25 Haziran 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 5 HAZİRAN 1996 ÇARŞAMBA 12 DIZIYAZI Fehmi Tosun. 19 ekim sabahı çıktı evden. Akşam bahçede iki adamın kollarında gördü onu en son Hanım. "imdat" diye bağırdı: "Beni öldürmeye götürüyorlar." Hanım yetişemedi, kurtaramadı Fehmi'sini... 7 aşinız otuz ıkıyse. bıri kolunuzdan tutup. "An- lal bakalım. ne yaşadın bugüne kadar"div e sor- sa ne anlatırsınız? Doğ- duğunuz kentı. gıttığı- nız y a da kapısından döndüğünüz okul- ları. üç senede ^eflıge yükseldığınızı. ıkı se\ gilıden sonra hay atınızın kadınını y a da erkeğını bulduğunuzu. bugune kadar bır e\ sahıbı bıle olamadığınızı. repoda çoğalan paralannızı.. Bırazcık dürust da\ ranırsanız kendi- nıze. bunlardan hıç olmazsa bırının ha- yatınıza değdığını gorürsunüz. Ama bunlar Hanım Tosun'a hıç değ- mez. hıç duşunmez. duşleyemez de. Otuz ıkı yaşinda. sıze ancak okuma yaz- ma bılmedıgını. abısının. babaMiım. ak- rabalannın öldurüldüğünü. dogduğu ko- yünyakıldıgını. anaMiıınkırkınavanna- dan kalpten. kaynanasının aynı yaşlar- da çocuk dogururken öldüğunü. on al- tısında evlendığını. beş çocuk doöur- duğunu. kocası Fehmi'nın sesını "İm- dat, beni kaçırıyorlar.öldürecekler" dı- ye bağınrken son kez duydugunu. yedı aydır ondan bır haber alnıadıgını anla- tabılır ancak .. Ta Aveılar'dan kalkıp her cumartesi Galatasaray "a ıçınde bınbır umutla gıt- tığinı. çocuklannın karşılannda gördük- len her vabancıya korkuyla baktıgını. ge- celerın Istanbul'dao vakılanköyünden bıle uzun olduğunu söyleyebılır. Bır kez olsun onu duy un. dınleyın ıs- ter... Köyde, Licökte... Ne zaman biter CUMARTESİ ANNE CEIİ BERAT *s *s GÜNÇIKAN FOTOĞRAFLAR bu acüar?• Otuz ikisinde, yaşı genç, bedeni asırlardır yaşamışçasına yorgun bir kadın. Adı Hanım Tosun. Kulağında kocası Fehmi'den duyduğu son sözler, "imdat, beni öldürmeye götürüyorlar." Nerelere başvurmadı, hangi kapıları çalmadı ki? Hele o beş çocuğun soruları yok mu, "Ne oldu babamıza?" Otuz sekiz yaşındaki adam için kolay mı "Kayboldu" demek? iki çocuğu, Ali'yle Besna işteler. Hanım, Jiyan, Bahoz ve Mazlum'la evde onların dönüşünü bektiyor. Feh- mi, kayboldu kaybolalı biraz gecikseler içi eriyor. Yollara atıyor kendini, bakkala soruyor, kahveciye... \dı sonraları Çalındır'a dönüştürüle- cek olan Lıcök'te dogdu Hanım. Yüzel- lı haneydı. Lıcök. Dıyarbakır'ın Lıce ilçesıne bağlıv dı Hanım. dön kardeşm üçüncüsüydü Topraklan azdı anıa tü- tün. sebzemeyveyetıştınvorlardı.Onu- na basmamıştı daha tarlada çalışmaya başladı. Annesı kalbınden. hastalanın- caevın işinı de Hanım üstlendı. Köyde okul \ardı. az da olsa okula gıden kız da. Ama Hanım'ı göndermedt Mehmet. kız çocuğu okuyup da ne olacaktı'' Er- ken serpıldı Hanım. erken başladı gö- zalmaya. Abısı Maşrup'un arkadaşı Feh- mı de yüreğını Hanım da bıraktı. ^ıvnı köydendıler Hanım onaltısınday dı. Fe.hmı y ırmı ıkı- sınde Hanım da evlenne sik sik gelen Fehmı'vı sevmış. amabununasıl anlaı- sınbırtürlübılememıştı. Maşrup. bırgün gelıp de " Fehmi seninle eNİenmek isti- yor" dey ınce ha\ alara uçtu Eger ona so- racak olsalar cevabı "e\et"tı. Bu sev day ı. anne v e babay a anlatmak Maşrup'a düştü. Günden güne güçten düşen Ay şe'nın ısteğı ölmeden once kı- zının dügününü görmektı. Mehmet de kırmadı onu E\lendıler Kayınbabası Fehmı">edebırparçatoprak\erdı. Ka- rı koca onu ekıp bıçmeye. kazandıkla- rıyla yetınmeye çalıştılar. On sekızıne gırdıkten bırkaç ay \on- ra Ali'y ı dogurdu Hanım. Köyün ebe- sıydı dogumu yaptıran. Korktu. bır da- ha hamıle kalırsa kım ne derse desin hastaneye gıdeeektı Besna'yı. Jiyan'i. Bahoz \e Mazlum'u Dıyar- bakır Devlet Hastanesi'nde dogurdu. Beş çocuğa. onca çalışmav a rağmen Fehmi "den çekmemıştı yüregını Koyde- kı dığer erkeklere benzemı- yordu Ne hakaret edıyordu Hanım" a ne de el kaldırıy or- du. Bırşey yapacak.bırvere gıdecek olsa söy iüs ordu ka- nsına. Hanım'ın gözlerı bı- raz bulutlansa. neydıvse o yapmaktan da gıtmekten de vazgeçıyordu. Korucu olmazsanız... Yaşıtları gıderken o okula gönderılmemıştı >a. kız og- lan ay ırmay acak çocuklannı okutacaktı Hanım Ali'yle Besna'y ı köyun okuluna Feh- mi \ l<e beraber göturup y az- dırdılar. Zekıydı çocukları. çalışkandı ama dördüncü > ı- lın sonunda okul kapandı Çünkü artık ögretmenlerı yoktu. çünkü artık koy kana bulanmıştı. Köve ılk askerler. çocuk- lar okula başladıklan vıl gel- Yüz ellı hanelık köv- de. bıre\ bılekabul etmemıştı korucu- luğu. "Sakindir bizim kövümüz" de- miijlerdı. "Korucu olmak. silah kuşan- mak istemhoruz." Çevre köyler bırbır koruculuğu kabul edıp sılahlanırken on- lar kararlarından \azgeçmemi!îtı. Hanım'ııı abısı Ma^rup koruculann ılk öldürdüğü kö> lülerden bırı oldu. Koru- culuğu kabul eden ko> lüler sık gelır ol- muşlardı Lıcök'e At sınında dolanıp koy ıçınde ha\ a\a ateş edıyor. Lıcöklüler'ın ş üreklennı ağızlanna getıny orlardı C, o- ğu kez bununla da yetınmıyor tehdıt edı\orlardı. ~Sizi hökiimete bildirece- ğiz, PKK'Ulara \ardını ediyoriar di>e- ceğiz.** Bu tehdıtlerı savurdukları gün- lerdenbırinde. Ma^rupkar^ılarınadıkı- lıp "Bizi ni>e rahatsız edhorsunuz" dı- >e sordu. "Koruculuğu para için kabul ettiniz. Ama orada durun. bi/imle uğ- raşmayınr Daha sözunu bıtırmemısjtı. koruculardan bırı ateş ettı. Maşrup öl- müştü. Fırtınanın acısı Yasını kaldırmamıştı kı Hanım. bu kez babasını oldürdü korucular. Amca- M da gorduğü ışkenceye. kardeşınin. ye- ğenının öldürülmesıne dayanamadı. öl- dü. Korucular sa\urdukları tehdıtlere sadık kalmış. Lıcöklülerı "hökümet"e şıkayet etmışlerdi. Bırgece askerler gelip Fehmi ylebır- lıkte ahı köylüyü daha gözaltma aldı- lar Yırmı bırgün Fehmfden haber ala- madı Hanım. Sonratutuklandığını. Dı- \ arbakır cezae\ ıne götürüldüöünü du\ - du.C ç y ıl dokuz ay hapıs cezaMna çarp- tırıldı Fehmi. Şımdı bır başına kalmıştı Hanım. Na- sil geçınecegını. çocuklarla ne yapaca- ğını bılemıyordu. Fehmı'nın yokluğu hepsını vurmuştu ama Bahoz'un (fırtı- na) acısı daha bır derındi. Görüşler bazen cunıa. bazen salı gü- nüydü Uçyaşındaki Bahoz. parmakla- rını gösterip soruyordu. "Anne biz han- gi parmakta gidhonız?" Paralarının ol- madıgını. her zaman görüşe gıdemeye- ceklerını anlatıyordu Hanım. Bahozkı- zıyordu. "Sen gelmiyorsan, ben tek ba- şıma gidiyorum." Bu \ üzden her görü- şe gıdışınde dığer çocuklannı. boynu bükük bırakıp Bahoz'u yanına alıyor- du Diy arbakır. Gazıantep. Ermenek ce- zae\ ferının kapısında geçırdı üç \ ıl do- kuz ay ını Hanım. O ıkı şış bır camlı ce- zae\ lerınde Fehmi "y e hem yakın olmak. bır o kadar da uzak kalmay a katlanmak zordu. Fehmi salı\erıldığınde o \e ço- cukları \anındaydılar. "Benköyedöne- mem artık" dedı Fehmi."Rahat koy maz- lar beni. İstanbul'a gideceğim."Bahoz ağladı. \ akardı. bırakanıadı Fehmi. onu da İstanbuFa götürdü. Köyde bırkaç yaşlı kadınla kalmiştı Hanım. Dıgerlerı ya Dıy arbakır'a y a dı- ğer kentlere göçetmıştı "Ben de bura- larda duramam artık" dıye duşundu Dört çocuğunu alıp. Dıyarbakır'a kay ın- pedennın e\ ıne taşındı. Kentın çıktşın- dakı pamuk tarlalarında çalışmay a baş- ladı Bırakşam ka> ınpeden. "Polislergel- di bugün" dedı "Fehmi'yi sordular. İs- tanbuPa gittiğini söy lcdinı. Bu kez seni sordular. Nedenini sordum. bir şe> söy- lemediler." Hanım da istanbul'da... Korktu Hanım. Ne yapacağını şaşır- dı.Fehmrnıntelefonuyetıştıimdadına. "Gel" dedı. "E\ tuttum." Hanım, iki yorgan. üç battanıye. bırkaç valız yola koyuldu. Ev A\eılar'daydı. Fehmi hala- sının \erdığı eşyalarla oturulabılecek hale getırmıştı iki odayı. Pazarlarda ->atıcılık yapıyordu Feh- mi Alı'y le Besna da onunla bırlıkte pa- zarlara gıtme\ e başladı. Dığer üç çocuk küçüktü. Hanım onlan bırakıp çalışama- dı ama once basketbol. \oleybol fılele- rı ördü evde. Baktı. az para \enyorlar. bu kez gözlük kılıflan. kuy umcular içın takı keselerı >apıı İplıklerınıgeçırıyor. boncuklarını takıyor. bın tanesınde \e- dı yüz bın lıra kazanıvordu. Hıç bılmedıklen kentte y aşasalar da. yorgunluktan renklerı iolsa da şımdı ra- hattılar. Bıraradaydılar \e gece sılah seslenylebozulmuyordu uykuları. Ka- pıları zamansız çalmıyordu Fehmi kayboluyor... Bırsüredırhastaydı Fehmi. Nesı %ar. bılmıyorlardı. Doktora gıdeeektı ama. kıme. nasıl' V'erırse ılacı ney le alacak- lard)?Ogün. l^Ektm 1995'tesabahon- da çıktı e\ den Fehmi. Alı \ e Besna on- dan once gıdıp. pazarda tezgahı açmış- lardı Hanım. arkasından baktı. avakla- Babam ne zaman dönecek anne? Bahoz Tosun Fehmi cezaevinclen çıktığııulun bu ı aıuı peşiıulen ayrümiYonlu Bahoz. Babası on\ıtz çıkıvorscı evden soruvonhı, "Ne zaman döneceksin?" Sonra saatlen saymaya başlıyoı: Fehmi sörlediği saııtte danmezse gözyaşları boşaliYonlu. "Gelmeyecek, gelmeyecek." Evdevse eğer inmivordıı Fehmi nin kucuğındun. O da {ocııklannclan sevgninı, şejkatını gizlemiyordıt. Geçen Ramazan Baynnnı 'ydı. Çocukları babalanmn yokluğımıt hissetmesınler ıstedı Hanım. Kıyıda kcılmışpunısnla onlunı bırer gİYSi aldı. Bayram sabahı suran usık gıydı venılermı Bahoz. "Sen"detlı Hanım 'a, "Baıta elbise aldııı, spor ayakkabı aldın ama hepsi kötii bunlarm. Babam bize iyi şeyler alırdı. Para verirdi." C'ziildii Hanım. "Sen ne zaman para istedin de ben sana yok dedim " dıve sordu Kaşlannı çattı Bahoz. "Seıtin paranı sevmiyorum." Hanım Tosun rını nasıl sürüdüğüne. omuzlannın na- sıl çöktüğüne .. Akşam Alı e\e döndü- ğünde saat yedıydı Fehmı'yle Besna yoktu. "Babanız pazara gelmedi mi?" dıye sordu "Geldi" dedı Mı. "Torba- sını bırakıp gitti. Bir daha da uğrama- du" Ya Besna? O bakkaldaydı. şımdı ge- lırdı. Beş dakıka sonra zıl çaldı. Bes- na'y dı gelen Baktı heyecanlı. "Neoldu" dıye sordu Hanım. "Babam" dedı Bes- na." Bahçedeiki adamla birlikte. adam- lar onu koUanndan tutmuşlar" "Kimler?" Tanımıyordu Besna. Balkona çıktı Ha- nım. kapının önunde beyaz. Renault marka bır araba. arabanın yanında da uzun boylu. uzun saçlı genç bır adam du- ruyordu. Araba çalışır haldeydı. Arka balkona koştu Hanım. Fehmı'yle o ıkı adamı görmek ıçın. O balkona çık- tığında adamlar ön tarata doğru yürü- \ordu. Yenıden ön balkona geçtı. Adam- İarın. Fehmi'yi çekıştırereksürükledık- lennı gördü. "Fehmi" dıye seslendı. Fçhmı balkona dogru çeurdı başını. "İmdat" dıye bağırdı. "Beni götürii- \ orlar, öldürmeye götürüyorlar." Kocamı kaçırdılar... Hanım. Besna ve Alı koşarak ındiler ışağıya Araba hareket halındeydı ama çırpman, adamlann ellennden kurtulma- ya çalışan Fehmı'nın ayaklan dışarda kal- mıştı. Alı koşupyetıştı. arabadakı adam- lardan bırı eline vurdu "Tamam" dedi Alı'ye. "SendegeLbinarabaya." Alıdur- du, korkmuştu. Araba süratle köşeyi döndüğünde. e\ lerının karşısındakı em- lakçıdan polısı aradı Hanım. "Kocamı kaçırdılar" dedı. On beş dakıka sonra bır ekıp otosu geldı. Olanlan bır çırpı- da anlattı. hemen hareket etseler. belkı yakalayabılırlerdı arabayı. Polıslerdenbı- n, "Bizsenin ser\isin değiliz" dedı. u Ön- ce karakola gidip dilekçe vereceksin." Karakolda nereh olduğunu sordular Hanım'a. babasının. kocasının ışinı. düşmanları olup olmadığını. Sokakla- rında oturan bır çocuk otomobılın pla- kasını almıştı, onu da söyledi. Plaka sahte> dı. Ikı saat karakolda bekledı, bır dilekçe yazıp eve döndü Hanım. Ertesı gün De\let Güvenlık Mahke- mesfyle Gayrettepe'ye verdı bırer di- lekçe de Bır hatta bekledı Ne Fehmi geldı ne de ondan bır haber Yenıden Dev - letGü\enlık Mahkemesfne gıdıp sa\- cıylagörüştü. Bırhaberyoktu. "Kosko- ca bir savcısın sen" dedı konuşurken "Bir hafta olmuş kocam kaybolalı, niye bir haber alamadın?" Sa\ cı. "Ben terör- den haber alamıyorum" dıye yanıtladi sorusunu. Dıklendı Hanım. "O zaman niye si/e dilekçe \erdim ben" dedı. "Ge- ri \erin dilekçemi." Sa\cı kızdı. Karakolda. savcılıkta Hanım'ı çıleden çıkaran "terörist" lafı dolanıp duruyor- du. Kımdı terör? Bırzamanlarköylerın- de çalışan marabalara sılah dağıtmıştı de\let, o marabalar da susuz. bereket- sız topraklarının ıntıkamını almışlar. sı- lahlarını suyu bol köy lerının üzenne çe\ trmışlerdı. Oysa Fehmi kımseye zu- lüm yapmamış. kımseyı öldürmemış, kımsenın köyünü yakmamıştı. \azgeçmedı Hanım. Yedi aydır koca- sını. Fehmi "y ı anyor. Besna. bır konfeksıyon atölyesinde çalışıyor şımdı altı mılyon lıra aylıkla. Alı ıse bır mar- kette çırak. Onun aldığı da ay- da beş mılyon. Her ay beş mılyon kıra ödüyorlar Yıne de ne Dıyarbakıra dönme- \ı duşünüyor Hanım ne de köye. Köyde. beş çocukla yaşayamayacağını bılıyor çünkü. Dıy arbakırdesen. ora- da açlıktan ölebılır ınsan. İş- te Maşrup'un karısı ve yedı çocuğu. Perişan halde. bır odada y aşıyorlar. Bılıyor. ora- da bır mılyon. bır buçuk mıl- yon kıra verecek ama ış ne- rede? Burada hıç olmazsa. çalışacak ış \ar. Fehmi y aşıyor mu'1 Bilmı- yor Ölümügetırmıyoraklı- na. Ama çocuklar.. Onlar hep kapı çalınışında. karşıla- nnda her yabancı gördükle- nnde annelerının ağzından bır ağıtın yükseleceğınden korkuyorlar. E\ lerının kapı- sında zıl yoksa, ışte bu yüz- den Yarın: Elif Tekin in oğlu Düzgün'dü. POLİTİKA VE OTESİ MEHMED KE!VL\L • ••Geceyarısı Kasası Önce bir küçük öykü gibı gorünurken karıştıkça bir romana dönüyor, bir "örtülü odenek" romanı oluyor. Bu romanı herkes kendine göre anlatıyor. Şımdi Me- sut Yılmaz'dan dinleyelım: "Vakıflar Bankası 'na iki araba gıtmış. Bankada ye- terlı miktarda para olmadığı ıçin şubelere bakılmış. Şubelerde de bulunamamış. Bunun üzenne Merkez Bankası açtınlarak (bankaya) para aktanlmış. Bu pa- ranın 250 mılyar lırası 100'lük olarak dolara çevrılmış ve bır gecede çekılmış. Bu para once başbakanlığa getirılmış. Burada yanm saat kadar kalmış. Sonra ta- limatla Başbakanlık Konutu'na gotürülmüş. Paranın 250 milyarlık bölümu Başbakanlık Konutu 'na neden götürülmüş, bılinmıyor. "Para usulüne göre harcansa devlette kaydı ve bıl- gisı olurdu.", "Sordum, yok!" "Bu paranın 250 milyar bolümünün, yanı yuzde 60'ının yasadışı kullanıldığını ıspatlayabılınz." Yılmaz, 'örtülü ödeneğm yasada belırtıldığı gıbı harcanmadığı görülüyor." Açıklansa ıyı!.. Açıklanma- dığı görülürse "şahsı çıkar" için kullanıldığı kanısı uya- nacak. Çiller'le Demirel arasında göruşme başlıyor. Pa- ranın neredeolduğu soruluyor. Çıller, Demırel'e. "Ben bu parayı gümruk bırliğı ıçın kullandım" dıyor. Cumhurbaşkanı bu söz üzenne, "Gümrük bırliğı üç ay önceydı" dıyor. Bunu soylerken çok kızgındır. Tekzip ediyor. Daha sonra Çiller köşkten çıkarken "bılgı verdım" dıyor. Bu açıklama köşku çok kızdırıyor. Demirel, Mesut Yılmaz'a: "Çok sınırlendım, tansıyonum yükseldt" dıyor. "Bunları bana değıl bılgının muhatabı olan başba- kanagıtanlat!.." Öylesine sinirlenıyor kı Ingılızce konuşmaya başlı- yor. Sinırlenmezse Ingilizce konuşmaya başlar mO Çil- ler'ı uyarıyor. "Consequence" dıyor, butun sonuçla- rına "katlanırsın" demek ıstıyor. Ardından eklıyor: "8u, kaçımlmazdır." Çok gizli tutulduğu sanılan örtülü ödenek tartışma- sı bundan sonra köşkten dışarı taşıyor. Ikı kışı arasın- da kalması gereken konuşmalar yayılıyor. Örtulu ödenek tartışmalarının önü, ardı kalmıyor, ya- yılmaya başlıyor. • Bir örtülü ödenek oyküsü vardır. Kulotla, cımbız... Yassıada duruşmalan sırasında ortulü ödenek hesa- bı ortaya dökülünce, başbakanlık kasasından bir "cımbız" ve bır çift "kadın külotu" çıkıyor. Yüksek Adalet Divanı'mn bu oturumunu anımsa- rım. Dıvan Başsavcılığı bunları kürsüden onemlı ka- nıtlar olarak göstermıştir: "Kadın külotu da nereden çıkıyor" demeyın. Baş- bakan Adnan Menderes çapkınlığıyla unlüdur. Yas- sıada'da sevgılısı prımadonnanın davası da görulü- yordu. Külotlan sallayan Başsavcı yardımcısı. şunla- rı söylüyordu: "Bakın devlet sırlarmın saklanması gereken kasa- lardan neler çıkıyor?" Savcı, "cımbız" ve "kulot" davası açmak zorunda kalıyor, "Yassıada davalan" denınce cımbız ve külot akla gelecektır. Işte boyledır, örtülü ödenek kasalan ne sırlan sak-1 lar, nesıriarın üstünüörter... „ . „ , , . .-.. , . ._, \ Elıne sağlık başlığı atanın: 'Bek/enensonuç'. Birde "beklenmeyen sonuç" vardır. Onu da goreceğız. B U L M A C A SEDAT YİŞAYM SOLDAN SAĞA: 1/ Duşünceler. anı- lar arasında benzer- lıklen.karşıtlıklan. zaman ıçınde bır arada olmalan do- layısıyla kurulan baglantılar. 2/Ha\- vanlara vurulan damga Islam ınancınagörekıva- met günü bütün ölülerın dırılerek toplanacağı yer 3/ Gözün savdam ta- bakasına uygula- nanbırtürmercek 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 l 2 3 4 5 6 U I I NUrLN 8 9 •r • u n1 1 n• 111 , 2 3 4 5 6 7 8 9Cıhz. zayıf 4/Üstükapalı olarak anlatma . Ocaktan çıkan- lan ışlenmemış maden bı- leşığı 5/Ge\ışgetıren havvanların mıdelerının dördüncü bölümu. Sod- yumun sımgesı. 6/ <\ntık Yunan mımarlığının üç bı- çemınden bın.. Sazın en kalın telı. II Yabanıl ıncır 8 I ağacına ve bu ağaçlarda • döllenmevı sağlayan sıne- ' ge verılenad . Hıle. duzen. 8/Bır savı... Afnka'nın en vük- sek dağı Kilimanjaro'nun. yerlı dılkrde "özgürluk" anla- mına aelen adı 9/Atın bır tür hızlı vüruşüşu Sanı \ l K4RIDAN AŞAĞIV \: 1/ Ikı şey arasındakı tutarsızlık. 2/ Kansızlık .. Yetennce ay- dınhkolmayan.3/Nar, erık. kızılcıkgıbı yemışlerden yapı- lan pekmez 4/ Habeş soylusu... Gemılenn onarıldığı üstü örtülü ha\uz 5/ Şarkı.türkü Gözdecanlılık Öğütulmüş tahıl. öA'ırtıcı bır kuş... "Semaya set çektı — u fıganım" (Karacaoğlan). II lsı ıle ılgılı: termık.. Gömleğı andıran \e genellıkle ınce kumaştan yapılan astarsız kadın gıvsısı. 8/ Vat lımanı... Eskı Mısır'da güneş tanrısı. 9/ Kapsama. ıçıne alma. D o ö a u a s ı f ı r KİBELE Resorf Hotel Oda + Kahvaltı: 950.000.- TL/kişi (Ovacık koyu, Oludenız I Fethıye) •Sessızlığın ortasında, dağ manzaralı •ûlüdenız'e 5 km. mesafede •Trekking/Jogging parkurlarına yakın •Tüm odalarda balkon, banyo, wc •Yüzme havuzu, geniş bahçe •Havuz bar, restaurant, cafe (252) 616 66 58, Sibel&Fikret (212) 212 50 34, Alihan ÇACIN MOTEL Yazı Ege'de karşılamak için Her öğün balık 2 kişifT.R) 2.800.000 TL Asos Bektaş Köyü 7e/.: 0.286 723 4042-43
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle