18 Ağustos 2022 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Cumhuriyet tmtivaz Sahibi: Berin Nadi Genel Yayın Yonetmenı Orhan Erinç • Dış Haberler Ergun Bakı • Kt.hbarat Yalcın Genel Yayın Koordınatoru Hikrnet Çakır • Ekonomı Bülent Kızanlık • Kultur Ç e t i n k a y a • Yazıışlen Müdurlerı Handan Şenköken • Spor Abdülkadir Yücelman Ibrahim Vlldız .DİnçTayanç (Sorumlu) • Makaleler Sami Karaören •Ceun Se>fettin • Haber Merkezı Mudüriı Hakan Kara Turhan • Duzeltme AbdulUhYazıcı»Bılg ı-Bd- • Oorsel Yonetmen Fikret Eser ge Edibe Buğra • Fotograf Erdogan Köseoğlo Ya\mK.urulu Orhan Erinç. Okta> Kurtböke. Özgen \car, Hikmrt Çetinkaya. Şükran Soner. Ergun Balcı, Dinç Tayanç, tbrahim \ıldız. Orhan Bursalı. MiKtafa Balba>. Ankara Temsılcısı Mustafa Balbay • Haber Mûduru. Müessese.Müduru ErolErkut«Ko- DoğanAkın Ataturk Bulvan No. 125. Kat4 Bakanlıklar- ordmatör Ahroet Korulsan • AnkaraTel 4l95020(7hat). Faks 4195027#bmırTem- Muhasebe Bülent Yener •Jdare sılcısı SerdarKıak,H ZıvaBlv 1352 S Z3Tel 4411220. Hüsevin Gürer • lşletme Onder Faks 4419117«AdanaTemsılcısıÇetinYiğeııoğlu,tnonü Çdik«Bılgı-Işlem NaUİn»l»Bıl- Işıtman • Genel Mudur men Cd 119S No 1 Kat l.Tel 352255O.Faki 3522570 gısav-ar Sıstem Mûrü\etÇil«r Yardımcısı Mine Akdağ uye MEDYA C: • Yonetun MEDYA G: • Kurulu Bajkanı-Genel Yonetım Kurulu Mudur Gıilbin Erdurın Başkanı - Genel # Koordınalor Reha Mudur C'stün Ak- Murahhas Bora Gonen^ \ayunla>*D \e Basan: Yenı Gun Haber Aıanss Basm \e Ya>mcılık \ $ Türkocagi Cad 39 41 CağaloHu 34334 Ist PK..246 tstanbul Tel (0 212ı 512 05 05 [20 hal) Fak^ ıO: 11EYLÜL1995 İmsak: 5 05 Güneş. 6.33 Oğle 13.08 Ikındi: 16.40 Akşam 19.29 Yatsı: 20.51 M E D Y A C T e l 51407 5 3 - 5 1 3 95 8 0 - 5 1 3 84 60-61 Faks 5118466 Pamuk Prenses öldüpülmüş • NEWYORK(AA)- Ünlü masal kahramanı Pamuk Prenses"in gerçekten yaşadığı ve bir cinayete kurban gıttığı ortaya çıkanldı. Alman folkloru çalışmalanyla tanınan Eckhard Sander tarafından yapılan araştırmanın sonucuna göre, gerçek Pamuk Prenses. 16. yüzyılda yaşamış olan Alman Kontes Margarethe von VValdeck'ten başkası değildı. Hıkâyedeki gibi kötü ruhlu bır üvey annesi bulunan Prenses, masaldakınden farklı olarak üvey annesının verdıği zehirh elma ile değıl. lspanyol gizli polisıne mensup kışıler tarafindan öldürülmüş.. Osmanlı tarîhi Söğürte canlandı • SÖGL'T(AA)- Ertuğrulgazi Vakfı tarafından duzenlenen "714'üncü Ertuğrulgazı'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri". bınlerce yörüğün katılımıyla yapıldı. Törenlere katılan Sağlık Bakanı Doğan Baran, yaptığı konuşmada Söğüt'ün 623 yıl Osmanlı devletınin beşiği oldugunu belirterek şunlan söyledi: "Anadolumuzda bin yıldır bir arada yaşayan, et ite tırnak gıbı olmuş aşıretleri, boylan. Karakeçılileri, Türkmenleri, Avşarlan, kısacası bütün vatandaşlanmızı bölmeye kimın gücü yeter? Buna cüret edenler. tarihte hak ettikleri dersi aldılar ve hüsrana uğradılar. Tekrar cüret edenlenn sonu da hüsran olacaktır." Törene, Bakan Baran'ın yanı sıra Bılecık milletvekılleri Bahattın Şeker ve Mehmet Seven. Valı A. Refik Öztürk ıle eski Içişleri bakanlanndan Abdülkadir Aksu da katıldı. Dünya Güneş Enerjisi Kongresi • HARARE (AA) - Dünyanın çeşitlı ülkelerinden gelen guneş enerjisi uzmanlan. aiternatif enerji kaynağı olan bu alandakı yenı gelişmelen tartışmak üzere Zimbabve'nin başkenti Harare'de bır araya geldiler. 5 gün sürecek olan Dünya Güneş Enerjisi Kongresi'ne, 55 ülkeden 500'ü aşkın uzman katılıyor. Uzmanlar. güneş enerjisindeki gelışmeler ve bundan sonraki kullantm alanlannı görüşüyorlar. Konferansın yanı sıra güneş enerjisi teknolojisındeki gelişmelere ilişkin bir de tıcaret fuan düzenlenıyor. 41 yıl önce kurulan Uluslararası Güneş Enerjisi Derneğı'nin kongresi ilk kez bır Afhka ülkesinde toplanıyor. Hasta köpekle çocuğa aynı hak • \VELLLNGTON (Cumhuriyet) - Yeni Zelanda'nın başkenti Wellıngton'da Telefon Idaresi, hasta çocukla. hasta köpeğinin eşıt haklara sahip olduğu görüşünde. Köpeği hasta olan personel, yılda 7 gün, ücretten kesilmeden evde kalıp köpeğıne bakabilecek. Bugüne dek yalnızca çocuklar ıçin geçerli olan bu kurala köpeklenn de dahil edilmesi üzenne, kedi sahipleri de hak iddiasıyla Telefon tdaresi'ne başvuracaklar. Planlama ve imar yetkileri, belediyelere 1985 yılmda devredilmişti 4 Imar demokrasfeTııde 10. yû değeriendirmesi OKTAY EKTİNCt Son aylarda Koruma Kurullan'nca alınan SİT kararlanna karşı kımı be- ledıyelerden yükselen tepkiler, 10 yıl öncekı temel bir tartışmayı da yenıden gündeme getıriyor. 9Mayıs 1985tarihinde yürürlüğe gı- ren 3194 sayılı yeni İmarYasası ve ar- dından buna bağlı olarak aynı yıl ye- niden duzenlenen yönetmeliklerle bır- likte, imar yetkileri genel olarak yerel yönetimlere devredilmişti. Ancak, merkezı hükümete de "önemli ve ge- rekli gördüğü alanlarda" aynı yetkiyi "re'sen" kullanabileceği bazı aynca- Iıklar yine yasa kapsamında kabul edilmişti. 1970'lerdeki "demokratik beledi- yedfik" hareketi sürecinde de savunu- îan, ancak hükümetlerin katı merkezi- yetçi rutumlan yüzünden 12 Eylül 1980'e dek gerçekleşemeyen "imar yetkiierinin yerelleşmesi" ilkesinin 1984 belediye seçımlerinm ardından 1985'lerde birdenbire yasallaşması acaba hangı *u>amştan" kaynaklanı- yordu? Ülkede demokrasıyi çağnştıran he- men her şey 12 Eylül yasalan ve 1982 Anayasasf yla süresiz askıya alınrruş- ken, sadece imar yetkilerindeki "de- mokratikleşmeye*' gösterilen bu özel hassasiyet, acaba hangi beklentılerden kaynaklanıyordu? Kuşkusuz, bu yeni imar duzeninin yıne 1985'te yürürlüğe gırmesinin te- melınde. aynı yıllarda merkezi hükü- metle yerel yönetımlerin büyük ço- ğunluğunun "aynı partiye ait" sıyasal kadrolann elinde olmasının önemlı bır payı vardı. Dönemin ANAP iktıdann- ca geliştinlen "imar demokrasisi". kent topraklan üzenndeki sıradan rant beklentilerinın o kentteki belediye yö- netımlennce karşılanması, buna kar- şın "sıradışı özel beklentilere dönük" yüksek imar haklannın ıse turizm merkezlen vb. yöntemlerle doğrudan hükümet eliyle sağlanması ilkesıne dayanıyordu. Nitekım, ilerleyen yıllarda bu "işbi- tirici" ılkenin ürünü olan yeni imar uygulamalan, ülkenin hemen tum yö- relennde hızla gerçekleşmeye başladı. Belediyelenn bırçogu "demokratik" (!) yetkılenne dayanarak bulundukla- n beldenın ya da kentin imar planla- nnda süreklı olarak daha yoğun yapı- laşma ve daha fazla rant getirici deği- şiklıkleri ardı ardına yürürlüğe sokar- larken, merkezi hükümetlerde kıyılar- da SIT alanlannda ve yine kentlenn "en değerli" arsalannda olağan imar koşullannın çok üzenndeki "imti>Tiz- lı" imar izınlerini kendi yasal yetkile- riyle vermeye başladılar. Şimdi, geriye dönüp geçen bu 10 yıllık sürece baktığımızda, 1985'te '^enridemokrasi'' söylemleriyle yerel yönetimlere de\Tedilen imar haklan- • İstanbul ve İzmir'deki son SİT kararlarıyla birlikte başlatılan "yerel imar yetkileri" tartışmasına açıklık getirebilmek için, bu yetkilerin belediyelere devredildiği 1985 tarihli İmar Yasası'nın geçen 10 yılhk dönemdeki uygulama pratiğini ve sonuçlarını da değerlendirerek sorgulamak Belediyeier imar yetkilerini kullanırken, bunu keımeki her boş alaıu bina>la doldurma hakkı' olarak yorumladılar ve so- °, • nuçta bugünkü yâşanılmaz beton kentlerin yaratılmasına >ol açtılar. gereKiyor. nın, sanıldığı gıbi "demokratik bir kentleşme" degıl, ağırhkh olarak "yağmaya da\anan" ve doğrudan u rant ekonomisine hizmet eden" bır kentleşme yaratnğını. tüm çıplaklığıy- la ve çarpık sonuçlanyla görebilıyo- ruz. Bütün bu gelişmeler ise imar yetkı- lennin yerelleşmesınde "topluma. kente ve çe\re değerlerine duyarlılı- ğın" demokrasiyle birlikte nasıl etki- 1\ olabıleceğı sorusunu da artık gün- deme getıriyor Yetki çatışması İstanbul'daki, izmır'dekı ve İz- mit'teki son SİT kararlanna karşı be- ledıyelenn gösterdikleri tepkilen ıçe- nksız bir "yetki çaüşmasr polemiğin- den kurtanp "imar demokrasisinin yağma>a hizmet etmeyecek bir olgun- İuğa kâvuşturulmasr tartışmasına ve arayışına doğru yöneltmek ise yaşam- sal bir görev haline geliyor. Acaba, imar yetkilerini 1985'te An- kara'dan devralan belediyeler, bu "de- mokratik haklannı" nasıl kullanma- hydılar0 Özellikle tanhsel ve doğal çevre de- gerlennı "denetimsiz bir imar özgür- lüğüne" kurban etmeden, belkı son günlerdekı kımı SlT kararlannın da Mimarlar Odası deklarasyon yayımladi: • Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu ve Türkiye'deki tüm şubeleri, 1 No'lu Koruma Kurulu'nun Izmir yöresindeki son SİT karannı destekleyen ve belediyelerle birlikte Bayındırlık Bakanlığf nı da bu kararlara uymaya davet eden ortak bildiri yayımladılar. HaberMerkezi-lzmır 1 No'lu Ko- ruma Kurulu'nun Çeşme. Alaçatı. Seferihisar ve Selçuk yöresını SlT ı- lan eden kararı. belediyelenn tepkıle- nnin yanı sıra Bayındırlık Bakanı Ha- Ul Çulhaogiu tarafından da "temkin- li" karşılanırken, bu karara kesi des- tek veren kurumlar arasına Mimarlar Odası, "tüm şubeteriyte" birlikte ka- tıldı. Oda Merkez Yönetim Kurulu'nun Adana, Ankara. Antarva. Balıkesir. Bursa, Denizli, Divarbakır, Fskişehir. Gaziantep. İstanbuU tzmir, Kayseri. Konva. Mersin. Ordu, Samsun ve SİT kararlanna destek Trabzon^ubc \oneticilenyle birlikte 26-27 Ağustos 1995 günlerinde Iz- mir'de yaptığı toplantıdakı değerlen- dirme sonuçlarını ıçeren ortak bıldı- nde. lzmır 1 No"lu Koruma Kuru- lu'nun, bu son karanyla: Tızikiplan- lamadan sorumlu >önetimler gereğin- ce sahip çıkmadtğı için doğal yapısı yok olnıava başlayan yanmadaya sa- hip çıktığı" v urgulandı. Bölgede özellikle 2. konut yapımı amacıyla düzensız bir yapılaşmanın İzmir'in Çeşme ilçesi yakınlanndaki antik Enthrai kentine vapılmakistenen tatil evleri sitesi de Mimarlar Odası'nın eylemleri sonucunda SİT ilanıyla ancak durdurulabümişti. ortaya çıktığı ve öncelıkle kıyı arazi- lerının. daha sonra tarım ve orman alanlannın spekülatıf rant aracı ola- rak el değıştirdiğı vurgulanan ortak bıldırgede, son yıllarda Izmir-Çeşme otoyolunun yapımıyla bölgedekı olumsuz gelışmelerin de hızlandığı- na dikkat çekılerek "Yanmadanın ge- riye kalan tahribe uğramamış alanla- nnı kurtarmak için böyle bir SİT ka- ran kaçınümazdu- 1 " denılıyor. Mimarlar Odası Genel Başkanlı- gı'nca Ankara"dan yapılan açıklama- da, oda merkezı ile şubelerin ortak bıldirgesınde şu görüşlere yer verih- yor "Ba/ı beledive başkanlannın kurul karan daha avnntısı ile ve resmen açıklanmadan gösterdikleri aşırı tep- kileri. hukuk dışı bovutiara varan ha- reketleri \ersiz buluyorve>önetimso- rumluluğu De bağdaştıramıyoruz. Ko- ruma Kurulu'nu ve üyelerini hedef alan saldırgan tutum ve davranışlan şiddeüe kırayoruzT Mımarlar Odası'nın örgüt bildiri- sınde daha sonra şu çağnda bulunu- luyor: "Planlamadan sorumlu yerelyöne- timler ile Bayındırlık ve İskân Bakan- lığı'nı en kısa zamanda kurul karar- lannın ışığında. vanmadanın sağhkb gelişimine olana'k verecek ve bugüne kadar vapılan tahribatı giderecek bir planlamav ı ortaklaşa gerçekleştirme- ye çağınvoruz. Bövle bir çalışma. de- mokratik planlama anlavışıvla vürii- tülmetidir. Çalışmaya yerel halkın ve örgüüerinin, ilgili bilim \ e meslek ku- ruluşlannın katüunı sağlannıabdır." alınmasına gerek duyulmayacak dü- zeyde duyarlı bir imar sürecinı, yine aynı belediyeler nasıl sağlamalıydı- lar?.. Kuşkusuz bu sorunun yanıtını, yine geçen şu 10 yılhk süre içerisinde gö- rev yapan yerel yönetıcilerin doğru- dan sıyası görüşlerine ya da salt kişi- lıklerine bağlı olarak vermek doğru degıl. Bugün y aşanan gerılimlerin köke- ninde ve buna neden olan yağma dü- zeninin temelinde. 1985"ten bu yana yürürlükte tutulan imar mevzuatının varattığı "kent ve çe>Te talanının asia suç sajTbnadığı'' bır y asal ortam yatı- yor. Sayılan oldukça az olan ve ülkede- ki genel durumun tersine. bulunduk- lan kentte yöresel değerlere saygılı bir imar politikası izleyen kimi belediye- lerdeki olumlu durum ıse. partisi ne olursa olsun, doğrudan yönetimdekı kişilerin "çok özel" tutumlanndan ve sadece duyarlı kişilıklerinden kaynak- lanıyor Çözüm, duyarlılığın örgütlenmesinde Uygar ülkelerdekı çağdaş kent yö- netimlenne baktığımızda, yerel yetki- lenn hemen her alanda "bilimsel ve demokratikbirdenetinT suzgecınden geçerek kullanıldığını görüyoruz. Yerel yönetımlenn güçlendırilmesı söyleminden hiçbır zaman bizdeki gi- bi "yerel monarşilerin" yaratılması anlaşılmıyor. Tam tersine, bu güçlenme. "yerel duyarkbğuı örgürJüvedemokratikka- tüunı" ile gerçekleşıyor Böyle olun- ca da imar yetkileri "rantkrâUannuT çıkarlan doğrultusunda değıl, şehirci- lik bilıminin de gereğı olarak öncelık- le kent ve toplum çıkan gözetılerek kullanılıyor. Yıne de tersi olması du- rumunda ıse bu kez demokratik hukuk düzenının engeliyle karşılaşılıyor. '83 ruhunun' özlemi ~ Bu nedenlerle örneğin tstanbul (Su- riçı) ve tzmir'deki (Çeşme-Selçuk ku- şağı) son SlT kararlanylabirlikte baş- latılan ımarvetkilen tartışmalan. eğer "1985-1995 döneminin sorgulanması- nı" da gündeme getırebılırse, sadece kentlenmizın geleceği açısından de- ğil, demokrasimızin de düzeyi ve esenliğı açısından gerçekten yararlı değerlendirmelere katkıda bulunmuş olacak. Çünkü imaryağması, sadece kültür ve doğa değerlerimızi yok etmekle kalmıyor; bu değerlerin korunmasıy- la yöresel kişilığini kazanan demokrâ- sı kültürünü de yozlaştınyor ve hızla ortadan kaldınyor. Zaten. 1985'in imar yasasına da damgasını vuran 12 Eylül anlayışının ve buna bağlı '83 ruhunun' özlemi de bu değil miydi?. Datça'ya SIT kararı yeııiden görüşiiKiyor ÖZCANÖZGÜR MUĞLA - Izmir'de ya- şanan "SİT kavgası"nın Datça'da yaşanan benzeri tatlıya bağlandı. Muğla Va- lisı Dr. Lale Aytaman'ın is- temini uygun bulan kurul, Datça Yanmadası ile ilgili karannı gözden geçiriyor. Kurulun ısrarlı olması ha- linde mahkemeye başvur- mak zorunda kalacaklannı belirten Vali Aytaman. "Buna gerek kahnadL Ku- rul olumlu davrandı. Yan- madanın korunmasını biz de istiyoruz, ama bu derece- lendiriüniş bir koruma ol- mair dedi. İzmir'in turistik bölgele- rinde alınan "StT karan" tartışmalara neden olurken. Izmir 2 No.lu Kültür ve Ta- biat Varlıklannı Koruma Kurulu, aynı şekilde Muğ- la'nın Datça Yanmadası ile ilgili aldığı SlT karannı gözden geçiriyor. tzmir 2 No.lu Kültür ve Tabiat Variıklan'nı Koru- ma Kurulu 24 5.1995 tari- hinde bir bölümü Özel Çevre Koruma Bölgesi ve bir bölümü de (Antık Knı- dos Kenti) 1 'mcı derecede arkeolojik SlT alanı olan Datça Yanmadası için Marmaris'in Bozburun beldesıne kadar (tamamı- nı) doğal SlT ılan etmiş ve karar bölgede tepkılere ne- den olmuştu. Tepkiler üzenne, konu- nun yerinde bır kere daha incelenmesini isteyen Muğla Valisi Dr. Lale Ay- taman. Başbakanlık Baş- müşaviri Mustafa Turun- çoğju'nun başkanlığını yaptığı heyetın bölgede in- ceîeme ve değerlendırme toplantılan yapmalannı sağladı. 25-27 temmuz ta- rihlerinde gerçekleştirilen çalışma sonunda bölgede ikinci bir mceleme de 7 ağustosta Kültür Bakanlı- ğı'ndan gelen heyet tarafın- dan yapıldı. Böylece her ı- kı heyet tarafından yapılan ıncelemeler bır rapora bağ- landı ve rapor Muğla Vali- lıği'ne göndenldi Dr. Lale Aytaman. söz konusu raporlann önce tz- mir 2 No.lu Kültür ve Tabı- at Varlıklannı Koruma Ku- rulu ve ardından Yüksek Koruma Kurulu"nda görü- şülerek karara vanlacağını söyleyerek: "L'manzbusu- rette Datça, Datça-Bozbu- run Yanmadaşında uzun süredir SİT ve Özel Çevre Koruma Bölgesi çahşmala- n nedeniy le beklemede ka- lan yöre halkımız bu ek sı- kıntıdan kurtulmuş ola- cak" dedı. Kırmızı dudaklar, kısa büzgülü empirme elbiseler ve şoset çoraplar... Talk, masum, seksi: Lolitalar Çeviri Servisi - Amenkan fılm sanayıı gışe rekorlan kırdıracak yenı meta keşfetmış durumda. Her ne kadar Amenkan femınıstlerıni çıldırtıyor da olsa, masum ve seksı genç kız imajı 2000'h vıllara gırerken bile sinema salonlannın dolup taşmasına neden oluyor Kjpkırmızı boyanmış dudaklar, kısa büzgülü empirme elbiseler \e beyaz şoset çoraplar.. Küçük göğüsler, masum bakışlar. CahinKlein'ın reklatn fılmlerinden Hollyuood filmlenne. ön plana çekılen sımge hep küçük kızlar... Hepsı bırer Lolıta mesajı veren bu kızların çoğu 14 ıle 18 yaş arasında. Ağır bır çalışma tempoları \ar. varattıkları imajdan hoşnut görünüvorlar ve çok hem de çok para kazanıyorlar. 14 yaşmdaki Donünique Svvain. \ 8 vaşındakı AlkiaSilverstone ve *Mad Love' fılmının genç yıldızı Drew Barrymore gibi isimler Amerika'da v e Avrupa'da gündemı tutmuş bulunuyor. Sadece yaşıtlan erkeklenn ılgisinı çekmeyen bu genç hatta çocuk starlar önümüzdekı v ıllar ıçın de bırçok önen ve anlaşmaya ımza atmış durumda. tç çamaşırı reklamlan ıçın bile kullanılmaya başlanan çocuk-kadın sımgesi, sadece Amerikan femınıstlennın değil, etık çevrelerin de şimşeklerinı üzenne çekmiş durumda. Feminıstler kadının cınsel meta haline getırılmes,ıne karşı savaşım verirken çocuk-kadın simgesinin tekrar aranılan değer haline getirilmesıne şiddetle karşı çıkıyor ve çocuk, kadın kuruluşlannı ve yetkıh kurumlannı harekete geçırmeye çalışıyorlar. Bu dunımu, erkeklerin çocuk fahışelere duydukları eğüimın bıraz daha ıhmlısı olarak nıteleyen Amenkan femınıstlen ve kadın hareketlen sözcüsü Andrea Dvvorkin, "Burada konu yetişkin kadınlar değildir. Burada çocuklar söz konusudur, çocuklara yönelik cinsel tutku ve eğflim kışkırölmaktadır" demektedır Yaş ortalamalan devamlı düşen bu çocuk-kadınlar etik çevrelerin de dikkatinı çekmiş durumdalar. Cinsel sapmalara prim venlmesıne ve cinsel sapmaların kışkırtılmasına karşıyız diyen bu kuruluşlar, bu kışkırtma sürdüğü takdırde, çocuklara yönelik cinsel suçlann artmasından korktuklannı da belırtiyorlar. Enerji Bakanhğı^na çevreci tepkisi SİLİFKE (Cumhuriyet)- Türkiye Elektnk Üretim Genel Müdürlüğü bünye- sinde 1993'te kurulan Yenı ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklan Müdürlüğü (YYEKM)'nün geçen hafta kapatılması, çevreci ve ye- şil gruplarm tepkisine yol açtı. Karann, politik ve nük- leer çıkar zoriamasıyla alın- dığını savunan çevreciler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanhğı'na protesto me- sajlan yağdırmaya başladı- lar. Kapatıldığı güne dek per- sonel sayısı arttınlmayıp i- ki kışiyle sınırlı YYEKM. buna karşın geniş kapsamlı araştırma raporlan yayım- lamış ve bunlardan bazılan 7. Beş Yılhk Kalkınma Pla- nı'na alınmıştı. Bilgı topla- ma ve rapor oluşturma aşa- malannı tamamlayan mü- dürlük, 2000 yılından önce yenilenebilir enerji üretim hedeflenni saptama ve üre- tim tesisi yapttnlması iste- minde bulunma aşamasına gelmıştı. Düma Dostian'ndan açıklama Dünya Dostlan Derneği Sekretaryası karara karşı "Devlet, gostermetik de olsa aiternatif enerji kaynaklan arayışına girmeye taham- müîü olmadığını bu kararia göstermiştir. Devlet, diğer alanlarda olduğu gibi enerji politikası alanında da anti- demokratik. dogmacı ve uluslararası sömürünün uzantısıdır" açıklamasını yaptı. Çeşitli bölgeelerden 28 çevreci grup, bakanlığa pro- testo meşajlan gönderirken. Kocaeli Üniversitesi Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kay- naklan Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Tanay Sıtkı U- yar, rüzgâr enerjisinden ya- rarlanma çalışmalanna de- ğınerek, "Bu kararia rüzgâr enerjisi bir müttefikini yitir- miştirr dedi Arkadaş Çev- re Grubu'nun açıklamasın- da daşöyle denildi: "Nükİeer sektör devleri- nin ülkemiz enerji pazannı yağmalamasının önündeki engellerin kaldınlması gere- ğjduy ularakböylebir karar ahnmışrır. Bugün ABD baş- ta oünak üzere çoğu kalkın- mış ülkenin rüzgâr ve güneş enerjisinden geniş çaplı ya- rarlandığı gizlenerek, "rüz- gârla üflemeyle enerji mi olurmuş' denîlerek ülkemiz kamuoyu yammlmaktadır. Temiz enerjiye gönül verenler Temiz ve yenilenebilir enerjiye gönül verenler küs- türülmektedir. Bunıın en be- lirgin örneği Prof. Dr. Nejat Veziroğlu'dur. ABD'deki Dünya Temiz Enerji Derne- ği Başkanı olan ve görüşle- rinden tüm dünyanın yarar- landığı bu bilimcinin bile be- yin göçüne ugranıası. ülke- miz adına. utanç vericidirr Ingiltere'den fnternetara- cılığıyla yayın yapan Green Screen (Yeşil Ekran) haber ajansı da TEAŞ'ın karann- dan kuşku duyulduğunu be- hrterek şu görüşlere yer ver- di: "Enerji Bakanlığfnın bütçenin çoğunluğunu kö- müre ve nükleer enerjiye ayırması dikkat çekicidir. Âkkuyıı'daki nükleer sant- ral projesinin müşavirlik ihalesini kazanan Güney Kore'den Kaeri fırmasının Türkiye'deki ortağının İhlas Elektrik olması ve Türki- ye'deki ithal kömürpazann- da yine Türk-İslam sentezci- st İhlas grubunun söz sahibi olması, bazı masum kuşku vesoru işaretlerinin belirme- sini önleyememektedir."
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle