25 Mayıs 2022 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
4ARALIK1992CUMA CUMHURİYET SAYFA KULTUR 11 Sinema yazanmız Atılla Dorsay, yurtdışında bulunduğu içiır yazılan- na bir süre ara verecektir. Üç Kıta Festivali •NANTES (AA)-Fransa"runNantes kentinde her y ıl Güney Amerika, Asya ve Afrikafilmleriarasında yapılan Üç Kıta Festivali'nde bırincilik ödülünü Çin yapımı "Kan Rengi Bir Sabah" adlı fılm aldı. Nantes kentinde. fınale kalan 11 fılm arasından Altın Top ödülünü alan ve yönetmenliğjni Lı Shaohong'un yapüğı fılm, Kolombiya'h ünlü yazar Gabriel Garcia Marquez'in bir romanından esinlenerek beyazperdeyeuyarlanmış. Sanat, ırkçılıga karşı • BERLİN(AA)- Almanyada son yıllarda artan ve özellikle 23 arahkta, üç Türkün hayatını kaybettiği Mölln katliamı ile en uç noktasına ulaşan yabana düşmanlığına karşı sanatsal etkinlikler yoğunlaştı. Bu çerçeyede Berlin Schiller Tiyatrosu'nda "İnsan Onuruna Dokunulur" adb oyun sergilendi. Nelly Sachs ile Erich Fried'ın şiirleri okundu. Birdiğeretkinlik de, Berlin Operasf nda düzenlenen ve 41 değişik ülkeden gelen insanlann katkısıyla sürdürülen, yabana düşmanlığına karşı olduklannı vurguladıklan konuşmalardı. Yeni gelişmeler ve ilişkiler • Kültür Seryisi- Guggenheım Müzesı'nin Özel Programlar Müdürü Jan Ernst Adlmann, Plastik Sanatlar Derneği'nin katkılanyla, Yıldız Üniversitesi Oditoryumu'nda "Guggenheim Müzesi'nde Yeni Gelişmeler ve Uluslararası İHşkiler" adb bir konferans verecek. Bugün saat 14.00'tegerçekleştirilecek konferans halka açık yapılacak. Giuliani Dörtlüsü • Kültür Servisi- İstanbul Teknik Üniversitesi ve Kültürel Hizmetler Komitesi ve Avusturya Kültür Ofısi işbirliği ile 16 aralık saat 18.30'da, Eski Maden Fakültesi G Amfisi'nde bir konserdüzenlendi. "Giuliani Dörtlüsü" tarafından sunulacak konserin solisti Helmut Leonardt. Manço'yaşövalye nişanı • Kültür Servisi- Türk popmüziğinin önde gelen sanatçılandan Banş Manço'ya, evrensel kültüre olan katkılanndan dolayı Belçika Kralı Baudouın tarafından Belçika Kraliyeti'nin en önemli şövalye nişanİanndan biri olan "Chevab'er De L'ordre De Leopold lTjıişanı verildi. Banş Manço'yaşövalyfenişanının 15 aralık tarihinde Brüksel'dedüzenlenecek bir törende verileceği bıldirildı. Irkçılığı ppotesto konsepi •FRANKFURT(AA)- Almanya'mn tanınmış müzık topluluklan ve şarkıcılan. ülkede artan yabana düşmanlığı ve ırkçılığı protesto amaayla bir açıkhava konseri düzenliyorlar. Frankfurt'ta 13 aralık cuma günü fuar alanındadüzenlenecek konserde. "Bugün Onlar. Yann Sen" sloganı altında yabana düşmanlığına karşı sessiz kalanlan harekete geçirmeyi amaçladıklannı belirten müzisyenler arasında dünyaca ünlü The Scorpions topluluğu da yer alıyor. Ücretsiz olacağı bildırilen konsere Ulla Meınecke. Marius-Müller Westernhagen. Jule Neigel ve Peter Maffay gibi şarkıalarla çeşitli topluluklann katılacağı açıklandı. Konser Alman ZDF televizyonunda naklen yaymlanacak. Özgön döşünce toplantısı • Kültür Servisi-'Türkiye'de özgün düşünce üretımi" konulu yuvarlak masa toplantısı, 7 aralık saat 18.00'de Avusturya Kültür Ofisi salonlannda gerçekleştirilecek. Toplantıya konuşmaa olarak Prof.Dr.Bedia Akarsu, Prof.Dr.Zeynep Davran ve Prof.Dr.Şara Sayın katılacak. Benetton'dan burs • KültürServisi- United Colors of Benetton, İtalya'da yapılan bir basın toplantısında açıkladığı projesiyle tasanm, fotoğraf, grafık tasarun, kumaş. metal ve seramik dallannda başanlı 30 öğrenciye burs vererek eğitim alanında önemli bir hizmete hazırlanıyor. Benetton "Fabrica" Uygulamab Sanatlar İnceleme ve Araştırma Merkezi'ne alınacak öğrencilerin saptanması içın dünyanın dört bir yanındaki Güzel Sanatlar Okullan ile işbirliği kurarak öğrencilerin projelerini Italya'ya getirtip. burs programına alınacak gençler tespit edilecek ve gençler üç ay ile biryıl arasında değişen programlara katılacaklar. Gençlerin tüm konaklama masraflan Benetton tarafından karşılanacak. Tuğlacı'ya yenî unvanlar • Kültür Servisi- Uluslararası Güvenlik ve Banş Parlamentosu'nun Türkiye elçiliğini yapan tarihçi Dr. Pars Tuğlaa'ya Paris İnsani Bilimler Evrensel Akademisi'nce '"şeref profesörlüğü", Los Angeles Addison Devlet Üniversitesi'nce "genej araştırma doktorluğu", Londra Üniversitesi Tatbiki Araştırma Enstitüsü'nce "edebiyat doktorluğu" payeleri verildi. Tuğlaa aynca Avustralya'nın Uluslararası Araştırma Enstitüsü'ne "şeref profesörlüğü" unvanıyla ömür boyuüyeseçildi. SİNEMA Michael Mann, James Fenimore Cooper'ın ünlü romanını sinemaya uyarladı: Mohikanlar'ın Sonuncusu Silalıa ve ticarete evet, viskiye hayırKültür Senisi- James Fenimore Coo- per'in 1825'de yazdığı ünlü romanı "Mohi- kanlann Sonuncusu" beyazperdeye uyar- landı. Daha önce de bırçok defa perdeye aktanlan romanın öyküsü, 18. yüzyılın ikina yansında geçıyor Koloni Ameri- kası'nda İngilizler ve Fransızlar kıtayi ele geçirmek ıçin kıyasıya savaşmaktadırlar Yörede yaşayan yerlı kabileleri de kendi çıkar savaşlanna sürüklerler. Michael Mann'ın çektiğı fılmin yeni ver- siyonunda. öykü Cooper'ın romanından çok 1936 yılı yapımı filmin senaryosuna dayanıyor O zamanlar Mohikanlann so- nuncusu Havvkeye rolünü Randolph Scott başanyia canlandırmıştı. Filmde Havvkeye rolünü bu kez "Sol Ayağım", "Benim Gü- zel Çamaşırhanem" ve "Varolmanın Da- yanılmaz Hafifiiği" filmlennden tanıdığımız Oscar'lı ünlü İngiliz oyuncu Daniel Day Levvıs canlandınyor. Yönetmen Michael Mann bızde de bili- nen "Mıami Vice" televizyon dizisiyie ünlü. "Thıef" ve "Manhunter" gıbı filmle- n ses getiren yönetmen içın "Mohıkanla- nn Sonuncusu", mesleğinde bir boşluğu doldunjyor: Mann. film tasansını önce Fox fılm şirketi yapım başkanına götürür. Geri planda biraşk öyküsünün romantız- miyle de bezeli bu epik \e hareketli öykü çok beğenilir. hemen ön hazırlıklara gırişi- lir. Havvkeye rolü için Mann. "Sol Ayağım"dan ben kendisine önerilen bü- tün tasanlan geri çevıren Daniel Day Le- vvis'i düşünmektedır. Lewis. bu öyküyü de geri çevirir. Araya Hollywood"un ünlü "menajer"lerınden Sam Cohn'un girme- siyle rolü kdbul eden Levvis. sonradan fık- rini değiştirmesini şöyle açıklıyor: "Bana insanlarda en çekici gelen şey yaptıklannın değerini bilmelen ve bunu başkalanna sat- maya uğraşmamalanydı. Aynca Michael"- in döneme ait tarihı çok iyi bilmesi de beni etkiledi." Çalışmalara başlanır ve Mann. Levis'e filmle ilgiU baa kıtaplar. konuyla ilgili çe- şitli görüntüler ve müzik kasetleri gönde- rir. Day Levvis yine dc şaşkındır: "Bcnce bu riskîı bır kurardı. Michael'ın Havvkeye karakten için hala nıye beni seçtığini anla- yamıyorum Daha öncckı çalışmalanmda- kı hangı nıtcliğim bunu düşündürtmüş olabılır bilmiyorum. Benim açımdan garip bir seçim." Amerikan Kızıldenlılcnne Hollyvvood- un geleneksel kalıplanndan farklı. otantik bir bakış açısıyla yaklaşan fılmin öyküsü şöyle: Yer. 1757'de sömürge durumundakı Amerika. Yerli kabılelerle müttefıklik ku- ran İngilizler ve Fransızlar. Amerika'yı egemenlikleri altına almak içın savaşmak- tadırlar. Filmin kahramanı Havvkeye (Da- niel Day İ4*»ıs) bqr iki taraftan da değjldır f İngiliz anrfe-fcabasmın ölmesi üzerine fki yaşında öksüz kalan Havvkeye. Mohıkan- lar tarafından e\lat edinilir ve kabilenın kültürünü alarak yetişir. Bu iki farklı mi- ras Havvkeye"nın kişılığindc birbirlenyle çelişmeden uyum ıçinde var olurlar. Havv- keye'nın halkı ve diğer yerli kabileler için "silahlara ve ticarete evet, boncuklara ve viskiye hayır" şeklinde özetlenebilecek bir yaşam .görüşü vardır. Fiziksel gücünü farklı bir yaklaşım esnekliği ve çatışmalar- dan kaçınma isteğiyle birleştirebilen sa- vaşçımız. iki kültürdeki yetkinliğinı, yer aldığı tarafın avantajına çevirir. Babası Chıngachgook (Russel Means) ve kardeşi L'ncas'la (Eric Schvvcig) yolculuk ederken kafa densı yüzen vahşı kabile Huron'lann kurduğu pusuya düşen İngjhz kızkardeşler Cora Munro (Madeilene Stovve) ve Alıce'i (Jodhı May) kurtanr ve onlan. albay babalannın kalesine gidenc kadar koru- mayı üstlenir. Çekimlerın çoğu tarihi Biltmore Mali- kanesı"ndc yapılmış. O dönem koşullannı gcrçeğe en yakm şekilde aktarabilmek ıçin olabildiğince el değmemiş bir vadi mekan olarak seçilmiş. Bu arada çekimde görev alan yüzü aşkın teknisyen. kameraman. makyöz. kostümcü ve fıgüran kötü çalı- şma koşullannı. kötü yemeği ve düşük üc- /Çtı peden göstererek greve gıtmişler. Çe- -KitniŞaVlaşık dört ay sürenfilrn,sonunda Mohikanlar tarafından evlat edinen Ha»keye( Daniel Day Lewis), tuzağa dü- şüriilen albayın kızı Cora'yı (Madeleine Stowe) kurtanr. geçen eylül ayında tamamlanmış. Eleştirmenler tarafından otantik olana bağlı kalma çabası ve aynntılara verdiği önemden dolayı övölen Michael Maniî, enerjik ve zorlu bir yönetmen. Çalışma ar- kadaşlannı ona gücenmekten alıkoyan bir şey varsa, o da Mannin kendisinin diğerle- nnden çok daha fazla çabşması. Oyuncu- lar içın yönetmenin bu enerjisinın çoğu za- man bir motivasyon kaynağı olduğu söy le- niyor. Filmde albayın kızı Cora'yı can- landıran Madeleine Stovve "Michael be- nim daha önce gerçekleştıremediğim bir şeylen gerçekleştirmeme yardım etti" di- yor. Yönetmen de Stovve hakkındaki gö- rüşlerini şöyle dile getiriyor "Madeilene içgüdüsel ve entelektüel bakımdan her şeyi ifade edebilecek yeteneğe sahip bir oyun- cu." Filmde kendisini düştüğü tuzaktan kur- taran Havvkeye'la bir aşk ilişkisi yaşayan Cora rolündeki Stovve, yönetmenle Day Lewis arasında kurulan yakm ilişkıyi an- latıyor: "Daniel eşsizdi. Michael'i hiçbir zaman sorgulamadı. Aralanndaki, derin, sözcüklere dökülmemiş bir anlaşmaydı sankı. Çoğu zaman Daniel, rolü ğereği teh- likeli ve zor şeyler yapmak zorundaydı. Bunun karşılığında hiçbir zaman övgü veya teşekkür beklemedi. Bence bu erkek- lere özgü bir şey. Micflael komutandı ve Daniel de emirleri yerine getirrnek zorun- daydı. Gerçekten de birbirlerini önemse- yen bir ikiH.'." Çekimin sonlanna doğru Madeilene de bu anlaşmanın bir parçası olmuş: "Filmdeki diğer önemli karakten canlandıran bir oyuncuyla çalışırken yö- netmenle yakın bir ilişkiyi paylaşıyorsu- nuz. Adeta dışlayıa bir topluluk. Diğer bütün oyunculann da'aynı ruhu yaka- lamaya çalıştıklannı fark ediyorsunuz. Bu olağanüstü bir duygu." Rol arkadaşı Madeilene Stowe"un ıyi bir dramaturjı ortağı olduğunu söyleyen Le- vvis, "En önemlisi düşünceli ve disiphnlı bir oyuncu olmasıydı" diyor. Çekimlere baş- lanmadan önce Mann'le birlikte "orman- da hayatta kalma" ve silahlarla ilgili bir kursa katılan Day Levvis daha sonra ka- palı mekanlan kısıtlayıcı bulmuş: "Avru- pa'ya geri dönmeyi hayal bile edemiyor- dum. Aylarca her sabah erkenden sete ge- lip vahşı savaşçı Havvkeye'yı canlandır- dım. Şimdi her şey çok garip geliyor." Bütün bu zorlu çabalann ürünü olarak ortaya ç\kan fılm, olumlu eleşnriler alıyor. Independent gazetesinde yayımlanan bir makalede özellikle Daniel Day Levvis'in Havvkeye rolündeki yorumuna değinili- yor: "Day Levvis. Havvkeye rolünde çok inandıncı bir oyunçıkartıyor. O. kendi ku- şağının Hollywood"da ödün vermeyen tek İngiliz oyuncusu. iki farklı oyunculuk kül- türünün vansi olan sanatçmın tana. bir ta- raftan 'bana inanın, çünkü ödevimi yaptım ve onu kazandım" derken öte yan- dan 'bana inanın, çünkü ben öyle istiyo- rum' diyor." Day Levvis, rolünün "havası- ndan çıkmamak" için sette çalışma aralan- nda verilen çaylan bile geri çevırmış. Çekjm sırasında cakmaklı tüfeklerin ıyi ateş abp almadığına, toplann doğru düriist çalışıp çalışmadığına kadar en ufak aynntılarla ilgilenen Mann'ın tarihsel ger- çeklere bağb îcalma çabası da övülüyor ve şöyle deniliyor: "Amenkan yerli tarihine suçluluk duygulanyla yaklaşmayan bir fılm bulmak çok güzel. Bu kültürü daha ıyi anlayabilmek ıçin ıyi niyetle yaklaşmak ge- rekir. Suçluluk duygusuyla ancak "Kurt- larla Dans' yapılır." Yönetmene gelecek fılmıyle ilgili planlan sorulduğunda yanıtı şu oluyor: "Çok büyük olasılıkla günümü- ze ait bir fılm olacak. Size şöyle açıklaya- ynm: Aylarca dağ eteklennde, ırmak ke- narlannda çekim yaptıktan sonra artık bi- raz şehir havasını solumak istiyorum. Elektrik. 'rock'n roll". "fast food' ve park sorunu gibi uygarbğın nımetleri olmadı- ktan sonra doğa ne işe yarar!" Film tamamlandıktan sonra aylarca iş- gal edip gürültüyle doldurduklan vadiden aynlırken fibn ekibi çekimlerde kullandı- klan tırmanma botlannı ortaya yığıp üstü- ne gaz dökerek ateşe vermişler. Kostümle- rinı James Acheson'un hazırladığı. senar- yosunu yönetmenle birlikte Chnstopher Crovve'un yazdığı fılm şu sıralar ABD ve Âvrupa sinemalannda gösteriliyor. Orhan Oğuz'dan 'aykırf bir film 'Dönersen Islık Çal' Dışlananların hüzünlü öyküsü Dönersen Islık Çal Yönetmen ve görüntü yönetmeni Orhan Oğuz / Senaryo: Cema Şan Sanat yönetmenleri: Esra Avcı Tuncer, Galip Tekin ; Müzik: Tahsin Ünüvar / Makyöz : Suzan Kardeş / Yapım: Uğur Film. Oyuncular: Fikret Kuşkan, Mevlüt Demiryay, Derya Alabora, Menderes Samancılar, Ferment Yönel, Murat Kurtuluş, Cihan Bıkmaz. Konuk oyuncu: Orhan Elmas. senaryosuyla çıktı sete. Cemal Şan, Yunus Nadi Yanşmasf nda daha önce de ödüllen- dırilmişbirısım. Çeşitli sanat. sinema ve mizah dergile- rine yazdığı öykü, şiir ve yazılanrun yanı sıra bırçok filmde oyuncu. senarist. teknik FATMA ORAN Yukardakı künye. devlet yardımı alan fılmlenmizden bırine: görüntü yönetmen- liğinin de getirdiği binkımle düşündükleri- ni izleyiciye daha sağlıklı ve özgürce akta- rabildiğini söyleyen Orhan Oğuz'un otuz işgününde. dokuz yüz milyonluk bir büt- çeyle gerçekleştirmeyi planladığı 'Döner- sen Islık Çal'aait.. Her filminde düriist. özenli ve kolaya yapımcı ve yönetmen yardıması olarak görev alan Şan. Dönersen Islık Çal'ı, bir arkadaşının hayatından esinlenerek ya/mı> İktisat öğrenimi gören Cemal Şan, Beyoğlu'ndaki Hayal Kahvesi'nin kurucu- (Mevlüt kan) bir shk Çal' kaçmayan bir sinema dilı oluşturan Orhan Oğuz. eşi Nuray Oğuz'un yazdığı senaryo- lar üzerine görsel tasanmlar yaptıktan son- ra çekimlere başlıyordu ama. bu kez. Ce- mal Şan'ın 1990-91 Yunus Nadi Ödülleri- Senaryo Dab'nda övgüye değer bulunan lanndan... Toplumun dışladığı iki insanın birbirine sığınması. diye özetleyebiliriz. 'Dönersen Islık Çal'ın konusunu. Bu insanlardan biri bir 'cüce'. öteki ısc bir 'travesti'. Filmin cücesı Mevlüt Demiryay,yirmi altı yaşında. Niğde doğumlu bir İstanbul- lu. Suİtanhamam'daki bir çeyizcide tez- gahtarhk yapan Demiryay. Heybeliada'da yaşıyor. Müzikaf dızi Fosforlu Cevriye. Seni Seviyorum Rosa ve Mavi Sürgün'den sonra bu. dördüncü fılmi. Sinema çalışmalanndan önce de komedi shovv'larda oynamış. Burada, "barda çalı- şan bın'ni canlandıran Mevlüt Demiryay, bir 'dostluk fılmi" olarak tanımlıyor, "Dö- nersen Islık Çal'ı. Boynunda hep asılı du- ran düdüğün de filmde önemli bir 'rol'ü var... Bir 'gece' fılmi. Dönersen Islık Çal. Gece fılmi ama, 'karanlık' bir fılm değil. "İç açıa, tabii biraz da hüzünlü." Böyle diyor, Orhan Oğuz. İki 'gece kuşu'nun bu hüznü- nü pekiştirmek için fılmin ana müzığinde 'Havada Bulut Yok'un modernize edümiş bir yorumunu kullanacaklannı söyleyen Oğuz, bu ezginin sanki fılmi bütünleştire- ceği duygusuna kapıldığını da belirtıyor... Gençler ve Mehmet Eroğlu'nun romanı- ndan Okan Uysaler'in televizyona uyar- ladığı 'Issızlığın Ortası' dizilerinden sonra Sis. Gizli Yüz ve İki Başh Dev'de başanlı oyunlar sergileyen Fikret Kuşkan ise. bu filmde 'aykın" bır rolle karşımıza çıkıyor Bakıyorum da. derinliklerinde çıtkınldım yeşiller panldayan ıri kahverengı gözleri. kaîemle çok usturuplu biçimlenmiş kaşlan ve buğulu bakışlanyla boylu poslu 'yakı- şıkb' bir kadın olmuş pek ala. Dudak- lannın kınnızısı insana Roger Vadim'in "dişi'lerini hatırlatıyor. Teninin beyazbğı gözalıcı. Julia Roberts'ınkiler kadar uzun ve bi- çimli bacaklan var. Ona, bir travestiyi canlandırmanın nasıl bır duygu olduğunu sorduğumda. iliklen- ne kadar kadın' görünen bu güzel 'şey', dudaklannda uslanmaz bır delikanlı gülü- şü ve beklenmedik davudi bir sesle, rolü- nân 'marjınal' bir rol olduğunu söyleyerek konuşmasını sürdürüyor: "Sınırdakı bır insanın yaşantısı bu. 'Mo- tor' komutuna kadar oyunculuğunuzun ötesinde kışısel olarak erkeksıniz. "Motor'- la birlikte, ne erkek ne kadın olmuş ama kadın olmaya özenmış ve o yaşamı seçerek cinsel kimlığini böyle bulmuş bir insani oy- nuyorsunuz. Hüzünlenmemek elde değil. Ama bu bır arz-talep meselesi. Toplumu- muzda ne kadar çok sapık varsa. o kadar çok da ekstrem insan var. Fırça bıyıklılannrmagandalann bu insanlara ta- lebi fazla." Film öncesi birçok eşcinsel ve travestiyle görüştükten sonra. önyargjyla yaklaştığı bu insanlara karşı şımdı daha anlayışb ol- duğunu da sözlerine ekleyen Fikret Kuş- kan. "Gözlemım o dur ki,"diyor. "travesti- lerin çoğu işı ne kadar umursamazlığa vu- rurlarsa vursunlar. tumturaklı bir kederin durgunluğundan kendilenni kurtaramı- yorlar. Alay konusu olmanın, kınanmanın ve süreklı taciz edilmenin ne demek olduğunu ben de bu "rol'le duyumsamaya çalışıyo- rum." Clint Eastvvood sonfilmi'Affedibneyen'de Öldürme kültürünü irdeliyorKültür Servisi- Beyazperdenin John VVayne'dan sonra yarattığı en popüler ve en başanlı kovboyu olarak tanınan Clint Eastvvood'un, "kovboyluk kariyerinin" doruğunu oluşturan "Unforgiven/Afre- dilmeyen" bugün İstanbul'da gösterime gıriyor. Amerika'da gösterime girdiği ilk üç günde 15.018.007 Dolar (120 milyar 144 milyon lira) hasılat elde edilen film. bir ,çok eleştirmen tarafından Oscar'ın güçlü adayı olarak niteleniyor. Yapımı ve yöneümi Eastvvood'da ait olan filmde Eastwood ata binmeyi ve si- lah çekmeyi yeniden öğrenen "emekli" bir kovboyu (Willıam Munny) can- landınyor. Munny, cinayetler ve soygun- lardan clini etegini çekmiş. çiftlilcte aile- siyle sakin bir hayat sürmektedir. Gecmi- şini unutmaya çabşmasına karşın. maddi güçlükleri onu. bu işlere yeniden bulaş- maya iter. Eastvvood canlandırdığı karakter için şunlan söylüyor: "Oynadığım Munny karaktcri kendi iç şeytanıyla boğuşan bi- ri. Beni hep kınlgan ve zayıf karakterler çekiyor. Hem psikoloji hem de dram açısından." Doğru bulduğu şeyleri yapan, kanun- lan kendi yöntemleriyle uygulayan, biraz da sadist Şerıf i canlandıran Gene Hack- man kovboy fılmi olduğu için başlangıçta rolü kabul etmek istememiş. Ancak East- vvood'un ısranyla senaryoyu okuyunca rolü kabul etmiş. Clint Eastvvood bu fümiyle "öldürme kültürünü" irdeliyor. Kendisiyle yapılan bir söyleşide Eastvvood öldürmenin hiç bir değerinın olamayacağı mesajını genç seyırcinin iyicealgıladığını bebrtiyor. Sergıo Leone'nin "Spagetti Westem"- lerinden bu yana görüş açılanrun değiş- tiğıni vurgulayan Eastvvood. "Batı mito- lojisini sorgulama ve gerçeklerle karşılaş- ma zamanı gelmişti" diyor. Bir zamanlar kendisinin de içinde yer aldığı, şıddeti eğlencelik bir sinema dili olarak kullanma olayına karşı çıktığını ifade den Clint Eastvvood. şiddetın hem kurbana hem de uygulayana aa etkileri olduğunu vurguluyor. Clint Eastvsood'un fılmindeki bir cina- yet sahnesi belki de tüm bu görüşleri özet- h'yor: "Katil ileri derecede miyoptur ve kurbanınızarzorseçmektedir. Kurbanıy- la yakın planda gözgöze geldiğinde ılk kez öldürmenin hoş bir olay olmadığını kav- rar". Eastvvood fıbninin belki, Amerikab- lann ya da tüm insanlann, şiddete ilişkın mıyopluğunu gıdermesini amaçhyor ve asbnda Amerika'da tüm yoğunluğuyla yaşanan günümüz şiddetinin de sorgulan- masını istiyor. Sistemi yargılayanfilm:Kanunsuz Giriş Sınıflararası gerilimin aynası Kültür Senisi- Jonathan Kaplan'ın "Unlavvful Entry" (Kanunsuz Giriş) adlı filmi için Boston Herald'dan James Ver- nıere "Bu filmde sistem yargılanıyor. Hangi sistem mi? Tabii ki bizim kurduğu- muz sistem. Yani suistimal. zorbalık, suç, rüşvet ve kanunlarda oluşan sistem" di- yor. Özen film tarafından piyasaya sürülen film. insanlara. özellikle de bilim adam- lanna. başkanlara ve polislere güvenen bır çıftin öyküsünü anlatıyor. Michael (Kurt Russel) ve Karen Carr (Madeleine Stovve). şehirden uzak banb- yödeki evleri soyulunca, herkes gibi polise başv ururlar. Bu vesileyle tanıştıklan polis memuru Pete Davis (Ray Lıiotta) ile iliş- İSVİÇRE YAŞ GELECEĞİN GÜVENCESL kileri kişıselleşir. dostluğa dönüşür. Her sey yolunda giderken birden, ya- şamlarîna karmaşa, korku ve gerilim ege- men olur. Yönetmen Kaplan, "Bu film- deki amaam günümüzdeki ilişkileri ve korkulan temel alan bir gerilim filmi yap- maktı. "Öldüren Cazıbe' nasıl cinslerarası nefreti anlatıyorsa, 'Unlavvful Entry' de sınıfiar arası öfkeye ışık tutuyor" diyor. Film ABD'de göstenldiğinde polis me- muru Pete Davis'in bir hırsız zanbsını dövdüğü 'dayak sahnesi' yoğun tartışma- lara neden obnuş. Bu sahne, bir süre önce bir amatör ka- meraman tarafından tesadüfen kaydedi- len Rodney King adb zenanin pobslerce sokakta dövülmesi olayını hatırlattığı için ilgi odağı haline gel- miş. Pobs memuru ro- lündeki Ray.Liotta, bu filmde, "Öldüren Cazibe"deki Glen Close'un can- landırdığı rolün erkek versiyonunu can- landınyor. Rolü için bir kaç ay devriyeye çıkmış, po- hslen inceleyen, Ray Liotta "kötü adamı" oynamayı zevkli bul- muş. AM
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle