09 Ağustos 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 11 EYLÜL 1995 PAZARTESİ 12 DIZIYAZI Mangalyürekübir yazarveeylemadamı 3 Nısan 1979 günü (defterime not ettığım ıçın tarihi kesin- lıkle yazabiliyorum). Türkı- ye Yazarlar Sendıkası'nın Claude Farrer Sokağı üstun- dekı sözümona Genel Mer- kezı olan o bırkaç metre karelık odada başkanlıkdıvanı seçımı ıçin toplandık .. Aziz Be>. bir donem başkanlık yapmış- ti ve bu kez de seçıleceğınden sanınm kuşku duymuyordu . Kapalı oylar açıl- dı. Başkanlık ıçın 5 oy Vedat Türka- li've. 5 oy Şükran Kurdakula. 1 oy da Alpay Kabacalı'ya çıktı . Aziz Nesın, bellı kı kendısinın oy bırliğiyle seçilece- ğinden kuşku duymadıgından ve kendi kendisine oy \ermemış olmak içın oyu- nu bır başka arkadaşa vermıştı... Oylar açıldığında aklından neler geçtı. neler hissettı bilmiyorum . Fakat kısa bır sü- re sonra kalktı. "*Ben Cem-Mav'dayınT diyerek çıkıp gittı . Başkan adayımız Vedat Türkalı ve bızler. Aziz Be>"i baş- kanlıktan de\ ırmekten çok. sınırsız yet- kısını sınırla>abilmek istıyorduk.. Nite- kım kısa bır durum değerlendırmesın- den sonra. benım (ya da belkı Demirtaş Cejhun'la ıkımızın) arabulucu olarak Aziz Bey 'e gıtmemıze karar venldı. Soz- cü bendım. bunu anımsıyorum... Hürn- yet'ın Cagaloğlu'ndakı bınasının bitişi- ğındekı- Cem-May dağıtımda Aziz Bey 'in bürosu olan büyiıcek odanın açık kapısından gördüğüm Aziz Nesın fotoğ- rafını unutamam .. Yuzü kapıya dönuk.. tek başına. düşünceli. oturuyordu.. Onu. kurnıayı kendısını lerk etmiş. tek başına kalmış. fakat sa\aşı yıtırmeyi kabul et- memış. bırgeneralebenzettım.. Herhal- de hayatta ve savaşta ılk tek başına kalı- şı da değıldı bu . Önenmızı söyledım. (ya da söyledik) Demirtaş ıkıncı baş- kan. ben genel sekreter olursam. Aziz Be>"ın başkanlığını kabul edıyorduk. . Bunda bır sakınca görmedığini söyledı ve nıtekım aynı gün bır süre sonra yenı- den toplanarak yaptığımız başkanlık dı- vanı seçımı sonunda. 6'şar oyla, Aziz Nesın yenıden genel başkanlığa. Demir- taş Cevhun ve ben de ıkınci başkanlık ve genel sekreterlığe seçildık.. Mangalcı, koçancı Aziz Nesın'ın sınırsız yetkesını bıl- mem sınırlayabılmış miydik? Toplantı- lara genellikle Nesin Vakfı'ndan geliyor, elınde bır sürü zarflar ve bazen içınde yu- murtalar bulunan bır sepet \b oluyor, toplantıların gündemını de genellikle bu zarflardan bınnın arkasına eskı Türkçe harflerle alınmış notlar oluşturuyordu.. Böylece benım genel sekreter olarak daktıloyla özene bezene hazırladığım. yönetım kurulu u>elerınedağıtılan gün- dem onerisının çoğu kez hıçbir anlamı kalmıyordu... Benim hazırladığım gun- demonerilenmn ılk maddesı. hemen he- men her zaman 141 \e 142. maddeler hakkında bır gönişme açılması olur. fa- kat daha güncel \ e pratik sorunlar nede- nıyle bu görüşme çoğu kez ertelenirdi... Yıne gündeme ılışkın böyle biryöntem tartışması yapmadayken toplantı salo- nunun kapısı açıldı \e Alpay Kabacalı kucağında tunçtan dokülmüş muazzam bır mangalla ıçerı girdı. Bu ankıta taklı- di mangal o sırada Türkıye'de koııuğu- muz olarak bulunan yabancı bır yazara hediye edılmek iızere ısmarlanmış. Al- pay da Kapalıçarşı'dan alıp gelmıştı . Toplantının böyle beklenmedık biçımde kesıntıye uğraması üzerine. ben yerim- den fırladım \e "Siz zaten mangakısı- nız!" dıye homurdanarak odayı terket- tım. Az sonra Aziz Nesın fotoğraflannın en unutulmazlanndan bırini görecektim: Ben merdhenlen hızla ınıp dış kapıdan sokağa çıkmak dzereyken. Aziz Bey pe- şimden fırlamış. yukarıdakı trabzanlar- dan sarkarak bağırıyordu '"Sizdekoçan- cısınız!1 " (Birkaç yıl onceydi Banş Der- neği ıçin bağış kampanyasi başlatılmış- tı. Cem Yayınevfndekı bir karşılaşma- mızda Aziz Bey'den de elımdeki mak- buzla bağış almak ıstemiş. fakat redde- dılmıştım . Bu "koçan" sözüoradan ge- liyor olmalı...) İnatçı, çalışkan, takipçi Tasarladığı bır şeyı gerçekleştırmede onun kadarTcararlı. dıreşken. inatçı. ça- lışkan vetakıpçı bır başka ınsanbilmem var mıdır? Sanıyorum yazar ve eylem adamı olarak başansının bır sırn da bu- dur. Fakat **inatçı'*lığında her zaman haklı olduğunu soylemek de giiç Yanıl- mıyorsam 80 öncesinde Feneryolu'nda- kı e\ lerinde bir görüşmemızı anımsıyo- rum O günlerde Tunç Okan'ın "Otobüs"ü İstanbul sinemalarının bırınde gösteri- me girmıştı. Aziz Nesin bu filmde Türk- lenn küçuk duşürüldüğüne ınanıyor. ver- yansın edıyordu fılme Bır de yazı tasar- lamışn. Sonradan yuzde bılmem kaçı ap- taldır diyeceği Türklerın bır A\rupa ül- kesınde öy lesıne şaşkın, ilkel. becenksiz vezavallı gösterilmelerıne ıçerlemiştı . Ben. daha önce yurtdışında gorüp be- ğendığım ~Otobüs"ü canla başla savun- maya gırıştım.. Değerlı bir sanat yapıtı olmasının yanı sıra. gösterdiğı şeylenn de kendi yurtdışı vaşantılanmdan da ör- nekler vererek gerçek olduğunu söyle- dım. Aziz Bey bır an sanki etkilenmiş gı- bı göründü. Fakat yanlış anımsamıyor- sam Mıllıyet Sanat Dergisfnde bırkaç gün sonra "Otobüs"ü yerden yere \ uran yazısı ya>ımlandı. T\'S genel kurullanndan binnde. bir bayan yazaı arkadaşımızla ilgıli ıncitıei sözlenndenbirmılimgenyeadımatma- TURKIYE YAZARLAR SENDİKAS YASIND Aziz Nesin, Türkiye Yazartar Sendikası'nın 20. yılı nedeniyle düzenlenen ödül töreninde. Aydınlar Düekçesi toplantısı "A\dııüar Dilekçesi"nın ılk toplantısını \e bana 23 Temmuz 1984 tarihli mektubunda söz ettığı düş kınkhğı konusunu kısaca anlatayım... 1983'ün sıcak bir yaz gününde. Türkiye Yazarlar Sendıkası'nın Selimiyc Kışlası'ndaki bır duruşmasından çıktığımızda. benden, o gün öğleden sonra bütün arkadaşları Akademi Kıtabevı'nin üstündeki Düşün Yayınlan bürosunda toplantıya çağırmamı istedı. Kendisı de başka arkadaşlara haber vermiş olmalıydı kı, bırkaç saat sonra yaklaşık yirmı-yırmı beş kadar aydın. uzun bır masanın çe\ resınde toplandık... Masanın başucunda. sırtı pencereye dönük olarak oturan Aziz Nesın, 12 'Eylül yönetimıne karşı aydınlar olarak mutlaka bir şeyler yapmamız gerektiğinı söyleyerek konuşmasına başladı ve cunta yönetiminın orada bulunan herkesçe de bilinen suçlarını sayıp döktü. Bir an tedirgın bır sessizlık oldu. 12 Eylül yönetımınin en azgın günlerıydı ve böy lesıne beklenmedık bir konuşmanın tedırgınlık uyandırması doğaldı. Ben bu söylenenler acaba bır mektup olarak cunta yönetiminın başındaki kışiye verilemez mi diye bir formül önerdım. Bu önerı bır rahatlama yaratmıştı. Karşımda bir yerde oturan Şükran Kurdakul'un bu formülü ilk desteklevenlerden bırı olduâunu anımsıyorum Mektup formülü orada mı, yoksa daha sonra mı "*dilekçe"ye dönüşrü, bunu şımdi anımsayamıyorum. Sonra kımlenn imza koyacağı konuşuldu. Ben, mektup ya da dilekçeye ımza koymak istemeyen bırkaç kişı arasında yer aldım... Haklı ya da haksız o gün için gerekçelerım şunlardı: Barış Derneğı Davasfndan 1982"de yaklaşık 1 yıl kadar yatıp çıkmıştım ve dava devam ediyordu. TYS davası açılmıştı. Yanlış anımsamıyorsam eğer, TKP üveliği savıyla da bır dava yine o sıralarda açılmıştı. 80 önccsinde bir yazıda hükümete hakaret suçlamasıyla açılan bir başka mahkûmiyet kararı, ben Barış Derneği Davasfndan tutukluyken Yargıtty'ca onaylanmıştı... Özetle, başım yeterince beladaydı. Ve doğrusunu soylemek gerekırse eğer, Aziz Nesin'in beklenmedık çıkışını ve önerisıni, olumlu sonuç verecek bir eylemden çok gereksiz yere yenı sorgulamalara. yargılanmalara yol açacak fazlaca bıreysel bir gırışim olarak algılaınıstım.. "Dilekçe" formülünün öncesındekı "mekrup" önerisinin sahibi olduğum halde. hazırlanacak metne imza koymak ıstemeyenler arasında yer alarak Aziz Nesin'i "düş kmklığı"na uğratışımın nedenleri bunlardı... • Bu yazı dizisinde, 80 öncesindeki birkaç yılın siyasal çatışmalarına, gruplaşmalarına girmek istemiyorum. Amacım kendimce bir Aziz Nesin portresi çizebilmektir. Aziz Nesin, sanırım uzun süre benim siyasal bir grup içinde yer aldığımı, TYS yönetimi içinde de belki bu grubun temsilcisi olarak bulunduğumu düşündü... Aziz Nesin'le çok daha yakın dost olmamıza engel olan nedenlerden biri, onun bu önyargısı olmuştur. • Tasarladığı bir şeyi gerçekleştirmede onun kadar kararlı, direşken, inatçı, çalışkan ve takipçi bir başka insan bilmem var mıdır? Sanıyorum yazar ve eylem adamı olarak başansının bir sırrı da budur. Fakat "inatçı"lığında her zaman haklı olduğunu soylemek de güç... TYS genel kumllanndan birinde, bir bayan yazar arkadaşımızla ilgili incitici sözlerinden bir milim geriye adım atmamakta sonuna kadar direndi... Müthiş yorgun ve uykusuzdu. Belli ki o konuşmayı hazırlamak için sabahlamıştı. TYS toplantısında (soldan sağa) Şükran Kurdakul, Kemal Sülker, Ataol Behramoğlu, A. Kadir, Aziz Nesin ve Semra Özdamar. makta sonuna kadar dırendı. Bu ıncıtı- cı sözlenn de yer aldığı 7 Genel Kurul konuşması, genelinde de. onu se\en he- pımızı üzmüştü Müthiş yorgun ve uvku- suzdu. Bir konuşmasında ılk kez yor- gunluk \e uykusuzluktan dılının dolaş- tığına tanık oluyordum Bellı kı o ko- nuşmavı hazırlamak ıçin sabahlamış. öy- lece genel kurul topiantısına gelmiştı. Sendıkanın artık ergen olduğunu göste- • rebilmesı ıçin A.zızNesın'sızde\arola- bıleceğinı kanıtlaması gerektiğı hemen herkesin ortak düşüncesıyken. o yıne de bırınadı surdürmekıstergıbıydı Sonuç- ta aday olmadı. Fakat bu kararı gönül rahatlığı\la\er- dığını soylemek güç. Demirtaş C'evhun ve ben. o genel kurulda vaptığımız ko- nu^malarda Aziz Nesin'i çok se\dığimı- zi. fakat artık TYS başkanlığına aday ol- maması gerektiğinı açıkça sö\ lemıştık.. O dönemde başlaca çalışmaİan (gazete tasansı \b.) fazlaca üstlenmemiş olsa. TYS vonetımını başka ellere bırakmaya gönlü sanınm yine de razı olmayacaktı... Bır ara Türkive Yazarlar Sendika- sı'nca bır Nâzım Hikmet Edebiyat Ödü- lü konulması söz konusu olmuştu Tarıh 19 7 9yada80olabihr Yonetim kurulun- da konuyu tartıştık. Önerı kımindi. şım- dı anımsamıyorum. Başlangıçta benim de katıldığım ortak bır öneri olarak oluş- muştu belkı. Fakat tartışmalar sırasında. bövle bır odüleTürkiye'nın henüz hazırolmadığı göru^ü zıhınimde ağırlık kazandı. Nâ- zım Hikmet adının değersızleşmesı. sı- radanlaşması tehlıkesı vardı.. ,\ziz Ne- sin bır dahaki toplantıva gorüşlenmizı vazılı olarak getırmemızi istedı . Getır- dık... Bövle bır ödül konulmasının şım- dilıkuygun olmavacağı goruşii ağır bas- mıştı. Bır ara Kemal Sülker, biraz da el çabukluğuyla. bu yazıiarı toplavıp çan- tasınaatıverdi... Aziz Nesin yıllarca bu olaydan soz et- meyı sürdürdü... Bırkaç a\ öncekı bırte- lefon konuşmamızda, yorgun ve kısık bir sesle. bana \ ıne, nasıl edıp de Kemal Sülker'den bu yazıtarı alabıleceğımızı soruyordu... Aziz Nesın'ın akıl almaz ınadının. takıpçıliğinın sayısız başka or- neğını, onu daha eski dönemlerden tanı- yanlar. sanınm daha kolaylıkla v erebıle- ceklerdir. Şimdı bırkaç vıl önceve, "Bü\ük Grev"yazısının yayımlandıgı ve hemen arkasından o utanç vencı "Aziz Nesin Sen INesin?" kampanyasının başlatıldığı döneme dönüyorum. O sırada Aziz Ne- sin'i henüz yetennce tanımamış oldu- ğum ıçın "BüyükGrev"\azısıni doğru- su ben de vadırgamıştım Çok sonradan. onun şu yeryüzünde olup biten her şey- le. sözcüğün gerçek anlamıyla her şeyle nasıl ilgıli bın olduğunu ıvıce öğrendı- ğimde. "Büyük Grev" gıbı bir vazının bıredebıyatçı tarafından neden yazıldı- ğı da benım ıçın yetennce avdınlanmış- tı SporSergı Sarayı'ndakı büyük bırtop- lantıdan bır Aziz Nesin fotoğrafı anım- sıvorum Aziz Nesin neredeyse tıklım tıklım dolu Spor Sergı Sarayı'na girerek. pro- tokol sandalyelerine doğru v ürıirken, tri- bünlerden bir anda "Aziz Nesin Sen Ne- sin?" bağırışları tempoyla yükseliverdı. Oturup toplantıyı izledi mı. yoksa çıkıp gittı mı. bu aklımda kalmamış. fakat o mudZ7jm büyüklııktekı salonda daha da nıınıkleşen adamın. yürürken bağrışların yııkselmesı üzenne bır an duraksadığını anımsıyorum .. İnişli çıkışlı bir yaşam Ve bır başka fotoğraf daha, en yenıle- rinden: 26-27 Haziran TYS 1. Sanat Gunlen'nde. Harbıye Açık Hava Tıyat- rosu'ndakı gecede Aziz Nesın. gecenın sunucusu Nurseli İdiz'ın kolunda. kame- ralar ve sayısız fotoğraf makinelerinin flaşlan altında sahneye doğru yürüyor. Açık Hava Tiyatrosu'nu. hıncahınç dol- duran kalabalık ayakta. alkışlar ve hay- ranlık bağrışlan dınmek bılmıyor. . Na- sıl ınışlı çıkışlı bır yaşam' Boylesıne ı- nışlı çıkışlı bır yaşama dayanabilmek ıçın ınsanda nasıl bır beyin ve nasıl bır yürek gücii olmalıydı? Çagdaşlarımız- dan ve sadece Türkıye'de değı! dıinyada ve sadece yazarlar-sanatçılar arasında değıl sıyaset adamlan içinde de bu ka- dar süreklı ınışlı-çıkışlı yasamı olan bır başkası sanmanı kı bulunsun Yarın.- Yaşamla tioğu$an adam POLİTİKA VE OTESİ MEHMED KEMAL Gittiğimiz Yol Belli ilyas Seçkin anlatmıştı. Planlama Musteşariığı'nın bır toplantısında Tur- han Feyzioğlu, Ekrem Alican, Emin Paksüt takı- mı otoyolların plana alınıp hemen yapılmasını ıster- ler. Planlama Müsteşarı Osman Nuri Torun ve ar- kadaşları da buna şimdılik gerek olmadığını söyler- ler. Sert ve kırıcı bır tartışma başlar. Toplantıya baş- kanlık eden ismet Paşa (o zaman başbakandır), Os- man Nuri Torun'dan işın aslını öğrenmek ister. Os- man Nurı Torun: "Paşam "der. "Paşam, bu yolları yaptık dıyelim, eli- mizde hangi üretim var ki onu taşıyalım. Şimdilik bu yollann yapımı çok erken." İsmet Paşa işın gerçek yüzünü öğrenmiştir, o gün için masraflıdır (bugün ıçin de), otoyollar ertelenir. İsmet Paşa yol işlerinde yatırımın demıryolundan yanadır. Başbakanlığının ilk donemlerınde demıryo- lunu Ankara'dan almış taa Kayseri'ye, Sıvas'a kadar götürmüştür. Serbest Fırka yıllannda Fethi Okyar'la tartışmaya girıştiğinde, işe, bır seçim söyleviyle Sıvas'ta başla- mış, buradan "Erzıncan'a, Erzurum'akadargidece- ğız" demıştir. Demiryolu Doğu'ya açıldı. 1950-1960 yıllannda demiryolu politikasından vaz- geçildi, karayollarına önem verildi. önemden deöte, demiryoluna adeta düşman olundu. Demiryolu ya- pımı durdu. Bunun başında Amerikalıların karayoluna ön veriş- leri geliyordu. Karayolları Genel Müdürlüğü kuruldu. Stabilize yol yapımına hız verildi. On yıl süren DP saltanında uzun yollaryapıldı. Köy- lü olsun, şehirlı olsun siyasetçilerden yol ıstıyordu. Bu yo\ politikasından olacak, DP dendi mi iki becerisi başta geliyordu. "Bin yol, öteki yolsuzluk..." Gerçekten güzel yollar yapılıyordu ama yolsuzluk dillere destan söylenip duruyordu. Yolsuzluk söylen- tileri devlet bakanlarından birinde düğümleniyordu. Bir gün bu bakana sormuştum: "Bu borçlanmayı nasıl ödeyeceksıniz? Bır gün ge- lecek, altında boğulacaksınız." Verdiği yanıt şöyle oldu: "Devletler arası bir ıcra daıresı yoktur. Gunü gel- dığinde ertelenecektir." Belkı ertelendı ama hesap da soruldu. Hâlâ da IMF tarafından soruluyor Son önerdikleri ekonomık pa- ket. altından kalkılır gıbı değıl. Girdiğimız eylül ayın- da enfasyon rakamları yüzde yüzü aşacak. ortalık bır yangın yerıne donecektır. Uzmanların muhalıf ofan- ları böyle söylüyor. Osmanlı valilerınden Halil Rifat Paşa çok yapım- cı ve onarıcı yönetıcılerden biriymiş. Onun ünlü bır sozü var "Gıdemedığın yer senın değildir" diyor. Yani iller ya da eyaletler arasında rahatça gidebi- liyorsan o toprakların sahibisin, o yere gıdemıyor. ulaşamıyorsan o yer senin olmuyor. Bir yere benim- dır diyebılmek ıçin o yere ulaşmak gerekıyor. Halil Ri- fat Paşa'nın kimı illerde caddelere ısmı verılmiştir. Iz- mir'dekı "Halil Rifat Paşa Caddesı" aynı zamanda bir semtin de adıdır. Ankara'da, Bayındırlık Bakanlığı'adakı bır safonun adı Halil Rifat Paşa'dır, duvarında "Gidemedığin yer senın değildir" yazılıdır. Hep bırlikte bir yere doğru gidiyoruz, gittiğimiz y- er bellı mı, değıl mı? Ardımıza dönüp bakalım!.. BULMACA SEDAT YAŞ.ttA\ 1 2 3 4 5 6 7SOLDAN S\C.\: 1/ Slogan. . Asaf Halet Çelebi'nın bır şıır kıtabı. 2 / Ses . Yer'den ge- zegene ve Gü- neşe uzanan ıkı doğrultu arasında- kı açı. 3/ Lyma. boy un eğme. Radyumun sım- gesı.4/Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kım- se... Taraf. 5/Dol- ma yapmak ıçın hazırlanan karışım. . Terazı gözlerınden her bırı. 6/ Mık- roskop camı . Halk dıiınde keçının erkek yavrusuna ve- rılenad 7/Doğalgazınönem- lı bır bıleşenı olan gaz.. Ün- lü bestecı Cemal Reşit'ın so- yadı. 8/Tahtalı denılen ın bır güvercın. 9/Tıp dıiınde "be- re" anlamında kullanılan sözcük. YTJKARIDA1N AŞAĞIYA: I/Kesılen kumaşın kenanna. ıplıklenn atmaması ıçın yapılan çapraz ve seyrek dıkış. 2/ Apansız.. Van'ın bır ılçesı. 3/ Yüz metrekare tutannda yü- zey ölçübü bınmı . Afnka'dabırülke. 4/Kan ya da lenfgı- bı vücuttakı hertürlü organık sıvıya venlen ad. . Şöhret. 5/ Yogun. pekmez gıbı koyu şeylerı suyla ınceltmek . Sümer- ler'de sağlık tannçası 6/ K.ımse, kışı. Bır ağ atmada çıka- nlan balık miktan. 7/Yery üzüparçası; arazi 8/Zây ıf. cılız... Ahenk. 9/ Korunmak ıçın bır yere bırakılan eşya Vıkelın sımgesı. İRFAN KARAGÖZ Aramızdan ayrılışının 1. yıldönümünde sevgi ve özlemle anıyoruz. FİKRET - YALÇm ^ ^ ^ L JHK ı^ - m ' 1959 -1994 Içınızde ve\a çevrenızde ulkemız için çalışma potansiyelınin varlığını hıssedıyorsunuz. ama nasıl \e nerese yonlendireceğınızden emın değılsınız. ÇAĞDAŞ YAŞAMIDESTEKLEME DERNEĞİ'ni aramanız. yaşamınızda yenı bır ışık yaratabılır Tel.: 275 50 82 Nüfus cüzdanımı kaybettım. Geçersizdır. ÖZLEM TETIK
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle