25 Mayıs 2022 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 7 EYLÜL 1995 PERŞEMBE 14 KULTUR Yavuz Ozkan, Bosnalı kadm ve çocuklan yansıtan "Saraybosnalı Kadınlar" belgeselini hazırladı . 'Yaşam sadece bir gün...'FİGEN YAN1K "Zrvot je samo jedan dan - Yaşam sadece bir gün" >a da kendi ıfadesiyle "Şimdi varsınız, az sonra olmavabilirsiniz..." Yavuz Ozkan, Sırplar tarafından baskı, iskence \e tecavüze uğrayan Bosnalı kadın \e çocuklan yansıtan "Saray bosnalı Kadınlar"belgeseli için Saraybosnada bulundukları süreyi böyle tanımlıyor.. Yıllardır günlük varoluşlarla sürdürülen savaşın ortasında yitip giden bınlerce insandan geriye kalanları yaşatan hâlâ insanca dırenişın umudu olsa da.. Yaşayanlann bu izleri silebilmelerine yardımcı olabilecek miyız? Bilinen tek gerçek savaş hâlâ sürüyor. Tanıklan aramızda. Ve yaşadıklannın hiç değilse bir kısmı bu belgeselde gözler önüne seriliyor. - "Saraybosnalı Kadınlar" belgeseli başlangıcından bu >ana nasıl gelişti? ÖZKAV Bu olayın başlangıcı şöyle: Ben 28 eylülde sinemalarda çıkacak filmimı yetiştırmek, 5 efcimde açılacak 'Atölye'nin eksikliklerini gidermek için gece gündüz koştururken bir gün Ayşenur Arslan telefon etti. Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı ve at\ ışbirliğı ile Bosna'dan 200 kadın ve çocuk getinlip, 6 ay süreyle Ankara'da rehabilıtasyona tabi tutulacağını, bu olayın bir belgeselini yapıp yapamayacağımı sordu. Öneri beni heyecanlandırdı. Ama biro kadar da korkuttu. Böyle bir şeyi beeerip beceremeyeceğimi bilmiyordum. Kaygılanmı söyledim. Belgesel film başka bir şeydi. Kaldı ki böyle bir konunun herhangi bir belgeselden çok farklı bir anlamı vardı. Ben bir uzun metrajlı film yaptığımda eğer becerememışsem ve beğenilmezse bunun ceremesini çekmeye hazırdım. Fakat bu işin becenlememesi diye bir seçeneğim olamazdı. Korkularımı böylece sıraladım. Bir sonraki ve daha sonraki günlerde > ine konuştuk. Endişelenmi değil, ama korkulanrru B eni asıl sarsan şey, cephe gerisiydi. "Zivot je samo jedan dan- Yaşam sadece bir gün"... Şimdi varsınız az sonra olmayabilirsiniz. Yıllardır böyle bir psikoloji ile yaşamayı düşünebiliyor musunuz? Ben insanı böylesine çarpan bir sessizlik görmedim. Kanh gözyaşlannı kendi içine akıtıyor. Sessizce. İçini bile çekmiyor. Bir kuş kanat çırpsa duyuyorsunuz. Ama her şey normal sanki. Z ivot je samo jedan dan'ın belgeselini yapmak isterdim. Uzun süre o sessizliğin, o bekleyişin belki de artık hiçbir şey beklemeyişin ve işin en korkuncu bu duygunun çocuklann da gözlerine yerleşmiş olduğunun belgeselini, bütün dünyaya tanıtmak isterdim. biraz aştım galiba ve filmin, Atölye'nin işlenni geldiği noktada dondurup yola koyulduk. - Çekimler ne kadar sürdü? Ekibiniz kimlerden oluşuvordu? ÖZKAN- Saraybosna'da ben beş gün süreyle çekim yapabildim, sonra geriye döndünı. Ekibımız zaten ben dahil beş kişiden oluşuyordu. Selahattin Sancakh ve Gökhan Atılmış kameralan kullanıyordu. Birde Mehmet Aslantuğ Ancak Mehmet ora>a fotoğraf çekmek için geldi. Bize orada atv muhabıri Mete Çubukçu yardımcı oldu. Zaman zaman da Şerif Turgut Beşınci gün "Bir Kadının Anatomisi" filmimin dublajı için geri döndüm. Selahattin ve GoLiıan 3 gün daha orada kaldılar ve çekim yaptılar. - Saraybosna'da bütün dünyanın gözü önünde tarihi bir dram yaşanırken bu belgeseli gerçekleştirmek slan için ne ifade ediyor? Bosna'da neler yaşadınız? ÖZKAN- Aslında gittikten sonra gördüm ki bir belgesel için orada uzunca bir süre kalmak gerekıyor. Televizyon ve yazılı basında savaş ve sonuçlarını her an görüyoruz. Beni asıl sarsan şey, cephe gensıydi. (Hoş orada her yer savaş alanı ya) "Zivot je samo jedan dan-Yaşam sadece bir gün"... Şimdi varsınız az sonra olmayabilirsiniz. Yıllardır böyle bir psikoloji ile yaşamayı düşünebiliyor musunuz' Geçtiğim bütün kentlerin, kasabalann, köylerin ve oralarda yaşayanlann üstüne sinmişti bu duygu. Bunu görüyordunuz. Şehrin üstüne sinmiş bu atmosfere elinizı uzatsanız dokunabilırdıniz gibi geldi bana. Kalabalık ve sessiz. Ben insanı böylesine çarpan bir sessizlik görmedim. Ama her şey normal. Ama hiçbir şey gerçek yaşamda olduğu gibi değıl. Bütün evlenn duvarlan elek gibi, mitralyözlerle taranmış. Şehre bakıyorsunuz, öylesine duruyor. Kanlı gözyaşlannı kendı ıçine akıtıvor. Sessizce. İçini bile çekmiyor. Bir kuş kanat çırpsa duyuyorsunuz. Ama her şey normal sanki. Hiç kimse savaştan konuşmuyor. Görüyorsunuz ve biliyorsunuz ki herkesin bir hikâyesi var, ama kimse kimseye bir şey anlatmıyor. Hayat sürüyor. Ben "Zivot je samo jedan dan"ın belgeselini yapmak isterdim Uzun süre o sessizliğin o bekleyişin belki de artık hiçbir şey beklemeyişin ve işin en korkuncu bu duygunun çocuklann da gözlerine yerleşmiş olduğunun belgeselini. bütün dünyaya tanıtmak isterdim. Tabii bu beş günde yapılacak bir şey değıl - Belgeselin Başbakanlığın önerisryle gelişriğini duvduk. Başbakan Tansu ÇiBer'in belgesel ile bağlantisı nedir? Belgesel Çin'deki Kadın Konferansı'na sunulacak mı? ÖZKAN- Başbakan Tansu ÇUler'in belgesel ile hiçbir bağlantısı yok. Doğrusunu isterseniz. filmin tam olarak kıminle ilgisi var bilmiyorum. Ancak umanm Tansu Çiller'le bağlantısı yoktur. Varsa bu beni çok üzer. İlk konuşmamızda Çin'de gösterilmesi söz konusuydu. Ancak gidış tanhı birkaç kez ertelendi. Konferans başladı bile Şimdi bu konuda ülke düzeyinde başlatılacak kampanyaya yetiştirmeye çalışacağız. Sanatçılann açlık grevi sona erdi Kültür Servisi- Sanatçıla- nn "Multı-etnik" birBosna hareketi sürüyor. Fransa'da Avignon Festi- v ali 'nde yer alan 4 sanatçının Cartoucherie de Vincen- nes'da çok uluslu ve çok kül- türlü bir Bosna isteğıyle yap- tıklan açlık grevı. Bosna- Hersek Cumhurbaşkanı Ali- ya tzzetbegoviç'in da\eti üzerine sona erdi. Cumhurbaşkanı Chirac'ı v e Fransız hükümetini rutin- leşmiş çelışkıli açıklamalar ve yanıltıcı çözüm önenle- rınde bulunmak ve zincirle- me ödünlerle soykınma suç ortaklığı yapmaİda suçlaya- rak doktor kontrolünde gre- ve katılan sanatçılann. 31 Ağustos'ta. 60 kadar basın mensubu ve sempatizan ıçın düzenledıkleri toplantıda ko- nuşan Avignon Bildırisi Söz- cüsü Jean-François Matig- non," Vazgeçmek söz konu- su değıl. Grev bıtse bile bu hareket. başka bir boyutta sürecek" açıklamasını yaparken, gre- vin önemli ismi Ariane Mnouchkine de "Işaret ve hareket istiyoruz, Avrupa ül- keleri utanç içinde geçen üç buçuk yıldan sonra harekete geçtiğıiçinşanslıyız." Gre\- cılerden Ofivier Py'nın söv- ledıkleri ise oldukça düşün- dürücü: "Eğer bana. bir gün bir bomba anonsu üzerine sevinçten ağlayacağımı söy- leselerdi™" Dörtlü. BM güçlennin sal- dınsını bir "ilkadım" olarak değerlendiriyor ve hükümet- ten 3 esas noktaya dikkat edilmesini istiyor: "Sivil halkın yaşam için gerekli ihtiyaçlannın karşı- lanması ve güvenliğinin sağ- lanması. Kiseljakyolunun ve Saray-Bosna Ha\aalanı'mn yeniden açılması. Goraz- de'de ablukanın kalkma- sı","'Bosna-Hersek'in bü- tünlüğünün ve bağımsızlığı- nınkorunması" ve "Boşnak sığınmacılann kişısel ve mil- li haklannı gözeten tüm im- kânlann bir an önce devreye sokulması." Asaf Koçak Karikatür Yarışması albümü Kültür Servisi - Asaf Koçak Karikatür Yanşmasfna katı- lan yapıtlar bir albümde toplanarak yayımlandı. Karikatür dergisi ve Kankaturcüler Derneği tarafından basılan "Sivas'ı Unutmayalım' başlıklı albümde, ödül alan yapıtlann yanı sı- ra başanlı bulunan yapıtlar yer alıyor. Sıvas katliamının ikınci yılında Karikatür dergisi ve Ka- nkaturcüler Derneği. Sıvas"ta katledilen karikatürist Asaf Koçak adına biryanşma düzenledi. Yanşmanın amacı Asaf Koçak adı altında, Sıvas'ta yitirilen aydınlan ve demokrası şehitlerini an- maktı. Konunun serbest bırakıl- dığı yarışmaya 290 karikatürcü 630 yapıtla ka- tıldı.Yanşmajü- rısiTurhan Sel- çuk'un başkan- lığında. Ali Ul\i Erso>, Tonguç Yaşar, Mengü ErteU Erdoğan BaşoL, Metin Pe- kerve raportör- ler Murat Öz- menek ile Çer- kes Kara- Amerika'da sivil tophımıın geçmişi Kültür Ser\isi-Adı. Ame- unka'daki insan hakları hare- rıketivle özdeşleşmiş foto- muhabırı. gazeteciStephen Kasher'in fotoğraflan, Londra'dakı Photographers" Gallery'de sergılenmeye başlandı "Appeal To This Age~(Çağımıza Yöneliş ) adını taşıvan sergi, genç ku- şaklar için çok şey ifade et- mese de bir dönemin anısını canlı tutmak adına büyük önem taşıyor. 1954-1968 ta- rihleri arasında çekilmiş fo- toğraflardan oluşan sergınin başlangıç ve bitiş tarıhleri rasgeleseçilmemiş elbette... 1954. ABD'dekı okullarda ırk ayrımının kaldınldığı. 1968 ise Martin Luther King'in suıkasta kurban gıt- tiğı yıl. Stephen Kasher'ın sergı- sınin, insanlığın haklar ve özgürlükler tarihinın sadece 30 yılhk dilimini konu alsa da gele- cek için sövleceğı çok şeyi var. "Evet, Amerikan de\ riminine tanık- lık eden. o günleri bugüne taşıvan hiçbir kavnak vok elimizde. Ama ikinci bir Amerikan de\riminianla- tan fotoğraflara sahibiz artık" dıyor Kasher. Martin Luther King'ın tu- ruklandığı sırada çekılen fotoğrafı ya da Malcolm X'in ölümünden sonra zenci mahallelennde başla- yan büyük isyanın görüntülen. ser- ginin en can alıcı fotoğraflanndan. Memphis'te. katılımcılann üzenn- de ırkçılığı protesto eden "Ben bir insanım"yazısını taşıdığı pankart- larla gerçekleşen görkemlı insan haklan yürüyüşüne ait görüntüler de uzun süre unutulamayacak cins- ten. Amenka'nın sı\il toplum geç- mışinı konu alan bir başka çalışma- da. Amerikalı araştırmacı-yazarlar Henrv Hampton \e Steve Fayer'e aıt. Yazarlann. Amerika'dakı insan haklan örgütleri ve tarihsel süreç ıçerisinde bu örgütlerin elde ettıkle- ri kazanımlan içeren araştırmalan, geniş yankı uyandırdı. "\'oices of Freedöm: An Öral History of theCi- vil Rights Movement From The 195Os Through The 1980s"(Özgür- lüğün Sesleri: 1950'lerden 80'lere İnsan Haklan Harekerinm Sözlü Ta- rihi ) adını taşıyan kitap. bını aş kın insanla yapılmış söyleşılerden olu- şuyor. Yazarlannın, üzerinde 12 yı- lı bulan çalışmaları sonu- cunda yaşama geçirebilmiş kitap, adından da anlaşılaca- ğı gıbı Amerika'nın insan haklanna karşı tutumunun somut örneklenni anlatıyor. Amerika'nın sivil hakla- nna yönelik geçmişinde en karanlık sayfayı. ırk aynm- cılığı ve gelir eşitsizliğine bağlı olarak yoksulluk oluş- turuyor. Kitapta ağırlıklı olarak işlenen tema da eşit haklara sahip olmak. İnsan hakları konusunda sürege- len çabalann ve konunun yaşadığımız çağda aldığı boyutların ızinı süren kitap- ta Martin Luther King, Jes- se Jackson. Angela Davis, \Valter Mondale ve daha pek çok insan haklan savaşımcı- sının değişik zamanlarda yaptıklan konuşmalara da yer veriliyor. Tanıdık isimle- rin yanı sıra her yaştan ve meslek grubundan Amerikalının da konuya ilişkin görüşlerini aktanyor bu çalışma. Hampton ve Fayer, bugün insan haklanna ilişkin bir gelişmeden söz edilebilıyorsa bu başanda orta sınıf Amerikalının "sivil toplum bilin- ci"nın büyük payı olduğunu söylü- yor. Bu bilincin oluşturulmasında demokratik kitle kuruluşlannın ro- lü de azımsanmayacak derecede önemli. Halil Paşa'nm tablosuna 375 milyon RiİMİk Ödül-llakan Demirci dağ'dan oluştu. Asaf Koçak Karikatür Yanşmasf nın değer- lendirme toplantısı 20 Haziran 1995 tarihinde Karikatürcü- ler Derneği Kankatür Müzesi'nde gerçekleştirildi. Yanşma sonucunda Hakan Demırci'nin yapıtı bü>ük ödülü ahrken. Aşkın Av rancıoglu. Murat Savın, Kadir Doğruer v e .\lper Susuzlu'nunyapıtlan başarı ödülü aldılar ÖzcanÇalıskan'ın eseri ise jüri özel ödülüne değer bulundu. Asaf Koçak Ka- rikatür Yarışması - Karikatür Albümü Sıvas olaylanna kar- şı karıkatürıstlenn gösterdiklerı tepkileri \e du\arlılığı ser- gılemesi açısından anlamlı bir yapıt. Kültür Servisi - Artium Sungur Sanate\i'nın düzenlediği "Güz Müzavedesi" önceki akşam Ortaköy Esma Sultan Yalısı'nda yapıldı. Plastik sanatlar ortamının hareketlenmeye başladığı eylül ayında düzenlenen sezonun bu ilk müzayedesinde 20. yüzyıl Türk resminın klasik ve çağdaş örnekleri ile Azeri. Rus ve Ermenı sanatçılann yapıtlan satışa sunuldu. Rüştü Sungur'un yönettıği "Güz Müzayedesi"nde 106 sanatçıdan. açılış fiyatlan 2.5 milyon ile 350 milyon arasında değişen yaklaşık 178 yapıt yer aldı. Müzavedede cumhuriyet dönemi sanatçılanndan Nazmi Ziva, HikmetOnat, A0 Rıza Hoca, Sami Yetik. Halil Paşa. cumhuriyet sonrası dönemden Hamit Görele, tbrahim Safi. Naci Kalmukluoğhı, Cevat Dereli, Ali Çelebt, Fikret Mualla, Needet Kalav. Zeki Faik Izer, Fahr- el Nisa Zeid, Aliye Berger, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve aynca çağdaş sanatçılardan Burhan Uygur, Orhan Peker, Adnan Vannca. Nedim Günsur, \bidin Dino. Ömer l'luç, Komet. Gülsün Karanıustafa. Erol Akyavaş, Utku \arlik. Cuma Ocaklı, Sefa, Faruk Cimok, Hiiseyin Cahit Derman'ın yapıtlannın yanı sıra fotoğraf ustasıAra Güler'in imzalı bir fotoğrafı da yer aldı. Halil Paşa'nın "Mısır'dan" adlı tablosu 350 milyon lira ile müzayedenin en yüksek açılış fiyatına sahip parçasıydı. Tablo. ismi açıklanmayan bir kişive 375 milyon liraya satıldı. Halil Paşa'dan sonra. en yüksek fiyat 350 milyon lıra ile Cevat Dereli'nin "Peyzaj" adlı yağlıbova çalışmasına verildi. Müzayedenin ilgi gören diğer ressamlan Necdet Kalay, Utku \arlik. Komet, Hikmet Onat, Nazmi Ziya, Burhan l'ygur, Nedim Günsur ve Hoca AK Rıza'ydı. Ara Güler'in Ankara Samanpazan'nda "lş Bekleyenler" adlı fotoğrafı ise başlangıç fiyatı olan 7.5 milyon liradan. 18.5 milyona alıcı buldu. Esma Sultan'ın romantik atmosferinde gerçekleştırilen resim müzayedesinde, Ermeni ressam Garabet Yazmacıyan'ın eski Türkçe imzalı "Küçüksu" adlı çalışması ve Givanian'ın "Gece" adlı tablosu büyük ılgi görürken. devlet kuruluşlan. bankalar ve özellikle Milli Piyango ve Tekel için çizdiği resım ve afişlerle tanınan ve Türkiye'de ilk afiş sergisini açan İhap Hulusi'nin (1898- 1986), başta Almanya'da gerçekleştirdıği ' bir tütün reklamının afiş resmi olmak üzere. dönemin atmosferini yansıtan "Burgazada'da Kadın" adlı çalışması ise beklenen ilgiyi aöımedi. 6 Bir Ceza Avukatıııın Anıları' Rumelihisan^nda Kültür Servisi - Ankara Sanat Tıyatrosu. 1995 yaz dönemi için Faruk Erem'in anılanndan oyunlaştınlan "BirCeza Avukatının Anılan" nı yeniden sahneliyor. 7-10 eylül tarihleri arasında Istanbul Rumelihisan'nda sahnelenmeye başlayacak oyun. ıki ayı aşan bir süre büyük bir Türkiye de çıkacak. Yeni bölümler ovunlaştırılarak bazı eskı bölümlerıyle birlıkte sahnelenen oyunda. hukuk sistemi; suç, ceza ve ölüm cezası gibi kavramlar sorgulanıyor ve eleştinlıyor. "Bir Ceza Avukatının Anılan" adındakı öznellığe karşın. yaşadığımız dünyadaki suç ve ceza ilişkisini, hukuk ve ınsana verdiği değerin ilişki ve çelışkılerıni irdeleyen. sorgulayan ve gıderek yargılayan: "Suçluyu kanvınız, altından insan çıkar" yaklaşımı \e idam cezasma karşı oluşuyla çok net ve nesnel bırtavır alışı ifade ediyor. "Emekli Başkan". "Çekiç ve Titreşinı" ve "Isı" ısimlı eski bölümlerine. "tdamlık .\ziz'", "Kaçak" ve "Genele\ Kadınlan" bölümlennin eklenmesiyle yeniden sahnelenen oyunun rejisini yine Rutkay Azız yapıyor. Oyunlaştınlmasına, O. Lütfı Akad, Ziya Öztan, Serpil Akıllıoglu.Çetin Öner ve Rutkay Azız'ın katkıda bulunduğu, müziklerını Cem Idiz ve dekorunu Sertal Çetiner'in yaptığı oyunda Erol Demiröz, Altan Erkekli, Serap Kıran Öner. Yaşar Akın, Cezmi Baskın, Koray Ergun, Mahir İpek. Aylin Ozyatan, Canan Zengin, Hakan Güven, Dersu Yavıız Alrun, Orçun Çıtır. Murat Demirbaş, Hayrullah Karagöz, Mehmet Kızüğül ve Mert Kızılgül rol alıyorlar. IŞILDAKVEYELPAZE ATİLLA BİRKİYE Mehtap, Yaz ve Aşk Yaz sonu genellikle hüzünlüdür; güneşin aydınltğı giderek kendini "karamsar ve sıkıntılı" ışıklara bıra- kır. Sonbahann üzerinde taşıdığı hüzün de biraz bun- dandır. Yeni arkadaşlıklar, dostluklar bir tatil kasaba- sında kalmıştır. Denizin mavili ve mehtaplı geceler- deki söyleşiler, kumdaki ateşin başında içilen içkiler... Belki de bir aşk... Genellikle bir aşk. Coşkuyla ya- şanan. Öylesine bir coşkudur ki, sanki, siz, sevgili, deniz ve mehtaptan başka hiçbir şey yoktur yeryü- zünde... Evet, yaz aşkları başkadır. Biraz platonik, bazen bi- raz umutsuz, biraz imkânsız aşklardır bunlar. Gizli kalmış aşklardır bazısı; söyleyememenin, ki söyleye- memek için bazen binlerce neden çıkar karşınıza, gizlediği aşklardır. Yaşamın çetrefilliği diye bir şey vardır. Yollar aynlır, ayrılabilir; işler karışır. Genellikle de gençlik aşkları- dır yaz aşkları. Anılannı hiç unutamadığımız aşklar- dır. Çoğunlukla hüzünle biter; bazen acıyla. Sonu sanki hep aynlıktır... Zaten her bıtiş, her ayrılık hüzün ve acı değil midir, hep bizimle birlikte olan... • • • Üç aylık düşünce dergisi Cogito 'nun son sayısının dosya konusu "aşk." Çok sayıda yazann, şairin, ün- lünün yazıları, şiırleri, mektupları yer alıyor. Tüm bu yapıtlar. aşka ilişkin. Aşka dair bir yolculuğa çıkış; (Nermi Uygur'dan Selim ileri'ye, Hulki Aktunç'a; ibn Hazm'dan, Voltaire'e. Diderot'ya; Stend- hal'dan. Paul Eluard'a kadar uzanan) gizemli bir se- rüven... 993-1064 yıllarında yaşayan Endülüslü şair, yazar ve bilgin İbn Hazm'ın aşk üzerine düşüncelerini an- lattığı Güvercın Gerdanlığı I Sevgiye ve Seven/ere Dair (İnsan Yay., çev.: Mahmut Kanık) adlı kitabın- dan seçilen parçalar da yer alıyor "aşk dosyası "nda. "Aşkın Belirtileri" başlıklı parçada İbn Hazm şöy- le diyor, bin yıl kadar önce: "Şunlar da aşkın belirtileridir, izleridir, görüp yaka- layabilen için kuşkusuz: Sevgiliyle dar biryerde bu- luşmadan dolayı haz duymak; geniş ve açık yerde buluşmadan dolayı canı sıkılmak; her birinin elinde tuttuğu nesneye bir diğerinin sahip olma yollannı araması; gizlice göz kırpma; ona dayanarak üstüne eğilmeye çalışmak; konuşma sırasında ötekinin eli- ne dokunmaya çalışmak; bardakta sevgilinin bırak- tığı artığı içmek ve dudaklannı bardağın, sevgilinin dudaklannın değdiği ucuna değdirmeye uğraş- mak..." İbn Hazm'ın kalemınden yola çıkarak, günümüzle bağlar kurabilir miyiz acaba? • • • Mektuplar, aşkın en güzel, en duyarlı taşıyıcılarıdır hiç kuşkusuz. Söylenmeyenler, gizlenenler. mektup- larda açığa çıkar. Kimilerinin mektupları yüreklerinin sesidir. Edebiyat tarihi sevgiliyeyazılmış, bınlerce aşk mek- tubuyla doludur. Diderot'nun Sophie Volland'a gön- derdiği mektuplar da bunun en güzel örnekleridir. Ta- rihten bize tam aydınlığıyla gelmez bu ilişki. Çeşitli söylentiler vardır. Ama tam on dokuz yıl 1755'ten 1774'e kadar mektuplaşmışlardır. Diderot, matmazel Volland ile tanıştığında -hemen hemen aynı yaşlardadır- ünlü bir yazar ve filozoftur. Ethem E. Deriş'in deyişiyle Volland ise: "Bacakları şiş, buluttan nem kapan, memesinde kanser, burnunda gözlük, bozuk sıhhati yüzünden senenin altı ayını şatolarında geçiren evde kalmış bir kızdı. Ama zekiydi, okumuştu, iyi yürekliydi, menfa- ate düşkün değildi, felsefeye düşkündü. Bütün bu vasıflar, Diderot için aradığı limanı gösteren işaret fe- neriydi. Diderot bu limana sığındı." Ne yazık ki, aşkın kokusunun sindiği ve Diderot'nun yazın yaşamında çok önemli bir yer tutan bu mek- tupların yanıtları ve büyük bir kısmı kaybolmuş. 1945 yılında Türkçede yayımlanan ve 139 mektubun yer aldığı Sophie Volland'a Mektuplar (Çev.: E. Deriş) aslında ünlü filozofun felsefı görüşlerini olduğu ka- dar dönemin düşünce tarzlarını da içeriyor. • • • Yaz aşklan bazen mehtabın denizden batışı gibi- dir. Ay inışe geçtiğinde giderek kızıllaşır, yukandaki parlaklığını yitirmiştir. Bir süre sonra denizin ortasın- da kızıl bir toptur. Ne yazık kı o kızıllık orada kalma- yacak giderek küçülecektir. Karanlık sulann içinde ateşin sönmesi gibi kızıllık birden bire yiter ve yüre- ğinizde bir acı duyumsarsınız. Belki de bu, karşılığı olmayan bir aşk hançerinin bı- raktığı acıdır. Belki de uzaklardaki sevgilidir. Belki hiç yaşanmayacak bir aşktır. Belki de birkaç gün sonra yaşanacak zorunlu bir aynlıktır. Yaz biter, sonbahar gelir. Aynhğın ardındaki hüznü sonbaharda yaşarsınız. Sanki doğa, duygularınıza denk düşmektedir. Türkçenin en güzel aşk şiirlerinden biri olan Cemal Süreya'nın "Aşk" adlı şiirinden üç dizeyle, yaz aşk- lanna şapka çıkartalım: Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git. Gözlerin dururmu onlarda gidiyorlar. Gitsinler. Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin. Yarı fmale kalanlar belli oldu Kültür Servisi- Leyla Gencer Şan Yanşması'nda yan finale kalan adaylar belirlendi. 80'i aşkın başvurunun yapıldığı yanşmada elemelere 55 kişi katıldı. Elemeler sonucu yan finale kalan adaylann isimleri şöyle: Ruslan Gafarcn (banton) Özbekistan. Linet Şaul (mezzo sop.) Türkiye.Aytül Büyüksaraç (soprano) Türkiye, Theresa Franke (mezzo sop.) Almanya, Esra . Özbir (soprano) Türkiye,Tuncay Kurtoğlu (bas) Türkiye, Bülent Bezdüz (tenor) Türkiye. Sayra Seyhan (soprano) Türkiye. Feryal Türkoğlu (soprano) Türkhe,Enkelejda Shkoska (mezzo sop.) Arnavutluk, Funda Ateşoğlu (soprano) Türkiye,Marcelo Raoul Alvarez (tenor) Arjantin. Hakan Tıraşoğlu (bas) Türkiye, Yi Ping Li (mezzo sop.) Çin. Bülent Külekçi (tenor) Türkiye.Thomas A. Bauer (bariton) Almanya, Alexandre Tomadze (bas) Gürcistan, Kevork Tav ityan (banton) Türkiye. Hyejin Kim (soprano) Güney Kore, Gökhan Akyüz (banton) Türkiye.Kvung Hwa Cho (soprano) Güney Kore, Şebnem Kartal (mezzo sop.) Türkiye. Marina Parulava (soprano) Gürcistan, Birgül Su (soprano) Türkiye. Diana Vashakmadze(mezzo sop.) Gürcistan. 2. Uluslararası Halk Dansları Festivali İZMİR (AA) - 64. tzmir Enternasyonal Fuan kapsamında düzenlenen ve bu yıl ikincisi gerçekleştirilecek Uluslararası İzmir Fuan Halk Danslan Festivali'ne katılacak yabancı ekipler tzmır'e gelmeye başladı. İzmir Fuarcılık Hizmetlen Kültür ve Sanat Işlen AŞ'den (İZFAŞ) yapılan açıklamaya göre, İZFAŞ ve Ege Folklor Eğitım Merkezi (EFEM)işbirliğiyle 9-15 eylül tanhlen arasında gerçekleştinlecek festıvale, Polonya, Ukrayna. Ispanya, Makedonya, Letonya, Macaristan. KKTC. Tataristan, Fransa, Güney Afrika ve Türkiye'den ekipler katılacak.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle