30 Haziran 2022 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
11 EKİM1996CUMA CUMHURİYET SAYFA EKONOMI Libya Merkez Bankası'na alacaklann ödenmesi konusunda hiçbir talimat yapılmadı Erbakmı m 6 zafeıi' fos çıktıCANAN SOYSAL Başbakan Necmettin Erbakan'ın Libvagezisinden döner dönmez müteahhitlerin alacaklan konusunda "Bizim vola çıkmamızla beraber, 120 milyon dolarlık alacağın 40 milyon dolan hemen naklediiecek" şeklindeki açıklamasına ragmen. Libya Merkez Bankası'na hiçbir ödeme talimatının yapılmadığı belinıldi. Türk Müteahhıtler Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Sever. Libya Merkez Bankası yetkilileriyle en son olarak dün görüştüklerini ancak vetkilılerin. kendilerine ödeme konusunda hiçbir talimat gelmediğını söylediklenni ifade etti. Kadir Se\er, bekleme>e devam edeceklerini v urgulayarak Ancak şu bir gerçek ki umutlarımı/ vavaş, yavaş rükenmeve başladı. Alacaklanmız yine ödenmediği takdirde • Başbakan Necmettin Erbakan'ın "Dönüşümüzle birlikte müteahhitlerimizin alacaklan ödenecek" şeklindeki açıklamasına ragmen Kaddafi'nin Libya Merkez Bankası'na ödemeler konusunda herhangi bir talimatta bulunmadığı öğrenildi. Libya'da kalmamızın hiçbir anlamı yok" şeklinde konuştu. Sever. Türk müteahhitlerınin iç politika malzemesi yapıldığını belirterek "Sanki Libya gezisini biz istemişiz gibi bir hava yarahlıvor. Ovsa biz bu gezhi Lib>a kanalından öğrendik ve başbakanlığa buşvurarak kendimizi davet ettirdik" diye konuştu. Eylül ayı başında iki bakanın Libya'ya yaptığı gezinin kamuoyuna "miiteahhit alacaklannın takibi" şeklinde duyurulduğunu. ancak bu gezı öncesı kendilerine hiçbir bilgi verilmediğini ve söz konusu bakanlann Libya"da ilgili bakanlarla görüşemediğine dikkat çeken Sever. "Açıkça biz Libya'nın Bağımsızlık Günü'ne gittik. demediler. llk ta>izi o zaman verdiler" dedi. Türkiye Inşaat Müteahhitleri Sendikası(TlM-SE) Genel Başkanı Sami San ıse Kaddan'nın geçmişteki tutumları nedenıyle son ödeme planı konusunda endişelerinin bulunduğunu belirterek söz konusu ödemeler yine yapılmadığı takdirde Türk firmalannın Libya da kalmalannın hiçbir anlamının olmayacağını savundu. Libya "da Iş Yapan Türk Müteahhitleri Birligi Başkanı Barlas Turan ise en büyük temennılerinin alacaklann ödenmesi ve varım kalan yatınmlann devam etmesi olduğunu belirterek "Ancak kamuoyunda Libya'Va karşı oluşan repki devam tttiği takdirde, söz konusu alacaklann ödenmesi tehlikeye girebüir. Zaten şu ana kadar hiçbir girişim olmadı" diye konuştu. Turan, geçen yıllardaki ödemelerın 10 gün içinde yapıldığını belirterek önümüzdeki hafta sonuna kadar bekleyeceklerini \e ödeme yapılmadığı takdirde bütün mevcut işleri bırakarak Lıbya'dan ayrılacaklannı söyledi. Ötevandan. yurtdışında iş yapan Türk müteahhitlennin Libya'daki alacaklann ödenmemesi durumunda Rusya \e Türk cumhuriyetlerine yaptıkları yatınmları arttıracağı öne sürüldü. 1996 mart avı itibarıyla 8.6 milyar dolarlık iş yapan Türk firmaları. yine aynı dönem itibarıyla Rusya'da 5.7 milyar dolar. 5 Türk cumhunyetindeyse toplam 1.5 milyar doîarlık yatırım yaptılar. Bu arada Erbakan'ın Afrika gezısinin son durağı olan Nijerya'nın da yeni yattrımlar için düşünüldüğü belirtilivor. YORUM Memur zammının yüzde 50 olacağını duyuran hükümet ÎMFle yapılacak görüşmeler öncesinde geri adım attı Bütçeye 2 katrilyon liralık gelir aranıyorESRA YENER ANKARA - Başbakan Necmettin Erbakan'ın ocak a>ında maaşlara yapılacak zammın temmuz-aralık enflasyonunun 5 puan üzerinde olması yönündeki istemi üzerine hesaplanan yüzde 50 düzeyindeki oran. Lluslararası Para Fonu'nyla(IMF) yapılacak görüşmeler öncesinde yüzde 40'a indirildi. 7.5 katrilyon liralık harcama tahmını yapıian 1997 bütçesinde açığın 500 trılyon lirada tutulması için ek 2 katrilyon liralık gelir kalemi yaratılacağı öğrenildi. Türkiye'nin anlaşma istemini incelemek üzere pazartesi Ankara'ya gelecek olan IMF heyetine. 1997 yılı bütçe hedefleri paketin bir parçası fc8Ü için butçe ----tt^ harcamalannın kısılması, dö\iz kurundaki artışm enflasyonun altında tutularak sabit bir hedefle sınırlandmlması. yüzde 10düze>ine yükselen büyümenin yüzde 5 oranının altına çekilmesi, enflas>onun bu çerçevede yüzde 80'in altına indirilmesi yönündeki istemleri, hükümetin 1997 yılı tahminlerini de yönlendirdi. Hükümet. bütçe hedefleri çerçevesinde. 1997 vılı için yüzde 70 düzeyinde enflasyon. yüzde 4.5 düzeyinde büyüme \e yıl sonunda 105 bin lira olması beklenen 1 ABD Doları En büyüksorun vergiadaletsi:Jiği ANKARA (ANKA) -1997 yılı bütcesine ilişkin çahşmalar koalisyon ortaklan tarafından farklı yaklaşımlarla adeta "iki başk" olarak sürdürülürken, son yıllann bütçelerinde iyice belirginleşen bozulmanın düzeleceğine ilişkin hiçbir işaret alınamıyor. Henüz oluşturulma aşamasında olan 1997 yılı rakamian, ne dolaylı-dolaysız vergi adaletsizliginin düzelrileceği, ne de harcamalardaki çarpıklığın giderilebileceği konusunda umut veriyor. Bütçede dikkati çeken en belirgin çarpıklıklar, vergi gelirlerinin lcompozisyönıindâlri bozulma ve harcamalann dağıhmmda ortaya çıkıyor. Vergi adaletsizliginin en belirgin göstergelerinden olan dolayh- dolaysız vergi dengesi, sürekli olarak olumsuz yönde gelişiyor. Bir dönem toplam vergi gelirleri içinde yüzde 40'Iar düzevinde bulunan dolavlı vergilerin paymın yüzde 60'a ulaştığı, buna karşılık dolaysız vergüerin payının yûzde 60'tan yüzde 40'a gerilediği dikkati çekiyor. Gelir düzeyi ne olursa olsun. herkesin aynı oran ya da miktarda vergi ödemesini gerektiren dolaylı vergideki artış. Türkiye gibi gelir dağılımının bozuk olduğu ülkelerde dengesizligi daha da büyütüyor. Bir birim mal veya hizmet tüketen herkes, ister asgari ücretli, ister milyarlarca liralık varhğa sahip olsun, aynı vergiyi ödüyor. Hükümetler. tahsilatının hızlı olması nedeniyle dolaylı vergiyi tercih ediyprlar. KDV ve Akaryakıt Tüketim Vergisi (ATV) en önemli dolaylı vergi kalemlerini oluşturuyor. Son dönemde akaryakıta maliyetin çok üzerinde zam yapıîmasının altında da akaryakıt fiyatları üzerinden önemfi ölçöde ATV tahsilatı gerçekleştirilmesi yatıyor. Bir yandan yeterince vergi toplamayan, topladığı vergide de adaletsizliği derinieştiren Türkiye. bir yandan da bu vergiyi yanlış uygulamalann faturası olarak borç faizi ödemek için "harcamak" zorunda kaiıyor. Başlangıçta bûtçe açığının finansmanı için başvurulan iç borçlanmanın, giderek kendi kendini besleyen bir canavara dönüştüğü ve borçlanmanın tek nedeninin geri ödemeler olduğu görülüyor. ANKA'nın hesaplamalanna göre. iç borç faizi ödemesinin konsolide bütçe harcamalan içinde 1990 yılında yüzde 14 olan payı, bu yılın agustos ayı sonunda yüzde 37.5'e ulaşmış bulunuyor. Borç faizi ödemesi böylesine artarken. bütçeden personel ve yatınma aynlan pay hızla geriliyor. Personelin 190 yılında yüzde 38.6 olan payının bu yıl ağustos sonunda yüzde 26.2'ye. yatınmiann aldığ» payın da aynı tarihler itibarıyla yüzde 14.7'den yüzde 4.3'e gerilediği dikkati çekiyor. için 145 bin liralık değer tahmıni yaptı. Hükümetin ayrıca IMF'nin istemi doğrultusunda ilk toplantılarda yüzde 50 belirledigi memur maaşlanna ocak ayında vapılacak zammı yüzde 40 oranına çektiği öğrenildi. Alınan bilgilere göre geçen hafta IMF ile görüşmelerini tamamlayarak ABD'den dönen Devlet Bakanı lifuk Söylemez. IMF'ye sunulacak pakerte maaşlara ocak ayında yüzde 50 oranında zam öngrülmesi durumunda anlaşmada sorun çıkabileceği uyansında bulundu. Söylemez ABD ziyaretinin ardından yaptığı değerlendirmede de IMF ile stand-by dışında daha değişik bir anlaşma modeline gıdilebileeeğini belirtti. Hazıne yetkilileri. IMF'nin Türkiye ile tam gü\ence anlamına gelen stand-by kredi anlaşmasına sıcak bakmadığını belirterek "IMF kendhi tarafından güvence verilmeven. bu çerçevede kredi öngörmeyen, ancak inceleme vaparak olunılu bulduğunu açıklavacağı bir orta \adeli program istivor. IMF siyasi iktidara güven duvmadığı için bövle bir anlaşma istemiyor" dediler. Ankara'va pazartesi gelecek IMF heyetinin 3 hafta kalacağı ve özellikle bütçe hedefleri üzerinde çalışacağı belirtildi. IMF'nin yeni bir anlaşma için Başbakan Erbakan'ın imzalı güvencesinı istediği öğrenildi. IM F'ye öneri pakeri IMF'ye aynca özelleştirme programı. sosyal güvenlik kuruluşlannın yeniden vapılandırılması. para piyasalannda tüketimi kısıcı önlemler ve tasarruf karariarını içeren birpaket sunulacak. Bu arada 1997 yılı bütçesi için 7.5 katrilyon liralık harcama hedefi belirlenmesinin kesinleştiği öğrenildi. Başbakan Erbakan'ın "denk bütçe" istemi çerçe\esinde ilk hesaplamalarda 5 katriKon lirada tıkanan gelir tahmininin arttınlması için kaynak arandığı bildırildi. Yetkililer. bütçe açığının 500 tnlvon lira sınınnda tutulmasına çalışıldıfiını belirterek REFAHYOL'un daha projeleri bile olmayan paketlerindekı planlardan elde etmeyi hedeflediği hayali kaynaklan bütçeye 2 katrilyon liralık geîir olarak eklemeyi istediğini belirttiler. İKV BAŞKANI MERAL GEZGİN ERİŞ 'AB ilgisizlikten dertli' Ekonomi Servisi - Türkiye-AB ilışkilennde temel sorunun "siyasaJ diyalog" eksıkliginden kaynâkJandığını söyleyen lktisadi Kaikınma Vakfı (İKV) Başkanı Meral Gezgin Eriş. AB yetkılilerinin bu sıkıntılannı her fırsatta dile getirdiklerini belirterek "Gümriik birliği öncesinde AB kurumlarıyla yoğun temaslarda bulunan siyasilerin. şimdi ise bu konuvu oluruna bırakan bir tutum izlemeleri büyük endişe yaratıyor" dedi. Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünkü durumu \e son gelişmeler hakkında görüşme yapmak üzere 2- 4 ekim tarihleri arasında Brüksel'de bulunan İKV Başkanı Erış. Brüksel'de AB yetkilileri ile yaptıklan temaslar ve ardından Atina'da katıldıkları Avrupa Odalar Birlikleri'nin (Eurochambres) 80'inci genel kurulundaki çalışmalan hakkında açıklamalarda bulunmak üzere dün bir basın toplantısı düzenlendi. Eriş, gümriik birliği öncesinde verilen sözlerin genel seçimler sonrasmda unutulmasının AB ülkeleri üzerinde gü\en kaybına neden olduğunu vurguladı. AB yetkililerinın üzerinde ısrarla durdukları diğer bir hususun da "insan haklan ihlalleri" olduğunu dile getiren Eriş. Avrupa Parlamentosu'nun (AP) 19 Eylül 1996 tarihinde alınan mali yardımlann durdurulmasına ilişkin kararın - gerekçesinin Türkiye'de demokrasi standartlarının yerine getirilmemesi. Kıbns j ve Kürt sorununun çözümlenmemesi \ olarak gösterildiğini ifade eden Erış. AP ı üyelerinin bu tutumuna karşılık Daimi ı Temsilciler Komitesi ile komisyon yetkililerinin kararla ilgili görüşlerinin farklı olduğunu göziemledikierini kaydetti. • Gümriik birliği öncesinde verilen sözlerin genel seçimler sonrasmda unutulmasının AB ülkeleri üzerinde güven kaybına neden olduğunu vurgulayan Meral Gezgin Eriş, İKV'nin Brüksel'deki girişimlerinin somut sonuçlar verdiğini dile getirdi. İKV heyetinin Daimi Temsilciler Komitesi yetkilileri ile yaptıkları görüşmelerden Türkiye AB ilişkilerinin gelişmesi konusunda sabırsız olmamak gerektiği ve sorunlann zaman içinde çözülebıleceğı izlenımi edindiklerini belinen Eriş, Yunanistan tarafından bloke edilen mali yardımın da açılabileceği yönünde olumlu mesajlar aldıklarını açıkladı. Komisyon temsilcilerinin ise AP'nin karanna kesin gözüyle bakmadıklannı anlatan Eriş. "Haariattıklan Türkive'deki insan haklan ile ilgili raporun sonucunu bekliyoriar" diye konuştu. İKV ile AB Komisyonu arasında imzalanan. küçük \e ortaboy işletmelere yönelik eğitimi amaçlayan bir anlaşmayla Türkiye ile AB arasında 15 yıldır donmuş olan mali işbirliği yeniden i$lerlik kazandırdıklarını söyleven Eriş. İKV tarafından hazırlanan KOBl'lere yönelik "eleman eğitimi ve bilgi dagırma agj" projesinin. AB Komisyonu tarafından kabul edildiğini bildirdi. Bu konudaki anlaşmayı 3 ekim tarihinde imzaladıklannı kaydeden Eriş. bu projenin Türkiye ile AB arasındakı mali işbirliğini uzun bir aradan sonra veniden canlandırdığını vurgulayarak "Netvvork adını hazıruk aşamasından alan ortak projeye AB Komisyonunun katkısı, önümüzdeki 2 \ıl için yannı milvon ECl rutannda olacaktır" diye konuştu. Türkıve'nin Hükümetlerarası Konferans gündeminde yer almamasının kabul edilebilirolmadığmı söyleyen Eriş. AB ile bağları Türkiye'ye kıyasla çok daha yeni \e ekonomik düzeyleri Türkiye'nin gerisinde olan bazı ülkeler siyasi nedenlerle ilk genişleme halkasına alınırken. Türkiye'nin dışlanmasının anlaşılır olmadığını kaydetti. 6 yeni termik santral için kampanya dü ^enlenecek LATIFSANSL'R KUŞADASl-Dünya Enerji Konse- yitoplantılançerçevesındegerçekleş- tirilen 'Karadeniz Bölgesi ve Orta As- ya Ülkeleri Enerji Forumu'na katılan Enerji Bakanı Recai Kutan. 6 yeni ter- mik santral için uluslararası ihale açıl- dığını ve 57 finnanın yeterli görüldü- ğünü. Akkuyu Nükleer Santralı için ise kasım a> ı ortalannda ihale açılacağı- nı söyledi. Bakan Kutan. çevreci ör- gütlerin olası kampanyalarına karşı da basında yoğun bir karşı kampanya başlatacaklannı açıkladı. Daha önce foruma katılacağı açık- lanan. ancak katılamayan Cumhur- başkanı Süleyman Demirel. bir mesaj gönderdi. Demirel, mesajında dünya- nın ekonomik bakımdan bütünleşme- ye yöneldiği günümüzde Karadeniz Bölgesi ve Orta Asya ülkeleri arasın- da geliştirilmeye çalışılan işbirliğinin enerji alanına taşınmasına dikkat çek- ti. Demirel. "Bölgeülkelerinin ortak bir zeminde mevcut imkânlardan hare- ketle karşıiıkb vararesasında,enerji ala- nındaki işbirliğini de geliştirmeleri. bölgeyi banş, refah ve istikrara kavıış- turma hedefi doğrultusunda atılmış ileri bir adımdır. Bu çerçevedeforumu önemli bir etkinlikolarakgörüvorum~ dedi. Forum açılışında konuşan Enerji Bakanı Kutan, Türkiye'de yavaş yavaş darboğaza giren enerji sorununu çöz- mek için yeni çareler arandığını söy- ledi. Enerji sorununun devlet eliyle çözülmesinin mümkün olmadığını be- lirten Bakan Kutan, yap-dev ret v e yap- işlet-devret modelleri ile Türkiye dı- şından finansman ve teknoloji ithal edileceğini anlartı. Türkiye'ye özel sektörü davet eden Enerji Bakanı Kutan. yeni yapılacak termik ve hidroelektrik santrallarının özel sektör tarafından kurulacağını. TEDAŞ'ın ise kademeli olarak özel- leştirileceğini bildirdi. Kutan. işletilen santrallann özel sek- töredevredilmesineçalışıldığına dik- kat çekerken "Türkiye'nin enerji so- runlannın çözülnıesi konusunda karar- üyız. Yapıian ön incelemeler çerçeve- sinde Aliağa, Trakya. Ankara, İsken- demn'da birer,Gebze'de ise iki adet ol- mak üzere 6 yeni termik santral kura- cağız. Uluslararası ihale çağnmıza 103 firnıa başvurdu, 57'si veterli görüldü. Enerji sorununu çözmektekarartıolan hükümetimizin çalışmalan çerçeve- sinde kasım avı ortalannda 1000 me- gavat gücünde Akkuvn'da inşa edile- cek nükleer santralın ihalesi yapıla- cak" dive konuştu. Enerji Bakanı Recai Kutan. bu ça- lışmalara çev reci tepkilerin önlenme- si için de basında yoğun bir "karşı kampanya' başlatacaklannı açıkladı. iş ülkelerde santraliarın ne- men yanında villalar bulunduğunu savlayan Kutan. Ege'de çalışmaları mahkeme kararıyla durdurulan. an- cak Bakanlar Kurulu karanyla ça]ış- tırılan santrallara ilişkin bir soruya. "Tartışma konusu olan 3 santralda kü- kürt giderme işlemleri ihale edildi. ça- lışmaiarvürütülüvor. ^enikurulacak santrallarise gaz çevTimli olacaklan için çevreye zarar vermevecekler. Kükürt nispetleri düşük olduğu için bu sant- rallarda asit yağmurları olmayacak. İskenderun'dâki santral iseithal kömü- re davalı olduğundan çev re şartlanna uvumluprojevapıldı" karşılığını ver- dî. OZTIN AKGUÇ Türkiye'nin Küçük Düşüpülmesi Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi'nin Türkiye'yi aşağılamaya, küçümsemeye yeltenmesi ve Sayın Erbakan'ın bu tür saygısız davranışa duyarsız kalması, ülkede geniş bir kesimde kaynamaya (galeyana) yol açtı. Ülkenin onuruna, saygınlığına saldırıya karşı tepki gösterilmesi, duyarlı davranılması kuşkusuz toplumumuz açısından sevindirici. Türkiye'nin aşağılanması, saygınlığına saldırı, küçük düşürülmesi ne yazık ki ilk kez olmuyor. Kanımca, Ikinci Dünya Savaşı sonrası Marshall yardımıyla birlikte Türkiye'nin saygınlığı zedeleniyor; çeşitli toplantı ve platformlarda üstü açık veya kapalı biçimde Türkiye küçük düşürülüyor. Son olayda tepkinın şiddetli olması Kaddafi'nin saygısızlıkta ileri gitmiş olmasından ve saygısızlığın, aşağılamanın Libya gibi küçük, gelişmekteolan bir ülkeden gelmesinden kaynaklanıyor. Kuşkusuz Sayın Erbakan'ın gereken tepkiyi vermemesi de öfkeyi arttıran bir etken oluyor. Türkiye, Atatürk döneminde saygın bir ülke iken, özellikle 1950'den sonra giderek bu saygınlığmı yitirdi ve saygmlığımız Erbakan-Çiller ikilisi döneminde de cumhuriyet döneminin en düşük düzeyine indi. Ülkenin saygınlığı ile ülkeyi yönetenlerin tutumu, kişisel nitelikleri arasında yakın bir ilişki vardır. Kişisel saygınlığı olmayanlar, ülkeye de saygınlık kazandıramıyorlar, tersine ülkenin saygınlığmı zedeliyorlar. Türkiye niçin saygın bir ülke değil? Bazı dış ülkeler, yabancı devlet adamlan, kuruluşlar, Türkiye'yi aşağılama en azından saygısızlık gösterme cüretini nereden ahyorlar? Böyle birdavranışı kendileri için, hak görüyorlar? Yanıtı açık ve basit. Bizim tuturmu- muzdan, özellikle ülkeyi yönetmeye soyunanlann davranışlarından. Türkiye ne yazık ki insan haklarına saygılı demokratik bir ülke olamadı. Türkiye Cumhuriyeti gerçek anlamda bir hukuk, sosyal refah devleti de olamadı, kalkınmış ülkeler grubuna da giremedi. Türkiye'nin çıkarlarından çok kendi çıkarlarını düşünen, sözde halkçı (popülist) politikalarla oy devşirmeye çalışan, dış ilişkileri iç politika malzemesi olarak kullanan yöneticiler, parti liderleri ve bunlara övgü düzen, çanak yalayıcı (kasefis) ve fırsatçılar, Türkiye'nin belirii yerlere ulaşmasını engellediler. Toplumumuzun olaylara kısa süreli çıkar açısından bakması, özverili davranamaması, kolay yolları yeğlemesi de kuşkusuz bunda etkili oldu. Bır ülke düşünün ki ağır bir dış borç yükü altında bunalıma girmemesi dış kaynak bulmaya bağJı, sık sık IMF kapısında, "kredinikeseriz" göz korkutması altında, çeşitli nedenlerle sürekli olarak dış ülkelere ödün verme gereğini duyuyor, böyle bir ülkenin saygın bir konuma gelmesi, saygınlığmı koruması çok zor. Dış ülkelerte, yabancı devlet adamlanyfa ilişkilerin, dış gezilerin iç politika malzemesi yapı'ması, kişisel prestij için kullanılması da, saygınlığımızın azalmasında başka bir neden. ABD ile yakın ilişki içinde olmak, ABD'nin desteğinin alındığı imajının yaratılması, ABD Cumhurbaşkanı ile çekilmiş resimlerin dağıtımı, geçmişte oy devşirmede kullanıldı. Son genel seçimterde dahi gümrük birliğine giriş. Avrupa Birliği ile ilişkiler, propaganda malzemesi yapıldı. Sayın Erbakan'ın son olaylı gezisi de iç politikaya dönük bir amaç taşıyordu. Ekonomik açıdan bir başarı sağlayamayacak olan Erbakan yandaşlarına İslam ülkeleriyle yakın ilişki kuruluyor iletisini vermeye çalışıyordu. Devlet adamlan, ülkeyi yönetenler, ülkenin saygınlığı üzerinde etkili olurlar. Kişilikleriyle, davranışları ile bunu sağlarlar. Türkiye'nin Atatürk döneminde saygınlığı yüksekse, bunda Mustafa Kemal'in kişiliğinin büyük payı vardır. Kendi kişiliğine saygısı olmayan, kendi vatandaşına saygı duymayan politikacılar parti liderleri, devlet ve hükümet başkanlan, bakanlar, ülkelerinin de saygınlığmı koruyamazlar. 1980 sonrasmda gözlemlere dayanarak sık sık yineliyoruz. Yaşamlan boyunca kendi saygınlıklannı koruyamamış kişiler, ülkenin saygınlığmı da koruya- mazlar. DİE'nin imalat sanayii araştırması Reklam veren kazanıyor ANKAR.A (ANKA) - tmalat sanayiinde yeni ku- rulan ışyerlerinin yaklaşık yansının ilk beş yılhk süre içinde kapandığı. reklama fazla para ayıranlarda ka- panma riskınin azaldığı be- lırlendı. Devlet Istatistik Ensti- tüsü. 1985 ve 1992 genel sanayi sayım yıliannı baz alarak yaptığı. imalat sana- yiindeki ışyerlerinin yaşa- ma sürelerine ilişkin çalış- masının sonuçlannı açıkla- dı. Buna göre, 1985'te ima- lat sanayiindeki mevcut iş- yerlerinin yaklaşık yüzde 29"u dört yıl içinde kapan- dı. Kapanmaoranı. 1986'da kurulanlar için yüzde 45. 1987'dekileriçin"yüzde39, 1988'dekiler için de yüzde 40 düzeyinde gerçekleşti. İmalat sanayiinde yeni açı- lan işyerlerinin ilk beş yıl içinde kapanma risklerinin yüzde 50 olduğu hesaplan- dı. 1985'teki 10bin44 mev- cut işyerinin yüzde 53.5'i 1992 sonuna kadar faalive- tini sürdürdü. 1986'da ku- rulan 99 işyerinin yüzde 43.4'ü. 1987'"dekurulân544 işyerinin yüzde 52.6'sı. 1988'deki 634 işyerinin de yüzde 59.5'inin 1992 so- nuna kadar faaliyetini sür- dürebildiği belirîendi. Türkiye'de imalat sanayi- inde kurulan şirketlerin beş yıl sonraki yaşama oranla- nnın bazı Avrupa ülkele- riyle benzerlik gösterdiği gözlendi. Türkiyede yüz- de 52 olan bu oranın, Av us- turva'da yüzde 87. Hollan- .da'da yüzde 65. İsveç'te yüz- de 6\. Fınlandıya'da vüzde 53. Fransa'da yüzde 52. Da- nimarka'da da yüzde 48 ol- duğu bildirildı. 8 aylık artış yüzde 40.5 TV üretiminde hızlı artış ANKARA (ANKA) - Ocak-ağustos dönemindeki te- lev izvon üretiminde geçen yılın aynı dönemine oranla göz- le görülür bir artış meydana geîdi. Yılın ilk sekiz ayın- dakı televizyon üretimi. geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40.5 oranında artarak 1 milvon 396 bin 828 ade- de ulaştı. Elektrik süpürgesi üretimi vüzde 11 oranında artarak 606 bin 341 "e. müzik seti üretimi yüzde 4.8 ora- nında artarak 65 bin652"ye. video üretimi de yüzde 42.3 artarak 2 bin 659'a yükseldi. Dikiş makınesi üretimi ise yüzde 9.2 oranında azalarak 78 bin 5!2'>egeri!edi. Ay- nı dönemdekiçamaşırmakinesi üretimi yüzde 26oranın- da artarak 685 bin 669'a. fınn üretimi vüzde 13.2 ora- nında artarak 345 bin 916">a yükseldi. Buzdolabı üreti- mi ise binde 3 azalarak 1 milvon 135 bin 817'ye düştü.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle