25 Haziran 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURtYET 16 HAZİRAN 1996 PAZAR 14 KÜLTÜR İŞARET FİŞECİ ZEKİ COŞKUN olsunAses yaşasınMakyavel MACHÎAVELLİ ÜÜHÜKÜMDAR (İL PRİNCİPE) Törkçesi Sebhattin Bağdatlı "Yazarhk nedir? Birhösranınavun- tusu. Biitün hiisranlann avuntusu. Ya- zarlık bir narsis kompleksi: 'Bak ben ne yazdim. Ne marifetlerim var be- nim. Okuyun beni. Begenin zekâmı, buluşlanmı'demek.Sade>azarlıkmı? Aktörlük. askerlik. politikacılık, işa- damlığı hırs olmadan. beğenilmek he- vesi olmadan yapdır mı?" O hırs ve hüsran yazar. düşünür-sa- nat adamını "popûİer" olan karşısın- da kıskançlığa, küçümsetneye. öfkeye yöneltiyor sık sık. Haziran başından ben toplum, futbol ve sıyasetten baş- ka bır şey konuşmuyor. Milli takım, Avrupa'da bir mucize yaratacak mı. "milli onur" onlarla şahlanacak mı? Ya da "Erbakan başbakan mı.'" Bun- lan tartışmayan yazının ne hükmü ola- bilir? Duygulannı gemleyenlerteslım bayragını çekerek kimi de şurasından burasından bulaşarak "popüler" üze- nnden kendı "sdz" ve "variık" alanı- nı korumaya, çalışıyor. Anlaşılırbirdurum. Kendisini yük- seklere konumlayan "küftür" ve onu üreten. dıllendiren, temsıl eden çevre- ler, "aşagKİakiler" tarafindan izlenme- yı. beğenılmeyı. ömek almmayı, kısa- ca hayatı \e kıtleleri yönlendirmeyı hedefler. Oysa hayat ve kıtleler, kendı ıçinden kendi modellerım.aktörlerını, değerlennı; "kültürler"ini üretir. "*Yüksek"teki yükseklığiyle, yalnızlı- ğıyla baş başa. Kıskanmanın, öfkenın nedeni bu. • • • Popüler olan. yüksektekilerce "ucuz, sıradan, basit" vb. tenmlerle kodlansa da sonuçta bır tür "karşı kül- tür"nıtelıgı taşır. "Karşı'"yı "negatiP dıye de okuyabilirsiniz. Ama "karşrt- muhalif-altcrnatir diyemezsiniz ona. Her karşı duruş, muhalifliği içermez. Popüler kültür örnegınde olduğu gıbı egemen konumun-durumun yeni bici- mı ya da yenı adaylan görünür orada. Sonuçta, popüler olan "yüksekkül- tür"ü alaşagı ertiği için sanat, düşün- ce. yazı çevreleri onun karşısında kıs- kançlık, öfke duyuyor. Ya da ona tes- lim oluyor. Egemene ya teslim olunur, ya karşı çıkılır. Öfke. küçümseme dışında he- niiz karşı çıkış yok. Teslimıyeti de tam hazmedemıyoruz. Durumu idare edi- yoruz. Öyleyse bu kez ıdare etmeden, teslim olmadan anlamaya ve çözmeye çalışalım popülerın "iktidar"ını. Yazının başındaki alıntı, HaMunTa- ner'in yaklaşık 30 yıl önce yayımlanan u Ascs" öyküsünden. Taner, orada bir futbolcu tipı yaratıyor. O dönemin il- gı-iktidar odaklannı sergılerken yaza- rın konumuna da bakıyor. Kitle ise şöyle öyküde: "Acın ortalama bir Is- tanbullunun beynini. göreceğiniz şun- dan ibaret olacaknr Spor-Toto, at ya- nşlan, siyaset, biraz da Yeşttçam dectt- kodusu." Popülerin her dönemdekı öğelen aynı. Taner, "3 S" formülünü yazmış: Spor. siyaset. sınema. Istanbullu yeri- ne Türkiyelı deyın. sinemanın yerine TV'yi koyun. durum bugün de aynı. Aynılık -degilse bile benzeşjik- po- püler aktörün, kahramamn; iktıdan temsıl eden kişinin kimliğınde de ken- dını gösterir. Omekse, 1995-96 futbol sezonunun şampıyonu Fenerbahçe'nın başkanı Ali Şen'le aynı dönem siyasal ligin şampiyonu RP'nin Genel Başka- nı Necmettin Erbakan. Izledikleri stra- tejiyle, söylemle, eylemle. tümüyle ay- nı ekolûn, aynı kimligin insanı ikisi de. Niccoto Machiaveili'nın hükümda- nnı (ll Principe) okumadınızsa siyaset (ve yönetim) bilimini. sanatını anla- manız, ızlemeniz, çözmenız zor. Hükümdan bilmeyenler için Ali Şen'le Erbakan apayn dünyalann ada- mı. Oysa onlar, aynı Tann 'nın çocuğu. hükümdann vârisı. Öyle olduklan için de "zamanımızın katıramanT, lideri onlar. Literatüre "Makyaveliznı'' terimini kazandıran, beş yüz yıldır eskimeyen bu yapıt, iktidar için "güç"ün önkoşul olduğunu vurgular. Fiziksel-askeri güçle sınırlı degii bu vurgu. Örneğin, sınirlenniz de maliyeniz kadar güçlü olacak. Muhayyileniz de: Olmayan şeyleri varmış gibi tasarlayıp göstere- bılme gücünüz olacak. Nihayet, "kutsal" saydığımz "amaç" için her türlü aracı kullana- bilme ve bunlan çoğunluga aykın gö- rünse de "doğru-iyi-gerekli" göstere- bilme gücünüz olacak. Yani "gûç" ve "iktidar" dışında hıçbır şey sizı bag- lamayacak, belirlemeyecek. Machiavelli, yöneticinın "icraaön- da neticeye bakıhr" diyor. Galipseniz (şampiyon ya da en çok oy alan par- tiyseniz) buna erişinceye dek kullan- dıgınız araçlar "muteber ve makbul sayılır ve herkesçe övüliir, çiinkii halk görünene ve olana kapılır; dünyada ise halktan başka bir şe> yoktur: coğun- luğun dayanacak yeri olunca, azınlığın sözü olmaz. Adını soylcmek uygun düşmeyecek zamanımızdaki bir hü- kümdann ağn banş ve doğruluktan gayn söz etmez; halbuki her ikisinin de en biiyük düşmanıdır; buntara ri- Mark Morris Dans Topluluğu, iki ayn program kapsamında sekiz farklı eser sundu Besteler insan bedenlermde dfle gekfi RANA EVCtM 24. Uluslararası Müzik Festivali, buyaz Istanbul'a. ABD'nin modern dans topluluklan arasında seçkinlı- ği ve entelektüelliğiyle özel bir yer tutan Mark Morris Dans Toplıüu- ğu'nu getirdi. Istanbul'da daha ön- ce Morris'in bazı eserlerini izlemiş- tik; özellikle Banşnikov un "Whi- te Oak Dance Projecfi kapsamın- da yapılan gösterilerde Morris'in eserleri büyük beğeni ve alkış top- lamıştı. Ama sanatçının kendisini ve topluluğunu izleme şansımız ol- mamıştı. Bu hafta içinde AKM bü- yük salonda sergilenen dört gösteri ile bu fırsatı da elde etmiş olduk. Mark Morris Dans Topluluğu bize iki ayn program kapsamında sekiz farklı eser sundu. Birinci programda Morris'in nis- peten daha önceki dönemlere ait ko- reograrıleri yer alıyordu. Haydn'ın 2 numaralı re majör komo konçer- tosu üzerine "Bir Göl", Hoff- mann'ın ve Bach'ın müzikleri üzerine kurulmuş olan "Güzel Gün", Bob Hiîls ve Teksas Playbojs'un parçalan üzerine "VedaParüsi" veVhakli'nin aynı adlı ta- nınmış parçası üzerine "Gtoria"— Bu ya- pıtlar, müzikJerinin de daha rahat dinle- nebilen parçalarolmasından dolayı izle- yiciden büyük alkış topladı. Ikinci prog- ramdaysa, Jacques Ibert'den divertis- manlar üzerine "Mutluluk Muskalan", Dvorak'ın Yaylı Çalgılar Üçlüsü ve Ar- monyum için bestelediği 5 bagatel üze- rine "Büro", Schubert'in 19. yüzyıl şi- irlerini seslendirdiği besteleri üzenne "Yatma Vakti" ve Lou Harrison'un ay- nı adlı eseri üzerine "Büyük Diio" yer alıyordu. Morris'in 1992-94 yıllan ara- sında gerçekleştirdiği bazı eserlerden oluşan bu ikinci program, gerek müzik- lerin seçimi, gerekse kullanımı açısından sanatçının koreografi macerası kapsa- mında yarattığı dahaçetin, izleytciyi da- ha zorlayıcı yapıtlarını ıçerıyordu Bazı eleştirmenler tarafindan, müziği kullanımındaki zenginlik dolayısıyla Balanchine'ın devamı olarak degerlen- dırilen Mark Morris'in eserlerinin tü- münde, bestelerin insan bedenlerinde di- le geldiği, geniş sahne mekânında hiçbir dekora gerek duyulmaksızın şiirsel bir anlatım bütünlüğü kazandığı gözlenir. Dansçilann oluşturduğu çizgiler, daire- ler ve geometrik şekiller zaman zaman dans eden üç boyutlu resimleri çağnştı- nr. Bunun yanı sıra, Morris'in dansçıla- nnın bedenleri Balanchine'in dansçıla- n gibi belli kalıplarda, ideal estetik öl- çüleri sergileme kaygısıyla kullanılmaz- lar. Sanatçının koreografilerindeki este- tik. insan duyarlılığının ve duygusallığı- nın anlatımıdır. Özellikle, "Veda Parti- si", "MurJuluk Muskalan" ve "Büro" gibi eserlerinde, soyutluktan tamamen uzak, insanın toplumsal ve psikolojik boyutlanna deginilen bır bakış açısı gö- rülüyordu. Kısacası, Morris yalnızca görsel bir anlatımla yetinmiyor, çağdaş insanın varoluşundaki çelişkilere, yaşam kavgasına ve kendisini avutmak için oluşturduğu pembe dünyaya eleştirel bir göriiş getiriyordu. Sosyal-psikolojik biranlaüm "Büro", Dvorak'ın müziğiyle Rus kültürüne ve bu toplumun çağnştırdığı politik yapıya göndermeler yapan, folk- lorik öğelerle zenginleştirilmiş bir kore- ogTafi. June Omura'nın gerçekleştirdi- ği. gündelik, tiyatro kostümlerini andı- ran kostümlerle dans edilen bu eserde, adeta kişilik çözümlemelerine yaklaşan birkarakterçalışması ve sosyal-psikolo- jik bir anlatım kullanılmış. "Veda Parti- sPnde de, bir parti ortamındaki ilişkile- re ve veda olgusu ile partinin coşkusu arasındaki çelişkiye değinilmiş. Amerikan folk müzjğine ve folklo- rik öğelere yer venlen bu çalışma- da da, yine kostümlerin katkısıyla belli tiplemeleryaratılmış. "Mutiu- luk Muskalan" adlı eserin Türk- çeye çevirisinde çok başanlı olun- duğunu söyleyemeyeceğim. "Charm" sözcüğünün anlamı. muska dışında cezbetmek anlamı- na da geliyor ve Morris bu eserde gösteri dünyasının pınltılanna ve şirinliklerin arkasındaki banalliğe değiniyor. Oysa muska, çok daha dini bir çağnşım yapıyor. "Mırtlu- luk Tüsımlan" daha doğru bir çe- viri olabilırdi, çünkü eleştirilen ve sorgulanan, sahnedeki tılsımlı pı- nltı Bu koreografi, pınltılı kostüm- lerle ve balctik figürlerin aşın kul- lanımıyla adeta bir komik bale ola- rak yaratılmış. "BirGöl"adlı eser, suyun ve dal- galann hiçbir dekor yardımı olma- dan ifade edildigi, çarpıct bir yapıt. "BirGöT,JamesF. lngalls'mbaşa- nlı ışık tasanmının yardımıyla ve Haydn'ın müziğinin şiirselliğiyle Mor- ris'in yarattığı en başanlı eserlerden bi- ri. Dan Jayce ve Rachd Murray'ın dans ettiği "Güzel Gün"de çok özgün beden figürlerinin kullanıidığı bir yapıt. İki dansçının arasında tılsımlı birçekim gü- cü olduğunu duyumsuyorsunuz. üerek "Gloria''da, gerekse "Büyûk Dûo"da, ışıktasanmcısı Michael Chybowski'nin payı gerçekten büyük. Işık dışında, eser- lerin tümünde kostümlerin de başansını anmak gerekiyor. Mark Morris'in topluluğu, gösterişli, ağır dekorlara gerek kalmaksızın, kali- teli bir ışık ve kostüm çalışmasıyla ko- reografilerin niteliğinin nasıl vurgula- nabileceğini, koreografide sahnenin bir mimari çalışması gibi nasıl işlenebilece- ğini ve dans eden kişileri bizlerden biri- leri gibi nasıl kendimize yakın hissede- bileceğimizi gösterdi bize. ayet etmiş olsaydı, bunlar birkaç defa, ya itibannı veya devletini kaybcttirir- lerdi." (*) Kısaca "iktidan kaybederdi". Za- manımızın kahramanlan Ali Şen'le Erbakan'adönelim. Adeta Makyavel"i hatmetmiş gibidir ikisi de. Kitlelerin güce taptığını. gücü elde etmek ve el- de tutmak için her yolun "daima mu- teber ve makbul" sayıldıgını bilirler. En zayıf zamanlannda bile güçlü ol- duklan ızlenımını vermek için sürek- li saldırgan bır üslup sergıler, bunu ara- ya sıkıştırdıklan "banş-adalet-dost- luk-dürüsdük-hak" \b. tenmlerle konjonktüre -yürürlüktekı yasalara- uyarlarlar. Tehdit de vardır söylemlerinde, tek- lif de. İkisi de aynı kapıya çıkar: Bana boyun eğeceksıniz. Ya zorla, ya gön- lünüzle. ıyısı mı ne kendınızı, ne benı yorun! Eger "hedef" kendilenndenbi- raz uzaklaşır gibi olursa ö\gü ve teh- dit bır araya geiır: "30 mü>x>n Fener- bahçdinin şampiyonluğunu -60 milyon Refahlının iktidannı- kimse önk>e- mez... Bunlar Fenerbahce -Refah, din- düşmanlığı yapıyorlar" vb. ifadeleri anımsayın. ••• Güç sergilemesi ve zafer vaadi, kit- lelere açık çagndır. Her zaman karşı- lık bulur. Yalnız, her zaman da "olıım- lu karşdık" bulmaz. Işte bugün yasa- nan bu. Fenerbahce şampıyon. Ligın seynne, puan cetveline bakılırsa başa- nlmış - hak edilmiş bir şampiyonluk. Ama yöneticisinin kimligı ve yönetim tarzından dolayı toplumca -ve kendı camiasınca da- hazmedilmemiş bir şampiyonluk bu. Fenerbahce, sankı "birinci lig"den düşmüş gibi. Istan- bul'un "üç büyükler"ınden bin degil de hile, şike, tehdit. dayak yoluyla şampiyonluk kazanan mahalli lig-taş- ra takımı muamelesi görüyor. RP de öyle. Erbakan başta olmak üzere yaklaşık aynı kadronun 1970'te Milli Nizam Partisi'yle başlattıgı "si- yasal Isfam* hareketi, nihayet 25 yılın sonunda RP'yle Türkıye'nin en güçlü siyasal eğılimi halıne geldı. Seçimle- rin "şampiyon^u. Ama "iktidar'" ola- mıyor. Zamanımızın kahramanlan Machı- avelli'yi hatmetmiş. ama eksik. Şım- dılerde profesyonel yönetim, Machi- avelli'nin soydaşı Gramsci'nın tezıni temel alıyor: Zamanımızda "iktidar" için güç İcadar "eonsensus" da geçerlı ve zorunlu. Ama bızdekiler ıçın "con- sensus"un "sen sus" bölümü geçerlı. Bu yönlcriyle de yakın zamanın bır kahramanını; TurgutÖzal'ın mırasınt paylaşıyorlar. Ases ya da Aykut'la Oğuz Nasıl Machiavelli bılınmeden siyaset-yönetim sanatı, orada olan bıtenlcr anlaşılamazsa HaMun Tan- er'ın "Ases" öyküsünü okumayanlar için de o popüler oyunun, futbolun za- manımızdaki en anti-popüler kah- ramanlan Aykut'la Oguz'un Fenerbah- çe'den kovulmalan anlaşılmaz. Gerçı medya ve kitle, Aykut'a "kraT. Oguz'a "imparator" lakabını takmıştır. Ama cümlenin sessiz ya da sesli ıtirazlanna karşın takımın "hûkümdar"! Ali Şen tarafindan kapı dışan cdıldiler. Çünkü lakaplanna kar- şın H. Taner'in yarattıği Ases'ı andınr- lar. Tnbüne oynamazlar. Ases gibi ik- ısı de "begenilmeyeboşvermistir_bir oyunu oyunolarak almış, muduluğunu bunda bulmuştur. gerisine aldır- madan." Şampıyonluga harç koysalar da za- manımızın güç-gösteriş kültürü bu kimliklen nedeniyle onlan kapı önüne koyar. Tıpkı "heriyiviaşağıaşağıçeken böyle bir ortamda daha fazla" yaşamasına ızın venlmeyen centilmen Ases'ın sahalardan çekilmesi gibi... Haldun Taner'le bağlayalım sözü. "Ases'i -veonlan-seviş bir bakıma ben- im icin, belki sizin için de. hâlâ bir im- kândır. Bir kusurunu biliştir hiç değil- se. Dürüstlügümüzün bir kınntısı." Bu, zamanımızın kahramanlanna. popülerin iktıdanna karşı gereklı ve zorunlugaliba: Kusurunu.eksiginibıl- mek. KÜITUR» SANAT Ortaköy FERİYE (236 28 64) 12:00-18:00-21:00 v1 a, v •, ç V • t ş % %' % ş Kültür Sanat ilanlarınız için: 293 89 78 (3 hat) 9. U L U S L A R A R A S I YAPI KREDİ GENÇLİK FESTİVALİ 1 9 M A Y I S - 1 9 H A Z İ R A N 1 9 9 6 YARISMA GENÇ POP Yapı Kredi Gençlerarası Pop Müzik Yanşması (Final) Yapı Kredi'nin, Türk pop müziğine daha bilinçli genç müzisyenlerin kazandırılması. daha nitelikli eserlerin yaratılması amacıyla, festival çerçevesinde . düzenlediği yanşmanın fınali. Rumeli Hisarı Müzesi. Saat: Z1.30 600.000 TL. 500.000 TL Rumel, Hisarı Müzesi: (0212) 287 31 45 Yanşma TRT c!e nanlen >a^ınlanacagındaT kapılar 21 20 de kasanacaktır. TIYATRO TANI 2bveddd Kadmlar Yön: Özkan Schıılze (jmu2000.Cıcs 18.00, P m İSOD Yer: Martı Sanatevi Istiklal Cad. No:330 Tünel Tel: 251 69 78 S a I o n k I i m a 11 d ı r. NIHALGURES: Presents | SÜSLÜ İ \ I 31 'Hcu/ıs • 30 Jfoziran 1996 J J SırasckiUr Cad. No.-77 Taiuim/I«. ' fotoĞraf 7 . S A Yl Ç I KT I •BU SAYININ ÖDÜLLÛ YARIŞMA KONUSU: KIRMIZI •6 SAYININ YAĞMUR KONULU YARIŞMA SONUÇLARI. KAZANAN FOTOĞRAFLAR •fOTOĞRAF DERSLERI. ÇEKIM TEKNIKLERI •FOTOĞRAF DÜNYASINDAN YENIUKLER APS VE DPS TEKNOLOJİLERI •SANATÇILARDAN ÖRNEK ÇALIŞMALAR •YENI ÜRÜNLER •SERGILER YARIŞMALAR •İKİNCİ EL PAZARI •SORUNLAR SORULAR YANITUR YAŞAMINDA FOTOĞMF OLAN HERKESİN DERGİSİ Şehıt Muhtar Cad. 41/5 Taksim. 80090 İstanbui Tel'Fax: 0-212-256 92 58 (3 Hat) Galeri Atölye ilanlarınız için: 293 89 78 (3 hat) KOŞEBENT ENİS BATUR İki Direk Arası Akdeniz Bir iki ay önceydi. Antalya'da yapacağım bır konuş- ma için hazırlanırken onu fark ettim: Türkiye'de, bun- ca kimlik arayışının içinde Akdenizlilığe, Akdenizli-olu- şa yönelik doğru dürüst bir yaklaşım getirememişız. Bir kültürel coğrafya olarak bile yeterince kuşatılma- mış bizde Akdeniz. insanımızın denize sırtını vererek oturma alışkanlığının payı olmuş mudur bunda? Akdeniz'i kavramak, bir sözcüğün tarihini katet- mekten öte bir çaba gerektiriyor sanıyorum. Bra- udeTin dilimize de aktarılan dev çalışması, en azın- dan karmaşık bir alanla karşı karşıya olduğumuzu göstermiş olsa gerek: Bir deniz. denizlerden biri mi Ak- deniz? Tuzluluk derecesi, ortalama ısısı, canlı doku- su ile onu bir düzleme, kategoriye alıp işin içinden çık- mak elde mi? Uygarlık ölçütleri bize konumuzun denizle sınırlana- mayacağını hemen kanıtlar: Asıl anlamamız gereken, denizin bittiği yerden başlayan beldelerde, kara par- çalannda beklemektedir. Herküles'in biri Iberya Yan- madası'nın güney ucunda, öbürü Afrika'nın Avpjpa'ya en yakın noktasındaki iki ortadireği'run arasında ge- niş bir coğrafya belirir: Fas, Cezayir, Tunus, übya, Mı- sır'dan Filistin'e, Israil'e, Lubnan'a, Türkiye'den Yuna- nistan'a, Adriyatik kıyılanna, italya'ya, Fransa ve is- panya'ya, oradan da irili ufaklı pek çok adaya yayılan bir kıyı imparatorluğu. Bir iklim, bir ortak (iç içe geçmiş) tarih, bir ortaklık- lar ve zıtlaşmalar kültürü-kısacası bir uygariık harita- sı: Oağı, taşı, ağacı, suyu, canlılarıyla yeryuzunün bi- rikimli coğrafyası. Bununla bitiyor mu döküm, hayır: Hem çoktannlı dönemin, hem de tektanrılı dinlerin inanç kazanı. Asıl kilit, Albert Camus'nün bir cümlesindedir ba- na kalırsa: "Akdeniz'ın tragedyası güneşe bağlıdır. Avrupa gibi sislere değil". istedığimiz ölçüde ayrım yapmamaktan yana ola- lım, Kuzey'le Güney'i özdeşleştıremeyiz: Hem insan- lar farklıdır, hem hayatlar. Nietzsche, felsefe için ül- küsel bir iklim arar Ecce Homo "da. yaptığı tanım Ak- deniz'in sıcak kuşağına pek uygun düşmez açıkçası. Böyle koyulduğunda. hemen Antık Yunan'dan söz edildiğini biliyorum: Ama Ege, Akdeniz şayılabilir mi? Camus'nün güneşı, Dionisos ayınleri. Ispanyol "cin "i yan yana getirildiğinde özel bir alaşım ortaya çı- kıyor. Bu alaşımın bir "edebiyat" yarattığı ileri sürüle- bilirmi peki? "Akdeniz Edebiyatı "tamlaması kullanıl- mıştır. Farklı dil. örf ve geleneklerte birbirinden aynlan; buna karşılık, ortak fiziğin ve metafiziğin buluşturdu- ğu yazarlardan hareketle bir güldeste hazırlanabilir sanıyorum. İlk Kıyamet metinlerinden, Öiüdeniz elyazmalann- dan başlayarak bu gözle Eski Mısır ve Yunan Edebi- yatı önce; Latin, Arap ve Bızans metinleri sonra taran- dığmda ilginç ortaklıklarsaptanacaktır. Horatius, Ab- bas bin Fimas, Mabeyinci Pavlos, Digenis Akritas nasıl yan yana gelebilir? Bu soruyu çağdaşlarımızı denek taşı olarak kulla- narak yanrtlamak bana mantıkh çözüm gibi görünü- yor. Valery ve Kavafis, Char ve Seferis, Adonis ve Elitis, Katep Yacine ve İsmail Kgdare, Ungaretti ve Lorca, Montalban ve Sciascia bır şahdamann için- de buluşmuyorlar mı? Iş, Türk Edebiyatmda Akdeniz'in, Akdeniz duyarlı- ğının tuttuğu yerin önemıni ölçmekte. Cevat Şa- kir'den Kemal Bilbaşar'a Cengiz Bektaş tan Me- tin Demirtaş'a adım adım ılerlemek bır edebiyat ta- rihçısinin, eleştirmenin bakış açısını gerektiriyor. Türkiyenin coğrafyası başka sorular da doğuruyor kaldı ki: Dağ edebiyatı, yayla edebiyatı, bozkır edebi- yatı üzerine de kurcalayıcı araştırmalara gereksinme- mizvar. Gene de Akdenizliliğin yeri başka: Üç kıtanın orta- sında bır yonca yaprağı oluşuyor - bizi yakın ve uzak komşularla buluşturabilecek. genişletebilecek bir ağ ile karşılaşabilıriz orada. diyorum: Değmez mi? Hâmiş: Bizi yöneten insanlar o kadar "eksiksiz"\er ki, ohların fazlalıklarından yorgun düşüyoruz. BUGUN 9. Uluslararası Yapı Kredi Gençlik Festıvalı'nde bugün. saat 21.30'da Rumelihisan Müzesi'nde GENÇ POPYapı Kredi GençleraraM Pop Müzik Yanşması(final)ver alıyor. 24.Uluslararası İstanbui Müzik Festivali kapsamında bugün saat 16.00'da Sen Antuan Kilısesi'nde Ole Edvard Antonsen(trompet)\e Wayne Marshal!(org)konseri yer alıyor. UNESCO ödüllü Antonsen ile Glyendebourne Festival operası vc Kraliyet Operasfnda koro yönetıcilıği de yapmışolan Marshall'ın birlikte çıkardıklan "Pulling Out The Stops"adlı albüm uzun süre gündemde kaldı. Festivalde bugün aynca saat 19.00"da Aya trini Müzesi'nde Uluslararası Karadeniz Oda Orkestrası'nın Prof.Saim Akçıl yönetimindeki konseri izlenebilir. SMe Eğitim Kültür ve Sanat Vakfı etkinlikleri Kültür Senisi - 1996 yılında kurulan Side Egitim Kültür ve Sanat Vakfı. Sıde'de kültür \e tabiat varlıklannın korunması ve iyileştirilmesı. çe^ıtlı sanat etkinlikleri düzenlenmesi konulannda çalışmalannabaşladı. 1996yaz sezonu için ilk hedef olarak Side yanmadası içinde ver alan Apollon \e Athena tapınaklannın tcmizlenmeM \e çevre düzenlemesini belırleyen \akıf bır kütüphane ve arşıv oluşturmaya çalışıyor. Yaz ayları boyunca ortaokul- lise seviyesınde destek kurslan düzenleyecek olan vakıf. eylül ayı ıçerisınde de "Uluslararası Klasik Gitar Festivali* düzenleyecek. DANS MUZIK KULTUR folklora doğru / çeviri araştırma dergisi 62. Sayı Çıktı !!! Eşkıyalar/Eric J. Hobsbavvm • Cumhuriyet Döne- ııi Müzik Politikalan/Necdet Hasgül • Tiirkiye Popüler Müzik Tarihinde "Anadolu Pop" Akımının Yeri/Necdet Hasgül . Cahit Berkay İle Söyleşi . Okay Temiz İle Söyleşi • Kural, Sistem ve Teknilc Türk Halk Müziği"nin Yeniden İnşası/Martin Sto- kes • Azerbayean Halk Müziğinin Ilkeleri /Üzeyir Hacıbekov • Gürcü Müziği Tarihi/Peter Gold • Gürcü Müziğinde Ses Üreten Nesneler/Peter Gold • Bir Gürcü Köyünden Notlan Hayriye Köyü /Pe- ter Gold • İberya Özkan İle Söyleşi • Hakkari Kürtlerinin Dans Şarkılan/Dieter Christensen • Belge : Kürt Melodileri/Vartabed Komitas * Erme- ni Müziğinin Kökenleri/Sirvart Kazandjian • Belge : Daron (Muş) Yöresi Halk Şarkılan/Arme- nuhi Kevonyan • "Kardeş Türküler'VAli Kerem Saysel . "Karola'VGökhan Gökçen/Seda Saral/Ül- ker Uncu • Boğaziçi Gösteri Sanatlan Topluluğu Üzerine Ömer F. Kurhan ile Söyleşi i Adresı Bogazıçı Urviv Folklor Kulubu Bebck /BT. Tel 263 15 00 lsteme Adresı Bogazap Unıv. Kıtobevı Ku2ey Kampus 80 615 Bebek/BT. TeL 287 03 13 Fiks. 265 85 48
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle