27 Haziran 2022 Pazartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 23 EKİM 1996 ÇARŞAMB 14 KULTUR TlYAP, Kültür Bakanı İsmail Kahraman'ı göreve çağırarak sorunlanyla ilgilenmesini istedi 'Bakan, bizi dinlemek zorunda! 9 • Özel Tiyatro Vapımeıları Derneği. Kültür Bakanı İsmaiJ Kahraman'ı göreve çağırdı. TİYAP. Bakan Kahraman ile bır türlü görüşemediklerini vurgulayarak. tiyatro sezonunun üç hafta önce başladığını ve ivedilikle çözümlenmesi gereken sorunlar olduğunu belirtti. Bu arada Kültür Bakanlığı bütçede en düşük artışı özel tiyatrolara vererek. ödenek miktannı yüzde 3 oranında yükseltıp 63 milyar liradan 65 milyar liraya çıkardı. Kültür Senisi- Özel Ti- narak. tıvatro sezonunun üç yatro Yapımeıları Derneği. Kültür Bakanı İsmail Kah- raman'ı göreve çağırdı TİYAP. 52 imzanınyeral- dığı yazılı açıklamada, Ba- kan Kahraman ile birtürlü «önişemedıklennı vurgula- hafta önce başladığını ve ivedilikle çözümlenmesi ge- reken sorunlar olduğu beiır- tılerek "Adı kültür olan bir bakanlığa bağlı olan kurum- lar olduğumuz için o bakan- lığa. o makama baş.vuruyo- ruz. Sayın Kahraman o ma- kanıda oturduğu için >ani kendisi T.C.'nin Kültür Ba- kanı olduğu süreee bi/im muhabatamız olmak > e biz- leri dinlemek konumunda- dır. Bu TİYAP'a üve özel ti- yatrolar bu istemimi/i bir kez de hasılı \e sözlü >a\ın kuruluşlan önünde bir kere daha yineliyoruz. Sayın Ba- kan. bu son isteğimi/dir \e si- zi lütfen göreve, bizleri din- lemeye davet ediyoruz" de- nildı. TİVAP. iki ayı aşkın bir süre önce Kültür Baka- nı'ndan önce sözlü. ardın- dan özel kaleminin isteöi doğrultusunda yazılı olarak bir görüşme isteminde bu- lunduklarını. bu isteğı tele- fonlarla da anımsattıklarını ancak "Baş* urumuzun Ba- kan Bey'in masasında dur- duğu. o bir şey söy lemediği sürece. herhangi bir hafırlat- manın >apılamayacağı" >;ı da "Durumunuz acilse, bir müşa\irlegörüşün"yanıtınj aldıklarım belirtti. Demokratik yollarla kurul- mu^. ülkesuıde kültür üreten. ülke kültürüne katkıda bulu- nan tüm özel tn atrolan tenı- sıl eden bır dernek oldukları- na değınen TİVAP. i\edilıkle çözüınleııme.Nİ uereken .so- runlar halledilmediği için bir- çok tivatronun provalara bıle başlaşamadığına dikkat çek- tı TlVAP'ın Kültür Baka- nı'nı göreve çağrısının altın- da bulunan isımler şöyle: Yıidız Kerıter. Şükran Güngör. Gazanfer Özcan. GönülL'lkü. Enver Aysever GencoErkal. Ali PoyrazoS- lu. Tevfîk Gelenbe. Hadi Çanıan. Salih Kalyon. Fer- han Şensoy, Le\ent Kırca. Oya Başar. Haldun Dor- men. Nejat L'ygur, Rutkay Aziz. Üınit Denizer. Zafer Diper. Ali Atik. Turgut De- nizer. Çetin Akcan. Abdul- lah Şahin. Tuncay Özinel, Reha Bilgen. İdıl Vazgan. Burhan Akçin. Sencer Sağ- dıç. Rıza Ozbilgiç. Çetin Etili. Çan Tiyatrosu. Emer Demirkan. Dilek Türker. Ahmet Levendoğlu, Anka- ra Tiyatrosu. Birol Engeler. Vasemin Yalçın, Ercan Yaz- gan. Bülent Kayabaş. Ke- rem Kurtoğlu. INedim Sa- ban. Selma Köksal.Gülsüm Sovdan. Naz Erayda. Salim Dörtcan. Ragıp Yavuz. Ha- lit Ergör. Meltem Cumbul, İlhan Arkan. Derya Yücel. Özdemir Çiftçioğlu. ve Murat İ^can. Konuy la ilgili olarak gö- 2\ıIönce'Turandot" operasıy la büy iik başan sağlayan İstanbul De\let Opera ve Balesi bu kez 'Salome' operasıyla Danimarka basınının ö\güsünü topladı. ^eni bir prodükshon için davet alan Yekta Kara \ önetimindekl İDOB'un, muhteşem bir performans sergilediği vurgulandı. 'Oyunculuk ve şarkı söylemedeki" gücüy le, Zehra ^ ıldız'ın mükemmefyorumunun altı çi/ildi. Tolitik bir dinamit: Türk Operası' Danimarka'da İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin sahnelediği' Salome'ye övgü yağdı Kültür Senisi - İstanbul De\ let Opera \e Balesi'nın 30 e>lül - 5 ekim tarıhlerı arasında Danimar- ka Alborgda sahnelediğı Salome. sevircıden ve basından büyük ılgi gördü. 2 yıl önce 'Turandot' ope- rasıy la Danimarka da büyük baş,a- rı sağlayan ve yeniden davet alan İstanbul Devlet Opera \e Balesi. bu turnesini Dışişleri Bakanlı- ğı'nm katkılarıyla gerçckleştirdi Geçen sezon Istanbul'da ilk kez oynanan \e büyük ilgi toplayan. Richard Strauss'un ünlii operası Salomev ı dünyaca ünlü rejısörGi- an-Carlodel Monacosahneve kov- du. Orkestrayı Ale.vander Sander veOrhanŞalberindönüsümlü ola- rak ıdare ettıklerı Salome'nın Da- nimarka lenisillerinde orkesiravı Orhan Sallıel yönetti. Dekor ve kostümlerını yine opera dünşası- nın önde gelen isimlennden .Mic- hael Scott'ın vapıığı Salome'nın ba^rolünü oynayan soprano Zehra \'ıldız, Danimarka basınının övgii- siinü topladı. Danimarka"dd 1.2 \e 4 ekim (a- rihlerinde toplam 3 temsille seyır- ci karijisına çıkan Salome için Da- nimarka basınında çıkan haberler. yapıtın başarıyla temsil edildiğı yönündeydi. Jvllands-Posten ga- • zetesinde çıkan 'Başanlı Türk Sa- lomesı"ba$lıöı>la >er alan John Christiansen ımzalı haberde. "Yekta Kara'nın başanlı yöneti- mindeki İstanbul De\let Opera ve BaJesi. Danimarka'da düzenlenen pek çok festi\aJde i/leıiH\e alışhğı- mız standartlarda bir performans sergüedi" denılerek İDOB Müdü- rü Vekta Kara'nın başarısına değı- nildi. Başta rejısör Gian CaHödel Monaco olmak üzere soprano Zeh- ra Yıldız. "Hedores' rolündeki Günter Neumann. tenorCemalet- tin Kurugüllü \e orkestra şefi Or- han Şallıel'in yüksek pertbrmans- larından ösgüyle söz edildi Aalborg Stiftstidencegazetesın- de yeralan PederKaj Pedersen im- zalı haberde ıse İstanbul Devlet Opera \e Balesi'nın, yapıtı 'muh- teşem' bır performansla sergiledi- ği belırtıldi ve özellikle. "oyuncu- luk ve şarkı söy lemedeki gücüy le" Zehra Yıldız'ın 'mükemmel' yo- runuınun altı çızıldı. ' -Politik bir dinamit: Türk Ope- rası' başlığıyla yayımlanan Lotte Bichel imzaİı haberde ıse "İslami görüşlere bağlı bir hükümetin baş- ta olduğu Türkiye'den bir opera. Danimarka'da ikinci temsilini M'ri- yor" görüşüne yer venldı. Haber- de. İstanbul Devlet Opera ve Ba- lesi'nin turne hazırlıklarını ta- mamlamis; olmasına ragmen hü- kümet tarafından engellemegirisi- miyle karşı karşıya kaldığı belirtil- di ve tıırnenin iist diizevde dıplo- matik gırişımler sayesinde gerçek- (eştirildiği vurgulandı. Haberde. "Salomeden sonra. *Aida\ 'Carmen' veya "Othello" adlı vapıtlardan bırınin Danimar- ka'da sahnelenmesı yönünde İstan- bul Devlet Opera ve Balesi ile görü^meîere baslaııdıöı bildirildi. TEKSOY A KÜLTÜR ŞÖVALYELİĞİ 'Çeviri, yeniden yaratma sürecidir' GLL ERÇETİN Rekin Teksoy'a. Goldoni. S\e>o. Malaparte. Calvino. Buzzati. Pa\ese. Pasolini Fel- linu Malerba. Fallici ve son olarak da Boccacıo gibı İtal- yan edebiyatjmn başlıcaya- zarlarının vapıtlarını Türk- çe> e kazanciımıası nedeniv - le öncekı akşam İtalavan Konsolosluğu'nda Kültür Şövalveliği ödülü venldi. Bocacciodan vaptığı De- eameron çe\ irisi. geçen cu- ına günü Dilek Türker'in. Burhan Şeşen'in nıüzığı eş- lığinde kıtaptan öv kü örnek- leri sunmasıy la İtalyan Kül- tür Merke- zi'nde tanıtı- lan Rekın Teksoy daha önce de Gol- donrnın"İki E fe n d i n i n Lşağı" adlı yapıtını çe- vırdiğindede Avni Dıllıgil Ödülü'nüka- z a n m ı ş 11. "İnsan ödül kazanmak Rekin Tekso\ıçın çe\ ırı y a p m ı y o r artıa bu tür ödüller insanı el- bette çok mutlu ediyor" di- ven Teksoy'un çeviri vap- maktaki amacı kendtsini mutlu etmek ve sevdiğı me- tinlerı çevresivle paylaş- mak. Çeviride. noter çevirısi- nin ötesinde bir şevler >a- kalamak istev en Rekın Tek- soy'un çev ın sürecı. "\azar Türkçe bilseydi nasıl >azar- dı. nasıl ifade ederdi" soru- suvla başlıyor. Rekin Teksov "u. Boccac- cio'nun 14. yüzyılda yazdı- ğı Decameron adlı vapıtı çe- virmeye vönelten birincil neden yapıtta anlatılan olav - lann vüz> ıllar sonra da olsa hiçbır değısikliğe ıığrama- mışolması. "Sadecegivdik- lerimiz. yediklerimiz. içtik- lerimiz değişmiş. İnsan iliş- kileri, \aprlan haksıziıklar. >aşanan çirkinlikler avnı" diyen Teksov. genç kuşağın klasıklerle bağlantısının koptuğunuancak 19%Tür- kıvesi ile 14. yüzyıi Avru- pası arasındaki benzerlığin görülmesi açısından "Deca- meron"un mutlaka okun- ması gerektiğıni sövlüvor. Çev ırı sürecinin biraktar- ma değil de venıden \arat- ma olduğunu. zaman zaman çevırnıenlerın yazarlardan dahakolav anlaşıhrmetinler çıkarabileceğını savunuyor Teksov. Bu vaklaşımını "Deca- meron" çev irisine de vansı- tan çevırmen. Italva'da her- kes Latince yazarken ilk kez Italyanca vazan \e İtalvan- cava venı an- lamlar yükle- yen Bocca- cıo'yu çevirir- ken "Decame- ron"un ılkİtal- yancametınol- masından kav- naklanan ak- saklıklan ve anlaşılmazlığı ortadan kaldır- mava çalışmis. Bunun için de İtalya'da hazır- lanan özel "Boccacio Söz- lüğü'nden ve Decame- ron'un İngilizceveFrasızca çevirılerinden vararlanmış. Boccacio'nun herhangi bir biçem kavgısı olmadığını belirtirken de İtalyancaya ve Bocaccio'ya kesinlikle iha- net etmedığinı ve iki vılda çevirdiğı metinde asıl önemli olan anlamı anla^ılır bir şekilde aktardığını sö\- lüjor. Çeviri yaparken en az metinlerın yazarları kadar emek harcadığını belırten Teksov. önümüzdekı gün- lerde Dante'nin "İlahi Ko- medya"sını çev irmev i plan- lıvor. Rekın Teksov 'un bu çev i- rideki amacı ise Dante'nın bugüne kadar vapılan "tef- sir" çev ırılerının ötesmege- çerek metniıı kendisi gibi üçlüklerden oluşan şiirsel bır "İlahi Komedya" kazan- dırmak Türkçeve rüş almak istediğimiz tiyat- rolann bağlı olduğu Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardım- cısı AJaattin Korkmaz. yal- nızca Devlet Tivatrolan ile ilgilendiğini söyiedi. Görüş- memizi önerdiği öteki müs- tes,ar yardımcısı Mustafa Akalın ise opera ve baleyle ilgilendiğini belirtti. Böyle- likle Kültür Bakanlığı'nda özel tiyatrolarla ilgilenen vetkili makam bulamadık. Özel tiyatrolara destekymndejsaydı^ REFAHYOL hükümeti kültür hizmetlerindeki terci- hini bütçe yasa tasarısında da orta>a koydu. Küîtür Ba- kanlığı bütçe kaleminde. Devlet Klasik Türk Müziği korolarınm ödeneği geçen yılagöre3 katartınlarak343 milyar 750 miiyon liradan 1 trilyon 106 milyar liraya çı- karılırken. bakanlığın özel tıy atroları desteklemek amacıvla konulan ödenek, yüzde 100'e yaklaşan enf- lasyona karşın. yalnızca yüzde 3 oranında arttırılarak 63 milyar liradan 65 milyar liraya çıkanldı. REFAHYOL hükümeti- nin 1997 yılı bütçe yasa ta- sarısında. Kültür Bakanlı- ğı'nın ödeneği 12.9 trilyon liradan 26 trilyon liraya çı- kanldı. Bakanlığın bütçesinde en yüksek artış Devlet Klasik Türk Müziği korolarının ödeneğinde yapıldı. Klasik Türk Müziği korolarının bütçe ödeneği geçen v ıla gö- re 3 kat artırılarak 343 mil- yar liradan I trilyon 106 mil- yar liraya çıkarıldı. Kültür Bakanlığı'nm büt- çesinde C'umhurbaşkanhğı Senfonı Orkestrasının öde- neği ise yalnızca yüzde 35 oranında artırılarak 217 mil- yar liradan 295 milyar lira- >a yükseltıldı. Bakanlığın bütçe kale- minde halk danslan toplu- luklarına verilecek ödenek 393 milyar liradan 578 mil- yar liraya. Devlet Tiyatrola- rı Genel Müdürlüğü'nün ödeneği I trilyon 595 milyar liradan 4 trilyon 78 miiyar liraya yükseltildi. Devlet Opera ve Balesi Genel Mü- dürlüğü'nün bütçe ödeneği de 2 trilyon 285 milyar lira- dan 5 trilyon 240 milyar li- raya çıkarıldı. Tîyatroyla dolu bir yürek sııstu 76y aşında >itirdiğimiz Muazzez Kurdoğlu Türk ti> atro- sunun en güçlü sanatçılarındandı. Tl'RHAN GÜRKAN Dile kolay. dopdolu taın 55 yıl Ankara'da Devlet Tiyatrosu'nda. İstanbulda Dormeıı Sahnesi'nde. Yeşılçam'ın varoijlarında,sanat dünyamıza îşik saçaıı, sert v üz hatlarının ar- dındaki yumuşak. sıtnsıcak bir vürek sustu. Türk tiyatrosunun en güçlü sanatçılarından birı olan Muazzez Kurdoğlu artık yok. Amansız bır hastalık bu kıdemlı. büyük. ye- tenekli sanat emekçisini 76 y aşında aramız- danavınpsonsuzataşıdı. Kurdoğlu. 1941'de Devlet Konservatuan Tı- vatro Bölümü'nü bitıre- rek sahneye çıkışından tam 10 yıl sonra sinema- daki ilk sınavını da 1951de yönetmenlığıni TalatArtemez,Sami Aya- noğlu. Cahide Sonku üç- lüsününyaptığı A'atanve Namık KemaJ" filmiyle verdi. Karakteroyuncusu olarak yerıni belirlediği bu ilk filmindetiyatroda- ki ilk vıllannda o)duâu gibı Lutas soyadını kul- landı. Tıyatro çalışmala- rının Ankara'da yoğun- laşması vüzünden İstan- bul un uzağında kalan 10 ™"~^~«^"~^^~ yılı aşkın süre film çev iremeyen sanatçı. ön- ce müzik öğretmeni olan ağabeyi Selahattin ^'ücesoy'un soyadını kullandı. Ardından ev- lenip avrıldığı. eski devlet tiyatrosu sanatçı- larından Ertuğrulİlgin'in sovadıyia sahneve çıktı. Daha sonra kendinden yaşça küçük bir başka tiyatrocuyla. HalukKurdoğlu'ylaev- lenip aynldı ve Zeynep admda bir kızı oldu. Ölünceve dek onun soyadını taşidı. Muazzez Kurdoğlu. uzunca bir aradan son- ra Süreyya Duru'nun "Döner Ayna' tilmivle 1964'te sınemava dönüş yaptı. Lütfi. Ö. Akad'ın 1972'dekı 'Irmak'' filminde Zelha Kadın'la unutulmaz bır ana portresı çizdı. I9^0'lı yıllarda Metin Erksan'ın 'Süre»a'. \edat TürkaJi'nin 'Kopuk'. Atıf V ılmaz'ın • Bereketli sahne çalışmalarını, verimsiz sinema yaşantısıyla dengeieyemeyen Kurdoğlu. yerli-yabancı sayısız oyunla daha çok bir tiyatro sanatçısı olarak ün yaptı. Alaylı değil. çekirdekten yetişme katıksız bir tiyatro tutkunu olan Kurdoğlu'nun kesintilerle süren sinema yaşantısı her zaman asıl uğraşının gerisinde kaldı. •Kambur'. ^ ücel Çakmaklı'nm 'Çile*, 'Di- riliş", Erdoğan Tokatlı'nın 'Tek kollu Bay- ram", •Zalim Kartal', Orhan Elmas'm 'El Kapısı'. 1980lerde ŞerifGören'in "Kan", Ümif Efekan'ın 'Halkalı Köle*. Muzaffer Hiç- durmaz'ın 'Çark'. Kurdoğlu'nun sınemada- ki deneyimini ve sanat gücünü vansıttığı dü- zeyliyapıtlaroldu. 1970'lerde .MehmetBoz- kuş'un 'Arzu ile Kanber". "Tahir ile Zühre*. •Çetin İnanç'ın "Bilal-i Habeşi'. 'Tophane- li Murat'. Muzaffer Aslan'ın 'Düşman'.Ta- ner Oğuz'un Çano'. Aykut Düz'ün *İha- nef, Kemal Kan'ın "Şir- van". Hüsnü Cantürk'ün 'Tutku', MesutUçakan'ın •Öç'. Ya\uz \'aünkılınç'ın •Sultan'ı gibı. Sanatçı bir aileden ge- len Kurdoğlu. Türk müzı- ğinin öncülerinden beste- cı, neyzen. aynı zamanda dönemin İstanbul İtfaiye Komutanı giriftzen Asun Bey'in on çocuğundan bi- ri olarak 1920"de Bursa'da doğdu. tlkokuldan sonra girdiğı Devlet Konserva- tuarfnda üç yıl keman çaldıktan sonra tiyatro bö- lümüne geçerek altı yıl ———^— öğrenim gördü. İlk kez ay- nı gece Moliere'in 'Gülünç Kibarlar' ve - E\in İçi' oyunlanyla başladığı tiyatro yaşa- mında. 1951'de burs kazanarak gittiği Pa- ris'te Fransız yönetmen Jean- Louis Barra- ult'dan tiyatro ve sinema derslerı aldı. 1964lü yıllarda "Şair Ruhu', 'Çatıdaki Çat- lak\ 'Sevmek'gıbi 15 yapıt sahneye koyarak yönetmenlığıni de kanıtladı. 1968 sonrası Dormen Tiyatrosu'nda •Yaygara 70', "Derin Mavideniz'.'AşkGibı" oyunlanyla bu kez İs- tanbul seyircisini büyüledi. "İstanbul Masa- lı'y la birlikte Londra'da sahneye çıktı. "Ya>- gara 70' müzikalinde emekli hariciyeci Ça- hit lrgafla 'Genç Gönlüm' tangosunu söy- leyerek yaptığı dans. belleklerde silinmeyen ızier bırakmıştı. 6 Galata Kulesi tekkeye dönüşmesin' Kültür Senisi-Turizm Bakanlığı. Istanbul Büyüksehir Beledıyesi tarafından ınüze haline dönüştürülmek istenilen Galata Kulesı'ne sahıp çıktı. Galata Kulesı'nı beîediyeden istemek üzere başvuruda bulunacak olan Turizm Bakanlığı. kuleyı turizm amaçlı olarak kullanmak istiyor. Konuyla ilgili olarak Çumhuriyet'e bilgi \eren Turizm Bakanlığı Basın Müşavirı Mehmet Sabri Canbevli. "Burası belediyenin eline geçerse tekkeye dönüşür. Bunun için Turizm Bakanlığı Galata Kulesi'ni kurtarmak istiyor. Bina atil biçimde kalsın istemi>oruz. Turizm Bakanlığı'na hizmet etsin diye Galata Kulesi'ne talibiz" dedi. Kulevi beîediyeden resmi basvuruyla isteveceklerini sövleyen Çanbev li. kulenin bundan sonra nasıl kullanılacağı konusunda Turizm Bakanlığı'nın henüz net bır proje hazırlığının olmadığını belirtti. Turizm Bakanlığı "na geçtiği takdirde bina üzerınde. tarihçesinden baslayarak tüm detaylarıyla birlikte fizibilite çalışmalanna başlanacağını söyleyen Canbeyli. bu çalışmaîarın maliyetinin bakanlıkça karşılanamaması durumunda. Kız Kulesi örneğinde olduğu gibi. yap-işlet-devret modeliyle tahsise çıkılabileceğini ekledi. Canbeyli. süreç içerisinde Galata Kulesi'nin kullanımı doğrultusunda turizm amaçlı alternatıflerin çoğalacağını belırterek bu alternatifleri kamuovuna sunmak istediklerini sözlerine ekledi. İşletmesini. Anıtlar ve Müzeler Yüksek Kurulu ile yapılan anlaşma uyannca 1967'den bu yana Ünal Kardeşler firmasının yürüttüğü Galata Kulesi. büyükşehir belediyesi tarafından Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü'ne devredilmiş ve Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından müze olarak etkinlik göstermesi vönünde karar alınmıştı. Konuyla ilgili tahliye davasına ise geçen günlerde başlanıldı. 11 DEFNE GOLGESI TURGAY FİŞEKÇİ Tîpik Doğu Alman" Birkaç yıldır Türkiye'de öğretmenlik yapmakta olan bir Alman arkadaşım ülkesine dönüyordu. Vedalaşmak için buluştuğumuzda beni. yerine gelen yeni öğretmen- le tanıştırdı. Tanıtma sözleri arasında arkadaşının Al- manya'nın Doğu kesiminden geldığinı özellikle vurgu- ladı. "Hangi kentten gelıyorsunuz?" dıye sordum. "Rostock" dedı. Kuzey Denizi'ne bakan bir lıman ken- ti olduğunu biliyordum. Yenı bir şeyleröğrenirmiyim di- ye. "Nasıl bır kenttir?" dıye sordum. Yanıt benim için şaşırtıcıydı: "Tipık bır Doğu Alman kentıdir." Bu kez ti- pik Doğu Alman kentinın nasıl olduğunu sordum. Mer- kezinde tarıhsel dokunun korunduğu, çevrede ıse yük- sek bloklardan oluşan toplu konutların yer aldığı kent- ler yanıtını aldım. 7.10.1996 tarihlı "Der Spıegel" dergisinde "Doğu Boyanıyor" başlığıyla yayımlanan haber-yorumu gö- rünce bu konuşmayı anımsadım. Birfotoğrafta gri yüz~ lü pek çok büyük apartman bloklarının arasında kanar- ya sarısına boyanmış biri göze çarpıyordu. Yazıdan ıse Doğu Alman kentlerinin sorunlannın pek öyle boya- mayla çözümlenecek gibi olmadığı anlaşılıyordu. Ko- nut kalıtesı ''berbat", çevre kırli, işsızlik yüzde 14 gibi yüksek bır oranda. Doğu'dakı yırmı büyük kentin nüfu- su 1990-1995 aras/nda yüzde 10 kadar azalmış. Her şey bir yana. Doğu'dakı sosyalizm uygulaması sırasında gerçekleşen yapı politikasını anlayabilmek gerçekten guç. Altmış mılyon nüfuslu kapıtalıst Batı Al- manya konut sorununu çözümleyebılmek ıçın boylesi dev sıtelere gereks/nim duymazken, on sekiz milyonlu sosyalıst Doğu. yurttaşlanna daha lyi yaşam koşulları sağlayabılmek için görünumlerı bile insanlan bungun- luğa sokmaya yetecek korkunç yapılarla doldun/yor kentlerını. Şöyle de sorulabilir: Kapıtalıst Batılı mimar ve kent tasarımcılan, sosyalıst Doğu'dakılerden daha ılerı be- ğeni düzeylerine mı sahıpler? Koskoca ülkelerde iyi mı- marlar da yaşar. kötüler de. Doğrulara ulaşabılmek ıçın- se özgürce tartışabilmek gerekir. Kapıtalıst. paranın egemenliğındeki Batı, kendı ka- muoyuna özgür tartışma olanağını sağlarken: emeğın egemenliğinde olduğunu savlayan. daha ıleri bır top- lumsal düzenın temellerını atan Doğu, kamuoyunun kendisini en çok ılgilendıren temel konularda bile tar- t/şmasına izin vermedi. Sonuçlaronu gösteriyor ki, bırakın kamuoyunun tar- tışmasını, o alanın uzmanlarının bile görüşlerine önem verilmemiş. Yoksa boylesi, insan doğasına aykırı kent yapısını hangı mımar savunabılir? Belli ki. ülke yönetımini ellerinde bulunduranlar sap- tamış böyle bir konut üretım politikasını; bizim kararla- rımız lyidir, doğrudur. halktan yanadır, ılendır dıyerek. Oysa ilericilik niyetle değil. bilgiyle, küitürle, özgür tar- tışma ortamıyla olanaklı. Sosyalizm uygulamalarınm yaşandığı ülkelerin baş- ta gelen savunuları ülkelennde tüketim maddelerı ya- tırımlan yetersiz olsa da, eğıtim. sağlık. konut. ulaşım olanaklarının ucuz. kalitelı ve yeterlı olduğuydu. İki Al- manya'nın bırleşmesinden sonra Doğu'nun altyapısı- nın "döküldüğü" de ortaya çıktı. Son beş yılda Batı, Do- ğu'nun eskımış otoyollarını. demiryollarını, ıletışim sıs- teminı iyileştirebılmek için mılyarlarca mark harcadı. daha da harcayacağından başka. Derginin Doğu'nun üç büyük kentinde yaptığı anke- te göre birleşmeden sonra hayatm daha iyi olduğunu söyleyenler yuzde 50'nin üzerınde. Daha kötü olduğu- nu söyleyenlerse yüzde 15-20 arası. Kırk yıllık sosya- lizm uygulaması sonunda bu ınsanların ellerinde kalan tek kazançlan Rusça öğrenmelerı mı oldu? Nazım Hikmet'ımız Türkıye Komünıst Partisi (TKP) yönetıcısi olduğu yıtlarda partı merkezının bulunduğa Doğu Almanya'nın Leıpzıg kentinde sıkça bulunmuş- tu. Yüreğı vurgun yemış şairımizın bu kentin bungun ve kötü havası sağlığına hıç iyi gelmese de o sonsuz iyım- serliğiyle "Laypzigli kızların bacakları gayetle güzel"öen öte bu kent üstüne hıç eleştırel bir şiırı yok mu diye dü- şünürken 3 Ağustos 1959 tarıhli Leıpzıg'de yazılmış şi- irine rastladım: ne bir mendil mavilık ne bir avuç yıldız. Bizi burada mı bastıracak ölum biz bu şehırden gülüm çıkamayacak mıyız? Geçen yüzyılda Almanya'nın en gelişmış kentlerın- den biri olan Leipzıg. bugün yine "DerSpıegel" dergi- sinin anketine göre "Doğu Almanya'nin Halle'den son- ra en yaşanmaz ikincı kentı." Brecht, sosyalıst Doğu Almanya'dakı ruh halını ba- kın nasıl anlatıyor: Hoşnut değilim geldiğim yerden Gittiğim yere de bayılmıyorum ] Neden öyleyse bu sabırsızlık? Bizim insanlarımız için sosyalıst düşüncelerin kitap- lardan çıkıp hayata geçmesıne ılışkin bır belirtı henüz ufukta görünmüyor. Almanlar gibı ne geçmişimızde ış- çilerin yönetimı ele geçirdiğı kentlerimiz var, ne de dün- yanın gıdışını değıştırecek ölçüde büyük düşünürleri- miz. Bu tartışmaların hayli uzağındayız. Bizler kendi kendimize, kendi aklımızca yaptığımız iyı-kötü konut- larımızda yaşayıp gıdiyoruz. K A M İ L M A S A R T C I K Ü L T Ü R • Ç İ Z İ K Fikret Mualla'nın Paris'te orijinal sertifikah tabloları koleksiyonerlere sunulmaktadır. Tel: Paris 00-33-(014 588 65 86)
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle