13 Ağustos 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
25TEMMUZ1992 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA HABERLER Doktorlara işkence •ANKARA(ANKA)- Gözalunda tutulduklan süre jçinde polis tarafindan kendilerine işkence yapıldığı iddia edilen Hüseyin ve Nesrin Usta adb doktorlara işkence yapıldığına ilişkin bulgulann adü tıp raporlannda da var olduğu iddia edildi. Türk Tabipler Birhği Genel Sekreteri Şükrü Hatun'danedinilen biJgiye göre adü üp raporunda, her # ıki doktora da işkence yapıldığma ilişkin bulgulara rastlandı. Hatun, İstanbul E)evlet Güvenlik Mahkemesi'ne gönderüen adli tıp raporuna göre her iki doktorun koituk altlannda morluklara rastlanıldığını ve vücutJannda darp izleri bulunduğunu öğrendiklerini bildirdi. PKK'lıdiye açıklananlar serbest •ANKARA (ANKA)- PoüsinPKKörgütü yöneticisi ve üyesi olduklannı. Ankara'da çok sayıda silahb eylem tasarladıklarını öne sürdüğü 32 kişiden 15'i çıkanldıklan DGM Savalığı ile Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi'nce serbest bırakıldı. Polisin gözaltına aldığı sanıklar, Ankara Emnıyeti'nde öncekı gün yapılan görüntülü basın açıkiamasında, aralannda . TRT ve İçişleri Bakanlığı'nın da yer aldığı binalann bombalanması ve üst düzey yöneticüerine suikast hazırlığı yapmakla suçlamyorlardı. Sanıklann adına basın toplanüsı düzenleyen Avukat Mustafa Demirpolisin gerçekleri saptırdığını, yasalan çiğnediğini, her gözaltına aldığı kişiyi örgüt üyesi diye açıkladığını söyledi. HEP deklarasyon hazırlıyop • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Halkın Emek Partisi Genel Başkanı Feridun Yazar; siyasi parti liderleri. demokratik kitle örgûtü temsilcileri ve sendikaalarla sürdürmekte olduklan görüşmelerden sonra bir deklarasyon . yayımlayacaklannı söyledi. . Partinin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'nde dava açıldığıru anımsatan Yazar, "Parti kapatmakla hiçbirsorun çözülmeyecektir. Bugün . Türk siyasi yaşamında ilgınç bir olay yaşanıyor. Bir yan- dan, demokrasinin yüzkarası , değerlendirmesiyle 12 Eylül " dönemınde kapatılan partiler . açıhyor, biryandan ban siyasi partilenn kapatılması • isteniyor" diye konuştu. Çağlar-Sabah davası • BURSA(AA)-Devlet Bakanı Cavit Çağlar'm, kendisine yayın yoluyla hakaretettikleri, tahİcir ve tahrik edici tarzda yayınlar yaptıkJan gerekçesiyle Sabah Gazetesi aleyhine açüğı 55 milyar liralık manevi tazminat davalanna 10 eylülde Bursa'da başlanacak. Devlet Bakanı Cavit Çağlar, Saah Gazetesi Sahibi Dinç Bilgin, Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Cüneyt Can Oğuzer aleyhine açüğı 50 milyar liralık manevi tazminat davasına 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde lOeylül günü başlanacak. DSP'den asgapi öcpeteleştipisi •İSTANBUL(AA)- Demokratik Sol Parti (DSP) İstanbul İl Başkanı Vahap Adıyaman, yeni saptanan asgari ücretin 'achk ve sürünme ûcreti' olduğunu öne sürdü. Adıyaman, yaptığı yaalı açıklamada, 29 yıl önce bugün, zamanın Çabşma Bakanı BüJent Ecevit'in öncülüğünde işçüere tanınan demokratik haklann, 12Eylül döneminde büyük ölçüde kısıklığını iddia ederek yeni saptanan asgari ücret boğaz tokluğü ücreti biledeğildir, dedi CHPbölge toplantılapı •SAMSUN(AA)- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Karadeniz bölge toplanüanın birincisi yann Samsun'da, ikincisi ise pazar günü Trabzon'da yapılacak. Yann Samsun'da yapılacak toplantıya: Samsun, Ordu, Amasya, Tokat ve Sinop, Trabzon'ndaki toplanüyada Trabzon, Giresun, Rize, Artvin ve Gümüşhane Ukrinden gelecek CHP kırultay delegeleri, SHP, DSPil,ilçebelediye bajkanJan kaülacak. 12 Eylül davalanyla yargılananlarhâlâ yurtdışına çıkamıyor Darbekökenlipasaportsaneısısüriiyor • 12Eylülaskerimüdahalesin(lensonrahaklarındadavaaçs]anlar,bu davalardan beraatetmişohnalannakarşınyurtdışnaçıkışlardatahditlerie karçalaşıyor. Bu durumdaki on binleroekişi bir hukukveözgüriüksavaşımıiçinde. ALİTEVFİKBERBER 12 Eylül sonrasında yargılandıklan dava- lar nedeniyle yurtdışına giriş ve çıkışlanna tahdit konulan on binlerce kişi, haklanndaki tahditieri kaldırma uğraşı veriyor. Gerek yurtdışında gerekse yurtiçindeki müvekkile- rinin haklanndaki tahditieri kaldırmaya çalı- şan avukatlar, adli ve bürokratik engelleri aş- makta oldukca zorlandıklannı belirtiyorlar. Avukatlar sorunun çözümü için, işlemleri hızJandırmayan personelden ya da devletten tazminat talep etmc hakkının tanınmasıru is- tiyorlar. Haklanndaki çeşitli suçlamalar nedeniyle Ağır Ceza ve Sıkıyönetim Mahkemelerinde yargılanan onbınlerce kışı hakkında, özelhk- le 12 Eylül 1980 sonrasında konulan yurtdışı- na çıkma ve ülkeye gırme tahditieri, abnan takipsizlik ve beraat kararlanna karşın kaldı- nlmıyor. Yargılamalar ve soruşturmalar so- nucu aklanan binlerce kişi, haklanndaki tah- dit kararlannın kaldınlması için uzun süreler hukuk mücadelesi veriyor. özelbkle Sıkjyö- netim Askeri Mahkemelerinin kaldınlması sonrasında dava dosyaJannın birçok el de- ğiştirmesi ise bu konudaki işlemlenn çabuk- laştınlmasmın önündeki en büytik engeli oluşturuyor. Müvekkilerine ait dava dosyalannı bul- mak için dedektif gibi çalışıp, il il dolaştık- lannı beürten avukatlar, tüm bu zorluklara karşın ele geçirdikleri tahditlerin kaldınldığı- na ilişkin yazıb mahkeme kararlannın, özel- likle hava alanlannda ve emniyet müdürlük- lerinde dikkate abnmadığını, bu nedenle de müvekkillerinin mağdur duruma düştükleri- ni bebrtiyorlar. Kızkardeşi Nu*sel Şolt ile eniştesi Fevzi Şolt'un önceki gün yurtdışından ülkeye gir- mesini sağladığını belirten avukat Gürsel vs- tün, Avukat Habt Çelenk'in " Ipten adam alınm ama tahdit kaldıramam" sözünü anım- satarak, bu konuda "ıstırap" çekildiğini söy- lüyor. Nursel Şolt ve Fevzi Şolt hakkmdaki tah- ditieri, yargılandıklan davaJardan çok önce aklanmış olmalanna karşın 3.5 aylık bir uğ- raş sonucunda kaldırabildiğini bebrten Avu- kat Üstün, "Benim gördüğüm kadanyla em- niyette her sayfasında 20 kişinin adırun bu- lunduğu en az 5-6 santim kahnhğında bir ki- tap var. Koskoca devlet ile pire olarak ru'tele- yebileceğimiz kişi arasında bir tahdit davası buJunuyor. Bu anonim bir sorumluluktur. Devlet her zaman kişiden güçlüdür. Bu ko- nuda en azından beraat ya da takipsizlik ka- rarı alındığında savcılıklann, ilgili mercilere derhal bu karan bildirmelen gerekir. " diyor. Avukat Gürsel, hayal olarak değerlendirme- sine karşın, yargıiamalarda akJananlar hakkında tahditlerin re'sen kaldınhnaması dunımunda, İdare Hukuku gereğince devlet- ten tazminat ısteme hakkının bulunması ge- rektiğini söylüyor. Avukat Üstün, bir hukuk devletinde bu tür tahditlerin derhal kaldınlması gerektığini belirterek, bu konuda Adalet ve içişleri Ba- kanlıklanna büyük göreyler düştüğünü, ön- celikle yapılması gerekenin ise işlemlenn hız- landınlması açısından "emniyetin dUrtül- mesi" olduğunu beürtiyor. İstanbul Barosu Genel Sekreteri Avukat Kemal Keleşoğlu da mahkemelerce tahdit konulduğunda idari işlenılerin hızla gerçek- leştirilmesine karşın tahdidin kaJdınlması du- nımunda aynı işlemin çok ağır ve zor ya- pıldığına dikkat çekiyor. Avukat olarak tahdit kaldırma işi almak yerine çok grift bir dnayet davasını almayı yeğledigiru söyleyen Keleşoğlu, "Hakkında tahdit konulmuş bir kişi ilgiblere göre asbnda sakıncalı bir kişidir. Bu da bir nevi fişle- medır. Bu nedenle de tahditlerin kaldınlması işlemini zora koşuyorlar, gönüllü olarak kaldırmak istemiyorlar. Gerek yurtdışma çıkmak isteyenler, gerekse yurda girmek iste- yenler çok mağdur oluyor. Mahkemeler tah- ditieri kaldınbyor ama bürokratik işlemler sürüp gidiyor" diyor. Baro Yönetim Kurulu üyesi Avukat Os- man Ergin de, "Bakın şu anda İstanbul Sıkı- yönetim Mahkemelerinde tüm tahditler kal- dınlmış durumda. Ancak gidin bakın tahdit listesine binlerce tahditli insan bulursunuz" diye konuşuyor. Bir müvekkili hakkında sav- cılıktan aldığı takipsizlik karanna karşın ha- len tahditi kaldıramadığını anlatan Osman Ergin, sorunun çözümü için adb ve idari iş- lemlerin hızlandınlması gerektiğini aksi du- rumda, ilgililer hakkında görevi kötüye kul- lanmak ya da ihmalden tazminat davaa açma hakkının tanınmasını istiyor. Müvek- kili Nurettin Yıbnaz'a hakkında tahdit var diye nufus kağıdı dahi venlmedıgıni belirten Avukat Ergin, "Tahditi kim koyuyorsa onun kaldırması gerek" diyor. Hande Şevkat Mumcu gözaltında kaldığı 4gün için manevi tazminat davası açtı Mumcu9 dan4 gün bedeli: 50 nıilyoıı • Sorgusunu yaptığı Hande Şevkat Mumcu'nun ifadesini gizlice teyp bandına kaydeden eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşan Tugay Özçeri'nin, görevi kötüye kullandığı gerekçesiyle yargılanması isteniyor TURANY1LMAZ ANKARA -"Kripto davasf'- nın seyri değişiyor. Gözler, Hande Şevkat Mumcu'nun ilk sorgusunu yaparak ifadesini gizlice teybe kaydeden Türki- ye'nin Brüksel'deki NATO Da- imi Temsilcisi, eskj Dışişleri Ba- kanlığı Müsteşan Tugay Özçe- ri'yeçevrildi. Mumcu'nun avu- katı Prof.Dr. Metin Günday, özel görüşmenin tutanaklannı "usulsüz bir biçimde teyp bantı "gizli aşk iüşkisi" içinde olduğu ile kanıt toplayarak ----- landığmı savundu. Günday. Dışişleri Bakanı Çetin'e yapa- cağı başvuruda, özçeri'nin, TCK'nın 1-3 yıl arasında hapis cezası içeren 240. maddesi uyannca, görevi kötüye kullan- ma suçundan yargılanabibnesi için hakkında ceza kovuştur- ması yapılmasını isteyeceğini bildirdi. Cumhurbaşkanı Özal ile ABD Başkanı Bush arasındaki kanıt toplayarak görevmı kötüye kullandığı" gerekçesiyle özçeri hakkında ceza soruştur- ması açılması için Dışişleri Ba- kanı Hikmet Çetin'e başvuru- yor. Mumcu, gözaltında kaldığı 4 gün için 50 milyon b'ra manevi tazminat istemiyle dava açtı. Prof. Dr. Metin Günday. Cumhuriyet'in sorusu üzerine, özçeri hakkında ceza kovuş- turması yapılmasına ilişkin baş- vumyu bugünlerde yapacağını söyl«ii. Günday, "Özçeri'nin, teyp bantı ile İcanıt toplayıp. sonra da bu bant kaydına daya- narak idari işlem tesis etmesi tam anlamıyla usulsüzlüktür" dedi. Bu usulsüzlüğün mahke- me karanyla da kesinlik ka- zandığını bebrten Günday, öz- çeri'nin, bu eylemi ile yetkisini aşarak görevini kötüye kul- öne sürülen ANAP'ın eski ge- nel başkan adaylanndan Ha- san Celal Güzel'e veraıekle suç- lanan, ancak Ankara DGM'de beraat eden Hande Şevkat Mumcu, davanın sonışturması sırasında gözaltında kaldığı 4 gün için kendisine "haksız gö- zaJtı tazminatı" ödenmesi iste- miyle dava açtı. Mumcu'nun aMikatı Gün- day tarafindan Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davanın dilekçesınde, Mumcu'- nun, hakkındaki davadan bera- at ettiği, bu karann da Yargıtay tarafindan onanarak kesinleşti- ği anımsatılarak "Böylece, mü- yekkibme yöneltilen suçlama ile bu suçlama dolayısıyla mü- vekkilemin yakalanarak 4 gün süre ile gözalünda tutulmasının haksızbğı kesin hüküm ile sabit olmuştur" denildi. Hasan Celal Güzel Mumcu ile ailesinin bu. haksız gözaltı işlemi nedeniyle çok büyük ve derin üzüntülere katlanmak zorunda kaldıgı da belirtilen dilekçede şöyle denil- di: "Bu haksız yakalanma ne- deniyle basında yer alan haber yorumlar, o zamanlar 27 ya- şında ve henüz Dışişleri Ba- kanlığı'nda aday memuru olan ve dolayısıyla mesleki kariyeri- nin başında bulunan müvekki- lemin toplumsal saygınbğını ve mesleki kariyerini olumsuz yönde etkilemiştir. Kamuoyun- Hande Şevkat Mumcu da ve müvekkilemin çevresinde kendisı hakkında kötü bir kanı oluşmuş, hatta görev yaptığı Dışişleri Bakanlığı, müvekkile- min görevine son vermiş ve de görevine son verme nedenlerin- den biri olarak, müvekkilemin gözaltına alınmış olduğunu göstermiştir. Tüm bu durum- lann müvekkileme büyük bir üzüntü verdiği kuşkusuz olup, asbnda parasal olarak tama- men giderilmesı asla mümkün olmayan bu manevi zararlann bir ölçüde azaltılabilmesi amaayla 50 milyon lira tuta- nnda bir manevi tazminat is- tenmesi zorunlu hale gelmiş- tir." Günday, Dışişleri Bakan- bği'na da başvurarak, Ankara 4. İdare Mahkemesi'nce, Dışiş- leri Bakanlığı İkib Siyasi İşler Genel Müdür Yardımcılığı Amerika ve Pasifik Dairesi'n- deki aday meslek memurluğu Mumcu'nun görevine baslatıl- masını istedi. Günday, Mum- cu'nun, görevine son verildiği tarihten bu yana geçen süreye ibşkin parasal ve özlük hak- lannın da yasal faiziyle birbkte kendisine verilmesi gerektiğini bildirdi. Hasan Celal Güzel de, da- vaya, soruşturma aşamasından ıtıbaren sık sık müdahale et- mekle suçlanan eski Adalet Ba- kanlığı Müstesan Arif Yüksel'- in, Cumhurbaşkanı özal tara- findan Cumhurbaşkanlıgı Baş- danısmanlıgı'na getirilmesine ilişkin şöyle dedi: "Sayın özal'a şu soruyu sor- mak gerekiyor: Bu tür İcişileri, yani Arif Yüksel ite hakkında yolsuzluk ve usulsüzlük dos- yalan olanlan neden yanınıza abyorsunuz? Sizin bunlarla ne ilginiz var, bunlara bir borcu- nuz mu var?" Üç karikatüregözaltı SİNOP (Cumhuriyet)- Sinop Belediyesi'nce 4'üncüsü düzen- lenen "turizm şenlikleri" prog- ramı çerçevesinde açılan kari- katür sergisinde Mehmet Ars- lan'ın üç karikatürü'"gözaltı- na" abndı. Sinop Belediyesi'nin düzen- lediği şenbkte İcarikatür sergi- sinin açıLşını VaL' Adil Yazar yaptı. Açılışa Belediye Başkanı Ab Karagülk, DYP Milletve- kili Cafer Kesercioğlu, Emniyet Müdürü Mehmet Yazıa da katıldı. Ancak serginin son günü Mehmet Arslan'ın 15 ka- rikatüründen 3'ü gözaltına abndı ve Arslan da Savcıbğa görürüldü. Arslan savalıkta verdiği ifadesinde karikatürle- rinden birinin Güm Güm dergi- sinin düzenlediği yanşmada ödül aldığmı, diğerlerinin de Cumhuriyet gazetesinde yayım- landığıru söyledi. Sava Mehmet Ertuğrul sa- natçının. serbest bırakılmasına karar verirken üç karikatüre de soruşturma sonuçlanana kadar el koydu. SAVIH BA$KAN OTO-FARK YAFAUN[ O &İÇİM Çeşitli dernekkr Lozan Antlaşması'nın yıMönümü nedeniyle Taksim Amb'na çelenkJer koydu Lozan69yaşında , Haber Merkezi -Çağdaş Türkiye'nin temellerini sağ- lamlaştırması açısından tarih- sel bir önem taşıyan Lozan Antlaşması'nın ımzalanışının 69. yıîdönümü dün kutlandı. Lozan Antlaşması'nı "tarihse! bir uzlaşma" olarak nitelendi- ren Cumhurbaşkanı Turgut Özal, dün yayımladığı mesajda şu görüşlere yer verdi: "Türk devletinin siyasi ta- rihte doğuşunu tescil eden Lo- zan, büyük milletimize 69 yıldır banş, istikrar. refah ve saadet yolunu açmıştır. Lozan Antlaşması sadece miüetimi- zin nzasına değil, teminat ve himayesine de mazhar olduğu için, gelecekte de yaşama gücü- nü koruyacak ve Türkiye ilele- bet bir banş, huzur ve güven adası olmaya devam edecek- tir." DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit ise dün Ankara'da dü- zenlediği basın toplantısında. Lozan Antlaşması ile Sevr'in tarihin çöplüğüne atıldığını vurgulayarak şunlan söyledi: "Ancak şimdi müttefıkimiz olarak Türkiye'nin bütünlü- ğünden ve bağımsızlığından sorumlu bazı devletlerin etkin güçleri, Sevr'i dirilterek Tür- kiye'yi ve Türk ulusunu bölme hayab güdenleri açıktan des- tekbyorlar. Bu devletlerden bazılan, Türkiye'nin bölücü teröre karşı vermekte olduğu mücadeleyi baskı, tehdlt ve ambargolarla delmeye kalkışı- yorlar." ANAP Genel Başkanı Me- sut Yılmaz da dün yayımladığı mesajda,"Ülke bütünlüğünün ulusal çıkarlann modasının geçtiği sanıldığı bir dönemde Lozan her zamankinden daha fazla anJam ve önem taşunak- tadır"dedi. Refah Partisi, TBMM Grup Başkanvekib Şevket Kazan, "Lozan Antlaşması'nın bir benzerinin, bugünkü Meclis'e bilgi verilmeden Kıbrıs hak- kında imzalanmak için çaüsıl- ması, Denktaş'a baskı yapıl- ması ve baskıcılar arasında hükümetin de bulunması şa- yanı ibrettir"dedi. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Türkan Saylan, Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Nedim Arat ile aralannda Prof. Necla Arat'm da bulunduğu ÇYDD üyeleri Taksim'deki Cumhuri- yet Anıtı'na törenle çelenk koydular. KONUK YAZAR Sansür: Abdülhamit 9 teııbugüneçok şeydeğişmedi Av.FİKRETİLKİZ Basın Konseyi Hukuk Danışmanı 1908 yıbnda "tebb'gat-ı resmiye'leri ya- yımlamak zorunda olan İkdam, Sabah, Ter- cüman-ı Ahval ve Saadet gazeteleri Abdülha- mit "sansürü"ne karşı ayakta kalabilen gaze- telerdi. 24 Temmuz 1908 günlü baskılannda. Meclis-i Mebusan seçimlerinin yapılacağına dair resmi emirleri yayımlamalan ile 1876 Kanun-i Esasi'sinin yenİden yürürlüğe konu- lacağı anlaşıldı. Gerçi Abdülhamit "sansürü'- 'nün kalktığı "tebb'gat-ı resmiye"de yoktur, ama o gün yazılar dizibniş, düzeltmeler yapılmış, provalar sütun habnde "sansüre göndenlmek üzere" hazırlanmamıştır. Arük anayasa vardır. Basın sansüre bağımlı değil- dir. Abdülhamit'in sansür memurlanna pro- valar verilmeyeoektir. Gazeteciler bu ortak tavırda anlaştılar ve Abdülhamit'in sansür memurlan o gün provalan alamadan geri döndüler. Gazetelerin ederi on paraydı. 25 Temmuz 1908 günlü baskılan tükendiğin- den, bir gazeteye yanm bra verenler oldu. O günün gazetecileri, Abdülhamit sansürünü bu başkaldın ve ortak tavırla kaldırmış oldu- lar. Abdülhamit artık gazeteleri "kapata- mayacak" ve "sansür" edemeyecekti. Gaze- teciler de sansürü kaldırarak "basın özgürlü- ğü"ne kavuşmuş oldular. Böylece 24 Tem- muz 1908 eyleminin adı "Basın Bayramı" olarak kutlamaya dönüştü, yıllardır kutlanı- yor. 81 yıl sonra, Helsinki Nihai Senedi'nin ne ölçüde uygulandığını belirlemek amaayla Türkiye'deki durumu inceleyen İzleme Ko- mitesi'nin Mart 1989 raporuna göre 1983 yıbndan beri 5 yıl içinde 2127 gazeteci hak- kında soruşturma açümış ve 41 gazeteci hap- se atılmıştı. 12 Eylül yönetimi 237 kitap hakkında "yasaklama" karan vermiş, özal hükümeti ise 195 kitap, 106 süreb yayın, 46 broşür, 22 gazete, 7 çoğaltılmış mektup, 32 bildiri, 3 kartpostal, 1 poster, 5 takvim, 2 ha- rita, 6 albüm, 8 şiir, 2 müzik kaseti. 2 turist rehberi, 1 makale ve 13 diğer yayını "yasak"- lamıştı. 1989 yıbnda yayımlanan bu rapor dışında, "yasal" olup olmadığı tartışmah ya- saklar mevzuatı ortamında görev yapmaya çahşan gazetecilerin başlanna gelenlerle ilgili bazı bilgiler Basın Konseyi'ne ulaşıyordu. Buna göre, sınırb sayıdaki bilgiye dayab ola- rak görev sırasında saldınya uğrayan gazete- ci sayısı, 24 ayn olayda 48 kişiydi. 1990 yıbnda 27 olayda 54 gazeteci. 1991 yıhndaise 27 olayda 54 gazeteci saldınya uğradı. Görev yapan ve halka gerçekleri ulaştırmaya çaba gösteren gazeteciyi döven.fihnlerinialan, ko- lunu ve fotoğrafmakinesini kıran "saldırgan- lar" kimdi? 1989 ve 1991'de 21 "saldırgan", "kamu görevlisi" 3 ve 6 kişi "diğer şahıslar"- dı. 1990 yıbnda ise saldırganlardan 20 kişi kamu görevlisi. 7 kişi şahıslar olarak sapta- nabildi. Bu veriler çerçevesinde gazetecilerin "ya- salarla" ve "saldırganlarla" başınm dertte ve can güvenliklerinin tehlikede. ama özgürce yargılanıp hapis yatma haklannın olduğu an- laşıbyor. Hem de düşünce ve kanaatlerin ser- bestçe ifade edilip, basının hür ve sansüre bağb olmadığı savlannın sürekli tekrar- landığı bir ortamda. Basın Konseyi'nin ger- çekleştirdiği bilimsel araştırmayla Türkiye'- deki yasa ve kanun hükmünde Kararname- lerde basın özgürlüğünü etkileyen hükümle- rinneler olduğu saptandı. 1989yıbbakımdan 152 yasa ve 11 KHK olduğu anlaşıldı. Siyasal iktidar bu "yasal" düzenlemeyi yeterb bul- madı. Kısaca "sansür" ve "sürgün" kararna- meleri olarak anılan KHK'leri yürürlüğe soktu. Özgür basın, gazete ve dergiler "yayı- nlann durdurubnası", "matbaa kapatılması" devrini yaşamaya başladı. Bir adım daha atıldı. 3713 sayıb Terörle Mücadele Kanunu yayımlandı. Ozgür basın için artık "kısıtla- ma" esas, özgürlük "istisna" oldu. 1991 yıbnda Basın Konseyi; ANAP, SHP, DYP ve DSP bderlerinden. 'basın özgürlüğü- nü koruma yasası' çıkanbnasını istedi. Çün- kü gazetecileri saldırganlara ve yasalara karşı koruyabılmek için yasa istemek zorunlu ol- muştu. Konsey'in bu yasayı talep ederken amacı, basını "aktif' ve "pasif" devlet müda- halesine karşı korumak ve devletin saydam- laşmasını sağlamak, bireyleri basından gele- bilecek onur kına yayınlardan koruyarak, basının evrensel basın meslek ilkeleri çerçeve- sinde gazetecib'k kavramına uygun düzende çahşmasını teşvik etmekti. Bu talepleri DYP ve SHP seçim bildirgelerine aldı. 25 Kasım 1991 tarihinde TBMM'de oku- nan Hükümet Programı'nda, DYP-SHP Koabsyonu basınla ilgili şu vaatleri sırabyor- du: "Laik ve Atatürk ilkelerine bağb Türki- ye'de inanç, düşünce, anlatım özgürlükleri toplumun temebdir, kısıtlanamaz... Halkımı- za, gerçekleri yansıtan ve doğru haber alma olanağı sağlayan tarafsız bir devlet radyo- televizyonu mutlaka sağlanacak ve özel tele- vizyon ve radyo ıstasyonlannm kurulmasına olanak veren hukuksal ortam hazırlana- caktır. Bu amaçla hükümetimiz bir yandan bunun gereği olan anayasa değişikliklerini sağlamaya çalışacak, öte yandan da anayasa değişikbğini gerekb kıbnayan yasal düzenle- meleri gerçekleştirecektir.. Sansür, Muzır ve Basın Yasası gibi yasalardan kaynaklanan kısıtlayıcı düzenlemeler gerek toplumsal ya- ratıalığı özgürleştirmek, gerekse hükümeti- mizin temellendirmeye çalıştığı demokratik- leşme ülküsünü hızlandırmak için kaldınla- caktır..." Hükümet programının okunmasman son- ra vaatler dönemi sona ermiştir. Şimdi seçim bildirgelerinde yer alan sözlerin yerine getiril- mesi gerekir. Bu düşünceyle Basın Konseyi, Başbakan Süleyman Demirel ve Başbakan Yardıması Erdal İnönü'ye bir mektup gön- derdi. Yasal düzenlemeler beklenirken geçen süre içinde tırmanan olaylarda, emniyet görevlile- rinin gazetecilere saldınlannı önlemek için çareler aranmaya başlandı. Israrlı çabalar so- nucunda Basın Konseyi tarafindan hazırla- nan 'genelge' taslağı İçişleri BakanhğVna su- nuldu. Konsey isteklerini kısmen karşılayan genelge 74 ibn vabüklerine İçişleri Bakanı Ismet Sezgin imzasıyla gönderildi. 1992 yıb Mart ayında gönderilen bu genelge, gazeteci- lerle güvenlik güçleri arasındaki ılişkileri dü- zenlemek amaanı taşıyordu. 74 il valiliğinde bulunan bu genelge sorunlan çözmedi. Baş- bakan Süleyman Demirel ve Devlet Bakanı Gökberk Ergenekon'un isteği üzerine Basın Konseyi, Başbakanlık genelgesi taslağı ha- zırlayarak metni 1992 yılı nisan ayında ulaştırdı. Asbnda hazırlanan taslak metin 1989 yıbnda Başbakanbk, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Dışişleri Ba- kanbğı Protokol Genel Müdürlüğü, Başba- kanbk Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü temsilcileri başta olmak üzere toplumun çeşitli kesimlcrinden ve gazeteçi- lerden oluşan ilgili kesimin katıldığı toplantı- da açıklanan görüşlerin değerlendirmesi so- nucunda ortaya çıkmıştı. Ancak bu taslak genelge bugüne kadar Başbakanbk genelgesi habne bir türlü dö- nüşemedi, dönüştürülemedi. Yaşanan olay- lar ve gerçeği halka ulaştırmak için çaba gös- teren gazetecileri başka gerceklerle burun bu- runa getirdi. Birkaç 'gerçek örnek, artık öz- gürlüğün kural, kısıtlamanm istisna olmasını gerektiriyor. Örneğin; 2000'e Doğru dergisinin Diyar- bakır muhabiri Halit Güngen 18 şubat ak- şamı basından vurularak öldürüldü. Yeni Ulke gazetesi Batman muhabiri, 24 şubat ak- şamı silahb saldın sonunda ağır yaralandı. Cizrç olaylannı izleyen Sabah gazetesi muha- biri İzzet Kezer 23 mart günü açılan ateş so- nunda öldünüdü. Özgür Gıindem gazetesi muhabirlerinden Diyarbakır Bürosu'nda gö- revb' Hafız Akdemir, 8 haziran sabahı silahb saldın sonucu öldürüldü. Failleri henüz orta- da yok, bulunamadı. Adana'da yapılan cenaze törenini izleyen bazı gazetecileri polis dövdü, üç gazeteci ya- ralandı, fotoğraf makinesi kınldı, filmleri alındı. Ankara'da Hipodrom Meydanı'nda 1 Mayıs gösterisini izleyen muhabiri poüs döv- dü, fotoğraf makinesi kınldı. Gazetecilerin filmlerine el konuldu. örnekleri çoğaltmak olanakb. Ancak arük hiçbir gazeteci için ör- neklerin çoğalması istenmiyor. Yasal kısıtla- malar altında görev yapmaya çahşan gazete- cilerin korunması için yasal mevzuatın dü- zenlemesi veya çeşitli genelgelerin yayımlan- ması beklenirken, yakında korunacak gaze- teci kalmayacak. Görev yaparken endişesiz ve can güvenbği sağlanmış gazetecilerin ya- şadığı bir ülke oiabilmek için önerilen 'vaaüe- rin' yaşama geçirilmesi için adım atılması gerekıyor. Aksi takdirde haber kaynaklanna ulaşabilme mücadelesi veren gazeteciler, or- tak bir kararla mesleği yapabilme koşul- lannın bulunmadığını düşünmeye başlarlar- sa, halktn gerçekleri öğrenme hakkı elinden alınmış olacaktır. Kutlu olsun!..
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle