03 Temmuz 2022 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 3 EKİM 1996 PERŞEMBE 14 KULTUR Antoııio Saııra'mn özgiin litografileri, yanııdaıı başlayarak Aııkara Galeri Nev'de sergilenecek Tüm değerlerekarşı duranbirbaştan çıkancı A Kültiir S«rvisi - tspanyol resım sanatının en bü}ük üç ustasından birı olarak kabul edılen AntonioSaura'nın öz- gün litografıleri. 4-23 ekim tanhleri arasında Ankara Ga- len Ne\ 'de sergilenecek. A\ rupa Kcmisyonu Türki- ye Temsılcıhğı'nin kültürel etkmlikleri kapsamında lıtog- rafınin2O0 vıldönümLdola- yısıyla düzenlenen ^>erginin küratörlüğunü galennın vö- neticı>ı AliArtun üstlendi. Sauramn sergİM. sanatçı- nın 1977-1994 yılları arasın- da gerçekleştırdığı Yeılı Bii- yük Günah. Dura \fcı- ar'a Saygı. Hayalı Portreleı; Otoportreler için Dört Maske, Ra- hipler. Kokttyl Purti, Beşi Bir YenL' ve De\ - rim başlıklı dizilenn- den seçilen 30 kadar yapıttan oluşuyor. 1930 yılınd'a Hues- _ ca'da dün\a\a gelen ~™" Antonio Saura, 13 yaşında vereme yakalandı \e kendi- sini uzun vıllarvatağa bağla- yan bir dızi amelıyat geçirdi Yazıva ve resme bu dönemde başlavan Saura. kendi kendi- ni vetıştirdı. flk sergisini 1950 vılında Saragosa'da açtı. ertesi yıl ilk yazısıbirdergıdeyavımlandı. 1954-55 yılîarında Paris'te vaşadı. gerçeküstücülenn ey- lemlerine katıldı. Birkaç yıl sonra Paris'teki ılk kişiseI ser- gisini açtı. Yenedik Biena- li'nde yeraldı. Miinih. Roma. Berlin. Vı- yana. Cene\re. Barselona. Amsterdam. Tokyo gibi kent- lerde 200'e yakın sergı açan sanatçı. 1960"taNeu York'ta Guggenheim Ödülüne değer bulundu. Bugüne dek en önemli ödülleri toplayan Sa- ura. Kassel Documenta 3"te. Lueano Gravür Bienalfnde Büyük Ödül. Heildelberg I. Avrupa Gravür Bienali Ödü- lüaldı. 1981 "de t.spanya Kra- lı Jun Carlos'tan Altın Ma- dalya alan Saura 1994'te Ara- gonSanatÖdülü'nükazandı. Franco dönemi Ispanyası'nın trajik görüriümleri Ispanva'dakı Franco reji- mine karşı savaşan Sauranın politık kimliğinin. sanatsal yaratım sürecıne de önemli etkileri oldu. Onun 'Çarmıha Geriliş". "Hajali Portreler", 'Otoportreler' gibı dızılerı. şiddetlı ve lırik bir devinim içinde. Franco dönemi İspan- yası gerçeğini yansıtan trajik görünümlerdi. I967'de Pa- ris'eyerleşen Saura. 1977'de buradan sınırdışı edilmek is- tendi. ancak voğun protesto evlemlen sonucunda bu karar geri alındı. Sayısız kez Kü- ba'ya gıden Saura. birdönem burada yaşadı. Madrid'de bir sergisinin açılışında suikast gırişimine uğradı. 1973'te Moskova'da kutlanan Dünya Barış Kongresi'ne katıldı. 1983"tePans"te. Irk Aynmı- na Karşı Dünya Sanatçıları Konferansı'nı örgütleme ko- mitesine başkanlık vaptı. Şiir. deneme, makale ve sa- nat eleştirisi türündekı v azıla- nnı kitapta topladı. gazete ve dergilerde yavımladı. Sahne sanatlanyla da ilgilenen Sa- ura. opera. bale. tıyatro ve dağlayan, yerleşik olan tüm degerİere karşı duran bir baş- tan çıkancı" olduğunu söv le- yen Henric'egöreen korkunç yara. cinsellikle ilgili olanı- dır ve ilk insandan bu vana süregelir. Çünkü kaynağında, cinsiyetin farklılaşması, 'tek olanın ikiye bölünmesi' yatar. Işte Antonio Saura. beşikten mezara insanoğlunu hiç yal- nız bırakmayan, bedenimizi ve ruhumuzu kasıp kavuran bu onulmazvarayı. cinselligi kurcalıyor yapıtlannda. Henric. "Şu iflah olmaz. Tann tanımazdinlerâlimi Sa- vrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği'nin kültürel etkinlikleri kapsamında litografinin 200. yıldönümü dolayısıyla Ankara Galeri Nev'de İspanyol resim sanatının en büyük üç büyük ustasından biri olarak kabul edilen Antonio Saura'nın özgün litografi sergisi açılıyor. film dekorlan hazırladı: bu alanın önde gelen sanatçıla- nyla çalıştı. Yapıtlannı genel- lıkle belirli temalar çerçeve- sinde dizilerle oluşturan Sa- ura. bir dönem kâğıt üzerine siyah - beyazçalıştı. Litogra- fiye olan tutkusu ise. ilk de- nemelerini yaptığı 1958'den bu yana hiç eksilmedi. Bir eleştirmen. Jacques Henric. Saura'vı "O, sanatı- nı çok ivi bilen usta bir kılıç er- babı. bir diiello tutkunu, acı- nın ancak acı> la ivileşebilece- ğine inanan hekimlerden..." dıverektanımlıyor. Sauranın "yaraları kızgın demirlerle ura, kendini çok uzaklardaki yaradıüş sürecini \eniden ve tersinden başlatmakzorunda hissediyor*' dıyerek Saura'nın bırınci kuralının 'hesaplaş- ma'olduğunu söylüyor: "İn- sanlık serüveniyle, kaynağı ol- mayan başlangıçlarla, resmin başlangıç sorunuyla \e bunun sonsuz başlangıcıyla tek ola- nın ikiye bölündüğii. saptan- ması olanaksı/. bclirsiz. ele avuca sığmaz 'o an'la hesap- laşma..." Tann tanımaz dinler âlimi Hennc. Antonio Saura'nın, "varoluşun özündeki dehşeti olanca >oğunluğuyla duv um- savan ve onu büvük bir usta- lıkla sanat yapıtına dönüştü- rebilen özgün bir sanatçı"ol- duğunu belirtiyor v e binlerce yapıt arasına yerleştırilen bir Saura yapıtınındiğerlerinden hemen sıyrıldığını sövlüvor: "Bu el kol hareketleri, dik- katin yoğunlaşmasından son- ra atılan adını. saldırıdaki bu kararlılık, boşlukların ve dolulukJarın bölünmesinde, bir merkez alanın doldurul- masında gözlenen bu dahivane strateji. be>in. göz ve bilek arasındaki çakan kı\ ıkınjlar. bu açılar \e eğ- riler. kontroilü biçimde fış- kırtılmış boyalar, çizgiler- deki bu tatlılık >e yumuşaklık. daha sonra seferber edilen bu şiddet ve \ahset, bu hiA bu öfke ve bu tevekkül, bu coşku ve bu ağırbaşlılık. bu kah- ^ kahalar. ince alaylar... Resimde bir üslup sahibi ol- maktan kastedilen işte tam da bu olsa gerek." Önceleri gerçeküstücü. daha sonra soyut anlatımcı bir anlayışla yapıtlar veren Saura'nın işleri bugün Gug- genheim, Tate Gallerv Cent- re Georges Pompidou gibı çağdaş sanatın önde gelen müzelennin koleksiyonlann- da >er alıvor. Galen Nev'de açılacak olan ve sanatçının litografilerini içeren sergi ise aynı zamanda litografinin 200. yıldönümüne rastlaması açısından özel bir anlam taşıyor. Antonio Saura'nın zıtlaıi ALİ ARTL'N Antonio Saura'nın sanatı. yalınlığı- nın ardında banndırdıgı karmaşık ve bir- çok zıtlığı birleştirebilmesiyle sonsuzla- şır: hem çagdaşlan arasında hem de iz- leyicisinin zihninde. Özellikle portrelerinde, imgenin çar- pıtılması ve bu çarpıtmalarla. canavar alegorileriyle yakalanan ruhsal dramlar. onu. yegâne okulu olan Prado Müze- sı'ndekı ardıllanna. \elazquez'e. Gre- co'ya. hepsinin ötesınde Goya'ya ve ni- havet Picasso'ya bağlar. Ancak aynı portreler, İspanyol atalannın sanatı ka- dar. başka iklimlerden. başka gelenek- lerden çağdaşlarının sanatını da sezinle- tir. Öncelikle de VVillem de Koonig, Francis Bacon ve COBRA sanatçıları (Asger Jorn. Karel Appel, Pierre .\lec- hinsky). Ancak Saura"da bu sanatçıları ne anıştınyorsa. ay- nısı. öte yandan onlardan a>rıştınr. Saura da De Koonig gibi jestlerle boyar. ama ondan farklı olarak aynı jestlerle birikonografi kurar. Bacon gibi hayvansılaijtınlmıs. suret- lerının ardındaki marazılik. onunki gibi temsili değildir. çünkü Saura'yı özünde bovama ediminin gerçekliği ilgi- • Kâğidı ve taşı. bu iki malzemeyi kavuşturan litografinin bulunmasından bu yana geçen 200 yılda Saura kadar büyük bir sadakat ve şehvetle işleyen, anlatan ve anlamlandıran sanatçı nadir olmalıdır. Saura sergisi, tarihleri 1977 ile 1994 arasında değişen 6 dizide derlenen 27 özgün litografiden oluşuyor. lerıvle çatışmak yerine birbirlerini beslerler. yücertirler. O, portrelerinı. çıplaklarını. soyut sanatın esaslany- la çizer. vani soyutlamayla figüras- yon örtüşür; imgeler temsilidir ama temsil etmezler. raslantısallıkla kur- gulannuşlardır. Ritmindeki müthiş enerji ve devingenlik sonunda anıt- sai birduraganlığı kurar. Eserlerinin mekânındaki sınırlılık. tanımhlık. sonluluk. merkezilik bunların tam zıtlarınca belırlenir. Zaten onun sa- natında. yanılsamayla hakikat, yü- ceyle müstehcen. kaosla düzen. şev- tanla melek. ölümle dirim iç içedir, birdir. Kâğıdı ve taşı. bu iki malzemeyi ka\ uşturan litografinin bulunmasın- dan bu vana geçen 200 yılda Saura lendirir. temsil edilen gerçeklik değil. COBRA'nın w oto- matizmi'" ve rastlantısallıgından, eylemini onlar gibi ko- lektif bilınçaltına yaslamayıp. geleneğınin bilincini diri tutması> la aynlır... Saura'yı çağdaşlanyla mesafelendiren zıtlıklar kendi sanatının bünyesinde daha verimlidır. Bu zıtlıklar birbir- kadar büvük bir sadakat ve şehvetle işleyen. anlatan ve anlamlandıran sanatçı nadir olmalıdır. Saura sergisi. tarihleri 1977 ile 1994 arasında degişen 6 dizide derlenen 27 özgün litografiden oluşuyor. Bu dizi- ler: Yedi Büyük Günah, Dora Muar 'a Saygı. Hayali Port- reler, Antonio Saura nııı Otoportreleri tçin Dört Maske. Rahipleı; Koktcvl Parti. Rıuııelilıişaru konserlere kapatdıyor Kültür Senisi-lstanbul'da artık bir gelenek haüne gelen Hisar Konserlenne son veriidigi açıklandı. Önceki gün özel bir televızvon ka- nalına açıklama yapan Kültür Bakanı İsnıail Kahraman. bakanlıkla Most Production arasın- da ocak avında son bulacak sözleşmenın yeni- lenmeyeceğinı \e Rumelihisan'nın bundan böyle konserlere kapatılacağını bildirdi. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Kültür Bakanlığı Müsteşan Cevdet Türkeroğlu ise, Kültür Bakanı Ismaıl Kahraman'ın bövle bir açıklamada bulunmadığı. hisann konserlere ka- patılması gibı bir durumun söz konusu olma- dığını ve bütün bunlardan haberi olmadığını biidırdi Türkoğlu. "Most Production'un söz- lcşnıcsi 1 cv lül tarihinde bitmiştir. Biz kasım avına kadar başvurulara açığız. Ancak. uzun süredir onarırn görmeyen hisann tadi- latı söz konusudur. İstanbul'un iklimine uy- gun olarak yapılacak bir onarım da yaz av- larında olacağı için belki bir süreliğine kon- serler vapılmavabilir. Kesinlikle konser va- pılmayacak diye bir açıklama voktur" dedi. Duvariar top mermilerine dayanıklı Rumelıhisan Konserleri'ni yedi yıldır orga- nize eden Most Production adına konuşan Mus- tafa Oğuz. RP'li Kültür Bakanı ismail Kahra- man'ın Rumelıhisan'nın konserlere kapatılma- sına vönelık bevanatını değerlendirirken. "Umanm bakan vanlış bilgilçndirilmiştir" di- ye konuştu. Bakanlığın. 'Rumelihisan tarihi eserdir. Burada gerçekleştirilen konserler me- kanazararvermektedir' şeklindebirgerekçe- ye dayanarak konserleri ıptal etmiş olabilece- gini belırten Oğuz. "Burası 1950'lerde Muhsin Erruğrul tarafindan inşa edilmiş. yani antik bir tiyatro değiL taş duvariar ise top mermilerine da> anıklı olarak inşa edilmiş. Konserler yüzün- den hinanın zarar görmesi doğru bir gerekçe olamaz. Biz \edi vıldır bııradaki konserleri dü- zenliyoruz. Şimdi\ e kadar hiçbir zarar gerçek- leşmedi" dedi. Rumelıhisan'nın halka mal ol- muş bir mekân olduğunu vurgulayan Oğuz. Kültür Bakanlığı karannın sanatçılar tarafindan tepkıyle karşılandığını ve eski Kültür Bakan- lanndan Ercan Karakaş'ın karann engellenme- sine yönelik girişimde bulunmak üzere kendi- sini aradığını belirtti. Oğuz. Kültür Bakanlı- ğı'yla ocak ayında süresı bitecek olan sözleş- menin yenilenmesi amacıyla başvuruda bulu- nacaklannı ekledı. Şehir Plancılan Odasrndan tepki Şehır Plancılan Odası Istanbul Şubesi. Ru- melıhisan Konserleri'nin ıptaline bir basın açıklamasıyla tepkı gösterdi. T.C. hükümetle- ri'nden birinin kültür bakanının kültürei akti- vitelere 'sekte vurucu' nıtelıkteki bu açıklama- sını 'büyük bir şansızbk' olarak değerlendiril- diği açıklamada konserlerin ıptaline ilişkin gös- terilen 'tarihi mekânın zarargörmesi'gerekçe- sinın koruma planlaması ile uğraşan kesimi tat- min etmediği belirtildi. Açıklamada, "Refahyol Hükümeti Kültür Bakanı'nın açıkladığı karar. Rumeli Hisan'nı yeniden valnızbğa taşrvacak, sanat ışığını Hi- sar'da kârartacak bir açıklama olarak dikkat çekmektedir"denilerek Refah Partisi ortaklı- ğındaki hükümetin RP ideolojisindeki uygula- malan yavaş yavaş hayata geçirdiğıne dikkat çekildi ve kamuoyu tepki verme\e çağnldı. Bilindiği gibi 1452 yılında Fatih tarafindan inşa ettirilen Rumeli Hisan, 1509depreminden sonra 111. Selim döneminde ilk onanmını gö- rür. 1918 yılında ise hisarda bir deniz müzesi oluşturulmak üzere Almanlar tarafindan veri- len teklıf kabul edilmesine karşın, hisar bir öl- çiide onanldıktan sonra Mondros Mütareke- si'nin ardından proje durdurulur. 1953 yılına gelindiğinde ise dönemin Cumhurbaşkanı Ce- lal Bayar. oluşturulan bir heyetin hisar içinde yapılacak istimlakler ve onarımlar üzerine ça- îışmasını onaylar. Hisar içinde 19. yüzyıla ait olduğu düşünülen ahşap ev ler v ıkılırken, harap haldeki Ebülfetih Mescıdi'nın deyeri belli ola- cak şekilde zemini ortaya çıkanlır ve şerefeye kadar yıkık minaresi onanlır. Park olarak dü- zenlenen alanda daha sonra Muhsin Ertuğ- rul'un girişimleriyle sadece zemini görülen mescidin bulunduğu yere minareyi koruyarak küçük bir amfiti\atro inşa edılir. Şiirin koca çınanna saygıKültür Semsi - Can Yücel'in 70. yaşı ve 50. sanat vılı önceki gece Harbiye Açıkhava Tiyat- rosu'nda gerçekleştirilen Sayaı Gecesi'yle kutlan- dı. " Soğuk. yağmurlu hava- ya rağmen Açıkhava'yı tıklım tıklım dolduran ka- labalık, Tuncel Kurtiz'in açılış konuşmasının ar- dından Can Yücel beste- lerini seslendiren \'enı Türkü'yle coştu. 'Stand- up comedv'nin son za- manlarda en çok söz edi- len isimlerinden Cem V ıl- maz v e Yılmaz Erdoğan. 'Can Baba'nın doğum gününü esprili şovlanvla kutladılar. Ancak kimı pürüzler de yok değildı elbet. Geceyi sunan Ayça Şen ve Romina'nın za- man zaman izlevicinin sabrını zorlayan nitelik- sizesprileri, Cem Yılmaz ile izleyicilerden birisi arasında geçen ufak bir tartışma sahnede soğuk bir hava estirse de Atilla Özdemiroğ- lu,Garo Mafyan ve AvkutGürel'den oluşan ekibiyle sahneye çıkan Sezen Aksu, şarkılarıyla gecenin tansiyo- nunu yükseltti. 'Gecenin vıldızı' olu- veren Sezen Aksu, Açıkhava'yı dol- duran binlerce izleyiciyle hep bir ağızdan şarkılannı söyledi. Program süresince sahne alan her sanatçıvı yanaklanndan öperek kut- layan Can Yücel, Eşber Yağmurde- reli ve Öküz ve Leman dergileri çize- ri IVfetin Üstündağ ile birlıkte sahne- ye çıkarak şiirlerini okudu. Üstündağ ve Yağrnurdereli' nin "Birimiz kör bi- rimiz topal. işte Türk solunun hali de bu! Can Yücel de aramıza katılırsa Türk solunun tarihini oluştururuz" çağrısıvla alkışlarla sahneve gelen Türkçenin en kalın sesli şairi. ayak- kabılarını çıkararak girdiği *dost meclisi'nde. şiire nasıl sarıldığını an- lattı: "Türkiye perişan tekkesi gibi. Bu perişan tekkesinde denize düşen neye sanhr? Ya Allah'a. j a silaha. Ben şiire sankJun. Bundan da çok mem- nunum." 70. yaşına "İ\i bir muhasebeye gö- re 130 >aşına kadar vaşavabilirim" diverek giren Can Baba. Shakespeare külliyatınıçevirmekistediğinisöyle- yerek şiirin en diri, en genç daman olduğunu gösteriyordu bir kez daha. "Bu yalan dünyada şi- ir en doğru. en doğurgan yalandır" diyordu şairle- rin en 'babası' Can Baba. Sonra. hayatı boyunca hiçbir takımı tutmadığı- nı. hiçbir konuda ayrım- cı olmadığını sövleyerek 'kendi takımlanndan sonra" yaşamındaki en önemli takımını, eşi Gü- len çocukian Su ve Güzel ile torunlarından oluşan ailesini çağınvorduyanı- na. Tuncel Kurtiz'in deyi- şiyleşiirin 'birkocaçma- n'ydı Can Yücel. Eşi Gü- ler'in tanımıvla ise ken- disini avlayan 'koca bir balık'. Strasbourg'dan gönderdiğı mesajda Ser- \er TanilÜ ise 'keHmeler- le oynayan şair' divordu Can Yücel ıçın. Gecenin sonunda 'srvillerdışında' herkese teşekkür eden koca çınar ise "Her şe>' iv i güzel ama bir şeye ta- kıldım"divordu. "benkelime4erleo>- namıvorum. kelimeler benimleoynu- yor". Can \ ücel'in 70. vaşı ve 50. sanat vılı dolavısıyla düzenlenen geceye, şairın bir zamanlar çalıştığı BBC Londra Radyosu ana haber bültenin- de yer verdi. Gazetemiz yazan Zeki Coşkun'un 30Evlül 1996 tarihli vazısındaki 'şi- irin en genç. en diri, en canlı atarda- man' baptamasıyla başlavan anon- sun ardından Can Yücel'lebirsövle- şi yapıldı. Ayrıca Zeki Coşkun da Can Yücel'in Türk şiirindeki yerini değerlendiren bir konuşma yaptı. IŞD.DAK YE YELPAZE ATİLLA BİRKİYE Bilgi Üniversitesi "Paralı eöitim" günümüz Türkiyesi'nde tartış- maya açık. îlk bakışta eğitimi. devletin parasız ola- rak üstlenmesi, ama çağdaş bir biçimde üstlen- mesi gerekir diye düşünüyorum. Günümüzün "sosyal devlet"\n\n temel işlevle- rinden biri değil mi, bu? Ortaoğrenimielealalım. "Ko/e/"lerdünyanın pa- rasını ahyorlar. Bu okullardaçocuklarını okutama- yan yüzbinlerce insan var. Giderek, bireğitim, do- layısıyla fırsat eşitsizliği doğuyor (zaten vardı...). Ama işin bir de öteki yüzü var. Shakespeare'in "Hamiet"indeki, şu konuşma gelıyor insanın ak- lına: "Marcellius: Çürümüş bir şey var Danimarka krallığında. Hamiet: Danimarka krallığı zindandır." Devletin okulları nal topluyor. Eğitim yetersiz, çağdaş bir kafa yetiştirmek şöyle dursun, gerici, tutucu, şoven vatandaşlar yetiştirmeye yönelik. insanlar da dişinden tırnağından arttırarak ço- cuklarını özel okullara veriyorlar. Eh bir bakıyorsu- nuz, lise bırdeki oğlunuzun elinde Arthur Miller'in, "Bütün Oğullarım" adlı oyununu görüyorsunuz. Diyor ki: "Baba sen Arthur Miller diye bir yazan tanıyor musun?" Özcesi "/(o/ey"eğitiminin, daha "çağdaş"oldu- ğu bir gerçek. • Gelelim üniversitelere. Üniversiteler de benzer bir durumda değil mi! 12 Eylül sonrasında YÖK darbesiyle, üniversitelerimiz büyük bir kıyıma uğ- ramadı mı? "/Wedrese/ere"dönüştürülmeyeçalı- şılmadı mı? Birbirinden değerli öğretim üyeleri "yasaklı" listelerle "suçlu" konumuna sokulmadı mı? Üstelik şimdi, öğretim üyelerinin maaşları da evlere şenlik. Kirasını mı ödeyecek, yayın mı ala- cak, yurtdışına mı çıkacak, sanatsal, kültürel et- kinlikleri mi izleyecek? Hangi birini yapacak... Yeni kurulan özel vakıf üniversiteleri, "kolej" ör- neğinde olduğu gibi, daha çağdaş bir eğitim ver- meye adaylar. Paralı olmaları kuşkusuz birsoa/n- salhk. Unutmayalım ki çok fazla değil on-on beş yıl ka- dar önce, Beşir Fuad üzerine tez yapma isteğin- den dolayı "atılan" üniversite öğrencileri vardı! • Istanbul Bilgi Üniversitesi, yeni kurulan özel va* kıf üniversitelerinden. Kurumun çatısı altında yer alan öğretim üyeleriyle ayrıcalığını hemenceci^ ortaya koyuyor: Asaf Savaş Akat, Uğur Alacakaptan, Tokta- mış Ateş, Rona AybayA Murat Belge, Lale Du- ruiz, Gülten Kazgan, Omer Madra, Ali Nesin, Mete Tunçay, Aydın Uğur, vb. üniversitenin "çağdaş beyinleh". Bilgi Üniversitesi, bölümleri ve bölümlerinde iz- leyeceği programıyla da dikkati çekiyor. Son yıl— larda Amerika Biıieşik Devletleri üniversitelerinde, bildtğim kadarıyla tüm bölümlere zorurilu ^edebi- yat dersi koydular. Bu derslerde. klasik Amerikan edebiyatıyla bir- likte, günümüz ve "Kızılderili" edebiyatının da temsilcileri okutuluyor. Bizde üniversite bitiren insanlara "kültürlü" gö- züyle bakılır. Ama hangi kültür! Ders kitabının dı- şında herhangi bir kitap okumadan, edebiyata iliş- kin tek bir satır okumadan üniversiteyi bitiren bin- lerce insan var bu ülkede. Ellerine şiir, roman, hi- kâye kitabı almamıştır. Oysa, tarih, edebiyat, felsefe, sanat tarihi vb. kültür tanımının içinde yer alan temel ızlekler. Bun- lardan yoksun bir üniversiteli nasıl kültürlü olu- yor? Bilgi üniversitesi, bu bağlamda, çağdaş ve kül- tür izleklerine oturtulmuş bir yapı gösteriyor. Do- nanımı ve altyapısıyla da çağdaş bir kurum kimli- ğinde. Her ne kadar Anglo-Sakson bir eksen izlense de "Türkçe metinler" eğitimin bir başka ekseni. Özellikle Murat Belge'nin bölüm başkanı olduğu Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü, "klasik" üniver- sitelerimizdeki edebiyat bölümlerinden çok çok farkh! • Bilgi Üniversitesinin, şimdiki burslu öğrenci orar nı yüzde onlarda. Yöneticiler bu oranı, önümüz- deki yıllarda yüzde kırklara çıkarmayı planlıyor. Böylece. bir "afenge"oluşturulacak, parası yetme- yen birçok öğrenci Bilgi Üniversitesi'nin eğitim olanağından yararlanabilecek. İştanbul Üniversitesi Öğrenci Şenligi Kültür Servisi - Istanbul Üniversitesi 1996-97 öğretim yılının açılışını 5 ekim cumartesi günü düzenlenecek 'öğrenci şenliği' ile kutlayacak. Saat 12.00'de IÜ Rektörü Bülent Berkarda'nın "Hoşgeldiniz" konuşmasıyla başlayacak olan programda sırasıyla İştanbul Devlet Konservatuvan Big Band Jazz Orkestrasf nın konseri. ÖKM Halk Bilim Kulübü'nün Halk Oyunlan gösterisi. ÖKM Tiyatro Kulübü'nün "Üniversite Günlüğü" adlı oyunu. ÖKM Halk Bilim Kulubü'nün halk müziği konseri. kulüp standlannın çeşitli bahçe etkinlikleri. Boğaziçi Gösteri Sanatlan Topluluğu "Kardeş Türküler'in konseri ve saat 18.30"da Moğollar konseri yer alıvor. Öğrenci Kültür Merkezi'nin düzenlediği şenlik. Beyazıt'ta Istanbul Üniversitesi Rektörlük ön bahçesinde gerçekleşecek. Roman için reklam filmi çekilecek Kültür Senisi- Kitap okuma alışkanlığının düşündürücü bo>Titlarda olduğu ülkemizde bir roman için ilk kez sinema reklam filmi hazırlanıyor. Yazar Ahmet Ümit'in piyasaya yeni çıkan 'Sis ve Gece" adlı polisive romanına çekilen 35 mm reklam filminin sponsorluğunu Alfa Vizyon Filmcilik ve Reklamcılık üstlenıyor. \'önetmenliğini M. Adil Yalçın'ın. görüntü yönetmenliğini Orhan Ağaoğlu'nun üstlendiğı reklam filminin senaryosu ise kitabın yazan Ahmet Ümit ve M. Adil Yalçın'a ait. Yalçın. böyle bir çalışmayı destekleme ve sinemalarda gösterilmek üzere bir reklam filmi hazırlamalannın nedenlerini şöyle açıkladı: "Artık hiçbir ürünün-ki bu sanat ürünü olsa dahi- reklamsız kendi kitlesıne ulaşması olanaksız. 'Sis ve Gece' adlı polisiye romanı okuduğumuzda, kitlesini bulması gerektiğini düşündük. Kitap alıcısı kitlenin de çoğunlukİa sinema izleyicileri olduğu düşüncesinden hareketle sadece sinemalarda gösterilmek üzere bir reklam filmi hazırlamava karar verdik, Bir ilki yapmaya çalışacağız. Böylece belki de yayınevi sahiplerinin 'kitap satılmıyor ne yapmalı?" sorusuna bir cevapolabiliriz".
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle