30 Haziran 2022 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
EKİM 1996 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA EKONOMI DİSK Genel Başkanı, Türkiye'de sendikal hareket geriletildikçe şeriatçılann güçlendiğine dikkat çekiyor w Bu mantıkla laiktik korunmaz'BÜLE.NT KIZANLIK Yiiksek enflasyon başta olmak iizere Türk ekonomisındekı sürege- len olumsuzluklann en çok mağdur ettiğı toplumsal sınıflann başında iişçi kesimi gelivor. 1995 yılında lcamu toplu sözleşmelerinde yaşa- raan gerginlığın ardından. işçi sen- dikaîannın adeta sesı kısıldı. RE- FAH YOL hükümetının zorunlu ta- sarruf kesintilerine el ko>ma giri- şimi karşısında oluşan tepki ise. geçmışle karşilştınldığında son de- rece cıliz ve tabii sonuçsuz kaldı. Farklı kesımlerce "sos>al patla- malara gebe" olarak tanımlanan Türkıye'nın ıçınde buJunduğu sıya- si ve ekonomik ortamda. üretenve emeğı ıle geçinen kesinıin tepkisı- nin nasıl frenlendığıni \e bunun Tiirkıve'nın geleceğine etkılerini. l980öncesinın en aktıf ışçı kon- fe-derasyonıı DlSK'ın bugiinkü ge- nel başkanı Rıdvan Budak'a sorduk. -Çalışma Bakanlığı'nın son ra- kanilanna göre Türkhe'de4 nıihon 516 bin ka>Ttlı 2 milyon 708 bin sen- dikalı çalışan \ar. 70 milvona giden san derece genç bir nüfusta. bu den- 11 sa kayıtlı \e sendikalı çalışan ol- ması. demokrasi, sivil toplum ve sendikacılık adına bir ayıpdeğif mi ? -Birkere kayıtlıçahşjnın4mil- von gözükmesi çok büvük biray ıp. Avrupa Birliği'ni hedefleyen bir devleteyakışacak bir rakam değıl. 2 milyon 708 bin sendikalna gelin- ce. öyle bir şey yok. Bu da tanıa- menÇaiışma Bakanhğı'nıngerçe- gi yansıtmayan istatıstiklerinden kaynaklanıyor. Türkiye'de sendi- Italı işçı sayısı 1 mılyon-1 milyon 100 bınchanndadır. Bunlann vak- laşik 700 bını KİT'lerde çalışan. kamuda çalışan işçılerdır. Geri ka- lanı da özel sektördedir. Mesela Türk-lş'in üve sayısının yaklaşık yüzde S0"i. kamuda çalışmakta- dır. Hak-lş'in üyesayısının zanne- dıyorum yüzde 30-35 "i kamuda ça- lışmaktadır. 1 Yani daha çok zay ıfla- yan özel sektördekı sendikal hare- kettir. Buda 15y ıldırtoplumunde- politızeedılmesınin sonucudur. -Özel sektörde 300-400 bin civa- nnda mı sendikalı çalışan \ar? -Bence o kadar bile yoktur. -Çok ürkütücü rakamlarbunlar. -Çok ürkütücü rakamlar. Bu sü- reciteknolojikgelışmeyarattı.hem desendıkalar özel sektörde örgüt- lenmekten kendılenni alıkoydular. -Özel sektörde toplam çalışan ne miktarda? -Herhalde bunun 4-5 mislidir. Ya- nı söy ledığım rakam sendikalı ola- bilecek. derlı toplu sanayi diyebi- leceğimız işyerleri. 100'ünüzerin- de işçi çalıştıran işyerlerı için ge- çerli. Ben size başkanı olduğum Tekstil Sendikası'nın faaliyet ala- nından çok kesin birönıek \ereyim. 12 Eylül öncesi Türkıye'de yakla- şık250 bin tekstil çalışanı vardt. Sen- dikalı sayisı 200 bin civanndaydı. Bunlann 75-80 bini DlSK'te. "i00 binin üzerinde Türk-Iş"te \e 5-10 DİSK BAŞKANI BUDAK: Türkiye işçi sınıfının bütün farklılıklanna rağmen, siyasi düşünce, etnik köken, mezhep farklılığına rağmen. bu ülke çahşanlannın en büyük müştereğinin olacağı yer sendikal harekettir. D j S K Başkanc Budak, Türkiyedeki sendikal hanketin bugününü değerlendirdi. (Fotoğraflar: KADER TL'ĞLA) bin de bağımsız sendikalı işçı var- dı. Bugün bu işkolundaçalışan yak- laşik 1.5 milvon insan var. Sendi- kalı sayısı toplam olarak 100 bin cı- vannda. 250 binken 200 bin. 1.5 mıl- yonken 100 bin. Türkiye sendikal harekett sırtının üzerine vatrnış. Ya- ni Mahmutpaşa şubemızde 15-20 kişmınçalıştığıtnkotaj atölyelerin- de. çorap. kazak atölyelerinde top- lu sözleşme yapardık. Büyük işlet- melerin çok büyük bir kısmı. Na- rinler, Jakarteksler, Dinarsular, Mahmutpaşa "dan çıkmıştır. Çıkiş yeri hep atölvedir. Bunlann fabn- ka olmaya başladığı süreçte. yıne Mahmutpaşa "da bunl.ınn yerlennı alanlar vardı. onlarla da toplusöz- leşme yapardı >endikalar. Şımdi Türkıse'nınen büvük ihracatçısı.ı^- te A\ rupa'da bir d'ev olmaya başla- van Şahinler Holding'de sendika yok. 2 bin kışının çalıştıgı Çorlu fabrıkalannda sendika \ok. Binler- ce kışının çaliştığı ısmi Türkiye'de herkes tarafindan bilinen büv ük >a- nayicilerin işverlerinde sendika yok Sendikanın önünü kesmijler. (,'ok büyük bir fabrika iöv lerim ben si- ze. giyimdemagazalarzinciriolan. o fabrikadaçalışanlann vandan faz- lası sendikasız.'Kapsam dışı" di- ve bir madde geliştınlmı^ 12 Ev- lül'den sonra. Sendikalarda ivıge- çinmek adına, bunu gönnezlikTen gelmışler. Tabiı 12 Eylül vönetı- mine bakan \eren sendikal hareke- tin nnecali kalmamıştır. -12 Eylül düzeni, demokrasivege- çişle birlikte en azından göhintü olarak son buldu. Sonraki dönem- de sendikasızlaşnrma bu kadar ür- kiitü bo> utlara ulaşırken, neden ça- lışanlardan ses gelmedi? -Çalı^anlardan değil. çalışanla- nn temsilcilerinden gelmedi. Yani çalışanlar örgütlendi ;>endikalann- da. onlan temsil etmek üzere. sen- dikacılan. yönetıcileri seçtiler. Ses gelmesi gereken orası. Orası ses vermek yerine 12 Eylül'e bakan verirse \e bunun için de dönüp. "Özür dileriz,özeleştiri>apı\ oruz'' denıez ı^e. bugün hâlâ ""gidene ağam. gelene paşa" politıkasıvla se»»iz kalı^a. "12 E\liil'ü DİSK >apürdı"gibi bırmaııtığıöneçıka- nrsa. bu sendıkal hareket Türkive işçi sınıfının sorunlannı çözemez. Türkive i>çi sınıfının bütün farklı- lıklanna rağmen. siya.M düşünce. etnik köken. mezhep farklılığına rağmen. bu ülke çalışanlannın en büvük mü^tereğının olacağı ver sendikal hareket. Çünkü vann sen- dikalı olduğunuzda hak alacaksınız. Maa^ınıza zam alacaksınız. ıkra- mıye. çocıık parası. vakacak para- sı alacaksinız. yemek yiveceksiniz. sen ıse bıneceksınız. Bütün bu nıüş- tereklerin etrafında in>anlan bir- leştiremivorsak. örgütlü toplumu _v aratamav acağız demektir. Orgütsüzlük yok eder Toplumunörgütsüzlüğüdemok- rasinin yok olmaMnın scbcbi olacak- tır. Bugün şer'ı hareket neden v ük- >elivor'.' Şerı hareket. i^çi Mnıfı ha- reketı L'eri durduiu için v ükselivor. 3 günbİSK. Türk-iş. Hak-lş kal- kıp ba^kaldırsalar. şer'ı hareketin se- M ke>ılecek. Aıru Türkive sendikal hareketının başindaki arkadaşları- mız. Türkıve'nin gıdişıne se»iz ka- lıp. vazıveti idareedıvorlar. İlla top- lusözleşmenin para maddesı için. zam maddesı ıçın Kızılay Meyda- nına inilmez. Türkiye'ninıçindebu- lunduğu süreçte Türkiye >endikal hareketı meydanlara. insan hakla- n için. demokrası için. laısızmin korunması için. cumhuriyetin te- mel ilkelerinin korunması için de inmeyi becerebilmeli. -YmeÇalışma Bakanlığı rakam- lanna göre DİSK'in ilk 6 a>daki üye kav bı 4 bin 81. Diğer iki konfe- derasvon ist iive artışı sağlamış. -Bu tabii çok haksız bir tespit. DlSK.örırütlenmevebaşlavalı.2.5- 3yıloldu.3>ıldat)İSK.Hak-Uile aynı noktaya gelmiş. Hak-İş, 15 yıl- dıraçık. Türk-lş reel üye sayısında yaklaşık yüzde 50 gerilemış. 12 Eylül olduğundaTürk-İş'ın üyesa- yısı 1.8ya 1.6milyon. DİSR'ınüye sayısı 600 bin. DİSK sıfırlanmış. 1992 v ılında yeniden aeılmiş. 1 y ıl örgütlenme için hazırlık yapınış. 1 y ıl sonraörgütlenmeye başlamış. 3 yılda bu noktaya gelmiş. Sonra D\SK üye kaybetnıişdeniyor. Böy- le bir şey olabilirmi1 .' Ayrıcayerel yönetimlerde. hemen pısuan kaldı- ran Gebze Beledıye Başkanı. bas- kıy la arkadaşlarınıızı Hak-İş"e bağ- !ı Hizmet-lş'egötürmüştür. Birçok belediyede de bu yapılmıştır. Bu geçnıişte de hatalı bir bıçımde SHP'li beledıyelerce yapılmiştı. Te- nıele day annıay an örgütlenme. po- lıtık bırtakım güçlenmelere dayalı örgütlenme MJIIUÇ lermıyor. Yanı sağlıklı sendikal örgütlenme doğ- rudaıı işçinin kendısiyle yapılan sendıkal örgütlenmedır. Ankara Beledıyesi'nde Melih Gökçekgıbı ıştebugünüyakalaya- manıişyöneticı tıplerinin "HLanet- İş'e gideceksiniz" diye zorlaması sonucıı Ankara Büyiikşehir Bele- diye>ı. ASKİ. Keçıören Beledıye- si gıbı birçok yerde bızım aşağı y u- karı 15-20 bin üvemızı ba>kıvla ve zorla götürdüler. Bız yıne örgütle- nerek bu eksiğimizı tamamîadık. AkM halde o rakanıın en uz 20 bin çıkması lazım. DİSK 3 yılda bu ör- gütlenmeyi sağlamış. Pekı DİSK 9 yılda nereye gelecek 1 .' Bugün 330 bin. 9 yılda 1 milyon olacak. yani en büyük oiacak. -1 ycsayısım nıilyonlara taşı>a- cak çabayı nasıl bir >önteme otur- tuyorsunuz? - Işçiye. gideceksiniz. fabnka- ya. atölyeye gideceksiniz. Yani Tür- kiye'nin heryanma gideceksiniz. bu- gün DİSK'in yapnŞı gibi. Bakın sıze bir örnek vereyim. medyanın tümüdestekledi. Bursa'da gcçenler- debedelsızıthalatakarşı birmıting yapıldı. Kaekışı toplandı'.'6-IObııı arası denıldi. Bursa'da. 1.5 milyon insanın merkezde yaşadığı yerde ve de fabrikalarda en az 20 bin ki- şinin çalıştığı. bu kadar yan kuru- luşu. yan sanay ıi ılgılendıren bu ka- dar hassjs bir konuda. bunca des- teğe rağmen toplanan insan sayısı 6 ılc 10 bin arasında. Geçen hafta Uzunköprü'de 12 fabrikada örgüt- lenen DİSK'in toplusözleşme ma- sasınaçağırdığı işverenlerinolum- suz tavrına karşı yaptığı mitingde kaç kışi vardı'.' 5 bin kişı vardı. İş- çi güvendiği örgütün toplantısına ge- liyor demek ki. Demek ki. Türki- ye'de örgütlenmeyeyönelik bir ta- İep. bir ıçtenlik var. Onemli olan si- zin örgütlenecek olan ınsanların ayağına gitmenız.. 9 yıl dediğime bakmayın. 2-3 yıl sonra Türkiye sendikal hareketinin örgütlenme- sinde bir gelişme olacak. - Scndikasızlaştırnıada işveren- lerin fırsat dönenıini değerlendirip, sendikal hareketi /ayıflatma çaba- lan rol o> nadı. Anıa görüldii ki. bu siyasi bağlamda rejimi tehdit eden bir sonuç ortaya koydu. Bu sonuç- tan da. sanay i kesimi >e hü\ ük ser- nıavc de büvük rahatsızlık duyu- yor. Sendikalaşmadaki çahaya şu anda işverenlerin bakışı nasıl.? Ya- ni M'ndikalaşmadaki >eni ivme, y i- ne iş>erenle çahşarak mı. yuksa uz- laşarak mı gerçckleşecek? - lürkıvede "AB ile en çok bü- rünk->nıcsağiannıalıdır" görüşü bü- y ük sennaye kesimınden geldı. Bü- yük sermaye kesimi hem TİSK'te yer alıyor. Hem TLSİAD'da yer alıyor. Artık fark ettıler ki, onların birikimlerinin güvencesi de demok- rasinin geleceğinde. \'anı şeriatçı bir iktıdar biçimlenmesinın onlardan da hesap soracağını kendileri bilı- yorlar. Bizzaten şeriatçı biriktidar biçimlenmesi. devlet yapılanma- sında hıçbir hakkımtzın olmayaca- ğını bibyoruz. Onıuı için de biz hep demokrasi arayışımızı sürdürüyo- ruz. Geç kalan ışverenlertabii. Geç kalaıı sermaye kesimi. Sermaye ke- siminde hâlâ rekabeti gerekçe ya- parak sendikalaşmaya karşı olum- suz bir tavırgörüyoruz. Bunu bir bi- çımdetartişmak lazım. Türkiye Iş- veren Sendikaları Konfederasyo- nu başkanı ıle oturup tartışıyo- 'Adil düzen'in ispatı zorunlu tasarruf-İşçi sendika» konfederasıvnlan arasındaki siyasi aynşma. çalışanlar için birlikte hareket etme, ortak tavır alma olanağını ortadan kaldınyor. Bunun son örneği zorunlu tasarruf. Zt>runlu tasarrufta birliktelik sağlandı gibi gözuktü. ancak sonra galiba Hak-İş'in tavmla o birliktelik eridi gitti... -Hak-lş'ın tavrı öyle oldu da, Türk-iş'ın tavTi çok farklı oldu diye bir şey yok ki."Ben döverim ha!" demekle. kabadayılık yapmakla iş olmuyor,~'Kıalaj- Meydanı'na inerim ha" demekle olmuyor bu işler.Türkiye'de sız masaya oturmak için yalvarmayacaksınız. Onlar sızı buyrun oturup konuşalım diye çağıracaklar. DİSK beş tane onemli afışleme ve bildiri dagıtım hareketı gerçekieştirdi ve kamuo) unu etkiledi. Diğerleri bir şey yapmadılar. DİSK şo\ yapıyor diye suçladıiar. Oysa DİSK olaylan sezer. birikimi. deneyimi ona yeter. -DİSK'in eylenı biçimi mi. birlikteligi bozdu? -Hayır. DtSK "Gelin birlikte zorunlu tasarruf konusunda tavır geliştirelün" dedi. Ama diğer konfederasyonlar eylemde bir ortak tavıra yanaşmadi. -Ortak basın toplantısı düzeniediııiz de, sıra ortak eyteme gelince mi geri çekildiler? -Ortak basın toplantısı düzenlemeniz bir anlam ifade etmiyor kı. Basın toplantısmı Türkiye'de herkes yapıyor. ama sorun çözülmüyor ki. Tavır alacaktı da ne yaptı işçı hareketi. hangi somut eylemi yaptı? Yann demokrasi için. yine zorunlu tasarruf için. SSK için. yine bırtakım hak \e özgürlükler için olabilecek birliktelikleri çok zedelememek için kendimı sınırlıyorum. Ama diyorum ki. zorunlu tasarruf için parmağmı kıpırdatan olmamıştır. -Ne oiacak çalışanlann zorunhı tasarruf aiacağı? -8 yıldır. 6 milyona yakın emekçiden bu para kesilmiş. Sonra paranm nerede olduğu meçhul hale gelmiş. Para aranmış. tabii paranın gittiği yerler belli Türkiye'de. Ya Güneydoğu'da harcamyor ya açık kapatılıyor veya daha çok iç borç faizlerine veriliyor. Bizden kesilen paranın yönetiminde biz olmayınca SSK misali batıyor. Kayboluyor. yok oluyor. Devlet nasıl olsa vatandaşı bastırabiliyor. Ama iç borç sahiplerine karşı faizleri bile erteleme politikası ızleyemiyor. Devlet batsa gitse izleyemez. çünkü " Aldık. paranızı vermiyonız" dedikleri an devlet ekonomik olarak batacak. Biz bu noktada dedik ki. bunu kaldınyorsanız. bunun ödeme takviminı belirleyin bir. fki. nasıl değerlendireceğinizi de söyleyin. Yüzde 30 devlet tahviline yatırarak, bizım paramızı değerlendinne hakkına sahip değilsiniz. Bize buna bunu öneriyorsanız. siz de Bajbakan olarak altınlannızı bozdurun. dövizlerinizi bozdunın. Türk parasına çevirin devlet tahvili alın. bizım katlandıgımıza biraz da siz katlanın. Veya tam tersi. Sayın Başbakan Yardımcısı ile Sayın Başbakan kendi paralarını nasıl degerlendiriyorlarsa bızim de paralanmızı aynı şekilde kıymetlendirsinler. Bunda bir anonnallik yok. Hiç de onurlu bir davranış değıl vatandaştan toplanan para\ı \oizde 30 devlet tahviline yatınp kendi paranızı yüzde 100'leri aşan bir biçimde kıvmetlendirmenız. Hiç de devlet yönetımıne yakışacak bir anlayış değıl. Ankara "da yaşayan her üç kişiden ikisini iigilendiriyorbu konu. Istanbulcla yaşayan iki kişiden birini ilgilendinyor. 20 milyonun üzerindekı ınsanı ilgilendiriyor. Bin 400 rantçıya, faizciye yılda devlet bütçesinin üçte ikisini iç borç faizi olarak vereceksiniz. ama 20 milyon insanı ilgilendiren. alınterinden kesilen birikimleri vermeyeceksiniz. Sonra yüzde 5'lerı asgari ücretin pazarlıgı olarak işverenlere ıade edeceksiniz. işverenin bunu gen ıstediği yok. sen ikram edıyorsun. Artık müktesep hak olmuş. Onu geri almak yoksul olan. geçmmekte zorluk çekene karşı haksızlık. Tabii burada çok somut birdurum ortaya çıktı. Refah yıllardır "Adü Düzen" propogandası ile geldi. Neydi Adil Düzen? Düzen partileri. bu ekonomik gidişı çözemiyorlar. Türkiyenin çok büyük bir nüfusu yoksulluk içinde. yaşıyor. Bunu Adil Düzen ıle çözeceğiz. Nedir Adil Düzen. neye temellendirdiler? Bir gün Şevkrt Kazan ile daha RP muhalefetteyken DİSK Başkanlar Kurulu olarak SSK konusunda parti grup başkanvekillerini ziyaret ederken konuşuyoruz. tzmir'de Adil Düzeni anlatırken kendisine sataşmalar olmuş. 10 yaşında bir çocugu çağırmış Sayın Kazan. Tabii Sayın Kazan'ı hepimiz tanıyoruz artık . zıhniyetini de biliyortız. demış ki: "Oğlum sen devleti > önetsen, sana da para lazım olsa. kimden alırsın?" "Ztnginterden alınm." "(şte Adil Düzen bu" demış. En çarpıcı örneğidir. Adil Düzen diye gelen Refah, iç borçlann faızini vermekte gösterdıği titızliği, 8 yıldır alınterlerinden kesilen zorunlu tasarrufların ödenmesinde göstermiyor. Demek ki, Adil Düzen bu düzenin ta kendisi. Bu Allahsız düzenin ta kendisi. bu haksız ve hukuksuz düzenin, bu keşmekeşe düşüren, Türkiye'yi bölünme. parçalanma noktasına iten, kardeşi kardeşe kavga ettiren. eşitliği bozan. de\ letle vatandaş arasındaki ilişkiyi zedeleyen, de%leti sosyal hukuk dev leti olmaktan ahkoyan bu düzenin ta kendisidir RR Bunlann yapacağı birşe\' yoktur. Türkiye'nın sosyal hukuk dev letine giden sağ-sol dengesine ihtiyaeı var. -Anlaşılan zorunlu tasarrufları almak hayal.. -Zaten yok en büyük gerekçeleri. Kime yok? Yoksula, işçiye. zor geçinen nıemura. dar gelirliye yok... Dış ticaret açığı hükümet öngönisünü 4 milyar dolar aşacak Açık hedefinde büyük sapma ru7 " Sendikalı olunmasımn yaran- na inanıyorum*' diyor Say ın Refik Bavdur. Diyorçünkü. biz küçülür- keıı, işveren örgütlülüğü de küçü- lüyor. Bunun önüne geçmenın yo- lu belh. OtururTürk-tş. DİSK. Hak- İş. İşveren örgütü."282I ve2822sa- yılı yasalardaki barajlan. yasakla- n kaldınn. biz Tü rkiyesendikaJ ha- reketinin güçlenmesini isti>oruz" derler. sorunu çözerler. Ama ma- alesef bugün y ine duy uy oruz v e gö- rüyoruz kı. Türkiye'nın en büyük iş sahiplerinin işyerlerinde sendika- sızlaştırmaya yönelik bırçaba var. -İsim verebilir misiniz? -\alova'da şu anda Sayın Dinç- kökJer'in bir fabrikasaida bu yapı- lıyor. Bu hayret verici birolay. Ya- ni bütün işyerlerinde sendika var. sendikasızîaştırmaya yönelik bir politika ızlediklerini ben 'ıugüne kadar Dinçkökler'ın hiçhat.rlamı- yorum. bugün böyle bir yoij ve yönteme başv uruyorlar. Hem Tl - SlAD'da. hem sermayeçevrelenn- de onemli biryerleri var ve ilginç- tir Dinçkökler'in işyerlennde şim- diye kadar ben hiç gereksiz bir iş- çi tasfiyesi görmedim. Toplusözleş- me kurallanna da çok uyum göste- ren bir sermaye grubu olmalanna rağmen. bugün sendikasızîaştırma- ya yönelik ve o işyerlerinin genel müdürlerinden kay naklanan birdav- ranışın sürdüğünü görüyoruz. Bu mantıkla Türkiye'de laısiz- mi koruyamazsınız. Bu mantıkla demokrasiv i koruyamazsınız. De- mokrasiy ı koruy amazsanız ben de boğulurum. sız de boğulursunuz. Hiçbir şekilde "bu ülkede şeriata dayalı biry öııetinı anlay ışı geldiğin- de bu sıkışıklığı atlatmak için ser- maye kesimini rahat bırakacaktır" diye bir anlay iş olamaz. Onları da gırtlaklar. Hiçgözününyaşinabak- maz. Onun için diyorum ki büyük sermaye çev relenne. gelin bu üîke- nın anayasasından yasalarından. toplumsal koşullanna kadar. otu- raiım. tartışalım. üretimi arttıralını. Çünkü üretım banş. üretım demok- rasi. üretım özgürlük. üretım kal- kınma. üretimdahaprestijlı birTür- kıye demektir. Hepimizin böyle bir ülkesi olsıın. Sizinle toplusözleş- me masası başında kavga ederiz. çekiş;n7. çatışırız. ama siyaseti iş- yerinde yapmayız. Sizın daha çok vergi vermeniz. sosyal devletin güç- lenmesi için gay ret sarfedenz. sizın verdiğiniz \ergilen az bulabılıriz. sizin daha çok istihdama yönelik ya- tırım yapmanız ıçın üzennızde de- mokratik baskı unsuruoluruz. hat- ta sizin bu anlamda destekfenme- nizıdeisteriz. Kapkaççılaradestek verileceğine. size verilsin isteriz. Bütün bu uzlaşmalan sağlanz. Ama siz bızim varlığımızı tanımazsanız olmaz. O zaman bız de sızı tanıma- yız Biz de "Tİ SÎAD'ı, TİSKi ta- nımı>omz" denz. Bunun ne bize bir yaran olur. ne size ne de Türki- ye'ye bıryararı olur. Artık çağdaş. Avrupalı bırerburjuvaolmasını be- cermeliler Kendiİen için istedikle- rı güzelliklerin Türkiyenin bütün yaşayanları içindeolması gerektı- ğine inanmalılar. - Zaten kontrolü kay betme nok- tasına da geldiler... -Geldiler. Çünkü her bıri geç- mişte solu bahane ederek. 12 Ey- lül yönetimi de dahil olmak üzere. bubaskıcı.özgürlükleri kısıtlayan. örgütlenmenin önündeki anayasa- yı varettılerveetkilı oldular. 12 Ey- İül yönetimi üzerinde de etkili ol- dular. Ama görüyorsunuz işte din bağnazlıgını ortaya çıkardı o. Bü- y ük sernıaye v e de\ let anlay ışı sol- suzluğu kendileri için bir yaşam gereği gibi düşündüler. ama Türki- ye bugün o solsuzluğu şerıatın yük- selmesi ıie birlikte yaşıyor. - Dünya y aşamıyor ama o solsuz- luğu. Galiba biz küreselleşmenin de bir adım ötesine geçtik™ -Dünya yaşamıyor. Türkiye'de bi- rikim sahipleri. servet sahipleri. sa- nayi kuruluşlannın sahipleri. nasıl zengin oldularsa oldular. onu tartış- mıyorum. anıa solu kendı varlıkla- nnın karşıtı bir anlayış olarak gör- düler. Halbukı onların da bir uzun zamandan ben içine girelım dedik- leri AB'nin çağdaş sosyal hukuk devletlerini. gelişen sanay isini sol yarattı. İşçi sınıfı o dev letleri y ara- tan partileri kurdu. Bizde de tam ter- sı.partilersendikalankurdular.Ge- çenlerde Türk-lş bizim desteğımiz- de yaşıyor diyen. eski AP. bugün- kü DYP çizgisinde bir politikacı- nın söyiemı v ardı. bu böy leydı. Sa- yın Meral değildi dese de bu böy- İeydi. bunu herkes biliyordu. O gün solu yok edenler. AP çızgısi. f Ü- SİAD çevreleri. büyük sermaye çevreleri Ecevit'i de hain ilan etmiş- lerdı. Sosyal demokrasiv i de ko- münizm ofarak değerlendirecek ka- dar sığ düşünen çev relerdi bunlar. Simdi kendileri diyorlar. sol oima- lı. ciddi bir sosyal dernokrat hare- ket olmalı. Günavdın! ANKARAPAZARI YAKUP KEPENEK Uçurum Açılıyor Bir toplumu "içinden" hasta eden ve hasta bıra- kan en onemli gösterge, toplum kesimleri ya da bölgeler arasındaki "gelır farklannın" büyüklüğü- dür. Gelir farkları büyüdükçe toplum küçülür. Halkın çok yerinde deyişiyle "Biriyerbiribakarkıyameton- dan kopar." DİE'nin yurtiçi gelirin 1995'te bölgeler arasında bölüşümüne ilişkin oranların aynı kurumun 1987 verileriyle karşılaştırılması, sekiz yıl gibi bölgesel gelişme açısından kısa sayılabilecek bir sürede na- sıl büyük gelir kaymalarının olduğunu göstermesi bakımından büyük önem taşıyor. Ülke içinde elde edilen yıllık toplam gelir 100 alı- nırsa, bunun beş bölgeye 1987 ve 1995'teki dağı- lımı şöyledir: v 1. Marmara ve Ege 2. Akdeniz 3. iç Anadolu 4. Karadeniz 5. Doğu ve G.doğu An. 1987 45.0 10.7 21.5 8.9 13.9 1995 53.9 12.2 16.0 9.2 8.7 Değ. (+)8.9 (+) 1 -5 (-) 5.5 (+)0.3 (-) 5.2 Bu sayılar, görelı gelir payının yalnız Batı Anado- lu'da, yani Marmara ve Ege Bölgesi'nde giderek da- ha da arttığını kanıtlıyor. Öbür bölgelere gelince, gelir payındaki azalma. ilginçtir. eksi 5.5 puanla iç Anadolu'daen büyük farka ulaşıyor; bu bölgeyi bu- na çok yakın bir oranla, Doğu ve Güneydoğu Ana- dolu Bölgesi izliyor. VerilerTürkiye'nin bölgelerarası gelişmişlik fark- lannın azalmadığını, yani ülkenin değişik yöreleri- nin gelirleri arasındaki uçurumun kapanmadığını, tam tersine açıldığını gösteriyor. Bununla birlikte, bölgelerin nüfus paylarına de- ğinilmeden gelir paylarınm karşılaştırılması. kuşku- suz anlamlı değildir. Ancak 1985 ve 1995 nüfus ve- rileri, bölgelerin nüfus oranlannın Marmara-Ege'de yüzde 31 'den yüzde 34 dolayına çıktığını, Akdenız'de yüzde 13'ten 14"e yükseldiğinı, İç Anadolu'da yüz- de 23'ten 22'ye, Karadeniz'deyüzde 11.6'dan yüz- de 9.6'ya, Doğu ve Güneydoğu'da da yüzde 20.5'ten, yüzde 19.5'e düştüğünü gösteriyor. Gelir "değişimi" oranları nüfus "değişimi" oran- larına eşit değildir. Bu nokta doğru olmakla birlikte bunlann "farklılığı" bölgelerin ekonomik gelişme sü- recindeki yerini ve yönünü belirliyor. Marmara-Ege Bölgesi'nin nüfus oranı üç puan artarken toplam ge- lirden aldığı payı yaklaşık dokuz puan arttırmıştır; bu durum. bölgenin "nüfusartışından bağımsızbü- yük bir ekonomik sıçrama yaptığını göstermektedir." Akdenız'de ise gelir ve nüfus payları bırbirine ko- şut gidiyor; bölge durumunu koruyor. Karadeniz'de gelir payı değişmemekle birlikte nüfus oranının azal- ması, burada kişı başına ortalama geliri yükseltici bir etki yapar. iç Anadolu ile Doğu ve Güneydoğu'da ise gelir payındaki azalma, nüfus payındaki azalma ile kıyaslanamayacak kadar yüksektir. Bu durumda Batı Türkiye, gelir payı bakımından, öbür bölgelerden "kopmaktadır" denilebilir. Doğu- Güneydoğu. iç Anadolu dan sonra göreli gelir kay- bının en yüksek olduğu bölgelerdir. Bu nedenle Do- ğu ve Güneydoğu'da, 1987'den 1995'e, "kişibaşı- na ortalama gelir" bakımından yoksullaşmanın tüm öbür bölgelerden çok daha ağır olduğu sonucuna varılabilir. Bölgelerin göreli gelir kaybı, ekonominin öbür de- ğişkenlerinin eğilimlerinı de gösterir. Göreli gelir kay- bı, önce, ilgili bölgeye "yatınm yapılmadığının" bir göstergesidir. Açıktır ki yatınm azlığı, iş bulma ola- naklarını daraltır, üretimi düşürür ve yöreyi bir kısır döngüye sokar. Geliri azalan bölgelerde, ekonomik faaliyetlerin zayıflaması. buralardan "sermaye" ve nitelikli işgü- cünün "kaçışını" hızlandırıyor. Bu durum, yoksullaş- mayı. "birikimli bir süreç" durumuna getıriyor. Ozel sermaye. başta istanbul. Ege ve Marmara kentlerine akıyor. Devfet ise özeliıkle bu dönemde ekonomiyi serbest piyasa koşullanna bırakmış bu- lunuyor; ne yöresel gelişme politikaları uyguluyor, ne sozüm ona yıllardır uyguladığı "kalkınmada ön- celikli yörelere" yapılan teşvıklerin sonuçlannı de- ğerlendirip buradan daha etkili politikalar uygula- ma yoluna gidiyor. Böyle olunca da "ülkenin bölünmez bütünlü- ğü"nü korumak güçleşıyor; bütünlük her bakım- dan çok yüksek bir maliyetle sağlanıyor. Gidiş, ser- best piyasa koşullanna bırakılmayacak kadar ya- şamsaldır. Çünkü bu maliyet, insan gücü, sermaye ve araç gereç "sayıları" ile ölçülemeyecek ölçüler- dedir. Türkiye'yi yönetenler bu gıdişi durdurma ve tersine çevirme "sorumluluğu" ile karşı karşıyadır. DÜWA EKONOMİSİNE BAKIŞ ERGİN YILDIZOĞLU Yazarımız yıllık izninde olduğundan yazılarına bir süre ara verecektir.. Tofaş'taüretim yeniden başladı Ekonomi Servisi- Bur- sa"da kurulu Tofaş Otomo- bil Fabrikasf nda. iki haf- ta önce ara venlen üretime bugün yeniden başlanıy or. 4 bin 647'si sendikalı ol- mak üzere 4 bin 800 kişi- nin çalıştığı Tofaş'ta 25 eylül tarihinde üretime ara verilmişti. Lretimeara ve- rilmesınden sonra işçıler. bir hafta süreyle "Sana- yi'de Kalite >e Modern Lretim Teknikleri" ile "ISO 9000" seminerine katıldı. İki haftalık üretimin durduğu dönemde işçilere. seminere katıldıkları sü- relerdetam ücret, katılma- dıklan günler içinse ücret- lerinin yüzde 76'sı ödene- cek. . ANKARA (AA) - Gümrüklerden derlenen veri- feregöre. buyılın ocak-ağustosdöneminde. 27 mil- yar 468.9milyondolarlık ithalat. 16 milyar84.3 mil- yon dolarlık ihracat yapıldı. Gümrüklerde beyanna- uıeler üzennden hesaplanan geçici verileritibariy- ^. ocak-ağustos döneminde 11 milyar 384.6 mil- jon dolarlık dış ticaret açığı verildi. Yetkılıler. be- »annamelerın aynntılı bir şekilde işlenmesinin ve sınıflandırmasının yapılmadığına dikkat çekerek, I)u rakamların kesinleşmesinde yüzde 10'a kadar ferklılık olabileceğini belirttiler. 1996 Yılı Programı'nda. bu yıl 25 milyar dolar- lık ihracat. 41 milyar dolarlık ithalat ve bu verıle- re baglı olarak 16 milyar dolarhk dış ticaret açığı öngörülüyor. Prograına göre. geçen yıla oranla bu yıl ithalatta yüzde 14.8. ıhracatta yüzde 15.5 artiş Beklenivor. Ancak. ocak-şubat dönemı ıtibariyle Pe\ let fstatistik Enstitüsü (DİE) tarafindan açıkla- nan dış ticaret verilerine göre. iki aylık dönemde ithalat yüzde 32.8 artarken. ihracattakı artış yüzde 9.9'da kaldı. Gümrüklerden sağlanan 8 ayhk verilerin. geçen y ılın aynı dönemindeki gerçekİeşmeler ıle karşılaş- tınlması halinde ise. ihracartaki artışın y üzde 19.2. ithalattaki artışın yüzde 27.5 düzeyinde olduğu gö- rülüyor. Geçen y ılın ocak-ağustos döneminde. 13 mil- yar 493.5 milyon dolarlık ihracat. 21 milyar53"\5 milyon dolarlık ithalat yapılmiştı. Gümrüklerden sağlanan verilerin dıkkate alınması halinde. bu y ıl- ki ihracatın 25 milyar ?00 milyon dolar. ithalatın ise 45 milyar 528 milyon dolar düzey inde olabileceği hesaplanıyor. Bu durumda dış ticaret açığı ise. prog- ramda öngörülen 16 milyar dolarlık açığın yüzde 23.9 üzerinde. 19 nıilyai"82N milyon dolar düzey in- de gerçekleşecek. Geçici gümrük verilerı. ocak ve şubat ayı ıtiba- riyle DİE tarafindan açıklanan dış ticaret verileri- nın yüzde 95-97 oranında karşılıyor. DİSK Genel Başkanı Budak savcılan göreve çağırdı Zorunluya suç duyıırusuİstanbul Haber Senisi - DİSK Genel Başkanı Rıd- \an Budak. "zorunlu tasarruf*" kesintılennın bir bu- çuk katrılyon olması gerekırken. Bakan'ın ortada4 lı- ra bıle olmadığını söyledığını belirterek. soygunun hesabını somıak ıçın savcılan göreve çağırdı. Türk- Iş'ı. ~Detlet kurumlanndan kesilen aidarlann üzeri- ne kurulu bir tatlı su sendikacılığı" yapmakla eleştı- ren Budak. "Geleeekleri ikn'darların ağı/lannda olan bu sendikalann başındakiler işçi sınıfının hakkını ko- ruy abilirmi" dedi. DİSK istanbul Bölge Temsilcılerı Kurulu toplantı- sı dün Mecıdıyeköy KültürMerkezı'ndeyapıldı.Top- lantının açıs" konuşmasını yapan Genel Başkan Rıd- v an Budak. "Neni Dünya Düzeni" adıy kı özelleştınne- yı kuralsızlaştırdıklarını, c-ııek çalışnıayı ve yokluğu dayattıklannı vurgulayarak. \enı Dünya Düzem'nın ~\ahşi kapitalizm"den farklı bir şey olmadığını söy- ledı. Soygunun her boy utuy la alıp y ürüdüğünü. birta- rafta skandallar diğer tarafta darbe söylentılerinin de- vam ettiğıne değınen Budak şunları söyledı: "Siyasi partilerin lideıieri bile, çıkan en küçük so- runda. dönüp devletin bir «önev lisi olan Genelkurmay Başkam'nın ağzının içine bakıyor. Siyasilerin kendi soy lemediklerini asker söy lesin istiyoriar. Bu ülkede her karan asker \erecek. muhaleferi, ikn'darı asker y ürü- tecekse bu siyasi partilere. başbakanlara. bakanlara ne »erek >ar. Demokrasi diye niye çıkıp onada gezinirler. l ç kez darbe yaşamış \e her darbe sonrasında büy ük y ıkımlargeçirmiş bir ülkedesiyasetçilerin darbelerden medet ummalannı şiddetle protesto ediyoruz." Konu>masıııda ışçmmalın terını ho\ardaca tüketen- lerın hesap verınesını ısteyen Budak şunları >öyledı: "Buradan savcilan.de> let denetimkurumlannıgü- ne\eçağınyorum; bu hukuksuzluğun. bu soy gunun so- rumlulan hesap vernıelidir. Biz bu davanın sonuna ka- dar takipcisi olacağız." Efsanevi formül satışa çıkacak VORK(AA) - Ticaret düny asinm en iyı muhafaza edilen sırrı olarak bilinen Çoca- Gola'nın orijınal fornıülüniın. sahıbı tarafindan satışa çıkartılacağı bildirildi. Formülü yıllardan beri gızlı tutan Frank Robinson, "maddi bakımdan sıkıntıda olduğunu \e iyi bir fr.at önerirlerse Coca- C ııla'nın formülünü satacağım" açıkladı. Frank Robinson. II0 yıl önce Çoca-Çola'yı ilk olarak üreten Atlantalı eczacının torununun çocuğu. Kansereyakalandığı bildirilen 57 yaşındaki Robinson"un halen Atlanta'da emlak komisyonculuğu yaptığı ve yılhk kazancının 21 bin dolar (bir milyar 946 milyon "*()() bin lıra) cıvarıııda olduğu belirtıldi.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle