27 Haziran 2022 Pazartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
21 HAZİRAN 1996 CUMA CUMHURİYET SAYFA EKONOMI Komili, Türkiye'nin ilkesiz, programsız birliklerle zaman kaybetmeye artık tahammülü kalmadığmı söyledi TÜSÎAD'dan REFAHYOL'a ımıhüraEkonomi Servisi - Refah Partisi"nin iktidar ortağı olmasımn gündeme ge- lişiy Ie ale\ lenen "askeri darbe" tar- tışmalan çerçe\ esinde. sıyasilere Silah- lı Kuvvetlercİen gelmesi beklenen muh- tıra. özel sektörün büyük patronlann- dan geldi. Yaşanan siyasi krizin bir an önce çözümlenmesini isteyen işadam- lan. ekonominin \eniden yapıianma- sından. koalisyon önerilenne. demok- rasinin nimetierine kadar Ankara'ya bir dizi mesaj ilettiler. Türkiye Sanayicileri ve lşadamlan Derneğı'(TÜSlAD) Yüksek Istişare Kurulu toplantısında. Türkive'nın dos- ya pazarlıklan üzerine kurulacak hü- kümet ortaklıklanyla zaman kaybet- meye tahammülü olmadığının \urgu- landıâı bir özel sektör muhtırası çıktı. TÜSfAD Yüksek Istişare Konseyi Baş- kanı FeyyazBerker açılışkonuşmasın- da hükümet krizinin bir an önce çö- zülmesini ve ekonomıyi rahatlatacak tedbirlerin süratlealınmasını ısterken. TÜSlAD Başkanı Halis Komili "Tür- kiye'nin içinde bulunduğu dönemde en tehlikeli şe>, demokrasive olan inancın ka> bedilmesi \e demokrâsi dışmdaki çö- zürııkrdtn medet umulmasıdır. Çözüm parlamcntodadır" diyerek askeri mü- dahale uşanlanna tepkisini dilegetir- di. Toplantıdan sonra bir açıklama ya- pan işadamı Sakıp Sabancı da millet- vekıllerine seslenerek. " Demokrasiyi hasta cffiler. Hiç değilst öldürmesin- ler"dedi. TÜSİAD Yüksek Istişare Konseşi toplantısı dün Sabancı Center'da yapıl- dı. Başlangıcında TÜSlAD'ın kurulu- şundan bu > ana \ erdiğı hizmetlenn an- latıldığı toplantının son bölümünde sertsivası mesajlardikkat çekti. Kon- TÜSİAD'ın toplantısında hükümet krizinin çözülmesiistendi.lFotoğraf: TAHSlN AKÇA) se> Başkanı Feyyaz Berker. \ aptıgı ko- nuşmada şu görüşleri dile getırdi: "Gecmişteyaşadığımız si>asi ve eko- nomikistikrarsızlığın Türkiye'nüı gün- demine tekrar gelmiş olması, ister iste- mez seçim sistemini. partiler kanunu- nu ve başkanhk sistemini tekrartartış- nıaya acmamızı gerektiri\or. Bir hu- kuk de\ letinde basın. düşünce \e ifade özgüıiükleri \e insan haklannın sa\ u- nulması. mülki\et hakkının sa\unul- ması kadar kutsakhr. Tİ SİAl)"ın bu ko- nuya önümüzdeki dönemde her za- mandan daha çok önem \ernıesi ge- rektiğine inanı>orum. Türkiye'de siya- sal krizlerin çö/ümü. parlamentu dışın- da kesiniikie aranmamalıdır. Batı dün- yasının saygın bir ü>esi olmak demok- rashe vürekten inanmaktan geçmek- tedir." TL'SİAD Başkanı Halis Komili de. kişısel çıkarlan ön planda tııtan bir TÜSİAD ne istiyor? • Kamu ekenomisinde şeffaflık sağlanmalı. • Eksiksiz \e gihenilir bilgiye erişim hakkı sağlanmalı • Ekonomide hükümetleri bağlayıcı kriterier konularak kamu borçlanma enstrümanlanna sınır getirilmeli. • Merkez Bankası özerkleştirilmeli. mali sistem derinle^tirilmeli. • Kamu gelirlerini arîtıracak. ücretler üzerindeki yükü hafifietecek. üretimi ve istihdamı engellemeyecek vergi reformu yapılmalı. • Sosyal güvenlik sistemi retbrma tebi tutulmalı. Özelleştimiedeki hukuksal sorunlar gderilmeli. • Yapi-işlet-devrete işlerlik kazandırılmalı. \ aklaşimla Türkıye'nın geleceğine ipo- tek kovanlann. bunun hesabını mutla- ka vereceklerinı sö\ ledi. Komili şöy- le konuştu: "Herkesin her şeyi sö> leyebildiği bir dönemden geçh oruz. Böylebir dönem- de en tehükeli şe>. demokrasi dışında- ki çö/ümlerden medet umulmasıdır. Çözüm parlamentodadır. Bu parla- mento. dün de bu tıkanıklığı aşacak inıkânlara sahipti bugün de bu imkân- lara sahiptir. Yeter ki.sonu belirsi/ de- nemeleıie zaman >itirilmesin.~ Komili. "BazılanmiA ekonominin 1994 krizinden önceki durumuna geri dünmüş olması ile \etinebili\or. Buna bakarak Ekonomi yoluna de\am edı- >or' di\ebili>or. E\et, ekonomi >oluna de\am ediyor. Ama bu >ol \ol değil. bu gidiş gidiş, değil. Ekonominin bugün oturduğu 1994 kıizi öncesine çok ben- ze> en denge, üjsizliği arttıran. ülke\ i fa- kiıieştiren, paranın \atinma isrihdam yaratıcı faalhetietvdeğil, faize \ önelme- sini sağlayan bir denge"dedi. Türki\e'nın "lafkalabaJığına.dosya pazarhğına davalı. ilkesiz. programsız birliklerle zaman ka> betmeve arhk ta- hammülü kalmadığını^ifade eden Ko- milı. bûrumlu siyasetçılenn reformcıı bir program etrafında uzla^masıdan başka çıkaryol göremediklerinı anlat- tı. Halis Komili. şöyle konuştu: " Bu krizden önce göre\ de olan azın- lık hükümetindc ha>al kınklığı varatan uzJaşma. Türki\e'nin özlediği bir uzlas^ nıa değildi. Olsa olsa bunun bir kari- katürii idi. Türki>e'nin geleceğini Ba- tı tipi demokratik. laik bircumhurne- te da>alı serbest pi>asa ekonomisi ile ül- kenin gelişmiş ülkeler ligine terfî etti- rilmesinde görenlerin, buna bakarakpes etme\e.' Denedik olnıadı' dcmt'\e hak- kı olmadığına inanı\oruz." Toplantıdan sonra bir açıklama ya- pan işadamı Sakıp Sabancı da, siyasi- İeri üstüne örtüler konmuş dosyalan ka- patahm uğraşı \erenlerolarak nıtelen- dırdı. Siyasilenn gümrük bırliği ve sa- nayinin içinde bufunduğu durumla ıl- gılenmesı gerekrığını belırten Saban- cı. şahsi hesaplarla ortaklıklann kuru- lamayacağına değinerek ijöyle konuş- tu: "Milletvekilleri demokrasiyi hasta ediyuriar, ama yeter ki öldürmesinler. Demokrasiyle \ola de\am." Doğru > *ol Partisı tarafından Koç Holding konusunda yapılan değerlen- dırmeyle ılgilı olarak da konuşan Sa- bancı. "Çok çirkin olan saldın 60 mil- \onadır"dedı. Konuyla ılgıli konuşan Komili ise ko- nunun toplantıda ele alındığını belır- terek. "LŞeler daha \oğun tepki gös- terilmesi gerektiğini belirttiler"' dedı. YORIM ÇIFTÇI DOSTU /SADLLI^HUSUM! Ekonomik ve siyasi bunalımı millet çözerİZMİR - Son yıllarda yaşadığı- mız ekonomik ve siyasal bunalım- larhepimızdeşaşkınlıkyarattı. Du- rumumuz giderek kötüleşiyor. In- sanlarımız, gelecekien umudunu kesmeye tiaşladı. Ülkenın her kö- şesınde karamsarlık rüzgârları esı- yor. Kimınle konuşursanız konuşun, soygundan. somürüden, rüşvetten, haksız kazançtan yakınıyor ve bu günlerde hükümetsiz kalmanın sa- kıncalarından bahsediyor!.. Türkiye gerçekten sıkıntıda. Si- yasal bunalımı aşamıyoruz. Eko- nomi berbat. Insanlanmızgeçim sı- kıntısı içinde. Parasızlıktan kıvra- nan çıftçı, yenı ünınü tyi fiyatla sat- mak istiyor. Artık dayanacak gü- cü kalmayan memur, emeklı ken- dısine rahat bir nefes aldıracak temmuz zammını dört gözle bek- lıyor. Ama, bunları yapacak hükü- met henüz ortada yok! Bu ortamda bazı çevrelerın hal- kımıza hemen bir "kurtarıcı" öner- diğinı gorüyoruz... Darbe söylen- tileri 16 yıl sonra yeniden günde- me geliyor. Birde bakıyoruz ki es- • ki Genelkurmay Başkanı, yeni DYP Kilis Mılletvekili Doğan Güreş sı- yaset sahnesinde ön plana çık- mış. ilk açıklamasında "Subayla- n tutamam" demış. Hemen ardın- dan da partiler arasında bırlık ve beraberlik istemiş ve 4'lü koalis- yon önermiş... Baklayı dadilinin al- tında sakiamaksızın, "LJdeıierson- ra ağlamasın" dıyor!.. Her şeyo kadar açıkkı... Buse- naryoları kaçıncı kez yaşıyoruz... Eğer bu maya tutarsa sadece li- derlerağlamakla kalmayacak, mil- letın de anası aglayacak!.. Peki... Biz hiç akıllanmadık mı? Bugün yaşadığımız bunalımın kökü nereye dayanıyor? Türki- ye'nin siyasal ve ekonomik den- gelerıni altüst eden 12 Eylül dar- besi değil mi? Hele 12 Mart'ta mıl- letçe çektiklerımizı ne çabuk unut- tuk... 12 Mart'çılann kurdurduğu si- vil hükümetler. Türk halkının hak- lannı yabancı ülkelere peşkeş çek- mediler mi? Holding patronları ile kol kola gırerek zengıni daha zengin, faki- ri daha fakir yapacak sistemler 12 Mart'çılann döneminde geliştirildi. Sendikalar kapatıldı, toplusözleş- meJerdonduruldu. Karşı çıkan sen- dika lıderleri tutuklandı. En değer- 11 memurlar, öğretmenler sürgün ecjildı.. Ha.k,aramaya çıkanlar sin- dirildi. Sokağa adımını atarilar hem dayak yedi hem de cezaevlerıni boyladı. Düşüncelerini yazanlar, söyleyenler en ağır ışkencelere ta- bi tutuldu. Anayasaya, hukuk ku- rallanna aykırı yasalar çıkarıldı ve uygulandı. Astığı astık, kestiği kes- tik bir yönetım biçimı sergilendi. 12 Eylül'den sonra yaşananlar 12 Eylül 1980 yılından sonra ya- şanan acılı günlerımızı düşünür- ken bile dehşete düşüyoruz. Ke- nan Evren ve arkadaşları kana susamış gibiydiler. Kenan Evren yurdu dolaşıyor ve meydanlarda valılerın, kaymakamlann. muhtar- ların gözdağı vererek toplattığı ın- sanlanmızı tehdıt ediyordu. Sıkıyö- netimler hiç kımseye nefes aldır- mıyordu. Anayasa oylamasında ret oyu vereceği tahmın edilen köy- lerimiz baskına uğruyordu... Ham- zakoy'lan, Zıncırbozan'ları nasıl unutacağız? Türkiye Cumhuriyeti tarıhınde görülmemış soygunlar. vurgunlar. rüşvetler. banka dolandıncıhkları, mafya egemenliği, banker facıala- rı 12 Eylül anlayışı içinde ışbaşına gelen hükümetler döneminde ya- şanmadı mı? Darbeci bir general ile ilgilı ruşvet ıddıaları ayyuka çık- tı. Meclıs'te aylarca tartışıldı. Ga- zetelerde manşetlerde yayımlan- dı. Dünyanın en çok satan dergi- lerıne konu oldu. Buna rağmen olay aydınlığa kavuşamadı. Gazetelerımız, yıllarca sıkıyöne- timden gelen üç satırlık emırlerle çıktı. Yazarlarımız sus pus oldu. Kimsenin sesiçıkamadı. Ama, bu- __ rja )<arşılık, şımdı hükümetlere ta- ' Jimat veren, eleştiren. Türkiye'nin geleceği ıçin önerıler sunan bü- yük işadamlarımızın o günlerde darbecilenn peşinden el etek öp- mek ıçın nasıl koştuklannı da hiç unutmadık... Milletin gözünün içine baka ba- ka "Anayasa bir kere delinmekle bir şey olmaz" veya "Benım me- muriarım işinı bilir" dıyebilen baş- bakanları, cumhurbaşkanlarını 12 Eylül'ler yaratmadı mı? Yabancı devlet adamları ile görüşebılmek içın araya ricacılar koyarak Türki- ye'nin itibarını zedeleyen başba- kanlan, cumhurbaşkanlarını gene 12 Eylül'den sonra görmedık mı? Herdefasında bın kere kahrolma- dık mı? Türkıye'nın haklan yabancı ülke- lere 12 Eylül'den sonra peşkeş çe- kilmedi mi? Mılyonlarca üretıcimı- zın geçım kaynağı olan Türk tütü- nünün geleceğini çokuluslu şir- ketlere kim teslım etti?.. Türk ekonomisi ve siyasal haya- tı gerçekten kötu durumda. Ama, bunun sorumlusu 12 Eylül darbe- cılen ve on/arın yarattığı ortam de- ğil mı? Yenı bırdarbenin nelerge- tireceğinı, geçmıştekı aynalara ba- karsak açıkça görebilinz!.. Türkiye'nin içinde bulunduğu sorunlan dıkkatle ve de yansız bir gözle ıncelediğımiz zaman. sorun- ların sadece hükümet bunalımın- dan kaynaklanmadığını görürüz. Bugun yaşadığımız sıkıntıların te- melinde 12 Mart ve 12 Eylül dar- belerinin getırdığı anlayış ve sistem- ler yatıyor. Şımdı sağ ve sol partı- lerın dağınıklığından yakınıyoruz. Yana yakıla bırleştırmeye çalışıyo- ruz... Mılyonlarca insan partilenn kendi kanatları içinde bırleşmele- ri halinde ışlerın yürüyeceğıne ve düzeleceğineınanıyor... Hatta, 12 Eylül'den sonra partılenn kapatıl- masında başrolü oynayan Kenan Evren bile siyasal kargaşanın ön- lenebilmesi ıçin sol ve sağ kanat- takj partilenn bırleşmesıni öneriyor!.. Demek ki ınsanlaryanılabiliyor... Bir zamanlar Türkiye'nin en güç- lü adamının düştüğü çelişki de bu- nun en canlı örneği... Dünyanın gelişmiş ülkeleri de bu nedenle kaderlerını bir kişınin veya bırkaç kişının aklına teslim etmiyor... He- le, seçimle gelmemiş insanlara as- la!.. Türkiye'nin çok sorunu var. Ama, bütün sorunların temelinde birtek sorun yatıyor: DEMOKRÂSİ... Eğer demokrâsi oyunu yerine gerçek demokrasiyi getirebılırsek Türki- ye'nin sıyaseti de ekonomisi de kısa sürede düzelecektir. Bütün yalancı pehlıvanlaren kısa zaman- da sılinıp gidecek ve yerlenne sıs- teme ayak uyduran insanlar gelecektir!.. • Eski Genelkurmay Başkanı, yeni OYP Kilis Milletvekili Doğan Güreş, siyaset sahnesin- de ön plana çıkmış. Partiler arasında birlik ve beraberlik istemiş ve 4'lü koalisyon öner- miş... Baklayı da dilinin altında sakiamaksı- zın, "Liderler sonra ağlamasın" diyor!.. Ya sendikalar da muhafazakâr olursa!.. A \ rupa Sendikalar Konfederas\onu'nun bir \etkilisi görüşme sırasında "'Grev- lerleyeni iş alanı açamazsınK1 * di> erek belirgip bir ta\ ır ortaya koyuyor ve ek- liyor: "Ekonomi gerilerken sendikaİ hâreketza- yiflar. Daha az iş ve üerete razı olunur." Toplum- sal sorumluluk vediyaloggereğinden söz edıyor. 1 kilo ile 10 kilonun nasıl divalog yapacağı so- rulduğunda ise yine yanıt değişmîyor. Ekono- mik knz konusuna da A\ rupa"3a üretılenın vüz- de 80"ınin Avrupa'da tüketildiğini belirterek fark- lı bir >aklaşım getiriyor. Brüksel. gerek işkolu \ e gerekse toplam işkol- lan için Avrupa ve dünya genelinde kurulmuş pek çok uluslararası sendikanın merkezlerinin bu- lunduğu bir kent. Gösterişli binalan var. Bilgi- sa>ar \e diğer teknik donammlan üst düzevler- de. Her ne kadar karar organlannda oturanlar müte\azı gözüküyorlarsa da kendilerini belli et- mekte gecıkmiyorlar \ e uzmanlarla ilk bakışta a>- nlabilirler. Toplantılar üzenne yoğunlaşmış bir hareketlılik hâkim durumda. Bu uluslararası sendikalardan örneğin ICF- TL'nun (Uluslararası Hürlşçi Sendikalan Fede- rasvonu) 136 ülkede 12 7 milyon ü\esi \ar. ETÜC'un (A\ rupa Sendikalar Konfederasyonu) ise 22 ülkede 46 miKon üvesi \ar. Yine ömeğin ICEM'in (Uluslararası Kim\a. Enerji. Maden ve Genel Işler Sendikalan Federasyonu)25 milyon üyesi var. 'i'ine milyonlarca üyesi olan diğer sen- dikalar bulunuvor. IOmilyonİan kucaklayan de% sendikalar. Ancak bu de\ lerden beklenen küre- selleşen dünvaya meydan okuma. diğer deyışle sermayenin küreselleşen me\dan okumasına kar- şılık \erebilmelidir. Bu amaçla afişler hazırlan- mış. Ancak işçi sınıfının gücünü bu de\ sendi- kaların nasıl ortaya koyacaklannda sorun dü- ğümlenmekte. Çünkü haklı olmak yetmiyor. güç onava ko>mak gerekiyor. Dünvada en örgütlü işçi sınıfı A\rupa"da o!du- ğundan. uluslararası sendikalann vönetimlen- nin çoğunluğu Avrupa kökenli sen'dikacılardan oluşmaktadır. Diğer kurulu A\ rupalı sendikalar da dünya genelı küçümsenmeyen bir hareketli- likte. Belkî bu hareketliliğın nedenlerinden biri- si de AN rupalı sendikalann AB kurumlanv la olan sürekli ilişkilendir. Uluslararası bu sendikalar ile yapılan görüşmelerde, kendi aralannda diya- log yetersizTiğinin olduğunu anlamak da gecikii- miyor. Her sendika kendi alanına kimsenin gir- me'sinı istemiyor. Yükümlülüğe gelince toplar başkalanna atılıyor. Örneğin Türkiye'deki sendi- kalann AB direktiflerine ılışkın oluşturulmakta olan A\rupa tşletme Konsevleri'ndeyeralıp ala- mayacağı sorulduğun- dan top ortada kaldı denılebilir. Bu sorula- n sorduğum kişiler ara- sında ICFTU'dan bir yetkilınin. benı kate- gorik bir ülkeye soka- rakyanıtlamasıdaişin yüksek dozu oldu. Oy- sa sosyalıst ülkeler ve o ülkelerin çoğunluk- la ü\ e olduklan \VFTL' (Dünya Sendikalar Federasyonu) varken "Aman bu sendikalara gitmesinler" diye bızlere özel önem verirlerdi. Yardımcı olınaya can atarlardı. Yine yayımlarında \er \erdikleri IMF've Ne Dünya Bankası na karşı oluşlan ile benim görüş- tüğüm kişilerin görüşlen nedenli UNu>or. merak konusu. ILO ile Dünya Bankasf nın birlikte po- litika izlemeleri göriişünün ICFTL dan gelişıni de anlamak. bilgilerimi zorladı. Zaten Dünya Bankası uzmanlan şu anda ILO'nun çeşitli d'e- Petrai /j SeadHan Eğitim ve Araştmaa Aftuttrs lişmekte olduğu bir dö- nemdeyiz. Örneğin part- tıme çahşanlann toplam istihdamdaki oranı Hol- landa'da yüzde 37. Isveç'te >üzde25. lngiltere'deyüz- de 24 gibi oldukça yüksek- tir. Bu ıstihdam içinde ka- dınların oranı ise yüzde 80'lere değin Narmakta- dır. Özellikle son yıllarda artan part-time çalışma yanında. yıllık esnek çalışma da artmaktadır. Ör- neğin tngıltere'de işgücünün yüzde 10'una N aran oranda 2 miNon işçi. işverenin istediği saatler- de Ne yıllık belli bir saat çalışma üzerinde anlaş- mış durumdalar. Kâğıt üzerinde gözüken sendi- ka ÜNeliği oranlarında ise bir bölümü işsiz. öğ- renci NeemeklidirButürüye oranı Italya'da yüz- de 40'larda. Belçika'da yüzde 32"lerde. Avustur- ya"da yüzde 22"lerde. FinIandİNa"dayüzde21 'ler- dedir. Bu kesimlerin sendika üyeleri olmalan bü- Brüksel. pek çok uluslararası sendikanın merkezlerinin bulunduğu bir kent partmanlarının yönetimine alınmışlar. \erede kaldı pazarekonomisine karşı insan gÜNencesi te- melinde etkin politikalar oluştunnak. Uluslara- rası sendikalar AB kurumlan. BM Ne diğer çe- şitli uluslararası kuruluşlar için projelergerçek- leştirmekteler. Uluslararası sendikalann izlediği sendikal po- litikaları. ü>e sendikaların nitel konumlanndan a> n düşünemeyız. Daha da deriniere giderek sen- dika ü>elerinin niteliğinedayanmaktadır. Kitle- sel üretimNetüketimm olduğu dönemlerden fark- lı biçimde esnek üretim Ne istihdaınm hızla ge- > ük önemdedir. Ancak çalışan işçilerin ise yaşam- salönemde. BeyazN-akalı işçilerin sendikalaşma- lannda güçlükler N ar. maN i yakalılarla birlikte ol- maJannda ise daha bir güçliik var. tşçi smrfinın değişen niteliği. otomatikman sendika üyeliğini de etkilemektedir. Özellikle AN rupa ülkelerinde işverenin sendi- kasızlaştırma için yaptığı Nöntemlerden çok. iş- çılenn sendikalara üye olmak istememeleri üze- rine sendika üye sa> ısında düşüş Nardır. Başka de- yişle işçiler eskive oranla sendika üyesi olmak- ta daha az isteklidirler. Bu dıırumun \arısı dahi sendikalara düşse. bu onlara ciddi bir sorumlu- luk yüklemektedir. Asıl sorun. kapitalistler kâr hadlennin düştü- ğü ve diğer göstergelerin ortaya çıktığı mevcut krizi algılayıp kendileri için esneklikler getinr. toplam kalite yönetimi. kalite çemberleri \ eya op- timizasyon gibi adlar altında yeni üretim organi- zasvonlannı geliştirirlerken sendikalann halen klasik sendikacılık anlayışlannı bırakmak isteme- melerinde yatmaktadır. Adeta sendikalar muha- fazakâr durumadüşmüşler. Budurumulusaldü- zeyde sendika merkezlerine ve oradan da ulus- lararası sendikalara yansımaktadır. Bu arada ilginç sendikal politikalar gözlemlen- mektedir. Yine bir zamanlar AB" ve girmeye In- giltere'deki sendikal merkez TUC karşı çıkmış. ancak AB'nin özelleştirilecek işyerleri ıçin ge- tirdiği direktiflerden yararlanıldığı içın şimdi de TUC. AB'nin yanında hatta yargiN a başvuruyor. İngiltere hükümeti ise AB'nin karşısında. AN rupa ülkelerinde sendikal hareket ülkeden ülkeye anlayış Ne hareket açısından önemli fark- lılıkfar göstermektedir. Örneğin İngiltere'de bir sendika, TGYVU (Ulaşım Ne Genel îşler Sendi- kası)Shell ileilgili sendikasızlaştırma sorununu çözmek için bu şirketin hisse senedini alarak his- sedarlar toplantısında konuşma yolunu seçerken Belçika sendikalarının bir bölümü direniş. ve so- kak gösterisini seçmektedir. Yine sosyal gÜNen- Iik haklannm kısılmasma karşı Italva ve Fransa'da- ki sendikalar > aygın greN lere giderken Alman- ya'da diyalog üzerinde durulmaktadır. Son bırkaç yıldır ulusal ve uluslararası sendi- kalarda birleşme eğilimleri vardır. Bu eğilimler sendikalann güçlerinı birleştirme yanında, çok kasalannı da birleştirme amaçlıdır. Gözlenen o ki sendikalar üye kazanmaktan çok. kasaiannı da- haıçok düşünürdurumagelmişler. Tutunabilmek için bu eâilim haklı olabilir. Ancak işçilerin ör- gütlü birliği sendikalann var olma amacına da- ha yakındır. Sendikalann siyasi eğilimleri açısın- dan da ciddi değişimler var. Doğru deyişle siya- si ayrım yapma kriteri değişmiş. O eski sosyal demokrat sendikal anlayışlar dahi aranır olmuş. Siyasi çekimözelliği yitirildikçe. sendikalarvar olmak için işçilerin daöılan çıkariannı birleştir- me yükümlülüğünü dana bir öne çıkarmaktadır. Ulusal veya uluslararası oluşum bu bileşkeyi sağ- lavabilen sendikalar. üyelerinin gücüne dayana- rak ayakta kalmayı sürdürebileceklerdir. Onca çaba boşuna değil. Sorunlanna rağmen dünya geneli sendikal hareket sürekli güçlenmektedir. SÜRECEK OZTIN AKGUÇ Gepçekçi Olabilmek Genellikle kişisel ve toplumsal beklentilerimizde gerçekçi deği- liz. Siyasal yaşamdan tutun, spor karşılaşmalarının sonuçlarının tahminine kadar sağlıklı, tutarlı bir davranış içine giremiyoruz. Beklentiler gerçekçi olmadığından alınan sonuçlar genellikle düş kı- rıklığına, aşırı tepkilere yol açı- yor. Daha gerçekçi olmaya çalı- şanları ise çeşitli şekillerde yaf- talıyor, hatta karalıyoruz. Kötüm- sertikten, nifak tohumları ekmek- ten tutun, ülke ve ulus düşman- lığına değin uzanan bir karalama zinciri ile toplumsal konularda daha gerçekçi olanları çevreliyo- ruz. Niçin gerçekçi degiliz? Gerek- siz iyimserliklere, düşlere kapılı- yoruz. Gerçekleşmeyince de umutsuzluğa boğuluyoruz. Algı- lama yeteneğimiz mi noksan? Neden - sonuç ilişkisi mi kuramı- yoruz? Bazı doyuma ulaşmamış duygularımızın güdümünde mi- yiz? Irdeleme alışkanlığımız mı yok? Kendimizi aldatmaktan mı hoş- lanıyoruz? Düş gö'rmeyi, gerçek- leri görmeye mi yegliyoruz? Kuş- kusuz bu soru listesini uzatabi- lir, yeni sorular ekleyebiliriz. Ne- deni konusunda gorüşlerimiz fark- lı olabilir. Ama bu gerçekçi olma- dığımız gerçeğini değiştirmez. Avrupa Futbol Şampiyonası'nda ikinci tur düşüne karşı, sıfır pu- an, sıfır gol ile sonunculuk. Bu so- nuç bile, toplumsal tutkumuz, hatta psikolojik rahatsızlığımız haline dönüşen futbolda ne ka- dar gerçekçi olduğumuzu göste- riyor. Bugünlerdeyeni hükümet kur- ma girişimleri sürüyor. Çeşitli ola- sılıklar gündemde. Belki anım- sanır, ANAYOL hükümeti kurulur- ken bu karışımdan veya bileşim- den iyi sonuçlar umanlar veya ki- şisel beklentileri olanlar vardı. So- nuç ortada, "fiyasko" terimi ile alınan sonucu tam ifade edemi- yor. ANAYOL hükümeti kurulur- ken tüm iyimserbeklentilere kar- şın sonuç belli. Yazımızda en ufak bir başan şansı olmadığı tanısın- da bulunmuştuk. Bakanlar Kuru- lu belli, program belli, uygulayı- cıların kapasitesi belli. Bundan olumlu bir sonucun doğmaması kadar doğal bir sonuç yok. Gerçekçi olalım. Günümüzde hangi tür ortak yönetim (koalis- yon) kurulursa kurulsun, Türki- ye'nin sorunlarını çözme olana- gı ve kapasitesi olmayacak. Bu- rada da neden - sonuç ilişkisi ge- çerli. Yetkili olmayan liderler ve- ya parti başkanları, bunların et- rafını çevreleyen yetenekleri sınır- lı bir kadro, yanlış tanılar, hizmet- ten çok kişisel çıkar beklentileri. Böyle bir ortamda başarı bekle- mek bir düş bile olamaz. Kanım- ca Refah Partisi, 1970'li yıllarda olduğu gibi bir kez daha denen- sin. Toplumumuz deneyerek ger- çeğı bir kez daha görsün. Biz ön- görmekten, neden-sonuç ilişki- si kurmaktan çok, denemeyi yeğ- liyoruz. Belki deneyerek gerçeğe ulaşacağız. Burada da en büyük sakınca belleklerimizin zayıf olu- şu. Denesek bile bir süre sonra deneme sonuçlarını unutup, ye- niden bazı umutlara, düşlere ka- pılıyoruz. Başarılı olmak istiyorsak, ger- çekçi olmamız gerek. Gerçekçi olabilmek de irdeleme yeteneği- ne, algılamaya, neden-sonuç iliş- kisi kurmaya bağlı. Bu tür yete- neklerimizi geliştiremediğimiz sü- rece, başarılı olma olasılığımız ne yazık ki fazla olamayacak. Alınan sonuçlar, daha gerçekçi olma gereğini bize öğretmeli. Tİ Rk-İŞ VE TİSk HAKSIZLIĞA K.4RŞI ÇIKTI Zorunlu tasarruf komisyondan döndü ANKARA (.\.\) - TBMM Saglık Ne Sosyal Işler Komısyonu. zorunlu tasarruf uygulamasının kaldınlmasını öngören yasa tasarısını, çahşanlann aleyhine olan hükümlerin değiştirilmesi için alt komısyona haNale etti. Yasa tasansının komisyonda görüşülmesi sırasında görüş bildiren Türk-lş Başkanı Bayranı Meral; Tasarrufa Teşvik Yasası'nın. çıkışında belirtilen amaçlanndan saptığını, yasayı yürürlükten kaldıran tasan hazırlanırken. kendilerinin görüşleri alınmayarak yeni yanlışlıklann daNet edildigini söyledi. Zorunlu tasarruf uygulamasının kaldınlması halinde. kesintilerin geliri ile birlikte çahşana Nerilmesini isteyen Meral. "Çalışanın biriken parası. tasanda bielirtilenden daha kısa sürede verilsin. Bu ortamda enflasyon karşısında erhilmesin" dedi. Meral. tasarruflann devlet tarafından en düşük gelirli yerlerde değerlendirildiğini savunarak şöyle konuştu: "Tasarruflardolara endeksli fonda değerienirken, dolann 14 bin liradan 30 bin lirava nrlaması üzerine bu paralar 14 bin liradan TLolarak hesaplanarak çalışanın hesabına geçirildi." Tasan üzerinde görüş bildiren TİSK Başkanı Kubilay Atasayar, kamuoyunun. zorunlu tasarruf ile ilgili olarak kesilen paralann nerelerde değerlendirildiği konusunda bugüne kadar tatmın olmadığını belirterek hiç olmazsa ladesi sırasında haksız uNgulamalar olmaması gerektiğini söyledi. "Yasa, ömrünü tamamladı" dıyen Atasayar. sözlerini şöyle sürdürdü: "Tasan ile sistemden hemen ayrılmak isteyene haksızlık yapılıyor. Yasanın aınacı tasarruf, tasarrufun özü de gelir olduğuna göre, tasarruflar ile elde edilen gelir de çahşana verilmeli." Komisyonda konuşan CHP Ankara Milletvekili V'ılmazAteş,zorunlu tasarruflann nemalan ile birlikte ve peşin ödenmesi gerektiğini söyledi. RPTrabzon Milletvekili Kemalertin Göktaş,yalnızca emekli olanlara tasarruflarının neması ile birlikte ödenmesinin haksızlık olacağını söyledi. DYP Niğde MılletNekili Doğan Baran ise zorunlu tasarrufun bugün devletin sırtına yük haline geldiğini belirterek bir an önce kaldınlması gerektiğini söyledi. Tasanya göre, hak sahipleri. yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içinde yazılı talepte bulunurlarsa. çalışan Ne işveren katkısının yansı. yasanın yürürlük tarihinden 6 ay sonra iki ay içinde ödenecek. Biriken paranın kalan yansı ise ilk taksit ödemelerinden 4 ay sonra başlamak üzere 2 ay içinde. hiçbir Nergi ve kesintiye tabi tutulmadan nakit olarak ödenecek. TÜRKİYE SINAİ KALKINMA BANKASI A.Ş.'den Sayın Pay Sahiplerine Duyuru Bankamız sermayesinın 1.575 mılyar liradan 2.500 milyar liraya artışını temsıl eden, 675 milyar bedelli ve 250 milyar bedelsiz olmak üzere toplam 925 milyar liralık 8. tertıp nama hisse senetlerı bastmlmış olup, dagıtımına 24.06.1996 Pazartesı gününden itibaren başlanacaktır. Bedelli hisse senetlerinin alınması için, bedelli artışa katılan ortaklarımızın Bankamız tarafından verılen makbuzu; bedelsiz hisse senetlerinin alınması ıçın de mevcut hisse senetlerinin 12 no.lu yeni pay alma kuponları ile birlikte Bankamızın aşağıda adreslen verilen Merkez veya Ege Bölgesı Şubesi'ne müracaat etmeleri gerekmektedir. Hisse senetlerıni teslim almak için tüzel kışi ortaklarımızın gönderecekleri kişilerin yeîki belgeleri ile birlikte, gerçek kışi ortaklarımızın ise kimlikleri ile bızzat gelmelerı veya noter kanalı ile yetkı verdikleri kişileri göndermeleri rica olunur. (Not 12 no lu pay alma kuponlarının kesıklı kenar çızgıterı üzerınden çok düzgün bir şekılde kesılmesı, dökumlerının yapılması ve telefonla randevu alınması önemle rıca olunur.) BAŞVURU YERLERİ: İstanbul: Fındıklı, Meclisi Mebusan Cad No. 137 Genel Müdürlük: Menkul Kıymetler Müdürlügü Tel (0212) 245 74 78 - 251 28 00 - 251 27 92/388, 578, 581, 569 numaralı telefonlarından bılgı alınabılir. İzmir: Cumhurıyet Bulvarı No' 140 Kat' 1 Ege Bölgesi Şubesi Tel (0232) 421 36 40-41 T5KB Türkiye SınaiKalkınma BanhasıA.Ş.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle