18 Ağustos 2022 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
13 TEMMUZ1992 PAZAATESİ CUMHURİYET SAYFA EKONOMI Demir çeliğe • KARABÜK (AA) • Türkiye Demir Çelik Isletmeleri'ne baglı Karabük ve Iskenderun Demir Çelik Fabrikalan'nda üretilen ûrünlere yapılan yüzde 6 ile 9 arasındaki zam, bu sabahtan itibaren uygulanmaya başlanacak. Edinilen bilgiye göre son yapılan zamdan sonra OrOnlerin eski ve yeni fıyatlan söyle: E*l 1 W 8 mm teMk 8 mm kangal 10 mm kangal 14-22 mm yuvariak Profil demir Nervüriü öerm Kûşebent demir Kûtûk derrar Pik demir Dflfcüm kok ' Cevizkok Saf pul naftalin 2.133 2.261 2.020 2.142 1394 2.114 1369 2.088 2146 2.275 2.057 2.248 1394 2.114 1.717 1.820 1.272 1.374 854 908 702 745 4.854 5.146 arö? •ANKARA (AA)-Ydm ilk 5 ayında ücretlilere 2.9 trilyon lira vergi iadesi, ihracatçıya ise 732.6 milyar lira KDV iadesi ödendi. Yüın ilk beş ayında ücretlilere ödenen vergi iadesi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 96.3 oranında artarak 2 trilyon 910 milyar 965 milyon liraya yükseldi. Bankatardaki Haztaekajjıdan •ANKARA (AA)- Bankalardaki devjet iç borçlanma senetlerinin miktan 35 trilyon 670 milyar liraya ulaştı. Merkez Bankası verilenne dayanarak yapılan hesaplamalara göre bankalann elindeki tahvil ve bono miktan haziran ayının ilk üç haftasında 798 milyar liraarttı. 70mflyomınayak sesi • ANKARA (ANKA)- Türkiye'de, beraberinde birçok ekonomik ve toplumsal sorunu da getiren yüksek nüfus artış hıarun aynen devam etmesi durumunda, ûlke nüfusunun 2000 yılında 70 mılyonu aşacağı tahmin edildi. GSD'den açıklama • Ekonomi Servisi - Turkıye Gıyim Sanayicileri Derneğı'nden yapılan açıklamada, tekstil ve hazır giyim sanayi temsilcilerinin i temmuz carşamba günü iüzenledikleri ortak :oplantıyla ilgi basında ^kan haberlerin toplantının asıl gündemini jştığı belirtilerek, "Toplantıda yalnızca sektörümüzün güncel problemleri ötesinde çeşitli kuruluşlann aralanndaki diyaloğu, tûzel kişilikleri ve amaçlanndan taviz verilmeksizin ne tür bir yapılanma içinde İarttırabilecekleri îtartışılmıştır" denildi. iAnkapa'daekmek boykotu [UANKARA (AA)- tAnkara'da fınncüann ekmek ifiyannı bin 500 liraya ^karmasından sonra tBakkallar Odaa'nın fınnlan jprotesto için aldığı 3 günlük boykot karan yann uygulanmaya başlıyor. Boykot süresince bakkallann Ankara dışından ekmek 'jgetirerek bin liradan 'satacakJan bildirikü. Asgari ücretle sonturtar •ANKARA (AA)-Asgari Ücret Tespit Komisyonu, yann alüncı kez toplanarak çalışrnalannı sürdürecek. Komisyonun bu toplanüsında, asgari ücretin sendikalaşmamış işyerlerinde daha yüksek bir 'oranda uygulanması ve jasgari ücretin belirlenmesinde aik • faktörünün ele alınıp j ahnmaması konulan taruşılacak. Doktorlardan narin protesto •ANKARA (ANKA)-Türk Tabipleri Birligi Merkez JKonseyi, hekimleri, 15 Itemmuz günü saat 09.30 ile • 10.00 arasında "Nasd •geçineceklerini düşünme" •eylemineçağırdı. Türk jTabipleri Birligi Merkez IKonseyi'nden yapılan laçıklamada, temmuz jzamlannın belirlenmesinden [beri Türkiye'dekı bütün •hekimlerin derin bir hayal ıkmkhğı yaşadığı belirtikli. Ankara-İstanbul yolculuğunu 2 saate indirecek yeni demiryolu, 2000'li yıllarda hizmete gjrebilecek. Hızlı tren üç ııallabîr atakaldı• Yapımı 1976 yılında başlayan yeni demiryolunun bitirilmesi • 10 kilometrelik Ayaş tünelinin yaklaşık 2,5 kilometrelik bölü- için 20 trilyon liraya gereksinim var. Ancak proje için 1992 mü bitirilemezken projenin 175 kilometrelik Çayırhan- Arifiye yılında aynlan ödenek yalnızca 151 milyar lira. bölümündeki çaüşmalara hiç başlanmadı. SERTUĞÇÎÇEK HALUK GERAY ANKARA - İstanbul-Anka- ra arasındaki tren yolculuğunu yaklaşık 3 saate indirecegi ön- görülen hi^jı tren, ancak 20001i yıllarda hizmete girebılecek. Projeyi eleştiren uzmanlar, bazı ekakfikler nedeniyle, hızlı tre- nin öngörüldüğü gibi hızlı işle- meyeceğini savunuyorlar Yapımına 1976 yılında başla- nan "yüksek standartlı demir- yolu"nun tarnamlanabılmesi için 20 trilyon liraya gereksinim var. 1992yılı yatınm programı- nda 151 milyar lira aynlan pro- je kapsamındaki 10 kilometre- lik Ayaş tünelinin 1976'da baş- layan inşaatı halen tamamlana- madı. Yeni demiryolunun 175 kilometrelik Çayırhan-Arifiye bölümünün yapımına da hıç başlanmadı. Konuyla ügili uzmanlar. pro- jenin sonuçlanması durumun- da bile bazı önlemler alınmaz- sa, hızlı trenin beklendiğı gıbi hızlı işlemeyeceğini savunuyor- lar. Bunun en önemJi nedeni olarak projenin Arifıye-Sincan arasındaki hatün hızlı trene uy- gun yapümasına karşılık, îstan- bul-Arifîye ve Sincan-Ankara bağlantılannın gözardı edilme- a olduğunu bildiriyoriar. An- kara'dan Arifiye'ye yaklaşık 2-2,5 saatte gidiJse bile Arifiye- İstanbul arasının, trafıkteki sıkışıklık nedeniyle en azından bırkaç saat alabüeceği ıddia ediliyor. DLH yetkilileri konu- da proje revizyonu yapılması gerektiğinı ifade ediyorlar. Uzmanlar, hattın da yanlış seçildiğini bildiriyoriar. Projeye göre seçilen hat üzerinde top- lam 77 kilometrelik tünel açıl- ması gerekiyor. Demiryolcu- lukta en mafiyetli işlerden bıri- nin tünel açmak olduğunu bıl- diren uzmanlar, bu kadar fazla tünel açılması gereken bir hattın seçılmemesi gerektiğinı ifade ederek sadece 10 kilomet- relik Ayaş tünelinin yülardır ta- mamlanamadığına dikkat ceki- yorlar. Ankara-tstanbul Yüksek Standartlı Demiryolu Prpjesi kapsamındaki inşaatlar, kay- nak yetersizliğı nedeniyle "kap- lumbağa hızıyla" sürüyor. De- mir, Liman ve Hava Meydan- lan lnşaaü Genel Müdürlüğü'- nden (DLH) edinilen bilgüere göre projenin tamamlanabil- mesi için 4992 fiyatlanyla 20 trilyon liralık kaynağa gereksi- nim var. İlk kez 1975 yılında, yatınm programına alınan pro- je için şimdiye dek toplam 1 tril- yon 805 milyar lira harcama yapıldı. Fînansmanı genel bütçeden karşüanan projeye, 1992 yatınm programında top- lam 151 milyar lira ödenek aynldı. DLH yetkilileri, projenin 85 kilometrelik Sincan-Çayırhan kesiminde şimdiye kadar yüzde 75 oranında fiziki gerçekleşme sağlandığını bıldirdiler. 7100 metrelik Çayırhan tüneli ile toplam 3000 metrelik Kinrir-1 ve Kirmir-2 tünellerinin yapımının bittiğini belirten yet- kililer, Ayaş tünelinin tamam- lanmasının 2-3 yıl zaman ala- cağını söylediler. Tapımına 1976 yılında başlanan 10 bin 65 metre uzunluğundaki Ayaş tü- nelinin, şimdiye kadar 7 bin 438 metrelik kısmı tarnamlandı. Kaynak yetersizliğı nedeniy- le, inşaatlann istenılen hızda sürdürülemediğini belirten yetkililer, gerekli fınansman sağlandığmda, projenin 1999 başında tamamlanmış olaca- ğtnı bildirdüer. Proje fınans- marunın özkaynaklarla sagla- narak yapımın tamamlanma- sının "neredeyse olanaksız" ol- duğunu söyleyen yetkililer, uy- gun kredi bulunması amacıyla, 2-3 ay içinde bir duyuru yapa- caklannı bıldirdiler. Otomobilin direksiyomızengiıılerde • Dünyadaki toplarn 431 milyon 53 bin oto- mobilin yüzde 68'i G-7 ülkelerinde. ABD, 143 milyon 81 bin otomo- bille dünyadaki oto- mobillerin 33.19'una sahip. İSTANBUL (AA) - Sahip ol- duklan otomobil sayısı ile zen- gin ülkeler, pek çok alanda ol- duğu gibi otomobilde de ön sı- rada yer alıyorlar. Dünyadaki toplam 431 mil- yon 53 bin 675 otomobilin yüz- de 68'ini oluşturan 293 milyon 148 bin 145 adedi, dünya nüfu- sunun yalnızca yüzde 12.44'- ünün yaşadığı G-7 ülkelennde. Birleşmiş Mılletler'in yayım- ladığı 'Statistical Yearbook', 'Anabritannica-Anayıllık 1992'nin de içinde bulunduğu çeşitli kaynaklardaki verilere dayanarak yapılan hesaplama- lara göre, 143 milyon 81 bin 443 otomobili bulunan ABD, dün- yadaki otomobillerin yüzde 33. 19'un sahİD. 1991 yıl ortası nü- 1-A60 2-Japonya 3-Almanya 4-italya 5-Fransa 6-B.6ritanya 7-Brezilya 8-Kanada 9-SSCB 10-ispanya 11-Avustralya 12-Meksika 13-Hollanda 14-Polonya 15-Ar)antın 28-Yunanistan 30-Tûrkiye . .... Ntedto) 252063 123920 79096 57590 56942 57561 153322 26941 291062 39952 17337 82151 15048 38273 32470 10272 57326 OtNMM 143081443 36621085 34051299 24307000 23010000 19266000 14995837 12811318 12688000 10787500 7672300 6219104 5509000 4845105 4088000 1691070 1649879 •taHşi Bafau « I M M M 567.64 295.52 430.51 422.07 404.10 334.71 97.81 475.53 43.59 270 01 442.54 75.70 366.10 126.59 125 90 164 63 28.78 omn IçMaUP*yı 33.19 8.50 7.90 5.64 5.34 4.47 3.48 2.97 2.94 2.50 1.78 1.44 1.28 1.12 0.95 039 0.38 fus tahmınkrine göre nüfusu 252 milyon 63 bin olan ABD'- deki otomobil sayısı, nüfusu 1 milyar 149 milyon 667 bini bu- lan Çin'deki otomobil sayısın- dan 97.7 kat daha fazla. Çin'- deki 1 milyon 464 bin otomobi- le karşılık, nüfus bakımından kendisinden 20 kat daha küçük olan Türkiye'de 1 milyon 650 bin otomobil bulunuyor. Çin'de bin kişiye 1.27 otomobil düşer- TüRK OTOMOTİV SANA^İİ ken, bu rakam ABD'de 567. 64'ü buluyor. 2 milyar %2 milyon 548 bin- kişilik nüfusu ile dünya nüfusu- nun yüzde 56.61 'ini oluşturan Asya'da, dünyadaki otomobil- lerin yalnızca yüzde 13.18'i bu- lunuyor. Dünyadaki tüm oto- mobilkrin yüzde 38.75'i Avru- pa ülkelerinde bulunurken Av- rupa'yı yüzde 36.17 ile Kuzey Amerika, yüzde 7.65'le Latin 6 yıllık ciro 12.4 trilyon liraANKARA (ANKA)- Türk Otomotiv Sanayii son 6 yJda çok büyük bir gelişme gösterdi. Sektörde faaliyet gösteren fab- rikalann toplam cirosu bu süre içerisinde 14.5 kat amş göstere- rek 12.4 trilyon lirayı buldu. Otomotiv Sanayii Derneğı, Türk otomotiv sanayii hakkın- daki genel ıstatistiki bılgilen bir katalog halinde yayımlamaya başladı. Katalogda yer alan bügjlere göre, 1986 yılında sektörde faa- Uyette bulunan 14 fırmanın 801 milyar lira olan toplam cirosu bu firmalara 1990 yılında Ge- neral Motors'un da katılımıyla 1991 yıLnda 12 trilyon 425 mil- yar liraya yükseldi. Firma bazında bakıldığında ise Tofaş ciro büyüklüğünde sektörün önde gelen fırması olduğunu gösterdi. Tofaş üç trilyon 276 milyar liralık ciroyla ilk sırayı alırken Oyak Renault iki trilyon 742 milyar lira ile ikınci sırada yer aldı. BMC ise bir trilyon 274 milyar lira ciro gerçekleştirdi. Amerika, yüzde 2.16'yla Okya- nusya izliyor. Kıtalar arasında otomobil sayısı bakımından en kötü durumda olan Afrika'da ise bu oran yüzde 2.1. Ülkeler arasındaki otomobil sayısında ABD açık farkla ilk sırayı alıyor. ABD'yi Japonya, Almanya, İtalya, Fransa, İngil- tere taİcip ediyor. Bu ülkelerin ardından 7. sırayı G-7ülkesi ol- mayan Brezi|ya alıyor. Diğer bir G-7 ülkesi olan Kanada ise 8. sırada bulunuyor. Nüfus sa- yısı acısından dünya ülkeleri arasında 17. olan Türkiye, oto- mobil sayısı bakımından ancak 30. sırada. Ülkeler arasında nüfusa oranla otomobil sayısı en az olan ülke Bangladeş. 1991 yılın- da 115 milyon 555 bin nüfusu olan Bangladeş'te 39 bin 169 var. Bangladeş'te bin kişiye an- cak 0.34 otomobil düşüyor. Bangladeş'i 0.46 ile Kamboçya, 0.63 ile Myanmar (Birmanya) izliyor. Avrupa'da bu konuda en kötü durumda olan ülkeler ise Arnavutluk ile Türkiye. Kişi başma düşen otomobil bakımı- ndan dünyada en kötü durum- da olan ülkelerden Arnavut- luk'ta bin kişiye 1.06, Türkiye'- de bin kişiye- 28.78 otomobil düşüyor. Türkiye, bu oranla, değerlendirmeye alınan 204 yan bağunlı, bağımsız devlet, bölge ve koloni araanda bin ki- şiye düşen otomobil sayısı acısı- ndan ancak 114. olabildi. Değerlendirmeye alınan 204 ülkede nüfusa göre otomobil sayısında ilk sırayı Norfolk adası abyor. Okyanusya'da Avustralya'ya bağh bir ada olan ve nüfusu bin 900 olan Norfolk'da 1805 otomobil var. KONUK YAZAR Vergide ceza devede kulak ANKARA (ANKA)- Maliye'nin Türkiye genelinde yaptırdığı "yaygın ve yoğun vergi denetimlerinde" havanda su dövüldü. MabyeveGümrük BakanLğı 'ndan ediniJen verilere göre 1991 yıhnda, 714'ü vergi kontrol memuru, dört bin 318'i yoklama memuru, 10 bin 22'si de yoklama yetkisi verilen memur olmak üzere toplam 15 bin 54memuryaygın ve yoğun vergi denetimi yaptı. Daha çok işyerlerine giderek denetim yapan bu elemanlar, 1991 yıhnda toplam beş milyon 352 bin işyerini denetlediler ve 603 bin 643 ceza tutanağı düzenlediler. Vergi kayıp ve kaçağının yüksek olduğu bilınen Türkıye'de bu denetimler sonucu sadece 75.5 milyar liralık ceza verildi. Başka bir ifadeyle denetime katılan memur başına mükelleflere ortalama 5 milyon lira ceza verilmiş oldu. Denetimlere katılan memurlar 1990 yılında 1991 'e göre daha başarüı bir sonuç elde etmişlerdi. 1990 yılında denetime katılan 16 bin 756 memur 5 milyon 867 bin mükellefı denetlemiş ve 682 bin 695 cezah tutanaik düzenkyerek 87.1 milyar lira ceza kesmışti. DÜŞÜNCEL SALÎHN.NEFTÇİ BrNeden İçin Yeni Olumlu yönleri yanında, ciddi riskleri de beraberinde getiren bir gelişmeden söz etmek istiyorum. Geçen haftalarda Hazine ilk defa olarak, uluslararası bono piyasalanndan borç aldı. New York piyasasında 250 milyon dolar topladı. "Olağan bir operasyon" diye düşünülebilir. Değil. Alınan büyük riski basite indirgeyerek açıkla- maya calışacağım. Uluslararası piyasalardan çeşitli şekillerde kredi aiabilt- yorsunuz. Bir kere, Dünya Bankası, IMF gibi kurumlara veya doğrudan devletlere başvurmanız mümkün. Burada piyasa kuralları tam olarak işlemiyor. Politik nedenler de önemli. | Bir diğer çesit krediyi yabancı bankalardan alabiliyorso- nuz. Türkiye şimdiye kadar defalarca bu yolları denemişti. Hiçbir garanti almadan uluslararası bono piyasalarına ise ilk defa geçen haftalarda çıkıldı. Uluslararası bono piyasalanna çıkmak kolay değil. Çünkü, düşünün bir kere, yabancı yatırımcı, iyi tanı- madığı bir ülkenin bonosunu alma durumunda. Fazla bir garantisi yok. Ya o ülke bir döviz krizine girer de parayı geri ödeye- mezse? Işte bu nedenle piyasalarda şöyle birsistem gelişmiş: Kredi ajansları adı verilen şirketter ortaya çıkmış. Ulus- lararası bono piyasalarına çıkan ülkelerin kredi itibannı inceleyip onlara bir güvenilirlik notu veriyorlar. Buna "ra- ting" deniyor. 'Rating'i alınca belli bir kredi sınıfına dahil oluyorsunuz. (Eğer devlet kendisine verilen 'rating'i beğenmezse, yayı- mlanmamasını isteme hakkı var. Ama eğer bono satmak istiyorsanız, bu notu yayımlatmak zorundasınız.) Rating veren iki önemli kuruluş var. Bunlardan birisi Moody's, diğeri Standard and Poor's. Moody's şirketine göre en yüksek not Aaa. En güvenilir kurumlara veriliyor. Daha sonra Aa1, Aa2, Aa3, A1, A2, A3 geliyor. Bunlan Baa1, Baa2, Baa3 izliyor. Buraya kadar ki ratinglere sahip bonolara "yatrım kalitesinde" (ınvest- ment grade) deniliyor. Ama sınır Baa3... Bunun altında bir "rating" alırsanız bononuz, "speküla- tif kalite" sayılıyor. Spekülatf kategori BaVden başlıyor. Daha sonra Ba2, Ba3, B1, B2, B3, Caa, Ca ve C ile son bu- luyor. Işin can alıcı noktasına gelelim: ABD'de birçok kurumsal yatırımcının portföyünde spe- külatif kalitedeki kâğıtları tutmaları kanunlarla yasak- lanmış. Oysa geçen haftalarda New York'ta satlan Hazine • kâgıtlanna Standart and Poors tarafından BBB notu veril- miş. Bu "yatınm kalitesinde" sayılan bir rating. Olumlu bir gelişme. Ama aynı zamanda, BBB 'rating'i spekülatif kalitenin de tam sınırında. Hazineye verilen not bir azalırsa, bonolar "spekülatif kategoriye" düşecek. Çoğu kurumsal yatırımct bu bono- ları elden çıkarmak zorunda kalacak. Zarar edeeek. ABD kanunları böyle... "Yatınm kalitesinde" olma özelliğini bir kere kaybedin- ce geri almak çok zor. Uluslararası piyasalarda birçok yanrımcıya önemli zararlar verdirmiş oluyorsunuz. Bunu kolay unutmuyorlar. Üstelik, ekonomide yanlış kararlar aldığınız takdirde, Standard and Poor's, ratinginizi bir andadüşürebiliyor. Dikkatli hareket edilmezse Türkiye, son yıllarda yüksek bedel ödeyerek kazanmış olduğu bir şeyi kaybedecek. Bonolan dış piyasalarda "yatırım kalitesinde" olma özelli- ğini yitirecek. Yabancı sermaye ürkütülecek. Döviz piyasası etkile- necek. Nevv York'ta konuştuğum bir 'bono trader'i bana şöyle dedi: "Türkiye çok riskli bir işe girişti, ama bir bak/ma da iyi oldu. Hükümet, kredi itibarının bıçak sırtında olduğunu bi- lirse, o zaman mali disiplini korumak için eskisinden de daha çok gayret gösterecektir. Aldıklan bu risk onları daha da dikkatli davranmaya zorlayacaktır." Bu mantığın doğru çıkması için kamuoyunun bu konuda çok duyarlı olması gerekiyor. Yerel yönetimler yeterince denetlenîyor mu? Pıtrf. Dr. SOLMAZ D. AYARSLAN • Marmara Üniversitesi Çağdaş İşletmecüik Bölümü Öğretim Görevlisi Yerel yönetimlerin politik içerikli olarak merkezi hükümetler veya parti örgütleri ta- rafından kontrol edilmeleri gerçekten mah- zurludur. Harcama yöntemlerini düzenleven ihaleler kanunu ve ödeme metotlannı tesbit eden bazı yönetmelikler hancinde yerel yö- netimlerin seçmenler veya devlet tarafından denetlenmesi mümkün olamamaktadır. ör- neğin bordür ve kaldınm taşlannın ısrarla ve defalarca yenilemesi, belli yöre, dini inanış veya politik görüşe sahip çok fazla sayıda personelin işe almarak yerel yönetim veya çok uzun süre vardır. Bu süre zarfmda da beldenin ve ülkenin ekonomik kaynaklan ;l; israf edilmektedir. Belediye gelirlerini^ 1580, 2464, 2380 v e | ' 3030 sayılı kanunlarg tanzim etmektedir. Bu kanunlar merkezi hükümetin vergi ge- lirlerinden bir kısmı- nın nüfus vs gibi belli kriterlere göre yerel yönetimlere dağıtıl- masını garanti altına uf~.,—j . r. :.J . s ' masını garanti aıuna BjT kadrolannm şışınlmesı onknememek- a l m ı ş t ı r 6 D e v ı e t b u tedir. Trilyonluk yerel yönetim bütçeleri beledi- ye meclislerinde projelerin tophıma faydala- n veya öncelikleri hakkında idareyi elinde bulunduran politik grup ve>a muhalefet ta- rafından hemen hemen hiç bir görüş beyan edilmeden ve hiç bir detaya inilmeksizin bir iki politik içerikli konuşmadan sonra beledi- ye meclislerinçe kabul edilmektedir. Bu da Belediye meclislerinin poliük ve mali dene- ödemelerini aksatma- dan yapmıstır ve yap- maktadır. Devletin vergi tah- silatindaki artış enf- lasyonunun üstünde olduğu için belediyelere ödenen vergi paylan da enflasyondan daha fazla olmuştur. Dolayısıyla yerel yönetimle- re yapüan ödemelerin kısılması diye bir so- ne •Bir taraftan mali sıkıntılardan şikayet ederken diğer getire- taraftan aynı bordürü yılda iki kere yenileyen, kaldınm f - ^ i n m rengini bir kaç katma çıkaran veya aynı yolu üç tedir. Bu kere tanam edip asfaltlayan yerel yönetimler bir şekil- dunım ye- de seçmenlerin fınansal denetimi altına alınmalıdır. rel yone- timlerde katılımalık ve derookrasi prensip- lerine aykın düşmektedir. Yerel yönetimlerin seçimle iş başına gel- meleri onlann her türlü denetimden uzak ol- duğu anlamına glernez ve gebnemelidir de. Katılımcı demokrasilerde yerel yönetimler hem mali ve hem de politik yönden devamlı olarak seçmenlerinin denetimi altındadır. Yerel yönetimlerin politik ve mali denetim- leri için bir seçimden öbür secime kadar bek- lenilmemelidir. tki seçim arasmda 5 yıl gibi run mevcut degiklir ve olmamıştır da. Yerel yönetimlerin devamlı olarak parasızlıktan yakınmalan kendilerine tahsis edilmiş olan kaynaklann azalmasından kaynaklanma- maktadır. Bir taraftan mali sıkıntılardan şikayet ederken diğer taraftan aynı bordürü yıl<da iki kere yenileyen, kaldınm taşının rengini bir kaç kaüna çıkaran veya aynı yolu üç kere tanzim edip asfaltlayan yerel yönetimler bir şekilde seçmenlerin fınansal denetimi altına alınmalıdır. Batıda geliştirilen demokratik katılımcı yöntemler yerel yönetimlerimizde de uygulanmalıdır. Katılımcı demokrasiler- de yerel yönetimin fınansal denetimi yerel bütçenin içeriği bütce Meclise sevk edilme- den önce başına ve basın kanalıyla seçmenle- re açıklanması ile başlar. Televizyon, yazılı basın ve diğer iletişim organlan ile belediye meclisi üyeleri seçim bölgelerindeki seçmen- lerine bütçenin içeriğini izah eder ve onlann görüşlerini alır. Aynca bütçe üzerinde seç- menlerin ve seçmenleri temsil eden politik, kültürel, sosyal ve diğer grupların bütçeye katılırnı sağlanır. Ülkemızde maalesef bu yöntemler tatbik edilmemektedir. Batıdan devamlı olarak örnekler veren yerel yöneti- cüerimiz Batı'nın bu geleneklerine hiç değin- memektedırler. Katılıma demokrasilerde yatınm projeleri önce halka ve onu temsil etmek durumunda olan cemiyet ve organizasyonlann bilgisine sunulmakta ve görüşleri alınmaktadır. Bu- nunla da yetinılmeyerek projeler halkın onayına sunulmak- tadır. Halkın oylan ile kabul ettiği projeler tatbikata konulmakta- dır. Ülkemiz yerel yö- netimleri de aynı pren- sipleri kabul etmeh'dir. f^v Neticede bu projele- r i rin bedelini vergileri ile ödeyecek belde insan- lannm bu projelerin yapılıp yapılmaması ve önceÛkleri hakkı- nda söz sahibi ol- malıdır. örneğin çöp, metro, hızlı tramyay veya tüp geçit prpjesi, üçüncü köprünün yapımı. Kaldınm taş- lannın yenilenmesi, şe- hir içinde yapılacak yollar, su tesisatırun ve kanalizasyonun yeni- lenmesi konulannda seçmenlerin mutlaka gö- rüşleri ve onayı alınmalıdır. Ancak seçmenin yerel yönetimler üzerindeki doğrudan deneti- mi sayesinde yukanda bahsedilen israflar bile • Katılıma demokrasilerde yatınm projeleri önce hal- ka ve onu temsil etmek durumunda olan cemiyet ve or- ganizasyonlann bilgisine sunulmakta ve görüşleri alı- nmaktadır. Bununla da yetinilmeyerek projeler halkın onayına sunulmaktadır. önlenecektir. Yerel yönetimlerin politik ve maii idaresini ayn ayn üniteler yüklenmebdir. Politik bölüm kararlan verip uygulanmaya koydurmalı. Uygulamanın usulüne göre yapıldığını tesbit eden bağımsız mali bölüm ödemeyi yap- mahdır. Yerel yönetimlerin mali kontrolün- den sorumlu bir mali kontrolörü olmalıdır. Bu sistemde seçimle iş başına gelmiş bir bele- diye başkanını yine aynı seçmenlerin oyu ile ış başına gelmiş bir kontrolör vekadrosu denet- lemelidir. Ancak böyle bir denetleme sistemi ile yukanda bahsi geçen aksaklıklar giderile- bilecektir. Bu kontrolör de belediye baskanı gibi seçimle iş başma gelmelidir. Kontrolör kendı seçimini garantilemek için halkın çıkar- lannı korumak ihtıyacını duyacak ve gerekti- ğinde başkana karşı bir tutum almaktan çe- kinmeyecektir. Seçmenlerin yerel yöneticiler üzerinde po- litik kontroUeri de yoktur. Oysa katılıma de- mokrasilerde seçrnen seçim sonrasında da po- litik liderler üzerindeki kontrolünü devam et- tiımektedir. örneğin seçimle iş başına gelen politikacı seçim arasındaki vaatlerini yerine getirmiyor veya seçmenlerinin menfaatleri aleyhine icraatlarda bulunuyorsa politikaayı görevden almak için bir sonraki secime kadar beklenmemektedir. Seçmenler bir belediye başkanını sevme- mek veya onun icraatını pasif olarak onayla- mamakla kalmamaktadırlar. Politikacılann iş başından uzaklaştınlması için derhal giri- şimde bulunabiliyorlar. Liderden memnun olmayan seçmenler bir dilekçeyi imzalayarak tatminsizlikle- rini ifade etmektedirler. Imza sayısının seç- menlerin belli yüzdesine erişmesi hahnde o bölgede yeni- den seçim yapılabilrnek- tedir. Ülke- mizde de böy- le bir yöneti- min geliştiril- — — ^ ^ ı — — — — — ^ mesi gerek- mektedir. Diğer katılıma demokrasilerde olduğu gibi ülkemizde de yöre halkmın yerel yönetim üze- nnde politik ve mali kontrolünü sağlayacak yeni yöntemlerin geliştirilmesi gerekmektedir. Mevcut olan denetim sistemleri işlevlerini yi- tirmiştir. Çalışmamaktadır. Değişik denetim sistemleri ortaya atıhp geliştirilerek Anayasa ve yerel yönetim kanunlannda da gerekli de- ğişiklikler yapılarak bu denetim mekânizması en kısa zamanda oluştumlmalıdır.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle