20 Ağustos 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
11 EYLÜL1995 PAZARTESİ CUMHURİYET SAYFA EKONOMI OtomOtİV İŞbaşi j okul kitaplannm bir sonraki yıla devredilmemesinin maliyeti 8 ile 20 trilyon arasında değişiyor yapıyor • IZMİR(A.A.) Otomotiv sektöründe son aylarda yaşanan canlanmaya paralel olarak, fabrikalarda işbaşı yaptınlan işçi sayısında da giderek artış oldugu bildirildi. Sektördekı fabrikalarda örgütlü bulunan Türk Metal Sendikası Izmir Şube Başkanı Yılmaz Turan. konu ile ilgili yaptığı açıklamada halen tzmir'de otomotıv ve yan sanayiinde faaliyet gösteren 5 fabrikada. son bir ay içinde toplam 583 yeni işçinin işe başladığını söyledi. Beyaz et ithalatı kolaylaştınldı • ANKARA(ANKA)- Kırmızı et ithalatının önünün açılmasından sonra, beyaz ette de ithalata ilişkin bazı sınırlamalar kaldınlarak uygun koşullar sağlandı. Tanm ve Köyişleri Bakanhğı'nın "kasaplık canlı kümes hayvanlan. etleri ve yumurta ithalatında kontrol belgesi alınabilmesine" ilişkin tebliğde yaptığı değişiklik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Fındık, döviz kazandırıyor • TRABZON(AA)- Dünya fındık üretim ve ihracatının büyük bölümünü elinde bulunduran Türkiye. bu ürünün ihracatından önemli miktarda döviz kazanıyor. Karadeniz Fındık ve Mamulleri Ihracatçılan Birliği yetkılilerinden alınan bilgiye göre. l eylül - 31 ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen fındık ihraç sezonunda Türkiye. yaklaşık yüzde 93'lüİc bölümü Avrupa ülkelenne olmak üzere 70 ülkeye fındık ihracatı yapıyor. Kitap israfinda büyük faturaEkonomi Servisi - tlk \e orta öğretimde okutulan yüzbinlerce kı- tabın bir sonraki sene kendilerinı çöp tenekelerinde bulmaları. Tür- kiye'yi tutarı milyarlarla ifade edi- len maddi zararlara uğratırken. te- îafisi mümkün olmayan doğal ka- yıplaradazemin hazırlıyor. Yapılan hesaplamalara göre okul kitaplan- nın bir sonraki yıla de\ redilmeme- sinin faturası 8 ile 20 trilyon arasın- da değişiyor. Okul idareleri tarafından okutul- ması kararlaştınlan ders kıtaplan- nın ömrü kısa. Yeni öğretim yılına hazırlanan veli ve öğrencılerin kuy- ruk başında kitap beklev ışleri süre- dursun. bu yıl için alınan kitaplar bir sonraki yıl kullanım dışı oluyor. Okula yeni başlayan bir ılkokul öğrencisinin kitap masrafı seçilen kitabın cinsine göre 450 binle 1 milyon 250 bin arasında değişiyor. Ortaokula başlayan bir öğrenci ki- taplan için 700 bin-2 milyon 150 bin arası bir harcama yaparken. li- se birinci sınıf öğrencisinin kitap- lan için ödediği miktar 900 binle 1 milyon 450 bin arasında bir tutar. Türkiye"de ilkokula giden 7 mil- yon. ortaokul ve liseye kayıtlı orta- lama 3'er milyon öğrenci olduğu göz önüne ahnırsa, kitapların bir J. eneni öğretim yılına hazırlanan veli ve öğrencilerin kuyruk başında kitap bekleyişleri süredursun, bu yıl için alınan kitaplar, bir sonraki yıl kullanım dışı oluyor. akul idarelerinin hazırladığı listelerde herhangi bir yıl için belirlenen kitaplann bir yıl sonra "bütünüyle" değişiyor olması, okulların belli yayınevleriyle yaptıklan öne sürülen "paket anlaşmalan" iddialannı da doğrular nitelikte. sonraki yıla devredilmemesinin maliyeti 8 ile 20 trilyon arasında değişiyor. Herhangi bir okulda bir sonraki sene içinde okutulacak kitaplar, o okulun öğretmenler kurulu tara- fından her öğretim yılının sonunda okul kapanmadan kararlaştınlıyor. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullarda okutulmasına izinverilen kitaplar isimleri, basıldıkları yayı- nevi ve adresleriyle birlikte liste ha- linde mayıs ayında okullara gön- derilen Tebliğler Dergisi'nde ya- yımlanıyor. Okul idaresi okul ka- panmadan önce bir sonraki yıl için- de okutulmasına karar verilen ki- tapları bu liste ıçinden seçerek llçe Milli Eğitim Yiüdürlügü'nebıldir- mekle yükümlü. llçe Milli Eğitim Müdürİüğünce de onaylanan bu lis- te. çe\ re kırtasıyelere duyuruluyor. Bu listeye göre hazırlığını yapan kırtasiyecilerin önünü kesen en önemli sorun ise listedeokutulaca- ğı belirtildiğı halde sonradan ge- reklı görülmeyen kitaplar. Kitabmı önceden almış olan ınüşteri haklı olarak geri \ermek isterken. önce- den satılacağı garantisi venlen ki- tap da satıcının elinde kalıyor. Ki- taplann seçimi ve gerekliliği konu- sundaki "keyfiyet" en çok bu işten para kazanan tüccarla. sık sık kitap değiştirmek zorunda kalan veli ve öğrencileri hırpalıyor. Ders kitaplannm seçimi ve son- rasında okulların kendi bünyesinde kurduklan kooperatiflerle bu kitap- ları satması özellikle kırtasiyecile- rin büyük tepkisine sebep okıvor. Kırtasiye sahiplerinın okullarda bellıbiryayınevininkitabınınoku- tulması için yüz milyonlarla ifade edilen rakamlann idareye "hariç- ten" verildiği iddialan. okullarda kurulan kooperatiflerde kitap satı- şının "eksikfatura"edildiğiyolun- dakı iddialarla birlikte amhyor. Sözkonusu "riişvet" iddialan okul idaresinin kitap seçimini yap- ması sırasında onaya çıkıyor. Yayı- nevlerinin bu seçim sürecinde gö- revlendirdikleri tanıtım elemanlan aracılığıyla "bağış*' adı altında bir parayı okul ıdaresine önermesi ve seçimin bu bağışlann miktanna gö- re şekilleniyorolması iddialan. kır- tasiyecilerin özellikle üzerinde dur- duğ'u bir nokta. Türkşeker Ozbekistan'daANKARA (AA) Türki- ye Şeker Fabri kalan şirke- ti, Türk cumhuriyetlerinde 1992'de başlattığı şeker fabrikası kurma girişimle- rini, son aşamaya getirdi. Ozbekistan'da kurulacak fabrikaya ilişkin kredi ış- lemlerimn sonuçlanmak üzere olduğu bildirildi. Türkiye Şeker Fabrikalan A.Ş. Genel Müdürü Sela- hattin Hun, yaptığı açıkla- mada. Türk cumhuriyetle- rinde anahtarteslimi şeker fabrikası kurma girişimle- rinin. 1992 "ye kadar uzan- dığını kaydederek, Rusya Federasyonu'nda iki. Oz- bekistan'da bir fabrika kur- mak için sözleşmelerin im- zalandığını hatırlattı. Öz- bekistan'daki fabrika için Eximbank'tan kredi sağ- landığını belirten Hun. fabrikanın temelinın. 2 Ka- sım 1993'te atıldığını. an- cak belgelerin tamamlana- maması vüzünden bugüne kadar gelişme kaydedile- mediğini anlattı. Ozbekıs- tan'ın Horezm bölgesinde kurulacak fabnkada. gün- de 3 bin ton pancar ışlene- ceğinı. yılda 50 bin ton kristal şeker ve 16 bin ton melas üretileceğini anlatan Hun. fabnkanın toplam ta- ahhüt tutannın. 83 milyon 250 bin dolar olduğunu be- lirtti. Hun Türkşeker'in. bu projede inşaat ışleri için Yüksel Inşaat'la ortaklığa gittığini de kaydetti. Tııristik tesisler yaşlanıyor YAŞLI TURİSTİK TESİSLERDE ODA VE YATAK SAYISI Yıllar 1974 1975 1976 1977 1978 1979 1980 1981 1982 1983 1984 1985 1986 1987 Tesis sayısı 585 623 666 707 734 759 778 807 908 987 1054 1190 1369 1726 Oda sayısı 34.931 36.706 37.785 40.855 40.360 40.816 42.011 45.209 50.183 55.104 61.038 75.602 92.957 124.577 Yatak sayısı 66.634 70.913 73.375 78.609 78.575 79.683 83.332 88.533 98.704 109.359 121.881 157.516 193.512 260.000 1988 2225 164.650 340.751 DÜNYA EKOJNOMİSİNE BAKIŞ ERGİN YILDIZOĞLL / LONDRA Avrupa'da ortak para birimine geçmek, gün geçtikçe zorlaşıyor Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin mer- kez bankalan guvernorlan geçen haf- ta Frankfurt'ta toplandı. Çalışmalan- na bu ayın sonunda Valencia'da ya- pılacak bir diğer toplantıda devam edecek olan guvenorlar, ortak para birimine geçişin planını aralık ayında yapılacak AB zirvesine yetiştirmeye çalışıyorlar. Guvernorlar çabalaya- dursun, yine geçen hafta, Lozan'da Dünya Ekonomik Forumutarafından yayımlanan bir rapor, AB ülkelerinin Maastricht koşullanna uymakta git- tikçe daha fazla zorlandıklarını gös- terdi. Avrupa Birliği ülkelerinin, tek bir or- tak para birimine geçebilmelerinin ekonomik önkoşulları Maastricht An- laşması tarafından saptanmıştı. Bu koşulların gerçekleşebilmesi için AB'yi oluşturacak ülkelerin ekonomi- lerinin birbirlerine benzemesi gereki- yor (convergence criteria). Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazır- lanan ve geçen hafta Lozan'da ya- yımlanan Dünya Rekabet Gücü Ra- poru, Avrupa ülkelerinin birbirinden çok farklı konumda olduğunu gös- terdi. Rapora göre dünya rekabet gü- cü klasmanında. AB içinde sadece Almanya, Isviçre, Hollanda, Danimar- ka ve Norveç ilk 10'a girebiliyor. Bun- lardan Isviçre ise Avrupa Para Birliği sürecinin dışında. Ispanya. Italya ve Portekiz klasmanda 28,29 ve 30'un- cu yerieri alırken Yunanistan 41'inci geliyor. Bu rakamlar gösteriyor ki 300 milyon insandan, 15 ülkeden ve 11 ana lisandan oluşan AB içindeki ül- keler, Maastricht koşullanna ulaş- maktan çok uzak. Sadece Almanya önkoşullara uygun Üzerinde en çok durulan mali ön- koşula göre üye ülkelerin, bütçe açık- lannın GSMH'ye oranını yüzde 3'ün altına düşürmeleri gerekiyor. Bu ko- şula ulaşmak bugün çok zor. 1995 yılsonu tahminlerine göre bütçe açı- ğının GSMH'ye oranı Almanya'da yüzde 2.3; Fransa'da yüzde 5, Ital- ya'dayüzde 7.8, Ingiltere yüzde 4.2, Ispanya'da yüzde 5.7 ve Belçika'da yüzde 4.3. Görüldüğügibi sadece Al- manya Maastricht Anlaşması'nın koyduğu yüzde 3 koşuluna uyabili- yor. Diğerteri bu noktadan çok uzak. Ortak para birimine geçişin başla- yacağı tarihin 1998 sonu olduğu dü- şünülerek. o zamana kadar başka ül- kelerin de bu ölçüte uyacak duruma gelebileceği ileri sürülebilir. Ama bu çok büyük bir iyimserlik olur. Geçmi- şe baktığımızda AB sürecinin, en ra- hatbirşekilde. ekonomik büyümenin güçlü olduğu dönemde yoluna de- vam edebildiğini görürüz. Bu da çok doğal. Ekonomik büyüme ortamın- da, ekonomiye şekil vermek için ge- rekli uzlaşmalara gitmek, hükümetle- rin sahip oldukları manevra alanı gö- reli olarak genişlediği için, daha ko- lay. Ancak ekonomik büyüme yerini yavaşlamaya bıraktığında bu, bera- berinde artan işsizliği de getirdiği i i hükümetlerin manevra alanları plduk- ça daralıyor. Örneğin, bütçe açığını azaltmak için kamu harcamalarını kesmek ve vergi gelirlerini artırmak gerekir. Ekonomik büyümenin yavaş, işsizlik oranının ise yüksek olduğu bir ortamda, hem büyümeyi daha da dü- şürecek, hem de işsizliği artıracak türden, popülerliği azaltıcı, sıkı mali politıkalar izlemek, hükümetler açı- sından oldukça riskli bir hale geliyor. AB ülkeleri şu sırada tam da böyle bir dönemden geçiyorlar. Bırakın Italya, ispanya, Portekiz ve Yunanistan'ı, i- ki vitesli bir Avrupa oluşması halinde, çekirdek içinde olacağı varsayılan Belçika'nın bile bu koşula 1998e ka- dar ulaşması imkânsız. Fransa'da ise işsizliği azaltmayı en önemli hedef olarak koymuş bir hükümet var. Chi- rac yönetiminin 1998 sonuna kadar bütçe açığının GSMH'ye oranını yüz- de 5'ten yüzde 3.3'e düşürmek için gerekli adımlan atması, oldukça uzak bir olasılık gibi gözüküyor. Sonra işsizlik sorunu var. Avru- pa'da. özellikle Akdeniz ülkelerinde işsizlik, Almanya, Fransa gibi ülkele- re göre daha yüksek, yaşam koşulla- rı ise çok daha ağır. Bu da olası ışçi göçlerinden dolayı, tek para birimine geçmenin önünde sadece ekonomik değil. aynı zamanda büyük bir politik engel. Orneğin Alman kamuoyunun, markın bir başka ortak para birimi ile değiştirilmesine. bu korkuyla ancak Maastricht öiçütlerine kesin bir şekil- de uyulması ve işsizlik oranlarmın üye ülkelerde birbirine yakın bir düzeye gelmesi koşulu ile evet diyeceği bili- niyor. Alman ve Fransız kamuoylan- nın muhalefeti sürdüğü sürece de or- tak para birimine geçiş söz konusu değil. Politik koşullar da çok uygun değil Söz politik engellerden açılmışken, geçen günlerde yayımlanan Avru- pa'nın Çürük Merkezi isimli kitaba değinmeden edemeyeceğim. Kitabın yazan Bernard Conolly 17 yıldır/Av- rupa Komisyonu'nda çalışan ve 1986'dan beri de komisyonun para- sal ilişkiler kısmında görevli bir bü- rokrat. Kitabın ana fikrine göre AB, ne mümkün ne de istenir bir gelişme. Yazar özellikle Almanya-Fransailişki- ,şjne dikkati çekerek, birlik sürecinin bu iki ülke arasındakı çekişmeyi hız- landıracağını ve birleşik bir Avru- pa'nın bu iki ülkenin birbıri ile kıyası- ya bir egemenlik mücadelesine gire- cekleri bir arena olacağını ileri sürü- yor. Yazar yoğun olarak tarihsel ör- neklere de başvurarak adeta bir sa- vaş olasılığını ima ediyor. Almanya ile Fransa arasındaki liderlik çekişmesi üzerine, bu noktaya kadar uzanacak bir spekülasyon yapılabilir mi bil- mem. Ama bu iki ülkenin Avrupa için- de, halen birbirinden farklı nüfuz alan- ları oluşturmaya devam ettiği de bir gerçek. Bu iki ülke arasında, özellik- le AB'nin elindeki kaynaklann kulla- nılmasına ve bırliğin Doğu Avrupa'ya doğru genişletmesine ilişkin önemli görüş farklılıkları yar. Fransa'nın etki alanı, Avrupa'nın Akdeniz ülkeleri ile Kuzey Afrika'dan oluşuyor. Fransa bir taraftan, AB fon- lanndan ispanya. italya gibi ülkelerin daha fazla faydalandırılmaşt için ça- balıyor; diğer taraftan politik ekono- mik birçöküş olasılığının, dolayısıyla Avrupa'ya yönelik yeni bir göçmen dalgasının başlaması tehlikesinin gi- derek artmakta olmasını göz önüne alarak, Kuzey Afrika ülkelerine yar- dım edilmesini istiyor. Fransa'nın Ak- deniz bölgesine öncelik tanıyan bu yaklaşımına karşılık Almanya, kendi etkisinin hızla artmakta olduğu Doğu Avrupa ülkelerinin AB fonlarından da- ha çok faydalandırılmasını, birliğin bir an evvel Doğu Avrupa'ya doğru ge- nişletilmesini istiyor. Fransa ise Al- manya'ya siyasi ve ekonomik olarak yakın ülkelerin katılmasıyla, AB'nin karar mekanizmalannda, en azından oy verme süreci içinde, etkisinin za- yıflamasından endişe ediyor. Bu yüz- den, AB'nin acele ile Doğu Avrupa'ya doğru genişlemesinden yana değil. Bir de birliğin gerçekleşmesi halin- de ortaya çıkmasından korkulan olumsuz gelişmeler var. Bunların ba- şında ortak para birimine gecişie bir- likte birleşik pazarın son bulması ve korumacıiık eğilımlerinın güçlenmesı tehlikesi geliyor. Dahası şimdiden AB çekirdek ülkeleri, geçen dönemde, belirgin bir şekilde devalüasyon ya- şayan diğer Avrupa ülkelerinin reka- betine karşı ıç pazarlarını korumaktan bahsediyorlar. Buna. işçilerin serbest dolaşması korkusu eklenince, tek pa- ra birimi gerçekleştikten sonra sınır- lann kapanmaya ve iç pazarların ko- runnmaya başlaması gerçek bir teh- like olarak ortaya çıkıyor. Özetle, görünen o ki tüm çabalara rağmen, ortak para birimine geçiş, gerçekleşmesi zor bir hülya olmaya devam ediyor. Bu madalyonun birde öbüryüzü var. Global para piyasala- rı, bir gün umutlarını, ortak para biri- minin oluşmasından kestiklerinde. dönüp her ülkenin parasını, ekonomı- sinin göreli konumuna göre değer- lendiımeye baştayacaklar. Bu yüzden döviz piyasalarını daha birçok çal- kantının beklediğini söylemek yanlış olmaz. Belki de bir istisna Isviçre Frangı. İF, AB sürecinin bir parçası ol- madığı için herdalgalanmada herke- sin almak istedıği bir sığınak para ko- numuna yükselebilecek. Ekonomi Ser\isi- L'lke- mizdekı dö\ız girdisinin yüzde 20'sıni sağlayan tu- rizm sektörünü. önlem alın- madığı takdırde "ciddibirfı- nans darboğazı" bekliyor. Uvmılanmakta olan yüzde 15'îik KDV oranı. 199()son- rasında Körfez Savaşı ve te- rörden kaynaklanan imaj bo- zukluğu. ayrıca fiyatların konjonktürel nedenlerle dü- şük tutulması. tesis venıleme çalışmalanna kaynak yaratıl- masını engelliyor. Artan turist sayısına rağ- men turizm gelirlerınde önemli bir artış gerçekleşme- dığini belirten TÜSİAD Yüksek Istişare Konscyi ve Turizm Yatınmcıları Derne- ği Yönetim Kurulu üvesı Yıl- maz Ulusoy. tesislerin 5. 10 \e 15 yıllık bakımlarının ya- pılmaması halinde 2-3 yıl içerisindeyaralann sanlama- yacağını ve köklü yatırımlar isteyen. sıkıntılı bir noktaya gelineceğini söyledi. Ulusoy. kurulacak bir Turizm Konse- yı'nın dünya turizmınin geç- mişini değerlendirerek, Tür- kiye için 10 yıllık master planı hazırlanmasının gerek- tiğine dikkat çekti. TuristikOtelcilerve tşlet- meciler Birliği Yönetim Ku- rulu Başkanı Ali Giireli ise tesislerin büyük bir kısmı- nın 1986-1990 yıllan arasın- da yapıldığını ve averaj ya- şı olan 7"nci yılında yenilen- mesi gereken tesislerin eko- nomik tıkanıklıklar nede- niyle ihmal edildiğini sö\ le- di. Güreli. yüzde 15'lik KDV oranından yüzde 5'inin bir fona aktanlarak raehabilitasyon amacıyla kullanılmasını önerdı. IfLıştnıı dönen DAF, yeniden gaza basb OZGIRULISOV Hollanda'nın Eindhoven kentini. futbolkolik Türkiye. futbol takımından tanıyor. Oysa Eind- hoven'ın Hollanda endüstrisinde ayrı biryeri var. Eindho- ven. Hollanda'nın önde gelen sanayi kuruluşlan Philıps'e ve DAF kamyonları- na evsahipliği yapıyor. 1993 yılındakı iflastan sonra Hollanda ve Belçika hükümetlerinin çabalarıyla ye- niden kurulan DAF. Batı Avrupa"daki pa- zarpayını giderek yükseltiyor. 1994"ün ilk yansında müşterıye teslim edilen araç sa- yısı 7 bin 282 iken, bu rakam 1995'in ilk altı ayında 11 bin 353'e çıktı. Türkiye pazarında DAF-Tırsan aracılı- ğıyla faaliyet gösteren DAF Trucks NV. döviz piyasalannın Hollanda Florini üs- tündeki olumsuzetkilerine karşın, 1994'ün ilk yansına göre net kânnı neredeyse iki- ve katlavarak. ^2.6 miKon florine (2 tril- yon 78 milyarlira) çıkardı. Şirketin cirosuda. 1994 yı- lının ilk altı ayına göre. yüzde 42 art- tı. Şirketin Genel Müdürü Cor Ba- an, eylül ayı içen- sinde düzenlenen kampanya çerçe- \esinde yaptığı konuşmada. 95"in ikincı yarısında. cironun daha da yüksele- ceğini belirtti. Avrupa'nın yanı sıra. gelişmekte olan pazarlardaki payını i'rttıımayı hedefleyen DAF. bu çerçevede. geçen nisan ayında Tır- san'ı distrübütörfırma olarak seçerek. Tür- kiye'de faaliyetlerini. kendi adını verdiği DAF-Tırsanaracılıfiıylayürütmeyebaşla- dı. DAF-Tırsan Genel Müdürü Nijazi Ka- sap, dört aydaki satışlann. hedeflenin üs- tünde gerçekleştiğini belirterek, DAF'ın özellikle satış sonrası sağladığı servislerle müşterisine en iyi hizmeti götürmeyi he- deflediğini dıle getirdi. KONGRE İLANI Sendikamız Olağan Genel Kurulu 30 Eylül - 1 Ekim 1995 Cumartesi ve Pazar günleri Cihan Sokak No: 6 Sıhhiye / AN- KARA adresindeki Büyük Sürmeli Oteli'nde saat 10.00'da aşağıdaki gündem gereğince yapılacaktır. İlk toplantıda yeterli çoğunluk sağlanamadığı takdirde ikinci toplantı 7-8 Ekim 1995 günleri saat 10.00'da aynı adreste ve aynı gündemle yapılacaktır. 2821 sayılı Sendikalar Kanunu uyarınca ilan olunur. TEZ-KOOP-İŞ SENDİKASI GENEL YÖNETİM KURULU GÜNDEM: 1 - Açılış ve yoklama, 2- Divan seçimi, 3- Saygı duruşu. 4- Genel başkanın açış konuşması 5- Konuklann takdimi ve konuşması, 6- Zorunlu organlara aday tespiti, 7- Komisyonların seçimi, a) Tüzük Tadil Komisyonu, b) Tahmini Bütçe Komisyonu, c) Hesap Tetkik Komisyonu, 8- Genet Kurul'a sunulan raporların okunması ve müzakeresi, 9- Komisyon raporlarının okunması ve müzakeresi, 10- Kurulların ibrası, 11 - Yönetim, Denetim. Disiplin Kurulu ve Türk-iş Üst Kurul delege seçimi, 12-Kapanış. ANKARAPAZARI YAKUP KEPENEK "Korkuya" Dayalı Ekonomi Politikası Ekonomik büyüme-enflasyon ilişkileri üzerine son günlerinyorumlan "/(ori(ufucu"öğeleriçeriyor. Ekono- mi politikası korku düzlemine oturtuluyor. Her zaman olduğu gibi korku ortamı birilerinin çıkarına işliyor. Önce, ekonomınin yılın ikincı üç ayında yüzde 12 do- layında büyümesi "çok olumlu" sayılması gereken bir gelişmedir. Buna karşılık, "bu büyüme oranı sürdürü- lebilir değil, enflasyonu körükler, bu nedenle de IMF Anlaşmalan çerçevesinde aşağı çekilmelidir" göriişü egemen kılınmaktadır. Bunu, IMF'nin yine enflasyon kaygısıyla "döviz rezervlerinin azaJtılması" önerisi ta- mamlıyor. Oysa. "varıian nokta", yatırım ve üretim sü- reçlerini ''tümüyle" özel kesimin girişimciliğine bıra- kan, özelleştirmeyi tek çıkar yol sayan ve özellikle de sermaye gelirlerini vergi dışı tutan anlayışının doğal so- nucudur. Bu bir. İkinci olarak, büyüme ile enflasyon arasında her za- man bire bir ilişki kurulamaz. Türkiye ekonomisi ben- zer bir büyüme sürecıni 1990 yılının ikinci çeyreğinde yaşadı. ekonomi o yılın Nisan-Haziran döneminde yüz- de 15'in üzerinde büyüdü. anımsanacağı gibi 1990'ın büyüme hızı da yıllık ortalama olarak yüzde 9,2 ile re- kor sayılabilecek bir düzeye ulaştı. Oysa aynı yıl enf- lasyon oranı da toptan eşya fiyatlarında yüzde 52,3, tüketici fiyatlarında da yüzde 60,3 düzeyindeydi. Bü- yüme enflasyonu körükler korkutmacası, dayanaksız- dır. Enflasyon-büyüme hızı ilişkisi üzennde korkulu söz- ler söylemenin ne ölçüde "yüzeysel" bir bakışı yansıt- tığının isterseniz bir de dış ömeğini verelim. Çin'de 199O'lı yıllarda yıllık büyüme kararlı olarak yüzde 12- 13 dolayındadır; bu büyüme hızı ortamında yıllık enf- lasyon oranı ne kadardır dersiniz? Yüzde 15-20 dola- yında. Bu nedenle büyüme olursa enflasyon daha da yük- selir korkusunu yaymanın gerçekçi bir dayanağı bu- lunamaz. Kaldı ki 1995'in ikinci üç ayının büyüme ora- nı, ekonomik bunalımın en ağır olduğu 1994'ün aynı dönemine. yani büyümenin eksi yüzde 9,7 olduğu ay- lara göredır: abartılacak hiçbir yanı yoktur. Bu durum- da. büyüme ya da yüksek döviz rezervleriyle ekono- mi ısıtılırsa enflasyon oranı artar yaklaşımında eksik. daha doğrusu sakat olan nedir? Sakat olan, uygulanan ekonomi politikasının vergi anlayışıdır. Bu sakatlık yıllardır bu köşede vurgulanıyor. Avru- pa'da son Fransa ömeğinde olduğu gibi çoğu sağcı hükümetlerin yaptığını, ülkemizde "popülist" olarak ni- telenen DYP-CHP ortaklık hükümeti bile yapamıyor. The Economist adlı haftalık derginin 2-8 Eylül 1995 ta- rihli sayısında (s.107) OECD ülkelerinde, 1994'te, "top- lam vergilehn yurtiçi ulusal gelire oranı" verilmektedir. Toplam ulusal üretimden vergi payı, isveç'te yüzde 53'e ulaşıyor; Danımarka'da yüzde 50'yi geçiyor, Fin- landiya, Hollanda, Norveç, Belçika ve Italya'da da yüz- de 50'ye yaklaşıyor. Fransa, Almanya ve Yunanistan'da da yüzde 45 dolayında bulunuyor. Türkiye. 1994'te yüzde 23 vergi/ulusal gelir oranıy- la. OECD sıralamasının uzak ara en altında yer alıyor. Sonuçta, ne devlet başta eğitim, sağlık ve yargı gibi en temel kamu hızmetlerini doğru-dürüst verebiliyor, ne de bütçe açıklannı kapatarak enflasyonu besleyen kayna- ğı kurutabilıyor. Burada iki uyan daha gereklidir; bu oranlar, 1994 yı- lına aittır ve o yıl Türkiye, kimi yetkililerin "Varlık Vergi- si uyguladık" dedikleri türden olağanüstü geçici vergi uygulamasına gitmişti; özetle, gerçek vergi oranı yüz- de 20 dolayındadır. İkinci ve çok önemli nokta, vergi- lerin toplum kesımlerine dağılımıyla ilgilidir. Türkiye, OECD ülkelerinin tersine. vergilerinı, ücretli ve maaşlı- lardan alıyor. Asgari ücretin yüzde 25'ini vergi olarak alırken, büyük sermaye kuruluşlannın, bankalann, hol- dinglerin vergi yukünü yuzde 10'larda tutuyor ve de gi- derek azaltıyor. Faiz, rant ve pay senedi gibi sermaye gelirlerini ise esas olarak vergi dışı tutuyor. • Türkiye, "üretken-üretken olmayan" sermaye ayın- mı bile yapmadan sermaye gelirlerini vergi dışı tutuyor. Buna karşılık emeği acımasızca vergilendiriyor. Sonra da enflasyonu azaltma amacıyla büyüme ve döviz re- zervleri karşıtı bir anlayış çevresinde korkulu bir tartış- ma ortamına sürükleniyor. Büyüme oranını ve döviz re- zervlerini azaltma zorunda bırakılıyor. Ekonomik büyüme. adı üstünde üretimin ve işbulma- nın artması demektır. Buna karşı çıkılması, esas olarak çalışanlann zarannadır. Bu nokta biryana son büyüme- döviz-enflasyon bağlantısı korkutmacalarınm çok so- mut bir amacı vardır: Bu yılın sonuna dek ve gelecek yıl emeği karşılığı yaşayanlara gelir artışı vermemek. IMF-hükümet ve kimi basın yayın kesimlerinin geliş- tirdiği korkutucu görüşler dikkat edilirse, "bütçe çalış- malarının yoğunlaşacağı" bir dönemin hemen ön- cesinde yapılıyor. Son iki yıl boyunca yapıldığı gibi üc- ret ve maaş artışlannın sınırlı tutulmasını da sağlayacak bir kamuoyu ortamı yaratılıyor. "Işçiler, memurlar, dar ve sabit gelihiler, küçüküreti- ciler sakın bir şey istemesin, sonra enflasyonu ön- leyemeyiz" denilmek isteniyor. Oysa emekçiler açısın- dan, yıllann kanıtladığı. "korkunun ece/e faydası yok" gerçeği. geçerliliğini koruyor; enflasyon sürekli onlan vuruyor. GENEL KURUL İLANI TÜRKİYE TÜTÜN, MÜSKİRAT, GIDAVEYARDIMCIİŞÇİLERİ (TEK GIDA-İŞ) SENDİKASI GENEL BAŞKANLIĞI'NDAN Sendıkamızın 10. Olağan Genel Kurulu, aşağıdaki gündemi görüşmek üzere 06-07-08 Ekim 1995 tari- hinde, Konaklar Sokak No: 1, 4. Levent'teki Genel Merkezimiz Genel Kurul Salonu'nda, saat 13.00'te başlayacaktır. Delegelere ve ilgililere duyurulur. TEK GIDA-İŞ SENDİKASI GENEL YÖNETİM KURULU GÜNDEM: 1 - Yoklama ve açılış, 2- Genel başkanın açış konuşması. 3- Genel kurul başkanlık divanı seçimi, 4- Saygı duruşu, 5- Misafirlerin takdimi ve konuşmalan, 6- Komisyonların seçimi, a) Hesap Tetkik Komisyonu, ^ b) Tahmini Bütçe Komisyonu, c) Tüzük Tadil Komisyonu, 7- Çalışma, mali ve denetleme kurulu raporlarının okunması ve müzakeresi. 8- Komisyon raporlarının görüşülmesi, 9- Kurulların ibrası, 10- Ana tüzük hükümlerine göre seçimler, a) Genei Yönetim Kurulu Asil ve Yedekleri, b) Genel Denetim Kurulu Asil ve Yedekleri, c) Genel Disiplin Kurulu Asil ve Yedeklen d) Türk-İş Genel Kurulu'na katılacak delegeler, 11 - Kapanış. Not: Nısap temin edilemediği takdirde, ikinci toplantı 13-14,15 Ekim 1995 tarihlerinde aynı yer ve saatte yapılacaktır.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle