27 Haziran 2022 Pazartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 19 EKİM 1996 CUMARTESİ HABERLER Gözaltında öldürülen Metin Göktepe'nin katil zanlısı polislerin yargılanmasına Aydın'da başlandı Sadece sanddaryoktu\ECATİA\GIN DÜRDANE KOCAOĞLÜ A\DI.\ - Cazetecı Vl.etin Göktepe vi gözaltında ölcürdâğü ön«e sürülen 11 ki- şmin de aralanndi bmlunduğu 48 polisın Avdın Agır Ceza Mahke-mesı'nde >argı- lanma^nda izdiham yaşandı. 'Güvenlik' gerekcesiyle Aydın'a alınan davanın ılk duruşnıasına <anık polısl-er katılmadı. 60 kışılık ^alond£kı kargaşa nedeniyle dava- nın ikmci yariM Avdın Aflatürk Kapalı S- por Salonu'nda yapıldi- Metın Gökte- pe'nin ailesın n \e müdahil a\ukatlann. sanıkların tutüdanması v<e da\anın İstan- bul'da görülmeM bteğıni reddeden mah- keme başkanı. sanıklann ifadelennın de talimatla alınrnasına karar \erdi. E\ rensel gazete^i muhabiri Metin Gök- tepe'nın gözahnda öldünülmesınden 284 gün sonra. sanıklann yaryılanmaMna \v- dın Afır Ceza Mahkemesi'nde dün baş- landı. Üçii emniyet amirı. bıri komıser yardımcısı. 44'ü de polis memuru olmak üzere 48 sanıktan hıçbırinin katılmadığı duruşına önce>inde Avdın Adlıyesi. saba- hın erken »aatlerınden uıbaren davayı ız- lemeye gelenlerle doldu. Resmi \e sivil polislerin geniş gü\enlık önlemlerı aldığı adliyebınaMnagıren herkes sıkıaramadan geçıVildı. Saat 09.00da başlayacağı belir- tilen duruşma ancak 09.30'da başlayabil- DÖVÜIerek ÖldÜrÜlmÜŞtÜ Dava izdiham nedeniyle Aydın Atatürk Kapalı Spor Salonu"na ahndı. Metin Göktepe de gözaltına alındığı gün Eyüp Kapalı Spor Salonu'na götürülmüş. orada dövülerek öldürülmüştü. Yerji yabancı sivil örgütler ÜÇÜ amiri, biri komiser yardımcısı. 44"ü de polis memuru, toplam 48 sanıktan hiçbiri dııruşmaya katılmadı. Davayı yerli yabancı sivil toplum örgütleri de izledi. di. Duruşma öncesinde bir açıklama ya- pan Metin Göktepe'nin annesi Fadime Göktepe. davanın güveniik gerekçesıyle Aydın'a alınmasını kınadı. "Failleri ne- den hâlâ eb'ni kolunu sallayarak geziyor, neden açığa alınmadılar. neden tutukian- madılar" dıyen Fadime Göktepe. sözleri- ni şöyle sürdürdü: "Belki fıziki olarak olayı gerçekleştiren- ler, oğlumu öldürenler yargılanıyor. Ama asıl emir \erenler nerede? Bu katliamdan emir \erenler de sonımlu. onlar da yargı- lanmalı. Şu anda burada bir tek sanık bi- le yok. Faillerinin İstanbul'da olduğu bir da\anın Aydın'a taşınmasını kınıvorum." Da\ayı izlemeve gelen CHP milleve- kıllerı Fatih Atay.Oya Arasü.Yılmaz Ateş veSabri Ergül dedavanınpeşini bırakma- yacaklannı söv lediler. Sabrı Ergül. Yargı- tay "ıngüvenhknedeniyleyargılamayı Ay- dın'a almasını kınadıgını belırterek "Ta- nıklar İstanbul'da. sanıklarİstanbul'da, o- lay İstanbul'da. bu durumda de\ let neden güvenlik önlemi alamıyor? Bu, yargının bir ayıbıdır. Yargı. bu davayı Aydın'a ala- rak idarenin güdümüne girmiştir. Şe\ket Kazan'ın güdümüne girmiştir. Bunu kını- yorum" dıye konuştu. Açıklamaların hemen ardından sa\cı \e\zat Turgut. başkan Turgut N ıldınm \ e üyeler İdrisBilgin veÇetinŞahin'den olu- şan mahkeme heveti. dııruşmaya katılacak olanları salona aldı. Ancak 60 kışılık >a- lona yaklaşık 200 kişi girince büyük bir ızdiham vaşandı. Duruşmava. Metın Gök- tepe'nin annesi, ablaları \e ağabey lerinın de aralarında bulunduğu 13 kişi müdahil olarak katıldı. 317 müdahil a\ukattan 59ununkatıldığıduruşmada4sjnıkavu- katı da hazır bulundu. Sanık a\ukatlan arasında çeşitlı da\alarda suçlanan polıs- leri savunmasivla ünlenen avukat Necdet Küçüktaşkıner'in de bulunması dikkat çektı. Salondaki düzenın sağlanamaması üzerine sa\cı. mahkeme başkanına eğile- rek "Reis Bey. bunu spor salonunda yap- maklaam"diye fısıldadı. Mahkeme baş- kanı daduru^may a lOdakikaara verılme- sıne karar verdı \e salonun yenıden düzen- lenmesı ıçın boşaltılmasını istedi. Ancak bu süre içinde salon boşaltılamadığı gibi karga^a da sürdü. Bu arada CHP Izmır Milletvekili Sabri Ergül. salonda bulunan si\ ıl polıslerde silah bulunduğunu belirte- rek tepkı gösterdı. "Silahla kimseduruş- ma\ a giremez" diyen Ergül. mahkeme he- yetını uvararakbukışilerın salondançıka- rılmaMnı ı.stedı. Mahkeme başkanı salon- da seslerın yükselmesı \e sa\cının da is- temi üzerine duruşmanın »aat 13.00'ten ıtıbaren Aydın Atatürk Kapalı Spor Salo- nu'nda yapılmasına karar \erdi. Duruiinaya Istanbul Gazeteciler Cemi- yeti Başkanı NailGüreli. Aydın Gazeteci- İerCemiveti Başkanı Mustaf'aÇilik. Caö- daşGjzetecılerDenıeğıteniMİeıIerı.CHP millet\ekilleri ile çeşıtli kıtle örgütleri temsilcılerı. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Başkanı Fernando Castel- lo. RSF Genel Sekreterı Robert Menard. RSF A\rupa ma»ası >efi Jean Chizhizola. AP'den ^lagda Aelvoetın de aralarında bulunduğu 5()0"e vakın ki^i izledi. Saat 13.30 sıralannda ba^layan ikinci o- turama müdahil olarak katılan Göktepe ailesi, oğullannı öldürenlerin tutuklanarak yargılanmasını vedavanın Istanbul'anak- ledilmesini istedi. Göktepe ailesi. aynca dönemin Istanbul Emniyet Müdürü Or- han Taşanlar ıle yardımcısı ve olayda so- rumluluğu bulunduğunu ilen sürdükleri Adalet ve Içı^leri bakanlarının da yargı- lanmasını talep ettiler. Daha sonra Gökte- pe'nin gözaltına alınmasına tanık olan ga- zetemiz muhabiri Kerem Ilgaz. \eni Yüz- yıl gazetesi muhabiri Murat İnceoğlu \e L'BA muhabiri Satı Kaya ile E\ rensel Ga- zetesi Imtiyaz Sahibı \ahdettin Korkmaz dınlendi. Dava 29 kasıma ertelendi Duruşma sonunda mahkeme başkanı. sanıkların tutuklanma istemini redderti. Mahkeme. aşrıca polislerin halen aynı yerde olup olmadığının, görevden alınıp alınmadıklannın. başka yere tayınlerinın çıkıpçıkmadığınm Istanbul Emniyet Mü- dürlüğü'nden sorulmasını kararlaştırdı. Duruşma, bir sonraki duruşmanın tanhi konusunda sanık ve müdahil avukatlar arasında çıkan sert tartışmadan sonra 29 kasım cuma gününe ertelendi. Duruşmadan sonra bir basın açıklama- sı yapan aile \e avukatlar. bugüne kadar hiç kimsenin sanıkları göremediğini. yar- gılama böyle devam ederse bundan sonra da göremeyeceklerini söylediler. Erdost ifade verdiANKAR.A (Cumhurhet Bürosu) - "Türkiye'nin Yeni Sevr'e Zorianması Odağında Üç Sıvas" adlı kitabı. bölücülük propagandasi yapıldıâı gerekçesiyle toplatılan yazar Muzaffer İlhan Erdost'un önceki gün Ankara De\ let Güvenlik Mahkemesi (DGM) Savcısı Hamza Keleş'e ifade verdığı öğrenildi. Ankara Üniversıtesi Huk.uk Fakültesı öğretım üyelerınden Prof. Dr. Anıl Çeçen. kitapta suç unsuru bulıınmadığı yolunda görüş bildirdı. Ankara DGM de 1 saat 40 dakika süreyle ifadesi alınan Erdost. »aveı Keleş'in kitapta. "PKKnin propagandasının yapıldıği" sa\larının doğru olmadığını belırterek. alıntı olarak aktanlan bölümlere analiz ve eleştiri amacıy la kitapta yer verildiğini kaydetti. Rehine heyetine suçlama ALPER BALLI ANICAFLA-Ankara DGM Başsavcılığı. PKK'nin elinde rehin tutulan askerlerin serbest bırakılması amacıy la RPVanMıllenekili Fethullah Erbaş başkanlığındakı heyetin örgüt kampına gıderek PKK propagandasına olanak sağladığını savunarak heyet üyelerinin örgüt elemanlarına karşı. "ÖNÜCÜ. takdiredici •»e hak verici" konuşmalar yaptıklarıııı ileri sürdü. Ankara DGM Başsavcıhğı. heyette bulunan tHD Genel Başkanı Akın Birdal. İHD üyesı Cemil Aydoğan ve Mazlum-Der Genel Başkan Yardımcısı İhsan Arslan hakkında4.5 yıldan "'.S >ıla kadar ağır hapıs cezası istemıyle dava açtı. Başsavcı Ce\det \blkan tarafından hazırlanan iddıanamede. PKK'nin silahlı baskınlar sonucunda ele geçirdiği Türk askerlerını propaganda aracı olarak kullandığı ve son olarak kaçınlan 7 askerle ilgili olarak benzer çalışmalarda bulunduğu belirtildı. Ağustos ayı içinde Kuzey Irak'a geçen bazı gazetecilerin PKK'nin elindekı askerlerin serbest bırakılacağı volundakı haberleri üzerine. RP \'an Millenekili Erbaş'ın "konunun mahivtrini araştırmadan. konu ile ilgilenen resmi kurum \e kuruluşlara danışmadan. bilgi \e olurunu almadan. başlataeağı hareketin sonunu \e somıçlanm düşiinmeden. askerlerin Dohuk'ta teslim edileceği hususunda basında yer alan haberlere inanarak" gırışımlere başladığı savunularak olıı^tıırıılan heyetin gazetecilerle bırlikte bölgeye gırtıği anlatıldı. Cinayet duruşmasından notlar Göktepe davasında \argılanan sanık polisler hakkında •göre\ikötüye kullanmalv kastı aşmak suretiyle ve faili beUi olmayacak şekilde adam öldürmek' suçlanndan 3 aydan 15 > ıla kadar değişen hapis cezaları isteniyor. (Fotoğraf: CELAL YILMAZ) Tarihi davaya tanık olmak. SE\ İM ERTEMl'R / DENİZ TEZTEL A\ DIN - Gözaltında dövülerek öldürülen gazeteci Metin Göktepe davasının görüldüğü Aydın'da 'sanıklar' yoktu. ama işkenceye. gözaltında ölümlere tepki duyan. insan haklarından \e demokrasiden yana herkes oradaydı. 120 bin nüfuslu Aydın'da. dava telaşı günlerönce başlamıştı. Güvenlik göre\ lilerinin izınleri kaldırılmış. sayılan arttırılmıştı. Dün sabahın erken saatlerinde Aydın'a giren tüm araçlar sivil \e resmi polisler tarafından arandı. kimlik kontrolleri yapıldı. Saat 08.00'de insanlann gelmeye başlaması üzenne adliye çevresinde sivil ve resmi polislerin de sayısı arrtırıldı. Adliye civanndaki yollar \e ka\şaklar polis tarafından tutulurken adliye karşısındaki merkez polis karakolunun önünde de çe\ik kuvvet ekiplen bekliyordu. Saat 08.30'a geldiğinde gazetecilerin tek tek kimliklen ahnarak "basuı" vazılı kartlar dağıtıldı. Evrensel gazetesi muhabiri Sedat Peker'e bu tip kartlardan kalmadığı için 'görevli' yazıh kart verilince Peker. "Neden bana farklı kart \eriliyor" diye tepki gösterdi. Bu sözler üzerine gazeteci Ragıp Duran. "Sizi ayırmak için" diye e.spri yaptı. Gazeteciler. dinley iciler. av ukatlar sıkı bir aramadan geçırilıp adliyeye alınırken Göktepe'nin ailesi ıle bazı demokratik kıtle örgütleri temsilcilerinin bulunduğu otobüsün gecikmesi. "Otobüs durduruldu mu, gözaltına mı ahndılar" gibi yorumlara neden oldu Ancak saat 09. Î0 cıvarında adliye önüne gelen otobüsün anza nedeniyle geciktiğı ögTenildi. Aydın Adliyesi'ne giren. Metin Göktepe'nin annesi Fadime Göktepe'nin ilk sözleri. "Oğlum silahlı külahlı terörist değildi. Bir basın emekçisiydi. Onun için adil bir yargılama >apılmasını istiyorum" oldu. buruşmanın başlama saatinin gecikmesi üzerine beklevenler sabırsızlamrken saat 09.30'da salonun kapısı aralandı ve mübaşir göründü. Mahkeme başkanının. "Önce sanıkları alın" sözleri üzerine mübaşir tek tek sanıkların isımlennı okumaya başladı. Bu sırada kapının önünde duran Türkiye Gazeteciler Cemıyeti Başkanı Nail Güreli'yi tepeden tırnağa süzen mübaşir. "Siz sanık nıısını/. girin içeri" diyerek Güreli'yi içeri aldı. Daha sonra bir anda herkes duruşma salonuna hücum etti. Böy lesi bir kalabalıkla belki de ilk kez karşılaşan mahkeme başkanı ise hayretini gızleyemiyordu; bu nedenle duruşmaya sadece yanm saat bakabıldi. Bu yanm saat boyunca da izdiham \e arbede nedeniyle hep ayaktaydı. Sanıkların bulıınmadığı duruşmada sanık bölümünde Göktepe ailesi oturdu. Metin Göktepe'nın ablaları Merjem ve Gülsüm Göktepe ile ağabey len İbrahim, İhsan. Paşa Göktepe ıse gıydikleri tışörtlerle adeta havkırıvorlardı: "Bu \ürek susma\acak." Zarakolu ve Kürkçü yargılandı Istanbul Haber Servisi- İnsan hakları ihlalleri konusunda uluslararası çalışmalar yapan Human Rjghts VVatch'un alt kuruluşu Arms Project'in raporunu Türkçeye çevıren Gazeteci Ertuğrul Kürkçü ile çevirininyayıncısı Belge Yayınlan'nın sahibi AyşeNur Zarakolu'nun yargılanmasına Istanbul 2. Agır Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Kürkçü ve Zarakolu hakkında "devletin askeri ve emniyet muhafa/a ku\ vctlerini tahkir ve tezvifettıkleri iddıasıyla TCK'nın 159 1. Maddesi uyarınca 1 ile 6 yıl arasında hapis cezası isteniyor. Kürkçü savunml 11 lasında, ortada gerçekten bir rapor olduğunu ve Kasım I995"te Türkiye"de yayımlandığını, bunun gazetelerde yer aldığını. basın toplantısıyla kamuoyuna duy uruldugunu belırterek. kendisinin raporun yazarı degil. çevirmeni olduğunu sa\ undu. Kürkçü. "Ben çevirmen olarak göre\imi yaptım. Kaddafi'nin sözİerini Arapça'dan Türkçe'ye çeviren tercüman bu sözlerden ne kadar sorumlu ise. ben de bu kitapta yazılanlardan o kadar sorumluyum" dıyerek. raporda güvenlik kuv vetlerinın tahkir ve tezyif edilmedığini. sadece insan haklan ihlallerine yer verildiğini söyledi. Kitapta. ABD ve Avrupa devletlerinin insan haklanna duyarsızlıkları nedeniyle eleştinldıkftrini söyleyen Kürkçü, şöyle devam etti: "Ben yazar degil. çevirmenim. Olduğu gibi aktarırım. Bu nedenle de hiçbir sorumluluğum yoktur. Beraatime karar verilmesi gerektiğini düşünüvorum" Bayrampaşa Cezae\f nde tutuklu bulunan Ayşe Nur Zarakolu da savunmasında, yayıncılık mesleğınin. insanların düşünce, ifade. haber alma ve bılgi edinme özgürlükleriyle doğrudan ilışkısı bulunan özgün bir meslek olduğunu belırterek. bunun baskı altına alındığını sav undu. Mahkeme. kitabın yazarı ve tanıtım toplantısı hakkında işlem yapılıp yapılmadığının araştırılmasına karar vererek. duruşmayı erteledi. SIFIR NOKTASII ORAL ÇALIŞLAR e-mail: [email protected] Emekli komutan, taze millet- vekili Doğan Güreş Paşa'nın etek giyip giymemesi giderek önem kazanıyor. Paşa, Mec- lis'te kullanacağı oyun rengine göre, kendisine isteyenin etek, isteyenin pantolon giydirebile- ceğini söyledi. Paşa, muhalefetin gensoru önergesine destek vermezse kendisine etek giydirilebilece- ğini ima etti. Iktidar doğrultu- sunda oy kullandığına göre, etek giymeyi de kabul etmiş ol- du. Bundan sonra. Güreş'in hangi tür eteklere rağbet ede- ceği konuşulabilir. Etek, kadın giysisi, ama ko- nuyu kadınlar adına erkekler tartışıyor. Beğenmedikleri er- keklere de kadın giysisini uy- gun görüyorlar. Bu anlayışa göre, kadınlar karaktersiz ve güvenilmez. Öyle ya. Güreş Paşa sözünde durmayınca ona etek giydirilmeye kalkışıl- dığına ve Paşa da bunu kabul ettiğine göre etekliler. yani ka- dınlar, erkek cinsi içındeki kö- tüleri de sembolize ediyorlar. Doğan Güreş Etek Giysin mi? Güreş tartışmasında görül- düğü gibi. bir sözüne güvenilir erkekler. bir de sözüne güve- nilmediği için kadın sayılması gereken erkekler var. Erba- kan. kurultayda muhalefeti açık sözlülüğe çağırırken "Er- keksenız" diyerek iktidarla mu- halefet arasında erkeklik konu- sunda bir fark olmadığını da di- le getiriyordu. • • • Doğru söylemeniz gerektiği zaman erkektiniz, eğer palav- ra atarsanız veya korkarsanız erkek sayılamazdınız. Doğru- luk, cesaret ve açık sözlülükle erkeklik arasında bir bütünlük oluşmuştu. Güvenılmezler, ol- sa olsa kadınlar olabilirdi. Er- kekler. kızdıkları hemcinslerine bu nedenle, "Karı gibi kıvırt- ma" diyerek kadınla erkek ara- sındaki farkı da vurgulamış oluyorlardı. Kahraman Türk ve kahra- man erkek politikacılara göre, etek giymek hakaret, pantolon giymek ise büyük şeref sayılı- yordu. Hatta pantolon yerine üniforma giyerseniz şerefiniz biraz daha artmış kabul edili- yordu. Bütün bu ölçuleri de er- kekler koyuyorlar. Ölçüyü ko- yup sıraya diziliyorlar ve bu yolla kadınların önüne geçiyor- lar. Erkek olmak acaba insanla- ra neden bu kadar büyük bir üstünlük sağlıyor? Erkeklerin insan olarak kadınlardan ne gi- bi bir ayrıcalığı ve marifeti var ki. erkekler böyle düşünüyor- lar? Kadınların, etek giymeye kalkan Doğan Güreş'i kendi cinsleri içine kabul edecekleri nereden belli? Güneydoğu'da 10 yıldır sü- ren kanlı savaşın en büyük so- rumlularından birisinin kadın kılığınagirerek. kadınları aşağı- layacağını erkek siyasetçiler hiç düşünemiyorlar mı? Ben bir erkek olarak Doğan Gü- reş'in izlediği çizgiyi. kendi cin- sim adına kabul edilmez bulu- yorum. Benim kabul edilnez bulduğum bir tutumu kadınlar neden kabul etsinler? • • • Etek giymek, bir cinsi, yani kadınları tanımlıyor. Kadın cin- si. erkekler kadar iktidar ve he- gemonya peşinde koşmadığı için, etekliler daha yumuşak ve hoşgörülü oluyorlar. Kadınlar, çağlar boyu ezildikleri, haksız- lığa uğradıkları için, daha du- yarlı. daha eşitlikçi ve adaletli bir geleneği temsil ediyorlar. Kadınlar, erkeklerin söyledi- ğinin tersine, çoğu zaman on- lardan daha açık sözlüler. Ka- dınlar, erkeklerden çoğu za- man daha kararlı ve tutarlılar. Erkeklerin sandığının tersine, kadınların sözüne daha çok güvenilebilir. Aslında iş uygula- maya geldiği zaman erkekler de bu gerçeği bilerek kadınla- ra daha fazla güvendikleri an- lamına gelen davranışlar gös- terirler. Bazı istisnalar dışında, kadınlar. erkeklere göre daha iyiyi, daha güzeli temsil ediyor- lar. Bütün bu nedenlerle Doğan Güreş etek giymemeli. Ona uy- gun olan, üniformalı pantolo- nunu yeniden giymesi. Etek giymek, yani kadınlara benze- mek için, epeyce bir mesafe alması gerekir. Kadınlara. etek giyemeye- cek olanların listesini çıkarma- larını öneriyorum. Bunların en başında da sanırım Doğan Gü- reş gibileri gelir. Doğan Güreş'in "Etek giye- rim" sözleri, bir erkek olarak beni çok rahatsız etti. Kadın cinsini aşağılayan bu tutumun, en çok erkekleri küçük düşür- düğü inancındayım. Paşa. en iyisi bu etek sevda- sından vazgeçsin. Yaptığı kö- tü işleri de kadınlara yıkarak kendisini kurtarmaya çalış- masın. Ona erkeklik ve ünifor- ma iyi yakışıyordu. CUMARTESİ YAZILARI : ATAOL BEHR4MOĞLL Böyle Bip Demokrasi... Çarşamba gecesi Kanal 6'nın "Beyin Fırtınası" programının ilkinde"demokrasi"yi konuştuk... Bun- ca kavram, bunca olgu arasında neden öncelikle "demokrasi"? Sanıyorum ki ülkemızin yaşamında da, dünyada da, kışisel yaşamlanmızda da en çok ona gereksinim duyduğumuzdan... Bu gereksinim, bu özlem. programın giriş bölümündeki "halk rö- portajları "nda da açıkça görülüyordu. O halk röpor- tajlarında sokaktaki insanın söyledikleri. bence en az, söyleşi bölümünde bız katılımcıların söyledikle- ri kadar ilginçti... Sokaktaki insanın yaklaşımında al- tı en çok çızilmesı gereken ortak tavır ise kanımca, insanımızın bugün ülkede yürürlükte olan siyasal yönetime ve sıyasetçilere karşı bir güverisizlik içinT de olduğu ıdı... Sokaktaki insan haksız mı? '. Konuyla ilgili kısa bir çalışma süreci. bilgilerini bir araya getirme çabası. Türkiye'deki siyasal yöneti- min işleyişi ve geleceği bakımından kaygılarımı de- rinleştirdi. Bunları gece yarısına yakın bir saatte başlayan programı izleyememiş olan okurlarımızla paylaşmak ıstedim... • • • Demokrasi konusunda yapılacak "kuramsal"tar- tışmalarda bir sonuca varabilmek kolay değildir... Demokrasi nedır, demokrat kimdir, ideal bir demok- rasi olabilir mi. burjuva (Batı) demokrasileri arasın- da her ülkenin özelliklerine göre ortak ya da kendi- ne özgü yönler nelerdır, sosyalizm uygulamaları ve demokrasi bağdaşabilir kavramlar mıdır? Bütün bu sorular ve benzerleri sınırsızca tartışılabilir... Konu1 yu irdelemeye çalışırken benı en çok ilgilendiren soru ise, tıpkı halk röportajında konuşan insanları- mız gibi, Türkiye'deki demokrasinin işleyişi ve so- runları oldu... Türkiye'deki siyasal yönetim biçimi "demokrasi" diye adlandırılabilır mı? Çok partili sıstem, özgür seçimler, kuvvetler ay- rılığı vb. kavram ve kurumların varlığı bıçımsel ola- rak düşünülürse, evet... Fakat azıcık yakından ba- kıldığında ülkemizdekı siyasal yönetim biçiminin "demokrasi" diye adlandırılmasının sanıldığından çok daha güç olduğu görülecektir. • • • Daha giriş bölümündeki açıklamalarda kuvvetler ayrılığı ilkesinı reddeden; yasama, yürütme ve yar- gıyı sanki bütün bunların üstündeki bir "dev/ef'in dairelerı gibi tanımlayan bir anayasanın, 1982 Ana- yasası'nın yürürlükte olduğu bir ülkede demokra- siden, yani halk egemenliğinden ve bu demektir ki parlamentonun üstünlüğünden nasıl söz edebili-r riz? Bu anayasanın kışı özgürlüğü, düşünce ve ör- gütlenme özgürlüğüyle ilgili sayısız kısıtlayıcı hü- kümleri ise. gırişteki yaklaşımın zaten doğal sonuç- larıdır... Parlamentonun oluşumunu sağlayan yürürlükte- ki seçim sistemınin antidemokratik niteliği (özetle de bırçok kitlesel görüşün temsiline olanak verme- yen yüzde 10 ülke barajı) bugünkü yönetim biçimi- nin "demokrasi" diye adlandınlmasını olanaksız- laştırmaktadır... Var olan siyasal partilerin örgütlen- me biçimlerinın, ışleyışlerının ne ölçüde demokrat olduğu ise bir başka tartışma konusudur... • • • Cezaevlerinı "düşünce suçluları "nın doldurdu- ğu, gazeteciler örgütünün polis tarafından basıla- bildiği. basının tekelleştiğı, işleyeni sözümona be- lirsiz cinayetlerın ve kayıpların gunlük olay durumu- na geldiği bir ülkedeki siyasal yönetimi (sırf parla- mento. siyasal partıler vb. vardır diye) nasıl demok- rasi diye adlandırabileceğız? Yargı bağımsızlığının giderek daraltıldığı bir ülke- de kuvvetler ayrılığı ilkesinden. bu demektir ki de- mokrasiden nasıl söz edebileceğiz? Bölgeler. kışiler, toplumsal gruplar arasında eşit- lik şurda dursun, gelir dağılımı ve her türlü payla- şım adaletsizliğinın alabildiğine derinleştiği ve da- ha da derinleşmeye devam ettiği ülkemizde. genç- liği, memurların, çeşıtli halk gruplarının bu adalet- sizliklere parlamento dışı örgütlenmelerle (sendi- kalar, dernekler. birlikler, meslek örgütleri vb.) kar- şı çıkmagirişimleri "yasa" ve kaba kuvvet engelle- riyle karşılaşmaktayken yürürlükteki siyasal siste- me "demokrat" denebilir mı? • • • Demokrası, çok özet olarak, "siyasal egemenli- ğin halkın elinde olması" dıye tanımlanmaktadır..! Türkiye'de bugün yürürlükte olan "demokratik sis- tem" ise halkın seçimden seçime bu demokrasi oyununun figüranı olarak seçim sandığına gitme- siyle sınırlıdır... Attilâ İlhan'ın "Böyle BirSevmek" başlıklı şiirin- de yinelenen bir dize vardır: "Böyle bir sevmek görülmemiştir..." Bu dizeyi bugün ülkemizde yürürlükte olan "demokratik sis- tem"e uygulayabiliriz: "Böyle bir demokrasi görül^ memiştir..." İnsan Hakları Derneği 'Çiller'm açıklamasr manipülasyon' ANK.\R.\ (Cumhuriyet Bürosu) - İn>an Haklan Derneği (İHD) Genel Baş- kanı Akın Birdal. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yar- dımcısı Tansu Çillerin "Dünva'da insan haklan için ne varsa Türkiye'de de olacak" aeıklamasının. "Avrupa'nın tepkisini yu- muşatmaya > önelik bir nıa- nipülasyon"olarak değer- lendirdı. Birdal dün düzen- lediği basın toplantısında. Çiller'in önceki gün insan haklan ihlallerinin en aza indinleceği volundakı açıklamasına tepki aöster- di. Avrupa duvan... Hükümet programında demokratikleşnıe \e insan haklan için herhangi bir düzenleme yapılmadığını anımsatan Birdal. "Pekidı- şişleri bakanını bu açıkla- maları yapmaya zorlayan nedir? Avrupa'dır. Türkiye ile A\ rupa arasında örülen duvarlar her geçen gün > ükselmektedir. Durum gi- derek kötüleşmektedir. Son bir ay içinde Avrupa'da Türkiye alevhine peş peşe çıkan kararlar bunu gös- termektedir" diye konuş^ ru. Birdal. Avrupa İnsarj Haklan Mahkemesi'nde Türkıye'nin mahkum edil- diğını belirterek. şunları söyledi. "Avrupa Birliği'nce ha7 zırlanan Türkiye raporu, ay sonunda A\rupa Parla- mentosu'nda görüşülecekj Uluslararası Af Örgü- tü'nce Türkiye'deki insan hakları ihlallerine ilişkin kampanya başlatıldı. Dün- ya ülkeleri tele\izyonların-- da kampanyaya ilişkin programlar y apılıyor, insan hakları ihlali görüntüleri yer aiıyor. Dışişleri Bakan- İığı'nca yapılan açıklama- ların ardındaki neden bu- dur, hiçbir inandırıcılığı yoktur. Işkence semineıie, önlenmez."
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle