Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
21 EKİM 1996 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA
EKONOM
Başbakan Erbakan'a iletilen gizli rapordan 'üretime dayalı' 7 milyar dolarlık kaynak yaratıldı
Kaynak bulmak otomotîvcilere kaldı
• Bedelsiz otomobil ithalatını önlemek
için kollan sıvayan otomotivciler,
Başbakan'a gönderdikeri raporda bedelli
askerlik ile kaynak yaratılmasını önerdiler.
SEDAOĞUZ
Otomotiv sektörü.
bedelsiz ithalattan 500
milyon mark (30 tril-
yon) gelir bekleyen
Başbakan Necmettin
Erbakan'a 5 yıllıksü-
re içinde 7 milyar (650
trilyon) dolarlık üreti-
me dayanan kaynak önerisi getirdi.
Sektörün otomotiv in dışında getirdiği
diğerönerilerle berabertoplam kaynak
geliri katrilyon bo>utuna ulaşı>or. Er-
bakan'm talebi üzerine hazırladıklan
kaynak önerileri raporunu geçen haf-
ta Başbakan'a ileten otomoth sektö-
rü temsilcileri raporu tartışmak iizere
yeniden bir araya gelecekler.
Aynca "diğer kaynak önerileri"
bölümünde biryıl vadeli 50 bin mark
veya muadili döviz hesabı açtıran
yurtdışmdaki Tiirk vatandaşlan için
Emlak Bankası gayrimenkullerinde
vergi muafiyeti, hesap sahiplerinin
Türkiye'de kuracaklan işletme faalı-
yetlerinde vergi indirimi. özelleştir-
mede öncelik tanmması veya indirim
yapılması, bedelli askerlik uygulama-
sı gibi öneriler getiriliyor.
7 milyon doların dökümü (1.000 $)
Kaynak önerileri
Yeni satış vergisı sistemi
Motoriu faşftlar
vergisinde düzenieme
Ağırlık kontrolü
Toplam
1997
196.583
77.788
254.730
529.101
1998
472.502
174.317
397.020
1.043.839
1999
412.143
302.929
531.050
1.246.122
2000
780.724
331.270
664.880
1.776.874
2001
1219.262
364.645
801.260
2.385.167
Rapor. otomobil üzenndekı yüzde
50'ye varan satış vergilerindeki kade-
meli azaltma ile sektörün canlanması
ve \ergi gelirlerininartması temeline
dayanıyor. Türkiye'de mevcut 3 mil-
yon adetlik otomobil parkı ile yeni oto-
mobillerden, satışların canlandığı
I993 yılında 5 milyar dolar vergi ge-
liri sağlandığı kaydedilen kaynak ra-
porunda. söz konusu vergi gelirinin
ana ve yan sanayide üretimden alınan
vergi, taşıt alım vergileri. akaryakıt tü-
ketiminden alının vergi. yıllık motor-
iu taşıt vergisi kalemlerinden oluştu-
gu belırtiliyor. "1994>ıİjndakikrİ2Si-
rasında sanş \ergileri yüzde23 gibi ma-
kul bir düze>e indirilsevdi. sektörden
sağlanan toplam vergigeliri 1994-1996
yülan arasındayaklaşık 2.8 müvar do-
lar artacaktı" denılen raporda, taşıt
alım vergisinin kademeh olarak yüz-
de 36 ve yüzde 24 oranına düşürülme-
siyle 1997-2001 döneminde vergi ge-
lirlerinin 3.1 milyar dolar artacağı ifa-
de ediliyor. Aynca satış vergilerinde-
ki kademeli indirim sonucu başlangıç-
taki vergi kaybının azaltılması için
benzin satış fiyatma bir kerelik yüzde
6,6 oranında zam yapılması önerili-
yor. Raporda motoriu taşıtlar vergisi-
nin kademeli olarak 1999 yılmdan iti-
baren tüm otomobillere 150dolarola-
rak eşıt yayılmasıyla. 1997-2001 yıl-
lan arasında 1.3 milyarlık kaynak sağ-
lanabileceğı de belirtiliyor.
Raporda karayollannda ağırlık
kontrolü ile kaynak tüketiminin önlen-
mesi ve artan ağır kamyon üretimıy-
le de 2.6 milyar dolarlık kaynak saf-
lanacağı kaydediliyor.
Muhalefet partileri özelleştirmeyi değil, özerkleştirmeyi savunuyor
ERDEMtR'de siyasi cephe
TAHSİN AKÇA
EREĞLİ - Ereglı De-
mirÇelık Fabrikalan'nın
(ERDEMlR)özelleştinl-
mesinın hükümet tara-
fından yeniden gündeme
getirilmesi üzerine ilçe-
de toplanan yerel yöne-
tim ve muhalif siyasi
parti temsilcileri "karşı
cephe" oluşturdu. Sivil
toplum örgütleri ve bele-
diye temsılcılerinden
oluşan tlçe Temsilciler
Kurulu'nun düzenledigi
panelde bir araya gelen
siyasiIer. "Özelleştirme
değiL, özerkJeştirme isti-
yoruz. Erdemir mutlaka
özefleştirilecekse, işci,
sendika ve beledive ara-
sında paylaştırılmalı"
mesajını verdiler
Şirketin yüzde 30'luk
hissesini blok olarak sa-
DEĞERİMİZDİRERDEMR
DU" araya gelen muhalif sıyası partiıer Ankara ya sert tepkı gosterdı.
tın alan özel gırişimin. yönetim hakkınm
yüzde 1 OO'iine de sahip olmasınm öngörül-
düğüne dikkat çeken DSP Grup Başkanve-
kili Mümtaz Soysal. "Hisselerin yüzde
30'luk kısmını aldıktan sonra fabrikanın di-
ğer yüzde 70'inede hâkim olacaklar. 1.2 mil-
yar dolar olarak değer biçilen vüzde 30'luk
hisseyi satın alabilen bir şirket. devletin var-
dımını alarak rahatlıkla yeni bir Erdemir
kurabilir. Türki>e"nin >eni Erdemir'lere ih-
tiyacı var. Olanı satarak yeni bir şey yarat-
mıvorsunuz. Sadece gcçkri gelir elde edi>or-
sunuz" diye konuştu. Özelleştirme Idare-
si'ne devredildikten sonra Erdimir'in alt
kadrolarına kadar siyasi kayırmaların ya-
şandıgını, bunlann önlenerek, Erdemir'in
mutlaka özerk hale getirilmesi gerektiğini
ifade eden Soysal. özelleştirmenin gerçek-
leşmesi halinde mahkemeye başvurarak
mutlaka uygujamayı engelleyeceklerini söz-
lerineekledi.Özelleştinlmekapsamınaalın-
dıktan sonra şirketın yönetimıne siyasetin
egemen oldugunu iddia eden Eregii Bdedi-
ye Başkanı HalÜ Fnsbıyık ıse şöyle konuş-
tu: "Demiri, cevheri değil siyasefi büenler
fabrika yönetimine getirildi. Özelleştirme
İdaresi ve Ufuk Söylemez. Erdemir'i tanımı-
\or. Kâr eden ve 1.5 rrıiivar dolarlık yeni ya-
tınm gerçekleştirebilen Erdemir'i neden bi-
rinci sıraya alıvorsunuz? Çünkü Hazine tam-
takır." Ereğli halkının özelleştirmeye kesın-
likle izin vermeyeceğini sözlerine ekleyen
Posbıyık, ilerleyen günlerde halkın da katı-
lacagı daha kapsamlı tepkilenn yaşanacağı-
nı ifade etîi.
•Devlet bez, şarap üretmemeli. otelcilik
yapmamalıdır" diyen Anavatan Partisi Ge-
nel Başkan Yardımcısı AvniÇarsancaklı'ya
salondan "OteUeri siz kurdunuz" şeklinde
tepki gösterildi. Çarsancaklı aynca işçilerin
Tasarrufu Teşvik Fonu'nda biriken parala-
nyla. sendika ve ticaret odasının da katılı-
mıyla burayı satın alabileceklerini ve böy-
lece sermayenin gerçekten tabana yayılmış
olacağını kaydetti. Özelleştirmeyekarşı çık-
manın vatan hainligi olarak görüldüğüne
dikkat çeken Cumhuriyet Halk Partisi Art-
vin Milletvekili Arif Ağaoğlu ise "Devlefin
hissesi de\lette kalmalı. alacağı kâr yatirım
fonuna aktanlarak 2005 yılına dek planla-
nan yatınmlar gerçekleşfirilmeli. Y önetim
Özelİeştirme İdaresi'nin güdümünden kur-
tanlmalı>eözerkleştirilmeli''derken Büyük
Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Re-
cep Kınş "Merak etmejin kimse Erdemir'i
özeUeştiremez,çalışanlara rağmen bunn vap-
mak kimsenin haddi değiP diye konuştu
Eregli Sanayı ve Ticaret Odası Başkanı
Vaşar Tetiker. Kırış'ın bu sözleri üzerine "7
miliervekili ile hükümete destek veriyorsu-
nuz, so/ünü/ün dinleneceğinden eminiz" de-
di. Toplantıda söz alan Refah Partisi Zon-
guldak Milletvekili Necmettin Aydın ise Er-
demir'in Meclis'te görüşülmesi için önerge
verildiğini ve ll'inci sırada görüşülmeyi
beklediğini ifade etti.
Otomotiv ihracatı
1 milyar dolan aştı
ANKARA (ANKA) - Otomotiv
sektörünün ihracatı 1 milyar
dolan aştı.
Otomotiv Sanayii Dernegi'nden
(OSD) edinilen verilere göre,
otomotiv ihracatı ocak-eylül
döneminde, geçen yılın aynı
dönemine göre yüzde 24 oranında
artarak 1 milyar 23.3 milyon
dolara ulaştı. Bunun 604.6 milyon
dolannı yan sanayi, 418.7 milyon
dolannı da ana sanayi ürünleri
oluşturdu. Yılın ilk dokuzayında
ihracat artışı, otomotiv ana
sanayiinde yüzde 41. yan
sanayiinde yüzde 14 olarak
gerçekleşti.
Ana sanayi üriinlerinin başmda
gelen otomobil ihracatı yüzde 34
oranında artarak 229.9 milyon
dolara yükseldi. En hızlı artış ise
yüzde 98'le otobüs ihracatında
gerçekleşti. Dokuzayda, 154.1
milyon dolarlık otobüs ihracat
edildi.
Avnıpa Kalite Ödülüyann sahibini buluyor
Brissa ve Netaş
kalite smavındaEkonomi Servisi-Brısa ve Ne-
taş'ın da finalist olduğu \e Avrupa
Kalite Yönetimi Vakfı tarafından
v erilecek olan büyük ödül. yann sa-
hibini buluyor. 1992 yılmdan buya-
navenlenAvTupa Kalite Ödülü'nün
dıger finalistleri ise Brıtısh Tele-
com. L'nilever-Elaıs. National West-
minster Life Assurance. TNT Exp-
ress ve Ulster Mills kuruluşlanndan
oluşuyor. Finale kalan Türk kuru-
luşlanndan Brısa söz konusu ödül
için ilk kez başvuruda bulunurken
geçen yıl Kal-Dertarafından düzen-
lenen ülusal Kalite
Ödülü'nü kazanan
Netaş ise geçen yıl-
dan sonra ikinci kez
Avrupa KaliteÖdü-
lü'nde finale kaldı.
Netaş Genel Müdü-
rü Tanju Argun.
Avrupa Kalite Odü-
lü'nde ikinci kez fi-
nale kaJmalarının,
bugüne kadar top-
lam kalite yönetimi
konusunda kaydet-
tiklen ilerlemenin
bir sonucu olduğu-
nu belırterek,
amaçlarının. Avru-
pa'nın en iyi kuru-
luşlannın başında
yer alarak. Türki-
ye'nin Avrupa "da rekabet edebilırlı-
gini ispatlamak oldugunu vurgula-
dı. Argun. bu tür ödüllere başvur-
manın şirketlere kendilerinı bağım-
sız bir kavnak tarafından değerlen-
dirme fırsatı verdiğini ve sürekli
iyileştirmeye temel oluşturduğunu
kaydederek. önümüzdekı yıllarda
ulusal ve uluslararası kalite ödülle-
rinde daha çok Türk şirketinin gö-
rülmesinın toplam kalite anlayışı-
nın yaygınlaşması açısından umut
verici olacağını ifade etti.
1967 yılında kurulan Netaş. Tür-
kiye'de kamu hizmet sunuculan ile
savunma şebekelerinin, şebeke tasa-
nmından satış sonrası servise kadar.
ses ve veri iletişimi gereksinimleri-
ni k'arşılıyor.
Kamu santrallan, kurumsal ileti-
şim şebekeleri. transmisyon v e veri
iletim sıstemleri ve abone terminal-
lerini yurtiçi ve yurtdışı pazarlarda
hizmete sunan Netaş,
20'viaşkınülkeyeih-
racatta bulunurken,
Rusya. Azerbaycan
v e Kazakistan'da kur-
duğu ortak yatınm
şjrketleriyle faaliyet
gösteriyor. '
Diğer Türk finalis-
ti Brisa ise TÜSİAD-
Kal-Der Kalite Ödü-
lü'nü ilk kazanan fir-
ma. Brisa Yönetim
Kurulu Üyesi Hazun
Kantarcı, avnı za-
manda Avrupa Kalite
Yönetimi Vakfı Yö-
netim Kurulu'ndaki
tek Türk üye. Brisa,
Lassa ve Bridgestone
lisansı altında binek
otolan ve otobüslerden traktöre ka-
dar birçok araç için üretim yapıyor.
Öte yandan TÜSİAD ve Kal-Der'in
birli'kte düzenledigi L'Iusal Kalite
Ödülü ise 14 Kasım'da sahibini bu-
Iacak. Geçen yıl Netaş*ın kazandı-
ğı ödül, Avrupa Kalite Yönetimi
Vakfı modeli örnek alınarak oluştu-
ruldu.
DUNYA EKONOMISINE BAKIŞ ERGIN YILDIZOĞLU}ILONDRA
Perşembe günü, Rusya televizyo-
nunda sinirli, yaşlanmış, hasta görünüş-
lü Yeltsin, dramatik bir jestle, ama tit-
reyen ellerfe Ulusal Güvenlik Başkanı
emekli general Lebed'ı görevinden alan
kararnameyi ımzaladı. Yeltsin'in bu ka-
rarnameyi imzalamasıyla birlikte, yerine
geçmeye aday politikacılar arasında,
Kremlin'in karanlık koridorlan ve kapa-
lı komite kapılan arkasında sürmekte
olan yanş da su yüzüne çıkarak, resmen
başlamış oluyordu.
Aday çok!
Yeltsin, seçmenden ağır kalp hasta-
sı oldugunu saklamış ve ikinci turda o
da ancak Lebed'le rttrfak yaparak kaza-
nabilrnişti. Komünist adayı zayıflatmak
için Lebed'i ilk turda el altından destek-
leyen ve kendisı dahil bütün adaylar-
dan daha fazla televizyona çıkmasını
sağlayan Yeltsin, seçimlerden sonra bu
anlaşmaya uygun olarak Lebed'i Ulusal
Güvenlik Başkanı yaptı. Böylece Lebed,
Kremlin'e, yönetim aygıtında çok
önemli biryeregelmeyi başarıyordu. Bu
görevinde kaldığı dört ay boyunca Le-
bed, özellikle Yeltsin kalp krizi geçirdik-
ten ve bir by-pass ameliyatı olması ge-
rektiği anlaşıldıktan sonra açıkça bir
başkan adayı olarak davranmaya baş-
ladı ve toplumsal desteğini arttırmaya
girişti. Lebed. Çeçenistan'daki savaşı,
içişleri bakanı Anatoli Kulikov'un tüm
muhalefetine rağmen durdurmayı ba-
şardı. Yeltsin'in eaki başdanışmanı Ur-
nova'yagöre, "yüzde lOOkarizmaolan
iebed", bugün merkezi hükümete, yol-
suzluklara yönelttiği eleştiriler ve ulusal-
;ı tutumu ile Rusya'da halkın en çok
jüvendiği politikacı haline gelmiş du-
umda (Wall Street Journal 18/10/96).
In son kamuoyu yoklamalan da bu tes-
)iti doğruluyor (Financial Times
8/10/96).
Bu arada Yeltsin'in sağlığı giderek
>ozJdu ve bir ameliyatta ölmesi ya da
meliyattan sonra iyice yorgun düşerek
iyasetten çekilmesi olasılığı arttı. Rus-
a anayasasına göre bu koşullarda yö-
Lebed Kovuldu.. Yanş Başladı
netimin geçici olarak, Başba-
kan'a, yani Çernomırdin'e
geçmesi gerekiyor. Başba-
kan'ın ise üç ay içinde erken se-
çimlere gitmesi gerekiyordu.
Ancak bu süre boyunca ordu ve
iç güvenliğin kime sorumlu ola-
cağı, (Başbakana mı yoksa Ulu-
sal Güvenlik'in başına, yani Le-
bed'e mi?). bu geçici başkanlık
sürecine ilişkin birçok diğer
mevzuat gibi henüz açıklığa ka-
vuşmamıştı. Erken seçim olası-
lığı arttıkça adaylar arasındaki
çatışmalar da giderek hızlandı.
Yeltsin'in Lebed'i görevden alması tartışma yarattı.
Yapılan kamuoyu yoklaması, bir seçim
olursa Lebed'in kazanacağını gösteri-
yordu. (The Economist 19/10/96). Bu
durum, ne Yeltsin'in seçim kampanya-
sını yöneten, Lebed'le ittifakının mimar-
lığını yapan ve zamanı geldiğinde Yelt-
sin'in yerine geçmeyi planlayan Çuba-
is'in ne de bir diğer başkan adayı olan
Çernomırdin'in işine gelmiyordu.
Diğertaraftan Çeçenistan'daki sava-
şın bir zafere yol açmadan bitirilmesi,
burada savaşan biriiklerden sorumlu ve
bir diğer başkan adayı olan içişleri Ba-
kanı'nı rahatsız etmişti. içişleri Bakanlı-
ğı ile Lebed yanhsı Savunma Bakanlığı
(ordu) arasında eskiden beri kaynak
bölüşümüne ilişkin sürmekte olan reka-
bet, Lebed'in Çeçenistan savaşından
sorumlu olanları ve ekonomik kazanç
sağlayanlan açıklayacağını söylemesiy-
le, ordu lehine bir mecraya girmeye baş-
ladı. Tam bunlar olurken Lebed hem
içişlerine hem de orduya 50.000 kişilik
bir ulusal muhafız kıtası kurulabilmesi-
nin olanaklannı soran bir mektup gön-
deriyordu. İçişleri Bakanı Kulikov, bunu
Lebed'e bağlı bir ordu oluşturma, dola-
yısıyla bir darbe hazırlığı olarak yorum-
ladı ve bu iddiasını, herhangi bir kanıt-
la desteklemeye de zahmet etmeden
geçen hafta ortasında kamuoyuna açık-
ladı. Kulikov bir kanıt gösteremedi, ama
Lebed'in de bu isteğinin gerekçesini
açıklayamadığı gözden kaçmadı. (The
Economist). Diğer taraftan darbe iddi-
ası, Çernomırdın tarafından bile ciddi-
ye alınmadı, ama artık boyu iyice uza-
mış olan Lebed'i kesmek için iyi bir ge-
rekçe oluşturdu.
Böylece Çubais'in de planı gerçek-
leşmiş ve Lebed'den kurtulunmuş olu-
yordu. Yeltsin ise kararnameyi ilginç bir
şekilde TV'de imzalayarak, hem Batı'ya
kimin iktidar oldugunu gösterecek hem
de daha ölmeden kendisine ölmüş mu-
amelesi yaparak görevi devretmesini is-
teyen Lebed'den öcünü almış olacaktı.
Ancak tüm bu dramatik gelişmeler.
Rusya'nın geleceğine ilişkin hiçbir so-
ruya henüz cevap getirmiş değil.
Tarih tekerrür eder mi?
Yeltsin ile Lebed arasında çok ilginç
bir benzeriik var. Gorbaçov, Yeltsin'i hü-
kümetten. Komünist Partisi yönetimin-
den dışan atmış. ama böylece de etkin
bir muhalefet yapabilmesi için gerekli
koşulları yaratmışt. Bu sefer Yeltsin; Le-
bed'i, hem de Lebed en popüler oldu-
ğu bir anda görevinden alarak, merke-
zi hükümetin dışına attı. Böylece Car-
negie araştırma enstitüsünün Mosko-
va merkezinde görevli Lillia Shevtso-
va'ya göre "Lebed'in üzenndekı tüm
kontrol mekanizmalan ve elini
kolunu bağlayan sonjmluluk-
lar ortadan kalkıyordu." Şimdi
"Lebed dışarda daha da teh-
likeliydi" (International He-
rald Tribune 18/10/96) Ger-
çekten de Lebed, bir taraftan
ekonomik reformlardan
"serbest piyasa deneyinden"
uluslararası mali tekellerle iş-
birliği yapmayı başarabilen,
yan mafya, yan bürokrat, eski
Komünist Partili bir "yenibur-
juvaziden", bunun ortaya çık-
masına yol açtığına inandıkla-
rı "demokrasi deneyinden" şikâyetçi
olan kesimlerin, diğer taraftan da siları,
yemek ve maaş sıkınttsı içinde olan or-
dunun sözcülüğüne soyunarak etkin bir
muhalefet yapabilir; Çernomirdin'in tfa-
desini kullanırsak bir "yerii Napolyon"
olabilir.
Denebilir ki "TV ve gazeteler, öme-
ğin seçimlerde Lebed'e yer açmakla
biıiikte, şimdi Lebed'le ayn düşen Ulu-
sal TV'nin sahibi Boris Brezovski, kar-
şı oldukça Lebed'in ne şansı olabilir?"
Lebed'in güçlü bir kampanyayı finanse
edecek bir zenginliği de yok. Ancak
Gorbaçov tarafından dışlandıktan son-
ra Yeltsin de aylarca ne TV'ye çıkabil-
miş ne de gazetelerde görünebilme
şansına sahip olabilmişti. Diğer taraf-
tan Lebed'in gerekli mali kaynağı bul-
ması olasılığı da yok değil. Lebed'in top-
lumsal disiplin, ulusala ve Batı'ya kar-
şı konumlanan söylemi; sınai-askeri ku-
ruluşların, enerji ve hammadde sektö-
ründeki devlet işletmelerinin yönetici
kesimlerinin desteğini kolayl/kla alabilir.
Bu çevreler, halen esas olarak Çubais
tarafından temsil edilen bankalarve ma-
li çevrelergibi Yeltsin yönetimini destek-
lıyorlar. (The Wafl Street Journal
18/10/96). Ancak bu, Yeltsin devreden
çıkar çıkmaz hızla yön değiştirebilecek
olan rahatsız bir destek. Yeltsin'in eski
koruması General Koshsakov ve sa-
vunma bakanı General Kilikovv tarafın-
dan desteklenen Lebed'in rakiplerine
gelince, yönetim içinde yıldızı tekrar
parlamasına rağmen Çubais bankalara
yakınlığı ve özelleştirmeciliği ile bilindi-
ği için toplumda hiç sevilmiyor. Çuba-
is'in mali sermaye ile yakınlığından ser-
best piyasa yanhsı aday Grigori Yav-
linski bile yakınıyor. (I.H. Tribune
19/10/96) Çernomırdin ile Çubais ara-
sında geçecek bir yanşma reformcu ve
"Batı yanlısı" kampı kolaylıkla bölebilir.
Diğer taraftan, Yeltsin hükümetine ko-
laylıkla uyum sağlamış olmasına rağ-
men Çernomırdin'in başbakanlığa, mu-
hafazakârların baskısı ile geldiğini de
umutmamak gerekir. Çernomırdin, ko-
laylıkla askeri-sınai kompleksin deste-
ğini alabilirve seçimlerde Lebed'in söy-
lemini benimseyerek yanşmayı tercih
edebilir. Diğer iki adaydan Moskova Be-
lediye Reisi'nin iktidar tabanı çok sınır-
lı. içişleri Bakanı ise Çeçenistan'dan do-
layı prestij kaybetmiş durumda. Bu
adaylara, Komünist Partisi'nin adayını
ve Yavlisnki'yi de eklemek gerekir. Bu
kadar çok adayın birden yanşmasının,
eski parlamenter, şimdi siyasi danışman
Nikonov'a göre "bir kaos yaratması ve
siyasi ıstikran bozması kaçınılmaz." (I.H.
Tribune 18/10/96). Her
şeye rağmen
tüm bu karışıklıkta tarih tekerrür edebi-
lir ve bugün Yeltsin tarafından kovulan
Lebed, yann devlet başkanı olabilir.
Ancak sonuç ne olursa olsun iki tes-
pit yapmak gerekiyor: Birincisi gelecek
seçim "komünistter" ve "reformcular"
arasında değif de Lebed gibi "namus-
lu, popülist milliyeîçilerle" reformcu ve
Batı yanlıları arasında geçecek. Aday-
lar ister istemez ulusalcı ve popülist
platformlaf benimseyecekler. Diğer ta-
raftan, Yeltsin'in halefini saptama işine,
darbe söylentilerinin yani sıra bu kadar
çok adayın, ama özellikle generalin is-
minin karışmış olması da bir zamanlann
süper gücü Rusya'nın reform süreci
içinde giderek Latin Amerika ülkelerine
benzemeye başladığını düşündürüyor.
ANKARA PAZARI
YAKLP KEPENEK
'Yaşasın IMP mi Diyeceğiz?
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası
"bir ülkenin ekonomisini neden yönlendirir" soru-
sunun yanıtı bellidir; ilgili ülkenin siyasetçileri "ül-
kelerini kötü yönettiklehnden "azgelişmiş" ya da
"gelişmekte olan" ülke olarak nitelenen ülkelerin asıl
azgelişmiş olan kesimi siyasal yönetimlerdir.
Bu iki kurumu Türkiye kamuoyu çok yakından ta-
nıyor. Devlet bütçesinden tarım kredilerine, özelleş-
tirmeden eğitime dek kamu yönetiminin hemen her
birimi ve işleyişi, "istikrar" ya da "yapısal uyum"
başlığı altında toplanan politikalarla bu kuruluşla-
rın önerileri doğrultusunda biçimleniyor.
Geçen yıllarda bu iki kuruluş Türkiye'yi politika-
lannı uygulayan "en başanlı örpek "\erden biri ola-
rak gösteriyor ve övüyorlardı. Ülke dışsatımını art-
tınyor ve ekonomisini büyütüyordu. Dışsatımın art-
tırılmasının, "işçi ücretlerini" olabildiğince düşük
tutarak, "lirayısüreklideğersizkılmak" ve dışsatım-
cılara, bunlann "gerçek"yada "hayali" o\up o\ma-
masına bakılmaksızın devletin parasal desteğini
sunmak "pahasına" elde edildiği, sürekli göz ardı
ediliyordu.
"Başanlı öğrencinin" durumu ortadadır; ancak
en başta belirtildiği gibi başarısızlığın ve giderek
çöküntünün nedenlerini IMF ve Dünya Bankası'nın
önermelerinde değil; en başta bu ülkeyi yönetme
yeteneğinden yoksun, kendileri azgelişmiş siyaset-
çilerde aramak gerekir.
• • •
IMF ve Dünya Bankası başkanları geçtiğimiz
günlerde çok önemli, yeni bir "ortak karar" açıkla-
dılar.
Buna göre her iki kuruluş "rüşvet ve yolsuzluğa
karşıkesinsavaş" açıyor; bu "/canserrtemizlemek
için ellerinden geleni yapacaklarını açıklıyor.
Fon ve banka, "doğrudan" kendilerini sağlaya-
cakları ya da alınması için "yeşil ışık" yakacaklan
dış kredilerle ilgili işlemlerinde ilgili ülkenin yöneti-
minden bir önkoşul isteyecek; "rüşvet veyolsuzlu-
ğu ortadan kaldırma" konusunda açık ve kesin bir
tutum sergilenmesi.
Bu yeni yaklaşımın birkaç boyutu var.
Önce, Türkiye'de siyasetin kirlenmesinde ve
ekonominin kötü yönetiminde bu iki kuruluşun öne-
rilerinin katkısı ne olursa olsun, "rüşvet ve yolsuz-
luğa" karşı bu kesin tavır, olumlu sayılmalıdır; daha
doğrusu olumlu sayılmalı mı?
Çok soyut düzlemde, evet. Ancak IMF ve Dün-
ya Bankası'nın karşısına çıkacak yerii siyasetçi ve
bunlann bürokratlan "kendileri" rüşvet ve yolsuz-
luğa tam boy batmışsa, bu "temizliğin" kiminle ve
nasıl yapılacağı boşlukta kalıyor. Kaldı ki bu işlerin
"ustalannın", IMF ve Dünya Bankası'nın kimi öbür
Önerileri gibi bunu da savsaklamayı "başarabilecek-
lerini" sanan tüm kesimler biliyor.
Somut olarak söylenecek çok şey var. Bir "top-
lumsal yapının iç işleyişi" geleceğini belirleyen ana
öğeleri bağnnda taşır. Bu ana öğeler dış etmenle-
rin katkısıyla "olumlu" bir gidişin yo\\ann\ açabilir.
Kısaca, Türkiye eger "rüşvet ve yolsuzluk bataklı-
ğından" kurtulacaksa bunu öncelikle kendi kişi ve
kurum)anyla yapmak "zorundadır".
Neden?
Çünkü bu tür "toplumsal hastalıklar" toplumun
sağlıklı öğeleri eliyle "iyileşebilir". lyileştirmenin ba-
şarılı ve kalıcı olmasj tümüyle buna, sağlıksız, kirli
ve yıkıcı hücrelerin yerini, gücünü kendi toplumun-
dan alan sağlıklı hücrelerin çıkmasına bağlıdır.
Türkiye'nin, temiz kalabilmiş olan siyasetçileri,
yargı görevlileri, kamu denetleme birimleri, işçi. iş-
veren ve meslek örgütleri, üniversiteleri ve sivil top-
lum örgütleri ve basın-yayın kuruluşları, rüşvet ve
yolsuzluğa karşı "ortak" bir çabaya öncelikle girmek
zorundadır. Gerçekte saydığımız bu kurum ve ku-
ruluşların "ö/nnc/7/s/eW"butemizlik olmalıdır. Çün-
kü "varlık nedenlerinin" temeli budur.
Türkiye, çok "açık veriyor"; kurumlan işlemiyor
ya da yanlış çalışıyor. Ancak bu açıklama ve ayıp-
lara, "rüşı^ef" ve yolsuzluklara karşı savaşımı da
IMF ve Dünya Bankası'na bırakarak bir yenisini ek-
lemek, ayıptan da öte yeni bir "sorumsuzluk" olur.
Türkiye'nin aydınlık güçleri hiç olmazsa rüşvet ve
yolsuzluk konusunda, temizleyici adımlar atabilme-
lidir.
En birinci görevlerini bile yapamayan kurumla-
nn varlık nedeni kalmaz; birileri bu temizleme işini
yapmasına yapar bir gün de, doğru ve sağlıklı
çözüm, bu birilerinin bu toplumun aydınlık güçleri
olmasıdır.
İlk 9 ay verilerine göre
'1.5katrilyonluk
yatınma teşvik'
ANKARA (AA) - Ha-
zine Müsteşarhğı, eylül
ayında toplam yatınm tu-
tan 267.5 trilyon lira olan
342 yatınm projesine teş-
vik belgesi verdi. Resmi
Gazete'nin bugünkü sayı-
sında yayımlanan duyuru-
yagöre eylülajındateşvi-
ke bağlanan sektörlerin ba-
şında imalat sektörü geli-
yor. Hazine. geçen ay bu
sektörde. 240.6 trilyon lira
karşılığında 223 yatınma
belge v erirken söz konusu
yatınmlann döviz kullanı-
mı ise 2.2 milyar dolar dü-
zeyinde oldu.
Eylül ayında aynca ulaş-
tırma, turizm, ticaret, eği-
tim, sağhk yatınmlanndan
oluşan hizmet sektörü ya-
tınmlan kapsammda 101
adet proje teşvik belgesi
alırken söz konusu projele-
rin toplam yatınm tutan
ise 23 trilyon 115 milyar
lira olarak açıklandı. Bu
sektör yatınmlanndaki
döviz kullanım miktan ise
171 milyon dolar oldu.
Hazine duyurusuna gö-
re eylül ayı içinde, toplam
yatınm tutan 1 trilyon 834
milyar lira olan 3 enerji ya-
tınmı. toplam yatınm tu-
tan 916.4 milyar lira olan
5 madencilik ve 958.2 mil-
yar lira tutannda 10 adet
hayvancılık projesi de teş-
vik belgesi aldı.
Böylece eylül ayı içeri-
sinde büyük bölümü
"Komple yeni yatınm",
•'tevsii" \e "yenileme"' ya-
tınm niteliğindeki toplam
yatınm tutan 267 trilyon
502 milyar lira olan 342
adet proje. teşvik ile bel-
gelendirilirken sözkonusu
projelerin yabancı para
kullanım miktan ise 2 mil-
yar 384 milyon 873 bin do-
lar olarak belirlendi.
CEYHAN1. KADASTRO
MAHKEMESİ'NDEN
DosyaNo: 1996/2
Ceyhan ilçesi Dikilıtaş köyü 184 parselin Ceyhan 1.
Kadastro Mahkemesi'nde 25.11.1996 günü saat 09.00'da
yapılacak olan duruşmasına davalılar Cevhan ilçesi Dikili-
taş köyünden Metin «.orkmaz-Serv et Korkmaz-Ömer Faruk
Korkmaz ve Huseyin Korkmaz'ın katılarak \'argıtay boz-
ma karanna karşı ne diyecekleri, duruşmaya geİmez \e k-
endilerini bir vekille temsil ettirmedikleri takdirde davava
yokluklannda bakılarak sonuçlandırılacağı hususu 72Ö1
sayılı yasa uyarınca ilanen teblig olunur. Basın: 112083