01 Temmuz 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET KÜLTÜR 6 HAZİRAN 1996 PERŞEMBE 14 Ara Güler'in 'Yüzlerinde Yeryüzü' adlı albümü, 'Yaşar Kemal-Ara'nın Destam' başhklı bir oyuna dönüştürüldü özden tiyatro sahnesine..•M RHAN KANAKU "Ortalık ağarmaya başladı. İnce se- her yeü çıktı. Kamışlan usulca ığrau- yordu. Ortaya bir mey çalanla da\ulu küçücük ince uzun bir davulcu çıkü. Önce kadınlar halaya durdu. sonra er- kekler. Sonra uçsuz bucaksız Mezopo- tam>a'nın üstü usul usul ağardı..." Fo- toğraf sanatçımız AraGüler'ın ^Yüz- lerinde Yenüzü" adlı albümü. Anado- lu'da on bınlerce >ıldır yaşavan ınsan- lık kültürünün önemh bır belgesı, Bü- v ük romancı Yaşar Kemal'ın güçlü an- İatımı \ e gözlem > eteneğını katarak al- bümün gırışıne v azdığı önsöz, bu kül- türü oluşturan öğelen tek tek önümü- ze seren \ e önsözden çok. ınsanlık öv - küsünün dillendırıldığı küçük bır des- tan özellığınde. Bu ikı ustanın buluş- tuğu albüm ıse şımdi yepyeni birolu- şuma fotoğraf. öykü ve beden dilinın birlikte yoğrulduğu *Yaşar Kemal- Ara'nın Anadolu Destanı^adlı oyuna kavnaklıkedıvor. Yaşar Kemarin albümde yer alan önsöz metnının ve Ara Güler'in al- bümdekı görüntülennın üzenne kuru- larak üç ayrı sanat dalını sahne üzerin- de bırleştıren. oyunun arkasındakı ısımler tstanbul Devlet Tıyatrosu sa- natçılan Özlem Giiveii. Merih Atalay \e İstanbul Sahnesı Yönetmenı Meli- met Esatoğhı. HABITART kapsamın- da dün sahnelenen ve bugün de AKM Oda Tıyatrosu'nda saat 21.00"da sah- nelenecek oyunun müzıklerı Erhan Şakar a. hareket düzenlemesı Veysel Aymaz'a. dekorlan ise Cem Yalçın'a 7 âşar Kemal-Ara'nın Destanı' başlıkh oyun, Yaşar Kemarin albümde yer alan önsöz metninin ve Ara Güler'in albümdeki görüntülerinin üzerine kurularak, üç ayrı sanat dalını; fotoğraf, öykü ve beden dilini sahne üzerinde birleştiriyor. aıt.Mehmet Esatoğlu ve Özlem Güve- lı ıçın düz bır metın üzenne yapılan bır ılk çalışma değıl "Yaşar Kemal- Ara'nın Anadolu Destanı*. Daha ön- ce "Pitekantropus Istüne Çeşitieme- ler" adını taşıyan bu tür deneysel bir çalışmayı İlhan Selçuk' un bir maka- lesınden >ola çıkarak vapmışlar. An- cak fotoğraf sanatıntn yer almadığı bu çalışmadan sonra Adam Sanat dergı- sınınkasım sayısındarastladıkları Ya- şar Kemal'in makalesının kendılerını çok etkılediğını \ e böylece oyunun do- ğuş serüvenın başladığını söylüyor Mehmet Esatoğlu. Kendılerını metne çeken özelliklerı ise şöyle açıklı- vor "Metni ilk gördüğiimüzde çok be- ğendik-Onun \ra Güler'infotoğraf al- bümünün önsözü olduğunu daha son- ra ögrendik. Metinde Ara Güler'in al- bümünde yer alan görüntüler, Yaşar Kemal gibi usta romancının diliyk yo- rumlanıy ordu. Ara Güler \e Yaşar ke- mal gibi sayılan çok az olan iki ayn de- ğer bir araya gelmişti. Güler'in fotog- rafında yeryüzü, yüz binlerce yıllık in- sanlık kültürü. Anadolu"daki insanlığın gelişim sermeni \ar aslında. Ara Gü- ler'in çektiği Yaşar Kemal'in ise yo- rumladıgı. anlattığı bu insanlann çok görkemli, ayaklannı Anadolu"nun. Mezopotamya'nın ortasına basan hi- kâyeleri \ar.~ Toplam altı aylık bırçalışmanın so- nucunda "Vaşar Kemal-Ara'nın Ana- dolu Destanı"nda geleneksel ve desta- nımsı bır anlatım tarzını benımsemiş- ler- "Mezopotamya'da kahvelerde ge- zen ve öyküler anlatan kişiler \ardır. Bunlar sahip olduklan eski hikây elere, yenileri de ekleyerek anlatırlar. Biz bu anlatım şekline gövdemizi de katarak Japon tiyatrosunda yaptıklan gibi za- man zaman o kişi olarakzanıan zaman o kişiyi bir üçüncü şahısmış gibi anla- tarak >a da üçüncü şahısa dışandan bakarak ona bir yorum getirerek bir oyun tara geUştirdik." Halk danslarından \e ezgilerınden de >ararlanılmış. Canlı müzıkle des- teklenen oyunda Güneydoğu Anadolu ezgilerinı ve yörenin müzık aletleri kullanılıyor Ara Güler'in oyuna ilişkin ılk tepkısinın büyük bır şaşkınlık oldu- ğunu anlatıyor sanatçılar. "Romandan tiyatro olur. öyküden de olur, önsözden tiyatro nasıl olur'şeklınde şaşkınlığı- nı dıle getıren Ara Güler. sonra yar- dımcı olmava karar verir. Sanatçıların Ara Gülerden istedıklen en büyük yar- dım ıse nasıl bıryaklaşım ıçındeoldu- gunu öğrenmek. onu daha ıyı anlaya- bilmektır. "BUinmeyenyerieregidiyor. Bilinmeyen insanlarla yatıp kalkıp bu fotoğraflan çekiyor \e gerçekten başka biranlahmlabaşkabirşey çıkanyoror- taya. Bunu bir helikopterie de çekebi- lir. ama o insanlann arasında olmayı tercih ediyor. Ölüm dahil her türlü risk \ar bunun içinde. >asıl yaklaştığını öğ- renmek istediğimi/de 'Bır kaşıf gı- bı'dedi." Metın ıle özel bır ilışkı kunnuşlar: "Binlerce jıldır bu topraklarda yaşa- yan insanlann kültürünün geçtiği \i- rajlar \ar. Metinde ilk başta birtakım ipuçlan \eriyor, ama gittikçe metnin içinde bir yolculuk başlıyor \e birta- kım insanlar sizi alnor \e kendi mace- ralarının içine götürüyor \e beraber ilerlemeye başlıvorsunuz." Sümer. Asur. Akat. Lrartu gibi ın- sanlık tanhının önemli u\garhklannı varatmışzengın bırgeçmışe sahip Me- zopotamya topraklarında bugün ölüm- den başka bır şev olmadığını on yılı aş- kın bır süredır 20 bın kışının öldüğü- nü anımsatan Esatoğlu. oyuna kendi- lerinın getirdiğı yorumu "însanlarbu zenginliklerine, tarihlerine bir kez du- rup bir > abancı gibi bakmak zorunda. Günccl politikanın içinde bazı şe\leri çözemi>oni2. Her şeye bir sürü gerek- çe uyduruluyor. Bunlar ölüp 0den 20 bin insanı geri getirme>ecek. Binlerce yıl insanlar bu topraklarda banş \e kardeşlik içindeyaşamışlar. Gelenekler. felsefeler geliştirmişler. Güncel politi- ka içinde ka\ bolan büriin bu >aklaşım- lan, felsefeleri insanlara göstermek is- tivoruz" sözlenvle özethvor. 24 sanatçıyı bir araya getiren 'Diyaloglar' sergisi 6-29 haziran tarihleri arasında Atatürk Kültür Merkezi'nde izlenebilecek Türkiye ile Almanya arasında sanat diyaloğu AHL ANTMEN Alman\ a \ e Türkne'den 24 sanatı;ının \ apıtlannı bır ara\ a getıren "Di\aloglar- Şe\lerin Dü/enine Ait Yitirilmiş Düşün- ce" ba^lıklı >ergı. HAB1TAT cer<;e\esm- de 6-29 haziran tarihleri arasında İstan- bul Atatürk Kültür Merkezi'nde izlene- bilecek. Sergı a>nca Düs>eldorf'un. Nordrheın VV'estfalen eyaletınin başken- tı olu^unun 50 >ılı kutlamalan sirasın- da da 30 ağustos-26 eylül tarihleri ara- sında Düsseldorf "ta yer alacak. Türk ve Alman sanatçıların "di>aloğunu"amaç- layan. ortak bır zeminde gunümüz so- runlarını tartışan sergıde Düsseldorf \e Istanbul kentlerine göndermedc bulu- nan. her ikı ülke sanatçılannın kendile- rine v abancı olana faklı bakış açılan göz- lenebılecek. Sergının küratörü Beral Mâdra, sorularımızı yanıtladı: - Neden "DiyalogJar?" Aslında "Di\aloglar". sanat sergilen içın çok fazla kullanılmts,. hatta yıpran- mış bır başlık. Bunun bilıncındeydik kuşkusuz... Bugün dünyada en çok üs- tünde durulan söylem. küreselleşme. Ta- bıi ıkılemli bır söylem bu; gerçekten kü- reselleşıyor mu dünya. Küreselles,irken yine geçmışte olduğu gibi büv ük bir > a- bancılaşma tçıne nıı gırı>oruz? Fakat ne olursa olsun. bu durumun arkasında gız- li bır dısalog durumu \ar. In^anlar ya da şeyler bırbirlerivle ilişki kurmadan ger- çekte hiçbir şey olmuyor. Pekı ınsanlaı birbırleriyle nasıl konuşmalı ki 20. yüz- yıldavapılan yanlışlar21. vüzyılaakta- nlmasın. aynı yanlışlar uygulanmasın? Bu açıdan. sanatçılar her zaman oldugu gibi öncülük yapıyorlar. yapıtlanyla. bu diyalog konusunda ipuçlan veriyorlar. Diyaloglar bas.lığını seçmemizin bir bas.- ka nedenı de bugün sergılenn altyapı- sında sanatçılan. küratörleri. kurumlan. özel sektör gıbı pek çok alanla bır ıletı- şim. bir diyalog ıçıne girilmesinden kay- naklanışor. Bır üçüncü neden de 1994 yı- lının mart a\ında Alman sanatçı Ernst Hesse'nin Türk \e Alman sanatçılan bır araya getırecek böyle bir sergı içın bana öneri getırmiş olmasu bu düşünce be- nım yaptığım dızı sergilere uyuyordiye kabul ettım. - Serginin altbaşlığını oluşturan "Şe>- lerin Düzenine.Ait Yitirilmiş Düşün- ce"den söz edebilir mi>"iz? Bu. Ernst Hesse'nin attığı bır başlık. Aslında bu sö\ lemde bir tuhaflık \ ar de- nılebılır. ama ikı >ıl içindebualtbaşlığın ne kadar \ennde olduğunu ızledik hep bırhkte I)eleuze'ün "FelsefeNedir?"! kı- tabında bu düşünceşe değınılışor "Tek istediğimiz, kendimizi kaostan korumak için bir çeşit düzen. Durmaksı- zın \itiriyoruz fıkirierimizi. Şeylerde ve şeylerin durumunda bir parça düzen yoksa. tıpkı nesnel bir anti-kaos gibi fıkir- İerde de bir düzen olma> acaktır" derken şö>le eklı\or kı. bu bızim sergımıze de çok uyuv or' "Felsefe, bilim \e sanat gök- kubbevi\ıkınamızı \ede doğrucakaosun içinedalmamızı ister. Kaosu ancak bu be- del karşdığında \enebilecegiz.'" İşte bura- da bu ba^lıkla sanatın. bu kaosun üste- sinden gelebılecek en önemli araç oldu- ğunu düşünüyoruz. Deleuze'ün düşün- cesine u\arak. \aşadığımız düzen. geç- miştekı \e gelecektekı düzen konusun- da sosvologlar. bilımadamları pek çok düşünce orta\a atı^örlar. Tüm bunlann sonucunda bugünkü dünya koşullan içinde sanatçılar açısından nasıl bır de- ğerlendırme yapmak gerekiyor dive dü- şününce. \ ıne sanata bu yuz\ ılda \ erilen bır işle\ \ar. o da sanatın ya da sanatçı- nın birkahraman.bıröncü gibi bırçok şe- \ı üstlenmesı \e toplumlara bıryönlen- dirme \ermeye çalışması. Işte ben yüz- yılın sonundasanatçınınbu işle\ıninye- niden çok belirgın biçımde gündeme gel- diğinı dü>ünü\orum - Sanatçıdan beklenen bu belki. ama genelde böşle bir bilinçten ya da sorum- luluk du>gusundan söz ediİebilir mi gü- nümüz sanatçılannda? Sergıye katılan sanatçılar: Erdağ Aksel, Rahmi Aksungur, El\an Alpay, Selim BirseU Eberhard Bosslet, FelL\ Droese, Irmel Droese, Esra Ersen. Jarg Geismar, Marcel Hardung, Ernst Hesse, Serhat Kiraz, Adolphe Lechtenberg, Julia Lohmann. Osman, Kadri Özayten, Ergül Özkutan. Nİichel Sauer. Adrian Schoormans, Thomas Schütte, Vuji Takeoka. Anja VViese, İskender Yediler ve Adem Yılmaz. Kesin olarak böyle bır şey sövlene- mez. Çünkü bakıyorsunuz 8Ö'li yıllarda hem Türkıye'de. hem dünyada oldukça apolıtık bir tablo çızmişler. eski terimle sanat içın sanat \ey a sanat pazan içın sa- nat v apma\ a \ önelmişler. Ama tüm bun- iar olurken dünya siyasetınin, toplumsal yapısının, ekonomisinin yazgısının peşi- ni b\rakma\ an sanatçılar da \ ardı; kendi köşelenne çekılmış üretimlerini sürdürü- v orlardı. 9O'lı yıllarda ise Körfez knzin- den sonra dünya yeni bır sarsıntı geçır- dı Tabiı sanatçılar büyük bır tepkı gös- termek zorunda kaldılar. Ikınci bır olav da Bosna'dır. sanatçılan dürtüleyen. Dünvanın bu gıdişine birilerinin durde- mesi gerektiğini düşünen yine sanatçılar oldu. Türkıye'de ise sanatçılar zaten bi- lınçaltında siyasi bir kimlik taşıması ge- rektığmı unutmam\ştırsanı\orum. Bunu unutturacak bır ortam yok zaten Türki- ye'de Sanatçılar\e aydvnlar sürekli dev- letın v e yerel yönetimlenn saldınsı altın- da. Bu saldınva karşı sürekli savunma durumunda. henüz saldmya geçmediler. Ama böv le devam ederse "saldın" diye- ceğımız bir durumun ortaya çıkmasını beklı>orum doğrusu. - Sergi, R\BITAT kapsanunda \er ab- yor. İstanbul'a doğrudan göndermede bulunan işler yapan sanatçılar var mı? Öncelikle bu serginin HABITAT do- layısı>layapılmadığını\urgulamakisti- vorum Serginin temelı 1994 yılına da- yanıvor. ama gerçekleşebilmesi bu >ıla rastladı. Ancak HABITATgeçen yıl gün- deme gelınce bunu sanatçılara aktardım. Tabiı sanatçılann ilgisini çekti. çünkü bu rürk \e Alman sanatçılann 'diyaloğunıT amaçlayan, ortak bir zeminde günümüz sorunlannı tartışan sergide Düsseldorf ve İstanbul kentlerine göndermede bulunan. her iki ülke sanatçılannın kendilerine yabancı olana farklı bakış açılan gözlenebilecek. birdün>a zırvesı \e zınede düzen tartı- şılıyor. kentlenn düzenı. Serginin teme- lınde Alman sanatçıların buraya gelme- sı, Türk sanatçılann da Düsseldorf'a gi- dıp gözlemde bulunmaları düşüncesi ya- tıyordu. Bu bir ölçüde gerçekleştı. Al- man sanatçılann ürertıkleri ışlenn bazı malzemeleri buradan: kavramlar da )s- tanbul'un kültürü. kentleşmesıyle ılgili. - Böylesi kısa sürelerde, ortaya bir iş koyacak kadar gözlemde bulunmak mümkün mü? Çok doğru bır soru. ama bu sanatçılar buraya bır turistin geldiği gibi gelmiyor- lar. Belli birbilgı birikımlen var. obılgı bırikımlerini gelip burada bıre bır ölçü- de yaşıvor ya da yaşamıyorlar. sonuçta o bilgiyı düzeltiyorlar ya da doğruluyor- lar. Aynca bılıyorsunuz. günümüz sanat- çılan bir yerde durarak üretmiyorlar bu- gün. Sürekli gezme halindeler. Sanat ya- pıtının bır parçası haline geldı bu. - Az önce bir ölçüde sözünü ettiğimiz kaotik ortam içinde belli düşünceler de ancak ka\gan bir zemineoturabiliyor. Bu açıdan bakıldığında. gerçek anlamda "diyaloglar" kurulabileceğinedair inan- cınız tam mı? Özellikle de i/le\ici ile ku- rulacak olası diyalog bakımından? Birıncı aşamada. ızlevıcı bu kadar farklı ortamlardan gelen sanatçılann bır araya geldiğini görerek. bir diyalog ol- duğuna dair bir koşullanma içine giri- yor. Tabiı bız bır yönlendirme yapıyoruz. ki bunu da yapmak durumundav ız. Çün- kü izleyici daha önce başka türlü koşul- landınlmış. Türkıye'de izleyici bu tür sa- nat yapıtlanna karşı yabancılıkduvuyor Almanya'da ise durum daha farklı. ama orada da farklı sanatçılann bir araya gel- mesınden kaynaklanan bir yabancılık du\,abilir. DiyelimkiTürksanatçısıhak- kında belli bir yargısı vardır. o önyargı- sı bırden değişebilir. Ben kitlenin yal- nızca Türkiye'de değil. her yerde çağdaş sanatı çok benimsedığını düşünmüyo- rum. Çoğu insan modern sanata o kadar koşullanmış ki Matisse'den öteye gide- mıyor. Tabiı bütün yapılan çağdaş sanat sergileri kitlenin bu koşullanmışlığına karşı vapılıyor. - Buradadi> aloga giren sanatçılann, si- yasaU ekonomik ve toplumsal anlamda da >ollan kesişen Almanya \e Türkiye gi- bi iki ülkeden çıkmışolmalannın getirdi- ği olumlu > a da olumsuz etkenler \ar mı? Benım çalışmalanmda baştan ben Al- manya hep ön plana çıktı. Bunun başlı- ca nedeni de Almanya'nın. öteki Avru- pa kentlenne oranla bu tür dıvaloglara daha açık bır ülke olması. Almanya'da Çin'den Kore'ye. Amerika'dan Av ustral- ya'va kadar çok çeşıtlı sanatçılann ser- gilen vapılıyor. Almanya sanat ortamı onlan içinde banndırabiliyor. hatta bes- leyebıliyor. Türkiye. siyasal ve ekono- mik açıdan Almanya'nın sürekli günde- minde Orada yaşayan büyük bir Türk azınlığı var. dolayısıyla bir ihtıyaç doğ- maya başladı diye düşünüvorum. Bu ih- ti>aç da Türkiye'nın kültür kimliğinin bir şekılde Almanya'da temsil edilmesi. Geçmışte çok yanlışlıklar yapıldı bu ko- nuda. Çok folklorik, yerel düzev de bir ta- nıtım gerçekleştı. Ama son vıllarda her- kes uyandı, örneğin Almanya'da Türkı- ye'ye olanak vermeyen kurumlar uyan- dılar. Anık Türkiye"deki günümüz sanat kımliğini tanıma aereksinimi duyuyor- lar. - Bu sergide hem Almanya, hem Tür- kiye'den çeşitli kurumların oldukça yo- ğun >e çok çeşitli desteği dikkat çekiyor. tlk defa bu kapsamda bir işbirlıği ya- pılıyor. Sponsorumuz West LB Europa bankasının İstanbul ve Izmır şubeleri. Bir vandan da ekonomı-sanat dıvaloğu içine giriliyor. Aynca katkıda bulunan- larNardrheın NVestfalen Kent. Kültür ve Spor Bakanlığı. Nordrhein Vv'estfalen Sanat ve Kültür Yakfı. Nordrhein VV'est- falen Ekonomik Kalkınma Derneği, Düsseldorf Beledivesı. LTLJ. Capıtal Radyo. Türkıye-Alman>a Kültür Foru- mu. Goethe Enstıtüsü ve Türkiye Aras.- tırmalan Merkezi IŞILDAKVEYELPAZE ATİLLA BİRKİYE II "Mezardan Bir Sada Beşir Fuad, çok sevdiği dostu Ahmet Mithat'a, intihanndan önce yazdığı mektuba böyle başlıyor: Mezardan bır sada. Beşır Fuad, edebiyat ve kültür tarihimiz açısından çok önemh bırkişiliktır. Maddeci birfelsefenin ışığın- da, doğalcı-gerçekçi bir edebiyat estetığini benim- semiş; bu doğrultuda, Batı düşüncesine koşut ya- pıtlar vermıştır. Ne var ki ıntıhar etmesi, onu "yasaklılar" lıstesıne sokmuştur. Bugün baktıgımızda Beşir Fuad'ı hep dolaylı görürüz. Yapıtlarından ortada pek eser yok- tur. (Birkaç mektubu günümüz Türkçesıne çevril- miştir; -kitaplaştı- Fazlı Necib'e ve Muallim Naci'ye yazdığı mektupların birkaçı; birde A. Mithat'a yaz- dığı ünlü ıntihar mektubu.) Orhan Okay'ın Beşir Fuad adlı monografisı. ön- de gelen yapıtlar arasındadır. Buna geçenlerde ya- yımlanan Ahmet Mithat'ın Beşır Fuad adlı bıyogra- fisı (Oğlak yay.) de katıldı. • Beşir Fuad. Ahmet Mithat'tan çok etkilenmişti, ama kimı yazarların altını önemle çızdiği gibi hiçbir zaman onun ızsürücüsü olmamıştı. Ahmet Mithat, onun ölümünden sonra. epeyce etkilenmiş oldu- ğundan bu kitabı kaleme almış. Beşir Fuad'ın kişi- liğine ve intiharınıfı nedenlerıne ilişkin görüşlerini di- le getiriyor. Ne var kı, Beşır Fuad gibi birinin dehasını, Ahmet Mithat'ın anlaması hıç kuşkusuz ki beklenemezdı. Dahası, A. Mithat'ın kapasitesı böyle bir değerlen- dirmeye yetmezdi. Aynı şekilde intiharının "diyalek- tiğini" de anlayamazdı. Nıtekım, Beşır Fuad'ın intiharını, maddecıliğine ve dinsızliğıne bağlaması. kendi düşüncesının ne ka- dar saçma olduğunun göstergesidir. Selahattin Hi- lav da bu saçmalığı düşünsel düzlemde çürütmüş- tür (Felsefe Yazılan). Ahmet Mithat, Beşir Fuad adlı kitabını, onun inti- harının hemen ardından, 1887'deyayımhyor. Garip- tir ki kitap. Türkçede yayımlanmak için tam 1996'yı bekliyor. Kitabın çevınm yazısı, yani günümüz harflenyle yazımı Ahmet Özalp'e aıt. Ne yazık kı kitap günü- müz Türkçesıne çevnlmemiş. Kitabı OsmanlıcaSöz- lük tle okumak durumunda kalabılırsınız; şayet "es- ki" sözcüklerın anlamını bilmiyorsanız. Bu sözcüklerle, boylesine bır dille artık bağımız kalmadı. Uzmanlar için "cazıp" olabilır. (Günümüz Türkçesine çevrılmiş metınle bırhkte yayımlasalar- dı.) Günümüzde kullanageldığımız "temız Türkçe" ıle de eski bıçemin aktarılabileceğıne ınanıyorum. Tum bunlara karşın Beşır Fuad monografisı önem- li bir kitap. • Beşır Fuad, bir aydınlanmacı. Aklın boşınanca kar- şı olan savaşımından yana. Düşüncenın özgürlüğü- ne inanmış bın. Bugün bile kımılerıne "ibret" olacak düşünceleri var. Necib Fazıl'a 1886'da yazdığı bır mektubunda şöyle dıyor: "Herkes fiknnde hür ve serbest olmalıdır... Size ustünlüğüm olsa bile onaylamadığınız bır fikn ne- den kabul edecekmişsıniz. Düşündüğünüzü açıkça söylemeye engel olmak düşünmeye manı olmak- tır." Beşir Fuad'ın yıllarca kıtaplardan, edebiyat tarih- lerindenuzaktutulmasırun nedeni, bu bilgeliği olma- sın? Unutturulmuş bir düşünürdür Beşir Fuad. Bılıme sonuna kadar ınanmıştır. intiharından sonra bede- nının tıp fakültesıne venlmesini vasiyet etmış olma- sı da bilımsel çahşmaların yanı sıra etık anlamda bır göştergedır. Özcesi 35 yıl yaşayan sıradışı bıridır. Türk edebı- yatına, kültürüne az sayıda olmasına karşın çok önemli yapıtlar ve yazılar bırakmıştır. Diieğimız, Beşır Fuad'ın yapıtlannın da; özellikle Voltaire ve Hugo (tam olarak) adlı kitaplarının gü- nümüz Türkçesıne çevrilip yayımlanması... • Beşir Fuad'ın ıntihar tarihı 5 Şubat 1887. Tam yüz- yıl sonra Beşır Fuad ıle benzer bir seçimi paylaşan Nilgün Marmara, Şubat 1987'de yazdığı şu dize- leri, onu düşunerek mi yazmıştr. Ey, ikı adımlık yerküre Senın bütün arka bahçelerini gördüm ben! Tiyatroya kurum dışmdan yönetici atanmasma tepki Kültür Servisi -Erol Kes- kinın \enne ŞehırTıyatrola- n'nın Genel Sanat Yönet- menlığıne getınlen Kenan Işık. kadrosunu kurdu. Ge- nel Sanat Yönetmenı yar- dımcılıklanna. sanatsal ışler- den sorumlu olarak Füsun Akatlı. teknık ışlenn koordı- nasyonundan sorumlu olarak Cem Da\ran. tıvatronun uluslararası ılı^lennden so- rumlu olarak Serra Yümaza- tandı. Yönetım Kurulu ıse Ke- nan Işık başkanhğından En- gin lludag, Füsun Akatlı. Cem Da\ran. Macit Koper. Can Başak. Karabev A\do- ğan'dan (tdarı Müdür) olu- şuvor. İstanbul Büv ükşehır Bele- divesı ŞehırTıvatrosuSanat- çüarı Derneği (IŞTtSANı. Erol Keskin'ın gerekçe aös- tenlmeksızın Genel Sanat Yönetmenlığı görevınden alınışı \e venne asal kadro- sunun saklı tutulduğu Dev- letTıvatrosu'ndan "izinli ola- rak' vönetmen Kenan Işık'ın atanmasına ilişkin vavımla- dığı açıklamada. ŞehırTıyat- roîan "na kurum dışından yö- netıcı atanmasını onaylama- dıöını belırttı. IŞTlSAN'ın kamuoyuna yazılı olarak vaptığı açıkla- mada şu görüşlere yer venl- dı: "Sayın Kenan Işık'ın sa>- gııı thatrocu kinıliğini tartış- ma konusu yapmaksızın; ti- >atromuza kurum dışından yönetici atanması volunun açılmasınu İstanbul ŞehirTi- yatrolan'nın kendi kendını vönetme hakkı'nın çiğnen- mesi olarak değerlendirdiği- mizi; ileride vol açabileceği - bugünden uç \eren- \onetsel sapmalan düşunerekde kav - gıyla belirtmek zorunda) ız. Yenı Yönetım Kuru- lu'nun. İstanbul ŞehırTıvat- roları'nın vazgeçılmez sa- natsal bağımsızlık ve çağ- daşlık ılkelennı ödünsüz sa- vunarak kavgılanmızı boşa çıkarmalarmı dılerken. sayın Kenan Işık'ın da 'konuk' Ge- nel Sanat Yönetmenligi ko- nunıu\la \etinmemesini. en kısa sürede asal kadrosunu kurumumuza naklettirerek: tiyatromuzun kaderini pa>- laşmasını: böylece kendisine gü\en duyulumasını kolay- laşhrmasını bekliyor; özede sayın Kenan Işık'ı 'başımıza' geçmekyerine,'aramıza' ka- tılmava çağnyoruz". Geçmış dönemın 'hakça değerlendirilmesi' yolunda bır çağrıya da yer verılen açıklamada. Erol Keskın başkanlığındakı vönetım ku- rulunun, 12 Eylül darbesını ızleyen olağandışı bır döne- min ardından. İstanbul Şehır Tıvatrolan'nı 'tiyatroyu ti- yatrocular yönetir" ılkesı uyannca açık ve sıyasal he- saplardanarınmışbıryönetı- me yenıden kavuşturduğu. kurumun sanatsal baöımsız- lığını tıtızlıkle koruv arak ku- rum sanatçılannın etkın ka- tılımıyla 'çağdaşNeevrensel' bır kamu kültürel hızmetını tstanbullulara sunduğu belır- tıldı. Açıklamada. kurum sa- natçılan ıle onlann demokra- tık meslek örgütü olan İSTİ- $A\"ın. Sehır Tıvatrola- n'mn 'sanatsal bağımsızlık \eçağdaşlık' ılkelennın yanı bira. sanatçıların dokunul- maz 'özgüryarancılıkhakla- nnın' da gözetıcıhğını sür- düreceğı \ urgulandı.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle