12 Ağustos 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
'Cumhuriyet Sahıbı: Cumhuriyet Maıbaacılık ve Gazetecıhk Turk Anonım Şirketi adına Beria N«di • Cene! Yayın Yönetmeni: Özgea Acar • Cenel Yayın Koordınalörü: Hikmel Çelinkayı • Yazı Işleri Mudurlen: Fusun Ozbilgca (Sorumlu). CelaJ Başlaogıç (Haber) • Yazı Işlerı Mudur Yardımcısı. Salim Alpaslan # Gorsel Yönelmen: Ali Acar 9 Duzenleme: Mustafa SagUmer • Ankara Temsılcısı. Cuneyl Arcayurek, Haber Mudurlen: Muslaf» Balba.v Işık Kansu, Izmır Temsılcı V.: Serdar Kızık, Adana Temsilcısi: Çclia Yigenoglu tstanbul Haberleri- Ş«nay kalkan, Dış Haberler: ErgnB Bafcı, tş-Ekonomi: Şakran Ketenci. Yurt Basan ve Yayarv Cumhuriyet Matbaacıuk ve Gazetecilik T.A.Ş. Türkocağı Ca< Haberleri: Mebmtl Saraç, Kulıur: CtlâJ l'sler, Makaieler Sami Kanorvn, Spor Abdulkadir 39/41 Cagaloğlu 34334 lst. PK: 246 lstanbul. Tel: 512 05 05 (20 hat), Tele Vucdmaa, Düzeltme: Abdullah Yazıcı • Müessese Mudur V' Ero) Erkut • Koordınatör: 22246, Fax: (1) 526 60 72 • Bumlar Aakan: Z. Gökalp Blv. lnkılap S. Nc Ahmet Koralsan • Muhasebe. Bulcnt \fcow • Bütçe-Planlama: Sevgi Osmanbeşeoglu • Idare: 19/4, Tel: 433 11 41-47, Telex: 42344, Fax: (4) 433 05 65 • lzmin H. Zjya BJ< Hııserin G«rer • İşletme: Önder ÇeHk • Bılgı-işiem: Nail laal Bılgısayar Sıstem. M«nı»e( 1352 S. 2/3, Tel: 83 12 30, Telec: 52359, Fax: (51) 89 53 60 • Adana: İnön Çiler • Personel: Sevgi Bostaacıotfıı • Reklam: Reka Işıtmaa • Dış th$kıler: Hulya Akyol Cd. 119 S. No: I Kaı 1, Tel: 19 37 52 (4 hat), Telex: 62155, Fax: (71) 19 25 7 TAKVİM 2f HAZİRAN1992 İmsak:3.24 Güneş: 5.25 Öğle: 13.10 İkindi: 17.10 Akşam: 20.46 Yatsı. 22.37 'Boğaz'da şenlik var • İSTANBUL (AA) - Sanyer Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen "Boğaziçi... Boğaziçi... Sarıyer'92 Çevre ve KüJtür Günleri", çeşitli etkiniikierle devam ediyor. Etkinlikler çerçevesinde, bugün 10.00-11.00 saatleri arasında, halk koşusu yapılacak. Daha sonra da 11.30-12.30 arasında, Erkin Koray'ın orman içinde vereceği konser gerçekleştirilecek. öğle saatlerinde ise, Belgrad Ormanlan'nda piknik yemeği yenecek. Şenlik kapsamında aynca, bu gece Rumelihisan'nda, "Piano... Piano... Bacaksız" adlı film de gösterilecek. Plastik sanatlar pazarı • İSTANBUL (AA) - Bakırköy Belediye Baskanı Ali Talip özdemir, Bakırköy Kenedi Caddesi'ndeki Belediye Parkı'nda düzenlenen Plastik Sanatlar Pazan'nı törenle hizmete açtı. Ali Talip özdemir, törende yaptığı konuşmada, giderek önemi artan el sanatlarının ekonomik açıdan değerlendirilmesinin gerektiğine işaret ederek, belediyenin bu alanda üreticilere yardımcı olmaya çalıştığını söyledi. özdemir, Plastik Sanatlar Pazarı'nda çeşitli el sanatlan ürünlerinin ucuz fiyatlarla üreticiden tüketiciye ulasacağını kaydetti. Çopler toplanmadı • İSTANBUL (AA) - lstanbul Buyukşehir Beiediyesi ile Belediye-lş Sendikası arasında yapılan toplusözleşme görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması yüzünden Istanbul'da bugün çöpler toplanmadı. Kartal Belediyesi'nin bir süre önce özel bir şirkete devrettiği çöp toplama işi, bugün işbaşı yapmayan Kartal Beiediyesi işçileri tarafından engellendi. Belediye yetkilileri, çöp topiamayla görevli taşaron şîrket çalışanlarına, belediye isçileri tarafından manevi baskı yapıldığını belirterek, çöplerin bu yiizden toplanamadığını söylediler. Reıık, fantezi, çılgın bir orijiııallik Kenzo'nun yeniüği, arkası bağcıklı tayyörler. NECLÂ SEYHUN Aynalar hepaynı görüntöyü yansıtıyordu vitrinlerde. Ufacık tefecik, san benizli, çekik gözlü, gülünç giyimli bir genç adamj, Kenzo'yu. Altmışlı yıllann sonuydu. Kazandığı parayı biriktirip moda başkentinin yolunu tutmuş genç bir Japon modacıydı o zamanlar. Kendısıne, "Avrupaı" olduğunu sandığı şık(!) bir gardrop hazırlamıştı bu amaçla. Daracık pantolontar ve kısacık ceketler. Paris'i fethetmeye gelmişti ve Paris'i keşfetmeye çıkmıştı işte, iki dirhem bırçekirdek. Caddeleri turluyordu. "'Ne kadar da çoktu aynalar, hepsinde de ne kadar gülünç olduğumu görüyordum" diyor Kenzo. Modanın başkentinde, daha ilk adımda değeryargılan değişmişti. Fethetmek istediği ve fethedeceği Paris!.. Kenzo 1939'da, Japonya'da Kyoto'da doğdu. Tereciye tere satmaya kalkan ilk Japon odur. Japonya'da okulundan büyük bir başan ile mezun olduktan sonra "Soen" adlı bir Japon moda dergisinin hazırladığı bir yanşmaya katıldı. Kazandığı parayla da Paris'i fetheçıktı. Şık gardrobu ile!.. Daha ilk adımda Paris'in kendisini nasıl gördüğünü aynalarda anladı. Ama her şey değişecekti çabucak. Teknik öğrendi, dokuma sanatmın inceliklerini öğrendi, desenlerini sağda solda satmaya başladı sonra. En çok modacı Louis Feraud alıyordu desenlerini. 1970'te, minnacık bir butik açtı Paris'te. "Jungle Jap". Dekoru bir orman dekoruydu. Adını buradan alıyordu butik. Çabucak defiielere geçti. Çılgın birorijinalite ile sunuyordu modellerini. Renk dolu, fantezi dolu modellerdi bunlar. Biraz Doğu, biraz Batı. Mankenler de bayılıyordu bu modelleri sunmayı. Seyirciler de buyepyeni havadan mutJuyduJar. Modadünyasında bambaşka, alışılmamış bir soluk vardı aıiık. Kenzo, geleneksel Japon modasını A vrupa'nın modem havası ile ustaca bağdaştırdı. Biraz da folklor serpti araya. Biraz da Doğunun tuzunu, biberini, şiirinı, rüyasını. Bu, bazan Japon havası oldu, bazan İran, bazen Hint. Bir ara defıne adasının korsanlannı da kattı modaya. Ne sükseydi o!... Yiımi yılı aşkın bir süredir bu işi yapıyor Kenzo. Başansının ardından Japon modaalan çorap söküğü gibi geidiier moda basjcentine. Bugün bir sürü ünlü Japon modacı var Paris'te. İssey Miyake, Hanae Mori, Kimijima, Kansai Yamamato, Yohi Yamamato.. vedaha başkalan... Ama Kenzo ilktir. İlk çılgın sükseyi o kazandı bu yabancı diyarda, yolu o açü. Modelleri dört bir yandan kopya edilir. Ama onun dozunu kimse tutturamaz. Hani "Herkes kaşık yapar ama, sapını ortaya getiremez" ya... Başkalan da kaşıkta Kenzo'nun yerini tutamıyorlar. Çılgınlık devrini kapadı Kenzo. Artık durmuş oturmuş bir havası var. Stilini buldu. Kabulettirdi. Yeri sağlam. Rahat, genç, kullanışlı bir moda sunuyor her zaman. Canlı, neşelı... Kareler, çiçekler, taze taptaze bir moda. Şimdi bir erkek modası ve bir çocuk modası da var Kenzo'nun. Birdeparfümü. Bu yılkı modası da aynı. Bir yerde aynı. Genç, aydmlık ve rahat. Önü uzun arkası kısa ya da önü kısa arkası uzun ceketler sunuyor arkası bağaklı. Etek boylan uzun, yırtmaçlan denn. Çıçek motifleri sağda solda koleksiyonunu bezıyorgene. Rahat pantolontakımlaryapıyoryelekli,atkılı. Amaana ulaştı. Paris'e kabul ettirdi kendini. Aynalar, o şaşkm, o toy, o gülünç adamı yansıtmıyor artık!... t. Keozo, üst üste giyilen ceketn", pantotonlu, eşarpuspor takmüan seviyor. Taş yüreklf baba Prens Charles Rio Zirvesi'nin ardından... Çevre Bakam Akyürek: LONDRA (AA) - İngiltere'- de, dört gün içinde 90 bin adet satan ve altına baskısı yapüan 'Diana: Gerçek Hikâyesi' kita- bında, Prens Charles'ın bir ka- za sonucu kafatası kınlan oğlu Prens VVilliam'ın gecirdiği önemli ve hayati ameüyat gecesi operaya gitmesi, 'Ev- ladına karşı ilgisiz, duygusuz ve bencil' bir davranış olarak nitelendirildi. Ülkede büyük yankılar uyandıran kitapta, 9 yaşındaki küçük Prens VVilli- am'ın gecirdiği bir kazanın, Prenses Dıana'nın eşinden daha da soğumasına ve uzak- laşmasına neden olduğu belir- tildi. Kitabm, 'Onlan rahatsız et- miyorum, onlar da beni rahat- sız etrnesın' başlığı altındaki bölümünde, Prens Charles'ın nasıl 'taş yürekli" bir baba olduğu şöyle anlatıldı: Moral verdi. Londra'daki has- tanede çekilen röntgen fılmleri Prens'in kafatasının çat- ladığını, bir çökme meydana geldiğini saptadılar ve derhal ameliyata aldılar. Prens Char- les da hastaneye geldi. Doktor- larla konuştu ve oğlunun emin ellerde olduğuna inanmış ola- rak hastaneden aynldı. Pren- ses Diana, tekerlekli sedye üze- rindeki oğlunun elini ameli- yathanenin kapısına kadar bı- rakmadı. Küçük Prens Willi- am ameliyat olurken, babası Prens Charles da Covent Gar- den'dakı Kraliyet Opera bi- nasında Brüksel'den gelen AT yetkilileriyle Tosca' operasıru seyrediyordu. Prenses, gözyaş- lan içinde oğlunun amelı- yatının başanh gecmesi için dua etti. Oğlu ameliyattan çıktıktan sonra sabaha kadar başından aynlmadı. Basın da Çevre politikanuzda değişiklik olmayacak • İngiltere'de şu günlerde altıncı baskısı yapılan 'Diana: Gerçek Hikâyesi' kitabında Prens Charles'ın oğlu beyin ameliyatı gecirdiği gece operaya gittiği anlatılıyor. ANKARA (AA) - Çevre Ba- kanı Doğancan Akyürek, ge- çen hafta sona eren Rio Zır- vesi'nde, gelişmiş ülkelerin, özellikle de ABD'nin çifte stan- dart uyguladığıru söyledi. Ak- yürek, Rio Zirvesi'nin, Türki- ye'nin uyguladığı çevre politi- kasında bir değişikliğe yol aç- mayacağını, ancak gelişmiş ül- kelerden yardım alınacağjnı bil- dirdi. Bakan Akyürek, Rio De Ja- neiro'da yapılan Dünya Zir- vesi'ni değerlendirdi. Zirvenir. dünyaya kalkınma ve çevrenin. birbirinden aynlmaz bir bütün olduğunu gösterdiğini belirten Akyürek şunlan söyledi: "Çevreyi dışlayan bir kal- kınma da olmayacak, koyu çevrecilik anlayışıyla kalkınma da engellenmeyecek. Yani dün- ya mutlaka bir miktar kirlene- cek, ama ekolpjik dengeler de korunacak. Bu kirlilik de do- ğanın kendı kendini temizleye- bilme dozunu aşmayacak şekil- de olacak. Eğer bu doz aşıhrsa doğa kendi sermayesinden ye- meye başlayacak. Oysa ekolo- jik dengede sermayeden değil kârdan yenmelidir. Dünyada artık hiçbir ülke- nin, "Burası benim ülkem, kim- se kanşamaz" diyemeyeceğini kaydeden Akyürek, "Çünkü global kirlenme öyle bir nokta- ya gelmiş ki MaJezyalılar or- manı kesse Avrupahlar etkile- niyor" diye konuştu. Türkiye'nin zirvede iki global sözleşmeden bir tanesini imza- ladığmı hatırlatan Akyürek, imzalanan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'nin, uluslararası dü- zeyde biyolojik kaynaklann korunmasını, bunlara yönelik tehlikelerin bertaraf ediimesini amaçladığını söyledi. Türkiye'de 3 bin adet ende- mik (sadece Türkiyede yetişen) bitki türii, 300-400 adet de hay- van türii bulunduğunu, erozyo- nun da büyük boyutlara ulaştığmı hatırlatan Bakan Ak- yürek, '"İmzalanan bu sözleş- meyle, gelişmiş ülkeler, gelişme yolundaki ülkelere fınansman ve teknolojı transferi yapacak. Dolayısıyla Türkiye de 1993 başından itibaren gelişmiş ülke- lerden, bu konuda yardım al- maya başlayacak ur" şeklinde konuştu. Bakan Akyürek, İklim De- ğişikliği Sözleşmesi'ni Türkiye'- nin imzalamamasıru da şöyle açıkladı: "Türkiye eski iküdarlar dö- neminde, nasıl olmuşsa, Paris'- te yapılan uluslararası bir top- lanuda, 'gelişmiş ülkeler listesi'- ne alınmış. Zirvede de bu liste yardıma ihtiyacı var. Bu neden- le biz bu sözleşmeyi imzala- madık ve Iisteden çıkardmamızı talep ettik. Almanya ve İngilte- re çeyre bakanlan bu konuda Türkiye'yi destekleyeceklerini söylediler. Bu Iisteden çıktığırruz zaman, sözleşmeyi her zaman imzalama hakkımız «y Çevre Bakanı Doğancan Akyürek, Ri- o'da yapılan Dünya Zirvesi'ni değerlendir- di. Zirvenin dünyaya kalkınma ve çevre- nin birbirinden aynlmaz bir bütün oldu- ğunu gösterdiğini belirtti. Akyürek, Tür- kiye'nin zirvede iki global sözleşmeden bir tanesini imzaladığını bildirdi. göz önüne alındı. Ancak bu lis- tedeki ülkelerin, her yd GSMH'nin binde 7'sini, gelış- mekte olan ülkelere verme zo- runluluğu var. Yani bu listede- ki ülkeler yalnız vericiler, hiç yardım alarruyorlar. Biz bu söz- leşmeyi imzalasaydık, yardım yapmak durumunda kala- caktık. Halbuki Türkiye'nin var." Zirvede, ABD'nin radikal davrandığını, Almanya'nın teş- vik edici rol oynayarak ABD'- nin önünden gittiğini anlatan Bakan Akyürek, "Gelişmiş ül- kelerin, özellikle ABD'nin çifte standart uyguladığını gözledik. Dünyanın bu derecede kirlen- mesinde sorumlu olan kendileri olduğu halde, bunun faturasını gelişmekte olan ülkelere ödet- tirmek istiyorlar" diye konuştu. Doğancan Akyürek, zirvede ençok tarüşılan konulardan bi- risinin sera gazlan ve karbondi- oksit emisyonunun azaltılması olduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: "Zirvede imzalanan Ajenda 21'e göre gelişmekte olan ülke- ler sera gazlan ve karbondiok- sit emisyonlannı gelecek 8 yıl içinde 1990 yılı seviyesine indir- mek zorundalar. Bu karar, ge- lişmekte olan ülkeler için ada- letsizlik doğuruyor. Çünkü, ge- lişmiş ülkeler sanayileşmelerini zaten tamamlamışlar, 1990 yüında pek farklan yok. Oysa gelişmekte olan ülkelerin yatın- ma, sanayiye ihtiyaçlan var. Bu karan uyguladığı takdirde, Türkiye'nin bundan sonra hiç- bir termik santral yapmaması, çok pahalı teknolojiler seçmesi, büyük yaünmlar yapması gere- kiyor. •Ben zirvedeki konuşmada 1990'm değil, 1990 yılı seviye- sinin baz alınmasını istedim. 1900'de dünyadaki karbondi- oksit emisyonu yılda 5-6 milyar ton iken, 1992'de 21 milyar tona çıkmış. Bunun 15 milyar tonu 5-6 gelişmiş ülkeden, geri kalanı ise 170 ülkeden kaynak- lanmış. Madem dünya karbon- dioksit emisyonundan bu ka- dar rahatsız oluyor, o zaman 1900 seviyesi baz alınsın. An- cak bu tarih, işlerine gelmiyor. Türkiye bu açıdan havayı biraz daha kırletme hakkına sahip. Çünkü gelişmesinı tamamla- mamış." Karbondioksit kotalannda dünya ülkeleri arasında adalet- sizlik olduğunu da vurgulayan Bakan Akyürek, nüfus, yüzöl- çümü, sulak alan miktannın da kota belirlenirken göz önüne aknması gerektiğinı bildirdi. Akyürek, sulak aJanı, ormanı fazla olan ülkelerin oksijen ve- rerek dünyaya yardım ettiğini, bu ülkelere prim bile verilrnesi gerektiğiru kaydederek. Türki- ye'nin karbondioksit kotasının arttınlması gerektiğini söyledi. ABD'nin Biyolojik Çeşjtlüik Sözleşmesi'ni imzalamak yeri- ne, ormanlann korunması ko- nusunda yardım etmeyi ta- ahhüt ederek "Bir taşla iki kuş vurmak istediğini" kaydetti. "Geçen yıl haziran aymda Galler Prensesi, Londra'daki San Lorenzo lokantasında ar- kadaşlanyla yemekteydi. Ko- nıma görevlisi bir ara Pren- ses'in yanına gelerek, büyük oğlu Prens VVilliamın yatıb okuduğu Benkshire'daki Ludgrove okulunda bir kaza geçirdiğini ve hastaneye kaldınldığını söyledi. Dokuz yaşındaki Prens VVilliam tenef- füste arkadaşlanyla bahçede oynarken bir arkadaşı elindeki golf sopasıyla kazayla Wili- am'ın başına vurmuştu. Çılgınlar gibi Berkshire'daki hastaneye koşan Prenses'e doktorlar, Prens Wüliam'ın derhal Londra'daki Great Or- mond Street Çocuk Hastane- si'ne kaldınlması gerektiğini bildirdiler. Prenses, oğlunu taşıyan cankurtarana bindi ve yol boyunca oğlunun elini etin- den tnrakmadı, öpüp kokladı. Prens Charies'ın ilgisizliğinın farkmdaydı. Nitekim The Sun gazetesi manşetten verdiği ha- berine, 'Sen ne biçim babasın' başlığını atmaktan çekinme- mişti. Prens Charles, basının oğluna ilgisizliganden ve kayıtsızlığından ötürü kendisi- ni suçlamasına fena halde bo- zulmüştu. Oysa gelecekte İngiltere tahtının başına gececek oğlu- nun beyinsel özürlü olabilece- ğini hiç düşünmemişti. İşte bu olay, Prens Charles ile Prenses Diana'nın evliliklerinin tama- men çökmüş olduğunun bir kanıtı oldu." Gazeteci-yazar Andrew Morton'ın kaleme aldığı "Dia- na: Gerçek Hikâyesi adû kitap- ta, kraliyet çiftinin ikinci oğul- ları Prens Harry'nin 1984 yı- lında dünyaya gelmesinden bu yana aynı yatağı paylaşmadık- lan anlatılıyor. Su altmda doğıun yaygmlaşıyor d H T A R O T -ai Dünyada en çok su altmda doğum Belcika'da gerçekkşiyor. BRÜKSEL (AA) - Dünyada su altında doğan bebeklerin sa- yısı giderek artıyor. Belçika'da da doğum yapan kadınlann ar- tan bir şekilde bu metodu tercih ettiklerini bildiren doktorlar, asırlar önce Çin'de ve Uzak- doğu'da aynı yönteme başvu- rulduğunu haürlattılar. Belçıka'nın Oostende kentin- deki "Semıys" hastanesinin uz- man kadın doktoru Herman Ponette ve "Aquarius Ensti- tüsü"nün su içinde doğum eği- tim uzmanı Dr.De Smedt şun- lan söylediler: "Su altında doğum yapmak doğal bir yöntemdir. Su içinde doğum yapan anne, normal sancının yüzde yirmi beşini his- sediyor, doğum sancısı ve aa geniş ölçüde azahyor. Uyuştu- rucu veya ilaç kullanılrnıyor. Doğum çabuk oluyor. Bu yön- temi bir kez deneyen anneler, diğer doğumlannı da başka tür- lü yapmak istemiyorlar." Su içinde yapılan doğumlar- da anne ve bebek açısından teh- like oranının normal doğum şe- killerine göre çok azaldığını da kaydeden uzmanlar şöyle dedi- ler "Bebek anne karnından ay- nldığında kendini 37 dereceısılı su içinde buluyor. Göbek bağı kopmamış olduğundan, aynı anne karnındaki gibi nefes alı- yor. Neticede, bebek, anne kar- rundaki ortamdan dünyaya ge- lişte şok yaşamıyor. Ciğerleri zorianmıyor, organlan ani de- ğişikliğin yarattığı gerilimi ya- şamıyor. Psikolojik ve Tıziksel açıdan bu yöntemin son derece farkh ve olumlu sonuçlan tec- rübe ve deneyler sonucu belir- lendi." Uzmanlar Belçika'da iki bi- rün üzerinde bebeğin su içinde dünyaya geldiğini belirtüler. Tarot Sıradan bir fal değil... İnsanlığın tanıdıgı eski kehari yönterr ATA Nİ sizi Tarot kehanetleri tanıştırıyor... Arayın. 900 900 150
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle