nihal Akbulut'un özenli Türkçesj\,le okurlanna sunuyor. "Tarihsel bilgiye nasıl erişilir" sorusunun yanıtını arayan Collingvvood kesılip yapıştırılmış bir tarihten değil, tarihin felsefesinden söz ediyor. 1938'de yazdığı "Bir Özyaşamöyküsü". felsefeye ait herdüşüncesinin tarihin felsefesi olduğu belirlemesini en parlak biçimivle ortaya kovduğu bir kitap. -\O VITCff ITf %4A \ y Seyahat Acentası Balıkçmın diyarında Mavi Yolculuk hala bir rüya olarak kalmasın! 7K<wi "tyolceduû rie r cuP"ıâ''e; S77i' r Mârna'ı". .'H?V 3 ^eTg^ otrı Kes.r aeDsfı, oır Tana Tanı Parer.'orı 6C0 Df/ Aûa HOtel-Gumbet OK 1 OOO 000 -TL Kent Motel-Kerpe OK 1 500,000 -TL Hotcl Nazlıtıan-Assos YP 2 500 000 -TL İDuyurularımızı, her salı ve persembe Cumhuriyet ten ızleyebilırsmizl 1 istıkial Cad 81/1 Beyoğiu-İST Tei. 0212 249 52 11 fax 0212 293 20 76 f
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle