26 Haziran 2022 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
6 HAZİRAN 1996 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA EKONOMI Uluslararası Para Fonu, ekonomik kararlarm hızla alınması için hükümete özel yetki verilmesini istedi İŞÇİNİN EVRENİNDEN IMF: Meclis devre dısı kalsınA\ ŞE SAVIN ANKARA - Lluslararası Para Fonu (IV1F). ekonomik kararlann hjzla almması için hükümete "özel yetki" verilmesi önensinde bulunarak. TBMM'nın de ,devre dışı bırakılması istedi. Çeşitli kuruluşlann yanı sıra siyası partı temsilcileri ile de görüşen IMF heyeti. hükiimettekı çalkantılardan kaygı duyduğu. bu nedenle ekonomi yönetiminin yeni oluşturulacak bir "teknokrariar ekibine" bırakılması görüşünü Türk yetkililere bıldirdi. Türk ekonomisine ilışkin yıllık incelemelerde bulunmak üzere 15-31 mayıs tarihieri arasında. Hazine. DPT. Özelleştirme Idaresi Başkanlığı. Maliye Bakanlığı. Türk-lş yetkılilerinin yanıstra. siyasi parti temsilcileriyle de görüşmelerde bulunan IMF heyeti. Türkive'den siyasi istikrarsızlığın süreceği ve • Hükümetteki istikrarsızlığın devam edeceği teşhisini koyan heyet. "Ekonomi yönetimi siyasi riskten uzaklaştınlmalı. Bu nedenle. ekonomi yönetimi teknokratlara devredilsin. Hükümete ekonomik kararlarla ilgili yetki yasası çıkarma olanağı tanınsın. Meclis, daha sonra devreye girsin" şeklinde görüş bildirdi. • IMF tarafından yapılan öneriye Türk siyasetini yönlendirme yetkisi olmadığını ileri sürerek karşı çıkan Aigan Hacaloğlu, IMF'nin çizmeyi aştığını söyledi. Algan HacaJoğlu. ekonomik krızin kapıda olduğu izlenimi ile aynldı. IMFGenel Dırektör" Yardımcısı Michael Hardy başkanlığındaki hevetın. bu görüşmelerde siv asi istikrarsızliğa dikkat çektiği belirlendı. CHP adına İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlunun kabul ettiği IMF heyetinin. "hıziı ekonomik karariar alınabilmesi"" için TBMM'nin de\ re dışı bırakılması önerisi dikkat çekti. Hacaloğlu. IMF'nin. siyasi önerilerde bulunmasına tepki gösterdi. Hacaloğlu'nun \erdiğı bilgiye göre. IMF heyeti. ekonomi yönetiminin siyasi kadrolardan alınarak. yeniden yapılandırılması \e "teknokratlara" devredılmesini istedi. Türk ekonomİMnin en büvük zaaflanndan birinin de. -ekonomik kararlann uygulanmasına yönelik mevzuat düzenlemelerinin gecikmesi" olduğunu vurgulayan IMF yetkilileri. hükümete bu konuda hızlı düzenleme yapılabilmesi için özel yetki \erilmesi görüşünü dilegetirdiler. IMF yetkililerinin. "Ekonomik karariann alınması gecikivor. Bu nedenle hükümet. acil konularda yetki yasası çıkarabilmeli. Meclis, daha sonra de\reye girebilir" görüşünü dıle getirdikleri belirlendı. IMF heyeti ayrıca. ekonominin hîzla krize gırdiği. ıç borçların bu krizin temeînedenı olduğu \e krizin önlenmesı için y üklü dış borç kaynağına gerek^inim bulunduğu. ancak bütün bunlann olabilme>ı için ıç siyasi rizkin azaltılması gerektığı görüşünü ilettı. IIVIJF çizmeyi aşıvor IMF heyetini kabul eden Algan Hacaloğlu ise "hükümete özel yetki" \e ekonomi yönetiminin "teknokratlara" de\redilmesi . önerilerine. "IMF'nin Türk siyasetini y önlendirme yetkisi olmadığı" savıvla karşı çıktı. Hacaloğlu. bu görüşlerini IMF yetkililerine de aktardığını belirterek. "IMFçizmevi aşıyor" dedi. Hacaloğlu. vaklaşık 2.5 saat süren görüşmelerde. IMF yetkılilenne şu görüşlen aktardığını bildirdi: "IMF, ekonominin teknik y önleriy le ilgili önerilerde bulunabilir. Bir ülkenin siy asetinin şekillendirilmesine yö'nelik önerilerde bulunması konusunda. oluşnıuş bir teamül yoktur. Belki IMF'nin böyle önerilerde bulunduğu ülkeler \ardır. Ancak halk iradesine dayalı rejimle yonetilen ülkelerde bu söz konusu olamaz. Türk ekonomisinin yönetimi 15 yıldır tanıamen yetersiA yanlış kadrolann elindedir. IMF reçetelerine endeksli AN \P ve DYP kadrolarınca yonetilen ekonominin kötiiye gitmesinin sorumluluğu sadece kanuı sektöründeki özelleştirmeye bağlanamaz. Artık İMF politikalan iflas etmiştir. Şu anda çö/ünı. 2 yıllık bir reiornı programı eşliğinde -ki v ergi reformu da bınıun içindedir- sağlıklı bir ekonomi politikası olusturulmalı." ŞUKRAN SONER Süüüpperr Demiryol-İş, Booz-Allen and Hamilton'a hazırlatılan raporun TCDD'yi parçalamaya yönelik olduğunu savundu 6 Demiryofları tasfîye için hazırlamyor' ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)- Demiryol-lş Sendıkası Genel Sekreteri IMtırettin Girginer. De\let Demıryollan'nın (TCDD) özelleştimıe politikalan ile çökertilmeye çalışıldığını savundu. Girginer. Amerikan danışmanlık şirketi Booz-Allen and Hamifton (BAH) tarafından hazırlanan "TCDD'deyeniden yapdanma" raporunun arkasında demiryollannı parçalama çabasının yattığını savundu. Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) da. BAH'nin raporunu "demiryollannın tanıamen dağıtılması ve batınlması programr olarak niteledi. Nurertin Girginer. BAH'nin raporunu. "Dünya Bankasıyönlendirmesinde, demiryollannın tasfiyesine alfyapı hazııiama raporu" olarak değerlendirdi. Öğretım üyeleri ile beraber sendikanın BAH'ın raporuna alternatif bir yeniden yapılanma raporu hazırladıklannı söyleyen Girginer. "BAH'ın raporunda hemfikir olduğumuz noktalar var. Her iki raporu da dikkate alarak ülke gerçek- lerini esas alan net birtavır koyacağız" dedi. Girginer. asıl hedefin TCDD'nın bölünerek altyapı \e işletmecilığin ayrılmaM olduğunu açıkladı \e şu değerlendırmeyı yaptı: "TCDD'nin üzerinde demiryolu altyapı yatınmlannın yükü bırakılırlien, tren işletmeciliğinin özel şirketlere bırakılması hesaplanıyor. Ancak, BAH'nin raporunda henüz TCDD'nin özellestirmeye hazır olmadjğı yazıldı. İlk aşamada TCDD içindeki ortaklıkiann, fabrika. İiman ve hastanelerin tasfiyesi öngöriilüyor. Demiryolu işletmeciliğinde de bazı hizmetlerin taşeron şirketler yoluyla özel sirketlere aktanlması söz konusu edildi." TCDD'nin zarar etmesinin nedenlerı arasında ıki noktaya değınen Girginer. ^unları sö\ ledi: -Yatınnılar için yeterli hükümet destegi yapılmadı. öngörüJen sübvansiyonlar bile verilmedi ve TCDD yüksek faizli kredilere yönlendirildi. 1983 y ılında giderler arasında faiz geri ödemelerinin payı yüzde 9 iken, 1994 yılında bu oran yüzde 50 oldu. Faiz yükü altında ezilen TCDD'nin zararlannda bir diğer etken de, altyapı yafınmlan. Vol vapınu karayollan değil, devletin üzerindeyken demiryollannda altyapı TCDD'nin üzerinde." Birleşik Taşımacılık Sendıkası (BTS) eğitim uzmanı Ösman Tiftikçi'nın hazırladığı "Türkiye'de l laşını Sorunu ve Türkiye" isımli kitapçıkta da BAH'nin raporu. "bir y atınm programı değil, TCDD'nin dağıtılması. batınlması programr olarak nitelendırıldi. Kitapçıkta. "BAH danışmanlık şirketine bu görevi veren Dünya Bankası, raporun hazııianması için TCDD'ye I milyon dolar hibe etmiş. Bu para Japonya'nın Dünya Bankası yönetimine bıraktığı fonlardan sağlanmış. Rapor. yeni demiryolu yasası ile ticari bir şirket konumuna getirilmesini istiyor. İsrihdamın azaltılmasını, toplu sözJeşme düzeninin kaldınlmasını. sefer sayılannın azaltilıp maliyetin düşürülmesini. ağır yük taşıması yapılan hatlarda yolcu treni say ısının en a/a indirilmesinin öngörüyor" denıldı. Sandığı \e SSK prim ödemelerinin vrtelenmesine >e 1.5 milyon dolarlık kredi gereksinimi olacak. - TCDD'nin. ııcarı ı^ gereksınımlerını e.sa> almayan örgütlenmeM. demiryollannın gelı>meNİnı engelledi. - Geleneksel kamu yönetimi kültürü \e insarı kaynaklarına ilişkin sorunlar performansın gcliş.tirilmesini kısıtladı. BAH rajjoru -TCDD'nin 1994 zararı 850 milyıın dolar. 5 yıl içindc 450 milyon dolarlık süb\an- siyona, 570 milyon dolar Emekli Rapordaki öneriler - Yeni yatınmlar kendi kendını finanse edebilecek. kisa dönemde getiri sağlayacak projelerle sinırlandmlnıalı. -Volcu taşımacılığında amaç. tren sayısını azaltmak, yolcuyu arttırıp maliveti düşürmek olmalı; zarar eden hizmetler iptal edilmeli. -TCDD'de anahat yolcu hızmetleri. Ankara-lstanbul arası anahat prestij trenleri \e sınırlı sayıda şehirlerarası anahat trenleri ile sınırlı olmalı. Demiryolu ile doğrudan ilgisi olmayan ortaklıklar. fabrikalar, limanlar. hastaneler tasfiye edilerek demiryolu işletmeciliği üzerinde yoğunlaşılmalı. - Idarı giderler \e personel maliveti en aza indinlmclı. Demiryoflarında yaruıı yüzyıllık ihınal AÎSK.4RA (Cumhuriyet Bürosu) - Türkiye'de 1950 yılından beri 788 kilometre (km) demiryolu yapılmasına karşılık. 1200 km otoyol yapıldı. ulaşım \e demiryollanna ılişkin bazı rakamlarşövle: - Son 10 yılda tFafik kazasında ölenlerin sayısı 100 bin. - Türkiye 8 bin 452 km demiryolu hatmla dünya 25'incisi ıken. 320 bin km'lik karayolu ile dünya 13'üncüsü. - 1950 yılından sonra binlerce km karayolu yapılırken. yalnızca 788 km demiryolu hattı döşendi. - I994'de karayollan yatınmlanna aynlan pay yüzde 73 ıken. demiryolu yatırımı yüzde 7'de kaldı. - Türkiye'de demiryollan ile yılda 146 milyon yolcu ve 17 milyon ton da yük taşımacılığı yapılıyor. - Toplam yolcu taşımacılığı ıçinde demiryollannın payı 1455'te yüzde 24 ıken. 1994 yılında yüzde 4'edüştü. - Banliyö taşımacılığı yolcu taşımanın yüzde 80'ını oluşturuyor. - TCDD içınde toplam gclirlerin giderleri kar>ılama oranı 199O"da yüzde 51 den 1994 yılında yüzde 39'a genledı. - Gelişmiş ülkelerde elektriklı taşıma oranı yüzde 82. Türkiye'de 8.1. - Demirvollarının vüzde 98'i tek hat. Ravlann vüzde 44'ü hasarlt. Bız, her yaştan her kültürden televizyon çocukları, az ya da çok kültür birikimimizi bir kenara atıp, kendimizi globalleşmenin kültür saldırısına teslim ettik. Daha doğrusu dün bu köşede, Izzettin Önder Hoca'nın altını onemle çızdığı gıbı kültürlerin yok edilmes/ hareketinın akışına ka- pıldık. Yaşamın her alanmda kendi kül- türümüzu gelıştırmeden vazgeç- me. yaşayan kültürlerin en kısır. olumsuz, ilkel boyutları ile one çık- malarını getırirken globalleşme adına dünyaya yayılan ortak kul- tür de kültürsüzlukten başka bir şey olamıyor. Dünyanın yönetm. üretim, bilım.. çarklannın uluslararaa fınans ve şir- ketler elıne geçtıği ve sadece on- ların çıkarları doğrultusunda ışle- dığı, ınsana. dünyaya ne olduğu- nun gözetılmedığı bir düzende başka ne olabilırdi ki? Çocuklanmızın öncelıkle etki- lendıkleri abartılı bırkaç sözcükle konuşma aıışkanlığı, hepımıze yan- sıdı."Şok", "Süper"sozcuklerıni kullanmadan, "bırşeylerin vurgu- lanması yapılamayacakmış" gibi geliyor. Her haber "Şok", herolum- lu şey"Süper". Gerçı bu arada bi- raz daha önemli ya da az önemlı haber bırbirıne kanşıyor, az olum- lu ile çok olumlunun farkı kalmıyor. Olsun. Dilimize doladığımız abartılı söz- cüklerı. kımı harfierin okunuşunu yineleyerek söylememiz kulağımı- za çok hoş geliyor. Söylediklerimi- ze öncelikle kendimizi inandırma- mıza yarıyor. Erbakan Hoca da durmadan reddettığı "öaW"la artık banştığı- nı kanıtlama arzusu ile de olacak. partisinı "Sûüüpper" ılan etti. Erbakan Hoca'nın Süpermen'e mi yoksa bu sözcuğü her dakıka her şey için bagıra bağıra söyle- yen çocuklarımızın seslenişine mı özendigi bizce bilınmıyor. Doğru- su Refah Partısi'nın neden Sü- üüpper olduğunu da pek kavra- yabtlmış değifiz. Ama kendi adıma Erbakan Ho- ca'nın hep Süüüpperoiduğunu düşünmüş. konuşmalannı televız- yondan ızlerken pek çok kez en ün- lü sıhirbazlara taş çıkaracak, ka- rayı ak gösterebilme yeteneğıne hayran kalıp, şapka çıkarmışımdır. Ben. yıllardır "Allah. yoksulluk, hak "edebıyatı yapıp dururken or- taya çıkan mal varlığının, ağırlığı- nı bırçok kez katlayan altınlannın. şeyhler gibi aptes alırken ayak yı- katmanın ıbadeti inançtan göste- riye donüşturmenin hesabını na- sıl verecek dıye düşünüp duru- rum. Hoca pışkin, takımı ile birlikte her gün başbakan olacağından, par- tisinin en büyük parti olduğundan söz açarak bizı yönlendirir. Bilım- de ünlü "şartlı refleks" kuramını iş- letır. Doğrusuto/yufmazolarakbı- linen zekâsı ile ünlü iş adamımız Sabancı bile Refah'ın iktıdara gel- mesi, Erbakan'ın başbakan olma- sı üzerıne fetva verdiğıne, medya yıldızlarımız övgüler dizdiklerine göre başanlı olduğunu kımse yad- sıyamaz. Ama benim bugün hükümet kur- sun kurmasın. başbakan olsun ol- masın. Erbakan Hoca'nın gelece- ği üzerinde ciddı kuşkularım var. Bence cin zekâlı hoca aynı kuş- kuları benden çok duyuyor olma- lı ki ne yapıp yapıp ıktidarın iple- rinı bir yerlerden ele geçırmeye bakıyor. Sizin aklınız Refah Partisi çatı- sının altına sığınmış, legal-ıllegal, demokratık-terörist yolları kulla- narak demokrasinin karş/tı şeriat düzenini ıktıdaryapmayı hedefle- mış radikal dınci grupların, tari- katlerin, Erbakan'ın özellikle son zamanlarda söyleyip yaptıklarını onaylayacaklarına yatıyor mu? Hoca'nın deyimi ile Batı taklit- çileri ile ittifaka, batılla kucaklaş- maya, haram düzeninın uygulayı- cısı, iktıdar ortağı olmaya razı ola- bılirler mi? Kımileri Refah'ın iktidar ortağı yapılması. Erbakan'ın başbakan- lığı ile radikal sağın düzen ıçine alınıp, erıtıleceğıne inanıyorlar. Hele de Sabancı'nın sözlerın- desimgeleşen. Türkiye'nin ış dün- yasının görüşlerını yansıtmaktan çok. globalleşme düzeninın sa- hıpleri uluslararası sermaye cep- hesi, başta ABD super güçlerın yeni bakış açısı, startejisi tama- men bu doğrultuda. Onlar, özellikle azgelişmış ülke- lerde en geri kültür ve ıdeolojıle- rin siyasi partileri ile ittıfak yapma, onlan iktidaragetirmenin peşinde- ler. Demokrasi sözcuğunü, ınsan hakları kavramlarını ağızlarından düşürmemelerı gerçek bir oyun. Tutturabıldikleri ulkeler için dikta- törlükler, ideolojılerı ne olursa ol- sun. halklarına çektırdıklerı ne ka- dar ağır kalırsa kalsın. ıstedıkleri- nı yaptırabilmek için ideal rejimler. Tutturamadıklarında sandık de- mokrasisıni ışletmek. halkın çıkar- îannın bılincınde olmamasını sağ- lamak çok önemli. Gerçek de- mokrasi, halkın çıkarianndan, hak- larından yana bılinçlenmesı acı re- çetelerin uygulanamaması, yeni sömürü düzenınin işletılememesı, dunyafinansve uluslararası şirket- lennın çıkarlarının kullanamama- sı ile eş anlamlı. Çıkariarrn kollanabilmesi ıçin is- tıkrar (^'jçok önemli. Eğer bu Tür- kiye'de merkez sağ- sol koalisyo- nu. sonra merkez sağ koalisyonu ile sağlanamamışsa, radikal sağ ik- tidar içine alınarak denenır. Yeter ki çarkların işlemesi durmasın. Erbakan Hoca durup dururken yıllardır söyledikleri. savundukla- nndan çark edip, iktidara geldi- ğinde bir şeyleri değiştirmeye kal- kışmayacağına ilişkin boşuna mı güvence veriyor? Refah'ın şemsiyesıne sığınmış, şeriat savunucuları oyuna mı ge- liyor? Bu partinin bugüne kadar söylediklerinin tam tersini yapma- ya aday olmasına neden ses çı- karmtyorlar? İktıdara gelmenin nimetlerinin hesabını yaptıklarından, kapılar arkasında önemli ödünler, güven- celer aldıklanndan hiç kuşkunuz ol- masın. Hele bir iktidara gelsinler. Bakın neler neler oluyor? Hoca ya bizi ya da onları uyu- tuyor. Doğrusu Refah Partisi için şüphe götürür, ama Erbakan Ho- ca'nın "Süüüpperr (!)" olduğu su götürmez. ÇİFTÇİ DOSTU / SADLLLAH USUMI Tanm kesimine su ve elektrik şokn Sarav Halı'nın Fabrika Müdürü Menevşe, düşük kalitede ürettikleri halılan gelen talep nedeniy le dış pazarda Rusya'ya. iç pazarda ise gazetelere satmakta olduklannı kay detti Saray Halı, "kupon halısına" markasmı koymadı Düşük kalite hah Rusya'ya ve medyayaEkonomi Senisi - Tekstil ve hazır giyımden sonra makine haîısı üreticileri de. başta A\ rupa olmak üzere dış pazarlara göz dikti. Avrupa'nın halı merkezlerinden Belçika'nın. makine imalatına yoğunlaşıp üretimden çekilmesiyle potansiyel pazan büyüyen Türk halıcılar, bir y andan iç pazarda kıyasıya rekabeti sürdürürken. diğer yandan farklı ülkelerdeki taleplere uygun farklı kalitedeki ürünlenyie dünya markası olmaya çalışıyorlar. Kayseri Develi'de kurulu Türkiye'nin en büyük makine halısı üreticilerinden Saray Halı da, bu yıl 20 milyon dolarlık ihracat planlıyor. tç ve dış pazarlardaki uluslararası marka boşluğunu doldurmak için desen ve kalitede sürekli atılım içinde olduklannı \urgulayan Saray Halı fabrika müdürü Ahmet Menevşe düşük kalitede ürettikleri halılan gelen talep nedeniyle dış pazarda sadece"kusya'ya. iç pazarda ise gazetelere satmakta olduklannı kaydettı. Türkiye'nin en büyük ikı makine parça halı üreticisinden biri olan Saray Hah 22 yıl önce kurulan de\ üretim tesisini ilk kez basına açtı. Fabrika müdürü Ahmet Menevşe. Türkiye'deki 50 milyon metrekarelik toplam üretimin geçen yıl 3 milyon metrekarelik bölümünü kendılennin ürettiğini ve son 6 yıldır Batı Avrupa'dan Rusya'ya. Arap ülkelerine kadar farklı dış pazarlara da yöneldiklerini anlattı. Saray ve Armoni işletmelerinden oluşan entegre tesislerde ıki ve üç atkılı VV'ilton sistemleri ile 450 bin ilme ile 122 bin 500 ilme sıklığı arasında değişen kalitelerde halı üretebildiklerini kaydeden Menevşe. Armoni tesisinde üretilen 122 bin 500 ilme sıklığındaki en ucuz ve en düşük kaliteye Rusya'nın ve medyanın talip olduğunu kay detti. Gazetelerin kupon karşıhğı okurlanna dağıtmak üzere kalitesiz ve ucuz halı istediklerini söyleyen ve adını vermek istemediği bir gazeteye serbest piyasa koşullannda Rusya'ya ihraç ettikleri kalitede halı vermek durumunda kaldıklannı anlatan Menev şe. "Ancak iç pazara vermek istemediğimiz bu halılara ne Saray ne Armoni markamızı koymadık. Başka bir isimle verdik" dedi. \atınmlanyla 19^0'li yıllann başında 8 bin nüfuslu küçük bir yerleşim birimi olan Develi'yı. bugün 40 bin nüfuslu bir "il adayı"na dönüştürdüklerini de kaydeden Saray Halı yetkililen. bir aile ortaiclığı olan şirkette profesyonel yönetim anlayışının hakim kılındığını ve çalışanlann yönetime demokratik katılımının sağlandığını belirttiler. DAZKIRI (AFYON) - Türk tanmı, yıllar- ca ülke ekonomisinin sanki sırtına yükmüş gibi gösterilmek istendi. Hükümetler, sa- nayici ve işadamlarının birkısmı, hatta ba- zı bürokratlar tarım kesimine yapılacak ya- tınmlan yersiz ve gereksizmiş gibi göster- meye çalıştılar. Basın da bu görüşleri pay- laşınca topraktan geçimini sağlayan 30 milyona yakın insan sahipsiz kaldı... Sonuç- ta dünyanın en ileri tarım ülkelerinden biri olan Türkiye; buğdayını, şekerini, yağını, eti- ni. sütünüithalederhalegeldi!..Ekonomi- miz. asıl, tanm kesimi bu hale düşürüldük- ten sonra bozuldu... Ama ne yazık ki gerçeği hâlâ görebilmiş değiliz... Hâlâ tarım kesimine yapılan des- tekleri çok görüyoruz. Yapılacakları engel- liyoruz... Bu kafa ile gidersek Türk ekono- misinin başına daha çok dertler açılacak... Battıkça batacak... Suçlusunu da yanlış yerlerde aramaya devam edeceğiz... Işin daha da acısı. çiftçiyi ikinci sınıf va- tandaş gibi görmek alışkanirk haline gel- miş... toplu olarak çıkıp "Ölüyoruz" dese- ler kimse inanmak istemiyor... Şikâyetleri- ne, tepkilerine kulak asan yok... Hepsi ka- derine terk edilmiş!... Çiftçi bu konularda o kadar yanık ki dev- letten, hükümetlerden, siyasetçilerdenta- mamen umudunu kesmiş ve hatta "Göl- ge etmesinler, başka ihsan istemeyiz" de- meye başlamışlar... Ama devlet ve hükü- met yetkilileri tanm kesimini "gölge etmek- ten de öte" adeta öldürmek için ellerinden ne gelirse yapıyorlar... Hayret!... Elektrik zammı tarımı bitirir Türkiye'de bir süreden beri bilir bilmez herkes çaya, buğdaya, pancara verilen ta- ban fiyatlan tartışıyor. Bazı çevreler ve ya- zarlar verilen fiyatlan yüksek buluyortar. Yüksek fiyat verdiği gerekçesi ile hükü- meti eleştirenler bile var.... Ama, bu arada çiftçinin durumunu soran yok!.. Maliyet araştırması yapan hiç yok.... Gübreye, akar- yakıta, traktöre, elektriğe, diğer girdilere zam geldiğı zaman kimse sesıni çıkarmı- yor... Sanayi ürünlerine yüzde iki yüz, üç yüz zam geldiği zaman ağzını açmayan- lar, tarım ürünlerinde üç kuruş fıyat artışı olduğu zaman kıyameti koparıyorlar... Dünyanın tüm ülkelerindetanmın altya- pısını devlet hazırlar. Barajlar, göletler. ark- Elektrik ile sulama yapılan bölgelerde tarımda ürün maliyeti 3 katına çıkacak. lar yapar. En ücra köşelere kadar elektrik götürülür. Çiftçi son derece düşük ücret kar- şılığında elektrik kullanır... Sulama nere- deyse bedavaya gelir... Verim ve kalite yük- sektir. Ayrıca. devletten destek alır... Urü- nünü de yüksek fiyatlarla satar... Türkiye'ye gelince işler tam tersine ça- lışır. Örneğin, ülkemizde yeterli baraj ve gölet yoktur. Nehirierimiz sanayi atıkları ile zehirlenir. Suyun tam lazım olduğu zaman nehır ve derelerimiz kurur... Hele oyle böl- gelenmiz vardır ki yerüstü suyu hiç yoktur. Değil tarla sulamak için, içmek için bile ye- raltı suyu kullanılır. Bunu sağlamak için de ya mazot ya da elektrik gerekir... Mazot bir yıl ıçinde 3 kat zamlanır. Elekt- rik ise tam bir felakettir... Örneğin. Türki- ye'de "tanmsalsulamalçin kullanılan elekt- rik ücretlerine bu yıl tam yüzde 500 zam geldi. Bu arada da devlet desteğı tamamen kalktı... 1 Nisan 1995 yılında 987 lıra 28 kuruş olan 1 kilovat elektriğın fiyatı 1 Nisan 1996 yılında 5 bin 75 liraya çıktı. 1995 yılından bu yana hemen hemen her ay veya iki ay- da bir otomatiğe bağlanmış gibi zam gel- diği için haziran ayı içinde de yeni bir zam beklentisi var. Verilen bilgilere göre tam sulama döneminde elektrik 8 ile 9 bin lira- ya çıkacak!.. Afyon'un Dazkırı ve Başmakçı ilçeleri ile çevresınde bir tek damla bile yerustü su- yu yok. Arazı sulama ve içme suyu olarak tamamen yer altından çekilen sular kulla- nılıyor. Elektrik ile sulama yapılan bölgelerde tarım ürünlerinin maliyeti en azından 3 ka- tına çıkacak. Dazkırı ve Başmakçı gibi ye- raltından çekilen sularla sulanan bölgeler- de ise, maliyet belki de 5 katını bulacak. Hükümet ilgi göstermiyor Dazkırı ve Başmakçı çevresınde buğ- day. pancar, ayçiçeği ve gül üretimı yapı- lıyor. On binlerce insanımız geçimini bu ürünlerden sağlıyor. Hayvancılık artık tari- he karışmak üzere olduğu için tek geçim kaynağı tarım... Hele. Başmakçı'da çok geniş bir gül üretimi var. İhracattan bölge- ye her yıl milyarlarca lira döviz giriyor. Bu- na rağmen insanlanmız geçimini zarzor sür- dürebılıyor. Yeni zam bir yana. elektrik ıçın ödenecek 5 bin 75 lira 56 kuruş, eğer 2 bin liranın altına düşürülmezse bölgede ne ta- rım ne de hayat kalacaktır. Dazkm'da Acıgöl Kooperatifler Birliği'nin merkezinde yerel kooperatif yöneticileri ile ortak bir toplantı yapıldı. Toplantıda yapı- lan tüm hesaplar bir facia habercisi gibi kar- şımıza çıktı. Dazkırı Tarım Sulama Koope- ratifi Başkanı Şerif Ali Gürcan şöyle ya- kınıyor: "1995yılına kadarelektrikte destek var- dı. Daha sonra hem destek kalktı hem fi- yatlararttı. Biryıldaki artış tam yüzde beş yüz... Örneğin, pancarzaten para kazan- mıyordu. Çiftçiküspesiiçin ekmeye devam ediyordu. Elektriğın kilovatına 5 bin 75 li- ra ödenerek çiftçilikyapılamaz. Pancaryıl- da 7 kez sulanmak ister. Bir dekarpancar 20 milyon lira gelir getirir. 5 bin 75 lira elektrik parası ödeyerek yapılacak ekim- de maliyet diğer girdilerle beraber 22 mil- yon lirayı bulur. Bu koşullarla çıftçıliği sür- dürmek mümkün değildir..." Başmakçı Tanm Sulama Kooperatifi Baş- kanı Necmettin Gönüllü de sorunları di- le getirdikten sonra şöyle diyor: "Eğer bir yılda 900 liradan 5 bin 75 lira- ya çıkanlan elektrik fiyatlan 2 bin liraya dü- şürülmezse bölgemizde tarım biter. Ya aç- lık başlarya da göç... Hükümetten ilgibek- liyoruz..." Başta Acıgöl Kooperatifleri Birliğı Baş- kanı Alparslan Çetinel olmak üzere, ye- rel kooperatif yöneticileri Yılmaz Erdelek, ismail Memiş, ibrahim Açıkgöz, Hüse- yin Akgün, Mustafa Şahin, Şevki Ceviz, Ahmet Kazan, Şevket Doğan, Cemal Sayın, Osman Onaran, Kemal Tüfekçi ve Şerif Ali Gürcan'ın elektriğe yapılan zam- mı düşürmek için başvurmadıklan makam kalmamış. Ancak bugüne kadar hiçbir so- nuç alınamamış. Sadece, Başbakan'a yap- tıklan başvurunun karşılığında "Konu, ener- ji bakanlığına iletilmiştir" gibi oyalama..ca biryanıt gelmiş!.. Ege bölgesinin güçlü Ziraat Odası baş- kanlarından Kemal Çetin (Aydın) ile Nuri Sorman (Manisa) da ilgili tüm kuruluşlara başvurmuşlar. facianın boyutlarını anlat- mışlar. Ama. ne yazık ki gene bir sonuç çık- mamış. Hükümet, eğer gerçekçi bir çözüm bulamazsa Türk tarımı ve çiftçisi elektrik zamlarından buyuk yara alacaktır...B 1
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle