25 Mayıs 2022 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA 12 CUMHURİYET 9 ARALJK1992 ÇARŞAMBA DIZIYAZI Kâfir rejimleuzlaşmayok T T ^ S S 3 3 I «1/ArtA ^ \Wenç KaplancıldrTürkiye hakkmdapekbilgiye -4- arckcl içinde görevli bazı kışilerinmaaşlı olarak çalıştıklananlaşılmaktadır. Bir konuşmasında CemaleddınHocada'"Biz maaşalmıyoruz.sadece masraflanmızı alıyoruz'" demekıedir. Hareket temelinde oluşan ilişkıler ağı başıa iş bulmak ve resmı makamlarla ilışkılenn düzenlenmesı olmak üzere çeşitji durumlarda önem kazanmaktadır. Örneğin grubun Almanya'daki avukatlan üyelerin mahkeme ilc ilişkili sorunlannda yardımcı olmaktadır. Yine bazı grup ü>eJeri diğerlerine formel göçmen örgütlennin kullanılmasında. oturma izinlerinin alınmasında vs. yardımcı olmaktadır. En genel düzeyde bakıldığında bu harekete üye olmak Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk göçmenler için iki düzeyde önem kazanmaktadır. Birincisi grup içinde varolan dayanışmanın üyelere sağladığı olanaklardır. Bu düze> de üyeler ihtiyaç duyduklannda yardım için başvurabilecekleri birilişkilerağına sahip olmaktadırlar. Hareket. üyeleremaddi anlamdabirdayanışmaağısunarkenpsikolojik anlamda da bir korunma çerçevesi sağlamaktadır. Bu ikincı düzeyde grup geliştirdiği dünya görüşü ile üyelerin reddedildıkleri Batı Avrupa toplumlannda yaşadıklan aynmcılığa karşı kaderci biranlayışiledirenmelerini sağlamaktadır Ama bu dünya görüşü, o toplumlarda. özellikle düşük statülü işlerde çalışan ya da ışsiz olan. gettolarda yaşayan, sosyal tabakalaşma içinde en altta yer alan insanlann sürekli yaşadıklan sosyal baskı ve aynmalığın yarattığı öfkeyi ortadan kaldırmamaktadır. Özellikle ikinci nesildeçok açıkolan dışlanmışlık duygusu ve öfke bir başka düzeye. göç edilen ülkeye yansıtılmakta ve bu düzeyde alabildiğine radikal bir dünya görüşü sunulmaktadır. Bu radıkallık bağlamında da eğitiminı tamamlamamış. ama yaşadıklan toplumda babalan ile aynı kaderi paylaşmak istemeyen. onlann yaptıklan düşük statülü işlerde çalışmak istemeyen ve çoğunlukla işsiz olan ikinci nesil göçmenler gençler için Cemaleddin Kaplan grubu içlerindeki öfkeyi- -bir başka düzeye yansıtarak- en yüksek sesle haykırabileceklen hareketlerden biridir. Asr-ı saadet mekânı: Tûrldye Bu grubun uyelen, gelecekte yaşanacak "asr-ı saadet"in mekânı olarak gördükleri Türkiye hakkında ne biliyor? Ya da Türkıye'de yaşanan sosyo-politik değişimleri ne kadar takip edıyor? Kafalannda olan Türkiye resrni ne? Hareket üyelerinden özellikle ikinci kuşak. Once KARA İMİKİMİN SESİ? Dr. Fulya Atacan enç Kaplancıldr Türkiye hakkındapekbilgiye sahip değil. Kenan Evren V, Turgut Özal ve Necmettin Erbakan 'ı iyi îanıyorlar. Onlaragöre Türkiye'deki tanınmışaydınlar komünist ve din düşmanı. Çocuklar ise A Iman Başbakanı Kohl'ü tanıyor, ama ''Sizin . başbakanmız kim'' diye desoruyor. r.ürkiye'dekigelişmeleri8-10yılgeriden izliyorlar. Bu insanlarkendiyarattıkları ve bu düzeyde dostu-düsmanı tanımladıkları bir Türkiye ütopyası üstünde İslam devrimidüşünüyor. Köln Spor Salonu'nu dolduran, her yaştan yaklaşık 5 bin kişi, tribünlerde ve alanda namaz kılıyor. tebliğ,silahsonaşamadayaşadıklan ülkenin dilini çok iyi olmasa da günlük yaşamını ıdameettirecek düzeyde bılmektedir: konuşurken önemli öiçüde Almanca ya da Hollandaca sözcükler kullanmaktadır. Çocuklar ıse Türkiye hakkında pek bilgiye sahip değillerdır. Türkiye'de Kuran kursuna göndenlmışolanlann Türkiye hakkında bıldikleri orada kendilerine anlatılanlarla sınırlıdır. Başbakan deyınce bu çocuklar ya Kohl'ü biliyor ya da Lubersı. Bana sorduklan sorulardan bazılan şunlardır: "Sizin başbakanmız kim? Türkiye'de okula giderken hâlâ önlük mü giyivorlar?" Genç üyeler Eyren'içok iyi tanıyorlar, hemen hepsi Turgut Özal'ı biliyor ama hâlâ onlann gözündeen önemli polıtikacı Kenan Evren. Avrupa'da Milli Görüş Teşkılaü ile olan ilişkisi nedeniyle hemen herkesin tanıdığı parti lideri ise Necmeddin Erbakan. Bu gruba göre Türkiye'de hâlâ komünizm tehlikesi \ardır. Türkiye'dekı tanınmış aydınlar komünisttır ve din düşmanıdır. Kaplancılarla konuşulduğunda Türkiye'deki gelişmeleri 8-10yıl geriden takıpettikleri izleniminekapılmamak mümkün değildir. Grup üyelerinin Türkiyeyi ve buradaki siyasal değişmeleri tartışVken aslında temeîaldığı çerçeve. Avrupa'da yaşayan Türkler. bu düzeydeki farklı siyasal örgütleruneler ve çatışmalardır. Bu nedenle, grup üyelerinin gözünde. Türkıye'de sol çok güçlüdür ve mücadele edilmelıdır. bu nedenle Erbakan en iyi tanınan politikacıdır. Türkiye dışında, ama Türkiye ile ilgili önemli tasanmlan olan bu insanlar, kendi yarattıklan ve bu düzeyde dostlannı-düşmanlannı tanımladıklan bir Türkiye ütopyası üzerinde İslam devrimıni düşünmektedifler. Hareketın Türkiye'de güçlü bir tabanının yoksunluğu. bu kopukluğu kolaylaştırmaıktadır. Bü kopukluk nedeniyle. Türkiye'deki çeşitli İslami gruplann Cemaleddin Hoca'ya Türkiye gerçeğinı gözönüne almadan bazı çıkışlar i yaptığı vonündekıeleştinler.kola>lıkla"taviz vermek, sistemle uzlaşmak ve hatta İslami olmamak'" diye niteleniyor. Kendısınin Almanya'dan konuştuğunu ve bunun kolay olduğunu söy leyen gruplara karşı Cemaleddin Hoca da "Onlar da buraya gelip konuşsunlar; kolaysa onlar da gelip burada konuşsunlar" diyebılmektedir. Cemaleddin Kaplan'a göre. İslam son ve kamil birdindir. İslam kıyamete kadar insanoğlunun herdevirdekiihıiyaçlannacevapverebilecek güçtedir İslam, itikat, ibadet, muamclat ve ukubat olmak üzere dört ana bölümden oluşmaktadır: İslamın itikat vcibadeı bölümlerine birdereceye kadarizin venlmekte ise de muamelat (yarii dünya. devlet ve siyaset) bölümü ilc ukubat (yani ccza) bölümünc ı?ın verilmcmektevebu'konudakonuşmakbıle yasaklanmaktadır. "Hem din hem dc\lettir, hem ibadet hcm siyasettir. Hatta İslam'ın ibadeti si> asettir, siv aseti de ibadettir. si> asetsiz > e de* letsiz bir İslam dinini düşünmek mümkün değildir." "Tüm İslami Kuruluşlara Tebliğ" başlıklı tebhğinde Cemaleddin Kaplan hareketin amaç ve stratejisini şöyle belirtmiştır: 1 - Dava: İslam'ın hayata hâkim olması. Yani Kuran'ın ana yasa, şeriatın kanun. dev letin İslam olmasıdır; 2- Metot tebliğdir, tebliğ metottur. Yani pe> gamber metodudur; 3- Tebliğ > asıtal an her meşru \ asıtadır; 4- Tebliğ de> rinde ilmi >e fikri zeminde kalıp kaba kuv\ete başvurma, terörist bir hareket yapma yoktur; 5- Tebligatı açık, net \e kesin olarak j aparken, yaka\ ı ele vermeme hususunda da meşnı tedbirleri elden bırakmaz; 6- Tebliğde muhatap millct oladının bir kesimi değil, genç-ihti> ar, kadın-erkek, amir-memıır istisnasız herkestin 7- Küfürle ve kafîr rejimle uzlaşma yoktur; taviz verme yoluna gitme yoktur; 8- Valan, iftira olmadığı gibi abartma, kabartma da yoktur, aldarma ve avutma da \oktur. her Kaplan'a göre bugün Türkiye'de >e bazı İslam ülkelerinde •'cahili\ede\ri">aşanmaktadır. Bilindiği gibi Mekke'de İslam öncesinde > aşanan döneme cahili\ e dönemi denmektedir. Kaplan'a göre de bugün İslam'ın siyasi \e devlet olma vönleri uygulamadan kalktığı, otorite \e yönetimin Allah'tan alınıphalka »erildiği >e dolayısn la günlük işlerde ilahi kanunlar değil de insanlann \ aptığı kanunlar u\gulandığı için v aşadığımız de> ir cahiliy e de\ ridir. Bu nedenle gerçek anlamda ümmet olanlar harekete geçmelidir. Bu harekette taviz, uzlaşma \oktur. Harekette kaynak Kuran, örnek pe> gamberdir. Harekettekiler > olun belli noktalannda >etişeceklerdir." Bunun üçtezgihı > ardır; medrese. tekke, kışla. Medresede şeriatı, tekkede tarikatı, kışlada da tetik çekmeyi 5ğrenecek"lerdir. Geçilmesi zorunlu üç tezgâh Kaplan'a göre hareket içındekı insanlar üç haddedenlmedrese, tekke, kışla) geçer ise adam olur: "Bu üçü bir araya gelince istenen unsur meydana gelecek. Medresemizi kapattılar. Kaplan'a göre İslamiyetin tanımı t Hem din hem devleîtir; hem ibadet hem siyasettir. Hatta İslam'ın ibadetisiyasettir, siyasetide ibadettir. Siyasetsiz ve ibadetsiz bir İslam dininidüşünmek mümkün değildir. şeyiyle ortadadır; 9- Ehl-i Sünnet akidesine ve Ehl-i Süımet fıkıhına bağlı olup, mezhepsizliğe >e> a mezhep değJştirme) e karşıdın 10- Irana Ehl-i Sünnet açtsından bakmaktayız, münasebetlerimiz bu çerçevededir. Yapılan inkılap İslamidir, mezhebi değildir; karşı çıkma veya teslim olma bahis metzuu değildir; 11- De\ letin kuruluş \e icraatında model Asr-ı Saadettir. Yani peygamber tarafından Medine'de kunılan ve sahabe tarafından devam ettirilen kâmil bir hilafettir, altun dev ridir; 12-Şûra'esastır; 13- Kuran dili müşterek dil olup, herkes anadilinde serbesttir; 14- Her Müslümana ümmet gözü> le bakar; ırk, renk, mekân farkı tanma> ız; 15- Herşey fet>a>a bağlıdır. Hakimiyet milletin değii Allahın... Cemaleddin Hoca bu maddelerin tek bir madde olarak belirtilebileceğini bunun da "Allah'a mahsus olan hakimiyet hakkını (kanun koyma yetkisini)insanlardanalıp Allah'a iadeetmek" olduğunu Miylemektedir; hakimiyet hakkı, kanun koyma yıtkisi Aliah'a. bu kanunlarıuygulama görcvi de kullara aittir. çünkü tehlikeyi sezdiler." 1988'de Köln'de Kaplan grubuna ait medresenin kapatılmasından sonra, Cemaleddin Hoca şerıat cğıtimının kendi kasctlen kanalıy la tüm Avrupa sathında yapıldığıru belirtmektedir. Tekke konusunda da Cemaleddin Hoca şu görüşleri öne sürmektedir: "Tekke meselesi de dejenere oldu. Her kafadan bir ses geliyor. Her sabah kalkan ben şeyhim diyor. Türkiye'yi. Türkıve topraklannı parsellediler. Bunlan da birleştirmek lazım." Türkıye'de yaşanan İslami bölünmeve karşı hem siyasal planda hem de tasavvuf planında birleştirici düsturun "kaynak Kuran. örnek peygamber" olduğunu belirten Kaplan. tasavvufta "Öyle uzun uzadıya binlerce keiime-i tevhid" olmadığını savunarak kendilerinin zikir olarak günde "yüz kere tövbe istiğfar, yüz kere kelıme-i tevhid, yüz kere salatü selam ve bırıki dakıka lefekkür-i mevt" yaptıklannı belirtmektedir. Hareket içindekilerin geçmesi gereken üçüncü tezgâh olan kışla konusunda ise Kaplan şunlan sö>lemektedir: "Kışlaya gelmedik, bazen buralarda bir şcyler yapıyorlaramakafıgelmiyortabii. Yapmadan yazıyorlarbunlar. boşdurmuyorlar. Elin gavuru yazıyor. Tabii henüz ona pek sıra gelmedi ve geldiğı zaman da yapılacaktır. Şu hareket tebliğ hareketidir, kaba kuvvete başvurması yoktur. Silahlı birçatışmaya tebliğ devrinde niyeti yoktur. Niye. zarargelir. Kıvamma gelmeden, üçte bir tabana sahip olmadan en azından. sünneti seniye bu, sokağa çıkamazsınız. Sokağa çıktığınız zaman yine silahyok. Devletoluncaya kadar, devletin eşiğine vanncaya kadar. Örnek peygamber... Tebliğ devrinde mutlaka sükûnet lazım. huzur lazım. Zamanı gelmeden o nisap tamam olmadan harekete geçerseniz birçok kışilerin kanının dökülmesine ve bir daha o boşluğu doldurma imkânına belki sahip olamazsınız. Hama hadisclerini hıç unutmayın. Ama o da nasıl başladı. nasıl oldu bilemiyoruz, ayn bir mesele sünneti seniye bu. İmam-ı Azam'a şoruyorlar. diyorlar ki bir memlekette idare İslami olmaktan çıkarsa. küfür bir idare hakim olursa neyapacaksınız, söyleyin! Haocemaatte vacip oldu mu ki kıyam etsin, ayaklansın. Diyor ki iki şartla. Biryüzdeyüzeyakın birihtimalle alaşağı etme başansına sahip olacaksınız. O kanaat hasıl olacak stzde... Ikincisi de onun yerine sağlam bir kadro. Bu iki şart bulunduğu zaman bugünü yanna bırakmalan doğru olmaz. vacip olur. farz olur." Yukanda açıkça görüldüğü gibi insanlar medrese eğitimınden geçmeli, kendi tanımladıklan çerçevede zikir yapmalı ve silah kullanmasını öğrenmelidir. Cemaleddin Kaplan. yaptığımızgörüşmede, her Müslümanın mutlaka silah kullanmayı bılmesi gerektiğini ama bugün kendilennın tebliğ aşamasında olduklannı. yani insanlara İslam'ı anlattıklannı vc "terönst" bir faaliyetleri olmadığını belirtmiştır. Kalıldığımız Köln toplantısında bir kişi "Siz hâlâ "cihat zamanı değil' dı> orsunuz. daha ne kadar. gençler bu hareketi terkedene kadar. bekleyeceksiniz?" diyesorduğunda Kaplan, "Bu hareketi lerk eden gençlerdemek ki bu hareketi anlayamamış. olgunlaşmamıştır. Bizde terörist faaliyet yoktur. Tebliğ dönemindeyiz" cevabını verdi. Son aşamada > a da devletin ele geçirilmesi aşamasında. silahlı ayaklanma olacaktır; ama bu aşamaya gelene kadar ızlenmesi gereken yol, sadece İslam'ın (kendi yorumladıklan biçimde) her yerde ve her mekânda anlatılmasıdır. İslam Federe Devleti'nin kurulduğunu ilan ettiğı konuşmasında da Kaplan. hareketin "ilmi ve fikri zeminde kalarak kaba kuvvete başv urmadan tebliğ çalışmalanna" hız vereceklennı belirtmektedir. Bu konuşmadan yaklaşık altı ay sonra televizyonekranına da yansıyan başka bir toplantıda, üyelerin taşıdıklan silahlann nc anlamageldiğini kestinnek kolay değildir. Bu silahlı mücadelcye başlanacağının bir işarciı midir?Sılahl: mücadele için öngörülen şarllann yerinegeldiğini savunmak mümkün değildir. SÜRECEK POLITIKA VE OTESI MEHMED KEMAL Dosttan Geten Selam-. Milliyet Yayınları yönetmeni Hikmet Altınkaynak, llha- mi Soysal'ın "Demokrasi Diye Diye" adlı kitabını gön-' dermiş. ilhami, gözlüklerinin ardında gülen gözleri ile alaycı alaycı bakıyor. Sunuş yazısından öğreniyoruz ki kitabı ölümünden önce kendi elleriyle hazırlamış. Bir yazar kitabını hazırlamaz, yazar. ilhami de sağ olsaydı, elbette yazardı. ilhami kolay ve ivedi yazanlardandı Ak- şam gazetesinin Ankara bürosunda masasma oturdu mu birinci sayfadaki yazıyı bir çırpıda çıkarırdı. Sağ olsaydı dedim. Yazıya başlarken İlhami ileölümü bir araya getıremedim. Çok genç yaşta tanımıştım. Çan- kırıkapı daki evine çağırdığı günü düşunuyorum. Ne denli genç, ne denli çocuksuydu. Bursa'da bir süre ga- zetecilik etmiş, sonra Ankara'ya düşmüştü. llkin Rüz- garlı Sokak'ta, "Pazar Postası" dergisi çevresinde top- lanan yazarlar arasına girmişti. Buraya girmek Muzaf- ferErdostun "edebiyatmahfelinde"toplanmakdemek- ti. Zaten ilhami'nin bir yani da edebiyat değil miydi? Çağdaş Türk edebiyatı üstüne hazırladığı antolojisınde seçtikleri ince elenmiş. sık dokunmuşlardı. Her basımın- da da yeni seçmeler yapardı. Ankara basınında bizim için birinci kuşak nasıl Mekki Saitler, Sabahattin Sönmezler, Emin Karakuşlar ise ikinci kuşak Çetin Altan, Cüneyt Arcayürek, Şinasi Nahit Berker, Fethi Giray, Nusret Baban'dı. İlhami Soysal üçüncü kuşağın önde gelenlerindendi. Nitekim çok ça- buk ilerledi; Milliyet. Akşam gazetelerinin Ankara tem- silcisi oldu. Gazetelerın üç-beş Ankara temsılcısi olur- du. Onlardan birini kaçırdın mı uğraşta yaya kalmış sayılırdın. ilhan Selçuk'un yazdığı gibi İlhami az konuşan bir in- sandı. Az konuşan değil, hemen hemen hiç konuşma- yandı. Onun için yakınında olanlar, "Beşlik simit gibi kuruluyor" derlerdi. ilhami ile gazeteciliğe başlayanlar arasında şimdi kaç kişi var ki? Şöyle bir sıralamak iste- sem Orhan Tokatlı, Yurdakul Fincancıoğlu, Levent Es- mer, Güngör Yerdeş, Faruk Taşkıran, Kemal Şener, Zeki Sözer, gözlerimin önüne gelenler. Peki ya anımsa- yamadıklarım, gözlerimin önüne gelmeyenler? Zaman ne çabuk geçiyor, insanlar ne çabuk unutuyorlar. ilhami, 1960tan sonra öne fırlayan birarkadaşımızdı. Başta sendikacılık olmak üzere birçok konuda birlikte çalışmıştık. Temsilciler Meclisi'ne girmişti. Suskunluğu, durgunluğu ile bu göreve yakışıyordu. Bu görev için bir seçim yapıldığında Altan öymen, Oktay Ekşi, İlhami Soysal önü alanlardandı. Bizim için artık bir yazar, bir parlamenterdi. Ancak 12 Mart ve 12 Eylül rejimi, yazar ve parlamenter tanımadı. İlhami bir çırpıda baskıların, işkencelerin sarmalına girdi. Yakalayıp gotürdukleri ll- hamiye neyin hesabını sormuyorlardı ki! Sendikacılı- ğın, parlamentoculuğun, Yön'deki, Akis'teki dergicili- ğin... Ben daha önce hapisaneyi tanıdığım için bana hapisli- ğin ne mene bir iş olduğunu sorardı. Ben de biraz abar- tarak anlatırdım Oysa sonraları ilhami'nin hapisliği yanında bizimkiler solda sıfır kaldı. Hapislerden çıkıp belli koşullara girdiğimizde takılırdım. "Hapislik nasıl?" Alaycı gözlerinin ardındân bakar: "Boş ver!.." der geçerdi. Bu "Boş ver "i söylerken damadı ve kızı hapisteydi, evinin masrafi gittikçe omuzlarına çöküyordu. ilhami iç- ki içmezdi. Hapisten sonra bir kadeh limonlu votkanın tadına ulaşmıştı. Bir kitap, bir dosttan gelen selama benziyor. Kitabını okurken selamlaşıyor. "Merhaba ilhami!.." BULMACA 1 2 3 4SOLDAN SAĞA: 1/ Uzun kış gecelerinde dost. ahbap, komşu ve akrabalann birlikte ye- dikleri akşam yemeğine ve o gece yapılan eğjen- ceye verilen ad. 2/ Ustü kapalı olarak anlatma... Yoksul. 3/ Mısır'da bir- çok kalıntırun bulundu- ğu ünlü arkeolojik alan... İtalya'da bir ır- mak. 4/ Eti yenen bir cins deniz kabuklusu. 5/ Doğalgazın önemli bir bileşenı olan gaz... Bir meyve. 6/ Bir şeyi inceleyebilmek için. enle- mesine ya da boylamasına kesildi- ğinde ortaya çıkan yûzey... "Çok önemli kişi" anlamında uluslara- rası kısaltma. 7/ Müstahkem yer... Uğur, iyi talih... Uzaklık işareti. 8/ Soylular sınıfı. 9/ Asker... Muhte- mel. YUKAR1DAN AŞAĞIYA: 1/ Bir çeşit pamuk ipliği. 2/ Avust- ralya'da yaşayan bir cins deveku- şu... Taraça. 3/ Sarkaç... Tavlada bir sayı. 4/ Bir zaman birimi. 5/ Güç. emek. caba... Afrika'da bir ülke. 6/ înce yapılı... Büyük- baş hayvanlara verilen ortak ad. 7/ Sözcük türetmek ya da söz- cüğün görevini belirtmek ıçin-kullanılan biçim verici ses... Pos- tu. kaplan postu gibi çizgilı bir tür Afrika zebrası... Sodyumun sımgesı. 8/ Kokusu hardala benzeyen zehirlı bir savaş gazı. 9/ Kır koşusu... Yapraklan sebze olarak kullamlan bir bitİu. tLAN ANKARA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 91/912 Demetevler 12. Sok. No: 44/A Ankara adresınde bulunan Zafcr Kaya'ya TEK Ankara Elektrik Dağıtım MOessesesi tarafından alcyhinize açüan 4.357.230 TL alacak davası nedeniyle adınıza çıkanılan tebli- gat bila tebliğ iade edildiği, yapılan zabıta araşurmasında da adresi- niz tespıt edilemedığinden ılancn tebligat yapılmasına karar venlmiştir. Karar gereğince duruşma günu olan 21.1.1993 günü saat 10.05'te raahkemeye bizzat gelmeniz veya kendinizi bir vekille temsil ettinneniz, aksi halde duruşmaya gelmediğinizden HUMK'nun 213 ve 337. mad- deieri gereğince yokluğunuzda karar verileceğinden dava dilekçesi ve duruşma gununün tebliği yerine ilan olunur. 17.11.1992 Basın: 46606 MALİYE VE GÜMRÜK BAKANLIĞI KIRKLARELİ DEFTERDARLIĞI'NDAN İŞYERİ KAPATMA DUYURUSU Aşağıda adı ve soyadı belirtilen mükellefin işyeri, belge dûzenjne uymaması nedeniyle Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 354. maddesi uyannca 1992 yılı içinde birince defa 3 (Üç) gün, ikinci defa 5 (Beş) gün süre ile kapatılmıştır. tşyeri kapatılan mükellefin: ' Adı, soyadı veya unvanı: Yusuf Candar. tşyerinin adı veya unvanı: Candarlar Ticaret. Adresi: H.Hasan Mah. Dere Sokak No: 12 Babaeski. Kapatma nedeni- Belge düzenine uvulmaması. Duyurunuıı kanuni dayanağı: Bu duyuru 213 sayılı Vergi Usul Ka- nunu'nun 5. maddesi hükmu ile aynı kanunun 182 sıra numaralı ge- nel tebliği uyannca yapılmıştır. Basın: 46462
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle