26 Haziran 2022 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 10 EKİM 1996 PERŞEMBE OLAYLAR VE GORUŞLER Özgürlük, Onu Savunanlann Hakkıdır M. İSKENDER ÖZTURANLI sir düşmek başka şev, teslim olmak başka / Seni sevmek başka bir şey hürriyet, uğnında dövüşmek başka.' Son günlerde durma- dan bu dizeleri yıneliyorum kendi kendime. Atatürk ilkelerinden verilen ödünlerin nelere mal olduğunu irdelemeye çalışıyorum. Bağ- nazlara karşı, yobazlara karşı Atatürk'ün ge- tirdiği aydınlığı. özgürlüğü gereği gibi savu- namadığımızı düşünüyorum. Ve "yüziimü yiireğime gizlhorum utancımdan". Atatürk de\nminden 1950'lerde uzaklaş- maya başlamıştır siyasal iktidarlar. Bunun so- nucunda Nurcular. Nakşibendiler. Süleyman- cılar. Tıcanıler yurdun dört köşesinde at koş- turmayakalkışmışlardır. HeleTicanileroyıl- larda Atatürk büstlerini. yontulannı kınp de- virmeye yeltenmişlerdir. Nerede bir Atatürk büstü ya da yontusu görseler. taşlarla. sopa- larla. balyozlarla de\ irmişlerdir o yontulan. Laiklik karşıtlıgı. Atatürk düşmanîığına dö- nüşmüştür. 1960"lara dogru.laikliğın Transız thrila- li'nin piçi" olduğunu söyleyen aymazlar gö- rülmüştür siyaset dünyasında. "Âtatürk dev- riminin ulusa zoria kabul etririldiği" sa\ lan- mıştır. Ne yazık ki bunlara gereken yanıtlar verilememiş. bu yargının saçmalığı toplum katlanna gereği gibi anlatılamamıştır. Siya- sal iktidar bu konularda sessiz v e suskun kal- mıştır. 1970"lerde durum büsbütün değişmiştir. 1969 yılında Erbakan politikaya soyunmuş. 12 ekimde yapılan genel seçimlerde Kon- ya'dan bağımsız mületvekıli seçümiştir. Po- litikasını din eksenine dayandıran Erbakan. seçimlerden önce ülkenin çeşitli yörelerinde konuşmalar yapmış. bu arada Adana'ya da gitmiştir. Din devleti özlemcileri şu dizeleri içeren bir marşla karşılamışjardır kendisini: "Kör dünyanın göbeğine / Hak yol Islam va- zacağız / Kuşlaruı gözbebeğine / Hak yol İs- lam yazacağa / Askerlerin miğferine / Kağnı- ların tekerine / Buğulanan runç heykeline / Hak yol İslanı yazacagız." Aradan yıllar geçmiştir. Şeriatçı kafalarla etkin savaşım veremediğimiz ve politik çı- karları önleyemedigimiz için 1996 yılında Er- bakan başbakan olmuştur. Artık İ970'lerde şarkının güftesi de değişecektir kuşkusuz. "Kağnılaraı tekeri" sözcükleri yenne başka sözcükler kullanılacaktır. Bu yeni güfte. iki ay önce bir cami imamı tarafından bir damlacık sünnet çocuklarına söyletilmeye başlanacak- tır: "Kör dünyanın göbeğine / Hak yol İslam yazacagız/ Kuşlann gözbebeğine/ Hak yol İs- lam yazacagız / Esen yele. yağan kara / Yağ- mur yüklü bulutlara / Hak yol İslam yazaca- gız / Askerlerin miğferine/Atatürk'ün heyke- line / Hak yol İslam yazacağız." Işjn en ilginç yanı. bütün bunlar demokra- si adına yapılmaktadır. Sanki demokrası her şeyi söyİemek ve her türlü gericiliğe ödün vermek demektir. Anayasa Mahkemesi'nin "Türk toplumunu hiç kimsenin geriye götür- meye hakkı yoktur" biçimindeki kararı göz ardı edilmektedir. Laiklik karşıtı bir anlayi- şın. uzaktan yakından demokrasivie bağdaşa- mayacağı düşünülememektedir. Bilindiği gibi demokrasi. demopedi -halk egitımi- demektir. Ve uygar dünyada halk her şeydır. Söz konusu olan halk. çağdaş ve uy- gar halktır. Çagın dışında kalan halk, uygar- lıktan ve demokrasiden de uzaktır. Çagı dış- layan ülkelerin hiçbirinde demokrasi yaratı- lamamış ve yaşatılamamıştır Demokrasi, özgüriükler rejimidir. Söz ve düşünce özgürlüğü. bilim ve sanat özgürlü- ğü. vicdan özgürlüğü. yoksulluktan kurtul- ma ve korkusuz yaşama özgürlüğü, demok- rasinin vazgeçilmez ilkelerindendir. Laik dü- şünceden kaynaklanan demokrasi. insanlığın ortak malıdır. Siyasal iktidarı gökten yere in- diren laiklik, giderek demokrasiyi gerçekleş- tirmiştir. Siyasal iktidar laiklik sayesindeaya- ğını toprağa basmıştır. Din. devlet alanından çıkarılmıs, \icdanlara terk edilmiştir. Devleti din değil, akıl yönetmeye başlamıştır. Aklı zincirden kurtaran laikliktir. Laiklik. aynı zamanda ulusal egemenliktir. Din devleti ümmet kavramına. laik devletse ulus kavramına dayanır. Llusal düşünce yal- nız kendi ulusuna değil, tüm uluslara kucak açar. Her kişiyi insan bellediği için, ister Müs- lüman. ister Hıristiyan. isterse dinsiz olsun tüm insanlan bağnna basar. Dinsel düşünce vicdan alanında kaldığı sü- rece zararlı değil. yararlıdır. saygıdeğerdir. Ama siyasal alana taştığı zaman bağnazlaşır. Artık gözü hiçbir şey görmez olur. K.endisi gi- bi düşünmeyeni ateşlere atar, kentleri yıkar ve yakar. Kendisinin taptığı şeyleretapmayanla- n kıhçtan geçirir. Asar. keser ve boğar. tşte Atatürk'ün yurdumuzdan kovmak is- tediği düşünce budur. Bu nedenle eğer yok ol- mak ve Ortaçağın karanlığına gömülmek is- temiyorsak. Atatürk'e ve Atatürkçü düşünce- ye yeniden dört elle sarılmak zorundayız. Atatürk'ün heykeline "Hak yol İslam" yaz- mak isteyenlerle savaşmak, hepimizin göre- vi haline gelmiştir. Demokrasi lerde "demok- rasiyiyoketmeözgürlüğü w olmadığı gibi. "la- ikliği ortadan kakİırnıa özgürlüğü*' de yoktur. Çünkü laiklik. demokrasinın atardamandır. Laikliği yok etmek, demokrasiyi yok etmek demektir. Laikiiği ve demokrasiyi yıkmak isteyenle- re özgürlük tammak aymazlıktan ve düşün- cesizlikten başka bir şey değıldir. Demokra- si, köktendincilik karşısında kendini savun- mak zorundadır. Böylesine bir davranış hoş- görmezlik değil, demokrasinin yaşatılması ve "özgürlüğün meşru müdafaası"dır. Bugün ülkemizde "Egemenlikulusundur" tümcesini "Egemenlik Allah'ındır*' biçimine dönüştürmek isteyenlerle savaşmak. hem anayasamızın. hem demokrasinin hem de la- ikligin gereğidir. Bu, aynı zamanda bir özgür- lük savaşımıdır. Sorun. özgürlüğü karşıdan karşıya sevmek değil. onu savunabilmektir. Ve çagımızda öz- gürlük. onu her gün yeniden kazanmasını bi- lenlerin hakkıdır. Türkiye ve Yeni Dünya Düzeni BÜLENT KIRMACI CHP Araştırma ve Proje Merkezi D üşünsel birikımimiz, sınıf bilincimiz, si- vil toplum örgütlerimiz ve maddi evreni- mızi ören her şey imızle, kendimize ait bir 'oluşum evreni' kuramadan. belirsizliğin süre durumunu yaşıyoruz. Çünkü. birbi- rimizi yeniden tanıyor. dile kolay tüketti- ğimız kavramlan. harcanmış yıllarımızın hıncıyla içini doldurmadan sabırsızca kurcalıyor. genelleşmiş güven- sizliğimizin \e toplumsallaştırılmış kaygılanmızın niren- gisinde, insan haklan \e gönenç paydasmda bir demok- rasi evreni kurmak istıyoruz. Haklıyız! Akdenız'den. Balkanlar'dan. Karadeniz'den. Mezopotamya'dan bir halkız. Bütün bu coğrafyanın kâh yaşlı bedende bir çocuk. kâh çocuk bedende bir yaşlı ol- maklığını bilenlerdeniz... "Değişliği'' söylenen dünyamızın tüm karabasanlann- dan (kâbuslanndan) kendimiz için de insan kardeşlerimiz ve doğal çevremiz için de umutvar düşler kurmak duru- mundayız. Düşlerimizi bir adım geleceğe taşıyabilmek: aynı ölçüde yakın geçmişle yüzleşmeyi ve düş rehavetini bile günümüzün gerçeklennden tümüyle bağışık tutma- mavı gerektirir. fki önceki iktidar döneminde, adeta yüzde 50'ye yüz- de 50 gibi sorumluluğu paylaşılmış görülen "özelleştirme" ve "demokratikleşme" söylemıne tanık olduk. Bunun uzantısında. ortaklar arasında siyasa! şantaj dönemi baş- ladı. işin 'eylem' yönü bitti. Genye "slogan'ı tortulandı. Hem de toplumsai istemlenn filtre edilmesi pahasına... Öylelikle sorunlanmız daha da ağırlaştı. Demokratikleşme yönünde toplumun "kışkırtılan" is- temlen önceki baskıcı yasal çerçe\e çevresinde sulandı- nlan yapay reform girişimlerine dönüştürüldü. "OzeUeş- tirme,"ekonominin doğasından çok ideolojik bir jargona oturtuldu. Sonuçta en çok gereksinım duyulası 'halk desteği' yi- tirildi. bu da *iktidar"ı zelilleştirdi ve Türkiye. içsel so- runlanyla daha az baş edebildikçe, dünya egemenlerinin kanşmacılığına daha çok açıidı. Oysa Türkiye, biraz daha uzak geçmişinde. cumhuri- yetin kuruluş evresinde. dünyadan etkilendiği kadar -özel- İikle kendi bölgesini- ve o arada dünyayı da etkileyebil- mişti(r). Anadolu devrimi. sosyalist ve kapitalist segregas- yonun reddiyesiyle karma ekonomi modeli özgününde. dilde. eğitimde. hukuk alanındaki köklü değişikliklerle; eşitliğin temelinde özgürlüğü. özgürlüğün tabanında kıl- gısal bagımsızlığı (bireysel ve ülkesel anlamıyia) yeşert- miş veyüceltmişti... Bu temel üzerinde ulusal sistemimizi. 1961 Anayasa- sı'yla evrilen çoğulculuk \e katılımcılık yönlenyle berki- terek; emeği. demokratik planlamayı ve ihtiyatlı bir eko- nomik liberalizasyonu önceleseydik, bugünün Yeni Dün- ya Düzeni sunağının •seçilmiş' kurbanlanndan bip olarak kolayca tanımlanamazdık Gerçekte, Yeni Dünya Düzeni, merkez finans-kapitali dışındaki tüm ulusal dev letlere ve bütün uluslararası ku- rumlara tarihin tanıdığı en kaba el atmalardan biridir. Bu bağlamda kuşkusuz. asal sorun. sermayenin ulusla- rarası ötesileşmesi olmayıp. sermaye deviniminın. ulusal öncelikler bazında, iç dınamiklere olan -ve olası- etkisini kayıt ve kurala bağlamaktır. Bu da kalkmma ve demokra- si arayışlannı birbinne feda etmeden; bunlan. bütünsel ve ulusal hedefler olarak kıskançhkla korumakla olur. Soğuk savaş döneminde daha yoğun olarak halk deste- ğine muhtaç olunan bir evrede, hiçbir hükümet. Yeni Dün- ya Düzeni'nin yakın-uzak vadeli sakıncalanndan ne ken- disini ne de halkını arkasına toplumsai desteği almaksı- zın esirgeyebilir. Bu doğrultusunda, önceliklerimiz. vanmız-yoğumuz ve hedeflerımizin berraklığı açısından toplumsai dina- mikleri harekete geçirici bir alrvapıya vardımcı olunma- sı; yasama görevi ve yürütme erkinin 'göre\' alfabesinin ilk harfı sayılmalıdır. Tam da bu. daha saydam bir toplum yaşayışı. ekonomi- nin ve demokrasinin rekabet ve katılım ayaklannın bir gövdeyi geleceğe sırtlayışı anlamında bir dönüşüm de- mektir. Halkının kendi yazgısı üzennde söyleyebildikleri azaldıkça. Türkiye. dünya arenasında sözü gitgide daha az geçer bir ülke olmaktadır. Bu. Yeni Dünya Düzeni'ne ilişkin tartışmalann. toplu- mun bütün kesimlerinı ilgilendirmesi gerekirken iktida- nn kulak tıkadıgı bir avuç aydının tartışmasına terk edil- miş olmasından da bellidir. Oncelikle anımsamak gerekir ki bu adına "\em" deni- len "._Dünya Düzeni", ilk kez ortaya atılmış bir tanımla- ma değildir. Şimdiki güncelınden yüz seksen derece farkhlık taşı- yan ve adına "^'eni Uluslararası Ekonomik Düzen (VU- ED)" denilen bir tanımla dünyamız, çeyrek yüzyıl önce tanışnııştı. YUED. L'çüncü Dünya'nın ticaret koşullannı iyileştir- meyi ve uluslararası ilişkileri demokratikleştirmeyi he- defleyen bir reform programıydı. Bu programın arkasın- da. 1970lerin ortasındaki dünya siyasal çevrimi ve kuzey- güney (varsıl-yoksul I diyaloğu ile ABD yönetimıne kıs- men yansımış 'insan haklan' anlayışınm ve arayışının iz- leri vardı. Ancak aynı ABD. Reagan eliyle bu özlemi. IMF, Dünya Bankası veG-7 (en zengin yedi ülke)tarafın- da kotanlan kemer sıkma. borca bagımİılık, özelleştirme ve yapısal uyum politikalanyla çignedi. Öysa. bozucu ve olumsuz getirisinin iyicil beklentileri kat kat aştığı BM (Birleşmiş Milletler), uzmanlannca da deşifre edilmiş "yapısal uyıım" programlannın ve bunla- n tümleyen tam liberalizasyon politikasının. yakınlann- da. Afrika ömeğinde görüldüğünce ne denli bir yıkıma yol açtığı artık daha iyi anlaşılmaktadır. Yeni Dünya Düzeni, on altı yılda, dünyanın en yoksul ülkelenne (4. dünya ülkeleri) zenginlerin gaynsâfi hası- lalannın on binde birini verdi, karşılığında, bu ülkelerin dış borcunun yüzde 400 artmasına neden oldu. Merkez ülkeleri (YDD'nin patronajı) dışında. öbür ül- keler. yaşam standartlannda mutlak bir genlemenin. bü- yüyen eşitsizliğin ve yaygınlaşan yoksulluğun cenderesi- ne sokulmuş bulunmaktadırlar. Gerçekten Yeni Dünya Düzeni. mali açıdan emekçiler aleyhine başladığı ilişki sistematigini, kendisiyle işbirliği eden hükümetlerin ulusal politikalar izlemesinı sınırlan- dırarak 'ulusal devlet' alerjisiyle bitirmeve vardırmakta- dır. Ülkemizde de bu oyun sahnelenmek istenmektedir. Yurtsever aydınlanmızın yanı sıra, bazı emekçi örgüt- lenmizin ve ulusalcı işveren kunıluşlanmızın. son zaman- larda. bu oyuna karşı -haklı- olarak tepki gösterdikleri bi- linmektedir. Ancak söz konusu tepkilerin birer refleks bo- ytıtunu aşması ve dayanışma ortamında etkili kılınması için önceliklerin iyi belirlenmesi gerekmektedir. Hiçbir yönetim erkinin -hele ki kendi alanını genişlet- mek pahasına- sivil toplum örgütlerinin alanını daraltma- ya ve ya da kendisini toplumsai istemlerden bağışık sa- yarak toplumun genel istemlerini kendi duymazlık nok- tası olarak belletmeye hakkı yoktur. Örnegin, ekonomik büyüme özgürlüksüzlüğe, serma- ye akışkanlığı sendikasızlığa. biçimsel seçimler katılım- cı demokrasi idealine yeglenemez. Böyle bir anlayışın zıddı olan uygulamalann altmda da olsa Türkiye. her tür- lü içsel ve dışsal güçlüge karşın: YDD'ye ve yetersiz yö- neticilere bırakılamayacak denli büyük bir tanhsel. kül- türel. sosyal ve ekonomik varsıllıgın ve değenn adıdır. TELECARD'I OLANLARt t TELECARD'LA ODEME YAPARLAR. TELE-ÖDEME LECTRO. Maestro Telecard'ı olanlar, uluslararası VISA/Electron ya da Maestro sistemlerinin amblemlerini gördükleri her yerde, mağazalarda, marketlerde, restoranlarda, benzin istasyonlannda, kısacası gündelik yaşamlarının her anında, küçük büyük tüm ödemelerini Telecard'la yaparlar. Yani Tele-Ödeme yaparlar. Tele-Ödeme için, Telecard sahibinin gerekli miktarı hesabında bulundurması yeterlidir. Tele-Ödeme'de, ödenecek tutar, Telecard sahibinin hesabından işyerinin hesabına geçer. Telecard sahipleri bu yüzden üzerlerinde para taşımazlar, para çıkıştı çıkışmadı sıkıntısı yaşamazlar, para çekmeye gitmek zorunda kalmazlar. Bugün Türkiye'de Tele-Ödeme yapılabilecek mağazaların, marketlerin, restoranların, benzin istasyonlannın sayısı on binlere ulaştığından, Tele-Ödeme yapmak büyük bir rahatlık, büyük bir kolaylıktır. Sizin henüz bir Telecard'ınız yoksa, hemen bir Telecard alın, yurtiçinde ve yurtdışında Telecard'la ödeme yapmanın, yani Tele-Ödeme yapmanın çağdaşlığını yaşamaya başlayın. Burası Yapı Kredi. Fark burada. Gelin, kendinize bir iyilikyapın, hemen bir Telecard alın. "hizmette sınır yoktur' C W PENCERE Bir Yalancıyla Bir Yüzsüz... Bir kişinin adı yalancıya çıkmayagörsün, hiçbir sözüne inanılmaz; "Ben yalan söylüyorum" dediği zaman bile yalan söylediğine inanılmaz. Eski zaman bilgesi, böyle birisine şu dersi vermiş: - Yalan söylediğini söylüyorsun. Eğer bu doğruy- sa yalan söylediğini söylerken de yalan söylüyor- sun. Öyleyse yalan söylediğin doğru değil. Ama eğer bu doğru değilse, o zaman yalan söylediğini söylerken de yalan söylemiyorsun. Öyleyse yalan söylediğin doğru. Kişiliğini yalancılığın sarmalına dolandıran kimse- nin vay haline!.. Ya böyle biri toplumu yönetmeye kalkışırsa?.. O toplumun vay haline!.. Bir kişinin suratsızlığı yüzsüzlükten ayrı ve gayrı sayılmalı... Yüzsüz olabilir bir kimse... Ama suratsız olması gerekmez, belki de 'beşuş birçehre'ye sahiptir, durmadan sırıtır. Bir başka kişi de suratsız olsa bile yüzsüz değil- dir; asık suratlı, ama onurlu nice adem var. Atalarımız yüzsüz ile suratsızı birbirinden ayırmış- lar; suratsız için demişler ki: "Suratından düşen bin parça..." "Suratına bakanın kırk yıl işi rast gitmez." "Suratına bak, süngüye davran." Peki suratsızın yüzsüzü için eski defterlerde öz- deyiş yok mu: "Surat değil, mahkeme duvarı." "Suratı kasap süngeriyle silinmiş." "Yüz surat, Hacı Murat." • Yüzsüzlük nedir?.. Yüzsüz, utanması sıkılması olmayan, ar damarı çatlamış kişidir. Adamın yüzüne tükürsen kılı kıpırdamaz, elinio tersiyle suratındaki tükrüğü silip der ki: - Yağmur yağıyor. Nasıl olur bu?.. Herifin yüzü insan derisi değil, davul derisidir, a\ eline tokmağı vur: Güm güm de güm güm! Atalarımızın yüz üzerine özdeyişleri surata ilişkin olanlardan aşağı kalmaz: "Yüz verdik deliye, geldietti haliye..." "Yüz verdik, astarını istedi." Bir insan liberal ya da sosyalist olabilir; sağcı, sol- cu, faşist, şeriatçı olabilir... Yüzsüz olmak apayrı bir iş... Her çeşit meslek ve meşrepten insanın yüzsüzü özel bir yaratıktır. Yüzsüz sırnaşıktır. yapışkandır, bir kez bir yere yapıştı mı, artık onu oradan sökmenin olanağı yok- tur; çünkü bu herifte onur monur hak getire... • Bir yüzsüzle bir yalancı anlaşıp da ortaklık kurdu- lar mı yandı gülüm keten helva... Yalancı yüzsüze bağlanır.. Yüzsüz yalancıya sırnaşır.. Yalancı diyor ki: - Yüzsüzle çok iyi anlaşıyoruz, ortaklığımız sürü- yor, ayrılmaya niyetli değiliz. Yüzsüz diyörkf:' 1 " ' . - Yalancı doğru söylüyor!.. Tencere düşmüş, kapağını bulmuş... Tam 4 kere toplatıldü... AMA!... DİN TACIRLERI (REFAH PARTİSİ'NİN NEGATİF YÜZÜ) 5. KEZ ve DAHA DA GELİŞTİRİLMİŞ OLARAK YİNE PİYASADA EVET... SARA CÜL T U R A N mUzunvetehlikeli Araştırmalanndan sonra YASAK TANIMAYAN TÜRKİYE deki "KARA TEHLİKEYİ" BÜTÜN ÜRKÜNÇLÜĞÜYLE Yansıtan belgelerle dolu "DİN TACİRLERİ" adlı bu yapıtını, gerçek ATATÜRKÇÜ'lerin, yani Cumhuriyetimizi, Yurdumuzu, Ulusumuzu seven sağduyu sahibi herkesin İBRETLE Okuması gerekir. TUM KITAPCILARDAN ARAYINIZ.. Genel Dağıtım . » 0.232.489 41 32 • Fax: 445 61 40 BAŞSAGLIGI Gazetemizin atletizm yazarlarından Miinir Varaş'ın annesi MEVHİBE DEMÎRAYRILAR vefat etti. Merhumeye Tann'dan rahmet. Yaraş ailesine başsaelığı dileriz. CUMHURtYET ÇALIŞA>L\RI KOŞUYOLU PARKI'NA CEPHELl 400 m2 müstakil KİRALIK İŞYERİ 300MİLYON 293 10 47 Marmara Üniversitesi İktisadi ve tdari Bilımler Fakültesi lisans diplomamı kaybettim, hükümsüzdür. GLLSEIEN ÇİÇEK l.Ü. tletişim Fakültesi öğrenci kimliğimi kaybettim, hükümsüzdür. EYLEM DERSUNELİ
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle