09 Ağustos 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Cumhuriyet Imtiya2 sahıbı Bcrin Nadi • Genel Yayın Yönetmeni: Ozgen Acar • Genel Yayın Koordinatoru: Hikmet Çelinkaya • Yazı Işleri Muduru: Celal BaşUdgıç • Görsel Yönetmen: Ali Acar • Duzenleme: Mustafı Saglamer • Ankara Temsılcısi: Cuneyt Arcayurek Haber Mudurlerı: Mustafa Balbay. Işık Kansu Izmır Temsilci V.: Serdar Kızık Adana Temsilcisı: Çetin Yigenoglu lsıanbu] Haberleri: Şenay Kalka» Dış Haberler: ErgunBaJcı Is-Ekonomı: ŞiiknnKelCTMri Basım. Cumhunyet MatbaacıJjk ve Gazetecıhk T.A.Ş. • Yayımlayan: Yeni Gun Haber Yun Haberleri: Meiunet Saraç Makaleler: Sami Kanöfen SporAbdiilkadir Yacdraaa Dü- Ajansı Basrtl ve Yayıncılık A.Ş. Turkocağı Cad. 39/41 Cagalojlu 34334 İst. PK 246 zeltme: AMullab Yazıcı • Mttessese Müdür V.: Erol Erkiit • Koordinatör: Ahmel îstanbul. Tel: 512 05 05 (20 hat), Telec: 22246, Fax: (1) 513 85 95 • Burolar Ankan: Konılsan • Muhasebe: Bttlent Y»er • tdare: Hiiseyin Güra- • Jşletme: Önder Çdik Z. Gökalp Blv. tnkılap S. No. 19/4, Tel: 433 11 41-47, Telec: 42344, Fax: (4) 433 05 65 • • Bilgi-İşlem: NaU Inal • Bılgisayar Sistem: Miuüvet Çilcr • Reklam: Reha Işıtman tzmir H. Zıya Blv. 1352 S. 2/3 Tel: 83 12 30. TeU» 52359. Fax. (51) 89 53 60 • Adua: tnönu Cad. 119 S. No: 1 Kat: 1, Tel: 59 37 52 (4 hat), Telex: 62155, Fax: (71) 59 25 78 TAKVİM28ARALIK1992 Imsak:5.49 Güneş:7.21 Öğle: 12.10 İkindi: 14.29 Akşam: 16.50 Yatsı: 18.16 Çin'de kiralık btomobil • PEKİN (AA) - Çin'deki ilk kiralık otomobil şirketi Şanghay"da kuruldu. AP'nin. resmi Çin Haber Ajansı Xinhau'ya dayanarak verdiği habere göre artık Çin'in en kalabahk ve en hareketli merkezlerinden Şanghay"a giden yabancılar, eğer cesaretleri varsa otomobil kiralayabilecekler. The Anji Car Renial CO. adındaki şırketin Şanghay Havaalanı'nda başlarağı servısten yararlanmak isteyebilecek yabancılann önceden ikaz edilmiş olmalanna rağmen şehir içıne girer girmez şoke olabileceklerine dikkat çekiliyor. Yabanalara yapılan uyanlarda, kıraladıklan otomobili kullanırken trafiğe çok dikkat etmeleri gerektiği belirtilerek Şanghay'ın dar sokak ve caddelerine, bozuk yollara. binlerce bisiklet ve yaya ileişportacılann her an tehlike yaratabilecekleri kaydediliyor. Aşkın sının yok • ATİNA(AA)-Bir araştırmaya göre herkesin görebileceği yerlerde 'aşk yapmak" kadınlann büyük bölümü için hayatlannın 'en heyecan verici maceralan' arasında başı çekiyor. Bir Amerikan dergisi tarafından yapılan araştırmaya katılan ve "her an yakalanma tehükesi altında" aşk yaptıklannı belirten 500 kadından sadece üçü bu tecrübelerinden hoşlanmadıklannı söyledi. ' Aleni aşk' fıkrinin yuzde 22 oranında erkekten. > r üzde 17 • oranında kadından çıktığı kaydedilen araşürmada, maceranın ortak fikirleri olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 47, 'kendibğinden oluverdi' diyenlerin oranı ise yûzde 14 olarak belirtildi. Bazıçiftler'Heran yakalanma riskinin heyecanlannı arttırdığını" söylerken, bazı çiftler de "Heyecanı artüran şeyın yakalanma riskı değil, genellikle manzaranın romanükliği olduğunu" ifadeettiler. Dünya nükleer enerjiyi sevdi • ANKARA (ANKA)- Dünyada enerji kaynaklannın kısıth olması ve var olan enerji kaynaklannın hergeçen gün azalması nedeniyleyeni alternaüf enerji kaynaklan araştınhrken, nükleer enerji, bu kaynaklar arasında önemli bir bölümü oluşturmaya başladı. 30 ayn ülkede faaliyet gösteren 420 nükleer santralda, Türkiye'nin kurulu gücünün 30 kaü elektrik enerjisi üretilirken daha bugüoden dünyadaki toplam elektrik enerjisinin yüzde 16'sı nükleer santrallar araalığıyla üretilmeye başlandı. Köpeklere bandrol • ANKARA (AA) - Ankara Ünıversitesi Veteriner Fakükesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Hikmet Ünsürer, köpek satın alanlara uyanda bulunarak aşısız ve bandrolsüz köpek almamalanru önerdi. Prof. Ünsürer. köpek satış yerlerindeki salgın hastalık virüslerinin, köpek bağırsağına yerleşerek öldürücü sonuçlar yarattığını belirtti. Buhastabğın genellikle tüm köpeklerde gorüldüğüne işaret eden Ünsürer, uygun şekilde müdahale edilmezse köpeğin aniden ölümüne yol açılabileceğini kaydetti. Despot yöneticiye ceza • ANKARA (ANKA)- Yargıtay. apartman yaşamında despot yöneticiliğe karşı çıkarken, bazı sakinJerin ortak yaşamdan dışlanmalanna yol açacak uygulamalara giden yöneticilerin manevi tazminat ödemeye mahkûm edilmelerine karar verdi. Hukuk Genel Kurulu karannda. bir daire sakinini, ortak giderleri ödediği halde diğer daire sahiplerine borcunu ödemeyen kişi olarak tanıtan, dışkapı anahtannı kendisine vermeyen ve kapıcıya talimat vererek bu daireyeekmek ve gazete servisi yaptırmayan yöneticinin davranışı 'kişilik haklanna saldın" olarak yorumlandı. Şanlıurfa'nın, TBMNfnin tavanına da ulaşan milli yemeği. Urfalı için biberin olduğu her yerde çiğköfte yoğurmak sevap Çiğköfte kim vurduya gidiyor MEHMET FARAÇ ŞANLIURFA - Söylenceye göre Hz.İbrahim döneminde yaşamış bir ava. Tektek Dağ- lan'nda avladığı bir ceylanı eve getirip annesinden yemek yap- masını ister. Anne, evde odun bulunmadığından. çevreden toplanacak bir tek dal bile kal- madığından yakınır. Dönemin acımasız kralı Nemrut, Hz. İbrahım'i ateşe atabilmek için ülkesinde ne kadar yakacak varsa toplatmıştır. Avcı, anne- sine ısrar eder. Anne çaresiz, ceylanın budundan çıkardığı bir parça eti iki taşın arasında ezer. sonra da ezilmiş ete bul- gur. biber ve tuz kanştırarak yoğurur. Yeşil soğan ve mayda- nozekler ve oğluna sunar. Şan- lıurfa'nın, TBMM'nin tavanı- na da ulaşan milli yemeği de böylece doğmuş olur. Günümüzde artık ne acıma- sız Kral Nemrut. ne Tektek Dağlan'ndaki avcılar ve cey- lanlar kaldı. Ama çiğköfte mil- lileştikçe tavana atılır oldu. Tokmak sesi obnasa da Urfalılar için acı biberin ol- duğu her yerde çiğköfte yoğur- mak "sevap"tır. Urfalı çiğköf- tenin baş yemek olduğu sıra ge- celerinde (yakın arkadaşlarla haftada bir yapılan toplantı). Kremlin Meydanı'nda, E-5"te. Japonya'daki bir tapınağın bahçesinde. arabalı vapurda. plajda. otobüste voğurduğu • Urfalılar çeşitli ortamlarda yoğurduklan çiğköfte anılannı anlatırlar. Kremlin Meydanf nda, E-5'te, Japonya'daki bir tapınağın bahçesinde, arabalı vapurda, plajda, otobüste çiğköfte yoğuran Urfalılar, bir tek uçakta bu işi yapmamışlar. • Her ne kadar çeşitli ortamlarda çiğköfte yoğurabildiklerini vurguluyorlarsa da bir gerçeği gizJemiyorlar. O da apartmanlaşmanın, çiğköfteyi teknolojiye kurban ettiği. Çiğköfte kraliçesi seçilen Naile Önder. 'Çiğköfte, leğeniyle birlikte kaMınlır, tepsiyi tutarsa tamamdır' diyor. çiğköftelerle ilgili anılannı anla- tır. Urfalılar, her ne kadar çeşit- li ortamlarda çiğköfte yoğu- rulabildiğini vurguluyorlarsa da bir gerçeği gızlemiyorlar. O da apartmanlaşmanın. çiğköf- teyi teknolojiye kurban ettiği. Önceleri kara taş (bazalt) üze- rinde özel yapılmış tokmaklar- la dövülen çiğköftenın eti. her- kesin ••apartmanlı" olması yü- zünden et kıvma makinelerin- den geçırilir olmuş. Urfalı bu yüzden çiğköfteyi apartman daırelerinde değil, kara taşla tahta tokmağın egemenliğinde- ki tarihı Urfa evlerinde yap- mayı yeğliyor. Mide ilacı, diişmanı değil Çoğumuz çığköfteden. dahaşı acıdan, mideye zarar vereceği endişesiyle uzak duruyorsak da, Şanhurfa'da bunun tam ter- si bir manzara çıkıyor karşımı- za. Şanburfalı doktorlardan, Devlet Hastanesi'nın başheki- mi operatör Ahmet İnan, çiğ- köftenin kanamalı ülserin teda- visinde kullanıldığını söylüyor. Hiçbir Şanlıurfahrun da çiğköf- te yûzünden midesinden yakın- madığını belirterek şunlan söy- lüyor: "Çiğköfte sağlıklı yapılmış; biberi, salçası. kimyevi boya ile boyanmamışsa. eti de veteriner kontrolünden geçrnişse o çiğ- köfte midenin has ilacıdır." 'Çiğköfte dejenere ediliyor' Şanlıurfalılar. son yıllarda başka kentlerde önemli ölçüde dejenere edildiğine inandıklan çiğköftenin aslını korumak için iki yıldır valilik öncülüğünde çiğköfte ve aa isot (biber) yanş- ması düzenliyorlar. Dereceye girenlere verilen bazı ödüller her ne kadar çiğköftenin kendi- siyle bir tezat oluşturuyorsa da teknoloji karşısında herkesin boynu kıldan ınce. En lezzetli ve kaliteli çiğköfte ile en an iso- tu yapan ve üretenlerden "en iyilerT'ne kalaylanmış bakır- dm özel çiğköfte leğenleri ile et kıyma makinelen armağan edi- hyor. Şanlıurfa'da 1992'nin "Çiğköfte Kraliçesi" seçilen Naile Önder'e. TBMM'nin ta- vanına atılan çiğköftevi soru- yoruz. "Yanlış yapmışlar" di- yor. "her Urfalı kıvamına gel- miş mi dıye çiğköfte>i leğenle birlikte kaldınr. tepsiyi tutarsa köfte tamamdır. Tavanda tut- ması yetmez." 1991 >nhnda "Çiğköfte Kralı" seçilen Emin Yeşilken- dir ise Şanlıurfa'nın en iyi çiğ- köfte yoğuruculanndan. Ba- şansına pek sevinemiyor. Zira nerede bir çiğköfte partisi varsa Yeşilkendir çağnlıyor. Yeşil- kendir hatırlı kişiler araya so- kulduğu için de bir türlü "kı- ramıyor." Sıra gecelerinin. Urfalı bü- rokratlann eşlerinin çay parti- lerinin değişmeyen yüzü Emin Yeşilkendir, başka bir çiğköfte voğurucusu çıkıncaya dek kas yapacağa benziyor. Çiğköfte her ne kadar TBMM'ye kadar girdiyse ve milli yemek oluşu onaylandıysa da, bozulmalardan o da payını almışa benziyor. Şanlıurfa'da artık eskinin mis kokulu so- ğan], maydanozu, hardalı yetiş- miyor. Kara et dersen, almış başını yürümüş; el yakıyor. Kara taş. tahta tokmak mı? O da apartmanlara yenilmiş. Ancak Şanlıurfalılar yine de her gittikleri evde "Kavaklar uzun uzun. yaprağı düzüm dü- züm. Ev sahibi. iki gözüm. Hani bize çiğköfte." demeden edemivor hâlâ. Ingiliz Kalp Vakfı doktorlan zayıflama rejimlerinde kalp-damar hastalıklanna karşı uyardı: Biraz kilolu olmak daha sağlıkhHahpr MPFLPTİ . Rirlfar- Wn = . — ^s-^l ,Haber Merkezi - Birkaç kilo fazlanız var ve çeşitli yöntemler uygulayarak bu istenmeyen fazlalıktan kurtulmaya çalışı- yorsunuz. Aman dikkat! Zayıf- layayım derken kalbinize zarar verebilirsiniz. Evet zayıflama diyetleri her zaman iyi sonuç vermiyor. Katı zavıflama rejimleri, kalp kaslan dahil kaslardaki proteini yok edebiliyor ve bunun sonucunda kalbin atış ritminin bozulması ölümle sonuçlanabiliyor. Ingiliz Kalp Vakfı, beslenme rejimleri üzerine bir bülten ha- zırlayarak doktorlan zayıflama rejimlerinde kalp-damar hasta- îıklanna karşı uyardı. Bültende. doktorlann, kilo vermeyi amaçlayan rejimlerde. yağ ve alkol düzeyinin düşük olması konusunda dikkatîeri çekiliyor. Haftada bir kilogram kaybedilmesini öneren rejimle- rin hızlı kilo kaybını sağlayan- lardan daha etkili olduğu belir- tilivor. Günde bin kalori alınan ve uzun zamana yayılan diyet- ler en iyileri. Hızlı kilo kaybını amaçlayan diyetlerden ise ka- çınmak gerekli. Ancak çok şiş- man olan kişilerde uyeulanan rejimlerde, tıbbi gözetim altın- da günde 600 kalorinin altına inebiliyor. Vakfın sözcüsü Dr. Ian Ba- ird, yağm kalçalarda değil, ba- ğırsakta gerekli olduğunu söy- lüyor. Yağ başhca vitaminlerin iyi sindirilmesini sağlıyor. Çok düşük düzeyde yağ içeren bir diyetin kemikler üzerinde uzun vadeli bir etkisi olabiliyor. Re- jimlerde yağ tüketiminin yûzde 30'un altına indirilmesi hedefle- niyor. Bunun da üçte biri pey- nirde olduğu gibi doymuş. üçte ikisi margarin ve zeytinyağında olduğu gibı doymamış ohnalı. Tıp dünyası hızlı kilo alıp vermenin sağlığı tehlikeye attığı konusunda birleşiyor. Beslen- me bozukluklan alanında uz- SAĞLIĞIN HEYKELİ- Henrv Moore'un heykelindeki gibi büyük kalçalara sahip olanlar birkaç kilo kaybetmek için sürekli çabaharcayanlardan daha fazla yaşar. (Fotoğraf: THE INDEPENDENT) man olan Dr. Jıll Welbourne, Amerikalı erkeklerde koroner kalp hastahklannın önlenmesi calışmalannda. 50-60 yaş gru- bundaki kişilerde. hızb kilo kaybedenlerin rejim yapma- yanlara göre ölüm oranlannın yükseldiğini belirtivor. Tabii bunun kesin nedeninin yüksek kilo kaybı mı yoksa diyet yap- manın psikolojik stresi mi oldu- ğunu söylemek zor. Harvard Üniversitesi'nde 12 yıldır süren bir çahşmada, dü- zenli olarak kilo alıp verenler- de. hep aynı kiloyu koruyanla- ra göre ölüm oranmın 1.5 kez artuğı ortaya çıkanldı. Amenkan Ulusal Sağlık Ens- titüsü'nden Dr. Ruben Andres kilonun uzun yaşamayla bağ- l^nusı üzerine araştırma yapı- yor. Andres, yaş ilerledikçe re- jim yapılarak kilo kaybedilme- sinin vücut sistemini zorladığını buldu. Sürekli kiloyla uğraş- mak yerine biraz fazla kilolu kalmak daha sağlıklı. İngüiz Dr. David Weeks ise çok sağ- lıklı yaşlı insanlann ortak özel- liğinin kilolannı sürekli koru- malan olduğunu buldu. Hatta biraz şişman olsalar bile hep ay- nı kiloda kalmalan çok fazla sakınca yaratmıyor. Dr. JİU Welbourne, kilo kav- betmeye karşı olmadığını söy- lüyor. Ancak insanlan aç bıra- kan rejimlere karşı. Çünkü vücut, sert rejimleri açlık olarak kabul ediyor ve bu açlığın üste- sinden gelebiimek için fırsat bulur buİmaz yağ depoluyor: "Haftada 700 gramdan daha fazla kilo kaybedemezsiniz. Daha fazla kaybettiğinizde yağ yerinde kalırken kaslar hızla gi- der ve bunun sonucunda sürek- li rejim yapanlann vücutlann- daki yağ yüzdesi yükselir, metabolizmalan yavaşîar ve ki- lo kaybetmeleri gittikçe zorla- şır. Bununla birlikte, egzersiz metabolizmanın hızlanmasına katkıda bulunabilir. Bazı kişi- ler, metabolizmalanru spor ya- parak geliştirebilirler." Dr Welbourne, zayıflama yöntemlerinin bir kenara atıl- masını ve açlık ile iştah arasın- daki farkın dıkkate ahnmasını istiyor. Yılbaşı yaklaşıyor. Dr. Welbourne'un tavsiyesi şu: "Güzel yemeklerden bir par- ça yemekten çekinmeyin ve yavaş yavaş yiyerek bunun key- fıni çıkartın. Bundan sonra eğer gerçekten istiyorsanız biraz da- ha alın. Çünkü kendinizi çok sıkarsanız, sonunda mutfağı si- lip süpürmekten kurtulamazsı- nız." 'Schtonk' Oscar'a ve Altın Küre ödüllerine aday gösterildi Hitler'in sahte günlükleri komedifibııioldu • "Film, tutucu yöresel halktan çok Alman aydınlanna hitap ediyor" diyen yönetmen, Neo-faşıstlerin ve Neonazilerin fılme şiddetle karşı çıktıklannı belirtiyor. Yönetmen Helmut Dietl. "Bugün Almanya'da olanlar felakete doğru ilk adımı çağnştırıyor. Korkuyorum" diyor. Külrür Servisi - Şu sıralar ırkçılık hareketleri ve Neonazi ataklanndan dolayı gündemde o!an Almanya. Ne- onazileri ve"Sahte Hitler Günlüğü" olayını anlatan bir filmı. Oscar ve Altın Küre ödülleri için aday gösterdi. Almanlann, geçen yıl Agniezska Hollad'ın "Europa. Europa" (Avrupa. Avrupa) adlı filmını "En İvı Yabancı Film Oskar'ına aday göstermevı red- detmelen. uluslararası bir tartışmava neden olmuştu. Görünürdeki neden. yönetmenin Fransız asılb bir Polonyah olması ve fılmin bir Alman yapımı olmamasıydı. Oysa film Almancaydı ve bütün kadrosu da Alman oyunculardan oluşmuştu. II. Dünya Savaşı sırasında kimliğını saklayan bir Yahudi gencinin övküsünü anlatan film. Alman İhraç Filmleri Birliği'nce "utanç" olarak nite- lenmişti. İlerici Alman film yapımcı- lannın ve oyunculannın büyük bir çoğunluğu ülkelerinin karannı protesto etmişlerdi. Oscar'a ve Altın Küre ödüllerine aday gösterilen "Schtonk" ise bir komedi filmi. Ocak avında Ne\v York Modern Sanatlar Müzesi'nde gösterilecek fılmin vönetmeni Helmut Dietl. 1944 Münih doğumlu yönetmen aynı zamanda bıryazarve hala Münih'- te yaşıyor. Sıkı bir demokrasi yanlısı olan Dietl. kendısı gibi komedi filmlen yöneten Vi- yana doğumlu usta Billv Wilder hay- ranı. Birara Los Angeles'ta yaşayan, reklam ve vıdeo filmleri çeken yönet- menin "Schtonk" adlı filmi bu yıl en iyi aktör. en iyi yönetmen ve en iyi görüntü dallannda Alman Film Ödülleri'ni (Al- man Oskarlan) kazandı. En iyi oyuncu dalında ödül kazanan Götz George filmde, yüzyıhn haberini yakaladığını • sanan gazetea Herman Willie'yi canlandınyor. Filmi yalnı,zca Almanya'da iki milyonu aşkın kişi izle- miş. Yine de bu rakam örneğjn Termi- nator II gibı büyük bir Amerikan yapımıyla karşılaştınldığında oldukça düşük İcalıyor. Gerçeküği kontrol edilmedi Filmdekı VV'illie (gazeteci) karakteri- nin prototipi olan Gerd Heideman adlı muhabır 1983'te, Führer tarafından tutulmuş gerçek günlükleri bulduğunu sanıyor. Büyük bir fırsat vakaladığmı düşünen muhabir hiç vakit geçirmeden aslında Konrad Kujau adb bir Alman tarafından düzenlenmiş sahte günlükle- rin yayın haklannı Almanya'nm haftalık ciddi dergisi Der Stern'e 5 mil- yon dolar karşılıği satıyor. Büyük bu- luşlannın heyecanına kapılan dergi. belgelerin sahte olup olmadığını kontrol ettirmeden basıma yetiştiriyor. O zamanlar bütün dünyada sansasyon yaratan olav, derginin saygın şöhretine de epey zarar veriyor. Ola>in gerçek kahramanlanyla hiçbir zaman görüşmemiş olan yönetmen, "Kafamdaki tasannın gerçekler tara- fından çarpıtılmasını istemedim" diyor. FilmindeeskiveveniNazilen"nostaljik günahkârlar" olarak yeren yönetmen. Der Stern'in açgözlü ahmakhğıyla alav etmekten de geri kalmıyor. Kujau ve Heidemann tiplen ise filmde. yeteneklerine ve keşiflerine ümitsizce inanmak zorunda olan zavallı yaratık- lar olarak çizilmiş. "Film, tutucu yöresel halktan çok Al- man avdınlanna hitap ediyor" diyen yönetmen, Neo-faşistlerin ve Neonazi- lenn fılme şiddetle karşı çıktıklannı be- lirtiyor. Öcakta İngıltere'de gösterime girecek olan film. henüz Amenka ve Japonya"- ya satılmamış. Bu ülkelerde kamu oyu- nun tepkisinden korkulduğunu söyle- yen yönetmen. "Bugün Almanya'da olanlar felakete doğru ilk adımı çağnştınyor. Korkuyorum" diyor. Ayavukla Kilisesigözden çıkarılmış Tarihikilisedepo gibikullanılıyor• 107 yıllık Rum Örtodoks Kilisesi Ayavukla. Devlet Opera Balesi'nin "hurdaya çıkanlmış" sahjıe dekorlan için depo olarak kullanılıyor. Kilise. 1984 yılından dört yıl öncesine kadar Röleve ve Anıtlar Müdürlüğü binası olarak hizmet veriyordu. ASUMAN ABACIOĞLL İZMİR - Üst üste yığılmış koltuklar, tozlu dolaplar, seh- palar, suntadan ağaçlar, yap- ma sarmaşıklar dolanmış kar- ton duvarlar. halılar. şamdan- lar, kadife perdeler. heykeller. vazolar... Sağa sola atılmış eski. işe yaramayan tiyatro de- korlan, artık köhnemiş ve ka- panmış bir tiyatro izlenimi ve- riyor binaya. Ancak burası herhangi bir bina değil. Izmir'- in ender tarihi yapılanndan biri olan Ayavukla Kilisesi. Perdelerini kapatan da tiyatro değjl, İzmir'in kültürel kimliği. 107 yılhk Rum Örtodoks Kilisesi Ayavukla, Devlet Opera Balesi'nin "hurdaya çıkanlmış" sahne dekorlan için depo olarak kullanılıyor. İzmir'in 1927yılındaaçılanilk arkeoloji müzesi olma özelliği de taşıyan Ayavukla Kilisesi. 1984 yılmdan dört yıl öneesine kadar Röleve ve Ânıtlar Mü- dürlüğü binası olarak hizmet veriyordu. Genişliği 17 metre, derinliği 30 metre olan Ayavukla'nın antik bir kilısenin kabntılan üzerine inşa edildiğine inanılı- yor. Kilisenin. adını İS 1. yüzyılda İzmir'de kurulan ilk kilisenin piskoposu olan "Ayaz Bukolos"tan aldığı be- lirtiliyor. Bahçesi bir hurdaa dük- kanını andıran Ayavukla Kili- sesi'nin içi de bakımsızlıktan "dökülür" durumda. İçeriyi gezmek istediğimızde görevli- ler uyanyorlar; "Dikkat edin. başınıza bir şeyler düşebib'r!" "Başımızı şakınarak" içeri- ye giriyoruz. İlk bakışta kilise- nin camb kubbesi onca bakımsızlığa karşın ihtişamıy- la büyülüyorınsanı. Yeryersı- valan dökülmüş. kirişleri orta- ya çıkmış olan kilisenin en kötü durumdaki bölümü, lo- calan. Bütün dekorlar tüm ya- paylığı ve çirkinliğiyle yığınlar halınde gelişigüzel kilisenin içine atılrruşlar. Gözden çı- kanlan dekorlar için gözden çıkanlmış bir tarihi bina. Tıpkı gözden çıkanlmış İzmir kentinin tarihi geçmişi gibi. Hurda dekorlar Bahçedeki "hurdaya çıkanlmış dekorlar". metal olan bölümleri için satıbnav bekliyorlar. Bahçiede. eski d». korlann yanısıra ne ararsanız bulunuyor; eski araba lastikle- ri, teneke kutular. plastik su şi- şeleri. ekmek artıklan, toplar. kartondan antik sütunlar. "Midas'ın Kulaklan" yazılı bir tabela ve müze taşınırken geride bırakılmış gerçek antik taşlar... "Kapılar".semtinde eski ev- ler arasmdaki daracık sokak- lardan ulaşılan ve görkemli iki kapısı bulunan geniş bir bahçe içindeki Ayavukla Kilisesi, eğer eskiyen dekorlarla bera- ber yok olmaya terk edilme- seydi. geçmişınden anılar ara- yan pek çok kımse için önemli bir ziyaret mekânı olabib'rdi.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle