09 Aralık 2025 Salı Türkçe Subscribe Login

Catalog

Months
Days
SAYFA CUMHURİYET 11 KASIM 2010 PERŞEMBE 6 ŞAHİN: İŞLEM YAPARIM ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’den, BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız’a, önceki günkü Meclis grup toplantısındaki “Kürtçe konuşma”sı nedeniyle uyarı geldi. Grup toplantısında Türkçeden başka bir dille hitap edilmesinin yasalara aykırı olduğunu savunan Şahin, aksi takdirde “işlem yapılacağını” söyledi. Şahin “Siyasi partilerimizin uyması gereken esaslar hem anayasamızda hem de Siyasi Partiler Kanunu’nda açıkça ifade edilmiştir. Siyasi partiler, tüzük ve programlarının yazımı ve yayımında, kongrelerinde, açık ve kapalı salon toplantılarında ve propagandalarında Türkçeden başka bir dil kullanamazlar” dedi. HABERLER BDP’li Yıldız, ‘Grupta da Meclis Genel Kurulu’nda da Kürtçe konuşuruz’ dedi BİLİM ve SİYASET ORHAN BURSALI ‘Geri adım atmayız’ AYŞE SAYIN Mahkemeye Siyasi Talimat “Tutukluluk sürelerinin 18 aydır sürmesi, ‘Haksızlık var. Tahliye edilsinler’ gerekçesini haklı kılmaz. Mutlaka onların orada tutulmasının gerekçesi vardır. Darbe teşebbüsü başlı başına bir suç. ‘Bunların hiç eylemi yok. Bunlar oturup konuştular’ demek olmaz. Zaten bunların eylemi olsaydı, yargılamayı onlar yapacaktı, mahkemeleri onlar kuracaktı..” Bunları söyleyen Devlet Bakanı Hayati Yazıcı. Yer, İstanbul Barosu genel kurul toplantısı. Prof. Mehmet Haberal’in tutukluluğu üzerine konuşmasından... Okuyunca düşündüm ki niyet, hiçbir zaman gizli kalmaz. Hele iktidarda olmanın verdiği rahatlık, niyetleri açığa vuruyor. Demek ki Haberal (ve diğer tutuklular) için yürütülen dava, hukuksal bir durumdan çok, bir siyasal hesaplaşma: “Siz darbe yapacaktınız, bu kesin. Başaramadınız, şimdi biz sizi yargılıyoruz..” Yazıcı, henüz yargılamaları süren bir dava üzerinde kesin yargısını vermiş. Bunu zaten başından beri biliyoruz; dile gelmesi, bizleri doğruluyor! Bakan’a teşekkür mü etmeli, yoksa Tanrı konuşturuyor, elinde değil susması mı demeli? Mehmet Haberal 20 aya yakın tutuklu. Aylardır hastahanede. Israrla tahliye edilmiyor. Darbe mi yapacaktı, bu amaçla bir gizli örgüt mü kurdu? Bir “araba dolusu” belgesi var dosyada. Ameliyatları bile orada! Hastalarının “böbreklerinde” darbe amaçlı gizli örgüt çalışmaları yapıyordu! Haberal, etkili bir isim. Ünlü bir cerrah. Böbrek nakli konusunda Türkiye’de ve dünyada isimi yapmış bir akademisyen. Sezer yerine, adı cumhurbaşkanı adaylığı için bile geçti. AKP iktidarının siyasal anlayışına ve iktidarına karşı. Bir siyasi hareket başlatıyor, herkesle konuşuyor, açık toplantılar yapıyor üniversiteye ait Patalya Oteli’nde. Cumhuriyet mitinglerini destekliyor... Başkent Üniversitesi’nin kurucusu, Kanal B televizyonunu yönlendiriyor. Gizlisi saklısı olmayan bir insan. Haberal, siyasi düşünceleri doğrultusunda, temel hak ve özgürlükleri içinde davranıyor. Milyonlarca insan gibi “bu iktidar gitmeli” görüşünde! Savcılar ise Haberal’ı bir gizli örgütlenmenin içine sokma çabasında. Orgeneral Hurşit Tolon, kendisine “Sabah 3’te bile çağırın, koşar gelirim” demiş. Savcılık da işte gördünüz mü, nasıl bir örgütsel ilişkiler içindeler, havasında! Askerler darbe yapıp Haberal’ı başbakan mı yapacaklardı? Bunun için kanıt gerekli! Yoksa “vay telefonla bak ne konuştular...” suçlaması ancak engizisyon davalarına yakışır! AKP’ye karşı siyasi bir parti kuruluş çalışmaları içinde olan ve kendini lider olarak ortaya atan bir insana, aynı düşünceler içinde bir generalin bu yanıtı doğaldır! Haberal’ın girişimi, demek ki siyasi bir umut doğurmuş! Sayın Yazıcı, Haberal’ın AKP’ye karşı darbe yapacağına inanıyor mu gerçekten? Desin ki “Şu iddiaları görmüyor musunuz?” Biz de diyelim ki yahu bunlar ciddi iddialar... Böyle bir tutum bile, kendini yargıçların yerine koymak anlamına gelse de hiç olmazsa bu “ciddi” iddiaların bir an önce açıklığa kavuşturulması gerektiğini düşünürüz! Ama bunu kimse diyemiyor! Ve Haberal için ağırlaştırılmış müebbet hapis talep ediyorlar. Eskiden olsa idam isteyeceklerdi. Yazıcı, bence mahkemeye doğrudan müdahale yaptığı için özür dilemeli. Açıklaması “Haberal’ı serbest bırakmayın” anlamına gelir. Ve Silivri’nin yargılamalarının aslında bir siyasi tasfiye ve gözdağı olduğunun da! OKUR NOTU: Hüseyin Celep: “CHP’nin iktidara gelse de ülkeyi yönetemeyeceği” uyarınızın karamsarlıkla bıçak sırtı kadar yakın olduğunu yazmıştım size. Sizin bilimsel analizlerinizle, bizim duygusallığımız karışınca kimi doğruları da görmekte zorlanıyoruz. “CHP ve Tasfiye” başlıklı yazınızda “Tonlarca CHP’li parti içinde işlevsiz kılındığı gibi dışarı da atıldı” diyorsunuz.. “TON”un bir ağırlık ölçüsü olduğunu elbette biliyorsunuz. CHP’liler için kullanmanızı yadırgadığımı ancak nitelemenin dikkatinizden kaçtığını sanıyorum... Yanıt: Tabii ki kastım hakaret olamaz. Sadece dikkatsiz bir ifade, uyarınız için tesekkür ederim ve özür dileyerek düzeltirim. Bengi Yıldız ANKARA Partisinin grup toplantısında Kürtçe konuştuğu için Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’in uyardığı BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, “geri adım atmayacakları” mesajı verdi. Şahin’i Orhan Kemal’in “Bekçi Murtaza” karakterine benzeten Yıldız, Kürtçenin “görünür, anlaşılır” bir dil haline gelmesi için kamu kurumlarında da konuşmaya devam edeceklerini belirterek, “Bu bir parti kararı, grupta da Meclis’te de konuşuruz” dedi. Diyarbakır’daki KCK davasında Kürt çe savunma yapmak isteyen sanıkların konuşmalarının kayıtlara “bilinmeyen dil” olarak geçirilmesini protesto etmek için “her zemini kullanma” kararı alan BDP’den Şahin’e sert tepki gelirken grup toplantısının ardından Meclis Genel Kurulu’nda da konuşup konuşmayacakları merak konusu oldu. Önce genel kurulda da Kürtçe konuşma kararı alan BDP’liler, “ortamın çok fazla gerileceği, grup toplantısındaki konuşmada amacın hasıl olduğu” gerekçesiyle bu kararlarından “şimdilik” vazgeçti. Şahin’e sert yanıt veren Yıldız, özellikle “resmi ortamlarda” Kürtçe ko nuşacağını ifade etti. “Kürtçe yazışma” sürecinin de başlaması gerektiğini söyleyen Yıldız, “bunu kabul ettirmemizin yolu, yavaş yavaş hayata geçirmektir. Ve öyle umuyorum ki yavaş yavaş yaşamımıza geçecek” diye konuştu. Meclis’te konuşan BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık da Şahin’e tepki göstererek “Meclis Başkanı’nın bize ders vermeye hakkı yoktur” dedi. Diyarbakır Belediye Başkanı’nın, Avrupa’da “Gelin ilimize yatırım yapın” dediği için yargılandığını ileri süren Sakık, “Bir belediye başkanı bunun için yargılanıyorsa, ben o savcılara yuh derim” dedi. http://orhanbursali.blogspot.com obursali@cumhuriyet.com.tr İTİRAZ KABUL EDİLMEDİ Kürtçe savunmayı üst mahkeme de reddetti DİYARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu) Terör örgütü PKK’nin kent yapılanması KCK Türkiye Meclisi davasında, bir üst mahkeme olan Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi de sanıkların Kürtçe savunma talebini reddetti. Sanıkların, bu karara karşın Kürtçe savunma yapmakta ısrar edecekleri öğrenildi. Aralarında BDP’li belediye başkanlarının da bulunduğu 152 sanıklı KCK TM davasında sanıkların Kürtçe savunma talebi, dosyaya bakan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmişti. Geçen cuma günü gerçekleşen oturumda, mahkeme heyetinin sanıkların Kürtçe konuşmalarını tutanağa “bilinmeyen bir dil” ifadesiyle geçirmesiyle yükselen tansiyonun ardından avukatlar mahkemeden Kürtçe savunmanın reddine ilişkin gerekçeyi istemiş ve görüş için hazırlık yapmak amacıyla süre talep etmişti. Avukatlar itiraz etmişti Pazartesi günkü oturumda ise mahkeme heyetinin başkanı Menderes Yılmaz, ret gerekçesini “CMK’de savunmanın hangi dilde yapılacağı hususu yer almaktadır. Buna itiraz edilebileceğine dair kanun düzenlemesi olmadığı için talebin oybirliğiyle reddine karar verilmiştir” sözleriyle açıklamıştı. Bunun üzerine sanık avukatları, Kürtçe savunmayı reddeden kararın kaldırılması için üst mahkeme sıfatıyla Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz dilekçesi yazmıştı. Mahkemece sanıkların Kürtçe savunmaya ilişkin talebi reddedildi. C MY B C MY B
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear