03 Temmuz 2022 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Cumhuriyel Sahıbi: Cumhurıyet Maıbaacılık ve Gazeıecılık Turk Anonım Ştrketı adına N'ftdir Nldi 0 Genel Ya>m Mudurü Hasan Ccmal, Muesvse Muduru Emine Lşaklıgıl. >azı tşlerı Muduru Oka> Gonensm, 0 Haber Merkezı Muduru \alçm Bayer. Savfa Duzenı Voncımenı Ali Acar. 0 Temsı'aler VMKARA Ahmcl Tan. IZMİR Hilunel ÇMinklya. \ D * \ A Çeon Ygenoglıı Iç Potıuka Otal B^huıpç. Dlj Haberler Krgun Bakı. Elonomı (.tmpı Tnrtıııı. Iş Scndıka Şakran Knrna, Kul'.ur Cetal l slfr. Egılım GoK» Şa)bn, Haber \rastirma l a m I M » Vıın Haberien Ntcdcl Dojn. Spor Danısmani AMırikadir Yuctlnıu. Dızı >aalaı Kö*m Çak^uu. *rasnrma Ş*lna Aip«>. Duzehmc \bdalUl Yazn • koonimaıor AkmM Kanıhuı # Malı Işler trol Erkal. 9 Muhasebe Butonl Ytncr # But^-PlanLama Scvp Osmaııbqtoglu 9 Rcklam V v Tornn, 9 Ek tavınlar Hul» \t>ol 9 Idarc Hınnın {,um. 9 ls lame Ondtr Ç<&. 9 BUp-ljlem Nail İMİ. 9 Persond Stvp Boaınaotfıı Basan w H p m Cu mhun>-t Maıbajahk ve GazeteaJık TA S TBrk Ocajı Cad 39/41 C j J * * u 246-lsanbuL Td 512 05 05 (20 halk Tdn. 22246 Flx U) 526 60 72 0PK Bumtttr 05 65 ı Zıya Gökalp Bl> Inkdap S. No I9'4. Td. 131 II 4M7, Tdcr. 42344 I t a (4) 133 Uw*-. H Zıya Elv 1352 İ2-3. Td 13 12 30, Teta. 52359 FKC !SI) 19 53 60 Inomı Cad 119 S No ] Kjl 1. f. 19 37 52 (4 hat). Töoc. 62155. Fta. (71) 19 17 52 TAKVİM: 30 HAZÎRAN 1990 Imsak: 3.28 Güneş: 5.28 ögle: 13.12 Ikindi: 17.12 Akşam: 20.47 Yatsı: 22.38 'Çıplak Silah' gösterimden kalktı Dağıtımcı firma U I P "Çıplak Silah"ı gösterimden çektiğini açıkladı. Sinema sahiplerinin bir bölümü kendi istekleriyle filmi kaldırdıklannı belirtirken, bir bölümü de UlP'nin kararma uyduklannı söyledi. AYŞE SAYIN ~ ANKARA — Yaklaşık iki haftadır süren "Çıplak Silah" filmi tüm sinemalarda gösterim- den kaldınlmasıyla yeni bir bo- yut kazandı. "Çıplak Silah"ın dağıtımcı firması olan UIP, fil- mi gösterimden çekme karan al- dıklannı bildirdi. UlP'nin karan üzerine sineraalar 9 temmuza kadar anlaşma imzaladıklan "Çıplak Silah"ı önceki gün son kez gösterdikten sonıa toplu ola- rak gösterimden kaldırdılar. UIP Turkiye Temsilcisi Meh- met Özduygu, filmin nıçın kal- dırıldığına ilişkin herhangi bir yorum yapmayacağını söyledi. özduygu, "Filmi dağıtımcı fir- ma gösterimden kaldırmışür. Hiçbir filmin riske degmeyece- ğini diişündük. Filmler yalnızca eglenmek için yapüır" demekle yetindi. Ankara Metropol Sineması ise önceki gun Çıplak Silah'ı iki sa- lonunda birden ve son kez gös- terime soktu. Metropol Sineması yetkilileri, karan UlP'nin isteği üzerine aldıklaruu belirterek, el- lerinde yeni film olmadığı için daha önce gösterilmiş filmleri programlarına almak zorunda kaldıklarını bildirdiler. Sinema sahipleri, şimdiye de- ğın filmin kesintisiz olarak gös- terilmesi yönünde gazetelere be- yanatlar veren UIP temsilcileri- nin bu karan niçin aldığını bil- mediklerini kaydettiler. "Çıplak SUah" Ankara'da ol- duğu gibi tstanbul sinemalann- da da ayru gün gösterimden kal- dırıldı. İstanbul sinemalarının gişe görevlileri, filmin kaldınl- masıyla ilgili "Anlaşmamız bitti" gerekcesini gösterirken Su- adiye, Atlantik, Kadıköy As ve Bakırköy 74 sinemalarının sahi- bi Ahmet Akcakaya, kendı istek- leriyle filmi kaldırdıklannı bil- dirdi. Akcakaya, "Memleketimi- zin dış ilişkilerini rencide edecek bir ortam yaralmaraayı düşündük" dedi. Basında çıkan haberlerden rahatsızlık duyduk- ları için filmi gösterimden kal- dırma karan aldıklannı öne sü- ren Akcakaya, UlP'nin "Para kazanmak için, filmin kaldınl- masına izin vermedigini" savun- du. Akcakaya, daha önce basın- da yer alan "Biz ticaret yapıyo- raz, kimse kafasına göre yasak- lar koyamaz, yasal haklanmız v»r" sözlerinin anımsatılması üzerine şöyle dedi: "Evet, basına o şckiMe beyan- lar verdik. Biz ticaretle nğrasıyo- rnz, basında çıkan haberlerden rahatsız olduk. AjTica memleke- timizi dış iliskileri konosunda rencide etmek istemedik. Bo va- tanın evladı olarak bu karan al- dık. Biz bu karan alınca, UIP gösterimde kalmasını istediği için bize yeni film vermedi, da- ha önce gösterilmiş filmleri programa almak zorunda kal- dık. UlP'nin filmi geri cektigi kesinlikle doğrn degildir." UIP ve sinemacıların farklı gerekçeler göstermesi, filmin gösterilmemesi için "Nereden ne şekilde baskı geldi" sorusunu gündeme getirdi. Ancak ne sine- ma sahipleri ne de UIP bu ko- nuda açıklama yapmaya ya- naşmıyor. öte yandan İstanbul Emniyet Müdür Vekili Ihsan Unal, şu an- da sinemalara herhangi bir "po- lis baskısı"nın olmadığını savun- du. Ünal, daha önce "porno film gösteriliyor" ihban aldık- lan için müdahalede bulunduk- lannı kaydederek "Bu konuyla ilgili artık tstanbul emniyetinin herhangi bir uygulaması söz ko- nnsu degildir, bu konuda sine- malara baskı yapan arkadaşımız varsa ihbar etsinler" dedi. Bir masalchr Safranbolu... DARACIK SOKAKLAR — Her seye karşın kendini koruyan Safranbolu evlerinin hemen hepsi meyve agaçlanyla bezeli babçeler içinde yer alıyor. Evler ıssız ve daracık sokaklara bakıyor. Uzun Osmanlı yönetimi boyunca sürekli^elişen Safranbolu, durumunu Cumhuriyet döneminde de bir süre korudu. 1937'de kentin 8 km. ötesinde, demir- çelik fabrikalarının kurulmasına kadar Safranbolu'yu etkileyen önemli bir olay yok. Demir-çelik fabrikalan, Safranbolu'yu 100 yıllık dinginliğinden çıkarıyor. SERPİL GÜNDÜZ ~ SAFRANBOLU — Akşamlan rüzgârla birlikte yayılan ıhlamur kokusu, dalları salkım saçak do- lu dut ağaçlan, bahçe ortasında dıkdörtgen pencereli ahşap evler. Daracık sokaklarda üzüm asma- lannın örttüğu sarac, lokum ve de- mirci dükkânlan... Sanki tiyatro dekoru. "Her şeye karşın" kendini ko- rumayı başanruş bir kenti, Safran- bolu'yu tanımak... Safranbolu'yu koruma geregı ve bilincinin ilk tohumları İS yıl ön- ce atılmaya başlanmıştı. 15 yılla geride kalan ne? Safranbolu'nun korunması yolunda kazanç yılla- n mı, kayıp yıllan mı? "Tnrktye'de tarihsel ve külturel mirasın korunması yolunda yapıl- mış girişimler içinde Safranbolu, onemli bir yer alıyor. Konannn kent halkıyla birlikte ele alındıgı, coziım yollan arandıgı, salt özgıin mimarlık olayı olarak degerlendi- rilmedigi bu denemenin 15. yılı- na girdik" diyor Safranbolu'ya gönül verenlerden Prof. Metin Sö- zen. Safranbolu'da 15 yıl önce inançlı insanlann, alcakgönüllü çalışmalan ile başlatılan koruma çalışmalan, Safranbolu halkı ve yerel yönetimlerin katkısı ile za- man içinde örnek bir uygulama- ya dönüşmüştü. Bugüne dek Saf- ranbolu halkı, devletten ve ilgib kurumlardan hiçbir kredi isteğin- de bulunmadan birçok evin ona- rımını üstlendi. "Kendini koruyan kent" konu- munda korumada 15. yılını dol- duran Safranbolu'da geçen hafta (22-29 haziran) TBMM Başkanı Kaya Erdem'in katılımıyla "Konı- maya inançlı insanlann kenti Saf- ranbolu ve korumada 15 yıl" adı altında çeşitli etkinlikler duzenlen- di. TBMM Kültür Danışmanı Prof. Dr. Metin Sözen, Safranbo- lu'nun bugüne dek geçirdiği evre- lerin en yakın tanığı. "Anadolu'nun Urihiyle biriikte de^erlendirildi- ginde Safranbolu, bu bolgenin ge- çirdigi siyasal. toplumsal, ekono- mik, külturel evrelerin hemen tü- mîıne tanık olmuştur" diyor. Uzun Osmanlı yönetimi boyun- ca sürekli gelişen Safranbolu, du- rumunu cumhuriyet döneminde de bir süre korudu. 1937'de keıı- Bodrumda, deniz var uzaktaTlırizmciler dertli, esnaf dertli... Susuzluk, gürültü, yapılaşma ve kirlenen denizden Bodrumlular yakınıyor: "Betona boğulduk, keşke her şeyi dondurmak mümkün olsa!' SERDAR KIZIK BODRUM — Yükselen sesler kaygı veriyon — O şirin kasaba, yok artık... — Betona boğulduk, keşke her şcyi dondurmak mümkün olsa... — Burası bir kent merkezi ol- du, iş ve eglence o kadar. Deniz için uzaklar gerekiyor. Bodnım, o eski Bodrum değil artık. Kiminle konuşursaruz ben- zer sorunları vurguluyor. Turizm- ciler dertli, esnaf dertli. Kirlenen deniz, susuzluk, gürültü, yapılaş- ma için benzer şeyler söyleniyor. Otel, pansiyon enflasyonu, tekne enfiasyonu vurgulanıyor. Beyaz binalann arasında doğal SİT ala- nından bir süre önce çıkanlan böl- gelerde kırmızı, çiğ tuğla örülü in- şaatlar yükseliyor... Pansiyonun sahibi tlhan Or- hun, her geçen yılın eskiyi arattı- |ını söylüyor, "Turist azaldı. Ge- çen yıl bu dönemde daha çok tu- rist vardı. Bodram'un hahni görii- yorsunuz. Birçok sorun var. Tek umudumuz bayram." diyor Or- hun. Ona göre Bodrumlu esnaf, işletmeci geçen 4-5 yılda yaptık- larımn cezasım cekiyor, "Bodrum pahalı bir belde" imajını silmek artık çok zor... Bodrum Tunstik Otelciler Der- neği (BODER) 2. Başkaru Engin Okay söze, "Betona boğulduk, 45 BİN KONUT — Bodnım'da yapılaşma sürüyor. Yanmadada 250 yapı kooperatifi tarafından 45 bin konut yapıhyor. (Fotograf: Umit Otan) keşke her şeyi dondurmak miım- kün olsa" diye başlıyor. "Bugiin- kii 8 bin yataklık kapasite gelecek sezonda ekleneeek 135 tesis ve 18 bin yeni yatak, nasıl bir tablo or- taya çıkaracak?" — Turist sayısında azalma var. Ayru politikayla gidersek, yani da- vannı, tarlasım satan buraya tu- ristik tesis yapmaya koşarsa, yani bunlar özendirilirse Bodram'un hali kötii. Biz imar gereği 2 kat- tan yuksek tesis yapamıyoruz. Böyle olunca da maliyetler artıyor. Fiyat indirmek de cazip değil, çıin- ku kalite duşüyor. Yapılaşma yü- zünden Bodrum bir eğlence, iş merkezi oldu artık. Deniz* girmek için buradan kalkıp uzaklara git- mek gerek." Bir zamanlar "yerli turist istemiyoruz" diyen belediye baş- kanının beldesinde artık yerli tu- riste 'kurtann' gözüyle bakılıyor. 4 >ıldır bir büfeyi işleten Ahmet Sezgj, "Çünkii" diyor, "alışverişin çoğunu yeriilerle yapıyonız. Bütün işletmeler aynı durumda." Turizmciler Derneği 2. Başka- nı Okay'ın verdiği bilgiler arasın- da ürkutucü rakamlar var: Bodrum yanmadasında 250 ya- pı kooperatıfi tarafından 45 bin konutun yapımı sürüyor. 600 ko- operatif de sırada nıhsat almayı beküyor. Yarımadanın çevresinde bulunan tekne sayısı 4 bin dola- >ında. Bodrum Belediyesi'nden al- dığımız sayılar mücavir alanlar için, ama yanmadayla ilgili veri- leri doğruluyor. Bu sayılara göre mücavir alanlar içinde ruhsatlı 32 kooperatif, 4 bin 500 konutun in- şaasını sürdürilyor. Mimarlar Odası Bodrum tem- silcisi Kaynak Contepe de yapüaş- madan dertli. Bodrum'un bir mer- kez, Turgutreis, Yalıkavak, Gölköy gibi yerleşimlerin sayfiye duru- munda olduğunu söylüyor. Bu sayfiyelerde de yapı yoğunluğu- nun giderek arttığım vurguluyor: "O, eski şirin kasaba yok artık. Daha da köttiye gitmesin diye oda olarak Bodrum İmar Yönetmdi- ği çalışmalanna katıldık. Hatta bir imar yönetmeliği taslağını be- lediyeve verdik. Şimdi inceleniyor. Yaptıgımız çalışma, yanmadanın tumünıi kapsıyor. Çiinku beton surunu sadece merkezde değil. Be- nim düşüncem, Bodrum İmar Planı revizyonunun gerekliliği..." Contepe, imar planına göre Bodrum merkezinde imara uygun yüzde 30'luk bir alanın daha ol- duğunu söylüyor. Bu alan da ya- pılaşmaya açılırsa en başta çok büyuk altyapı sorunlan ortaya çı- kacak Coritepe'ye göre. Bodnım'da konuştuğumuz ın- sanlar olumsuz gidişi vurguluyor- lar. Bugun dönuşü çok zor nok- tada en önemli beklenti de "Bod- rum daha kötü olmasın..." Azerbaycan'da6 Şinanay'modası îbrahim Tatlıses, Azerilerin en çok tanıdığı ve sevdiği Türk sanatçılannın basında geliyor. Düğünlerin en gözde parçalan da Türkiye'den. Sezen Aksu'nun "Şinanay" şarkısı son günlerde Azerbaycan'da çok tutuluyor. FARUK BtLDtRİCt BAKÜ — Ünlü Azeri sanatçı Zeynep Hanlarova'mn Bakü'deki evinin kapısı çelik. Azerbaycan- ın çoğu seçkininin evinin girişini çelik kasalara benzeten bu kapı- lar, Komünist Parti'ye ve Sovyet- ler Birliği'ne karşı sıkı sıkı kapa- lı, ama aynı kapılann arkası, "akıl almaz bir Turkiye sevdası" ile do- lu, Türkiye'ye, Türklere sonuna kadar açık. öyle bir sevda ki Türkiye'den gelen herkes, etrafının hemen bir sevgi yumağı ile örillduğünü his- sediyor. Azeri kadınlann davetli- si olarak Bakü'ye giden Semra Özal da bu sevgiden, ilgiden bü- yük bir pay aldı. Türkiye'den yuzlerce kilometre ötede, başka bir Turkiye sanki, ama arada önemli bir fark var: Türklerde yaygın olan ABD, Av- rupa hayranlığı, Azerilerde kendi- ni Turkiye hayranlığı olarak gös- teriyor. Turkiye hayTanlığı, Azeri müziğınde yozlaşmamn da başlı- ca etkeni. tbrahim Tatlıses, Aze- rilerin en çok tanıdığı ve sevdiği Türk sanatçılann basında geliyor, ardından bir zamanlar her akşam TRT TV'sinin ekranlannı "Törki- yem, Tiirkiyem" adiı parçası ile susle>en Muşerref Akay, sonra Ferdi Tayfur ve Turkiye'de daha adı duyulmayan niceleri. Bunun sonucu da Turkiye'de zevkle din- lenen Azeri müziğinifı, Azerbay- can'da arabeskleşmesi. Azerbaycan'da müzik denince bir çırpıda ünlü isimler saymak mümkün: "Leyla ile Mecnun" operasına imzasını atan besteci Üzeyir Hacıbekov, senfonileriyle taranan besteci Kara Karayev, ün- lü kemancı Ganiyev, piyanist Fer- hat Badalbeyli, halk sanatçılan Zeynep Hanlarova, Raşit Beybu- tov, Müslüm Magomayev. Düğünlerin en gözde parçalan da Türkiye'den. Solistin, "Şimdi yahşi bir Türk müziği" demesiyle birlikte, kadınlar, erkekler kendi- lerini piste atıyor. Son günlerde moda, Sezen Aksu'nun "Şina- nay"ı eşliğinde dans etmek. Dans deyince, Azeri ka.dınlann, "kilo kompleksi" olmadığını da vurgu- lamak gerek, ama vucutlannın kalın uçlu kalemlerle çizilmiş hat- larını muziğin kollanna rahatça bırakıveriyorlar. Kadın deyince, kadıran toplum- daki yerine değinmemek mümkün değil. Kadınlar, toplum yaşamın- da. yönetimde oldukça önemh roller üstlenmişler. Toplumun hangi kesimine baksanız, kadın- lar, erkeklerle omuz omuza. Ünı- versitede, sanatta, sanayide, Azer- baycan Meclisi'nde... Ne de olsa Azerbaycan'da okuma-yazma oranı yuzde 99.9. Yaklaşık 7 milyorüuk nufusa sa- hip ülkede, yılda yayımlanan ki- tap ve broşur tirajı 12.5 milyon. Azenler, başta cumhuriyet döne- mi olmak üzere Turk edebiyatını yakından izliyorlar. En çok sevi- len yazarlar arasında Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Karay ve şimdilerde Peyami Safa var. "Du- daktan Kalbe". "Damga", "Çalıkuşu" milyonlarca baskı y-apmış Azerbaycan'da. Neden Türkiye'ye bu kadar sev- gi, hayranlık? Bu soruya Azerbay- can Halk Cephesi'nden bir yöne- tici şu yanıtı veriyor: "Turkiye. Türk diinyasımn en inkişaf etmiş devleti. Biz hep ona bakarak büyüdük. Bizim başımı- za taş deysin, ama Türkive'nin br- nağı incinmesin." Azeriler Atatürk'e de buyük hayranlık duyuyorlar. Özellikle gençler karşılaştıklan her Türke aynı önerıde bulunuyor: "Bizi Türkiye'ye çağırsana. Vize gön- dersene." Çünku Türkiye'yi gör- mek, Azerbaycan'da bir ayrıcalık, bu ayrıcalığa kavuşma arzusunu da hemen her Azeride görmek mümkün. tin 8 kilometre ötesine demir-celik fabrikalanmn kurulmasına kadar Safranbolu'yu etkileyen önemli bir olay yok. Demır-çelik fabrika- lan Safranbolu'yu 100 yülık din- ginliğinden çıkanyor. 32 loncadan oluşan carşısında yeni alışveriş du- zeni hâkim olmaya başlıyor. Ka- rabük'e yığılan yeni nüfusla bir- likte yeni istekler yeşeriyor Safran- bolulu genç kızlann yüreğinde. Pencere ölçüleri "çağdaşlaşma" nın göstergesi oluyor. Geleneksel dıkdörtgen pencereler, "asri pencereiere" dönuşuyor. Sonra da genç kızlar modern yeni yapılar- da, kaloriferli, konforlu ev ve eş isteklerini şö>le dile getirıyorlar: "Asri pencere, düdüklü tencere, dumansız baca, kaynanasız ko- ca..." Kültür değişimi böyle başhyor. "Safranbolu'nun korunması mucize bir olay degil" diyor Saf- ranbolu Kültür ve Türizm Vakfı Temsilcisi Kızıltan Ulukavak. "Bu, yerieşim duzeninden ve top- ^lumsal yapısından kaynaklanan bir olgu." Çunku 1970'li yıllara kadar Safranbolu'da nüfus artışı hızı Turkiye genelinin çok altın- da. Geleneksel bir doğum kontrol olayı var. Her aile iki çocuktan fazla çocuk yapmıyor. Birçok ge- lenek gibi bunu da koruyorlar. 60'lı yıllara kadar 6 bin olan nü- fus, şimdilerde 23 bine çıkmış. Yuzyıllardır sürdürülen dedele- rin, babalann, evlatlann ve geliıı- lerin bir arada oturma geleneği terk edildikten sonra şehir kesi- minde ata > r adigân bakımı ve ona- nmı ekonomik güç isteyen evler ardı ardına, özellikle başka kırsal kesimden Karabük'e calışmaya ge- len işçilere satılmaya başlanıyor. Böylece yeni bir döneme giriyor Safranbolu. "Bu dönemde yeni malikler ile yeni hemşeriler arasında hiçbir manevi bag yok. Çünkü yeni sa- hiplerin boyie evlerde oturma ahş- kanlıgı yok" diyor Kızıltan Ulu- kavak. Yeni konuklar, evleri ve ko- nakları birkaç bölüme ayırıp ayrı kapılar açarak kiraya vermeye baş- layınca, kentin şehir kesiminde her ev, kapısından penceresine de- ğişmeye başlıyor. 1970'li yıllarla birlikte Safranbolu korunan değil, korunmayan kent kimliğine bü- rünmeye başlıyor. 1974 yılında Safranbolu'daki il- ginç evlerden birinin günumüze kalabilen baş odasuıın restorasyo- nu Safranbolu'ya gönul vermiş bir başkası İTÜ Mimarlık Fakültesi'n- deki görevini bırakıp Karabük'e yerleşen Yuksek Mimar Yavuz In- ce ile başlıyor. 1978 yıbnda da ko- ruma imar çalışmalan başlatılı- yor. Geçen süre içinde de 100 ko- nutun onanmı ve sağlıklaştırma calışması yapılıyor. Mimar Ince1 nin açıklamalanna göre şu anda Safranbolu'da korumaya alınmış 1500 yapı var. Restorasyonu TU- RİNG tarafından tamamlanan Asmazlar Konağı, Arasta, Vakıf- lar Genel Mudurlüğü'nce restoras- yonu tamamlanan Cinci Hamamı ve restorasyonu başlatılan Cinci Hanı var. Ancak iki önemli tarih- sel yapı Hükümet Konağı ve eski hastane binası Safranbolululara huzün veriyor ve onanlmayı bek- liyor. Kültür Bakanlığı'nca onarı- lan Kaymakamlar Evi ise 35 ya- taklı resmi konaklama yeri olarak kullanılıyor. Dışişleri Bakanhğı temsilcisi An' Engin Oba Safranbolu'nun ko- runması için Dünya Miras Liste- si'ne ahnmasını öneriyor. Safranbolu ve korumada 15 yıl etkinlikleri arasında gösterilen belgesel fılmlerin yönetmeni Ha- san Özgen ve Savaş Gıivezne so- ruyor: "15 yılla geride kalan 'daha dün' gibi yakın anılann kaynaştı- ğı, içinden kendimize ait olanı se- çip aldığımız bir zaman panayın mıdır?" Anı olur zaman içinde Safran- bolu, Sevinç olur, kimi zaman hüzün, kimi 7aman övünç olur Safranbo- lu, Zaman içinde tarih olur, Kimbilir belki de çocuklann duşlerinde masal olur, Evvel zaman içinde Safranbo- lu. Fabrikada zehii'lenme: 2ölii • MERSİN (Cumhuriyet Giiney İlleri Biirosu) — Soda Sanayii A.Ş!ye bağlı Kazanlı kasabasmdaki soda Fabrikasında meydana gelen iş kazasında 2 işçi zehirlenerek öldü. Olayda 4 işçi de hastaneye kaldınldı. Dün 10.30 sıralannda fabrikanm kireç fınnına bakım yapmak üzere giren Arif Çelik, Şaban tzci ve Murat Yaldız adlı işçiler bir sure içerde kaldılar. Aıkadaşlannın gecikmesi üzerine fırına giren lhsan Aksu, Îbrahim Şaraplı ve Mehmet Ali Tüğben de sızan karbondioksit gazından zehirlendiler. Fırından dışan çıkanlan işçilerden Arif Çelik ve Şaban Izci olay yerinde yaşamlarını yitirdiler. Sağlık durumu ciddiyetini koruyan Murat Yaldız Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi'ne, diğer işçiler de Mersin SSK Hastanesi'ne kaldırıldılar. İtalya'nm vizesi eylülde • ANKARA (Cumhuriyet Biirosu) — Italya, Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamasını 3 eylUle erteledi. Ankara'nın girişimleri üzerine alınan bu kararda "turizm sezonu" olmasının gözetildiği bildirildi. Daha önce alınan kararla vize uygulamasına temmuz basında geçilecekti. Türkiye"nin "mütekabiliyet" çerçevesinde Italyan vatandaşlarına ekim ayından itibaren vize uygulayacağı belirtiliyor. Bu kararın İtalya'nm karan ile aynı zamanda yürürlüğe sokulmaması ise Türkiye*de turizm sezonunun eylül ayında halen bitmemiş olacağı şeklinde açıklanıyor. Eğitimödülü • ANKARA (ANKA) — Türk Eğitim Derneği, eğitim bilimi alanındaki özgün araştırma ve çahşmalara itici bir güç katabilmek amacıyla "eğitim araştırma ödülü" verecek. Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Rüştü Yüce yaptığı açıklamada, son beş yıl içinde Turkiye Cumhuriyeti vatandaşlannca yapılan araştırmalara ödül verileceğini bildirdi. Fransızın yeni gözdesi,Türkiye • PARtS (AA) — Türkiye'nin, yaz tatillerini giderek daha fazla yurtdışında geçiren Fransız turistlerin gözünde en turistik beş ülkeden biri haline geldiği bildirildi. 1978'de yurtdışında kişi başına 11 gün tatil yapan Fransızlar, geçen yıl bu süreyi 13.5 güne çıkardılar. Fransızlann, yakınlık ve alışkanhk gibi nedenlerle tatil konusunda hâlâ Ispanya'yı tercih ettikleri bildirilirken Turkiye, ABD, tskandinav ülkeleri ve Tayland'ın Fransız turistlerin yeni "gözdeleri" arasında yer aldığı açıklandı. Kız Kulesi halka açdıyor • tstanbul Haber Senisi — Tarihi Kız Kulesi'nin, halkın hizmetine sunulmasının planlandığı açıklandı. Üsküdar Belediye Başkanı Niyazi Yurtseven yaptığı açıklamada, belediyenin simgesi durumundaki Kız Kulesi'nin siyanur deposu olmaktan kurtarıldığını ve kuleyi halkın hizmetine sunacaklannı bildirdi. Mide ilaçlan • Haber Merkezi — Bazı mide ilaçlarının iktidarsızhğa neden olduğu bildirildi. Bayer'in Basın Muşavirliği'nden yapılan açıklamada, "Talcid- Fizyolojik antasit, modern ülser tedavisi" konulu bir sempozyumda konuşan Goethe Üniversitesi, Gastroenteroloji Profesörü Dr. Winfried Kurtz "H2 - Antagonistleri ilaçların iktidarsızlık, sindirim sistemine mikrop saldırısı gibi yan etkileri ile yuksek oranda hastalığın nüksetmesi nedenlerinden artık Avrupa'da kullanılmamaya başlandığını" söyledi. Prof. Kurzt, "Kristal yapılı bir antasit olan Talcid, mide hastalıklarında asit fazlalığı ya da azhğına bakılmaksızın Avrupa'da ülser tedavisinde güvenle kullanılmaktadır" dedi.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle