01 Temmuz 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
30 HAZİRAN 1990 EKONOMİ CUMHURİYET/13 Elektrige % 2 temmuz zammı • ANKARA (UBA) — Türkiye Elektrik Kunımu'nun aylık otomatilc zamları temmuz ayında yüzde 2 olarak uygulanacak, 1 temmuz pazar gününden itibaren yürürlüğe girecek temmuz elektrik zammından sonra, konutlarda kullanılan elektriğin 120 kilovatsaatına kadar olan dilim için ödenen 113.5 lira 115.5 liraya çıkarken, 120 • kilovatın üzerindeki her tüketim için kilovatsaat başına 220 lira 30 kuruşluk ücret alınacak. TEK haziran ayında da elektrik tarifesinde yüzde 3 oranında zam uygulamıştı. Böylece, son iki ay içinde elektrik zammı yüzde 5'e çıkmış oldu. Impexbank'tan Ttirkiye Fonu • Ekonomi Servisi — Londra Borsası'na kote olan bir yatırıra fonu, lmpexbank ve Argos Asset Menagement firması tarafmdan Türkiye Fonu haline getiriliyor. Adı "The Turkey Trust Plc" olarak değiştirilecek olan fonun 20 milyon sterlinlik sermayesi tamamen Türk şirketlerine ait hisse senetlerine yatırılacak. Fonun yüzde 25'inin, henüz İstanbul Borsası'na kote edilmemiş, fakat halka açılmaya hazırlanan birüıci sınıf Türk şirketlerine .aynlması düşünülüyor. Yatmm perspektifinin 3 yıldan kısa olmayacağı açıklanan fonun undenvriting işlemini lngiliz S.G. Warburg firması yapacak. Türk-İş mutfak araştırması • ANKARA (Cumhuriyet Biirosu) — Türk-İş Araştırma Merkezd tarafından yapılan incelemede, mutfaktaki son bir yıllık fıyat artışının yüzde 76.1 düzeyine geldiği belirlendi. Türk-tş'in araştırmasında, dört kişilik ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlayan harcama tutarının 482 bin 8 liraya ulaştığı kaydedilerek "Bir önceki aya göre yüzde 8.9 oranında artış gösteren gıda harcaması tutan nedeniyle çalışanlar, haziran aymda 39.293 lira *ek harcama' yapmak durumunda kalnuşlardır" denildi. Sigorta yönetmeligi • ANKARA (ANKA) — Türk Ticaret Yasası ve ilgili mevzuata göre kuruluş izni verildiği halde, bir yıllık süre içinde kuruluş işlemlerini tamamlayamayan sigorta ve reasürans şirketlerinin kuruluş izinleri geçersiz sayılacak. Resmi Gazete'de vayımlanan sigorta ve reasürans şirketlerinin kuruluş ve çalışma esaslarına ilişkin yönetmeliğin bazı maddelerini değiştiren yönetmelik, geçen yıl içinde başvuran şirketlerin de, yine bir yıllık süreç içinde işlemlerini tamamlamalarını öngörüyor. Rredi stoku • ANKARA (ANKA) — Kredi stoku 1-8 haziran günleri arasında 30 milyar lira artarak 45 trilyon 739 milyar lira düzeyine çıktı. Anılan dönem içinde tüm banka kredilerinde önemli bir artış gözlenirken Merkez Bankası doğrudan kredileri azaldı. Bu dönem içinde mevduat bankalannın kredileri 335 milyar lira artarak 37 trilyon 638 milyar liraya yükseldi. Merkez Bankası'nın doğrudan kredileri ise 305 milyar lira azalarak 3 trilyon 734 milyar liraya geriledi. Arnavutluk ekonomi günleri • ANKARA (ANKA) — Türkiye ile Arnavutluk arasındaki 1990 yılı ortak faaliyet programı içerisinde yer alan "Arnavutluk Ekonomi Günleri" 17-19 temmuzda İstanbul Ticaret Odası'nda yapılacak. Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarhğı, Devlet Planlama Teşkilatı ve Kültür Bakanlığı'ndan temsilcilerin katılacağı "Arnavutluk Ekonomi Günleri"nde her iki ülkenin son ekonomik durumu tartışılacak. tki ülke yetkilileri birbirlerine kendi ülkelerinin ekonomisi, kultürü hakkında bilgi verecek. Arnavutluk ekonomi günlerinde ayrıca bir de Arnavutluk ihraç mallarını tanıtan sergi açılacak. Tuıizmde yön arayışı CEM HAMULOĞLU Turiznı yatınmalan "tedirgin." Turizm atağını "önce y«lak" an- layışıyla yapan, ama altyapı ve ta- nıtmada aynı gelişmeyi sağlaya- mayan Türkiye, daha "sağuklı" bir turizm için yeni yatınmlara sır- tını mı dönüyor? Bu soru, son ay- larda turizm yatınmcıları arasın- da çok sık soruluyor. 1990 başm- da turizm teşviklerinin "pazarla- maya" kaydınlması ve turizm ya- tınmlanna verilen kredilerin ko- şullanaın "ağırtaşbnlınası" yatı- rımcılar arasındaki tedirginliğin en önemli nedenleri arasında bu- lunuyor. Devlet Bakanı Işın Çele- bi'nin geçen haftalarda turizm ya- tınmcüanna yaptıgı "sert çıkış" ise bu kaygıyı daha da arttınyor. Turizm yatınmlanna yönelik teşvik sistemi "deştirüiyor." Nite- likli turistik yatağa şimdılik "doyan" Türkiye'nin yatınmcıla- ra verdiği desteği çekmesi ise "af- fcdümcz bir hata" olarak değer- lendiriliyor. Tüm yatınmcılar, Türkiye'yi kısa dönemde 400 bin yatağa taşıyacak olan "yaünm belgeli" tesislerin "kurtanlması" görüşunde birleşiyor. Turizm Yatınmcılan Dernegi- nin (TYD) önceki gün toplanan Yttksek tstişare Konscyi Toplan- bsı'nda tartışılan konular, Türki- ye'nin yatak kapasitesi ve teşvik- Terin sektörün gelışimi üzerinde- ki etkisi olarak beürlenmişti. TYD Yönetim Kurulu'ndan Yılmaz Türkeri, turizmin Türkiye'nin kal- kınmasında çok önemli bir araç olduğunun kamtlandığını vurgu- layarak sorunu şöyle ortaya koy- du: "Üç göriiş var. tlki, yatak sayı- sı birden bire çok arttı. durdurul- sun. tkjncisi, yatak yaünmlan ay- •ı hızla sürsün. Son olarak da bu ikisinin kanşımı olan bir göriiş: Yatınmlar durmasın. fakat biraz dengeli gitsin. Geçmişteki dene- yimlerden yararianılarak tesislerin Turizm yatınmcıları, turizmde "sağlıklı" bir gelişme için yatınmlara sırt çevirip çevirmemeyi tartışıyor. Mevcut tesislerin iyileştirilmesi, yatırımların yavaşlatılması alternatifleri üzerinde duruluyor. Turizm Yatırırncıları Derneği, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği ile İstanbul, Güney Marmara, Ege, Akdeniz ve Anadolu Turistik İşletmeciler dernekleri bir araya gelerek Turizm Sektörü Ulusal Kurumu'nu kurdular. tipi, sınıfı, kapasiteleri tekrar ele alınsm." Bu üç görüşten ilkine Halit Na- rin, Türkiye'de turizm yannmla- nnı yavaşlatmak diye bir şey tar- tışılaraaz, bunu düşünmek fevka- lade yanlışör" sözleriyle karşı çık- tı. Adnan Özaktaş ise Türkiye'nin kapasitesini tam olarak kullanma- dığına dikkat çekerek, "Bir belgdi tesis diye hıttunnuşuz. Oysa Türki ye'de belgeli, belgesiz 1 milyonun üzerinde yatak var. Kapasiteyi ivi kullanmak için bu tesisleri iyileş- tirme yolnna gitraek gerekir" gö- rüşünü savundu. Beliren ortak gö- rüş ise mevcut teşvik sistemiyle ya- tınmların sürmesinin güçlüğü ol- du. Yılmaz Llusoy, turizm yatı- nmlanndaki fınansman güçlükle- rini şöyle özetledi: "1983'te turizm yatınnıı 'yap- kazan'dı. 1990'da bn lersine dön- dü ve 'sat-kaç, kurtul' oldu. tşte bu noktaya geldi." TUrizm yatınmlan ile ilgili teş- viklerin sektörün gelişimi üzerin- deki etkileri konusunda bir konuş- ma yapan TYD tcra Komitesi üye- si Oktay Variıer ise 1989'daki teş- vik kararnamesinin ardından Türkiye'deki yatınmlarda gerileme olduğuna dikkat çekerek "Yatı- nmlann yavaşlaması teşviklerden ka\naklaru>or. Bundan sonra bir artış bekiemek hayaldir" eleştiri- sini getirdi. Turizm Bankası'nın Türkiye Kalkınma Bankası'na "kaptınlmasının" önemli bir ka- yıp olduğunu öne süren Variıer konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kalkınma Bankası'ndan kredi almak son derece güçtur. Bizim Kalkınma Bankası'ndan ciddi bir kaynak olarak söz etmemiz ola- naksız." TYD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında en çok eleştirilen ko- nulann başmda ise Türkiye'nin bir turizm master planına sahip ol- mayışı geliyordu. Bunun yanı sı- ra "istikrarh" bir turizm politika- sından söz edilemeyişi de eleştiril- di. Toplantıda bir konuşma yapan Turizm Bakanlığı Müsteşarı Savaş Küce ise Türk işadamlannın Türk turizminin gelişmesindeki rolleri- nin önemine dikkat çekerek "teşekkür" etmekle yetindi. Top- lantımn açış konuşmasını yapan TYD Başkanı Barlas Kuntay ise ileriye dönük olarak şu müjdeyi verdi: "Turizm YaOnmcılan Derneği, Türkiye Scyabat Acenteleri birli- ği ile tstanbul, Giiney Marmara, Ege, Akdeniz ve Anadolu Turis- tik İşletmeciler demekleri yöneti- cileri bir araya gelerek kısa adı TL'SEK olan Turizm Sektöriı Ulu- sal Kurumu'nu kurdular. Bu ge- lişme, Türk turizminin bugüne ka- darki en önemli gelişmesidir. Ar- tık bundan sonra bu kuruluş sa- yesinde gerek devletle ilişkilerde gerekse Türk turizminin mesele- lerini biriikte çözme konusunda işbirliği yapılacaktır." Iktisadi Kalkınma VakfıRaporu: TL, ÂFye uyamaz İktisadi Kalkınma Vakfı'mn hazırlattığı rapora göre muhtemel bir üyelik durumunda Türk Lirası, Avrupa Para Sistemi'nin döviz kuru mekanizmasına yakın veya orta vadede katılamayacak. Ekonomi Servisi — İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) tarafından hazırlanan "Avrupa Para Siste- mi ve Türkiye" adh raporda, Türkiye'nin muhte- mel bir Avrupa Topluluğu üyesi olma durumun- da, Türk Lirası'nın Avrupa Para Sistemi'ne uyum sağlayamayacağı vurgulandı. Türk özel sektörünün AT ile ilişkilerini yürüten tKVnin Genel Sekreteri Haluk Ceyhan yönetimin- de İKV uzmanı Dr. Ömer Bolat tarafından yapı- lan araştırmamn sonuçları özetle şöyle: • 13 Mart 1979da, döviz kunı istikrannı teşvik etmek suretiyle Avnıpa'da parasal bir istikrar ala- m oluştnrmak, üve ülke ekonomileri ve para poli- tikalan arasında daha fazla bir yakınlaşma sagla- mak ve Avrupa Para Birimi'nin (ECU) kullanılma- smı teşvik etmek amacıyla kurulan Avrupa Para Sistemi (APS) 11 yıllık uygulama sonucunda ba- şanlı olmuştur. • Bu süre içinde üye ülkelerin para birimleri ara- sındaki reel ve nominal döviz kuru değişimleri bü- yük ölçüde azalmış, sisteme katılan ülkelerin enf- lasyon oranlannda yakınlaşma ve azalma kayde- dilmiştir. • Muhtemel bir üyelik durumunda, Tiirk Lira- sı'nın APS'nin temel taşı olan döviz kunı meka- nizmasına kanlması yakın veya orta vadede müm- kiin degildir. Çiinku TL'nin, topluluktaki önemli para birimleri karşısındaki yıüık değişim oranı, ka- blımı imkânsız kılacak şekilde viiksektir. Bu ne- denle TL'nin degerinde sık sık ayariamalar yapıl- ması kaçımlmaz hale gelecek, bu da sistemin pa- rasal istikrar saglama amacına ters düşecektir. • Bugünkü şartlar altında TL'nin döviz kuru me- kanizmasına dahil edilmesi, ancak Türkiye"de yıl- lık enflasyon oranının en azından yüzde 3-6 gibi topluluk üyeleri seviyesine indirilmesi, ihracatın da yalnızca devalüasyon yapılmasına bağlı olmadan, yapısal bir gelişme sağlanarak arttınlmasının ger- çekleşmesi halinde mümkün olabilecektir. • Ekonomik politika hedefleri ve uygulama so- nuçlan açısından Turki>e ile sisteme dahil ülkeler arasında önemli farklılıklar vardır. Bu nedenle Türkiye'nin Avmpa Para Sistemi'ne katılması mümkıin degildir. Merkez Bankası eski başkanları: 'Kur gerçekçi değiTKIZILCAHAMAM (AA) — Merkez Bankası eski başkanları uygulanan döviz kuru politikası- m eleştirdiler. Merkez Bankası eski Başkanı Prof. Cafer Tayyar Sadıklar, bu- gun uygulanan döviz kurunun gerçekçi olmadığını, Türkiye'nin ihracata dönük ekonomik politi- kaları sürdürmeye mecbur oldu- ğunu savunurken yine eski baş- kanlardan İsmail Hakkı Aydınog- lu, kur polkikasında bazı yanlış- hklar olmasına rağmen bugünkü ortamda, piyasanın beklediği gi- bi bü\1ik oranda bir devaluasyo- nun f ürkiye'ye yarar getirmeye- ceğini söyledi. Prof. Sadıklar, BİAR ile Kondrad-Adenauer Vakfı'mn or- taklaşa düzenlediği sempozyum- da, bugünkü kur politikasıyla ih- racatta bugüne kadar yapılan uy- gulamalarda tersine dönüş söz ko- nusu olduğunu bildirdi. Merkez Bankası'mn uygulama- ya koyduğu politikalarda, başa- rıya ulaşma şansımn statüsüyle yakından ilgili olduğunu da vur- gulayan Sadıklar. şöyle konuştu: "Merkez Bankası özellikle parasal programı uygulayabilmek için yeterince özerk olmazsa ba- şan şansı kısıtlanır. Bankanın özerkliği konusunda ise, son yıl- Cafer Tayyar Sadıklar: Operasyon başarılı oldu, ama hasta ölmek üzere. ' İsmail Aydınoğlu: Merkez Bankası bilançosun- daki değerleme hesabı facia. larda ileriye dognı degıl, genye dognı bir gidis olmuştur. Bu iti- baria Merkez Bankası'nın son >ıl- lardaki görüniımii "operasyon başanlı oldu, ama hasta ölmek üzeredir" ifadesiyle ozetlenebilir. Enflasyonun ulaştığı yüzde 60'lık seviye de bunun bir kamtıdır." Merkez Bankası eski başkanla- rından İsmail Hakkı Aydınoğlu da bugünkü ortamda iç borçların, dış borçların yansıması olarak gi- derek büyüdüğunu, böyle bir or- tamda buyük oranda devalüasyon yapmanın ekonomiye yarar yeri- ne zarar getireceğini söyledi. "Merkez Bankası bilançosun- daki değerleme hesabı bir faciadır" diyen Aydınoğlu, para- sal programın icenği konusundakı görüşlerini açıklarken.de "Aslın- da geçen 10 yılın özeleştirisi ma- hiyetinde. Çiinkii burada bilanco- yu getirmek istedikleri nokta 1973 yılı bilançosudur" dedi. 1980'li yıllarda ekonomi poli- tikalannda en büyük hatamn ima- lat sanayiine yeterince yatınm ya- pılmaması olduğunu kaydeden Aydınoğlu şu görüşleri savundu: "Bu dönemde, ne özel sektör bu yönde dognı düriist teşvik edildi, ne de kamu böyle bir yatı- nmda bulundu. Kamu altyapıya yöneldi. Özel sektör ise, imalat sa- nayüne yönelik gorevini yerine ge- tirmedi. Sonuçta ihracat kapasi- tesinin sonuna gelindi. Bir diger deyişle Türkiye'nin ihracatı do- yum noktasına gelmiştir. Biitiin bunlara bağlı olarak bugünkü or- tamda kuru arttırmak, ihracatta ancak maıjinal arbşlar sağlayabi- lir." Kalkınma Bankası GenelKurulu Işletme kredisi artacakANKARA (ANKA) — Türki- ye Kalkınma Bankası (TKB) Ge- nel Müdüru İsmail Emen, banka- nın işletmelerin ilk yaürım aşama- sından olgunluk dönemine kadar destek verme flkesine göre örgüt- lendiğıni belirterek bu nedenle ya- tınm kredileri kadar işletme kre- dilerini de yaygınlaştıracaklarını bildirdi. Türkiye Kalkınma Bankası'nın genel kurul toplantısı dun yapıl- dı. Genel kurulda bir konuşma yapan Emen, TKB'nin ürün çeşit- lendirilmesi ve dağıtımı konusun- da titiz çahşmalar yapacağını ifa- de etti. TKB'nin sermayesine işti- rak ettiği fırmaların teknik, idari ve pazarlamaya yönelik problem- leri ile finansal darboğazlanm gi- dermek için başlatüan rehabilitas- yon programının devam edeceği- ni kaydeden İsmail Emen, bu şe- kilde rehabilite edilecek iştirakle- rin sermaye piyasasına açılacağı- nı açıkladı. Bankanın alacakları konusun- da gerekli titizliğin gösterileceği- ni vurgulayan İsmail Emen, 1990 yılının TKB için universal banka- cılığa geçişin uygulandığı bir yıl olarak anılacağını belirtti. 1989 yılında sanayi kesimine 275 milyar lira kredi tahsisi yap- tıklanm vurgulayan İsmail Emen, 1990 yılında bu kesime 500 mil- yar lira kredi tahsisinin planlan- masına rağmen, yılın ilk 5 ayında 415 milyar liralık tahsisın gerçek- leştirildiğini ifade etti. Emen, tu- rizm sektörüne ise aym dönemde 262 milyar lira kredi tahsis ettik- lerini hatırlattı. Emen'in konuşmasından sonra onaya sunulan bankanın 1989 yı- lı kâr ve zarar hesaplan genel ku- rulca tasvip edildi. Buna göre ban- ka 1989 yıh bilanço dönemini 22 milyar lira net kârla tamamladı. Daha sonra banka yönetim ku- nılunda boş bulunan üyeliklere se- çim yapıldı. Yönetim kurulu üye- liklerine Hazine Genel Müdüru luncay Altan, DPT Musteşar Yar- dımcısı Turgut Tüten, Cumhur- başkanı Özal'm ekonomi başda- nışmanlarından Engin Günel se- çildi. Gorev süresi dolan MKE es- ki genel müdüru Mustafa Erener de yeniden yönetim kurulu üyesi oldu. Denetleme kurulu üyeliğin- de boş bulunan üyeliğe ise Turizm Bakanlığı Musteşar Yardımcısı Tankul Ünal seçildi. Izmirli sanayicilerin Cumhurbaşkanı Özal'a tepkisi 4 Etkinlik içîn yürürüztZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) — TOBB'nin, borsa ve odaların etkinliğini gi- derek yitireceğini, buna karşılık TÜSİAD gibi derneklerın daha büyük etkinlik kazanaca- ğını söyleyen Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a sanayiciler buyük tepki gösterdiler. Cumhur- başkanı Özal'ın açıklaması, "lalihsiz ve yanlış bir ifade" olarak değerlendirildi. Bir raeclis üyesi "Etkinliğimizi arttırmak için yuruyüşe geçeriz" dedi. Ege Bolgesı Sanayi Odası Meclis Toplan- tisı'nda sanayiciler ekonomik konulan tartış- maktan çok Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı eleştirdiler. EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Yüce, Özal'ın TOBB'nin onemini yiti- J receği ve TÜSİAD gibi derneklerin daha çok etkinlik kazanacağına ilişkin sozlerini değer- lendirirken "Bu açıklamadan önümüzdeki dönemde TOBB'nin hükümetle diyaloğunu koruyamayacağı anlaşılıyor" diye konuştu. EBSO meclis üyesi Teoraan Baygan ise Cumhurbaşkanı Özal'ın ABD sistemi etkisi altında bulunduğunu belirterek ABD'de de- mokrasinin güçlerin mucadelesi olduğunu, lobiciliğin büvük önem taşıdığını vurguladı. Baygan, "O zaman biz de etkinliğimizi art- tırmak için tüm sanayicüeri toparlar ve yü- rürüz. Türkiye'yi ayağa kaldınr, bir güç ohıruz" diye konuştu. EBSO Meclis Başkanı Şinasi Ertan ıse- Cumhurbaşkanı Özal'ın odalara ilişkin soz- lerini değerlendirirken şunları söyledi: "Açıklamalar çok yanlış ve bissidir. Çün- kü bizim yerimiz Türkiye Cumhuriyeti Ana- >asası'nda vardır, kanunlarda vardır. Tabii ki dunyada olduğu gibi Türkiye'de de özellikle son dönemde ihtisas dernekleri oluşmakta- dır. Bunlann amaa kendi sektörierindeki so- runları çözmek, bunuB için hükümetle diya- log kurmak. Ancak bu dernekler bir anlam- da konuya tek taraflı. yani kendi taraflann- dan bakarlar. Buna karşılık kamu yaranna çalışan odalar kamuyu öncelikle düşünmek onun yaranna çalışmak zorundadırlar. İşte Sayın Cumhurbaşkanı burada fevkalade ya- nıhyor. " EKONOM1DE KULIS MERALTAMER Saracoğlu formundaydı"Merkez Bankası, yaptıgı pa- ra programn la artık enflasyo- nist politikayı desteklemeyecegi- ni açıkça ilan etmiştir. Sayın Sa- racoğlu, enflasyonla mücadelc konusundAki savaşınızı vc iaançlı hıtumunuzn gönülden destekliyor, tebrik ve takdirieri- mizi sunuyonız." Türk Sanayicüeri ve İşadam- lan Derneği TÜSİAD'ın genç başkanı Cem Boyner, Merkez Bankası Başkanı Rüşdü Sara- coğlu'nu dinlemek üzere The Marmara Oteli'ne gelen TÜSİ- AD uyeleri ve gazeteciler karşı- sında Saracoğlu'nu bu cümleler- le kürsüye davet ediyordu. TÜ- StAD'ın iltifatlanna mazhar olan Saracoğlu ise gerek takdim konuşmasında gerekse sorulan yanıtlarken her haliyle bu teb- riklere "tayık" bir tablo çiziyor, toplantıya katılanlara "iyi ki geldik" dedirtiyordu. Ekonomi kurmaylarının Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a verdikieri ekonomi brifinginin hemen ertesine "rastlayan" ya da "rastlatılan" bu toplantıda Saracoğlu, 1990'a ilişkin daha önce hiç duyulmamış en "taze" ekonomik veriler ve rakamlar- la ortaya çıktı ve ilgiyle izlendi. Zaten Cumhurbaşkanı Özal'la yapılan ekonomik brifingler, Hazine, DPT ve Merkez Banka- sı gibi kuruluşlann "en taze" rakamlan ilk kez açıklamak üzere birbirleriyle yanşnklan bir arena oluyor galiba. özellikle brifinglere kısa bir süre kala söz Rüşdü Saracogla konusu kurumlardan hiçbiri bir- birine rakam, ekonomik veri fa- lan vermiyormuş. Hatta o kadar ki eğer birine bazı rakamlar çok gerekli olursa basındaki dostla- nndan yararlanarak diğer kunı- luşun verilerini ele geçirmeye ça- lışıyormuş. Yanşın amacı belli... Cum- hurbaşkamnın karşısına en ge- niş "dağarcık'Ma, sakız olmamış verilerle ve bu verilerden yola çı- kılarak yapılabüecek ilginç ana- lizlerle çıkabibnek... DPT eski Başkam, TÜSİAD Yönetim Kurulu üyesi Yıldının Aktürk'ün Saracoğlu'na yönelt- tiği bir sorudan anladık ki Mer- kez Bankası Başkanımız geçen hafta sonundaki brifıngden pek alnının akıyla çıkmış. Döviz ku- runun daha hızlı yükseltilmesi için bir süredir Ankara'da bas- kı oluşturma çabasındaki ihra- catçı - sanayici lobisine karşı Cumhurbaşkanı Özal, Saracoğ- lu'na ekonomi brifınginde "Sen bildigin yolda devam et" mesa- jını vermiş. Çünkü Ankara ile hâlâ yakın kontaktlan olan Ak- turk,Saracoğlu'na "Ekonomik brifingde Sayın Cumhurbaşka- nı Özal dan para programımz için yeniden takdir ve destek gördüğünüzu duymuştuk. Sizin görüşlerinizi burada aldık. Eğer brifingde ortaya konulan aiter- natif goruşleri de kaba hatlany- la anlatırsanız, biz de fotogra- fın tümünü görme imkânına kavuşuruz" dedi. Ancak Sara- coğlu bu soruya "ser verip sır vermez" bir üslupla yaklaştı. Saracoğlu'nun politikasma Köşk'ten yakılan yeşil ışığm sü- receği anlaşılıyor. Merkez Ban- kası Başkanımızın TÜSİAD'da altıru çizdiği hususlardan kısa vade için şu sonuç çıkıyor: • Devalüasyon ya da hızlı kur ayarlaması kesinlikle >ok. Kur- larda >ıl sonu için ne kadar ar- tış bedeflenmişse o uygulana- cak. • Enflasyondaki düşüş egilimi ağır seyrettigi ve bu arada iç ta- lep de canlandığı için parayı bi- raz daha sıkma yoluna gidilebi- lir. • Dolayısıyla faizlerde düşüş bekiemek gerçekçi oimaz. Aksi- ne faizler muhtemden vttksde- cektir. Buz üzerineyazıyazmak"Biz vaadetmiyoruz. Bunlar ithal otomobiller de- Bunlar gelecekte üretilecek otomobiller de degil. Bunlar bugün Türkiye'de üre- tilen ve dün>a piyasasında da rağbette olan otomobiller..." Oyak-Renault'nun yeni mo- deli Renault-21'in tanıtıldığı toplantıda Fransız G-^nel Müdür Bemard Brun böyle diyor, Türk Genel Mudur Aleş Ünal Erzen de açıklamalarıyla bu ifadelere destek çıkıyordu. Otomobilde kıyasıya rekabet ve söz düellosu, anlaşılan kısa sürede bitecek gibi değildi. Ge- çen ay Koç Grubu'nun Fiat'la biriikte üreteceği son model Tempra'nm tamtımında da Koç Holding Otomotiv Grubu Baş- kanı İnan Kıraç ateşli bir konuş- ma yapmıştı. Ancak Kıraç yıl- lardan beri iç piyasayı paylaştı- ğı rakibi Renault'ya toz kondur- mamaya özen göstermisti. Renaultcular ise yeniler- eskiler aynmı yapmadan Koç'- U, Sabancıydı, Asil Nadir'di demeden tümüne yüklendiler. "Vaatlere değil gerçeklere bakın" derken sadece Toyota ve Peugeot'un yatınm hazırlıkları- m değil Koç'un yıl sonunda pi- yasaya girecek Temprası'nı da kastediyorlar ve "Biz buz iize- rine yazı yazmıyoıuz" cümlesi- ni ısrarla ve tekrar tekrar telâf- fuz ediyorlardı. Yatınmlar konusunda da hem "eski" rakiplerine hem de "potansiyel" rakiplerine söyle- 9 .-•»•• Ateş Ünal Erzen •yeeek sözleri vardı: "Biz yaünmı hiç ihmal etme- dik. Her yıl sistemli olarak or- tahıma 50 milyon dolarlık yatı- nm yaptık. Bu nüktardaki ya- tınma önümüzdeki yıllarda da devam edeceğiz. Başkalarımn (burada Koç'un yeni yatınmı kastediliyor) 700-800 milyar li- ra diye ileriye dönük olarak ver- dikieri rakamlan biz geçen yıl- lardan beri yaptığımız için bu- günkü yatınm rakamlanmız mütevazı kalabilir. Biz buz üze- rine yazı yazmıyoruz. Bu yatı- nm rakamlanvla rekabet edebi- leceğimiz görülecektir." Renault yöneticileri, otomo- bil sektöründe kopartılan tüm fırtınaya ve Mr. Toyoda'nın Türkiye'ye kadar gelmesine rağ- men, Japonlann ve Peugeot'un Türkiye'de otomobil üretecekle- rinden kuşku duyar gibi görünü- yorlar ve şöyle diyorlardı: "Yeni yapımcılar, yakında otomobil üreteceklerini söylii- yoriar, ancak basından izledigi- miz kadanyla üretime 1993'te başlayacaklannı ilan ettiler. Eğer Türkiye'de üretim yapma- >a o kadar hevesliyseler neden 3 yıl bekliyorlar? Gerek biz ge- rekse bugün piyasada olan raki- bimiz 1969'un sonlannda fabri- kalanmızın lemdlerini atmış ve o gunün zor koşullanna rağmen (bir damla yağmur yağsa inşaat pa>dos edilirdi) 1971'de ilk yerii otomobiUeri piyasaya çıkartnuş- tık. Modern di>e takdim ettik- leri arabalar bizim Renault-21 gibi. Yani Türk piyasasına 3-4 yıl gecikmeyle sokruklan mı modern olacak?" Anlayabildiğimiz kadanyla Renaultculara göre "yenilerin" şu andaki hedefı ithalat ve bu yolla Türkiye piyasasım tanı- maktı. Eğer "maya tutarsa" bu arada "1992 seçimkrinde de bir kaza olmazsa" yatınmlara hız verilebilir ve 1993'te üretime ge- çilebilirdi. "Madem 'yeni'lerin gelecek- leri onlara göre kesin degil öy- leyse bu öfke niye?" diye düşü- nenler olabilir. Anlayabildiğimiz kadanyla öfkenin şu andaki başlıca nedeni "Fiziki imkan ol- sa bugün Türkiye'ye günde 1 milyon otomobil girer" dedik- leri; ithalat. Herduvardanduvara Berlin Duvarı hariç Sakıp Sabancı Toyota otomobille- rini Türkiye'de üretmeye hazırla- nan Sakıp Sabancı, her konuşmasında lafı donup dolaştı- rıp otomobil sektö- rüne getirmekten ya da bu konuda bir imada bulunmak- tan geri kalmıyor. Önceki hafta Yünsa'nın Dupont işbirliğiyle üre- teceği yeni halmın tamtımında Sabancı'yı dinli- yorduk. "Hahyla otomobilin ne alakası var?" de- meyin. Eğer istenirse pekâlâ olabiliyor. Önce Era Reklam Ajansı'nın hazırladığı ilginç multivizyonu izledik ve "Berlin Duvan hariç her duvardan duvara Yünsa kullanüabilecegini" öğ- renirken aynı anda "sertifikalı" yani, "hakiki" Berlin Duvan'ndan kopanhmş taşlanmızı aldık. Bu arada Sabancı ailesinin iş hayatına peş pe- şe giren genç kızlanndan birini daha tanıdık. İn- giltere'de yaşayan Şevket Sabancı'nın kızı Sadı- ka Sabancı, eğitimini Londra'da tamamladıktan sonra şimdi Adana'da Plassa'nın başındaydı ve "amcasından rica ettiği için" Sabancı da onu kı- ramamış ve yeni halınııj tanıtım toplantısına ka- tılmıştı. Sabancı "ludı" diye başladığı konuşmasında la- fı dönüp dolaştuıp ileri teknolojiye getiriyor ve otomobil piyasasında ezeli rakibi Koç Grubu'nun da yer aldığı söz düellosuna yeni katkılarda bu- lunuyordu: "Herhangi bir firmanın sahibi, patronu, dışar- da gördüğü modern teknolojiyi ve son yenilikle- ri Türkiye'ye getirmemişse, sanayici olarak go- revini yapmamış demektir. Yeni fikiriere çabuk adaptasyonu, Sabancı aUesinde oldugu gibi diğer gruplarda da gormeyi arzu ediyoruz. (...) Yoksa monopol oldu, statuko kaldı... Çok yanlış. Ne iç pazardaki müşterilerinizi mudu edebilirsiniz ne de dışanya ihraç edebilirsiniz." KISA KISA • Fatoş Oyuncaklan'nın yeni üreteceği bebek için çocuklara yönelik olarak düzenlediği "Adım Ne Olsun? yarışmasına yapılan başvurular ilk 10 gün içinde 4 bin kişiyi aştı. • Interteks tarafından duzenlenen endüstriyel ve sektörel fuarların takvimi yenilenmiş olarak yeniden basıldı. Takvim, 1990-92 arası planlanan fuarları kapsıyor. • Halk Sigorta bu yılın mayıs ayına kadar 1989 yılı toplam primine ulaştı. Geçen yıl 108.7 milyar lira toplayan şirket, 1990 yılının ilk 5 ayında bu rakama ulaştı. • Ziraat Banka», Eurocard/Mastercard'dan sonra Ziraat/Visa adıyla yeni bir tam kredi kartı veriyor. Yurtiçi ve yurtdışında tek kart taşıma avantajı sağlayacak olan kartla ulaşım araçlanndan rezervasyon yaptırabilme olanağı sunuluyor. • Dizel Magnet Ticaret ve Sanayii, yetkili servisleri için yeni bir seminer düzenledi. Bosch Elektrikli Ev Aletleri'nin Türkiye genel mümessili olan firmanın düzenlediği seminer, Almanya'dan gelecek Bosch teknik elemanlan tarafından yapılacak. CanonFotokopi Makinesi hesmafc,BURO UAKINELERI TİCARET A Ş UEHKEİSTANBUL TEL 151 5920(9HAT)FAKS 1437816 İ AOANA41NKLTD ŞTı TEL 137619-13 7304 I ANKAFIA/BORMAŞ A Ş TEL '67 25 88 =b EMR'KAYA A Ş TEL 138 175-255 850 3 TİAflZON/KAR-MAK KOLL ŞTİ TEL 17 620-12 940
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle