05 Temmuz 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 2 HAZİRAN 1996 PAZAR OLAYLAR VE GORUŞLER Atatürkçü Düşünce ve Hoşgörü M. İSKENDER ÖZTURANLI AtanMçüDüşünceDernegikmir Şuhesi Başkam f'THnr' "^T">garlık. bağışlama ve züjıe. Dınsel yönetım verine dünyasal yö- ^ ^ ^m I hoşgörü demekrir. Ba- ^ P H I ğışlama nedir bilme- H I \enu>gartık.u>garlık ^K J değil zorbalıkrırki, çö- Bu tüınce Atatürk'iindür. Yaşamı bo- yuncauygarlığı \e ınsanhaklarını savunan bir de\ let adamıdır Atatürk. Laıkliğın ve insan lıakları düşünc'esinin uygarlığın bir ürünii olduğumı çok ıvı gözleven bır vöne- tinı ustasidır. Hoşgörü doğaya uygunluk. insan hakla- rma uvgunluktur. Voltaire'in dılıyle söyle- yecek olursak: "Hoşgörü insanlığın en gii- zelvanıdır. Hepinıi/eksiklikk'rk'.tanılnıa- laria yoğrulmuşu/.. Birbirimizin nudalalık- larını karşıltklı olarak hoşgörelim. Doğanın ilkyasası budur." Hoşgörü nedır bılmeyen ın.san dar dü- şüncelidir. Kendisi gıbı düşünmevenieri keııdı düşüncesıne getirmek için zor kul- lanır. Yüzyıllarca süren \e engızısyon kı- yımlannı yaratan. insanları kazıklarüstün- de öldüren. ateşler ıçinde yakan bagnaz düşünce. hoşgörmezhğın yarattığı birdü- şüncedır. Bu düşünce Doğu'da Nesimi'nın derisını dıri dırı vüzmüş. Hallac-ı Man- sur'u acıma.sizca yok etmıştır. Dının top- lumsal >aşama karışması yüzünden mey- daııa gelmiştır bu olay lar. Ve özgür düşün- me \oksunluğundan kaynaklanmıştır. Laik düşünce. böy lesıne bırbağnazlığııı karşısına çıkan bir düşüncedir. Hoşgör- mezlik'ebirtepki olarak çıkmıştııgün yü- netım bıçimını getırmiştır. Bütün dinlere. bütün inançlara saygılıdır laıklik. Nasıl hoşgörü özgürlüğe benzerse. laiklik de onun gıbı özgürlüğe benzer. Nasıi şimdi- y e kadar kimse. -özgürlüğü yalnız istemek- İe ekle edememiş, sonsuz bir özen vç u\a- nıklık göstermediği siirece koruyamamış- sa" laiklik de onun gibıdir. Laiklik sa\aşı bir bakıma özgürlük sa\aşıdır. Laikliğin eldeedilmesi.özgürlüğüneldeedılmesine bağlıdır. Tıpkı özgürlük gıbı laiklik de son- suz bir özen ve uyanıklık ıster. Ancak la- ıklikle hoşgörü ılişkılerinı ıncelerken. laik düşüncey i y aratan özgürlüğün bır hak. hoş- görünüııse bir erdem olduğunu unutma- mak gerektır. Ne var ki hereylem.herdavranışhoşgö- rülemez. Görülmemelıdır de. Özgürlükle hoşgörü arasındakı ınce çızgıyı gözden uzak tutmamalıdır. Bu çizgıv ı gerçekçi bi- çınıde saptayaınayan yönetimler. toplum- sal dengeyi bozarlar. Lfak tefek kusurları bağışlamayan, bağışlamasını bilmeyen ki- şı. hoşgörürbır kişi olmadığı için. uygarda sayılamaz. Böyle bir kişi hoşgörmezliğin çukurunda yaşar hep. Hoşgörmezlik ise. kımı zaman dinsel bağnazlık. kımı zaman da sosyal ve siyasal bağnazlık bıçıminde çıkar karşımıza. Ku.sur. bırışte vada bıreylemde "bilıne- dcn yanüma"dır. Bir yanlışlığın bulundu- ğu verde kesınlıkle kusur da vardır. Yan- lışlık ve kusur hiç kuşkusuz insan ıçın bır eksiklik. bır özürdür. Kusuru ve kusurlu- luğu ortaya çıkarmak da. bır şey ın ya da bır eylemin özrünü ayrımsamaktır. Ne var ki kusuru bulmak başka. kusuru bağışlamak başka şevdır. "Kusura bakma" diyen \e davranışından ötürü özür dıleyen bır kışı. bağışlanmasını istıyor. karşısıııdakınden hoşgörü bekliyor demektır. Bu nedenle "Kul hatasız olmaz, tövbe Yarabbi" deme- miş mıvdi birzamanlar koca Yunus. Bılge bir şeyh (15. yüzyıl medrese hocası) şu dı- zeleri yazmamışmıydı haklı olarak: "Tö\- be Yarabbi hata rahına girdiklerime / Bilip ettiklerime bilmevip ettiklerime." Suç ıle kusuru bııbirinden aytrmak ge- rekir. Suç. her zaman bilerek ve isteyerek ışlenır. Bılıncın bulunmadığı yerde suç da yoktur. Bu nedenle suç bağışlanınaz. anıa kusur bağışlanabılır. Çünkü dünya yiiziin- de kusursuz bır kışı buiıııak hemen hemen olanaksızdır. Bu nedenledir kı "Dünyada kusursuz iki insan vardır. Biri olmüştür. öteki de doğmamıştır" sözü. doğru sözle- rın belkı de en doğrularındandır. ~Vanılmak insan içindir" v e kusur. insa- nın bılmeden. istemeden yaptığı şeylerdır: ama. sürekli yanılnıaların nasıl bir sonuç doğuracağı belli değildır. -Doğru sözdür bunu>az/Hataörnekolamaz"tekerleme- • sı bu gerçeği beiırtmek ıçın sövlenmiş ol- sa gerektir. insan bir konuda yaııılabilır; ama.aynı konuda bırkaç kezyanılırsa o za- man iş değişir. Böyle bir durumda artık o insanın kimseden hoşgörü beklemeye hak- kı yoktur. İnsan yaşamında olduğu gıbi toplumsal yaşamda da yanılgılar sürer gı- der ve durmadan vmclenırse bu. "birevsel olduğu zaman aptallık. toplumsal olduğu zaman da hainlik" olarak nıtelenebılırko- layca. Bu nedenle bize bağımsız ve özgür ya- şayacağımız bir vatan armağan eden Mus- tafa Ketnal. bazı konulaıda hoşgörülü ol- mamıştır. Laıklikten hıçbır zaman ödün vermemiştir. Çünkü laiklik.TürkiyeCum- hurıvetı "nın temel taşı ve demokrasinin on- suz olmaz ilkesıdir. Bu nedenle Atatürk. la- iklik ilkesinin karşısındaolanlarıhiçbir za- man bağışlamamış ve hoşgörmemiştir. Kendisinehakaretedenleri.canınakıymak isteyenleri bağışlanııştırda. Bursa'da Arap- ça ezan okumava yeltenen hoca eferrdiyi bagışlamamıştır. Dm de\ letıni. şeriat dev- letini getirmek isteyenlere karşı hoşgörü- lü olmamıştır. Hıç kuşkusuz bu yaklaşim doğru ve ger- çekçi bir vaklaşımdır. On sekiz yaşını he- nüzdoldtiian cumhuriyetçocuklanna "Ab- dülhamit'in torunlarT di\e seslenen poli- tikacılar bağışlanabılır mı hiç? "Anavasa- yı din kurallarına göre dcğişrireccğiz" diye haykıran bır polıtikacıvı hoş görebilir mi- siniz kolay kolay'.' Dını ve dın duygusunu kıyasıya sömüren bır siyasal partınin etkin- liklerine seyırcı kalmanız doğru olur mu'.'Atatürkçü düşünce. halkı iktıdara ge- tırerek cumhuriyetı kurmuştur. Akıl ve bı- limi iktıdar vaparak laikliğı getirmıştır gündeme. Atatürkçü düşünceye göre. dının yeri tapınaklardır. Dinın yeri. "rnakamla- nnenyükseğiolan vicdaniardır". Dev let iş- lerinde. de\let yönetımınde dın ve ınanca ver yoktur. Dev let ınançladeğıl.akıllayö- netilir. Çağımızın toplumlannı 13. yüzvı- lın yasalarıyla yönetmeye kalkışmak. ay- mazlıktan başka bır şey değildır. Bu nedenledir kı Atatürk. dini kendı amaç \e tutkulanna araç yapan "hoca kı- lıklı yalancı bilginler'"i ve çağın gerısınde kalmış bağnazları hıçbır zaman bağışla- mamış. bu gibılere ödün vermemiştir. Şu sözcüklerle çıkmıştır karşılarına: "Onla- nn olumsuzyönde atacaklan her adım, yal- ntz benim kişisel inancıma değil, v alnız be- nim amacıma değiL o adım benim ulusu- mun yaşamıyla ilgili. o adım uiusumun ya- şamına karşı bir kasıt, o adım uiusumun yüreğine gönderilmiş zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle aynı düşüncede olanla- nn yapacağı şev, mutlaka ve mutlaka, o adt- mı atanı tepelemektir.*" Bilindiği gibi Atatürk. dünyanın en bü- yük kültür devrımcilerinden biridir. Öz- gürlük \e uygarlıktan yanadır. Ne varki ge- rıcılere karşı tepelemeksözcüğünükullan- mıştır. Nıçın kullanmıştır? Neden kullan- mıştır'.' Öncelıkle behnelim ki bu tümce. dındarkişılere karşı degil. dındevleti kur- mak isteyenlere karşı söylenmiştir. Amaç- ladığı kişiler. yobazlar ve bağnaz. çağın dı- şında din sömürgenleridir, Müsiümanlar değildır.Uygarlık ve ılerıcılik alanmda hoş- görülü olan Atatürk. gericilerin karşısında hoşgörmezdır. Yobazlıgı ve bağnazlığı hoşgören toplumların. uygar olanların ayakları altında kaldıklarını görmüş ve göbtermeye çahşmıştır. "Değişmez yasa yapmaya kalkışan biryönetiminzulüm >ö- netimi" olduğunu söylemış, bu nedenle ulusal egemenliğe karşı olan davranışları hoşgörmemış ve bagışlamamıştır. Bağışlama. uygarlığın bir gereğidir. Ama uygarlığı yok etmek ısteyenlen bağış- lamak, uygarlığın anlayacağı bir mantık değildir. GB ve Halk Bankası'nda Reform Zorunluluğu NAZIM TL R/VL Aniulnı BUIIMI AvıtkutUınnchın G ümriJk birliği sürecinin. ülkemizde ortayaçıkardığı ve tiim ilgili çevre- lercc öııcelikle kabııl edilen. ülke- tniz küçük işletmelerinın AB iilke- lerı karşısında rekabet güçlerinin ol- madığı konusundaki saptama. ku- rultiş anıacı küçük ışletmeleri desteklemek olan Halk BankaM'nın tfagürıe kadar ortaya kovduğu bankacılıkanlayışınıri veasıl işle\ini neölçüdeye- riııe »etirdiğınin ırdelenmesini zorunlu duruma ge- tirmiş bulunmaktadır. Halk Bnnkasrnın kııruluş amaçları ve bankada biriken kanııı fbnlann'ın kullanımının genel gözle- ıııi. bankanın za.nıan içinde siyasi iktidarların kısa vadelı popıilist polıtıkalarının aracı olarak görülen. dev let bankoM olnıanın bilinen hastalıklannı taşı- yan. geniş ve hantal kadro>u ıle ülkenıiz işletmele- rinin yüzde 95"ini oluşturan kesimı geliştirmeye katkı sağlanıadan. a->ıl işlev inden giderek uzaklaşan birdev let işletmesı haline geldiğini ortaya koymak- tadır. Özellikle. gümıiik birlifi sürecinin başladıgı gü- nümüzde. küçük işletnıelerin öneminin artık ülke- mizde de vurgulanmaya başlanmaM, bankanın bu alandaki öncnıli yük.ünılüliiğü ve işlevini ön plana çıkarırken: Halk Bankasfnın bu işlevi yerine getir- mekten uzak bir tutum içinde. siyasi iktidarları kı- sa vadeli politikalarına hiznıeteden. bilinen biirok- rasi ahşkanlıklarını koruyarak. sözde küçük işletme bankacılığını sürdürdüğügözlenmektedir. Gümrük birliği sürecinin otuz yıl önce başladığı dikkale alı- nırsa. bu ışletmeleri geliştirme. rekabet güçlerini arttırmaya yönelik uzun vadeli projeleri yıllarönce başlatmış olması gereken bankanın önemli bir ih- mal içinde olduğu görülmektedir. Tüm ilgiH çevrelerce kabul edilen. ülkemiz kü- çük işletmelerinin günümüz teknolojilerini izleme ve ayak uydurmada yetersiz kalmalarında. ilgili baş- ka kurumlaryanında. HalkBankası'nınyıllardıriz- lediği bankacılık anlayışının önemli payı bulunmak- tadır. Ülkemiz işletmelerinin yaklaşık yüzde 95"ini oluşturan küçük işletmelerin. ülkemiz ekonomisi ve toplumsal yapısındaki taşıdıkları önemle uyum- lu biçimde desteklenmeleri. dengeli kalkınma ve sosyal devlet ilkesinin zorunluluğu olur ve banka- nın da bu anlayış içinde görev yapması gerekirken. bazı yabancı kurumlann desteği ile yürütülen gös- termelik sayılabilecek eğitim programı dışında kay- da değer çalışnıa yapmadığı gözlenmektedir. Diğer yandan küçük işletmelere. hiçbir risk al- makMzın. ketalet kooperatifleri aracılığı ile en çok 500 milyon TL kredi veren banka. büyük işletme- lere. sivasilerveya banka yönetimi ile ilişkileri ne- deniyle trilyonlara ulaşan kredileri verirken teminat konusunda aynı özeni göstermemekte. şu sıralarda batık kredilerin en az 10 trilyon TL olduğu söylen- mektedir. Halk Bankası"nda gerçekleştirilecek reform ile gelişmekte olan ülkelerde örnekleri görülen. özel- likle küçük gırımcıliği desteklemek üzere kurulu bankaların beninıscdiği çalışma sisteminin kurul- ması amaçlanmalıdır. Bu bankaların çalışma sistemleri. sınırlı kamu desteği yanında özel girişim ağırlıkh olmalan, ve- rimliçalışmalan.binlercekişiyi küçükgirişimciya- parak ülke insan ve ekonomisinin gelisjmine katkı yaratmaları. Halk Bankası için öğreticı çok önem- İı dersler taşımaktadır. Öte yandan. son yıllarda banka yönetimleri. kcn- dilerini görev e getiren sıyasiler gibi bankayı. siya- sete atlama yeri olarak görmeye başlamış bulun- makta. özellikle seçim zamanları yoğunlaşan. abar- tılı. yüz milyarlara mal olan tanıtım kampanyalan- nıyürijtürken.esnaftoplantılanndapopülist bir yak- laşim içinde kredi vaatleri ile bir tür siyasi yatınm- lara üirişmektedirler. Ayrıca. kamu fonlannın siyasal iktidarların tanı- tım aracı olarak kullanılmasının en kötü örnegi Halk Bankası'nda izlenmekte. geçirdiğimiz yerel ve ge- nel seçimleröncesi trilyonlan aşan fonlar. hükümet eden siyasi iktidann tanıtım programının bir parça- sını oluşturmuş bulunmaktadır. Halk Bankasf nda görülen tanıtım fonlannın kullanım biçimi. ülke- mizde kamu bankalarında reform zorunlulugunu ortaya koyan diğer bir faktör olmaktadır. Kamu bankalarının tanıtım fonlarının toplamı yaklaşık üç veya dört trilyonluk bir kaynak yarat- makta. bu kaynağın hangi kriterlere göre dağıtıldı- ğı konusunda bılgi edinilememektedir. Tümmaddi varlığı ülke vatandaşlarına ait olan bir kamu bankasında. trilyonlara ulaşan fonlar. üst yö- netimde bulunan bir iki kişinin kişisel değerlendir- meleri ve ilişkileri ile dağıtılabilmektedir. Geniş ta- nıtım fonlannın kontrolü. büyük ölçüde reklam ge- lirleri ile vasayan yayınlar üzerinde belli bir kont- rolü getirmekte, eleştirıler bu yolla önlenmekte. böylece geniş kitelere hep olumlu mesajlar iletile- bilmektedir. Halk Bankası'nda reform zorunluluğu, bankayı asıl işlev ine kav uşturma \e banka kaynaklannı oluş- turan kamu fonlannın banka amaçlan dogrultusun- da objektif kriterler içinde dağıtımını temin için de zorunlu hale gelmiş bulunmaktadır. PENCERE Geriye Yarış... Erdal Inönü, anılarını yazıyor, ilk kıtabını çıkardı, ikin- cısineçalışıyor... Ama, İsmet Paşa'nın oğlu olmak kotay mı? Erdal inönü, bu güçlüğü aşmış, babasının ağırlığı altın- da ezilmemış, bağımsız kişilığınin damgasını özyaşamı- na vurabilmiş bır insan... Yine de 'Anılar ve Düşünceler' adlı ilk kitabına babası- nın gölgesi yansımış... Nasıl yansımasın ki... Çocukluğu 'Paşa'nın başbakanlığında, ilk gençliği cumhurbaşkanlığında geçen Erdal Inönü, Ikinci Dünya Savaşı'nı Çankaya'da sıcağı sıcağına izlemiş, o yıllarda 'Köşk' dünyaya teleskobunu uzatmış bir gözlemevi... Mahalledekı çocuklarla al takke ver külah oynayan, alt alta üst üste kapışıp dövüşen, top oynayıp ilkbaharda erik çalmaya gıden bir çocuk değil Erdal Inönü... Bu yolda hem talihsız.. Hem talihli... Yetişmesindekı koşullara bağlanarak duygularına gem vurmasını öğrenmış.. Amaduyarlı.. • Yalnız insan değıl, bir aygıt da duyarlı olabilir. Eskiden 'hassas terazı' derferdi; ağırlıkları inceden inceye tartan ölçü aletlerinin çağımızda gelışmişleri yapılıyor; olağa- nüstü radarlar ise ınsandan beter... Kimı duygulu insan ilkeldır... 'Anılar ve Düşünceler' kıtabında, duyarlı bir insanın bi- çemı her sayfada izleniyor, inönü'nün Türkçeyi kullanışın- daki seçimlerı ustaca... Bir gün ismet Paşa, 'Erdal' ile 'Ömer'e önemli bir uya- rı yapmış: "Tanınmış bir insanın oğlu olmanız, başanlan- nızın da başansızlıklarınızın da başkalan tarafından abar- tılı bir şekilde değerlendırılmesine yol açacaktır. Bunu unutmazsanız, gereksiz övgü ve yergiler karşısında ken- dinizı daha iyi korursunuz." Erdal Inönü dıyor ki: "Değıştırılmesı elımızde olmayan bir durumdan ışimı- ze yarayacak sonuçlar çıkarmasını iyi bılen bir insanın bu fikrinin gayet doğru olduğunu sonradan birçok örneğı ıle gördüm." Bu tümce, belki de Erdal İnönü'nün -bilim adamlığının değil- ama politıkacılığındaki yönteminin dışavurumu... Ah şu değiştirilmesı olanaksız durumlar!.. Elimizi kolumuzu bağlayanlar onlar değil mi?.. • Erdal İnönü'nün kitabını bu yazıda ele almanın amacı eleştiri ya da değertendirme değıl. 'Anılar ve Düşünce- ler', okuyanı düşündüren bir kitap!.. Ben bu yazımda 258'inci sayfadakı 'Laiklik Konusu' başlığı altında yer alan anıların altını çizmek istıyorum. 1950'li yıllarda ismet inönü, Pakistan Büyükelçisi'ni ka- bul ediyor. Elçı, görüşlerini söylerken her tümcede Ku- ran'dan bir alıntı yaparak fıkrini güçlendırmeye çalışıyor. Elçı ayrıldıktan sonra İsmet Paşa dıyor kı: "Biz de vak- tıyle öyleydık, Osmanlı döneminde bız de hergörüşümü- zü Kuran'dan güç alarak ifade etmeye çalışırdık. Bu us- lubu cumhurıyetle bırlıkte bıraktık. (...) Din ıstisman ede- bıyatını ben herkesten iyi bilırım. Biz zaten o ortamda bü- yüdük. Ama ben de bir defa bu yola girersem, bu yanşı artık istesek de durduramaytz. Kımse başkasının altında kalmak istemez. Sonunda laiklik elden gider." Vegidiyor... • Erbakan henuz ortada yokken. Adnan Menderes bu yola girmıştı; Süleyman Bey'i biz Cumhuriyet gazetesin- de bu açıdan çok eleştirmıştık; şımdı Necmettin Hoca do- lu dizgin: ama, yakında Refah lıderıni de bu yolda yaya bırakanlar çıkacaktır... Erbakan'ı şeriat yolunda ıhanetle suçlayarak dıncilik yapanlann ayak seslerını şımdıden duymuyor musunuz?. Boyada Yeni BoyutDikkat! Flora sentetik değil, su bazlı bir yan mat boyadır. Güneşten etkilenmez, renkleri sararmaz. BuMarshall, Türkiye'ye çağın boyasını sunuyor. Ve yan mat boyada yeni bir dönem başlıyor.- Flora Su Bazlı Yarı Mat Boya. Flora iç yüzeylerin akrilîk esaslı yeni son kat boyası. Kaynağmı, doğaya hayat veren sudan alıyor, kullanıldığı mekânlarda dogal hayatı başlatıyor. Flora gerçek anlamda nefes aian dokusuyla, kabarmıyor. Güneş ışınlarından etkilenmiyor, yıllarca solmuyor. Kokusuzluguyla her mevsim boyanıyor. İlk günkû canlılığını yıllarca yitirmeyen yumuşak renkleriyle, düşienen mekânları yaratıyor. Yeni bir boya, yeni bir yaşam boyutu Flora. Su Bazlı Yan Mat Boya WaterBasedSemiGloss Topcoaü
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle