27 Haziran 2022 Pazartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 25EKİM1996CUMA 14 KULTUR Özel tiyatrolar, sanata darbe indirmek amacmdaki bakanlığın 'kültürsüzlük politikası' izlediğini vurguluyor 'Rültür Bakanhğı saııatı yok sayıyor'Külriir Servisi - Külrür Bakanlığrnın. özel tiyatrolara hervıl eyliil sonu-ekim başı it banyla verdiği yardımı bu yıl ge- cikmeıi olarak açıklamakla kalmayıp bütçeoen en düşük rakamı ayırması. ti- vatro çevrelerinde tepkiyle karşılandı. CHPHatay Millenekıİi .AtilaSa>,özel tiyatrolara destek konusunda Kültür Ba- kanfna bır soru önergesi \erdi. Sa\. önergede de\ letin özel tiyatrolara des- tek olup olmayacağını sorarak, yazılı açıklamabeklediğini bildirdi. Sa\, şugö- rüşlere yer verdi: "Ana>asamız. "sanat faaliverlerinin \e sanatçf nındevletçeko- runması. değeriendiriJmesi ve sanat sev- gisinin yayılması için gerekli önlemlerin alınmasını öngörmüştiir. Bu anlayışla yaklaşık on beş >ıldır Kültür Bakankğı bütçesineÖzel ti>atrolara Yardım' adı altında bir ödenek konmaktadır. 1996 yı- lı bütçesinde de bu ödenek 63 milvar ola- rak belirlenmiştir. Tiyatro dönemi en geç ekim a> ı başın- da başlar. Ödenekli thatrolar da özel ti- \atrolar da ağustos ayından başlayarak yenidönemçalışmalarınıtasarlar.Gecen yıllarda özel tiyatrolara destek konusun- da göre\ lendirilen kurul e> lül av ında ça- lışmalannıtamamlamakta ve destek ala- cak tiyatrolar \e \apılacak destek mikta- rı belirienmekte idi. Bu j ıl bu çalışmanın geciknıekte oluşu özel ti\ atrolar yönetici- lerini »e sanatse\erleri ka>gılandırmak- tadır. Yeni hükümetin \e yeni Bakan'ın kendi dün\a görüşü doğrultusunda bu ödeneği kullanacağı söylentisi vavılmak istenmektedir" dıyerek şıı sorulan yö- nelttı "Kültür Bakanlığı. 1996/1997 ti- jafro döneminde "özel tiyatrolara des- tek' için bütçede bulunan Ödeneği kulla- nacak mıdır? Bu ödenek kullanılacak ise yönetmelik uvarınca çalıştırılması gere- • Her yıl Kültür Bakanlığf nca verilen projeye destek yardnnının henüz verilmemesine özel tiyatrolar tepki gösteriyor. Bakan Kahraman, TİYAP'la görüşmüyor. Sorunlannı tartışmak üzere bakanlıkta yetkili muhatap bulamayan özel tiyatrolar bu durumu protesto ediyor. Bu arada CHP Hatay milletvekili Atila Sav da bu konuya ilişkin Kültür Bakanrna yönelik bir soru önergesi verdi. ken kurul neden toplantıva çağnlma- maktadır? Bakantığın bu konudaki yön- temi değiştirmek gibi bir eğilim ve\a ka- ran mı bulunmaktadır'.T Konuyla ilgili görüşlenni aldığımız özel tiyatrolar da. Özel Tiyatro Yapım- cılan Derneğf nin (TİYAP)gazeternizde yer alan çağnsında (23.10.1996) yine- lendıği üzere. Kültür Bakanlığfnın sana- ta ilişkin 'küftürsüzlükpolitikası' izledi- ğini vurgulayarak sanatın ve sanatçının zor durumda bırakıldıöına dıkkat çekti- ler. Özel tiyatroların yaşadığı en belirgın sıkıntı. tiyatro sorunlannı tartışmak üze- re yetkilt makamlan karşılarında muha- tap bulamamak. Bu sıkıntılarla hemen henıen her yıl karşılaştıklannı söyleyen sanatçılar, Kültür Bakanlığf ndan alınan ödeneğin yasal hakları olduğunu. ancak bakanhğın tiyatrocuların sorunlarına >aklaşımındaki tutumun kültüre ve sana- ta darbe indirdiği görüşünde birleşiyor- lar "_ ' _ Hadi Çaman Yeditepe Oyunculan: Bu sorunlar on beş yıllık bir sürece dayanıyor. Bugüne dek geç de olsa bir şe- kilde diyalog kurabiliyor ve sorunları- mızı tartışabilen insanlarlaçalışıyorduk. Ancak iki aydır bakandan randevu bile alamadık. Eskiden bakanlarlaolmasa bi- le sorunlar, müsteşarlardüzeyinde halle- diliyordu. Bugünkü tek merkezli anlayış nedeniyle müsteşarlar da de\ reden çıka- rıldı. Eskiden ma>ıs başında sunduğu- muz dosy aların ödeneklerini ancak ocak ayında alabiliyorduk. bu ödenekler ge- çen seneki çabalar sonucunda kasım ayı- na çekildi. Henüz hiçbir diyaloğa giril- memiş oiması büyük bir gecikmeye yol acacak. Rahatsız olduğunıuz bır başka nokta da oyunlarını sahnelemeye başla- yan Masai Gerçek Tivatrosu'nun aylar sonra aiacağı ödenek nedeniyle verece- ği ilanlarda "Kültür Bakanlığı'nın kat- kılanyla" ifadesini kullanmak zorunda oiması. Dilek Türker / Tiyatro Ayna: Bir kültürsüzlük politikası sürüyor. Sanat ve kültür hor görülüyor. Zekânın \e >aratıcı gücün bir belirtisi olan sanat. Kültür Bakanhğı tarafından yok sayılı- yor. bugün Kültür Bakanhğı kültürsüz- İüğün zirvesinde. Özel tiyatrolann açıl- masından ıtibaren 3 hatta geçmesine rağ- men herhangi bir de\ let y ardımı ile kar- şılaşmadık. Bu durum kimsenin umu- runda değil. Kültür Bakanhğrnı bu tu- tumundan dolayı protesto ediyorutn. Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu: Özel tiyatrolann sezonu açıldı. fakat Kültür Bakanlıgrndan herhangi biryar- dım gelmediği için tiyatrolar çalışamı- vor. Ozel tivatroların kültür \e sanata katkılan de\ let tarafından kabul edilmiş \e projelerine destek sağlamava karar \erılmiştır. Ancak, Kültür Bakanhğı gö- rüşnıe talebine ce\ap \ermivor.Bu >üz- den tiyatrolar zor durumda. Kerem Kurdoğlu / Kumpanya: Sanatın. gerek sponsorluk v erilmesiv - le gerekse de\ let desteği yoluyla herhan- gi bir sermaye kaynağına bağımlı olarak varlığını sürdürmesıni çok tehlikeli bu- luvoruz. Özellikle Türkiye gibi eğitim. kültür ve sanat akti\ itelerini ticari orta- ma karşı korumak \e yaşatmak görevini \erinegetirmeyen birdevletin varoldu- ğubirülkede işini ciddivealan her sanat kurunıunun hertürlü koşulda ürün \ere- bilecek şekilde örgütlenmesi gerektiği- ne inanıvoruz. Kumpanya. kendi ekono- mık örgütlenmesini tümüyle bu bağım- sızlığı esas alarak gerçekleştinniştir. Devietten ya da bir sponsordan gelen herhangi birdesteğe. sadeceanzi bırşans olarak bakar. \'ine de normal olanın de\ - letin görevini yerine getirmesi olduğunu da kabul eder. Ama, normal bir ülkede yaşamadığını hatırlayarak örgütlenir. Nedim Saban / Tiyatrokare: Sanatçılarla görüşmeyen bir Kültür Bakanı düşünemiyorum. Bırakın görüş- me\i. yardımın ne kadar olacağını bile söylemedıler. Kültür Bakanf nın ise sa- natçılan kabul edip sorunlanyla ilgilen- mesi gerekir. Eğer Kültür Bakanı değil de 'kültür bakkalT ise o zaman elbette başka işlerle uğraşabilir! Aslında bu es- ki yönetımlerin tiyatro kanunu çıkara- maması ile ilgili bir sorun. Hâlâ bir tiyat- ro kanunumuzun olmaması çok acıklı bir durumdur. Sanatçının kaderiyle oy- nanıyor. Tiyatrokare bu vıl perdelerini açıyor. çünkü artık "Gölge etmejin b ka ihsan istemeyiz" diyoruz. Tevfik Gelenbe / Tevfik Gelenbe Tivatrosu: Genelde şikâyetimiz. bu tarihlerde or- taya çıkıyor. Devanılı olarak her sene ödenek geç kalıvor. Ancak bu sene biraz farklı olarak görüşme bile yapılmadı. Ti- yatrolann 1 ekimde perdelerini açmala- n gerekirken. birçok arkadaşınuz ödene- ğin verilmemesinden dolayı mağdur du- rumda kaldılar. Ahmed Levendoğlu / Tiyatro Stüdyosu: Desteğin gittikçe gecikiyor oiması Ti- yatro Stüdyosu'nu iki bakımdan olum- suzetkiliyor. Birıncisı. tümöteki özel ti- yatrolar gibi yeni oyun provasına başla- ma süreci geri atılıyor. İkincisi. yanan salonumuzun. başlatmış olduğumuz onarıma katkı sağlanması için "tiyatro binası-vapımı-onanmr yönergesi doğ- rultusunda yapmış olduğumuz başvuru da hâlâ rafta bekliyor. Henüz bu deger- lendirmeleri yapacak kurullann üveleri- ne çağrıda bulunulmadı. Sonuçta bakan- lık artık gelenek.selleşmiş olan desteği vermemezlik edemez. Ancak işi gecik- tirerek \e TlYAP'ın görüşme çağrıları- na uymayarak kültüre \e sanata bakışını ortava kovuvor. Domna Samiu, bu akşam Yunan ve Anadolu türküleri söyleyecek,.,, «,. Yunanistan hn 'türkü anası' istanbuVda MUAMIMER KETENCOĞLU 1 Nısan 1996 giinü Atina'da .Me- garon konser salonunda yenme otu- ruyorum. SokratesSinoplus"un tanı- dıİc klasik kemençesi duy uluyor. Ar- dından Domna Samiu yönetiminde Yunantstan'ın hemen her yanından gelen kadınlı erkeklı dans şarkı ve müzisyen grupları mükemmel bir akışiçindesahnealıyor. Konser bo- yunca yiğitlik şarkıları söyleniyor. "Anaeığım ben ölüyorum Sakın dostlarım dınnıasın! Sen onlara sofra kur..." \'e konsenn sonunda o ana dek sahneye çıknıış \ aklaşık 150 sanat- çıvla birlıkte Kaİamatyanodansı eş- liğinde ünlü bir türkü söylüyor- lar: "Artık bu noktada sözcüklerin gücü biter..." Sonra -\Ierhaba!'* diyorum. "Merhaba" dıyor. İşte \'unanis- tan'ın türkü anasıyla tanışmamın aeiz bır özetı... Domna Samiu 1929da Atina yı saran göçmen ınahallelerinden bıri olan Keseryani'de doğdu. 1.5 mıl- yon Anadolu Rumu'yla birlikte an- nesi. İzmir'm Baymdır'dan kopup geldi buraya. Baba tutsak düştüğü için iki yıl sonra gelebildi. Sa- miu'nun çocukluğu babasının do- kunaklı sesini dinleyerek \e hiç ek- sik olmayan keyifleri ile Küçük As- ya Rumlarının çalıp söyledikleri türküleri adeta zihnine İcazıyarak geçti. 13 yaşında yaşanıına büyük ölçüde yön veren Bizans müziğinin büyük üstadı Simona Kara ile tanış- tı. S"imona Kara'nın okulunda hem kılıse müzığı öğreniyor hem de bağ- lantılı olarak Yunanistan'ın bölgele- re göre büyük farklılıklar gösteren son derece zengın halk müziği ge- leneğı ile bir kaynaşma yaşıyordu. Aynen türküde söylediği girji: "Tek bir vücut tek bir ruh!" Simona Kara"nın yaz tatıilerinde çeşitli bölgelerde ilkel teknoloji ile yaptığı kayıtlar. Sanıiu'nun halk müziğineyaklaşımınıderindenetki- ledi, olgunlaştırdı. Yine Simona Kara'nın şefliği al- tında radyonun halk müziği bölü- münde çalışmaya başlamasıf 1954) Yunanıstan'm her yanından gelen müzisyenlerle ılişkı kurup bantlan- nı yayına hazırladığı için kendisine eşsiz deneyımler kazandırdı. 60'lı yılların başında kendi arşi- vini oluşturmaya karar \erdi \e her boşlukta Yunanistan'ın birçok yeri- ni dolaşmaya başladı. Bınlerce şar- kı kayderti. 1971 'de radyodan ayn- larak konserler \ermeye koyuldu. 70'li yılların müziğine önemlı izler bırakan müzisyen Dionisis Savog- los'un desteğiyle hem gençler hem de halk müziğinin doğal dinleyıci- lerınce ilgiyle izlenmeye başlandı. Ardmdan Âvustralya dahil dünya- nın pekçok yerinde \e Yunanis- tan'ın her yerinde yıllardan beri ve- rilen sayısız konserler... Halk müziğinin savunucusu 1982'de yıllardır varlığını sürdü- ren Dora Stratu Tiyatrosundan da güç alarak Domna Samiu halk mü- ziği derneğini kurdu. Bir yandan gençlere. isteyen herkese halk şarkı ve danslarının ögretildiği düzenli kurslar yürütürken. öte yandan bu- gün sayısmın dört bıne ulaştığı ar- şivınden yararlanarak plaklar yap- maya başladı. Önce söylemekten her zaman keyif aldığı "Anadolu Türküleriv> nı iki plakta topladı. Da- ha sonra antik dönemden bu yana \'unan Halk Müziği'nin değişme- yen konularından olan gurbet tema- sıyJa ilgiîi birçalışma... Işte bu gece ılk kez Yunanistan'ın türkü anası Domna Samiu'nun se- sinden 70 yıldan bu yana unuttuğu- muz öz Anadolu türkülerini kucak- layacağız. Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda izleyeceğimiz konserin birinci bölümünde Yunanistan'ın çeşitli bölgelerinden Epir'den. Ma- kedonya'dan, Peleponez'den. Trak- ya'dan Kikland halk şarkıları sunu- İacak. İkinci böiüm ise Çeşme'den. Alaçatı'dan Istanbul'a. Anadolu Rum Türkleri'ne ayrılmış. Eşlik eden müzisyenler de kayda değer sanatçılar... Yorgos \e Koslas Flipi- dis kardeşler klarnet \e la\ta; Ybr- gos Marinakis keman ve Yorgos Gevgelis dümbelek çalacak...Bir de iy i tanıdıgımız kanun sanatçısı Ag- nes Agopian Domna Samui modern dünyanın tüm motivasyon kırıcı etkilerine karşın halk müziğinin kırıcı etkile- rine karşın halk müziğinin öğrenil- mesı. korunması. aktarılması \e özellikle de yozlaşanlarlayozlaşma- yanlann birbirinden aynlabilmesi için titizlikle ve ısrarla çaba göster- mektedir... Domna Samiu'nun naif sesınin bızlere nicedir unuttuğumuz, aşına olduğumuz ama yakından tanımadı- âımız, yepyenı tadları taşıması umuduvîa... Babalann rock zîrvesiCIMHUR CANBAZOĞLL Tuborg Rock Festi\al '96"nın son iki gününde önce BabalarGünü, ardından da Bebeler Günükutlanıyor. Bu gece saat 21 00'de yerlı rockın kilometre taşları sayılan ustalarla. otuz yıldır rock sahnesinde kalmayı başaran Status Quo İstanbul'da bıraraya geliyor. Yeşilköy'deki Dönya Ticaret Merkezi'ndeki konserler Bulutsuzluk Ozlemi'nin bölümüyle başlayacak. Yerli gruplara yaklaşık yarım saat ayrıldığından Bulutsuzluk'tan ancak beş. altı parça dinleyebileceğiz. Grubun lideri Nejat Yavaşoğullan'nın verdiği bilgiye göre olası repertuvar \ine Düştük Vollara. Yaşamaya Mecbursun. Sözlerimi Geri Alamam. Kinıse Banştan SÖzetmiyor. Acil Demokrasi'den oluşacak. Bulutsuzluk Özlemi bu gece yeni davulcusuyla sahne çıkacak. Okulla Bulutsuzluk'un temposunu birarada götüremediği açıklanan OnurSankaya'nın yerine Blues Ekspress'm davulcusu Utku Ünal gruba katıldı. Grupla ilgili diğeryenilik de Sözlerimi Geri Alamam'a hazırladıklan yeni \ideoklip. Gecenin ikinci grubu MogoUar ise her konserde performanslannı daha ileri taşıyor. yeni albüm Dört Renk'tekı parçalar sahnede daha da oturuyor. Moğollar'ı hep 20-25 parçalık konserlerde izlemeye alışmıştık: bu kez reperru\an nasıl yanm saate sığdıracaklannı merak ediyoruz. Taner Öngür'ün verdiği bilgiye göre çalacaklan olası parçalar şunlar: Bişey Yapmalı. Issı/lığın Ortasında. Keşişleme, İpler Kimin Elinde v e Çok Geç Olur. Son albümü Gün Ola Harnıan Ola'y la dörî vıllık aradan sonra lıstelere eiren Bu gece saat 2I.ı ray), otu/ yıldır 00'de >erü rockın ustalanyla (Bulutsuzluk Özlemi sağda. Moğollar üstte \e Erkin Ko- rock sahnesinde kalnıay ı başaran Status Quo İstanbul'da biraraya geliyor. Erkin Koray ise gecenin son '\erli baba'sı. Otuz yılda yaptıklan 2^ albümle yuz mılyonu aşan bır tıraja ulaşan Status Quoeski gücünde olmasa bile bugünün gençlerine seslenecek dinamizmi y itirmemiş durumda. Grubun temel adamlan Rick Parfittve Francis Rossi İstanbul'da bir buçuk saat sahnede kalarak bunu kanıtlayacak. Status Quo'nun bizde en fazla tanınan hit parçası In The Army No\* ve diğer klasıklerinin yanında son albümleri Don't Stop'tan \öu Never Can Tell. Luciüe. Get Back. Fun Fun Fun, Proud Marv, GetOut of Den\ergibı ünlü coverleri çalmasını bekliyoruz. Bıletlerı bırmılvondan satılan Babalar Günü konserlerinin yapılacağı Dünya Ticaret Merkezi hayli sapa bir yerde; Yeşilköy Atarürk Havaalanı karşısına düşüyor. Rockseverlerin salona geliş ve dönüşlennin zor olacağını bilen organizatörler Kadıköy. Bakırköy ve Taksim'den özel otobüs seferleri yapılacağını. konser bitiminde aynı merkezlere otobüs seferlerinın düzenleneceeini belirttiler. Cumhuriyet Bayramı konserlerle kutlanıyor CSO'nun bu haftaki solistti Gülsin ()na\. Kültür Servisi - İstanbul De\ let Senfbni Orkestrası. Ankara Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve tzmir Devlet Senfoni Orkestrası bu hafta sonu konserlerini Cumhuriyet Bayramı kutlamalanna ayırdı. istanbul Devlet Senfoni Orkestrasf ntn 25 ekim cumartesi saat 19.00 ve 26 ekim pazar günü saat 11.00'de gerçekleştırilecek konserlerinde. Tadeusz Stnıgalanın y öneteceği orkestranın solisti arp sanatçısı Marielle Nordmann. Konserde C. Saint-Saens, G. Pierne ve V\T . Lutoslawski'nin y apıtlan seslendirilecek. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasf nın 25-26 ekim konserlerini ise şef Antonio Pirolli yönetecek. Orkestranın solisti Gülsin Onay. Sanatçı. Chopin ve Respighi'nin yapıtlannı seslendirecek. îzmir Devlet Senfoni Orkestrasf nın 25-26 ekim tarihlerindeki "Cumhuriyet Bayramı Kutlamalan' başlıklı konserinde orkestrayı şef töshiano Osawa yönetiyor. Hitoshi Sekiguchi (klarnet). Gernot VVinnischoferf keman) v e Valery Oistrakhı v iyola) solist olarak katılacağı konserlerde Mozart ve Respighi'nin yapıtlan seslendirilecek. Konserler. cuma günü saat 20.00. cumartesi günü ise saat 11.00'de gerçekleştiriliyor. YAZI ODASI SELIM ILERI Ayrılanlar... Eskiden, büyüklerimiz. sonbaharla birlikte birkaç dostun bu dünyadan göçeceğini üzülerek söyler- lerdi. Adeta umutsuz bir bekleyiş söz konusuydu. Yıllar var ki unutmuşum. Geçenlerde bir arkada- şım yine söyledi. Attilâ İlhan'ın dizesini içimden yi- neledim! "şu yağmurlu güz dünyadaki son güzü mü" Evet, "ihtiyarlarballadı". Ama ölüm ve ayrılık söz konusu olunca. ihtiyarların ölümü, aynlığı, gençle- rinki kadar incitiyor. Artık onlardan hiç ayrılmaya- cağımız sanısına mı ne kapılmış oluyoruz, yokluk- ları büsbütün can yakıyor. Kemalettin Tuğcu da bu sonbaharın çalıp gö- türdükleri arasındaydı. Ölüm haberini Kanal 6'da Hulki Cevizoğlu'nun programını izlerken öğren- dim. Cevizoğlu, besbelli, çocukluğunda hepimiz gibi Kemalettin Tuğcu romanları okumuştu, şimdi son bir şükran ödüyordu... Handiyse kırk yıl önce olmalı, Cihangir'de oturu- yorduk. Şubat tatilinde gayet kalın bir Çocuk Haf- tası Yıllığı almıştım. Yıllığın ortasında yaklaşık yet- miş seksen sayfa bir roman: Garip. Kemalettin Tuğcu'dan ilk okuduğum romandır Garip. Garip, Erenköyü civarında bır köşke evlatlık ge- tiriliyordu. Orada epey acı çekecek, horlanacak, in- sanoğlu yerine sayılmayacaktı. Garıp'i ezenler. gü- nün birinde. büyümüş, kendi kendini adam etmiş Garip'in yardımına muhtaç olacaklar; Garip de on- ları hiç ezmeden büyükleri bilecek ve sayacaktı. Tabii çok ağlamıştım. Kemalettin Tuğcu'nun han- gi romanında ağlanmaz ki?! Çocuklar vardır bu romanlarda, yetişme çağlann- da, okuyamamış, şurda burda çahşan. Onları kâh torna başında görürsünüz, kâh çarşı pazar yerin- de, boyuna çalışırlar. Çoğunun kimsesi yoktur. An- cak birbirlerini bulduklarında bir dayanışma ortamı doğabilecek; ağabey yaşındakıler küçükleri hem koruyacak, hem okutacaklardır. Bir romanın sonunda bu ağabeylerden biri takım elbise giyiyor, kravat bağlıyor ve Taksim Belediye Gazinosu'ndaki gençlik çayına gidiyordu. Belleğim körelmedikçe, sanmam ki unutayım. Bence büyük bir romancıydı Kemalettin Tuğcu. Kim bilir kaç kuşağa sevecenliği ve merhameti aşı- ladı. Çocukların Reşat Nuri'siydi. Ona kalbim borç- lu... Sonra Reha Kıral: Ölümünü Cumhuriyet'teki ha- berden okudum. Gül Gülgûn la konuştuk. Son sı- ralar evinden dışarıya çıkmıyormuş, kimseyle pek görüşmüyormuş. Ya iki, ya üç fılmde birlikte çalış- mıştık Reha Kırai'la. Ilk önce Bir Demet Menekşe'de: Yaşlı bir kızı canlandırıyordu. Senaryoyu okuduktan sonra sev- gili Güler Okten bu rol için Reha Hanım'ı önermiş- ti. Ve öylece tanışmıştık. Yıllardan 1972. Filmdeki rolü gibiydi, bir yaşlı kız duyarlığıyla ya- şıyordu. Galıba hiç evlenmemişti. Nedense bana kalbini açmış, geçmişte... Çok uzak birgeçmişte, bir hava subayını sevdiğini anlatmıştı. Şımdi bu aşk da bir film öyküsü gibi. Reha Hanım'ı yıllardır görmüyordum. Bir telefon edemez miydim? Eski defterlerimde numarasını buldum. O telefon numarasına baktıkça, biz yaşa- yanlarîn hayhuyda bütûn gaddarlığını görür gibi ol- dum. Geçen cumartesiyse Dialog'da derse girerken Muazzez Kurtoğlu'nun ölüm haberi geldi. Kosko- ca Muazzez Kurtoğlu'nun. Bir devir, bir efsaneydi. Ankara'dan istanbul'a gelip Dormen Tiyatro- su'nda Derin Mavi Deniz'de oynamıştı. Dormen Ti- yatrosu o zaman Ses Tiyatrosu'nda oyunlar sah- neliyordu. lyice ön sıralardan birinde oturuyordum ve Muazzez Hanım'ı hayatımda ilk kez izlemektey- dim. Metin Serezli'yle ikisi sahne önünde duruyorlar; Muazzez Hanım bir iki adım daha önde, yüzü hem Metin Serezli'ye, hem de biraz biz seyircilere dö- nük duruyordu. Beyaz, geniş ve uzun etekli bir tu- valet giymişti. Duruşuyla, sesiyle, ellerini kullanış bi- çimiyle gerçek bir 'grande dame', bir 'primadon- na 'ydı. Anlıyordunuz. yıllar yılı bütün Ankara'nın ne- den ondan söz açtığını... Bir Demet Menekşe'de Muazzez Hanım, ne tu- haf, RehaKıral'ınablasınıcanlandırmıştır. işte o za- man tanışmıştık. Genizden gelen sesi hâlâ kuiağım- da. Bir sözünü yıllarca kendi sözümmüş gibi çalıp başkalarına anlattım. Insanların ikiyüzlülüğünü söylüyordu: "Bu kıya- fet sana çok yakışmış Muazzez, dediklerinde, öy- le düşünmediklerıni, arkamdan bambaşka şeyler söyleyeceklerini biliyorum. O zaman yalnız kalıyor- sunuz..." Galiba hakikaten kırgındı. Yedikuleli Mihriban'm çekimi sırasında bir bölümde oynamasını rica et- miştim."- Teşekkür ederim Selim Bey. Fakat artık günlerimi konken oynamakla geçiriyorum..." demişti. Gözümün önünde hep beyaz tuvaletli, görkem- le ışıyan aktris!.. K Ü L T Ü R • Ç İ Z İ K K A M İ L M A S A R A C I Tiirk Kulp Y'akfı 21. Yılını Kutluyor TÜRK KALP VAKFI Tel.: (0.212) 212 07 07 (PBX) Faks:(0212)212 68 35
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle