09 Ağustos 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
25TEMMUZ1992 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA KULTUR 11 Mehveş Emeç resitaliiptal • KüJtürServisi-20. Uluslararası İstanbul Festivab' çerçevesinde Mehveş Emeç'in resitali, rahatsızlığı nedeniyle 2 temmuz pazar gününden 26 temmuza ertelenmişti. Rahatsızlığmın devam etmesi nedeniyle yannldresitaliiptal edildi. Bilet iadeleri 31 temmuza kadar Atatürk Kültür Merkezi gişelerinden kabul edilecektir. TürkfaiPleri antolojisi LONDRA(LBA> İngiltere'de Türk şairleri antolojisi basıldı. 59 Türk şairinin şiirlerinin yeraldığj antoloji Ingilizce olarak haarlandı. 'Modern Turkish Poetry' adıyla saüşa sunulan antolojiyi uzun yıllardır îngiltere'de yaşayan, yıllarca BBC'deçahşan şair. gazeteci, yazar Feyyaz Karacan üç yıldan beri derlediği Türk şairlerinin şürlerinden derledi. Antolojide Nazım Hikmet, Cemal Süreya, Orhan Veli, Ataol Behramoğlu, Ceyhun Atıf Kansu, Faal Hüsnü Dağlarca, Ismet özel, Refik Durbaş, Ahmet Arif, Hasan Hüseyin, Atlila llhan, llhan Berk ve halen İsveç'te yaşayan gazeteci, ozan Özkan Mert'in de eserlerine yerverildi. 2-3 kasım gûnlerinde fstanbul'da İngıliz Kültür Merkezi'nde antolojiyi tarutıcı bir toplantı düzenlenecek. Arletty Parîs'te öldü PARİS (Cumhuriyet)- Asıl adı Leonie Bethiat olan üniü Fransız sinema oyuncusu Arletty, Paris'te 94 yaşında öldü. 2. Dünya Savaşı öncesi, Marcel Carne'nin yönettiği filmlerle ünlenen Arletty, "Hotel du Nord", "Le Jour se leve", "Les enfans du Paradis" gibı yapıtlanyla sinema tarihinegeçti. Arletty'nin cenazesi, kendi isteğınegöre önümüzdeki çarşamba günü Pere Lachaise mezarlığındaki krematoryumda yakıldıktan sonra doğduğu Courbevoie'da defnedilecek. Liverpool'da başarılı restorasyon • Kültür Servisi- Liverpoordaki Albert doku restore edildi. Viktorya dönemine ait muhteşem tersane binasında sanat galerisi, televizyon stüdyosu, lokantalar ve 84 dükkan bulunuyor. Çevresindeki tarihi binalar veiki katedral ile uyum içinde olan yeni düzenlemeçok başanlı bulundu Edgar Allan Poe operada • Kültür Servisi- Bir buçuk yıl süren aksiliklerin sonunda Dominick Argento'nun sahneye koyduğu " Edgar AUan Poe'nun Yolculuğu" adlı opera Dortmund Operası'nda sergilendi. ABD'nin 200. yıldönümü için bestelenmiş olan eser, izleyiciden büyük beğeni topİadı ve sanatçılar alkışlarla tam 21 defa selama çağnldılar. Charles Nolte'un librettosunu yazdığı operada Poe'nun bilinmeyen son haftası konuediliyor. Kırmızıfare öykü ödülü • Kültür Servisi- Kırrruzıfare Çocuklar için Edebiyat dergisinin 2. öykü ödülü kasım ayındaki TÜYAP Kitap Fuan'nda verilecek. Amacı 'çocuklara edebiyat zevkini aşılamak ve griiştirmek üzere nitelikli çahşmalan desteklemek, anıatör ve profesyonel tüm yızarlan teşvik ederek ûlkemizdeçocuk edebiyatı aanında verilen üriinleri çoğaltmak' olan ödülün secici kurulunu Gülsüm /Akyüz, Prof. Meral Alpay, Ferit Avcı, Ayla Çınaroğlu, •\usuf Çotuksöken, Fatih Erdoğan ve Turan Yüksel ouşturuyor. Operet, tiyatro ve sinema sanatçısı Toto Karaca bugün toprağa veriliyor 80yaşmda• Toto Hanım, deliler gibi sevdiği tiyatrodan, ya- şammm anlamı Cem Karaca'dan aynldı. Şimdi Ce- lal Sururi, Halide Pişkin, Mehmet Karaca ve Şevki- ye May ile ne oyunJar oynayacaklar öteki dünyada. GÜLRİZ SURURİ Geçen yıl 18 mart gecesi Tİ- YAP (Tiyatro Yapımcıian Derneği) tüm özel tiyatrolan biraraya gekrek bir gece düzen- ledik. 'Yaşasın Tiyatro' gecesi. Hemen her tiyatro, sahnede 5-6 dakikalık bir gösteri sundu. Nejat Uygur, Ferhan Şensoy, Genco Erkal, Gazanfer Özcan, Gönül Ülkü, HaJdun Dormen, Ali Poyrazoğlu. Nisa Serezli ve hepimiz aynı sahneyi paylaştık. Unutulmaz bir geceydi. Toto haruma telefon edip. gecemıze kaülmasını rica ct- tiğimde, çok heyecanlandı. Şunu mu oynasam, şu şarkıyı mı söylesem diye birkaç kez, tam sanatçı heyecanıyla telefon edip fıkir değiştirdi ve laf arası- nda, "Gülrizciğim o gün benim doğumgünüm, 18 martta 80 yaşıma basıyorum" dedi. Yö- netim kurulu olarak, bu usta ti- yatrocunun yaşgününü o gece sahnede kutlamaya karar ver- dik. Arkadaşımız Misak To- rosyan'a gümüş bir plaket yaptırdık. Birinci bölümün so- nuna doğru sahneye çıkan Toto Karaca'ya kocaman bir doğumgünü pastasıyla plaketi- ni sunduk. Toto hanım, T- attandrais' şarkısım söyleyip, stilize bir çarliston japü. Daha doğrusu yapar gibi yapü... Ve AKM'yi doldurmuş olan onca tiyatrosevere nasıl bir usta bir sahne canavan olduğunu bir- kaçdakikada kanıtladi. O gece- nin mega stanydı Toto Karaca. Gecenin en büyük alkışı onun- du.Durdu... Sakin sakin dinle- di. Son el çırpışınj bfle duymak istiyordu sanki. Bizler için kut- sal olan o sahneye son kez çıktığını biliyor muydu? Yoksa bana mı öyle geldi. İzleyicinin çoğu onu seyretmiş bir kuşaktı. Ancak Toto Karaca'yı izleme- miş olan genç kuşaklar da, o iki dakika içinde nasıl güçlü bir sa- natçıyla karşı karşıya olduk- lannı hemen anladıîar. Toto hanım, eline mikrofonu alıp, "'Bu gece benim gecem" dedi. "Ne mutlu bana ki, bu gece doğdum, yaşasın tiyatro" diye bağırdı yürekten. Sanatçı- lar kulisten, izleyiciler salondan "yaşasın tiyatro" diye bağırdık hep bir ağızdan o gece. Onun 80.doğumgününde "yaşasın ti- yatro". Toto hanım, dün deliler gibi sevdiği tiyatrodan bir tanecık oğlu, yaşamının anlamı Cem Karaca'dan ve ona hayran. Yaşasm tiyatro!mkânsızbirrekordurm mdan alamıyordum. Kızlan Galiba sahnede izlediğim ilk başka bir gün seyrederim diye düşünüp yine Toto hanımı bu- luyordu bakışJanm. Annem, babam ve amcalanmla Süreyya Opereti'nde başlayan tiyatro serüveni, İstanbul Tiyatrosu'- nda noktalandı Toto hanımın. Yeri doldurulmayacak bir bulvar ustasıydı. Benim için epik tiyatronun ülkemizdeki öncülerindendi. 65 yıl emek verdiği tiyatroda geleceği güvence altına alın- madı. Tiyatrosunun vergi borç- lan için evi barlu satıldı. Hiçbir ödüle layık görülmedi. Son 15 yıl sahnesiz bırakıldı ve böylece Türk Tiyatrosu'- ndan bir Toto Karaca geldi geçti. Ardından büyük bir hay- ran kitlesi bırakarak, tıpkı öte- kiler gibi farkına vanlmak is- tenmezmişçesine... tiyatro oyuncusu Toto ha- nımdı. Babam ve amcalanmla birlikte. Çocukluk amlanmı süsler Toto Karaca. Onu sah- nede ilk seyrettiğimde, babaan- nemin kucağındaydım. Ka- lamış'ta bir bahçede adını bile- mediğim bir operette, babamla birlikte oynuyordu. Bir düet söylüyorlardı. Parlak kırmızı kumaştan, bir kolu olmayan uzun bir tuvalet vardı üzerinde. Babam da frak giyiyordu. Toto hanım balıketinde, ufak tefek sahnede yerinde duramayan fikır fıkır bir subretti. Sesi bü- yük değildi. Ama söyleyemeye- ceğj şarkı yoktu galiba. O gece, arkada dans eden, altı tane çıplak bacaklı kızı seyredemi- yordum. Bir türlü gözümü Toto hanı- TotoKaraca törenleuğurlanıyor Toto Karaca, 1960larda İstanbul Tivatrosu sahnesinde, bir çok oyunda sahneyi paylaşrtğı Mu- zaffer Hepgüler Ue birlikte. onu unutmayan ama neden yıllardır sahnelerden uzak kaldığını merak etmeyen seyir- cilerinden aynldı. Öteki değer- lerin arasına kaülmaya gitti. Hazım Körmükçü, Celal Suru- ri, Halide Pişkin, Mehmet Ka- raca, Şevkiye May ve diğer- leriyle kimbilir ne oyunlar oy- nayacaklar şimdi öteki dünya- da. 15 yıldır sahnelerden uzaktı. Oyıllarda başlayıp, hâlâ sürege- len salon sorunu , para sorunu TOTO KARACA ANLATIYOR: Tiyatrosevgisi annemden geçti • "Çocukken dansa çok yeteneğim vardı. 7yaşında, Ruslann açtığı bale okuluna gittim. 12 yaşında ilk kez Maksim Bar'da dansöz olarak sahneye çıktım." TURHAN GÜRKAN Cumhuriyetle yaşıt 68 yıllık bir sanat yaşamı noktalandı. İlk kez 1924'te henüz 12 yaşın- dayken sahneye çıkarak yıllar boyu uğraş veren tanınmış ti- yatro. operet, sinema oyuncusu Toto Karaca, 80 yaşında yaşa- ma veda etti. Sanatçı bir aileden gelen Toto Karaca ya da sanat yaşamının ilk dönemindeki adıyla İrmaToto, 1980'deyiür- diğimiz Şehir Tiyatrosu sanat- çılanndan Mehmet Karaca'nın eşi, hafıf müzik sanatçısı Cem Karaca'nın annesiydi. 1952'de ölen tiyatro ve ilk sinema oyun- culanndan Roza Feiekyan da Toto'nun t«"vzesi oluyordu. Yıllar o.ıce yapüğımız bir söyleşide Toto Karaca, yaşa- möyküsüyle ilgili olarak şunlan söylemişti: "Çocukken dansa çok yete- neğim vardı. Adeta yerimde du- ramaz, durmadan dans eder dururdum. Yedi yaşımda Rus- lann açtıklan klasik ve plastik bale okuluna gitmiştim. 12 ya- şında da ilk kez Maksim Bar'da dansöz olarak sahneye çıktım. Sahne sevgisi bana annem ve teyzemden geçti. Teyzem Roza Feiekyan, Odeon'da Darülbe- dayi'nin açılışına 'Çürük Te- mel' oyunuyla katılan ilk artist- lerden biriydi. 'İstanbul'da Bir Facia-i Aşk' gibi Muhsin Er- tuğrul'un ilk dönem filmlerinde de oynamıştı. Bir gün CemaJ Sahir ve Mehmet Karaca eve gelip sahneye çıkmamı önerdi- ler. Benden 12 yaş büyük Meh- met Karaca'nın sonradan ko- cam olacağını nereden bilebilir- dim. Oynadığım ilk oyun da İzmir Karantina'daki Şık Sıneması- nda 'Kumrular' operetidir. Sonra Halk Opereti'nin kuru- culan arasına girdım. Bir ara 'Muhüs'in Çocuklan' adıyla turneler yaptık. Tüm Ana- dolu'yu dolaşuk. Ardından Ses Tiyatrosu'nda, Karaca Tiyat- rosu'nda çabşüm. 1952'de İs- tanbul Opereti'ni, sonra El- hamra'da İstanbul Tiyatrosu'- nu kurduk." 18 Mart 1912'de İstanbul Ba- kırköy'de doğan İrma Toto. çok hareketli birgençlik yaşadı- ğmı anlaur. Oynadığı oyunlar- la, operetlerle halkın gözdesı ol- muştu. Müzikli oyunlar en sevdiği sanat uğraşıydı. Franz Lehar'ın "Tarla Kuşu", "Maskot"u, "Çardaş Fürstin" gibi operetle- rinde büyük başan sağlamıştı. Oyunlannda da hizmetci, kay- nana, mahalle kansı tiplemele- riyle çok başanlı, halkın tuttu- tüm özel tiyatrolar gibi onun da belini bükmüştü. Yıllarca İstanbul'un tek halk tiyatrosu- nun belkemiği olmuştu. Düşü- nün, 20 yıl art arda kapalı gişe oynadı her oyunu fstanbul Ti- yatrosu. Ülkemizde kınlması Kültür Servisi - Toto Ka- raca'nın cenazesi bugün saat 11.00'de Kumkapı'daki Erme- ni Patrikhanesi Meryem Ana Kilisesi'nde yapılacak dini tö- renden sonra Tünel'deki Kara- ca Tiyatro önüne getirilecek. Tiyatro Yapıma DerneğT- nce Karaca Tiyatro'da düzenle- necek törenin ardından cenaze Toto Karaca İstanbul Tiyat- rosu'ndaki oyunlannı yıllarca oynadığı Beyoğlu'ndaki El- hamra Sineması önüne getirile- cek ve daha sonra Taksim'e ka- dar yürünecek. Toto Karaca'nın cenazesi, Taksim'e gelindikten sonra Şiş- li Ermeni MezarlığYnda topra- ğa verilecek. 'Evlenme' Ta- rifesı" .Komedi 3 perde. Ay- ten Çankaya ve Celal Suru- ri'nin arasında Toto Karaca. Elhamra'daki fstanbul Ti- yatrosu. Özel- liklel960'lıyd- larda İstan- bul'u gülmek- ten kınp geçi- ren tivatro. ÇOCUKLUĞUM KADAR YAKIN Türktiyatrosu bir keııtüıi yitirdi • Toto Karaca'sız İstanbul, sanki Galata Kulesi, Kız Kulesi ya da Pera Palas olmadan IstanbuTu düşünmek gibi. O kentin tarihinden bir parçaydı. AHMET CEMAL ğu portreler çizmişti. Toto Karaca epey film de çe- virmişti. 1940 sonlanndan baş- la_yarak "Kılıbıklar", "Yalan", "istanbul Yıldızlan", 1970'ler- de "Krallann Öflcesi", "Çılgın Bakireler", "Bizim Kız" gibi fılmleri vardı: "Sinemayı pek sevmem, ti- yatroyu yeğlerim. Nedenine ge- lince, sahnede çok hareketli ol- duğum için sinemada da aynı şeyi yapınca iyi olmuyor. Hare- ketlerin anırlaruyor. Bu yüzden sinemadan kacabildiğimce kaç- tım." İrma Toto 1943'te Mehmet Karaca ile evlenerek Toto Ka- raca oldu. 1945'te hafıf batı müziğinin ünlü sesi Cem Kara- ca dünyaya geldi. Söyleşimizde "Hayatımın en önemli olayı Mehmet Karaca ile evlenmem- dir" diye konuşan Toto Kara- ca, şunlan eklemişti: "Biz kan-koca eski arkadaş ve de tiyatrocu olduğumuz için aile içinde fazla bir sorunumuz olmadı. Ev ve sahne yaşantımız birbirine kanşmıştı. Ikimiz de tutkulu bir aşk ve sevgi içindey- dik. Birbirimizi çok seviyor- duk. Mehmet, Azeri kökenli bir ailedendi, ben ise Ermeni. Ayn milJetlerden oluşumuz, ilişkile- rimizi, mutluluğumuzu hiç etki- lemedi. Bu yüzden en küçük bir sürtüşme olmadı, sorun çıkma- dı aramızda. Azeri-Ermeni ko- aüsyonunun ve dayanışmasının en güzel ömeğini verdik. Ve bunu sevgimizin ürünü olan oğlumuz Cem'le percinledik." Toto Karaca, gerçi patron olmuştu, tiyatronun ortaklan arasındaydı, paralar kazanmış- tı, ama yoksul öldü. Televizyo- nun geh'şiyle sinemalar gibi ti- yatrolar da kapanmaya başla- dı. 1976'da İstanbul Tiyatrosu'- na kilit astıktan sonra kuru- mun borçlan, senetleri yüzün- den çok zor durumlarda kaldı. Bir dönemin ışıkılı sahnelerinin dinmeyen alkışlarla uğurlanan ünlü yıldızı, Bağ-Kur'dan bağ- lanan 200 bin dolayındaki emekü maaşına muhtaç kaldı, eşyalan bile haczedildi. Kimi sanatlan, o sanatlann büyüklerinin ölümlerinin ar- dından bir süre kolay düşüne- mezsiniz; öte yandan, kimi kentler de vardır ki, onlan fa- lanca sanatçı olmadan düşün- mektegüçlük çekersiniz. Şimdi, üpkı Toto Karaca'sız bir Istan- bul'u düşünmek zorunda kala- cağunızgibi... Bir süre bunu başarabileceği- mi sanmıyorum. Toto Karaca'- sız İstanbul, sanki Galata Kule- si, Kız Kulesi ya da ne bileyim, örneğin Pera Palas olmadan İs- tanbul'u düşünmek gibi. O, sa- natın da ötesinde, neredeyse yüzyıhn başından bu yana, İs- tanbul'un tarihinden, coğrafya- sından, genel görünümünden bir parçaydı. Bizim gibi, onu sahnede defalarca görebilme mutluluğuna ermiş olanlar için ise Toto Karaca, onyıllardır Is- tanbul'daki günlük yaşamımı- an da bir parçasıydı. Evet, son yıllarda artık ortalarda yoktu; televizyon ekranlannda. bir, iki kezdn dışında, onu göremiyor- duk. Ama biliyorduk ki bura- daydı. bu kentteydi. baktığı- mızda, kent siluetinın herhangi bir yerinde, bizimleydi. Sanınm asıl böylelerinin gidi- şj dönülmez, eksiklikleri de ka- ücı oluyor. Geçenlerde çok sevdiğim bir yazann bir sözünden etkilen- miştim. Belleğimizin ancak be- nimsediklerini saklı tuttuğun- dan söz ederken, "bana çocuk- luğum kadar yakın ve dün ka- dar uzak"gibi bir deyiş kuJlanı- yordu. Tıpkı şimdi, benim bakış açımdan Toto Karaca gi- bi: O, bana hep çocukluğum kadar yakın ve türlü anlamsız- lıklarla dolu olabilecek dün ka- dar uzaku. rasgele bir dün de- ğildi. "Bacak kadar çocuk" dedik- leri yaşta, tiyatro denen olayı, Toto Karaca'nın sahnesinde tanımıştım. Karaca Tiyatrosu, Ses Sahnesi, İstanbul Tiyatro- su... Analı-babalı birliktelikleri çok ender bir çocukluğun belki de en parlak yıldızlan arası- ndaydı. "Doğuştan yetenek" neyse, Toto Karaca da tam anlamıyla oydu. Sahneye ilk adım atüğı ya da adım atmasına gerek kaî- maksızın. kulisten sesinin du- yulduğu andan başlayarak izle- yicilerini kendi anaforuna alan, zaman-ötesine taşıyıveren, gül- düren ve ağlatan, düşündüren ve oyalayan, katıksız bir kitle sanatçısı. Türk tiyatrosu, bir kentini yi- tirdi... H 20.ULUSLARARASI İSTANBUL FESTİVALİ VVynton Marsalis Açıkhava'da çaİı\or • Ünlü trompetçi Wynton Marsalis'e bu akşam alto saksafonda Wes Anderson, tenor saksafonda Todd Williams, trombonda WyclifTe Gordon. piya- noda Stephen Scood, basta Reginald Veal ve davul- da Herlin Riley eşlik edecek. CEM VEGÜL Günümüz cazmın süperstarı Wynton Marsalis için çok şey söylendi, yazıldı, çizildi. Caz kritiği Leonard Feater 1982'de Wynton'u bir caz solis- ti olarak 80'lerin sembolü ol- maya aday gösterdi. Art Bla- key. Wynton'u koyacak yer bu- lamadı. Ron Carter, caz pod- yumunda uzun zamandır pey- da olan en iyi müzisyen olduğu- nu iddia etti. Wynton da kendine düşeni yapu ve bu evrendeki yerini, ne- rede durduğunu müziğinin dışında kelimelerle de ifade et- menin gerekliliğini kavradı ve: "Ornette Coleman'ı falan sevi- yorum ama "free' müzisyenler olarak bütün bu kapının altı- ndan geçenler ve de kritikler bunun daha ne olduğunu bil- meden altına imzalannı bası- yorlar, bir şeyler kaçıracaklar- mış endişesiyle..." diyerek tav- nnı koydu. Evet... Wynton Marsalis 18 Ekim 1961 'de cazın da doğum yeri olan New Orleans'ta dün- yaya geldi. Piyanist ve kompozitör olan babası Ellıs Marsalis ona ünlü VVynton Kelly'den esinlenerek Wynton adını verdi. Anlaşıla- cağı gibi caz doğduğu andan iti- baren Wynton Marsalis'in ha- yatının bir parcası oldu. 12yaşında klasik müzikeğiti- mi aknaya başladı. 14 yaşında Haydn'ın trombet konçertosu- nu seslendirdi. 17 yaşında kol- tuğunun altında tam bir Juilli- ard Bursuy'la New York'a gel- di. 18 yaşında efsanevi Art Bla- key'in genç •messenger'lanna katıldı. Gerisini de biliyorsu- nuz: Büyük plak şirkeüeriyle anlaşmalar, turneler, sahne ışıklan ve Grammy'ler VVynton Marsalis günümüz cazmın süperstan. Büyük plak şirketleri cazm sınırlı bir pazar olduğunu anladıktan sonra medyanın odak noktası olabile- cek starlar yaratmanın gerekli- liğini hemen kavradılar. Marsalis kardeşler de bugü- nün starlandır ve plak şirketle- rince onlann imajlan dlalan- maktadır. Oysa cazda cilaya pek yer yok. Theleonfous Monk'un dediği gibi: 'Straight, No Chaser." Seks ve cilasız. Yani cazın olması gerektiği gibi. Bugün New York'ta bir çıkış arayan pek çok yaratıa caz mü- zisyeni büyük plak şirketlerini çifte standart uygulamakla suç- lamarun yanı sıra, Marsalis kardeşleri de duygusal nostalji batakhğında debelenen neo konservatjfler olarak niteliyor- lar. VVynton'un onlara cevabı: "Nostalji, neo-konservatif gibi kelimeleri kullananlar, John Coltrane'in, Miles Davis'in, Charles Mingus'un, Theleonio- us Monk'un ya da Ornette Co- leman'ın müzikleri hakkında yeterli bilgiye sahip değiller" şeklinde. VVynton Marsalis kendisi için teknik standartlan belirleyenle- rin An Tatum, Charlie Parker, Louis Armstrong, Fats Navar- ro, Bud Powell. Charles Min- gus. Max Roach. Elvin Jones. Sonny Rollins, Coleman Havv- kins gibi isimler olduğunu söy- lüyor. Bu arada babasını ve evlerinc çocukluğunda sık sık gelip gi- den Alvin Batiste'ı de unutmu- yor. VVynton Marsalis caz gelene- ğini çok iyi bilen mibisyenler- den biridir. Aynı zamanda çok iyi bir ko- nuşmacı olan ve bu yüzden sa- natını kelime diliyle de çok iyi ifade edebilen ve cazın sadece bir duygu müziği olduğunu ke- sinlikle kabul etmeyen VVynton Marsalis, King Oliver'in ve Jelly Roll Morton'un blues"- unu, Louis Armstrong'un ar- monik ve ritmik yaklaşımını. Duke Ellington'ın big-band tekniklerini, Kansas City mü- zisyenlerini, Lester Young'ın blues'u temel alan yaklaşımını. Charlie Parker'ı, Monk'un blu- es'u nasıl bambaşka bir yöne çevirdiğini, Billy Holliday'ın müziğini, Swing'i New Orleans geleneğini tam anlamıyla özümsemiş bir caz öğrencisidir. Kendi liderliği altındaki plak çalışmalannın yanı sıra Herbie Hancock, Art Blakey, Chico Freeman ve daha pek çok mü- zisyenle yaptığı kayıtlar da bu- lunmaktadır. Bugünlerde de Wynton Mar- salis'in günümüz cazını temsil ettiği söyleniyor. Ben bu fıkre kesinl'kle katılmıyorum. Kanımca VVynton caza entelektüel ve ro- mantik bir boyut getirdi. Cazın özüne ait olmayan bir boyut. VVynton'uncazayaklaşımı ""Ro- FESTİVALDE BUGÜN • Vladimir Spivakov ve Mos- kova V'irtûozleri Ava İrini 18.3U • VVynton Marsalis / Açıkhava Tivatrosu, 21.30 FESTÎVALDE YARIN • Gerry Mulligan / Açıkhava Tivatrosu 21 30 und Midnight" ve "Mo Better Blues" gibi filmlerin caza yak- laşımıyla paralellikler sergile- mektedir. VVynton Marsalis'in trom- petteki virtüozluğu tartışıla- maz. Ancak caz geleneğini sadece kendi mirası olarak gördüğün- den hazırdan yemekte olduğu- nu düşünüyorum. VVynton Marsalis, kendisi gibi virtüoz olan eşlikçileriyle caz geleneğini anlatıyor, ken- dinden pek bir şey vermeden. Marsalis'e İstanbul'da , alto saksofonda VVes Anderson, te- nor saksofonda Tood VVilli- ams, trombonda VVycliffe Gor- don, piyanoda Stephen Scood, basta Reginald Veal ve davulda Herlin Riley eşlik edecekler. Konser Açıkhava Tiyatrosu'- nda. Kaçırmayın. Gerry Mulligan
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle