25 Haziran 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
HHAZİRAN1996SALI CUMHURİYET SAYFA EKONOMI 3 ay önce 3100 marka satılan ithal sığırlann Tanm Bakanlığı ihalesinde 2000 marka düşmesi dikkat çekti Damızbkta 'deli inek' kuskusu Londra Belediyesi Çevre Sağlığı Direktörü Watson: tngilizler, ucuz et stokluyor ALİER "1. Yerel Yönetünler Sağ- lık Hizmetleri Sempozyu- mu'na" katılmak üzere is- tanbul'a gelen Londra Çev- re Sağlığı ve Tüketicileri Ko- ruma Daıresı Direktörü Ro- ger VVatson tngi lızlenn dana etı ucuzluğunu fırsat bilerek et stokladıklannı. buna bağ- lı olarak buzdolabı satışla- rının da arttığını sö\ledı. Watson Cumhunyet'in so- rularını şöyle yanıtladı: - Deli inek hastalığının İn- giltere'de yoğun- laşmasmınnede- ni nedir? - Sığırlarda görülen bu has- tahkta 1990 dan sonra büyük bır artış oldu. 199Tte 24 bın vaka eörüldü. AncaM995'te vaka sayısı 600'e düştü. 9O'lı yıllardavaka sayısında yaşanan artışın nedeni olarak kontamıneyemler(hastahay- vanların kan ve kemiklerıy- le zengınleştinlmiş yemler) göstenlıyor. Bunedenle 1990 yılından sonra bu tür yemle- nn kullanımı yasaklandı. A\ - rupa Bırliği'nın tngiltere'den et ıthalını durdurduğu doğ- ru, ancak bunun yumuşatıl- ması ıçin görüşmelersürüyor. Kısa bır süre önce tngılte- re'ye gelen Alman Şansölye- sı Helmuth Kohl da bu ya- saklamay ı haksız bulduğunu söyleyıp. yemeklerde dana etını terciri ettı. Yani. bu ge- çicı bir durum. Roger VVatson. - İngiltere'de başka hangi önlemler alındı? -Hastalığın görüldüğü sü- rülerimhaedıldı. Ayncabe- yın \ e sakatat satışı da yasak- landı. - Medyada. İngiltere'de 3 yaş üzerindeki milyonlarca sığırın imha edileceği belir- tiML. -Hayır. milyonlarca raka- mıçokabarttlı. Sanınm 150 bin civarında. Milyonlarca sığırı ımha etmek o kadar kolay bır iş değıl. Bır kere öl- dürülensığırba- şına de\let 80 paund ödüyor. Bence bu çapta bır imhaya ge- rek de yok. - İngiltere'de 3yaşınüzerinde sadece 150 bin sığır mı var? - Kuşkusuz daha fazla var. Süt amaçlı kul- lanılan hayvan- lar şımdilık ke- silmiyor. - Hasta hayv anın sütü. ya- ğı gibi ürünler de tehükeli değil mi? Bu ürünlerden in- sana hastalık geçişi olmaz mı? - Delı inek hastahgının in- sanlara bulaştığı yönünde kesin bir bulgu yok. Süt \e süt ürünlerinden bulaştığına daır de hıçbır işaret yok. - Deli inek hastalığinuı du- >ulmasından sonra İngiliz halkının tepkisi ne oldu? - Et fıyatları ucuzladı. !n- gılızler de ucuz et alıp stok- ladı... Hatta bu nedenle buz- dolabı satışlarında da belli bir artışın olduğu belırtildi. • 3100 mark olan damızlık sığır fiyatının birden 1900 marka düşmesinin Hollanda'daki hastahklı hayvanlann getirilmesinden kaynaklandığına dikkat çeken eski SETBİR Başkanı ve Tikveşli Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Vardarlı Tanm Bakanı İsmet Attila'yı uyardıklannı belirtti. • Damızlık hayvanlann kredili olarak üreticiye dağıtılacağı ve hastalığın yayılma tehlikesinin artacağına dikkat cekilirken, ithalatçılar düşük fiyatın dış pazardaki rekabetten kaynaklandığını savundular. Tarım Bakanlığf nda da ithal damızlıklarla ilgili kuşkular \ ar. AHMET ÇELtK Tanm Bakanlığınca "Hayvancılı- ğı Geliştirme Projesi" çerçevesınde ihalesi gerçekieştırilen damızlık hay- vanlann dış pıyasa değerinın çok altın- da fiyatlarla ithal edilmesi deli inek kuşkusu yarattı. Üç ay önceye kadar 3100 mark olan damızlık sığır fiyatı- nın birden 1900 marka düşmesinin Hollanda"daki hastahklı hay\anların getirilmesinden kay naklandığına dik- kat çeken eski SETBtR Başkanı \e Tikveşli Yönetim Kurulu Başkanı Do- ğan Vardarlı Tanm Bakanı Ismet At- tila yı uyardıklarını belırrtı. Kars Ta- nm İl Müdürü Hüse> in Zengin, "A\ ru- pa'da sübvansiyonlar da kalktı. Aslın- da hayvanlann bu kadar ucuz olmama- lan lazım. L cu/ olması benim garibi- me gjtti" derken. dığer ılgılıler de »öz konusu fiyat düşürmelerinden fırma- ların daha alışta 120 mark zarar etme- len gerektığine dikkat çektıler. Ithalat- çı firma yetkililerı ise düşük fiyatı re- kabete bağladılar. Özellikle damızlık sığır ithalatmda orjin belgesı arandıgını belırten Tanm Bakanlığı yetkililerı hastahklı sığır it- halatının mümkün olmadığını ılen sür- düler. Konuyu degerlendıren adının açıklanmasını ıstemeyen bir Tanm Ba- kanlığı yetkilisi ise, özellikle lngılte- re'den sığır ithal etmiş üçüncü ülkeler- den gelecek hayvanlarda dıkkatlı olun- ması gerektığinı belirttı. Aynı yetkilı. "Uluslararası Salgm Hastahklar Ofisi İrlanda. Fransa. İskoçya, Kuzey İrlan- da, Isviçre ve Portekiz'i riskli gördii. Biz de 27 martta bu iilkelerden yapılan it- halatı yasakladık. Ancak yasak bu ta- rihten önce getirilmiş ha>\anlar \e iz- ni bu tarihten önce ahnmış ama bu ta- rihten sonra getirilmiş hayvanlar için geçerii değiL Bu arada Hollanda İngil- tere'den ithal ettiği 64 bin hayvanı deli inek gerekçesiyle imha karan aldı an- cak Hollanda'dan yapdan ithalat yasak- lanmadı" dedı Proje kapsamında. üreticiye kredılı dağıtılmak üzere ithal edılen hayvan- lann yasaklı olmayan Avrupa Birlığı ülkelennden geldiğıni belirten Tanm Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekle- Vebalı hayvan ithal edildi ANKARA (ANKA) - Türkıye Şe- ker Fabrikalan Genel Müdürlüğü Af- yon Işletmesi'nın hastahklı hayvan it- hal ettiği bildinldı. Sanayi ve Ticaret Ba- kanı Yalım Erez. Türkiye Şeker Fabri- kalan Afyon Tanm Işletmelen'nın 60 baş kasaphk sığır alımı için 15 şubat ta- rıhınde ihale açtığını \e ıhaleyi "Af- yon Et ve Gıda sanayii Ltd" şirketinın kazandığını belırrtı. Bır bölümü iç pı- v asadan karşılanan. bir bölümü de Mol- da\va'dan ithal edılen havvanlardan 265"ınin teslinı alındığını kaydeden Erez, 54'ünün ıtlafedıldığmı, 14'ünün öldüğünü. bunun vanı sıra damızlık 8 adet erkek dananın daha öldüğünü açık- layarak bu hay \aniann derin çukurlar- da yakılarak \e üzerleri sönmemiş kı- reç ve toprakla örtülerek ımha edıldi- gını bildırdı. İthal damı/lıklar üreticiye kredi ile dağıtılıyor. me Genel Müdürlüğü Şube Müdürü Özcan Bilgen 1995 yılından bu yana 80 ihale açtıklarını belırterek şöyle ko- nuştu: "Proje her aileye iki baş olmak üzere 100 aileye 200 hayvan verilmesi üzerine kurulu. Hay\anlann alınabil- mesi için bir kooperatif kuruluyor ve istenilen ha\\an cinsine göre ihale aç> lıyor. Açık eksiltme biviminde yapüan ihaltyi en düşük Ttyatı >eren firma ka- zanıyor. Daha sonra kooperatif üyele- rini borçlandırarak paranın o bölgede- ki Ziraat Bankası Şubesine aktanlma- sını sağlıyonu. Firma ihaletarihinden itibaren 45 gün içinde hayv anlan getir- mekzorunda. Hayvanlar gelip sağlık- lı olduklan anlaşıldıktan sonra para nrmava ödeniyor." Proje kapsamında ithal edılen hay- \anlann daha çok Almanya \e Hol- landa"dan geldiğıni belırten Bilgen, "21 marttan önce gelen hayvanlar da bu ihalede satılabilir. Ancak biz çok sa- yıda hay\an aldığımız için. hayvan se- çiminde en az 1IKKI ha\ %an olan çiftlik- leri tercih ederiz. Bu tür hay\anlarda- ha çok piyasada tek tek yapılan satış- lar için geçerli olabihr" dedı. Damız- lık ithal hayvan fiyatlannda üçay ıçın- deyaşanan lOOOmarklıkucuzlamanın hastahklı hayvanların getirilmesinden kaynaklandığını belirten Tikveşli Yö- netim Kurulu Başkanı Doğan Vardar- lı. Tanm Bakanf nı yazıyla uyardı. Var- darlı bakana gönderdığı uyan yazısın- da, "Türkiye'ye gelen hastahklı düve 7 yılda 7 ya\ru doğuracak ve hastahklı nesil yayılacak. Biz Hollan'da \e İngil- tere gibi bunlan satacak ülke de bula- mayacağız. başa çıkıp imha edemeye- cegiz" dedi. Türkiye"deki ithal damız- lık hayv an fiy atının 3 ay önce 3 bin 100 mark olduğuna dikkat çeken Vardar- lı. "Hollanda'daki gelişmelerden son- rafiyatlar 2000 marka kadar düşmüş- tür" dedı. Tanm Bakanlığı Tarımsal Üretim \e Geliştirme Genel Müdürü Ali Er- yılmaz ise böy le bır olasılığın söz ko- nusu olmadıgını söyledi. Eryılmaz. "İthal edilecek hayvanın mutlaka o ül- kede doğmuşolması şartı aranır. Bu da nüfus cüzdanı sistemiyle çok i\i kont- rol edilir. Hastahklı hayvan girse büe ancak kaçak yollardan girer" dedi. Rusya ve Ukrayna'nın devlet şirketleriyle anlaşan ABD'li Howard Energy firması Türkiye de şube açtı Doğalgâzda da özelleştirıne hazırhğı NURTEN YALÇI1S Türkiye"de elektrik santrallan başta olmak üzere enerji yatırımlanna talip olan Amerikan şirketleri. doğalgaz it- halatında da özelleştirme sınyali verdi- ler. Rusya ve Ukrayna'nın devlet teke- lindeki "Gaz Prom" adlı şirketleriyle ortaklık anlaşması y apan Amerikan Ho- vvard Energy firması Türkiye"de de şu- be açtı. Doğalgaz ihracatçısı ülkelerde özelleştirme yolunda adım atan Ame- rikan şirketinın ithalatçı konumundaki Türkiye'de de eşzamanlı faaliyetlere gi- rişmesi. bir kamu kuruluşu olan Bo- taş'ın doğalgaz ithalındekı tekelinin de önümüzdeki dönemde ortadan kalkabi- leceği beklentisini doğurdu. Ho\\ard Energy. Ukrayna ve Rus- ya'daki boru hattı ile pompa istasyon- lann bakımını ve bu ülkelerdeki doğal- gazın dağıtımını. ulusal doğalgaz şirket- leri ile bırlikte yürütecek. Amerikan şir- keti, aynca doğalgaz boru hatlarını ye- nileyecek ve yenı yatınmlan hayata ge- çirecek. Hovvard Energy yetkilileri, Uk- rayna ve Rusya ile gerçekleştirdikleri or- taklık sayesinde Türkiye başta olmak üzere doğalgaz alıcısı olan ülkelere sev- kıyatın daha hızlı \e yeterlı düzeyde saglanacağını v e "doğalgaz sıkıntısı" riskinin ortadan kalkacağını bildirdiler. Merkezi Amerika'da bulunan ve Tom Howard adında bir Amerikalı tarafın- dan kurulan Hovvard Energy firmasının Izmir Şube Müdürü Işıl Göksel şirke- tin Ukrayna'dan gaz temin ederek bağ- lantı yaptığını belırterek gelecekte do- ğalgazda yapılacak bir özelleştirme programıyla ilgili de ilk işareti verdı. Doğalgaz sıkıntısı Ukrayna'nın yaşadığı ekonomik kriz nedeniyie Rusya'dan aldıgı doğalgazın parasını ödememesi, bunun karşılığın- da Rusya'nın sevk edeceği doğalgazın miktannı azaltması iki ülke arasındaki gerginliğı arttırırken. Rusya-Ukrayna- Romanya-Bulgaristan hattından Türki- ye'ye giriş yapan doğalgazın miktann- da da düşüş yaşanıyor. Rusya"da 1 %0'h yıllarda yapılan boru hatlannın yıpran- ması ve yetersiz hale gelmesi nedeniy- ie sık sık yaşanan sorunlan çözmek için harekete geçen Amerikan Hovvard Energy şirketi Orta Asya'dan doğalgaz getiren boru hatlan ve pompa istasyon- larını modernize etmeyi üstlendi. Uk- rayna'dan ve Rusya'dan Gaz Prom fir- malanyla anlaşan Hovvard Energy bir yandan Ukrayna'dan yıllık gaz akışını 40 milyar metreküp arttırmayı öngörür- ken bir yandan da Türkiye'ye giriş yapan doğalgazla ilgili kesilmerizikosunu or- tadan kaldırmayı hedefliyor. Türkiye'de doğalgazla ilgili olarak tekel konumunda olan BOTAŞ'tan (Boru Hatlan ile Petrol Taşıma AŞ) görüş- lerine başvurduğumuz yetkililer Tür- kiye'nin doğalgaz satın almak için muhatap olduğu ülkelerde de devlet tekelinin bulunduğunu, bu ülkelerde başlayacak özelleştirme çalışmalanna bağlı olarak Türkiye'nin de tekelden uzaklaşacağına işaret ettiler. Hovvard Energy 1 yetkilileri. l krayna ve Rusya ile gerçekleştirdikle ri ortaklık sayesinde Türkiye başta olmak üzere doğalgaz alıcısı olan ülkelere sevkıyatın daha hızhveyeterli düzeyde saglanacağını ve "doğalgaz sıkıntısı" riskinin ortadan kalkacağını bildirdiler. İŞÇİNİN EVRE3NİNDEN ŞÜKRAN SONER Yeni Arayışlar Dünya sendikacılık hareketi. globalleşme, yeni sömü- rü düzeninin getirdiği büyük üye kaybı. küçülmeye kar- şı, ilk aşamada birteşerek kendini korumaya, ayakta durmaya çalıştı. ICEM, metalden kimyaya, genel işkoluna uzanan ye- ni birleşmelerle de Türkiye'deki pek çok sendika ile bir- likte dünyada en geniş üyeli işkolu sendikalarından bi- ri konumunda. Dünya ülkelennin sendika yönetim vetem- silcilerinin HABITAT-2 ile bağlantılı Türkiye'de toplanmış olması ile de biraz bağlantılı bu yılkı yönetim organ top- lantılannı Izmir'de yaptı. ICEM'in ayrı bir örgütlenme olarak geliştirdiği kadın grubunun yıllık toplantısının gündem maddelerinden biri, Türk kadınının durumuna ilişkin bilgilenme idi. Ör- gütlenmeye ilişkin yeni stratejiler belirlenirken. ayrıntılı yeni bilgilenmelere ve yeni sorun saptamalarına gerek- sinim duyuluyordu. Uluslararası sendikacılığın geleneksel yapısında ve üye- lik ilişkilerinde daha önce yeri olmayan azgelişmiş ve eski Doğu Bloku ülkelerinden yüksek sendikacı kadın katılımı göze çarpıyordu. ICEM'in kadın örgütlenmesinin son bir yıllık çalışma- ları özetlenirken Peru, Malezya, Brezilya'da uygulanmış alışılmışın dışında projeler dikkat çekiyordu. En ilkel üretim koşullannda madenlerde, altın bulma- ya çalışan kadın ve çocukların ağır çalışma koşullarını, bizim gecekonduların saray olarak görülebilecegı ya- şamlarını videodan izledik. Dünya sendikacılık hareketi, sendikal örgütlenmenın dışında kalmış kadın potansıyelıne ulaşmaya, onları or- gütlemeye çalışırken, ucundan da olsa, sendika çatısı altında bugüne kadar düşünülmesi söz konusu olma- yan, tamamen kayıt dışında en ilkel koşulllarda üretim yapan, dünyanın en kültürsüz. en yoksul kadın çalışan- lanna da dokunmaya çalışıyordu. Şimdilik uygulamaya sokulan projelerı, hayırsever derneklerin yardım çalışmaları sınırları içinde de göre- biliriz. Ancak gelişmiş ülkelerin sanayi ışçileri. azgeliş- miş ülkelerin tamamen kayıt dışında, en ilkel ekonomi, üretim koşullannda çalışanları ile iletişim kurmak için, yeni adımlar atıyorlar. • • • Gelişmiş ülkenin sanayi işçisi, globalleşme, yeni sö- mürü düzeni içinde, kazanılmış sendikal, sosyal. ücret haklarından kayıplara uğradıkça sarsılıyor. Işsizlik. sen- dikasız çalışma, sermayenin ucuz işçiliğe kayması uy- gulamaları arttıkça, klasik sanayi üretimi dışında, kayıt dışı ekonomılerde çalışanların, üretim yapanların örgüt- lendirilmeleri gündeme geliyor. Sendika, sendikalı kav- ramlarının yeniden ele alınması gereği duyuluyor. Ya bizim sendikacılarımız ne yapıyorlar? Çogunluğu- nun, ICEM'in yönetim ve dığer organ toplantılarını da bir küçük turistik Izmir seferi olarak algıladıklanndan hiç kuşkunuz olmasın. Zaten şu günlerde büyükbaşlar ILO genel kurulu bahanesiyle ederek Cenevre seferindeler. ILO'nun kafeteryasından yukarı çıkanı pek olmadığı gi- bi, kapısından uğramayıp işçi parası ile başka ülkelere geçenleri çoğunlukta. Sınamak için dönüşte ILO genel kurulu çalışmaları hak- kında bilgi isteyin. Hangi komite çalışmalarına katıldtk- lannı, ne gibi görüş bildirip karar alınmasında katkıda bulunduklannı sorun.Örneğın ICEM toplantısında sen- dikacı Carol Bruce'nin verdiği bilgiye göre evde üre- tim yapanlara ilişkin hazırlanmakta olan yeni ILO söz- leşmesine işveren grubunun güçlü karşı çıkışı söz ko- nusu imiş. Carol Bruce, Türk sendikacılar da dahil dün- ya sendika liderlerinin kendi hükümetlerine bu konuda baskı yapmaları gerektiğinı anımsatıyor. ILO'da, evde çok büyük bir sömürüye, ucuz işçiliğe kaynak olan üretimin hiç değilse kayda alınması, belli ölçüler içine sokulması, çalışanlara ücret de dahil kimı güvencelerin getirilmesi için gereken sözleşmenin çı- kanlması önemli. Ama ILO sözleşmesinin uye ülkeler ta- rafından imzalanıp iç hukuklarına yasa ile geçirilmesi ve uygulanmasının sağlanması çok daha önemli. Aynı şekilde taşeronlaşma, bütün dünyada çalışan- lann, işçi sınrfının karabasanı haline geliyor. Ve ILO'nun genel kurul gündeminde, en önemli tartışma maddele- ri arasında yer alıyor. Her iki konunun Türkiye işçi sınrhmız için önemi. be- lini büktüğü gerçeği ortada. Bizimkiler işçilerimiz için bu yaşamsal sorunlar üzerinde Türkiye'de ve dünya sen- dikacılığının yaptığı çalışmalar içinde ne yapmışlar, na- sıl bir çabanın, katkının içinde olmuşlar? Sanki olup bitenler umurlannda değil. Daha doğru- su sendikacılığın öldüğüne, bir şey yapılamayacağına karar vermiş, bitecek nimetlerinden ne kadar kısa za- manda daha çok pay alınır kaygısına düşmüş gibiler. Özeti, bizimkiler ilgilenmediğı, hiçbir şey yapmadık- ları için, dünya sendikacılık gündemi, yeni arayışları Türkiye gündemine taşınamıyor. Dünya sendikacılık ha- reketi, kayıtlı ekonomide, bilinen sanayi işletmelerinde örgütlenme, başarılı olma şansını yitirdikçe, ciddı yeni arayışlar içine girmiş bulunuyor. Bu arayışlar içinde özellikle Türkiye işçi sınıfı ve çalı- şanlan için çok önemli olan kayıt dışı ekonomide, ev- de, kendi başına en kötü koşullarda çalışanları, kadın- lan örgütlemek, taşeronlaşmaya, kayıt dışı üretime kar- şı önlemler almak gibi önemli yeni strateji, dayanışma. örgütlenme modelleri, deneyimleri var. 5. Uluslararası Buğday Konferansı Ankara'da başladı Dünyada 48 günlük buğday stoku var ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)- Tanm ve Köy lş- leri Bakanı İsmet Attila. dünya nüfusunun artışı doğ- rultusumnda buğdayın ve- nmliliğinin düştüğünü söy- ledi. Uluslararası Kurak Alanlarda Tanmsal Araştır- malar Merkezi (ICARDA Müdürü Prof. Dr. Adel El Beltagy dünyada buğday sto- kunun azaldığını. toplam gı- da stokunun asgari düzeye düştüğünü belırterek. "Dün- yada 48 gün yetecek buğday stoku var" dedi. Tanm ve Köyişleri Ba- kanlığı ile Uluslararası ta- nm kuruluşlan tarafından düzenlenen "5. Uluslarara- sı Buğday Konferansı" dün başladı. Konferansın açılı- şında bir konuşma yapan At- tila, insan ve hayvan beslen- mesinde en önemli besin kaynaklarından birisi olan buğdayın. dünyadakı orta- lama veriminin son on yıl- da ciddi azalışlar gösterdiğı- ru belirttı. Attila şöyle devam etti: "Uygun toprak ve su kuDanınu, gübre kulianımın- daki artış. hastalık ve zarar- lılaruı kontrolü. çeşitlerin ge- liştirilmesi ve yayılması, çe- ki gücü yüksek makinelerin yaygınlaşması vediğer tek- nolojik gelişmelerle verim arttınlmaya çalışmaktadır. Ancak son yıllarda verim- deki artışın bir duraklama deM^sine girdiği de görül- mektedir. OzeUikle gelişmek- te olan ülkelerde hızlı nüfus artışı buğdayın verim ve ka- litesinin yıikseltilmesi konu- sundaki çabaları zorunlu hale getinnektedir." Buğdayda verim ve kali- tenin, gerçekçi uygulanabi- lir tanmsal politikalar ve araştırmafaaliyetleriyle ar- tırılabileceğini belirten At- tila. bu konuda kaynakların etkın kullanımının yanında. ülkesel ve uluslararası dü- zeyde y apılacak ortak faali- yetlerın de önemli bir yere sahip olduğunu kaydetti. Geleneksel bir buğday ül- kesi olan Türkiye'de 9 mil- yon hektar alanda buğday ekıldiğıni ve 18-20 milyon ton üretim sağlandığını an- latan Attila."Türkiye'nin buğday ın gen merkezi oldu- ğu hepinizin malumudur. Bu gen kaynaklannın c\-situ ve in-situ olarak konınması da. ilerideki buğday araştırma- lan için gerekli görülmekte ve bu konudaki çahşmaları bakanuğımız yürütmekte- dir" dedi. Uluslararası Kurak Alan- larda Tanmsal Araştırmalar Merkezi (ICARDA)Müdü- rü Prof Dr Adel El Beltagy de, dünya gıda stoklannın asgari düzeye düştüğünü be- lirterek. birçok ülkede stok azlığının devam edeceğini. dünyadaki toplam buğday stokunun da ancak 48 gün yeteceğini bildirdi. Stoklarn- daki azalmanın önlenmesı için çalışmaların. üretim ve verim artışı sağlanması ko- nusunda yoğunlaştınldığını anlatan Beltagy. Ortadoğu'da Suriye ve Türkiye haricinde- ki dığer tüm bölge ülkeleri- nin buğday ithal etmek zo- runda olduklannı bildirdi. ÇIFTÇİ DOSTU/SADULLAHUSUMİ ANTALYA -1992 yılının başında. çıçek ih- racatı ile ilgili yaptığım bir araştırma yazısı- na şöyle başlamıştım: "Çiçekçilık, ulkemızde büyükbirhızla ge- lişiyor. Üretim, tüketim ve ihracat son bir- kaç yıl içinde ınanılmaz boyutlara ulaştı..." Bu gelişmeyi. Antalya'da seraları dola- şarak ve rakamları izleyerek görmüştüm. Çiçek ıhracatçıları, büyük bir heves ıçındey- di. Hiç korkmadan yatırım yapıyorlanjı. 1985 yıhnda Antalya'da üç beş cesur ve gayretli işadamının "ihracatayönelik" çiçek üretimi ıçin yaptığı ilk yatırımlar, o zamanın parası ile 200 milyar liranın üzerindeydi. Kesme çiçek üretimi, 1984 ile 1985 yılla- rında 70 dekar arazi üzerinde başlatılmış, 1991 yıhnda 1.450 dekara ulaşmıştı. ilk yıl, 6 milyon dal olan kesme çiçek ihracatımız da 1991 yıhnda 20 kat artarak 100 milyona çıkmıştı. İlk yıllar gerçekten zorlu geçmişti. Avrupa ülkelerı velsraıl ile ıhşkıler kurulmuş. uzman ve teknoloji getirilmiş, çıçekçıliğın ana vatanı sayılan Hollanda'dan çiçek so- ğanı ve fide ithal edılmıştı... Kısa süre ıçın- de üretimde ve dış pazarlarda yaşanan sı- kıntılar atlatılmış, Türkiye. dünyanın en güç- lü çiçek üreticisi ülkelerle kıyasıya rekabet Çiçekçiliğimiz Gelişmiyor eder hale gelmıştı. Daha da önemlisi, 1991 yıhnda çiçek ıhrâcatından sağlanan 20 mil- yon doiar gelırın, 1996 ile 1997 yıllannda 200 milyon dolara çıkması bekleniyordu. Üste- lik bu konuda ıhracatçısından üreticisine ve ilgili çevrelere kadar herkes böyle bir geliş- menin olacağına inanmıştı! Çünkü Türkiye. dünyanın en kalıteli çi- çeklerini yetıştırecek iklim koşullarına sa- hiptı. Özellikle Güney ve Güney Ege bölge- lerınde yetıştınlecek çıçeklerle hiçbir ülke- nin rekabet etmesı mümkün değildi... Bır- kaç yıllık çalışma ile dünya pıyasalarında etkilı olabılırdık. Eğer devlet kesme çiçek üre- timını teşvık ederse, ıhracatı da destekler- se 10 yıl içinde yıllık çıçek üretımimızin 2 mil- yar dala çıkması ve her yıl 500 milyon do- lar gelır sağlamamız ışten bıle değildi!.. Ancak hükümetlenmizın ılgısizhği yüzün- den bu hedeflerımız hayalden öte gıdeme- di. 1992 yılı ıçin beklediğimiz 30 milyon do- largelirebileulaşamadık. 1991 yılındakıge- linmiz 20 milyon dolardı. 1996 yılında da gene 20 ile 22 milyon dolar arasında bir ge- lir sağlayacağımız tahmin ediliyor... Devlet desteklemediğı için çıçek üretiminde ve ih- racatında duraklama dönemine gırdık. 1991 yılından beri yerimizde sayıyoruz. Eğer dev- let biraz arka çıksaydı, belki de daha şim- diden yıllık 300 ila 400 milyon dolarhk gelı- ri yakalamış olacaktık... 500 milyon dolar- hk hedefe de tırmanmaya başlayacaktık!.. Çiçek ihracatçıları ve üreticileri, 1985 yı- lından beri işbaşına gelen her hükümete, il- gili bakanlarına sektörün sorunlannı bıkma- dan usanmadan ilettiler. ihracatta yaşanan sorunlarıanlattılarveçözümdeyardımcıol- masını istediler. Gerek Çjçek ıhracatçıları Derneği Başkanı Hasan Ünal, gerekse es- ki başkan Savaş Tıtiz, Ankara'yı adeta kom- şu kapısı yaptılar... Ancak bugüne kadar ciddi bir sonuç alı- namadı. Hükümetler, ilgili bakanlar, herde- fasında üretici ve ihracatçılara "destek" ye- rine "akıl" vermekle yetindiler. Hatta bazı çehşkılı kararlarla "köstek" bıle oldular. Ara- da sırada "Devlet desteğini unutun, başı- nızın çaresine bakın" diyenler bile çıktı!.. Bu sonuçta. bazı çevrelerin tarım kesimi- ne yapılan desteğin kaldınlması için yıllar- dan beri sürdürdüğü kampanya etkili ol- muştu. Çiftçiye en küçük bir destek söz ko- nusu olunca aynı çevreler kıyametleri kopa- rıyordu. Nitekim çiçek üreticileri ve ihracat- çılan da haksız tepkilerden nasibini aldı... Her türlü yardım ve destekten mahrum kaldı... Ama, asıl kaybeden, yüz binlerce üretici ile Türk ekonomisi oldu... Milyarlarca dolarhk gelirin yollan tıkandı!.. Peki.. çiçekçılerin so- runlan çözülemeyecek kadar zor mu idi?.. Bu sorunlan çözmenin, devletin üstesinden gelemeyeceği kadar yüksek bir mahyeti mi vardı?.. Çiçek üreten ülkeler, şimdi bizim yaşadığımız sorunlara ne gibi çözümler ge- tınmışlerdi?.. Kenya ve Kolombiya'yı yöne- tenler, Türkiye'yi yönetenlerden daha mı akılhydı?.. Devlet elini uzatmadığı için ülke ekonomisinde meyinek gelecek kayıp ve Türk halkının zaran ne olacaktı?.. Yetkililer bu sorulann yanıtlarını bir kez olsun araştırmadılar. Aslında, çıçek üretıci- lerine ve ihracatçılanna yapılacak destek, büt- çe içinde "devede kuiak" bile değildi. Üs- telik, çıçek ıhracatı, "altın yumurtlayan ta- vuk" gibiydi. Atalanmız, "Kaz gelecek yer- den, tavuk esirgenmez" demişler. Eğer. çi- çekçilik biraz destek görseydi. değıl bır kaz. belki de bın kaz gelecekti!.. Çıçek ihracatında en büyük sorunumuz herzaman nakliye olmuştur. Israil'den, Ko- lombiya'ya, Kenya'ya kadar bütün ülkeler nakliye'deki sorunlannı yıllarca önce çözdü- ğü halde, biz hâlâ beceremedik... 1985 yı- lından beri nakliyedekı sorunlarımız devam ediyor. Üstelikgıderekdeartıyor... Hükümet- lerin heraldığı yeni karar, çiçekçiliğimize bir daha darbe ındiriyor... Bu nedenle üretıcı- lerimız de. ihracatçılarımız da ıleriye güven- le bakamadığı için ekim alanlarını geliştırmi- yor... Hatta, küçülmeye çalışan ve ekım alan- larını daraltan firmalanmız bile var... Bütün ihracatçı ülkeler. ömrü az olduğu ıçin çiçeklerini pazarladıkları bölgelere ha- vayolu ilegönderiyorlar... Bizim ihracatçıla- rımız da havayolunu kullanıyortar. ancak ha- vayolu çok pahalı olduğu için çiçeğın mali- yetini yükseltiyor... Bu nedenle devlet nak- liyede destekleme yapmazsa üretıcılerin ve ıhracatçıların dünya pıyasalarındakı reka- bete dayanmaları mümkün değil... Çiçek üreten tüm ülkelerde devlet büyuk destekleryapıyor. Üretim aşamasmda gös- terilen kolaylıklar bir rüya gibi. Devlet vehü- kümet yetkililerınin bir gelip fide dikmedik- leri kalıyor. Halkını kazandırmak ve ülke eko- nomisini kalkındırmak ıçin mümkün olsa belki onu da yapacaklar. ihracatta ise. akıl almaz yeni sistemler geliştirildi... Türkiye'de ise tam tersi uygulamalar var. Üretim ve pazarlama aşamasmda da des- tek yok.. ihracatta da... Sadece. nakliye so- runu çözülemediği için çiçekçiliğimiz 10 se- ne sonrası için hedeflenen noktanın ancak onda birıne ulaşabıldı. 15 sene sonrası ıçin beklenen 500 milyon dolarlık hedef ise daha şımdiden hayal oldu...
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle