19 Ağustos 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 16 OCAK 1996 SAU 14 KULTUR Cemal Süreya Şiir Odülü'nü 'Bitik Kent' adlı kitabıyla kazanan Erdal Alova: Şnıiıı matıbğı çağnşnnsaldır TANER GEZER Tanpınar der kı: "Şiir, en uyanık gayretle göriilen riiyadır." Erdal Alova'nın şiirine bu önbilgiyle girmek gerekiyor sanınz. Ardından da Erdal Alova'nın şu sözleriyle: "Şiirin kendi mantığı vardır ve bu çağrışımsal manüktır. Gündelik havartaki çağnşımiardan farklı bir çağnşun. Şiir fikri de zamansız, mekânsız, kendi içindc bir fikirdir. Baa şiirier bir esinle çıkar kendi fikrini geliştirir." Erdal Alova, geçen yılın sonlannda yayımlanan "Bitik Kent" adlı kitabıyla CemaJ Süreya Şiir Ödiilü'nü kazandı; Alova'nın. Cemal Süreya şıinnde "Gecenin çizdiği tebeşirdin sen" diye tanımladığı, "Tayf" şıirinde "İnce elçisi göçebelerin" olarak beliren Cemal Süreya adına. Aydınlık dergisi tarafından 6. kez diizenlenen şiir ödülünü. Erdal Alova'nın son beş, alti yılının şiirlerinı içeren, "Bitik Kent". şairin erotizm, tarih, mitoloji ve özellikle psikanalizden yola çıkan arayış şiirlerini içeriyor. Erdal Alova şiiri hakkında konuşmaktan ısrarla kaçınıyor. Bu ısrarlı kaçınış, "Şair elbet şiiri hakkında birtakım şeyler söyleyebilir, ama söyleveceğinı her şey yaran kalacaktır" sözleriyle açıklanıyor, ama temel neden, şiire yaklaşım biçimi. Alova şiirlerini çağnşımlara dayanarak yazıyor. Yaptığı, bir şeyi anlatrnak değil, bir dunımu belirtmek belki. Belki yankısını, kesişımini yakalamak. Şiir bir gazete yazısr değil, öğretmeyi amaçlamıyor. Ama her şey bir şeyi anlatmıyor mu? Şiir de öğretmek, anlatmak istemese de anlatır. tstediği bu mu Erdal Alova'nın. tstemese de olan bu. Sırf Erdal Alova'ya, sadece bu kitaba özgü bir durum değil bu elbette. Şiire bakışla ilgili bir durum bu. Kendi şıirleri hakkında tek sözcük etmivor Erdal T T rdal Alova şiiri hakkında Ay konuşmaktan ısrarla kaçınıyor * J Bu ısrarlı kaçınış, "Şair elbet şiiri hakkında birtakım şeyler söyleyebilir, ama söyleyeceğim her şey yanm kalacaktır sözleriyle açıklanıyor, ama temel neden, şiire yaklaşım biçimi: "Şiirin kendi mantığı vardır ve bu çağnşımsal mantıktır. Gündelik hayattaki çağnşımiardan farklı bir çağnşım. Şiir fikri de zamansız, mekânsız, kendi içinde bir fikirdir. Bazı şiirier bir esinle çıkar kendi fikrini geliştirir." Alova, ama şiir hakkında. değil saatlerce, günlerce konuşabUir. Bu düşüncelerin özeti ise "Şiir Üzerine" adlı şiirde: "Işık kökleri büyük gizin / Bir çakıp kaybolan / Öfkesini yıkayan mor / Gövdesi sonsuzluk. / Belİek: / Yddızlann yankısı. / Arkadan geien ses." Şiir üzerine başka yorumlar da olacak elbette. Bunlar da anlamı çogaltacak. Erdal Alova, şiiri hakkında konuşmayarak en azından şiiri tek bir anlam ıçine hapsolmaktan kurtanyor. Okurken Birinci Tekil Şarkı'dan iki dize size yol gösterecek: "Yunuslar gibi sıçnyor / Aklımdaki dizeter" Aslında yukandaki ikı dize şiirin yazılış yöntcmı gibi. Aynı zamanda okunuş yöntemi. Yani "Okur da yazann yaptığını vapar okurken. Çağnşımiardan \ola çıkar. Bir dize digerini getirir ba/t'n. bazen bir ormana dalmak gibi bir şeydir. İvi bir okuyucu aslında iyi bir vazardır da. Okudukça tekrar yazar şiirieri kendinde". Şiir zaten okuyucusuyla anlam kazanır ancak. "Aşk gibi", iki kişi gerektirir şiirin anlam kazanması, şair-ve okuyucu. 'Şair, egosunu ne kadar ezerse okadar toplumsaJ olabilir' Aslında iki değil, milyarlarca insan, binlerce yıl, yani bütün insanlığin birikiminin sonucudur şiir. Tekrar belirtmeli hem şair, hem okuyucu açısından. Şaırde toplum içinde bir birey değil midır? Şairin görevi Laurence Olivier'nin 'resmi' biyografısiyazılıyor Kültfir Servisi - Tiyatro ve film dünyasmın efsanevı ismı Laurence Olivier'nin ilk resmi biyografısi yazılıyor. L.ord Olivier ıle 195O'lı yıllarda yakın dost olan. Fınancıal Tımes gazetesi eskı tiyatro eleştırmenı Derek Granger'ın yazma hazırlıkları içinde olduğu kıtapta, Olivier'nin pek çok ünlü sanatçıyla mektuplaşmalarına da yer veriliyor. Gelecek yılın sonbahannda piyasaya çıkması beklenen kitap ıçın yayıncı firma NV'eıdenfeld & Nicholson müdürü lon Trenin, "Kitabın bir 'best-seller' olmasını beklivoruz. Bu kadar zengin bir biyografl bugüne dek çıkmadı" dıyor. Lord Olivier'nin biyografısi ;çin elinde son derece binkmış malzeme bulunduğuna dikkat çeken Derek Granger, ünlü sanatçının tam bir 'kirücıkT olduğunu belirterek her şeyi saklamış olduğunu anlatıyor: "Eski sürücü belgeleri. vapur biletleri, kedileri için veterinerin vermiş olduğu receteler, tohum ambalajlan. Othello rolü için yaptığı makvajı tarif eden dökümler_." Granger'ın lıstesı saymakla bıtmıyor. Ancak Lord Olivier'nin bıyografısinı asıl ilginç kılan, çagdaşı pek çok ünlü isimle yazışmalan. Mektup yazmayı çok seven Olivier, bu sayede çok geniş bir sözlü miras bırakmış gende. Lord Ohvıer'nın yazıştığı isımler arasmda, tiyatro dünyasından Ralph Richardson, Noel Coward ve Akc Guinness gibi ısimlerin yani sıra Diana Cooper, Somerset Maugham ve özellikle de bir zamanlar eşi olan. "Rüzgâr Gibi Geçti" filminin unutuimaz yıldızı Vivien Leigh bulunuyor. David Niven, Douglas Fairbanks Jr_, Peggy Ashcroft, Rkrhard Attenborough ve Christopher Fry'ın mektuplan da yer alıyor kıtapta. Ancak tüm bu mektuplar arasmda en özel yerı tutan, Olivier'nin 12 yaşında yıtırdığı annesinin ölmeden önce oğluna yazdığı mektuplar kuşkusuz. Biyografivı yazan Derek Granger. "Zaman zanıan suçluîuk duyrtıu>ordegilim. Doğrusu Larrj (Laurence Olivier) benim özel mektuplanmı okusun istemezdim" diyor. Olivier aılesinın karanyla bıyografiyı yazma görevini üstlenen Granger. aılenin yakm dostu. Daha önce Donald Spoto'nun yazdığı 'resmi otmayan' Laurence Olivier biyografisı nedeniyle Olivier ailesının epeyce başı ağnmıştı. Laurence Olıvıer'nin bıyografisıni yazarkan Granger'ın özellikle üzerine durduğu nokta, Olivier'nın kimı "yanhş anlaşılmış" özelliklerine farklı bir pencereden bakılmasını sağlamak. Granger. kıtapta geniş yer vereceği Olivıer'mn mektuplannın, "megaloman olduğunun yadsınamayacağı biryana", çağdaşlannın >eteneklennden de övgüyle söz ettiğinı kamtlayacağını söylüyor: "Gielgud, Scofield ve Redgrave'e sürekİi mektuplar yazjvor, onlara basrolter teklifediyordu. Sözgelimi, kendisi Falstaffva da Cyrano'yu hiç oynanıazdı çünkü bu rolleri en iyi Richardsou'ın oynadığını düşünüyordü." Derek Granger. Olivier'nin özel yaşamına fazlaca girmeyeceğini belirtiyor. Sanatçının Vivien Leigh ıle evlıliğı konusunda ıse şunlan söylüyor: "O iiişki onu çok yıpratn. Eğer Joan Plowright ifc tanışıp yeniden âsık olmasaydı. pek çok şeyin üstesinden gelemezdi. VTvien'le evli kalsaydı yıldızı çabuk sönecekti." Sylvia Plath'ın bilinmeyen yapıtı gün ışığında Kültür Servisi-Ölümünden 33 yıl son- ra, şair Sylvia Plath'ın yeni bir çalışması ortaya çiktı. 1963 yılında intihar eden Plath'ın Indiana Üniversitesi kütüphane- sinde bulunan defterlerinde çocuklar için yazmış olduğu biröykü yer alıyor. Bolog- na Kitap Fuan'nda, henüz kitap ortada yokken Avrupalı yayıncılar, kjtabın yayın haklannı satın alabilmek için kıyasıya bir mücadeleye giriştiler. Sonunda 8 ayn ül- keden yayıncı, 10 bin pound ödeyerek ki- tabın haklannı edindi. Faber Yayınlan yetkililerinden RosEd- vvards'a göre, sözü edilen defterlerin Plath üzenne bir 'keşiT olup olmadığı henüz kesinlik kazanmadı. Edvvards, bu çalış- manın yeni ortaya çıktığını ve yayına ha- zırlanması konusunda Plath'ın ailesinin onaymın alındığını söylüyor. Indiana Üni- versitesi kütüphanesüıin yetkilileri isebu defterlerin varlığından peİc çok kişinin ha- berdar olduğu görüşünü savunuyorlar. Şi- irlerinin yani sıra, çocuklar için yazmış ol- duğu 'The Bed Book' (Faber Yayınlan 1976) adlı bir kitabı da bulunan Plath, 'The It Doesn't Matter Suit' adını verdiği bu öyküyü 1959 yılında kaleme almış ve öykü. o tarihten bu yana kütüphane arşi- vinden dışan çıkmamış. Öykü, VV'inkel- burg Köyü'nde yaşayan Max Nix adında bir çocuğun maceralannı konu alan bir fabl niteliğinde. Plath'ın, öyküyü, kocası ünlü ingiliz şair Ted Hughesile birlikte ol- duğu dönemde yazdığı sanılıyor. Ancak Plath. 1959tarihli güncelerinde öyküden hiç söz etmivor. Bizde ıse 'Sırça Fanus'(Can Yayinlan) ve 'Cç Kadın' (Oğlak Yayınlan) adlı ya- pıtlanndan sonra Plath'ın günceleri debu yıl içerisinde Oğlak Yayınlan'ncayayım- İanacak. burada, bir anlamda "toplumsal ben"i oluşturmak Alova'ya göre. Yani, şair u Kendi egosunu ne kadar ezerse, o kadar toplumsaJ olabiür, büvüyebilir". Şair elbet toplum içinde, ama aynı zamanda "yeri ne var, ne yok". Toplumun içinde, ama önünde durmak durumunda aynı zamanda. Bir anlamda gerçeğin arka tarafını gösteren insan. Joyce gibi ünlü olmak için yazmayan, ama yazdıklanna toplumun bugünkü birikimiyle henüz ulasamadığı insan. Alova, şairi toplum dışı, garip, bir yaratık gibi gören anlayışa karşı çıktığını sık sık belirtmesinin ardından konu toplumcu şiire, gerçekçi şiire geliyor. "Soyut şiir de toplumsaldır" diye düşünüyor Alova. Toplumcu şiir yazmak elbette gazete haberini alıp biraz süsleyerek şiir diye sunmak olmamalı. Tam aksine; ömeğin Nâzım, "Onlar eıneğin düşmanıdır sevgüim" derken bir aşk şiirinın aynı zamanda toplumcu olacağını olabileceğini en güzel biçimde gösteriyor. Alova'nın da görüşü politik şiirin böyle yazılması gerektiği yönünde. Toplumcu şiir elbette doğrudan mesajlarla kurulmamalı, şiirin kendi malzemelerini kullanmalı. Ama bir mantık, şiirin kendi iç mantığı uyannca kullanmalı. Yoksa mantıksız bir biçimde art arda dizilen güzel dizeler şiir değil Alova'ya göre. Hatta, konuyu tekrar şairin toplumdaki konumuna, garip bir insan olarak görülmesine getirerek gözlemini aktanyor. Alova'nın gözlemlediği: "Kişi şiirindeki iç mantığı ne kadar sağlam kurarsa o kadar diizgün bir vaşam sürdürebilir". Hemen ardından Alova bu yaşamın şiir gibi değil, şair gibi bir yasam olduğunu belirtiyor. "Şiirie yaşamı kanstınrsanız felaket olur. Romantikler denemişti vasamı şürselleştirnıeyi, ama pek başanlı olduklan söylenemez. O yüzden kabul ermek gerekir: "Şairler iki yaşamlıdır." Kitap. Alova'nın bu konudaki ısrarla sessizliğini belirtmiştik. O, yorumu okurun yapmasını, dilediği gibi anlamlandırmasını istiyor. Doğrusu da bu olsa gerek. Fakat şunlar en azından belırtilmeli. Kitabın ağırlığı psikanaliz ve kadınlardan kaynaklanan şiırlerde. Sorgulama, içe bakış, arayış ve elbet yalnızlık. Hem "yalnızlığuı bin çeşidi". Her birinden bir şehrayin çıkanlan yalnızlıklar. İçe dönük sorgulamalar, dikenli sorgulamalar. Ardından ölüş, yeniden diriliş, bıne bölünüş. Artık, "Bıı benim kaçıncı benim" bilmeyiş. Ama şu bilinir: "Kaç yıl yaşarsa yasasın bir gün yaşar kişi". Ve ardından kadınlar. Aslında önce kadınlar. Hayatın, doğanın bir parçası, toplumdaki bütün konumlanyla, anne olarak sevgili olarak kadınlar. Alova şiirinin belki de en önemli esin kaynaklanndan biri kadınlar. Kişinin yaşadığı toplumun da uzağında değil, içinde bu şiirier "Ben", diyor Alova, ama bu ben "toplumsal bir ben". " O " diyor Alova, ama bu bazen kendisi. Bu şiirieri, Erdal Alova'yı besleyen şiir mirası da "Sıcak Albüm" başlıklı üçüncü bölümde bir "Tayf*' olarak çıkıyor okurun karşısına. Elbet birçok şair etkilemiş Alova'yı, ama en çok etkileyen on tanesi şöyle diziliyor: "Türkçeyi bin yıldıza bölen" Yahya Kemai, "Şiirin merdhenini kırarak gelen" Haşim, "Hayaün kekemeleri" Hececiler, "Poyrazlann prensi" Nâzım, "Sesiyle kar toplayan" Dıranas. "Katirtırnaklan açan bir Granit" Oktay Rıfat, "Kendini yalnız ölürken gören" Metin Eloğlu, "Göçebelerin ince elçisi" Cemal Süreya ve "Şövalye' 'St Can. Iııgîliz sanatmm ^yaramaz çocuğu 9 Damien Kültür Servisi - Kesip biçtiği hayvan leşleriyle kendince ölüm temasını irdeleyen, Ingıliz sanatının "yaramaz çocuğu" Damien Hirst, lngiltere'de çağdaş sanat aianında verilen Turner Odülü'nü kazanmasından sonra. şimdi de ilk filmiyle gündemde. Güldürü sanatçılan Eddie Izzard ile Keith AJIen'ın başrollerini paylaştığı 20 dakikalık kısa film, "Ölüm Bey Evde mi?" adını taşıyor. Londra'daki Hayvvard Galerisi'yle İngiliz Film Enstitüsü'nün, aralannda Peter Greenatvay, Rklley Scott, Paula Rego ve Douglas Gordon'un da bulunduğu sanatçılardan. 22 şubatta Hayward Galeri'de düzenlenecek "Sanat ve Sinema"etkinliği için ısmarladığı filmler arasında yer alan "Ölüm Bey Evde mi?", baslığından da anlaşılacağı gibi. Damien Hirst'ün ölüm konuâundaki saplantısı üzerine odaklanıyor. Geçen günlerde Turner Ödülü için aday gösterilen rakipleri Mark VVallinger, CaUum Innes ve 4. Lluslararası Istanbul Bienaii'ne katılan Mona Hatoum'u gende bırakarak Londra sanat dünyasında haftalar süren heyecanlı tartişmalar sonucu Turner Ödülü'nün sahibi olan Damien Hirst, son birkaç yıldır lngıltere'nin en ünlü sanatçısı olarak biliniyor. Yapıtlan, lngıltere'nin en seçkin müze ve galerilerinde sergilenen Damien Hirst, ıngiltere'de sanat dünyasının en çok konuşulan kişisi gerçekten de. Kimilerinin. "Yalnızca bmi bile sanat eserine dönüstü" dediği Damien Hirst'ün her yapıtı birolay haline geliyor. Turner Odülü'nü kazanan "Ana ve Çocuk"ta. koyun. köpekbalığı gibi hay\anlarla yaptığı 'kompozisyonlar'ın ardından bu kez bir inek ile buzağıyı doğrayarak formaldehit içinde sergiliyor Damien Hirst. Turner Odülü'nü düzenleyen Tate Galerisi'nin sanat yönetmeni Nick Serota'ya göre. "1905 yılında Picasso, Braque ve Derain ne kadar önemliy se". 1995 yilında sanat dünyasında Damien Hirst de o kadar önemli. Ancak eleştirmenler aynı görüşte değil... The Sunday Times eleştirmenlerinden Cosmo Landesman, Serota'mn oldukça abartılı öngörüsüne karşın, belki aynı derecede bir abartıyla yanıt veriyor: "Julian Schnabd'den bu yana, bu kadar az yetenek, haval gücü ve özgünlükle hiç çaba harcamadan tepelere çıkmayı başaran bir sanatçı daha görülmemistir. Üzgünüm ama, 16 yaşını geçip de Hirst'ün bir deha olduğuna inanan herkesin geri zekah olduğunu düşünüyorunu." Ingilizlerin, "sanatın ne olduğu" konusunda ufkunu geliştirmek iddiasıyla düzenlenen Turner Ödülü, her yıl ateşli tartışmalara yol açıyor. Ancak ödülün Hirst'e verilmesi, tüm bu tartışmalara karşın sürpriz yaratmadı. Henüz 30 yaşına gelmemiş Damien Hirst, zaten tahtta' oturuyordu. ilk filmi de merakla beklenen Damien Hirst'ün önümüzdeki yıl da Dennis Hopper'ın başrolünü üstleneceği "Tannnm Oyunlan" adlı bir filmi yöneteceği söyleniyor. Bu yıl Turner Odülü'nü de kazanan Damien Hirst'ün her yapıtı bir olav haline geliyor. YAZI ODASI SELİM İLERİ Fikret Üpgüp Üzerine Rkret Ürgüp'ün Dosdoğru Günlük'ünü (Yapı Kre- di Yayınlan) yayımlanışından tam bir yıl sonra oku-, yabildim. Günlerce, aylarca sayfalannı kanştırdım ki- tabın. Derin bir acı duydum: "LEYLÂ, I Içimden esti, I sana geldim.. I Bir alay insan var. /Gülüyorsun, anlamıyoriar I inliyorsun, an- lamıyortar I ağlıyorsun anlamıyoriar. I Bir alay insan; var.. I Seni bulsam da I bulmasam da hepsi bir." ' Sonda yer alıyor bu satırlar. Belki de dizeler; kim- bilir. Dosdoğru Günlük şiirmi, günlük mü, sayıklayış, çiziktirme, derlenmemiş notlar mı, karar vermek çok. güç. Bir önsöz yazan Levent Yılmaz, bu soy kaygı- lan dile getiriyor; "Düzenli bir biçime girmek bu gün- lüğe yaramıyordu. Bu günlüğün temsil ettiği hayat, karman çormandı, doğası böyleydi" diyor. 1 Fikret Ürgüp'ün öykülerinde esen hava da biraz- öyle değil midir? ; Fikret Ürgüp, edebiyatın kitleye ulaştırıldığı ülke-' lerde yaşasaydı, başlı başına efsane kişisi olacaktı.. Reddedışlerle yüktü bir ömre yalnızca iki hikâye ki-. tabı, bir monografi bırakmış. Ün, ihtiras, yükseliş. dünyasında o alkolü, ispirtoyu seçmiş. Monografısi Şizofreni, (1964) Behçet Necatigil'in kitaplığında yer alıyordu. Necatigil, bu özlü eserin bir "üslup örneği" olduğunu belirtmişti. Adresini alıp Fikret Ürgüp'e mektup yazmış, kitabevinde bulama- dığım Şizofreni'den edinmek istediğimi söylemiştim. Sonra kitap geldi. Van (1966) ve Kısa Lodos Hikâyeleri (1968) öyle- sine derienmiş, kimbilir hangi iç tedirginlikler, sıkın- tılaria kaleme alınmış, özlerindeki gizi ancak zaman içinde, yaşantı birikimleriyle bağ kurup ifade eden öykü kitaplarıdır. Necatigil'in Van yorumu şöyle: Hepsine çağımız insanının bunalım ve yalnızlıklan- nı, geçerlikte değerlere yabancılaşmasını duyuran birer deneme, Franz Kafka esprisini güzel özüm- lemiş birer düzyazı şiir gözüyle de bakabiliriz. "Yo- rum, öyle inanıyorum ki, Kısa Lodos Hikâyeleri için de geçerlidir. Bir şey daha eklenebilir: Fikret Ürgüp "geçehikte değerlere" hemalde tiksinti duyuyordu. Seni Çok Özledim'de yer alan bir yazımda bu red- dedişler, lanetleyişler insanına ılişkin anılarımı özet- lemiştim. Tekrara düşmek istemem. Sadece açıkla- malar yapacağım: Fikret Ürgüp'ü Kemal Tahir'in evinde tanıdım. Gündüz vakti içkili, çok zarif, düşkün lord, dünyaya meydan okuyan... Çelebi Kemal Tahirçoknazik, ama Marksist Kemal Tanir, Fikret Ürgüp'ün kendine ya- zık ettiğine inanıyor... Fikret Ürgüp'ü bir dönemin bohem yeri Klüp 12'de kendi kendine dans ederken gördüm. İçkili, bıkkın, bir çocuk kadar dünya işlerinden uzak... Marksist Ke- mal Tahir'in yazıklanışına itiraz edercesine, bu dün- yanın düzenlerine kahkaha savuruyor... Bir roman kahramanı Roman kişilerini gerçeklıkteki hayatta aramanın çirkinliğini bilmez değilim. Bununla birlikte Karanlı- ğın Günü'ndeki (1985) Fikret Kapadok'tan söz aça- cağım. Leylâ Erbil, romanında, bütün hayatım boyunca unutamayacağım şu ölüm ilanını yazar: "Fikret Ka- padok, bu dünyada kurtuldu." Karanlığın Günü sen- fonik anlatımıyla Fikret Kapadok'u anlatırken, Fikret Ürgüp'e göndermeler örer ve müthiş bir portre çizer. Orada Fikret Kapadok, istiklâl Caddesi'ndeki "Fran- sız Konsolosluğu'nun demir parmaklıklanna tutuna tutuna ilehemeye"çalışır; "siyah blazeraltından be- yaz amerikan bezinden pijaması" sallanmaktadır; yi- ne hastaneden kaçmıştır. Nereye? "Taksim 'Varan'da içmeye ya da resim sergisi açılışına gitmektedir." Bir ressamdı Fikret Ürgüp. Portrelerini görmüş- tüm. Levent Yılmaz'ın Argos dergisinde basalım di- ye gönderdiği el yazılan arasında tükenmez kalem- le çizilmiş bir de "Prince Mişkin" portresi var. Dos- toyevski'nin kişisi, istihzayla tasvir edilmiş. Oysa endişeli gözleri solgun birkaç güle dikilmiş. Boşluk- ta, kalın çerçeve içinde Nastasya Filipovna'nın hü- zünlü portresi duruyor. Bütün çizgilere artık karika- türün acırnasızlığı sinmiş. Fikret Ürgüp'ün gençlik resimlerini de görmüştüm. 1930'lann sonunda yaptığı bir karakalem çalışması; sonbahar yapraklı ağaç, ağaç arkasında ahşap ev- di. Yapraklara, kiremitlere kuruboya renkler serpili. Kendisini anlayabilecek bir insanın, yokluğunu da- ima hissettiğim, dostum Bülent Erbaşar'ın evinde görmüştüm Fikret Ürgüp'ün bu resmini. Dosdoğru Günlük, hepsini geri getirdi. Bilmem ne- den, "Cahide ölüm ve Elmas"\ yazdığıma yine çok sevindim. Karanlığın Günü'nü bilenmek için yeniden okuya- cağım. Leylâ Erbil'in biröyküsü, Fikret Ürgüp'e adan- mıştır. Şunlar Dosdoğru Günlük'ten: * "Paçavralargiyinip piyasaya çıkılırmı?/ Ölmek is- temiyorum yoksa. 17 hastalığımın en azgını melan- koli. I Kayıplann hastalığı. İnsan sevgisi ve mal kay- bı. I Dayanıyorum." 'Yargı', Almanya'da sergileniyor Kültür Merkezi - Bizim Tiyatro, "Yargı" adlı oyununu 27 ve 28 ocak günieri Berlin Theaterfest'96 kapsamında sergileyecek. Berlin Senatosu'nun işbirliğiyle düzenlenen Berlin Theaterfest '96 Festivali'nden aldığı çağn üzerine, Almanya'da sergilenecek olan Yargı'da 2^afer Diper oynuyor. Diper oyundaki rolüyle Avni Dilligil Tiyatro Ödülû'nü kazanmıştı. Ferhan Şensoy Paris'te Kültür Merkezi - Ferhan Şensoy, 25 ocak perşembe günü, Londra'da The Hackney Empire Tiyatrosu'nda sergileyeceği yeni tek kişilik oyunu "Felek Bir Gün Salakken"i, 28 ocak pazar günü de Paris'in eski tiyatrolanndan Theatre Dejazet'de oynayacak. Su altındaki mezar taşları çıkarılıyor VAN (AA) - Van Müze Müdürü Ersin Kavaklı, Gevaş ilçesi yakınlannda Van Gölü sulan içinde kalan Selçukiu mezar taşlannın çıkanlacağını açıkladı. Müze Müdürü Kavaklı, Van Gölü'nde bulunduğu iddia edilen yaratığın araştınlması için Van'a gelen Türkiye Sualtısporlan, Cankurtarma, Sukayağı ve Paletli Yüzme Federasyonu (TSCSPF) ekiplerinin 13 Kasım 1995'te Gevaş yakınlannda yaptıklan dalışlarda, İS 14. yüzyıl Selçukiu dönemine ait mezar taşlan bulunduğunu tespit ettiklerini söyledi. Kavaklı, mezar taşlannın su altından çıkanlması için kazı çalışması yapılması gerektiğini ve bunu bakanlığa bildirdiklerini belirterek yaz aylannda kazı çalışması yapmayı planladıklannı, izin verilirse federasyondan gelecek sualtı arkeoloğu ile birlikte mezar taşlannı düzenli bir şekilde çıkanp Celme Hatun Türbesi yanındaki mezarlığa yerleştireceklerini söyledi.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle