25 Mayıs 2022 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
i<18 MART 1995 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA HABERLER ODTÜ'de 10 kişi gözaltma alındı. Jandarmalar, kampus girişinde öğrencilere kimlik kontrolü yapıyor JlTEM skandah, gözalü getirdi • ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Süha Sevük, öğrencilerce rehin alınan kişinin JlTEM çalışaru olduğunu doğrularken "Bu kişilerin üniversitede bulunmalan bilgimiz dahilinde değil. Üniversite yönetimlerinin istihbarat birimleriyle resmi ya da gayri resmi ilişkisi olamaz" dedi. ANKARA (Cumhuriyet Bü- rostı) - Orta Doğu Teknik Üni- versitesi'nde (ODTÜ). öğrenci- lerin, üzennde Jandarma Istıh- barat ve Terörie Mücadele Bıri- mi (JtTEM) kimliğı bulunan bir kişiyi alıkoyduklan eylemle il- gili olarak 10 kişi gözaltına alın- dı. ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Sfi- ha Sevük, istihbarat elemanlan- nın üniversitede bulunmalannın kendi bilgileri dahilinde olmadı- ğını, bu yönde çalışmalara izin vermeyeceklerini açıkladı. Hacettepe Üniversitesi Beyte- pe Kampusu'nda da harç ve sağ- lık hizmetlerine yapılan zammı protesto eden yüzlerce öğrenci rektörlüge yürüdü. ODTU'de önceki gün kampu- sa sivil polislenn alınmasını pro- testo eden öğrencılerin. üzerinde JlTEM kimliği çıkan bir kişiyi bir süre alıkoymasıyla sonuçla- nan eylemlerin ardından, üniver- sitede sıkı güvenlik önlemleri alındı. Jandarmalar. kampusagi- riş yapmak isteyen öğrencileri kimlik kontrolünden geçirirken. eylemlere katıldığı savlanan 10 öğrencinin gözaltına alındığı öğ- renildi. Jandarmanın elinde eylemlere katılan ve "•provokatör" olarak nitelendirilen öğrencilerin liste- sinin bulunduğu. listede bulunan isimlerin kampus girişinde gö- zaltına alındığı belırtildi. Rektörden tepki Gazetemizin önceki günkü sa- yısında yer aian "Üniversitede JİTEM'İi kıştırtıcı" başlıklı ha- berle ilgili olarak açıklamada bu- lunan ODTÜ Rektörü Seviik. kendisıne gelen bilgilerle haber- de yer alan bilgiler arasında pa- ralellik olduğunu söyledi. Olayların ardından inceleme yaptığını aktaran Sevük, öğren- cilerin rehin aldığı kişinin yanı sıra kaçan diğer 2 kişinin de Jl- TEM calışanı olduğunu anlattı. Üniversiteye bu tür kişilerin girmesine izin vermeyeceklerini bildiren Prof. Sevük. "Üniversi- teye günde 20 bin kişi girip çıkı- yor. Bunlann hepsini kontrol et- meniz mümkün değil" dedi. Se- vük. öğrencilertarafından yaka- lanan üç kişıden birinin JlTEM çalışanı olduğunun belirlenmesi konusunda. "Bu Idşilerin ünrver- sitede bulunmalan bi/im bilgi- miz dahilinde değil. Takdir eder- siniz ki üniversite yönetimlerinin istihbarat birimleriyle resmi ya da gayri resmi ilişkisi olamaz" açıklamasında bulundu. Üniversitede çıkacak olaylara jandarma ya da polisin müdaha- le etmemesi için. bundan böyle olaylann başlangıcmda diğer öğ- retim görevlileriyle birlikte öğ- rencilerle görüşme karan aldık- lannı anlatan Sevük. "Bu şekil- de öğrencileri yanşürmaya çalısa- cağız. Hiçbir öğrencinin hocala- nna zarar vereceğini ya da öne- rilerini dikkate almayacağını sanmıyorum" diye konuştu. Bu ârada ODf Ü Siyasal Bil- giler Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Burak Sönmez'in gece evine gelen polislertarafından gözaltı- na alındığı öne sürüldü. Ailesi- nin Sönmez'in durumundan kaygı duyduğu bildırildi. Zammı protesto Hacettepe Üniversitesi Beyte- pe Kampusu'nda da 500 kadar öğrenci. harç ve sağlık hizmetle- rine yapılan zammı protesto et- mek için rektörlüğe yürüdü. Yürüyüş öncesinde Istanbul Gaziosmanpaşa Mahallesi'nde çıkan olaylar sırasında yasamını yitiren yurttaşlar için bir dakika- lık saygı duruşunda bulunan öğ- renciler. daha sonra davul ve zur- na eşliğinde sağlık hizmetleri merkezi ve rektörlüğe kadar ey- lemlerini sürdürdüler. Öğrenciler. "Paralıeğitimeha- yır", u Mediko hakkımız engelle- nemez", "Sermayedefot. üniver- site bizündir'". "Söz, yetki, karar öğrencilerin'". "Harç ve mediko zamlan geri alınsın"sloganlan attılar. Rektörlüğün önünde barikat kuran jandarmalarla bir süre tar- tışan öğrenciler. harç dekontlan- nı yakarak. halay çektiler. Öğ- renciler. zamlann geri alınması için Hacettepe Üniversitesi Se- natosu ve YÖK'ün mahkemeye verileceğini kaydederek. bütün üniversite öğrencilerini zamlann geri alınması için bir araya gel- meye çağırdılar. Öğrenciler,jan- darmanın uyansı üzerine, slogan atarak dağıldılar. Anayasa Değişikliği Alt Komisyonu Grevli sendika için uzlaşma sağlanamadı •Alt Komisyon, DYP, CHP ve ANAP'ın üzerinde anlaştığı seçilme yaşının 25"e indirilmesi önerisini de kabul etmedi. Ancak milletvekillerine en yüksek devlet memuruna baglanan emekli maaşı bağianması kabul edildi. ANKARA (Cumburiyet Büro- su)-Grevli toplu sözleaşmeh Me- mur sendikalan ile ilgili madde- lerde 2 haftadır uzlaşma saglaya- mayan Anayasa Değişikliği Alt Komisyonu. 22 maddelik değişık- lik teklifinin 17 maddesi üzerin- deki çalışmalan tamamladı. Ana- I yasa Alt Komisvonunun kabul ; ettigi değişıkliklere göre anaya- 1 sanın başlangıç bölümünün "12 • E}lülharekâö'"ileilgiİ!İbarelerin ! bulunduğu ılk iki fıkrası metin- ; dençıkanldı. ; Sendika. dernek. meslek kuru- I luşlan ve kooperatiflerin siyaset ! yapmayasaği kaldınlıyor. Sendi- I ka. dernek. meslek kuruluşlan ve 1 kooperatıfler, amaçlan doğrultu- sunda siyaset yapabilecek. Siyasi partilere üye olma yaşı 18'e ındirilirken, siyasi partilerin yurtiçi ve yurtdışında örgütlen- meleri ve kadın, gençlik kollan kurmalan önündeki engeller de . kaldınldı. Ancak komisyon. se- çilme yaşının 25'e mdirilmesıne • ilişkin teklifı kabul etmedi. Ko- misyon, seçilme yaşı alt sınınnın 25'ten aşağı. 30'dan yukan olma- mak kaydıyla yasayla belırlenme- sine karar verdı. Alt Komisyon, millervekili sa- , yısının da 600'e çıkanlmasına " karşı çıktı. Bu önenyi reddeden < Alt Komisyon. bunun venne mil- letvekili sayısının 550'ye çıkanl- masına karar verdi. Buna göre, 450 millervekili mevcut seçim eevrelerine göre seçilecek. 100 milletvekilinin seçim çevresi ise Türkiye geneli olacak. Bu durum- da, 100 mılletvekiiının dağılımı siyasi partilerin Türkiye genelin- de aldıgı oya göre olacak. DYP. ANAP ve CHP'nin ortak teklifinde yer alan ve sonradan hata olduğu açıklanan asker, hâ- kım ve savcılann da seçilememe- leri halınde mesleklerine geri dö- nebileceklerine ilişkin hüküm de- ğiştirildi. Değişikliğegöre Radyo Telev ızyon Üst Kurulu, YÖK ve Sılahlı Kuvvetler mensuplan ile hâkım ve savcılar, mılletvekıli adayı olabılmek için görevierin- den çekilecekler ve seçilememe- len halinde gen dönemeyecekler. Meclis. I eylül yenne 1 ekim- de yasama yılına baslayacak. Alt Komisyon. millervekili ma- aş ve yolluklannın en yüksek dev- let memuru maaşını geçemeyece- ği. yolluğunun da bunun yarısı ka- dar olacağına dair anayasa hük- münü aynen benımsedi. Komis- yon, mılletvekıli emeklilikleri ile ilgili yeni bırdüzenleme getirme- yi de benimsedi. Buna göre mil- letvekilı emeklilerine en yüksek devlet memuruna baglanan aylık bağlanacak. Fakat, milletvekili- nin daha önceki çalışmalan da ka- tıldığında en yüksek devlet me- munınun aylıgına erişemiyorsa o zaman da maaş bağlanacak. an- cak aradaki fark borçlandınlmak suretiyle kapatılacak. Siyasi partilerin kapatılmalan- na ilişkin davalarda siyasi partile- rin savunması alınacak. Siyasi parti liderine veya onun göstere- ceği temsilciye savcıdan sonra son söz hakkı verilecek. KHKTere iptal yolu Komisyon. anayasanın 12 Ey- lül döneminde çıkanlan yasalar, KHK'ler ve alınan diğer kararlar- la ilgili Anayasa Mahkemesi'ne dava açılamavacağına ilişkin ge- çici 15. maddenın son fıkrasının tümden kaldınlması yerine değiş- tirilmesini karara bağladı. bâbıtelli CAN DÜNDAR'ın ilksözü, İSMAİL GÜLGEÇ'in çizgileriyt< Çıkü Kamu Çalışanlan Sendikalan İstanbul Şubeler Platformu'nun dün Kadıköy'de düzenlediği yürüv^şe 3 bin kişi kaOkü. (Fotoğraf: KAAN SAGANAK) Memurunprotestoyürüyüşü tstanbul Haber Servisi - Kamu Çalışanlan Sendikalan Istanbul Şubeler Platformu. Gazı Mahallesi'nde "Ale\i kahvelerine saldınlması- nj". yapılan protesto gösterileri sırasında ise"Po- lisin halkın üzerine ateş açmasını" dün Kadı- köy'de üç bin kişinin katıldıgı bir yürüyüşle pro- testo etti. Çalışanlar. u eşitlik.özgürlük vekarideş- lik" istedı. Kamu Çalışanlannın düzenlediği ve demok- ratik kitle örgütleriyie. gençlik örgütlerinin de katıldıgı yürüyüş. Söğütlüçeşme'den başladı. Kortej korumasının göstericiler tarafından ya- pıldıgı yürüyüş sırasında sık sık "Faşizme kar- şı omuz omuza", "Faşizme ölüm, halka hürri- yet", "Katil devlet". "Faşistler kalleştir Ale\i- Sünni kardeştir", "Dün Sıvas'ta bugün Gazi'de. çözüm faşizme karşı savaşta", "Yaşasın halkla- nn kardeşliği** sloganlan atıldı. Gösteride böl- ge ekipleri güvenlik önlemi aldı: toplumsal olay- larda görev verilen çevik kuvvete bağlı polisle- rin bulunmaması ise dikkat çekti. Yürüyüş sıra- sında Söğütlüçeşme-Altıyol ve Kadıköy'e uza- nan güzergâh trafiğe kapatılırken esnafın da"olayçıkabilir" gerekçesiyle kepenklerini ka- pattığı gözlendi. Kadıköylüler yürüjüşü izle- meyi tercih etti. Yürüyüşçülerise zaman zaman "Stısma! Sustukça sıra sana gelecek" sloganlan anı. Kadıköy Iskele Meydanı'nda olaysız nokta- lanan yürüv'üşün ardından yapılan basın açıkla- masında, Gaziosmanpaşa'da kahvehanelerin ta- ranması"provokas>'on*'. polisin protesto göste- nsi yapan halka ateş açması ise "khie katliarru" olarak değerlendirildi. Açıklamada şöyle denil- di: "İçine sürüklcndiğimiz bu kanlı katliama' dur' demenin bir tek volu v'ardır: Tepldmizi, öfkemj- zi, nefretimizi. faşizme yöneltmek; tüm güçleri- mizi. emekçilerin. ezilenlerin hak ve özgüriük- lerini giivence altına alan bir demokrasi kav- gasında birleştirmek. 'Türküm. Kürdüm, Sun- niyim, Aleviyim: ama hepsinden önce emek- çiyim. ezilenim'diyen herkes, doğuştan gelen kimliklerimizi vadsımadan. el ele vererek tek bir demokrasi cephesi oluşturmab ve faşistlerin üz- erine gitmefi.** Göstericiler basın açıklamasının ardından ses- sizce dağıldı. Ciller- Askerle polis karşı karşıya gelmesin AMCAR.A (Cumhuri>«t Bflro- su) - Başbakan Tansu Çiller'in başkanlığında önceki gün yapı- lan Milli Güvenlik Koordinasyon Kurulu toplantısında. istihbarat birimleri arasında eşgüdüm ko- pukluğuna dikkat çekilirken as- ker ve polisin karşı karşıya geti- rilmemesi istendi. Genelkurmay Başkanı Orge- neral İsmail Hakkı Karadayı. Içişleri Bakanı Nahit Menteşe, Sanayi ve Ticaret Bakanı Meh- met Dönen. Emniyet Genel Mü- dürü Mehmet Ağar. MtT Müste- şan Söıunez KöksaL Başbakan- hk Müsteşar Vekıli .\li NAdTun- cer, RTÜK Başkanı .\li Baransel ve Vfilli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Orgeneral Doğan Ba- yezit'in de katıldığı ve Gazios- manpaşa olaylan sonrasında. 2 gün arka arkaya gerçekleşen toplantıda. Başbakan Çiller'in, olaylann yatıştınlabilmesi ve iç banşın sağlanması için sivil top- lum örgütleri ile diyaloğa giril- mesini istediği ögrenildi. Toplantıda şu görüşlerin dile getirildiği bildirildi: 0 Gaziosmanpaşa olaylan sonrasında başla>an oiayiarda as- ker ve polis arasında avnnı yap- mak istiyorlar. Bütün güvenük bi- rimleri ortak bir hedef, ülkenin bütünlüğü için çaba sarf edivor. Asker-polis aynmının oluşması ve keskinlestirilmesine izin veril- memelL # Cuma namazı nedeniyle, özellikle büyük kentlerde. cami çevrelerinde güvenlik önlemleri arttınlmalı. # Güvenlikbirimleri arasında eşgüdüm kopukluğu var. İçişleri. Emniyet. Jandarma. MİT arasın- da özellikle Gaziosmanpaşa'da kahvc taranması olavının faUleri- nin bulunması için koordinasyon sağlanmalı. Bu olaylann araştt- nlması için istihbarat vegüvenlik birimleri takviye edilmeli. Bu ola- vın faillerinin bulunmasmayöne- İik çalışmalar hızlandınlmah. # Nevruz için valilikler arası koordinasyon ağı kurulmalı. Şid- det içermedikçe, yurttaşlann yü- rüyüş ve şenliklerine müdahale edilmemeli. Ömürboyu suçlu muamelesi HALİL NEBİLER Diyelim 50 yaşındasınız. Otuz yıl kadar önce gençlik eylemlerine katıldmız. Yakalandınız. Mahkeme önüne çıktınız. Diyelim mahkûm oldunuz. Cezanızı çektiniz, çıktınız. Aradan otuz yıl geçtı. Evlendiniz. iş-güç, çoluk çocuk sahibi oldunuz. Gaziosmanpaşa olaylannı televizyonlardan izlediniz, gazetelerden okudunuz. Insanlann öldürülmesine tepkisiz kalamazdınız tabii. Öğrendiniz ki bir protesto gösterisi yapılacak. Siz de katılıp Alevilere yönelik bu katliamı protesto etmek istediniz. Kalabalığın ortasında bir yerlerde herkes gibi slogan artınız. yürüdünüz. Sonra polis saldırdı. kaçtınız. Buraya kadar her şey normal. Ertesi gün işinize gittiniz. alışveriş yaptınız, sokaklarda dolaşıp çocuklannızla parkta top oynadmız. Sonra, üçüncü gün fotoğrafınızı bazı gazetelerin birincı sayfasında, kalabalığın arasında işaretlenmiş olarak gördünüz. Siz filanca örgütün üyesi ve protesto gösterisinin baş tahnkçisiymişsiniz meğer... Meğer o gün polisler sizin fotoğraflannızı çekmiş. yirmi-otuz yıl önceki dosyalannızı açmış, siz) Türkıye'yi mahvetmekle uğraşan biri olarak saptamış. Şimdi sokağa çıksanız. fotoğraftan biri tanısa, tokadı bassa... Ya da ne bileyim. biri daha ileri gitse ne olacak? Dün bir gazetenin bırinci sayfasının neredeyse üçte birini kaplayan "Polis objektifinden terör koaJisjonu** başlığıyla yayımlanan fotoğraflar, hukukçulan ve insan hakları savunuculapnı ayağa kaldırdı. Avukat Rasim Öz, şunlan söyledi: " Bu hali fle dahi bu fotoğraflan yayımlamak. yavımlatmak bir vargısız infazdır. Gayri insani bir davranısür ve Türk Ceza Vasası'nın 243. maddesi ve devamına göre suçtur. Bu kişiler belirtildiği gibi geçmişte örgütlerin üyeleri idi iseler ve polis de bunu biliyorsa, cezalannı çekip ya da yargılamp aklanarak yeniden topluma kabldıklaruu da bilmelidir. Polis yargının akladığı ya da infa/ını yaptığı kişileri de sonsuza kadar suçlu görmekte ve göstermektedir. Geçmişte suç işlenûş insanlann da (eğer işlemişlerse) diğer yurttaşlar gibi tepki göstermek. yürüvüş vapmak gibi demokratik haklan vardır. Bu insanlan tahrikçi olarak hedef göstermek, onlara karşı işlenecek olan suça azmeta'rmektir. Bu da TCK'nin 65. maddesine göre işlenecek suçla aynı cezai yapönmla karşılaşır." Bir başka hukukçu. Avukat Bayram Bahri Belen de "Mahkemelerin yargısı sonunda ceza verilir ve bununla ortaya çıkan sabıka kaydı bfle bir süre sonra düşer, ovsa polisin sabıka fişleri yasavla kaldınlmasına karşın böyle oiayiarda kuilamlıyor" dedi. tnsan Haklan Derneğı Istanbul Şubesi Başkanı Ercan Kanar. insanlann fotoğraflannın çekilerek basında suçlanmasını, "Objektif gazetecilik ilkelerini ihlai eden militarist yayuıcılığın örneği'* diyerek eleştirdi. Şanlıurfa'da memura seyahatyasağı •Vali Akbulut. "protestolara katılmak için kent dışına çıkmak isteyenler olabilir" gerekçesiyle memur \e işçilere kentten çıkma vasağı koydu. İl Kültür Müdürlüğü'nün konseri de iptal edildi. ŞANLIüRFA (Cumhurhet) - Şanlıurfa Valisi Zijaettin Akbulut. bazı kitle örgütü üyelerinin lstanbul'daki protestolara katilmak için kentten aynlma girişimlerinin yoğunlaşması üzerine memurlar ve işçilere kentten çıkma yasağı koydu. Akbulut. "Urfa dışına eylem vapmak ve protestolara katılmak üzere vizite ve benzeri yöntemlerie çıkmak isteyen kitle örgütlerinin üyeleri var. Kimseye izin vermivorum. \ iziteye çıkmak da yasak. Bütün i/Jnkr de bir hafta süreyle kaldınlmıştır" dedi. Aşık Veysel Haftası nedeniyle II Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve dün akşam yapılması gereken Musa Eroğlu konseri de iptal edildi. Emniyet Müdürlüğü"nden biryetkili, "Valilik vasakladL Güvence veremediğimiz için" demekle yetindi. Kültür Müdürlüğü'nün ise söz konusu yasağa "Musa EroğJu'nun sağlık sorunlannı" gerekçe olarak göstermesi dikkati çekti. , ARAYIŞ TOKTAMIŞ ATEŞ Dökülen Kan ve Umut Gerçekten çok sabırlı ve dayanıklı; inanılmaz derecede bağışlayıcı ve sağduyulu bir toplumuz. Ve insanlanmızin bu "güzellikleri" olmasa, böylesine basiretsiz yöneticile- rin elinde, toplumsal bir cinnetin içine girmemek mümkün olamazdı. Yaklaşık bir hafta kadar önce, Istanbul'un Gazi Mahal- lesi'nde gerçekleştirilen hain provokasyon ve bunun ar- dından emniyet güçlerinin akıl almaz tutumlan, dünyanın bir başka ülkesinde yaşansaydı, sanıyorum ne içişleri ba- kanı kalırdı ortada, ne de hükümet... İçişleri Bakanımız Sayın Menteşe, bir "kusurunun" ol- madığını düşünüyor ve dile getirıyor. Meseleyi salt "kusur" açısından ele alırsak, muhtemelen haklıdır. Olayı duyunca en hızlı bir biçimde Istanbul'a gelmiş. Gelmesine gelmiş ama, bilemediğimiz (ya da en azından benim bilemediğim) husus, "Geldikten sonra ne yapmış?" Gazi Mahallesi'ndeki karakolla ilgili birdizi sorun ve cid- di iddialar var. Acaba Sayın Bakan, Istanbul'a gelince, btı- radaki görevlilerin geri çekilmesi için emir vermiş mi? Pa- zartesi günü polislerin de tahrik edileceği belliydi. Bunun için ne gibi önlemler almış. Memurların birtakım saçma- sapan rivayetlere inanarak sogukkanlılıklannı yitirmeme- leri için neler yapmış? Elbette bu konularda uzman değilim, ama televizyon- lardan görebildiğim kadanyla pazartesi günü saat 15.00 sularında polis panzerlerinin kullanılış biçimi son derece- de yanlıştı. Zaten çılgına dönmüş olan ve cenazelerini ta- şıyan halkın üzerine panzer sürmek, hangi "aklı selimle" açıklanabilir? Ve zaten asıl kıyamet orada koptu. Ölü ve yaralı sayısı, katlanması güç boyutlara ulaştı. Yani sorun; bir "kusur" sorunu değil, bir "beceri" soru- nu. Sanırım gerek İçişleri Bakanımız, gerek Istanbul Vali- si, gerek Emniyet Müdürü; hatta üst düzey emniyet gö- revlileri, görevlerini kusursuz bir biçimde yapmaya çaıış- mışlardır. Hatta bir kısım emniyet görevlilerinin sırtlannın birkaç gün yatak görmediğine de eminim. Ama netice iti- barıyla bu işi "becerememişlerdir." Akan kanı ivedilikle durdurmak bir yana, daha çok kan döküfrnesine neden ot- muşlardır. Sükûneti sağlayacaklanna, çatışmayı tırmandır- mışlardır. Istanbul Emniyeti, gözyaşartıcı bomba diye bir şey duy- mamış mıdır? Plastik mermi denilen bir şeyden haberleri yok mu? Kim verecek şimdi, dökülen bu kanın hesabını? Sönen ocaklardaki yaşama sevincini kim yeşertecek? Artık ilk gecenin provokasyonunu unuttuk, daha sonraki provokas- yonlar üzerinde duruyoruz. Bu olaylann tüm sorumluluğunu (olanca acımasız so- mutluğuna karşın), sonuç olarak soyut bir kavram olan "provokatöre" mi yıkacağız. Bu tür oiayiarda şimdiye dek hiç yakalanmamış olan bu "provokatör" kimin nesidir? Hangi hain amacın peşinde koşmaktadır. Sayın Başbakanımız, bu oiayiarda "Yunanparmağı"oia- bileceğini ima etmiş. Gazetelerde okuyunca gözlerime inanamadım. Çok kesin ve herkesi inandırıcı kanıtlar sun- madan, böyle bir imayı, bir başbakan nasıl yapar? Sayın Menteşe'nin Güner Ümrt'le ilgili olarak yaptığı dil sürçme- sine de benzemez bu. Adamı "tefe koyariar." Ama bu du- rumda "tefe konulan", Türkiye oluyor. "Deneyimsiz" de- sem, bunca yılın deneyimi var. Anlaşılır gibi değil... Dışiş- leri Bakanlığı şimdi bunu temizlemeye çalışsın bakalım. Ar- tık nasıl bir açıklama getirirler, bilemiyorum... Ve giden gitti... Fidan gibi çocuktanmızı verdik gene kara topraklara. O çocuklann kederli ailelerinin acılan nasıl diner, nasıl dindi- rilir acaba? Televizyonlardan izleyebildiğim kadanyla, kimi cenaze- ler siyasal mesaj taşıyordu. Kimi cenazeler ise kitlesel bir katılım olmakla birlikte, sade törenler şeklindeydi. Ve bu cenazelerde aileler hıçkıra hıçkıra, haykıra haykıra ağlıyor- lardı. Ne kadar hıçkırsalar, ne kadar haykırsalar az... Ama beni en çok yaralayan, yüreğimi dağlayan, boğa- zımı düğümleyen görüntü; cenazelerinin ardından göz- yaşlanyla yürürken göğüslerine, yüreklerine bastırdıklan Mustafa Kemal'in resimlerini taşıyan insanlann görüntü- sü oldu. Ayşegül'ün yanında gözyaşlarımı kontrol edebil- dim ama; şimdi gecenin bu geç saatinde, bu satırian ka- leme alırken tutamıyorum. Bilmiyorum siz değerii okurla- nm, bu gözyaşlarıma "pamnaklannızla"dokunabiliyor mu- sunuz?.. Bunca acı, bunca kırgınlık, bunca isyan içinde bile; te- selli ve umudu Mustafa Kemal'de anyor ve bir ölçüde bu- labiliyorsak, "daha ölmedik" demektir. En kahır yüklü gün- lerimizde bile, "gelecekteki güzel gönlerin" işareti var de- mektir... Hain provokasyonlar sonucu toprağa verdiğimiz fidan gibi yavrulanmızın kanı, aynı topraklarda umut çiçekleri- nin filizlerini yeşertebilir mi acaba?.. Ve tüm ıstırabıma rağmen, bunun umudu içinde; bu ço- cuklanmızın teselli bulmaz aile ve yakınlan başta olmak üzere, tüm ulusumuza başsağhğı diliyorum. Soruşturma komisyonu üyesine soruşturma BÜLENT ECEVİT ANTALYA - Akdeniz Üni- versitesi Tıp Fakültesi'ne alınan günü geçmiş tıbbi malzemeler- le ilgili ilk soruşturma komisyo- nunun üyelerinden olan ve so- rumlulann hukuki yollarla yar- gılanmasını isteyen Prof. Dr. Çe- tin Yetkin'e üniversite yönetimi soruşturma açtı. Yetkin'e, Rektör Yardımcısı Prof. BekirÖzertarafından gön- derilen yazıda, "Sonışturma ko- misyonunda görevli olduğu hal- de" fnterstar TV kanahna açık- lamalarda bulunduğu gerekçe- siyle ifadesine baş.vurulacağı be- lirtildi. Avukat TuğhanÇiftçi televiz- yon kanalındaki açıklamalann. Prof. Yetkin'e gösterilen belge ile ilgili olduğunu anımsatarak. "Yetkin'üı de üyesi olduğu soruş- turma komisyonunarektöryar- dımcılanndan sahte belgeler ve- rildiği kanıtlanmış oluyor. Bu nedenle de sayın Ozer'e bu- nun da şikâyetini yaptık" diye konuştu. DEMOKRASİ İÇİN BİR ADIM İLERİ FORÜM: 1 95 TÜRKİYESİNDE DEMOKRASİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER Konuşmacı TALATTURHAN 19 MART 1995 PAZAR Saat : 13.00 TARIK ZAFER TUNAYA KÜLTÜR MERKEZİ İstiklal Caddcsi - Tûnel - İstanbul Bu, Artık Böyle Devam Edemez.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle