24 Mayıs 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
CumhuriyeC İmtivaz Sahibi: Berin Nadi Genel Yaym Yönetmenı: Orhan EriaçO D 's Haberler Ergıın Balcı • Istıhbaraı: Valçın Yaym Kunılu hhanSelçuk(Ba^kan). Genel Yaym Koordinatoru Hikmet Çakır • Ekonomı Bilent Kızanlık • Kükür Orhan Erinç, Oktaj Kurtböke. Ç e t i n k a v a 9 Yazıişlerı Müdürlerı HandanŞenköken • Spor Abdülkadir Yücelman Özgen Acar, Hikmet Çetinkaya, Ibrahim YlldlZ .Dinç Tayanç (Sorumiu) • Makaleler Sami Karaören #Çe\ırı Se\fettin Şûkran Sontr, Ergun Bakı. Dinç • Haber Merkezı Müdurü Hakan Kara Turhan • Düzeltmc Abdııllah V azıcı • Bılgı-Bd- Tayanç, Ibrahim VıMız. Orhan 0 Gorsel Yonetmeir Fikret Eser ge Edibe Buğra • Fotoğrai Erdoğan Köseoğlo Bursalı. MusrafaBalba>. •\nkara Temsılcısı Muslafa Balba) • Haber Müdürü: MuesseseMıidunı ErolErkut#Ko- MEDYA C: • Yönetım MEDYA G: • Doğan Akın Ataturk BuKarı No. \25. Kat 4. Bakanlıklar- ordmatör Ahmet Korulsan • Kurulu Başkam-Genel Ycnetım Kunılu AnkaraTel 4]95020(7haı). Faks.4195027»lzmırTem- Muhasebe: BfiJeot Yentr •_Jdare: Mudür GSIbin Erdoran Başkam - Genel sılcısı.SerdarKızık,H.ZıyaBlv. 1352 S 23Tel 4411220, Hüseyin Gürer • Işletme Önder • Koordınator Reha Mıidur Üıtün Ak- Faks-4419117#AdanaTemsılcısı:ÇetinYiğenoflu.tnönü Çelik#Bılgı-lşlem:Naillnal#Bıl- I?ıtman • Genel Müdur men • Murahhas Cd. 119 S No:l Katl.Tel 3522550. Faks 352257 0 gısayar Sıstem: Mürüvet Çiler Yardımcısı MiiKAkdıg ûye BoraGöneoç > a>ımlı>aıı \e Basan: Yenı Gun Haber Ajansı Basın \e Yaytncıhk A Ş Turk^-aiı Cao - W 41 CagaloŞlu 34334 Ist PK 246 ktanbul fei (0.212i 512 05 05 120 hal) Faks (0 212) 5 1 ' 85 "»5 22EYLLLI995 Imsak. 5.18 Güneş: 6.44 Öğle: 13.04 İkındı: 16.28 Akşam 19.10 Yatsı: 20.30 .MEDYACTel 51407 53 - 513 95 80 - 513 8460-61. Faks 5118466 Mağaza açılışı için defile • İstanbul Haber Servisi - Erkek giyim Tnodasının önde gelen isimlerınden Faruk Saraç, Svvissotel'de açtığı mağazasının tanıtımını düzenledigı mini bir defileyle yaptı. Mahzun Kırmızıgül. Mustafa Yolaşan, Edip Akbayram, Burhan Çaçan'ın da aralannda bulunduğu birçok sanatçı açılış töreninde hazır bulundu kıterstar, Kablo TV'de • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, tnterstar'ın yenıden kablolu tele\ izyon şebekesinden yayın yapmasına karar verdi. Mahkeme. davalı Türk Telekom AŞ'nin. dava sonuçlanıncaya kadar doğabilecek zararlannın karşılanması amacıyla, tnterstar tarafından 2 milyar Hra temınat yatınlmasını da kararlaştırdı. Öngörülen teminat tutannın yatınldığı. mahkeme karannın da dün akşam saatlerinde Türk Telekom AŞ'ye bildirildiği öğrenildi. Interstar. dün yenıden kablo televızyon şebekesinden yayın yapmaya başladı. MEB öğretmen alacak • İskanbul Haber Servisi - İstanbul Mıllı Eğıtim Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre. yoğun ihtiyaç duyulan okullarda. 300 kadroya ilk defa. açıktan kurumiçi ve kurumlar arası öğretmen alınacak. Yapılan açıklamada. formlann, Kadıköy ve Beşıktaş Millı Eğıtim müdürlüklerinden temın edılebilecegi ve müracaatlann 1 ekime kadar süreceği bildınldi Öğretmen alımı yapılacak branşlarşöyle: Sınıf öğretmenliği. Türkçe. Türk 4lı \e edebıyatı. Ingılizce olarak matematik, fizik. kimya. bıyoloji ve elektrik, elektronik. bilgısayar, mobilya. Habitat-2 konferansı • İstanbul Haber Servisi - Türkiye'de yapılacak olan ve 20. yüzyılın en büyük katılımlı konferansı Habitat- 2 için hazırlıklar devam ediyor. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesı'nın düzenlediği "Cuma Söyleşileri'nin bugünkü tartışma konusu, "Habitat-2'ye doğru" olacak. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube . Başkanı Oktay Ekinci'nin yöneteceği oturuma. Başbakanlık Toplu Konut Idaresi Habitat-2 Koordinatörü Dr. Gürel Tüzün konuşmacı olarak katılacak. Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası Konferans Salonu'nda yapılacak oturum. saat 18.30'da başlayacak. Türkiye'tfe ölüm nedenleri • İstanbul Haber Senisi - Türkıye'de ölüm nedenleri arasında travma ve kazalar birincı sırada geliyor. Travmalar. her yıl ortalama 10 bin insanın ölmesine, bır o kadar insanın da sakat kalmasına neden oluyor. Tra\malara bağft ölümler konusunda bilimsel ve ıdari çözümler üretebılmek amacıyla Prof. Dr. Ömer Türel başkanlığında yapılan 1. Tra\ ma ve Acil Cerrahi Kongresi. 20 eylülde S\vissotel'de başladı. 23 eylülde sona erecek olan kongreye, binin üzerinde Türk hekimi ve 30"un üzennde yabancı hekım ile AET ülkelerinin önde gelen sağlık kuruluşlanndan Avrupa Acil Cerrahlar Birliğı (EAES) de katılıvor Çin'de düzenlenen kadın konferansmın ardmdan Gökyüzünü katlnılar tutuyor havada• 400 dönümlük bir alan düşünün. Üstünde de sariden kimonoya, ehramdan şorta, Afrika togolanndan melon Peru şapkalanna kadar akla gelebilecek her türlü giysileriyle kadınlar. Çocukken çiçek dürbünü dediğimiz kaleydoskoplan anımsıyorum. Hareket halinde binlerce renk ve figür. • Çin yönetimi için foruma herkesin katılabilmesi, lezbiyenlerin, fahişelerin, sistem muhaliflerinin kente dolmasıyla eşanlamlıydı. Bütün bu gruplann her gün Tienanmen Alanrnda gösteri yapması, çıplak kadmlann ortalıkta dolaşması (!) olasılığı, tüylerini diken diken ediyordu. • Bir grup Kıbnslı Türk ve Rum kadınm 5 yıldır sürdürdükleri bir çalışma var. Bu kadınlar her iki toplumda da banş isteyen, yakınlaşma isteyen gruplann bulunduğu görüşünden hareketle başlatmışlar bu çahşmayı. Once her iki toplumdan 10'ar kadın varmış. Şimdi sayılan 300'e çıkmış. ZLLAL KILIÇ B eıjing'den (yani Pekin) döndüğümde arkadaşlanm. "Anlat bakalım". diyor- lar •'nasri geçti konferans, kimler katıl- dı. sen söz aldın mu ne gibi karaıiar benimsen- di, basından izlediğimiz kavgalara sen de katıl- dın mı, bir sonraki konferans ne zaman?" Uluslararası bır toplantıya katılmış birine so- rulacak doğal sorular. Bense. biraz da utanarak. "Tam da kimin ka- tıldığını bilmiyorum", dedim "karar filan alın- madı. Zaten benim gittigim. konferans değil forum. Ben de birkaç yerde konuştum. ama yaphğun herkes gibi tartışmalara katılmaktan fazla bir şey değildi... Kavga mı? Ben kavga görmedim. Bir daha ne zaman > apdacağı, hat- ta yapılıp yapılmavacağı da belli değil." Boşa gitti galibabunca zaman vebuncaparader gi- bi baktılar yüzüme. Ama Pekin'i yaşamış olmak, beni gördük- lerimi. duyduklanmı elimden geldiğince ak- tarmaya, başkalanyla paylaşmaya itiyor. Basında kavgalı gürültülü bir toplantı izle- nimi veren Pekin Forumu'nda gerçekte yaşa- dığımız. elle tutulacak -hana benim gibi son yıllarda iyıce kuşkucu olmus binnde bile umu- du yeniden filizlendirecek- kadar somut bir dayanışma, kararlılık. banş ve dostluk havasıy- dı.' ICimi Batılı kadınlann (bu arada Hillary Clinton'un) Çin'e karşı olumsuz tutumları, Amerikalı ünlü feminıst ve senatör Bella Ab- zug'u bile, "Biz buraya kadın sorunlannı mı taraşmaya geldik, yoksa Çin'i eleştirmeye mi" diye soracak kadar sınırlendirdı. Kışla kasabasına sürülen forum Kuşkusuz Çin'in konferansla ilgili olarak eleştirilecek turumlan da vardı. Bunlann ba- şında önce Pekin'ın içınde yapılması kararlaş- tınlan forumun. Pekin'ten 60 kilometre uzak- lıkta bir kışla kasabası olan Huairou'ya sürül- mesiydi. 2000 yılı olimpiyatlannı kaçıran Çin yönetıcileri,4. Kadın Konferansı"nın Pekin'de yapılmasından çok mutlu olmuşlardı. Ama bu konferansın bırde takıntısı. yani forumu var- dı. Çin yönetimi için foruma herkesin katıla- bilmesi, lezbiyenlerin. fahişelerin, sistem mu- haliflerinin kente dolmasıyla eşanlamlıydı. Bütün bu gruplann her gün Tiananmen Ala- nrnda gösteri yapması, çıplak kadınlann or- talıkta dolaşması(!) düşûncesi tüylenni diken diken ediyordu. Bunun birde geçen ilkbahar- da Kopenhag'da yapılan sosyal zirvedeki fo- rumda Çin başbakanının yuhalanması ekle- nince, Kadın Forumu'na Huairou adlı basit bir kışla kasabasına doğru yol görünmüştü. tşte ilk günlerde yaşadıklanmız: İlk sürpriz: Aynı zamanda kayıt yaptırmış olmamıza karşın benim dışımdaki üç kişinin kartlan bulunamıyor. Huairou'da olduklan söylenıyor. Kartlann yokluğuna çok fazla al- dırmıyoruz. Nasılsa foruma gittiğimizde alı- nz. Gerçi ertesı günkü açılışın nerede olaca- ğını da tam olarak öğrenebilmiş değiliz. ama daha vakıt var. Akşam saat 10"a doğru nere- devse sürünerek otelımize ulaşıyoruz. Ikinci sürpnz: Otele alınmıyoruz. Sivil po- lisler otel resepsiyonuna el koymuş, foruma katılacaklann kayıtlannın yapıİmasını engel- liyorlar. Daha sonra bunun başka otellerde, başka ekiplerin başına da geldiğini öğreneceğiz. Pe- ki, ne yapacağız? Huairou'ya gidin, diyorlar. Ama biz de bu yaştmıza kolay gelmedik. ne ihtilallerden, ne sivil polislerden geçtik. Pabuç bırakmaya niyetimiz yok, Çantalanmız, torba- lanmız ve resimlerimizle lobiye yerleşiyoruz. Rehberler sürekli polis ve otel yönetimiyle pa- zarlık halindeler. Biz ise içki içiyor, dansedi- yoruz. Geceyansı her nasılsa polis iknaedili- yor ve o gece kalmamıza izin veriliyor. Otel idaresinden ayn bir haber geliyor, ertesi gün sanki çıkıyor gibi yapacağız, ama başka oda- lara taşınarak otelde kalabileceğiz. Tek koşul konferans kartlanmızı. torbalanmızı filan gös- termemek. Sonunda günde 90 dolar verdiği- miz otelde ancak illegal kalabiliyoruz. Talih iş- te... Asıl forum çalışmalan 31 ağustos-8 eylül ta- nhleri arasında olacak. 31 agustos sabahı er- kenden kalkıyor. nereye gittiğimiz belli olma- sın diye otelın dışından bir taksiye biniyor ve Işçi Stadyumu'na gidiyoruz. 400 dönümlük bir alan düşünün. Bunun üs- Forumda siyahlara bürünmüş kadınlar, hemcinslerinin omuz omuza savaşa karşı çıkışlannı simgelediler. BM KADIN KONFERArSSLARINIJN GEÇMÎŞİ Kadın hakları insan haklandır B irleşmiş Milletler Birinci Kadın Konferansı. BM'de gözlemci sıfatına sahip bir grup derneğin önensiyle Dünya Kadın Yılı ilan edilen 1975 yılında Meksıko'da yapıldı (BM jargonunda bızım demokratık dernek dediğimiz örgütlere hükümet dışı örgüt, lngilizce baş harflenye 44 NGO*'adı veriliyor). Bir yıl önce BM'de başlatılan bır uygulama çerçevesinde resmi devlet delegasyonlannın katıldığı bu konferansa paralel olarak da NGO temsilcılerinin katıldığı bır forum düzenlendi. Meksiko'da kabul edilen bir deklarasyonla 1976-1985 Kadın Onyılı ilan edildi. deklarasyonun yaşama geçirilmesi için bir Dünya Eylem Planı benimsendi. 1980 yılında Kopenhag'da yapılan 2. konferansın amacı onyılın ortasında gelişmeleri değerlendirmekti. Bu konferans daha gelıştirilmiş bir eylem programını ve Kadınlara Karşı Aynmların Tüm Biçimlerinin Ortadan Kaldınlması İçin Konvansivonu benimsedi. Kadın Onyılı'nın son konferansı (3. konferans) 1985'te Kenya'da düzenlendi. Nairobi'deki foruma 15 bin kadın aktı dünyanın her yerinden. Bu kez çoğunluğu. başta Afrika olmak üzere 3. Dünya kadınlan oluşturuyordu ve bu forum konferans üstünde ağırlıgını çok daha fazla hissettırdi. Konferansta "tleriye Yönelik Stratejiler" adlı birbelge benimsendi ve forumun önerisi üstüne 10 yıl sonra Pekin'de bir izleme toplantısı yapılması kararlaştınldı. Çin'deki resmi konferansa (4-15 eylül) 5000, foruma (30 ağustos-8 eylül) ıse yaklaşık 30 bin kişi katıldı. Bu kez resmi toplantıda benimsenecek olan eskilerine göre çok daha geniş ve kapsamlı belgenin adı "Eyiem Platformu" Pekin deklarasyonunun ana belgisi ıse "Kadın haklan insan haklandır". Organizasyondaki aksaklıklar can sıkıcıydı, ama Çinii kadınlann folklor ağıriıkian bu sıkmülan unutturdu. tünde 7-8'i tamamlanmış, biri de inşa halinde binalar var. Aynca büyüklü küçüklü yüzlerce çadır ve yiyecek, hediyelik eşya. vb. satılan sa- yısız stand. Toplantılar bu bina ve çadırlarda yapılacak. Bu alana yayılmış sariden kimono- ya, ehramdan şorta, Afrika togolanndan me- îon Peru şapkalanna kadar akla gelebilecek her türlü giysileriyle 30-35 bin kadın. Forumda gün beş dilirne aynlmış. Saat 09'dan itibaren iki saatte bire başlayıp iki sa- ate yakın süren 'Morkshop'lar (tartışmalı top- lantılar) halinde sürüyor çalışmalar. Kayıt sı- rasında elimıze verilen program tam 200 say- fa. Paneller 2 bin kişilık kongre merkezinde yapılıyor ve bırkaç dile çeviriliyor. Açılış ko- nuşmalannın yapıldığı birinci günden sonra bu salonda "Politik katıiım. Banş ve güvenii- ğin önündeki engeller. Ekonomikgloballeşme- nin sorunlan. Her biçimde tutuculuğun yük- selişi. Ytedya, külrür ve iletişim" konulan tar- tışıldı. Forumda çevreme bakınırken hep aynı söz- cük geliyor aklıma: Çocukken çiçek dürbünü dediğimiz kaleydoskop. Her an hareket halin- de binlerce renkli ve değişik parça. İnsan ba- şını her çevırdiğinde farklı bir sahneyle karşı- laşıyor. Bakıyorsunuz Nijeryalı ve Perulu iki kadın başbaşa vermiş, programın sırlannı çözmeye çalışıyorlar, öte yanda Avrupalı bir kadın ken- dini dans ederek ifade ediyor. Vıetnamlı bir ka- dınm sergilediği hasır işlerini seyrederken ya- kanıza bir Kosta Rika rozeti takılıveriyor. Bir an Çinli bir folklor grubunun ıçinde buluyor- sunuz kendinizı. elinize tutuşturulan kırmızı eşarpla dansediyor, sonra özürlü kadınlann gösterisine katılıyor. "Acuna değil, hak" is- temlerini desteklıyor, yanınızdan geçen Asya- lı kadın yürüyüşçülerle "Banş istiyonız" diye bağınyorsunuz. Bir duvarda "Dünyanın tüm kısır kadınlarını birleşmeye" çağıran ilanı me- rakla incelıyor, yanında" asılı olan üstünde "Dünyanın tüm sorunlan bundan kaynaklanı- yor" yazılı erkek donuna gülüyorsunuz. Bütün bunlann ortasında kadınlar çok cid- di sorunlan"tartışıyorlar, son 20 yılın ama özel- likle de Nairobi'yi izleyen dönemin değerlen- dinnesini yapıyorlar. Pekin'e kadar gelip de foruma pek uğrama- yan Türkiyelilerden bin, birkaç gün sonra bir arkadaşa sordu: "Siztoplantılaragiripçıkıyor- sunuz, nasılmış kadınlann durumu?" Gel de yanıtla. Bilgisayara "Nevarneyok''demek gi- bi bir soru. Arkadaş, "VaDa kötüymüş" dedi. Ne diyebilirdi ki? Şaka bir yana, kadınlann büyük bir çoğun- luğunun durumunda ciddi kötüleşmeleroldu- ğu bir gerçek. Forumda en çok duyduğumuz sözcüklerden biri "SAP" - yapısal uyum po- litikalannın fngilizce baş harfleri-, Asya. Af- rika, Latin Amerika, Okyanusya'dan öfİceli ka- dınlar IMF ve Dünya Bankası'nın dayattığı ekonomik yeniden yapılanmayı eleştiriyorlar. Tayland'dan bir kadın. ülkesinin dev dış borç- lannın ancak seks turizmi sanayiinde kadın ve çocuk sömürüsüyle karşılanabildiğini anlatı- yor. îhracata yönehk büyüme politikasında her şeyin satışı mübah. Malezya ve Filipinler'de kadınlann 1. Dünya Ülkeleri'ndeki seks çift- liklerine başlıca "flıracat" metalan haline gel- diği bildiriliyor. Hintli kadınlar iktidardaki Kongre Partisi üyesi müteşebbis işadamlannın "gJobaüeşme" politikasına uygun olarak por- no ticaretine giriştiklerini söylüyorlar. Benim en merak ettigim konulardan biri de eski sosyalist ülkelerdeki kadınlann durumu ve onlann yeni gelişmeler hakkındaki düşün- celeri. Sonunda "Devrimimizi neden ka>bet- tik" başlıklı bir vvorkshop'ta Dogu Alman ka- dınlannı buluyoruz. Birleşmeyi "sömürgeleş- tirme" olarak tanımlayan kadınlar, DDR dö- neminde isteklerinin var olan düzeni yıkmak değil iyileştirmek olduğunu anlatıyorlar. Bu amaçladaha 1970'lerdenbaşlayarakoluşturu- lan küçük kadın gruplan 1988 yılında büyük gösteriler düzenleyecek kadar güçlenmişler. Yığmsal eylemlerin başmı çekecek kadar güç- lenen kadın hareketini baltalayan faktörleri sa- yarken, "Güvenlikli diye toplantılanmızı yap- nğımız kilise meğerse devletle işbiıiiği içindey- miş" diyorlar, u Basın ise her şeyi çarpıttı. Ör- neğin, 'biz halkız', dedik, oniar 'biz tek hal- kız' diye değistirdiler'' 1990 'dan sonra kadın- lann yüzde 50'sinin işini kaybettiğini, dogum oranının bugün 1988'tekinin beşte birine in- digini anlatıyorlar. Hedefleri eski Doğu Al- manya'nın bağımsızlıgına kavuşamasa bile hiç değilse özerkliğini kazanması. Sivahlı kadınlar Pekin'de yaşanan en güzel olaylar kadınla- nn savaşa karşı ortak çıkışlanydı. İlk gittiğim toplantılardan birinde Bosnalı bir kadın yıllar- dır yaşadıklannı aktanyordu. Yanında Sırp, Hırvat ve Sloven kadınlar vardı. Sırp kadınla- n "siyahh kadmlar" adlı bir gruptandılar. On- lar da savaşı protesto için nasıl her çarşamba günü siyahlar giyerek Belgrad'ın ana meyda- nına çıktıklannı anlattılar. Bir Rus kadın iki yıl önce bu banş eyleminı desteklemek için Belg- rad'a gittigini anlattı. "O zaman". dedi, "sa- vaşın bizim ülkemize de gelebileceği aklunın ucundan gecmezdL Ama geldi ve Çecenya'da- ki savaşı kınamak için biz de onlardan örnek aldık. siyahlar giyip Moskova alanianna çık- tık" Benim için yeni bır haber -aralannda eski dostlann da bulunduğunu sevinçle gördüğüm- bir grup Kıbnslı Türk ve Rum kadınm 5 yıl- dır sürdürdükleri çalışma oldu. Bu kadınlar ülkelerinde "her iki toplumun da savaşın kur- banı olduğu vefarklı zamanlarda se\dikleri in- sanlan vitirdiği, yerinden yurdundan olduğu", ama gene her iki toplumda da banş isteyen, ya- kınlaşma isteyen gruplann bulunduğu görü- şünden hareketle başlatmışlar bu çalışmayı. önce her iki toplumdan 10'ar kadın varmış. Uzlaşmazlıklann çözümü denilen bir yöntem uygulamış, savaşın kendi yaşamlanndaki etki- lerini incelemekle işe başlamışlar. Hiç kolay olmamış ilişki kurabilmeleri. Her iki toplum- dan da "vatan haini. işbirlikçi" gibi suçlama- lar olmuş. Daha sonra BM Kalkınma Progra- mı onlan desteklemis, yeşil hattaki Ledra Pa- las'ta buluşmalanna olanak sağlamış. Şimdi sayılan 300'e çıkmış. Hepsinin üstünde anla- şabilecekleri ortak bir vizyon belirlemişler ge- leceklerine ilişkin. Pekin'de bu yaz kadın sorunlanna ilişkin i- ki toplantı yapıldı, biri resmi, biri gaynresmi. Sanılanın tersine kadınlann -hatta dünyanm- geleceği açısından bunlardan çok daha önem- lisi kadınlann gerçek gücünü yansıtan forum- du. Pekin'in her yanında Başkan Mao'nun şu sözleri yazılıydı: "Gökyüzünün yansını ka- dmlar tutuyor havada". Bence yandan da fazlasını... Türkiyeli kadınlar da vardı, ama... P ekın'deki resmi konferansa katılan Aysel Baykal başkanlıgındaki dele- gasyonun 49 kişi olduğu söyleniyor- du. Gene söylentılere göre 30 kişinin katıl- ması düşünülürken son anda (hatır için?) eklemeleryapılmıştı. Aysel Baykal, herhal- de CHP kurultayı yüzünden konferansta çok az kaldı. Bir gün de forumun yapıldığı Huairou'ya geldı. Bizim delegasyonla foruma Türkiye'den katılanlararasındaki ilışkı bildiğimizkada- nyla bakanın otelınde yapılan kısa bır gö- rüşmeyle sınırlı kaldı. Bu görüşmenin ama- cı da pek anlaşılamadı. Ücra ve asude bir köşe Foruma katılanlar da kendi aralannda bir iletişim sağlayamadıklarından sayılannı be- lırlemek zor. Bizim hesapladığımıza göre, Kadın Eme- ğini DegerlendirmeV'akn'ndan4. Hanımlar Him ve Kültür Vakfı'ndan 4, Kadın Daya- nışma Vakfi'ndan I. Gaziantep'teıı 1, Vlor Çatı'dan 1. Pazartesidergisinden l.Çağdaş Hukukçular Demeği'nden 1, çeşitli üniver- sitelerden3-4. benim gibi kişiscl katılan 4. yurtdışından kutılan 7-8 ve Kadın Demek- İeri Federasyonu'ndan 19 kişi olmak üzere 50'ye yakın kadın gelmiştı Huairou'ya. Bu son grup yan-resmi bir heyet gibiydi. Baş- • Türkiye'yi tanıtma çalışmalan çerçevesinde forum alanının 'ücra' dolayısıyla da 'asude' bir köşesinde bir stand açtılar. Standda ne yazık ki öğretim üyesi bir hanımın sağladığı el işi örnekleri dışında pek bir şey yoktu. bakanlık Turizm ve Tanıtma Vakfı 'ndan (n- vayete göre 100 bin dolar tutannda) parasal destek almış, Dışişleri Bakanlığı'nda Tür- kiye'nin Kıbns ve Kürt politikalan konu- sunda brirıngten geçmişlerdi. Türkiye'yi tanıtma çalışmalan çerçeve- sinde forum alanının "ücra" dolayısıyla da "asude" bir köşesinde bır stand açtılar. Standda ne yazık ki öğretim üyesi bir hanı- mın sağladığı el işi örnekJeri dışında pek bir şey yoktu. Kadın Dernekleri Federasyonu'na (Ka- DeFe) üye olup olmadığı anlaşılamayan a- ma onlarla birlıkte gelen Evrensel Kardeş- lik ve Bilşelik Derneği (isimleri talihsiz bir çeviriylelngilizce'de "erkekkardeşlik" ol- muştu) üyeleri bu grubun en aktif kadınla- n gibi görünüyorlardı. Banş üstüne Vorkshop' Forumun ıkinci günü barış üstüne bir 'Horkshop'düzenlediler. Dernek uyeleri her karşılaştığımızda sevgiden ve bilgelikten söz ettıkleri. ismi de bende biraz dinsel çağ- nşımlar yarattığı için merak edip katıldım bu toplantıya. Yanılmışım, aslında banşçıl biryaklaşım içindeymişler. Dünya banşı üstüne uzun (a- ma hiçbir şey söylemeyen) bir söylev din- ledik. Sonra anlaşılan benimle aynı yanılgıya kapılan Bahai. Quaker gibi dinsel gruplar- dan konuşmacılann da katılırruyla, hatta Türkiye'nin Çin büyükelçisinin de bir ara uğradığı huzurlu bir vvorkshop oldu. Dünyada bir ilk İki gün sonra programda KaDeFe (Kadın Dernekleri Federasyonu) tarafından düzen- lendiği yazılı bir diğer vvorkshop'a gittiği- mizde itic toplantıdaki disiplinli hanımın ge- ne yönetici olduğunu görüp biraz şaşırdık. Aynı banş konuşması yinelenmeye başla- yınca şaşkınlığımız artıp, sabnmız azalma- ya başladı. Meğerse birinci toplantı öylesine başan- lı bulunmuş ki, "umumi arzu" üzerine (de- vamına da değil) aynen yenilenmesine ka- rar verilmiş (herhalde bu forumlarda bir il- ki biz başardık). Bu kez huzur, bir katılım- cının "dünya banşuıdan söz edip de Türki- ye'de banşın sağlanması için neler yapüabi- leceğinden neden bahsetmedikleri" soru- suyla bozuldu. Soruyu soranın adını ve ülkesini belirt- mesi istendi, Fransa'da yaşayan bir Kürt ol- duğunu söyledi. Yönetici buna, "Ha,Türk- sünüz" diye yanıt verdi. Kadın ancak ısrar- lı çabalar sonucu milliyetini Kürt olarak yazdırabildi. (Gene de ben daha sonra söz aldığımda kendisine Kürt kadını olarak de- ğindığimde, yönetici tarafından Türk kadı- nı diye düzeltildim.) Türkiyeli örgütlerin Huairou'daki diğer etkinlikleri arasında Kadın Emeğini Değer- lendirme Vakfı'nın "kadın ve Islarru tann- çalarve kadınlar,toplumun gelişmesindeta- ban örgütlerinin katkısı ve işte Uerkmede kadınlann önündeki engeller", Mor Ça- tı 'nın "Türkiye'de kadın örgütlerinin sorun- lan ve stratejileri", Ankara Dişhekimleri Derneği 'nin "kadın ve diş sağuğı" konulu vvorkshop'lan da vardı. Uluslararası Kadın Araştırmalan Derne- ği'nin davetlisi olarak gelen Necla Arat bu derneğin düzenlediği panelde Türkiye'de kadın araştırmalannı anlattı. Şefika KufJuer de bir flüt konseri verdi.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle