25 Haziran 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 23 EKİM 1996 ÇARŞAMBA 12 DIZIYAZI Istanbul'un ESOMAR'a ev sahipliği yapması salt Türk konukseverliği ile sağlanamazdı 'Kahvemiiçelim,işmi konuşalım?' raştırmanın raştırılması Tunç Tayanç rürkıye'deki "araştırma sektörü" tünı "olumsuz" koşullara karşın nasıl ve- şerdıyse. ESOMAR'ın 49. Kongre'} ı tstanbul'da yapma kararı da benzer "olumsuz" ko^ulljra karşın alınmıştır. Gerçı Nezih Nevzi vakla^ık. 30 yıldır ESOMAR'ın kongrelerine katılır, Türkı- ye'den az sayıda da olsa ESOMAR üye- sı \ardırama, Turkı>e. 198O'lı yılların sonlanna, 1987 v ılına kadar "ülke" ola- rak "üye1 " değildır. Sözü gene ola>lann içınde yaşavan Nevzı've bırakalım " 1987 yılında... ülke olarak üvelik sağ- lamak amacı\ la Pazarlama ve Kamuo\ u Vraşrırmalan Derneği'ni kurmak için ça- lışnıalara başlandı. Bcnlece 1987>ılında Montreınfdevapılan ESOMAR kongre- sine kurulmakta olan dernekten beş tem- silci katıldık \e bu Avrupa kuruluşuna üye olduk (Nezih H.Ne>zL, age.. s. 8). Türkiye'ye ilk adım Artık Türkive de ESOMAR üyesi bir iilkedir. Sıra bır başka aşamava gelir: ESOMAR kongrelerinden bınni Türki- ve'de >apmak. İlk adım I988'de Mad- rid'de atılır. Konızre'ye Türkıye'den 16- 17 kışı katılır \e~ESOMAR ile bu konu ciddı cıddi görüşülür. Türkıve söz konusu oldugunda. -ne olursaolsun- karşı çıkmakla kendini vü- kümlü gören Yunanistan \e Günev Kıb- rıs karşı çıkarlar. ama îstanbul aday kent- lerden birı olur. Gene de kcsin kararın \e- rilnıe.sı için vedivtlbeklenir. 1995"te48. Kongre -bizim Lahev dedığimiz Den Ha- ag'da toplanır. Nezıh Neyzı ve arkadaş- ları kararlıdırlar: 49. Kongre'nın "e\ sa- hibi" İstanbul olacaktır. Bunu sağlama- nın volu da. karşı çıkanların ilerı sürdük- len sa\ Iarı bır bır'çürütmekten geçmek- tedir. Temel sa\ ise "terör" ve Türki- ve'nin "güvenlT olmadıgıdır. Oysa lnter- pol raporları bu görüşte degildir; İstan- bul, Paris ve Londra'dan bile "güvenli" bir kenttir Raporlar masanın üsrüne ko- nur. kartlaraçılır, İstanbul'un Avrupa'da olup olmadı&ııusoran tek rük karşı çıkış- lar da olur. ama cılız kalırlar ve 49". Kong- re'nin >erine karar verilir: "İstanbul 1996". ... ve İstanbul ' Sonrası herhangi bir "kongre"düzen- lemenin olağan ışleridir: tstanbul'ageli- nir, oteUer. toplantı mekânlan gezilir. or- ganızasyonu yapacak kuruluş seçilir vb. Bu arada, ESOMAR'in her kongre- sinde olduğu gibi bir "ana tema" seçilir: İş düınasinın değişen dinamikleri • Türkiye söz konusu oldugunda, -ne olursa olsun- karşı çıkmakla kendini yükümlü gören Yunanistan ve Güney Kıbns karşı çıkarlar, ama istanbul aday kentlerden biri olur. Gene de kesin kararın verilmesi için yedi yıl beklenir. 1995'te 48. Kongre -bizim Lahey dediğimiz Den Haag'da toplanır.Nezih Neyzi ve arkadaşlan kararlıdırlar: 49. Kongre'nin "ev sahibi" İstanbul olacaktır. Bunu sağlamanın yolu da, karşı çıkanların ileri sürdükleri savları bir bir çürütmekten geçmektedir. Temel sav ise "terör" ve Türkiye'nin "güvenli" olmadıgıdır. Oysa Interpol raporları bu görüşte degildir; istanbul, Paris ve Londra'dan bile "güvenli" bir kenttir. Istanbul'un değerlendirilmesi a.Yer den Haag Istanöul 96100 den Haag İstanbul b. Djğer yerierie karşjiaşttrma %ioo |Çokiyı Grafik I: Kongrenin İstanbuPda yapılnıasını önmnler için sonuç "> üzakı~ Bir \ ıl önceki kongrenin düzenlendiği Den Haag ile İstanbul karşılaştınlınca fark orta\a çıkıyor. Den Haag'a çok h i dhenlerj üzde 18'de kalırken, İstanbul j üzde 60"a ulaşmış. (Changıng business dynamics). Sunula- cak bıldiriler. tartışmalar bu "ana te- ma"çerçevesinde yürütülecektir. ESO- MAR olağan uvgulamasını başlatır; kongreye bildiri sunulması için çağnda bulunur. Içerjk, tartışalibılecek konular. biçim vb. bilgilen içeren "çağrT broşür- leri bütün üyelere gönderıldigi gibi, üye- lerden veherülkedekı ulusal temsilcilık- lerden de çevTelenne duyurmalan ıstenır. Gelen bildiri özetleri değerlendirilir; uy- gun görülenlere onay \erilir vb. 'Celismi; program' Sürecin aynntılanna girmeye gerek yok; önce "geçici program", sonra **ge- lişmiş program" ortaya çıkar. Kayıt formları, otel rezenasyonlan vb. herşey tamamlanır ve ESOMAR'ın 49. kongre- sine katılacaklar. degişık ülkelerin ha\ a- alanlanndanlstanbul'adogruyola çıkar- lar 8 Eylül 1996günü, saat 16.00'da. The Bosphorus Hotel'de. Kongrs için gelen- lerin son kayıtlan >apılır. Karidilerineya- ka kartları \e kongrede »urmlacak bıldı- rilerı içeren hacimli (751 sayfa) kıtap ile birlıkteiçindegelenekselhedi>emiz*io- kum", başlanna tstanbul'da bir şey gel- meskıdiyekonulan "nazarlık",seramik- ten "mavi kuş", Modern Folk Üçlü- sü'nün kasetı. bloknot. kalem vb. bulu- nan kongre çantası venlır. Öte yandan. kongreye eşlik eden Ti- caret fuan" için de son hazırlıklar sür- mekte. "serginıekânlan"nda son diizen- lemeler yapılmakta, kutular açılmakta. bilgisayarlar. broşürler yerlerine yerleş- tirilmekte. kısaca heyacanlı, ama hoş bir koşuşturma sürmektedır. Ah istanbul havası Her :>ev )olunda gıtmektedir: bır şey dışında: Hava... "İstanbul havasıdır, ne yapsaveridir" *özünü doğrulamak ister- cesıne hava bozmuş. "terör" süzünden İstanbul'a karşı çıkanların pek de farkı- na v armadıkları biçimde yağmur "sel r> e dönüşmüştür. "Hazırfık Komitesi"nin denetimi dışındaki tek öge budur ve o da yapacağını yapmıştır. Olan geleneksel adı u Get-together Partj" olan "açılış kokte\li'"ne olur; The Bosphorus Hotel'in. Boğaz'anazır "Sul- tan'ınbahçeleri"nden ıçeriye, "fuaye T> ye taşınmak zorunda kalmıştır. Gene de ESOMAR yönetiminin key- fi yerindedir. "İstanbul" üzerinde yara- tılan bütün tereddütlere karşın, katılım- cı sayısının vardığı düzey kimseye söy- leyebilecek en ufak bir söz bırakmamış- tır: 950'ye yakın delege ve 250'ye yakın "refakatçi"gelmiştir İstanbul'a vebu bir katılım rekorudur. 9 Eylül 1996 sabahı, saat 09.00"de ESOMAR'ın Başkanı Helmut Jung49 Kongre'nın resmı açılışını yapar; Ulusal Komite'nin Başkanı Akın Ahanak ve Program JComitesi'nin Başkanı Sabine Kern, "hoş geMiniz" derler. Değisen dinamikler Sabine Kern Avusturya'dan gelmiştir. Philips Dictation Systems'ın Pazar Araş- tırma Müdürü'dür. "Hoşgeldiniz'"demek- le yetinmez, yaklaşık 300 yıl geriye, Vi- yana kapılanna geri döner. Kara Musta- fa Paşa'nın Viyana kapılanna dayandığı- nı, ama Viyana'v ı alamadığını anlatır ve kongrenin "ana teması"nı oluşturan "iş dünyasının değişen dinamikleri"ne -ka- nımızca- hoş bır baglantı yapar. Viyana kapılanndan geri çekilen Osmanlılann "fetih" ışleminı bır başka biçimde gerçe- leştirdiklerinı,gerideçu\allariçindeko- yu renkli bir madde bıraktıklannı. buna "kahve" dendiğinı. Vivanalı bir ışada- mının da bu koyu renk maddelerı kulla- narak Vıvana'da ilk M 'kahve"yi açtığını, bugün sadece Viyana'daki kahve sayısı- nın ikibıni aştığını. Vivana kahvelerinin ününün de bütün dünvada bılindiğıni an- latır ve sözünü, kongrenin de İstanbul'a yeni iş olanakları suntnasını dıleyerek noktalar. Her eve bir Koç Sonraki konuşmacı, Koç Holding Yö- netim Kurulu Başkanı Rahnıi Koç'tur. Türkıye'de gözlemlenen ekonomik ge- lişmeyı. Cumhunyet'ren sadece iki vaş küçük olan Koç'un gelişme sürecı ile bir- likte anlatır. Her evde muhakkak Koç ta- t ftrfıiıdan üretilmfşbrr üriin bulundufunu v urgular. Kendisı aynı zamanda Uluslararası Ti- caret Odası Başkanı da olduğundan "etik" \e •'iş diiması" arasındaki ılışki konusundaki görüşlerini de açıklar. Bütün konuşmacıların söylediklerini anlatmanın yeri -ve gereği- olmadığını düşünerek, sunulan -ve izleyebildiğim- bildirilerden -bence- ılgınç olanlara değınmek, kognrenin havasını vedüzeyi- ni yansıtmak açısından yeterli olacaktır Sürecek CJR Uç/ NE^ZİH NEYZI Pazarlama ve Kamuoyu Araştırmacıları Derneği Başkanı ESOMARraçinIstanbuTa geldi?Bu yıl Istanbuldan bir HABITAT. bir de ESO- M AR geçti HABITAT için İstanbul'da tam anlamı ile yerverinden oynadı İstanbul HABITAT'tanötü- nivenı bir kongre bınası kazandı. Kaldınmlarbaş- tan donatıldı. Kentin bır bölümü kapatıldı ve HA- BITAT'çılara ayrıldı. Istaiıbul sekiz ila on bin kişi- vı ağırladı. E'SOMAR Kongresi için İstanbul'a binden faz- laaraştırmacı veailesı geldı ve bir hafta kadar Tür- kiye"de kaldı. Bunların bır bölümü önceden geldi \e Istanbul'u gezdi. Bir bölümü de kongre sırasın- da v e sonraMnda İstanbul'u ve Türkiye'yı gezdı, öğ- rendi. Neden HABITAT çok duyuld'u da ESOMAR h\\ duyulmadı.' HABITAT resmı bır kuruluş olarak dev let deste- ğı ile gerçekleştırılen uluslararası bır toplantı. Bu nedenfe büyük bır açılışı ve tantanalı bir kapanışı oldu. Bövlece bütün İstanbul ve Türkiye bir şey ler dujdu. Buna karşıhk ESOMAR. 64 ülkeden 1000'den fazla araştırmacıyı ülkeve çekti de neden hiç duyul- madı'.' Kamuoyu ve pazarlama araştırmalan çoğun- lukla genel ilginin dışında kalan konular. Ancak kamuoyu araştirmalan seçim zamanı bir duyulur bir kaybolur gündemden. Pazarlama araştırmalanna geıince bu konu şirketlerin yönetimi ile ilgililer ta- rafından kullanılan biraraçtır? Genel olarak toplum bu konu ile pek ilgilenmez. Işte bu nedenle ESO- MAR Kongresi duyulmadan lstanbul'dan geldi geç- ti. Oysa ilgilı çevrelerde çok tartışılan birolaydı bu kongrenin İstanbul'a gelmesi. Örneğin. 64 ülkeden araştırmacılar geldi de Güney Kıbns'tan hiç kim- se gelmedi. Oysa, Güney Kıbns'ın eski Cumhur- başkanı George \asiliu eski bir ESOMAR üyesidir v e şımdiye kadar kendisi veya temsilcileri her ESO- MAR Kongresı'ne katılmışlardır. Burada da Tür- kıye'ye tavır kovdular ve kimseyı göndermedıler. Yunanistan'dan dört araştirmacı katıldı ve hiçbir sorun çıkmadı. Kongrenin 1996'da Türkiye'de toplanmasına Kıbnslı delegeler geçen yıl Lahey'de karşı çıktılar. Genel Kurul'da. •'Evimize gidenıiyoruz" gibi yer- siz gerekçelerle ıtiraz ettiler? Fransızlar "Istanbul Avrupa'da" mı? diye sorular sorarak Kıbnslılan destekledıler. Polonyalı delegeler de insan haklan- nı konu ederek Kıbnslılara güç verdi. Bütün bu kar- şı koymalara rağmen ESOMAR Yönetim Kuru- lu'nu ikna ettik ve kongreyi istanbul'a çektik. Yaklaşık yarım y üzv ıldan beri ESOMAR her yıl Batı Avrupa kentlennden birinde toplanmış. Genel- likle Ingiliz. Alman ve Fransız delegelerin birkaç saatte varabilecekleri bir şehır seçilmiş. Çoğu oto- mobiline binip yıllık kongreye katılabilmiş. İstan- bul bu nedenle merkeze uzak bir yer olarak ESO- MAR Yönetim Kurulu'nca hiç düşünülmemiş. Kırk dokuzuncu ESOMAR Kongresi. değişen iş dınamizmi ve markanın önemini ele aldı. Kongre- de her yıl bir tema etrafında ilginç tebliğler sunu- lur. Biz, pazarlama araştırmacıları, bu kongrelere süreklı gıde gele. tebliğler vererek ve tartışmalara katılarak dikkati çekebildik. Aynca ESOMAR Yö- netim Kurulu üyelerini İstanbul'a davet ederek bu- radaki olanaklan gösterdik. Öte yandan son v ıllarda ESOMAR kongrelerine Sovyetler'den aynlan ülkeler ve Uzakdoğu'dan Hin- dıstan, Japonya hatta Çin'den bile delegeler katıl- maya başladı. Kuzev ve Güney Amerika'dan gelen- ler için Paris'egitmek ile fstanburagelmekarasın- da fazla bir aynnı yok. İşte bütün bu nedenlerle İs- tanbul kongresine katılım diğer Avrupa merkezle- rindeki katılımlardan farklı olmadı (Güney Kıbns- lılar harıç), hatta rekor düzeyde katılımcı çeken bir kent oldu İstanbul. Bizim de şımdiye kadar üstünde durmadığımız fakat vurgulamak istediğimiz. Türkiye'nin Avru- pa'nın bir parçası olduğunu kanıtlamaktı. Üstelik İstanbul, Lahey ve benzeri merkezlerle turistik ve kültürel yönden kıyaslanamayacak ölçüde daha zengin. Bu gerçegi de Avrupalı dostlanmıza göstermiş olduk. Sonunda biz. araştırmacılar olarak. Avrupa BirHği'ne kendimizi kabu) ettirdik. Yunanlılar ve Güney Kıbnslılar ıstedıkleri kadar dirensinler. biz bu fasitdaireyi kırdık ve ESOMAR'ın üyelerini İs- tanbul'a çekebildik. Avrupa Birliği'nekarşı sivil toplum örgütlerimiz bir tavır alrnalı ve olumlu etkinliklerde bulunmalı- dır. Yunanlılann çıkardığı zorluklan önlemek ve Türkleri Avrupalı saymak istemeyen batıl görüşlü bazı Batı Avrupalılann bu düşüncelerinin yanlışlı- ğını kanıtlamamızgerektiğine inanıyorum. Buyön- de küçük bir katkımız oldu ise ne mutlu bizlere. POLİTİKA VE ÖTESİ MEHMED KEMAL Yazarın Tutsaklığı... "78yaşındaytm, yazmamı önlemek istiyorian ha- piste ölürsem, onur duyacaklar." Bu acıklı tümceyi söyleyen, topluma açıklayan Yaşar Kemal'dır. Ne kadar kırılmış, ne kadar küsmüş ki yanıyor, ya- kınıyor. Yaşar Kemal'in mahkûm olmasını Türkiye'nin mahkûmiyeti sayıyor, kınıyor, kırılıyor. Yaşar Kemal'i bunca öfkeye büründüren olay şu- dur: "Türk edebiyatının dünyadaki en ünlü temsilci- lerinden Yaşar Kemal hakkında verilen 1 yıl 8 aylık ceza Yargıtay 8. Dairesı tarafından onaylandı. Ce- za, yazarın 'Düşünceye Özgürlük ve Türkiye' adlı ki- tabındaki yazısı nedeniyle İstanbul 2 Nolu DGM ta- rafından verilmişti. Yaşar Kemal şu anda cezaevi- ne girmeyecek, 'aynı suçu" 5 yıl içinde tekrar işler- se hapse atılacak." İki muhalif oy var. Bunun birıni Başkan Naci Ün- ver, ötekinı uye Nevzat Tankut vermiştir... Karar böylece kesinleşmiş oluyor. Bir yazıdan ötüru bır yazarın marikûm olması... Gazeteciler soruyorlar: "Ne diyorsunuz?" Şunu di- yor: "Ne dıyeyim, bu yazıdan ötürü yazar mahkûm ediliyorsa memleketin çıvisi çıkmış demektir. Yani bitmiş, tükenmiş demektir. Bu yazı nedeniyle dün- yanın hıçbir yerinde biradam mahkûm edilmez. Bu yazıyı 10 dile çevireceğim. Türkıye'de ve bütün dünyada barolara, hukuk otoritelerine ve hukuk fa- kültelerine göndereceğiz. Mahkeme karannı da ar- kasına ekleyeceğim. Bır tanesi, 'Yaşar Kemal. sen bu yazıdan dolayı mahkûm edilirsın' diyecekmiba- kacağım. Sonra kıtap yapacağım." Yine soruyorlar: "Yargıtay aynı suçu tekrar işler- seniz, hapis cezasını ongörüyor. Bu konuda ne di- yorsunuz?" Yanıtı: "En korkuncu bu. Yargıtay sanki beni 5 yıl yaz- mamaya mahkûm edıyor. Şımdı ne yazarsam mah- kûm ederler. 'Türküm, doğruyum, çalışkanım' cte- sem bile mahkûm edeher. 78yaşındayım. Mahpus- haneye girsem mahpushanede ölürüm. Benım ha- pishanede ölmem kimi sevındırır? Neyapayım, ya- zacağım gene..." Bütün dünyada Sovyet komünizminin yıkılma- sından sonra bir yumuşama olmuştur. Komüniz- min yıkılmasından sonra korku kalkmıştır. Komünist ülkelerden kaçan yazarlar azalmış, hatta neredey- se hiç kalmamıştır. Gıdenler geri dönmüştür. Sov- yet rejimine kafa tutan Soljenitsin, Çekoslovak- ya'da Havel, Thomas Mann, Arjantınli Cortozar, Sabtot, Nijerya'da Soyinka geri dönmüştür. Komünızmden kaçanlar yok. Tersine, geri dönenler var Devlet adamlan komünızmden kaçanlan bağıria- rına basıyorlar. De Gaulle arka çıkanların başında geliyordu. • Bundan yıllarca önceydi, Erbakan'la bir Konya gezisındeydik. Bir yazar tutuklanmıştı. Erbakan'a, "Tutuklanan yazar için ne düşünüyorsunuz" diye sormuştum, "Yazıdan ötürü yazar tutuklanmaz, ödüllendirilir..." demişti. O günden bugüne 20-25 yıl geçtı. Yazar tutuk- lanmıyor, tutsak alınıyor. Bir daha yazarsa tutukla- nacak... Evvel yok idi bu adet yeni çıktı. B U L M A C A SEDATYAŞAYAN 1 2 3 4 5 6 7 8SOLD4NSAĞA: 1/ Persler'in Batı Anadolu kıyılarını tran'a bağlamak için yaptıklan yol 2/ Bır gemi ya da 3 uçağın ızledığı yol... Kap ağırlıgı. 3/ İlaç... Kadın şapkalanna konu- lan ve yüzü örten " ınce tül. 4/ Sürül- j memiş. ot bürü- müş toprak... Eski 8 Türk güreşlerın- g den bin. 5/Kumaş üzerine yapılan bır tür iş- leme... Parola. ^Uluslara- rası Para Fonu'nun simge- si... Bır şeyı anımsamak için yazılan kısa yazı. 7/ 3 Olumsuzluk belirten bir önek... Antalya yakınlann- dakı ünlü arkeolojık ma- ğara. 8/Birleşmış Milletler Endüstriyel Kalkınma Ör- gütü'nünsimgesı. 9/Ek\a- 8 to.r bölgelennde yetişen bır g meyve agacı... Eski dilde şarap. YUK.4RIDAN AŞAĞIYA: 1/Rus kentlerinde içkaleye venlen ad. 2/Avrupa'da birbaş- kent... Akaju da denılen büyük bır ağaç. 3/Satrançta bırtaş... Söz. lalurdı... Japon lirik dramı. 4/Bırorgani su veıerek yı- kayıp temızleme... "Biz kimseye — tutmayız Kamu âlem birdir bize" (Yunus Emre). 5/ fzmır Körfezı'nde bir ada. (V Serbest meslek adamlannı içınde toplayan resmı birlik... Bir tür deniz taşımacılığı. II Şehzadelenn özel eğıtmenle- n... Lzaklık işareti. 8/Afrika'da yaşa>an bır antılop... Dü- şünce. 9/ Kazak başkanlarına venlen ad. VEFAT ve BAŞSAĞUGI Şirketimiz kurucu ortaklarından SEVİNÇ ÖZİL ve değerli mesai arkadaşımız SEZER ÖZİL'in muhterem anneleri, •• • TURKAN OZIL Hanımefendi'nin vefatını büyük üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz. Merhumeye Tanrı'dan rahmet, ailesi ve yakınlarına başsağlığı ve sabır dileriz. TBVIELSU Uluslararası Müh. Hiz. A.i VEFAT ve BAŞSAĞUGI Şirketimiz kurucu ortaklarından SEVİNÇ ÖZİL ve değerli mesai arkadaşımız SEZER ÖZİL'in muhterem anneleri, Ü ÖTÜRKÂN ÖZİL Hanımefendi'nin vefatını büyük üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz. Merhumeye Tanrı'dan rahmet, ailesi ve yakınlarına başsağlığı ve sabır dileriz. . TEMELSU Müh. Ltd. Şti. VEFAT Çok sayıda mühendisin yetişmesinde emeği bulunan hocamız, meslektaşımız ve Odamız üvesi KRİTON CURİ'yi kaybettik. Öğrencilerinin. meslektaşlanmızın ve ailesinin başı sağolsun. Cenazesi 24 Ekim 1996 Perşembe günü Boğaziçi Üniversitesi'nde saat 12.00'de yapılacak töreni takiben Kadıköy Ayatriata Kilisesi'nden kaldırılacaktır. TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI VEFAT-TEŞEKKÜR-ANMA Kocaeli ve Hatay Barosu avukatJanndan kocam, babamız. dedemız. amcamız, kardeşimiz ve abimiz. dayımız merhum Avukat SITKI ELBİSTAN17.09.1996 günü \efat etmıştır. Bızı valnız bırakmayan ve bızzat cenazeve teşrıf eden. telgraf, telefon ile acımızı paylaşan dostiarımıza teşekkür ederız.Vefatının 40. gününe isabet eden 27.10.1996 günü Karacaahmet Mezarlığı (Türbesı)'nda anılacaktır. Bütün dostlanmız davetlıdır. ALLAH R.\HMET EYLESİN. ELBİSTAN AİLESİ ADINA Dr. KOCO ELBİSTAN T.C. KADIKÖY AHKÂMI ŞAHSİYE Davalarına Bakmakla Göre\li2. Sulh Hukuk Mahkemesi tLAN 1996 571 Vesavet Arsan Sk. No: 3 Mıne Apt. Kadıköy tstanbul ad- resınde ıkamet ederr Mev - lüt Yığit ve Satı Yiğit'in mevcut rahatsızlıkları ne- deniyle vesayet altına alı- narak kendılenne yıne ay- nı > erde ıkamet eden baba- lan Mahır Yığıt vasi tayın edılmıştır. ilan olunur. Basın: 111103 T.E.M.A. Türkiye Erozyonla Mücadete, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıklan Koruma Vakfı Tel.: (0212) 281 10 27
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle