03 Temmuz 2022 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
30 HAZÎRAN 1990 CUMHURÎYET/15 HAVA DURUMU TURKIYE'DE BUGÜN Meteoroloji Genel Müdürlu- ğü'nden alınan bilgiye göre yur- dun kuzeydoğu kesimleri parça- lı, Doğu Karademz ıle Doğu Anadolu'nun kuzey doğu kesim- leri sağanak, diğer yerier az bu- luttu ve açık geçecek. HAVA Sl- CAKLIĞI: Artmaya devam ede- cek. RÜZGÂR: Kuzey ve doğu yönlerden haflf, ara sıra orta , „ . , , _, ,_ _ kuvvette esecek Denizlerimi2- n i z mutedil dalgalı olacak. Van Golu nde nava: Parça de rûzgâr- Yıldız ve poyrazdan '' ve az bulutlu geçecek. Rüzgâr kuzey ve doğu yön 3 ila 5 kuvvetinde saatte 10 ila lerden hafif, ara sıra orta kuvvette esecek. 21 deniz mili hızla esecek. De- Aflana Adapazarı > Afyon AOn Ankara Antakya Antaiya Artvm /yim Balıkesır ftleak Btngö: Bıtks Bokj Bursa Canaktaıe Cofum 0enı2h A 35° 20° Oıyarbakır A 31° 16° EOırne A 31° 16° E-ancan A 27° 11" Erzurtm Y 21° 4°Estaşetw A 28° 12° Gaaanttp A 33° 22° Sıresun A 36° 19° Gûmûşlıane V V 22° 14° HaMdn B A 36°22°lsparU A A 33° 13° Isunbul A A 29° 14° lznw A B 25° 10° Kars V B 24° 12° KasBmom, A A 24° 8°Kaysen A A 31° 14° Kırtdareiı A A 30° 16° Konya A B 26° 11° Kütahya A A 33° 18° Malatya B 32° 17° Mamsa 32° 16° K Maraş 2«° 12° Merem 22° 4°Muğia 27° 11° Mus 32° 16° Nığde 24° 12" 0o)u 19° 10° Rıa 28° 15° Samsun 31° 13° Snrt 29° 16° S'nop 34° 22° Sıos 23° 10° Trateon 26° 11° lıncelı 29° 15° üşafc 26° 12° Van 28° 12° Yozçai 30° 16° Zongulda* « * yajmuritı ^ sıiı /Jfcafiı A-aç* B-bukıDu G-güneşlı K-kartı S-asli Y^aOmurtu DUNYADA BUGÜN Lenıngrad Londra Madnd Mılano Montrea! Mostora Mün* Ne* Yortı Osto Pans Prag Rıyad Roma Solya Sam Teltm Tunus Varsovs Venedik Viyana BULMACA SOLDAN SAĞA: 1/ Bir gemiden gökri- simlerinin yüksekliği- ni ölçmeyi sağlayan aygıt. 2/ Anlaşma, uyuşma... Eski Mı- sır'da güneş tanrısı. 3/ Geçen aylaıda ba- ğımsızlığına kavuş- muş bir Afrika ülke- si. 4/ Etmen... Şarkı. 5/ Belsoğukluğu has- talığı... Türkçede ilgi adılı. 6/ Kimyada ba- sit şekerlere verilen genel ad... Eylemleri olumsuz yapmakta kullanılan ek... Voleybol ve tenisle oyu- nun her bölümüne verilen ad. 7/ Fut- bolda sayı... Keman yapımı ile ünlü bir ttalyan ailesi. 8/ Afrika'da bir ülke... Iki tarla arasındaki sınır. 9/ Jnce sof- tan hafif ve dar bir üstlük. YUKARIDAN AŞAGlYA: 1/ Yahudi tapınağı. 2/ Bir gıda mad- desi... Büyük ve gösteTİşli mezar. 3/ Kı- nakınadan elde edilen ve sıtma teda- visinde kullanılan beyaz alkaloit... Kay- nağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı. 4/ Kayak sporun- da bir yanş türü... Brezilya'nın plaka işareti. 5/ Eksiği olrnayan... Tanzimat'tan önce Osmanlı devletinin Müslüman olmayan uyruk- larına verilen ad. 6/ Açığa çıkmış, duyulmuş... Bir mastar eki. 7/ Baryumun simgesi... tslam ülkelerinde kullanılan bir tür tahıl öl- çüsü. 8/ Yelkenli gemilerde pruva direğinin en altta bulunan ana serenj ve bu serene bağlanan yelken. 9/ Bir haber ajansının simge- si... Özen. 60 YIL ONCE Cumhuriyet Dr. Mazhar Osman 30 HAZİRAN 1930 Dr. Mazhar Osman B. yemeklerin çift olarak yenildiği takdirde daha fazla gıda alınmış olacağını söylemektedir. Mazhar Osman B. bu hususta demiştir ki: " — Yemeklerin çift olarak yenmesi daha faidelidlr. Bu suretle hazım kolaylaşır. Bu suretle "vitamin"den azami istifade temin etmiş ve evlerde aşçılığı sadeleştirmiş oluruz. Sonra benirn yernek listelerine neden itiraz edildiğini de anlıyamıyorum. Ben çok defa öğle yemekleri için peynir ekmek ve limonata tavsiye ediyorurn. Bu bilhassa yazın nefis bir taamdır. Halbuki listeler yalruz bu kadar değildir. Bu listelerle bir nihayet iki kapla bir ailenin gttndelik yemek ihtiyacı mükemmelen temin edilmiş olur. Karnı doymıyanlar üzerine peynir, salata ve 4 *aarr*sı C. Giirscl meyva yerler. Bu suretle yapdacak ekonomi gerek aile ve gerek millet bütçesınde kıymetli bir yer tutacaktır. Memleketimizde mebzul yetişen nefis yemişler, sebzeler, bilhassa hasiyetli üzümlerimiz, incirlerimiz, kavun ve karpuzlanmız en sıhhi gıdalardır. Eskiden olduğu gibi her rast geldiği hastaya, onun cebini düşünmeden akşam sabah bol yumurta, pirzola, havyar ve istakoz salatası tavsiye eden hekimlerin yanından çıkan hastalann bu vesayanın adenıi tatbiki ile büsbütün hastalandıklarına çok şahit oluyoruz. Halbuki bunlara yedikleri gıdanın kâfi olduğunu ve insan iştiha ile soğan ekmek te yese sıhhatini temin edeceğini söylediğimiz vakit gözleri parüyor, adeta şifa buluyorlar. Binaenaleyh hastalarına sıhhi, iktisadi bir gıdarun ne olabileceğini anlatmak bu günkü hekimlerin en mukaddes vazifelerindendir.'' 30 YIL ÖNCE Cumhuriyet Mühim tâmim 30 HAZİRAN 1960 Devlet Başkanı ve Başbakan Cemal Gttrsel bugün Bakanlıklara şu tâmimi göndermiştir: 1- Devlet Başkanı, Başbakan ve Bakanlarla Hükümet erkânının seyahatlerinde uğurlama ve karşılama törenleri kat'iyyen yapdmıyacaktır. Bütün vazifeülerin normal mesailerine devam etmeleri suretiyle memleketin aksamış bulunan işleri düzene sokulmalı ve muhtaç olduğumuz kalkınmaya böylece hız verilmeb'dir. 2- Uğurlama ve karşılama hususunda vatandaşlara hiç bir suretle telkin, tesir, teşvik veya zorlama yapılmıyacaktır. 3- Resmi sıfatı haiz olanlara karşı samimiyetten uzak ve görünüş itibariyle riya ve tabasbusu ifade eden el öpme, alkışlama ve çeşitli suretlerle tezahüratta bulunma hallerine son verilmelidir. Büyük Türk milletinin büyüklerine olan hürmet ve muhabbet hislerinin ifade ve tezahürü kendisine hâs vakar içinde cereyan eder. 4- Pek ulvi bir düşüncenin ve yüksek vatanperverlik duygusunun ifadesi olmak üzere gençlerin kanlariyle süsledikleri bayraklar almaktayım. Bu büyük ve asilâne hareketi takdirle karşılamamak mümkün degildir. Ancak Türk gençliğinin, vatan müdafaası gibi mukaddes bir maksat için hiç çekinmeden harcayacağma emin bulunduğum kanlannı bu suretli sarfetmelerine gönlüm razı olmamaktadır. Gereğinin buna göre yapılmasını rica ederim. Devlet Başkanı ve Başbakan Orgeneral Cemal Gürsel GEÇEN YIL BUGUNCumhuriyet Ilk serbest zam 30 HAZİRAN 1989 Akaryakıtta "serbest fiyat" zam ve kargaşa getirdi. TÜPRAŞ, bazı ürünlerinin rafineri çıkış rıyatlarını yüzde 7'ye varan orantarda arttırdı. Bu gelişmeden sonra Türk Petrol ve Petrol Ofisi de bazı akaryakıt urünleri fiyatlarını yüzde 2.9, 26.2 arasında yükselterek dun uygulamaya koydular. Shell, BP ve Mobil yeni fiyatlannı belirlemekte gecikince, bu şirketlerin bayileri Petrol Ofisi fiyatlarını uygulamaya başladılar. Tupgaz fiyatları da yuzde 22-26.6 arttınldı. TARTISMA Rîr Yanlış Algdama: 4 Meslek Onuru 9 Yazar, bu ilginç ve önemli yazısında yine de "meslek onuru"nu olağan bir algılama, bir benimseme tavrı içinde yansıtıyordu. Oysa konu, kanımızca, bir yanlış algılama olan "meslek onuru" deyiminin irdelenmesiyle açıklığa kavuşabilir. bazlıkla gençlere uyuşturucu satıyor. Meslek örgutu derhal harekete geçer. Der ki: "Mes- lek onunımuzu zedeleyen bu işleyişi protesto ediyoruz." Bütun bu protestolann nedeni, söz konusu mesleği kamuoyu gözünde aklama çabasıdır. Kamuoyunun, o meslekten insanlan öylesi olumsuz yöneliş içinde görmesinı engelleme çabasıdır. Peki bütün bunlann nedeni ne? Baş- ka bir deyişle, protestolar neden "meslek onuru" şiarında birleştiriliyor? Toplumbilimci Durkheim'in deyişiyle, "Ne kadar meslek varsa o kadar da ahlak vardır." Dolayısıyla, o kadar çeşit "onur" savunulur. Gerçekten ilginç: Askerlik mesleği için onur, düşman karşısında gerilememek, onu yoket- mekle özdeştir. Oysa bir tabip bir eczacı... için meslek onuru hastayı iyileştirmek, ona, o yol- da hizmet vermekle kendini açığa vurur. Bir asker savaşta 'sUeş' emrine uymayıp, hedef in- sanı öldürme>'e yanaşmadığında Divan-ı har- be verilir. Bir hekim ise, yaralı bir ınsanı göz göre göre tedavi yoluna gitmediğinde mahke- meye verih'r, belki de meslekten men edilir. Her ikisi de meslek... Her ikisinin de savunulan, kendine özgü onuru ve ahlakı var. Öldurmek ve yaşatmak... Biri öldürmediği, öteki yaşat- madığı için meslek ahlakına aykın davranmış- tır; "meslek onuru"nu yıkmıştır. İlginç bir örnek de Haldun Taner'den: Ya- zar, "Ayışığında Çaüşkur" başlıklı hikâyesinde çeşitli meslekten insanlan bir apartmanda yan yana getirir. Doktor, avukat, tüccar, bekçi... gibL Bu tipleri eleştirel gerçekçi bir bakışla ser- gileyen yazar, avukatın vergi kaçırma yolları- nı; tüccarın rüşvetçiliğini; doktorun yasal ol- 10 Haziran 1990 tarihli Cumhuriyet'in "Tarbşma" sütunlarında Sayın Zihni Köçii- men'in "Meslek Onarunun Dayanılmaz Haflfligi" başlıklı ilginç bir yazısı yayımlan- dı. Söz konusu yazısında Sayın Z. Küçümen, sinema ya da tiyatroda işlenen mesleklerin 'olumsuz' bir yansımasmda, Ugüi meslek grup- ları tarafından bunun 'meslek onurianna' bir saldın gibi algılanarak, tepki gösterildiğini be- lirtiyor, bu dunımun yazar ve sanatçıların öz- gürlüğünü engellediği konusunda kimi örnek- ler veriyordu. Yazar, bu ilginç ve önemli yazısında yine de "meslek onunTnu olağan bir algılama, bir be- nimseme tavn içinde yansıtıyordu. Oysa ko- nu, kanımızca, bir yanlış algılama olan "mes- lek onunı" deyiminin irdelenmesiyle açıklığa kavuşabilir. Aşağıda, 12 Mayıs 1989'da lstanbul'da ger- çekleşen III. Türkiye Eczacılık Kongresi'nde sunduğum bildiri özeti söz konusu yanlış al- gılamayı işliyor. "Mesleklerin belli toplumsal koşullarda, belli bir statüko oluşturduğunu söylemeliyiz. Mesleklerin, o meslekten insanlarda söz konu- su statükoyu doğurması ötesinde bir gerçek daha kendini açığa vurmaktadır. Bu gerçek, o mesleğin "onurunu" koruma eylemidir! Bir sinema, bir TV filminde, bir tiyatro oyu- nunda söz gelişi hastasını bahanelerle kandı- ran, böylece çıkar sağlayan bir doktor olma- ya görsün. Hemen ilgili meslek kuruluşu, ula- şabildiği basın-yayın organlannda bunu pro- testo eder. Der ki: "Bu, meslek onurumuzu zedeledi." Diyelim bir yapıtta, bir eczacı turlü düzen- mayan kürtajdan para kazanmasını; mahalle bekçisi Zülfikâr'ın kapıcı kadınla gizli ilişki- sini bir örgü içinde işler. Hikâyenin ikinci bö- lümü tepkilere ayrıhnıştır. Tüccarlar, emniyet amirliği, doktorlar... Kendi algılama odakla- rından yola çıkarak, ilgili tipleri işlediği için yazarı protesto ederler. Bu durum karşısında yazar, bir üçüncü bölüm kaleme alır. Poker oynayan doktor ile avukat bu bölümde artık satranç oynamakta, mahalle bekçisi Zulfikâr fedakâr bir bekçi olarak klasik müzik dinle- yip kitap okumakta; kaçakçıhk yapan Sevim ise, bu bölümde kendini Kmlay hizmetlerine adayarak, yoksul çocuklara yardım etmek için Doğu illerine gitmektedir. Bu bölüm, yazann hikâyedeki mesleklere yöneltilen protestoları alaya almasını yansıtır. Okuyucular, hep kendi meslekleri açısından görmüştür olayı: Yazann eleştirici toplumcu tavrını değil, ilgili mesleklerin olumsuz işle- nişini algılamıştır. Elbette yanlış bir algılama- dır bu. Yanlış algılamaların nedeni, "meslek ideo- lojisi"dir. Yani mesleklerin, o meslek sahibi- ni belirlediği inancı ve tasanmıdır. Meslek örgütleri, bir yandan demokratik kitle örgütü olma işlevinı korumak isterken, işte söz konusu tasanm nedeniyle, bir yandan da ideoloji üretmektedirler. Bu yüzden meslek kuruluşu organlan için- de bir de "Onur Kurulu" vardır. (Eski deyişle Haysiyet Divanı). Sonuç olarak şunu söylemek istiyoruz: Onur ve ahlak insansal değerlerdir. tnsana, yalnızca insana özgüdür. lnsanı belirleyen onun mesleği değil, değer ve sommluluk duy- gusuyla yüklü oluşudur. Dolayısıyla meslek- lere ait bir onur ve ahlak yoktur. Onur ve ah- lak işsizlerde de bulunabilir çünkü. Erdemlere sahip çıkmamız, ^izlerin çalış- malarını da en iyi, en doğru -yani onnrlu- bir biçimde yerine getirmemizi sağlayacaktır. ÜLKÜ AYVAZ Gürültüden Çddırmak tJzere>iz Gazino ve kahvelerimizi, plakçı dükkanlarını bu kapsamda saymayacağım, çünkü onlar, müziğimizin yabancılara tanıtımını gönüllü olarak yapmaktadırlar. Gürültünün insan hatta hayvan sağlığını tehdit eden en önemli çevre sorunlanndan biri olduğu günümuzde tartışmasız kabul edilmek- tedir. Taşıt araçlan imalinden inşaat tekniği- ne, endüstrideki önlemlerden peyzaj mimari- sine, bu konuda önlemler alınmaya çalışıl- maktadır. Çok zahmetli önlem ve teknoloji- lerle, kaçınılmaz olarak oluşan bazı gürültü türlerinin etkisi azaltılmaya çalışıhrken Tür- kiye kentleri, özellikle de güney kentlerimiz, önlenmesi çok kolay, hemen sadece keyfi ola- rak üretilen bir gürültü anarşisi ile karşı kar- şıyadırlar. Bu anarşi özellikle yaz aylarında korkunç boyutlara ulaşmaktadır. Konuyu, Antaiya örneğinde irdelemek is- tiyorum. Zira, Antaiya turizmimizin gözbe- beği, altın yumurtlayan tavuğun folluğu ola- rak bu konuda özel bir konuma sahiptir. Bu- rada alınacak önlemler, bizim sağlığımız önemsenmese bile, hiç olmazsa, turizme za- rar vereceği için alınmalıdır. Turist dinlenme- ye gelmiştir. Geldiği yer çoklukla büyük kent- lerdir. lş ortamını da hesaba katarsanız, kaç- tığı en önemli bir çevresel sorun da gürültü- dür. Nitekim, bu nederüe, Baada dinlence yer- lerinde, araçlara hız tahdidi dahi konarak, ses- sizlik sağlanmaya çalışıhr. Güney kentlerimizin bir özelliği de insan- lann iklimsel nedenlerle yaz aylarında, âdeta tümü ile açık havada yaşamalan, hatta uyuma- landır. Bu durumda çevre gürültüsü, kapalı kapılar ardında oturulan kış mevsimine göre çok daha fazla algılanmaktadır. Türkiye'de çevre gürültüsünün bir numa- ralı kaynağı taşıt araçlandır. Ancak, güney- de otomobil vb. gürültüsü motosiklet ve mo- torlu bisikletlerin korkunç gürültüsü yamn- da önemini kaybetmiştir. Normalde çok faz- la gürültü yapması gerekmeyen bu araçlar, belli bir gençlik kesiminin elinde, bir çeşit anarşik tepki aracına dönüşmüşlerdir. Sustu- rucuları özel olarak manüple edilen (kestiri- •r 'v len ya da delikler açtınlan) motosiklet vb. araçlar, gruplar halinde tur atma ya da ya- rışma şeklindeki eylemlerle âdeta toplumsal bir tepki aracı olarak kullanılmaktadırlar. Ce- vap olarak ise, zaman zaman balkonlardan atılan şişe ya da odunlar devreye girmektedir. Bu gençlerin çoğunun çalışan kesimden gel- mesinin bir kanıtı olarak, gösteriler akşam sa- atleri ve hafta sonlarında yoğunlaşmaktadır. Çoğunlukla çok kötu sonuçlu trafık kazala- nna da yol açan bu araçlann trafik polisin- den hiçbir tepki görmemesi de işin bir başka yönüdür. Geleneksel düğün ve sünnet alayının deje- nere olmuş bir varyasyonu, ikinci önemli gü- rültü kaynağımızı oluşturmaktadır. Gelenek- sel alaydaki atm yerini bir üstü açık otomo- bil ya da motosiklet almıştır. Gelenekte hiç- bir yeri olmayan klakson çalma, davul, zur- na sesini bastınrken düğün sahibinin nüfuzu- nun güçlülüğü, araba sayısı, dolayısıyla gü- rültüsü ile doğru orantılı olarak ifade edilmektedir. Şehrin tüm ana arterleri gidilip- gelinmekte, bu suretle akşama yapılacak ma- rifetten, tüm kentin eşit oranda nasibini al- ması sağlanmaktadır. Gazino ve kahvelerimizi, plakçı dükkânla- rım bu kapsamda saymayacağım, çünkü on- lar, müziğimizin yabancılara tanıtımını gönül- lu olarak yapmaktadırlar. Bu kapsamda turistlerin çok ilgisini çeken bir uygulamanın da trafik zabıtasımn araçlara yaptığı anonslar olduğunu belirtmek isterim. Yalnız, yabancı araç sürücülerinin kendileri- ne yapılan anonslan anlayabilmeleri için bu anonsların tıpkı hava limanlarındaki gibi ay- m zamanda lngilizce olarak da yapılmasında yarar var sanınm. Sonuç olarak, Antaiya kenti örneğinde, çok ilginç bir sosyal olgunun gözlemcileri oluyo- ruz (ve ne yazık ki aynı zamanda denekler içinde de bulunuyonız). Toplum, hiçbir sosyo- ekonomik gerekçe olmaksızın, kendiliğinden bir çevre sorunu yaratıyor. Çözümü ya yasa dışı yollarda arıyor ya da durumu tevekkülle kabulleniyor. Doç. Dr. MEHMET 1. ARMAN Antaiya "Ece Bölgesi,, BODRUM'DA SİMDİ ECE VAR...! 9 0 8 1 1 7 2 6 6 AYDIN SULH CEZA HÂKİMLİĞİ'NDEN 17.8.1989 tarihinde Gıda Maddeleri Tüzüğu'ne muhalefet suçun- dan sanık, Mehmet ve Hatice'den olma, 1939 D.'lu Aydın ili Umur- lu bucağı İmamköy nufusuna kayıtlı ve halen aynı yerde oturur REŞAT TÜKER hakkında Aydın Sulh Ceza Mahkemesi'nin 29.12.1989günve 1989/1594 esas ve 1989/1829 karar sayılı ilamı ile TCK'nın 396, 402, 402. 72 ve 647 S.K.'mn 4 ve 5. maddeleri gere- ğince neticeten DÖRT "İTJZ YETM1Ş BİN LİRA AĞIR PARA CE- ZAS1, ÜÇ AY MÜDDETLE CÜRME VASITA KILDIĞI MESLEK VE SANATIN1N TATİLÎNE, YEDİ GÜN MÜDDETLE tŞYERt- NlN KAPATILMASINA karar verildiği ilan olunur. 7.6.1990 Basın: 28287 ÖZGÜRLEŞME EYLEMİ: KÖY ENSTİTÜLERİ Mehmet Başaran 5000 lira(KDV içinde) Çağdaş Yaymları Türkocağı Cad. 39-41 Cağaloğlu-îstanbul Ödemeli gönderilraez. AYDIN SULH CEZA HÂKİMLİĞİ'NDEN 29.9.1989 tarihinde gıda madde- leri tuzüğüne muhalefet suçun- dan sanık Sefer ve Fikriye'den olma 1943 D.lu. Aydın ili mer- kez Şevketiye köyü nufusuna ka- yıtlı ve halen aynı yerde oturur Adnan Tosun hakkında Aydın Sulh Ceza "Mahkemesi'nin 18.12.1989 gün ve 1989/1542 esas ve 1989/1662 karar sayılı ila- mı Ue TCK'nın 396, 398, 402, 402, 402, 402, 72, 647 S.K.'mn 4 ve 5. maddeleri gereğince neti- ceden dokuz yüz kırk bin iki bin lira ağır para cezası 6 ay müddet- le cünne vasıta kıldığı meslek ve sanatının tatiline, 14 gün müd- detle ışyerinin ktpaulmasına ka- rar verildi. 7.6.1990 AYDIN SULH CEZA HÂKİMLİĞİ'NDEN 15.9.1986 tarihinde Gıda Maddeleri Tüzüğu'ne muhalefet suçundan sanık, Mehmet ve Ha- tice'den olma, 1939 D.'lu Aydın merkez İmamköy nufusuna ka- yıtlı ve halen Aydın Veyispaşa Mahallesi Sakarya Caddesi 5 so- kak No: 4'te oturur REŞAT TÜ- KER hakkında Aydın Sulh Ceza Mahkemesi'nin 12.11.1986 gün ve 1986/2720 esas ve 1986/2808 karar sayılı ilamı Ue TCK'nın 398,402. 402. 72 ve 647 S.K.nın 4 maddeleri gereğince neticeten OTUZ İKİ BİN LİRA AĞIR PARA CEZASI İLE TECZtYE- StNE, ÜÇ AY MÜDDETLE CÜRME VASITA KILDIĞI MESLEK VE SANATININ TA- TtLtNE, YEDİ GÜN tŞYERl- NİN KAPATILMASINA karar verildiği ilan olunur. POUTIKA VE OTESI MEHMED KEMAL Özgürlük Anıtı Yolunda... Bunca yazar, çizer, yayıncı, gazeteci hapislerde yatarken ozan ve yazarlar boş duramazlardı; bir yürüyüş yapmak istediler. Di- lekçelerine olumlu yanıt aldılar; belli bir günde, 15 haziran cu- ma günü saat i3IX)'te Şişli Abide-i Hürriyet Caddesi'nde 'dü- şünceye özgürlük' için yürüyeceklerdi. Dostum, şair Şükran Kur- dakul haberi verdi, gelmemi istedi. "Hay hay koşa koşa gelirim" dedim. Bir de ne duyalım, istanbul Valisi yürüyüşe izin vermemiş. Şük- ran Kurdakul, ertesi günü üzülerek izin verilmediğini sdyledi. Yürüyüş yapılacak caddenın adı, bugunKu ane çevrildiğinde, özgürlük anıtı idi. Ülkemizde özgürlük için savaşım vermiş nice düşünür varsa onların adına bu anıt dikilmişti. Başka ütkelerde ölen özgürlük savaşçıları da sonradan getirilip buraya gömül- müştü. Bugünün valisi ozan, ve yazarları özgürlük anıtı cadde- sinde yürütmek istemiyordu. Elbette yürütmezdi. Siz özgürlü- ğün anahtarını iktidar partisi valilerınin elıne verirseniz, o da ik- tidarın istemediği yürüyüşlerin kapısını kitierdi. Nitekim izin ver- meyerek kıtlemişti de... Aradan birkaç gün gecti, bir telefon daha... Bu kez yazar Ley- la Erbil haber veriyordu. İzin verilmeyen yürüyüşe yenklen izin verilmişti. 29 haziran cuma günü yürünecektı. Şimdi düşünüyorum, kimdi bu yürüyüşü yapacak olanlar? Ul- kenin en ünlü ozan, yazar, çizer, düşünürleri. Bunlann yürüme- sinden neden korkuluyordu? Bu yürûmeden gocunanlar kimdi? Kendileri kurdukları derneklerin adı altında tanrının günü top- lanmıyorlar mıydı, konuşmuyorlar mıydı? Ozanlar, yazarlar, dü- şünürler yürürlerse ne olurdu? Kıyamet kopmaz, deprem olmazdı. Ozan ve yazarlardan korku bugüne özgü bir sorun değildi. Biz- de Osmanlı'dan bu yana ozan ve yazariardan hep korkulmuş- tur. Onların siyasal iktidara karşı her davranışından çekinilmiş- tir. Neden mi diyeceksiniz... Ozan ve yazarlar her zaman ilerle- meden yana olmuşlar ilerlemenin ve yeniliğin simgesi sayılmış- lardır. Oysa siyasal iktidarlar halkın ileri ve yenici olmasından hep çekinirter. Halk ileriye atılmak isterse onu yönetmek zorla- şır. Okumamış, okutulmamtş, yenilik istemeyen halkı yönetmek daha kolaydır. Bir gün bir yönetici, "Sokaklar yürümekle eskimez" dedi, adamcağızın burnundan getirdiler. Bir başka yönetici, "Düşü- nen adama ceza değil ödül verilir" dedi. Onu da rahat komadı- lar, burnundan getirdiler. Sryasetçiler yenıliğı, düşünceyi sevmez- ler. Halk olduğu yerde dursun, koyun gibi yonetelım isterler. Halk da ne yapsın, alışmamış, susar. boynunu eğer, ancak secimden seçime aklı erdiğince başını kaldırabilir. Bizde demokrasi kültürü yok. Demokrasi kültürü olsa, bunlar hiç başımıza gellr mi? 12 Eylül fırtınası geldi, bütün siyasal par- tileri kapattı, halkın gıkı çıkmadı "Bizim bunca yıllık partimizi neden kapatıyorsunuz?" diye sormadı. Sorarsa başı derde gi- rerdi. Bunu biliyordu. Biraz halkın başı derde girmesin mi? Ne zaman ki halkın başı derde girer, halk da bu dertten kurtulmak için savaşım verir, o zaman demokrasi kültürünün yavaş yavaş yerleştiği görülür. "Benim yerime yazarlar, ozanlar derde girer- ler, onların açtığı yoldan da ben 6onra gelirim" denirse, demok- rasi zor gelir. Demokrasi kültürü zor edinilir. Aradan yıllar geçecek, bu olay anımsanacaktır. Ozan ve ya- zarları özgürlük anıtı önündeki caddeden yürûtmedikleri söyle- necektir. Bunu işitenler, böyle bir olayı gülünç bulacaklardır. Gü- lünç bulacaklar, ama gerçek olduğunu da öğreneceklerdir. Bunca yıl, bunca yasak kondu. Hangisi geçerli oldu? Yasak- ların karşısında her zaman özgürlükten yana olanlar haklı çtk- mışlardır. Bu gerçek biliniyor da gene anlatılamıyor. Günü gelecek diye teselli bulmada da yarar var. Geliyor, ama gecikmeyle, durala- mayla geliyor.. VEFAT Hukuk müşavirimiz, dostumuz Av. TURGUT TAŞÖZ'ü kaybettik. Ailesine, yakınlanna ve tüm dostlanna başsağlığı dileriz. EPOKİM A.Ş. Kadim ve hâdim dostum TURGUT TAŞÖZ "Bu dünyadan gider oldu" Selâmı hep üstümüzde olacak. İ. GÜNDAĞ KAYAOĞLU VEEAT Baromuzun 6165 sicil sayısında kayıtlı Avukat MUSTAFA TURGUT TAŞÖZ vefat etmiştir. Aziz meslektaşımızın cenazesi cumartesi günü (bugün) Erenköy Galippaşa Camii'nde kıhnacak öğle namazını müteakip ebedi istirahatgâhına defnedilecektir. Merhuma Tanrı'dan rahmet, kederli ailesine ve meslektaslarımıza başsağlığı dileriz. İSTANBUL BAROSU BAŞKANUĞI mKURBAIS BAYRAMTNDA CÜZAMLA SAVAŞ DERNEĞİ'NE YARDIMI UNUTMAYEV... Telefon: 572 71 88 - 572 61 22/50 Dernek: Ziraat Bankası Tünel - 10090 Vakıf: Vakıflar Bankası Şehremini - 2002071 AYDIN SULH CEZA HÂKİMLİĞİ'NDEN 1.3.1990 tarihinde gıda maddeleri tuzüğüne muhalefet suçundan sa- nık Ibrahim ve Kübra'dan olma 1938 D.lu. Aydın ili Köşk Bucağı Soğukkuyu Mahallesi nufusuna kayıtlı ve halen aynı mahalle İstas- yon Caddesi No: 24'te oturur Bahri Anbarcı hakkında Aydın Sulh Ceza Mahkemesi'nin 14.5.1990 gün ve 1990/426 esas ve 1990/557 karar sayılı ilamı ile TCK'nın 396, 72,402,402,647 S.K.'mn 4. mad- deleri gereğince neticeden dörtyüz doksan bin lira ağır para cezası ile tecziyesine, uç ay muddetle cürme vasıta kıldığı meslek ve sanatı- nın tatiline yedigün muddetle iş yerinin kapatümasına karar verildi- ği ilan olunur. 7.6.1990 Basın: 28284 Sahibinden 1972 Ford minibüs Tel: 511 46 18
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle