23 Mayıs 2022 Pazartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Cumhuriyettmtiyaz Sahibi: Berin Nadi Genel Yavın Yönetmenı: Orhan Erinç • Genel Yayın Koordınatörü Hikmet Çetinkava # Yazıışleri Müdürlerı: Ibrahim Vıldız, Dinç Tayanç(Sorumlu) # Haber Merkezı Müdürü' Hakan Kara 0 Görsel Yönetmeıv Fikret Eser Dış Haberler: Ergun Balcı • tstıhbarat Yalfin Çıkır • Ekonomı Büknt Kızanhk • Radyo-TV l\g»r Eremektar • Kultur Handan Ştnköken • Spor- Abdülkadlr Yücelman • Yurt Haberlen Mehmet Saraç • Makaleler Sıml Karaören • Çe\ın Seyfcttin Turhan # Düzeltme Abdullah Yazıcı • Folograf Erdogan Köseoğlu Yayın Kurulu tlhan Selçuk (Başkan), Orhan Erinç. Oktay Kurtböke. Özgen Acar, Hikmet Çetinkaya. Şükran Soner. Ergun Balcı. Dinç Tayanç. Ibrahim Yıldız, Orhan Bursalı, Mustafa Balbav. Ankara Temsılcısı. Mustafa Balbav # Haber Müdürü Doğan Akın Atatürk Bulvarı No: 125, Kat.4, BakanJıklar-Ankara Tel" 4195020(7hat). Faks 4195027 • tzmır Temsılcısi Serdar Kızık, H. Ziya Blv 1352 S. 2/3 Tel. 4411220, Faks 4419117 • Adana Temsilcisr. Çetin Yiğenoglu, Inönû Cd. 119 S. No:l Kat: 1, Tel: 3522550, Faks 3522570 Muessese Mudürû. Erol Erkut # Koordmatör AhmetKorulsan9Muhasebe BOIentYener • ldare Hüsevin Görer • Işletme Önder Çelik • Bılgı-îşlem. Nail lnal • Bılgısavar Sıstem: Mürüvet Çiler • Reklam Reh» Işıtman •Halkla Ilişkıler Nurten Berksoy Ya>ımlayan ve Basan: Yenı Gun Haber \jansı Basın \c Yavıncıhk A Ş TufUxağıcad 39 4) CagaloŞlu 34334 lst PK. 246 istanbul Tel tO2!2) 512 05 05 (20 halı Faks (0 212)513 85 95 18MART1995 tmsak: 4.40 Güneş: 6.05 Ögle: 12.19 tkindı: 15.39 Akşam: 18.20 Yatsr. 19.39 21. yüzyıl modasına hazırlık • Haber Merkezi - Dünya modasının başkenti Paris'te 1995-1996 sonbahariaş koleksıyonlannın tanıtıldığı defıleler tüm hızıyla sürüyor. Fransız modacı Thiery Mugler'in transparan modellerinin sergilendiği defile, sıradışı unsurlanyla dikkat çekti. Modellennde metal de kullanan Mugler, robotlardan esinlenmişe benzıyor. Ancak, sergilenen giysılenn önümüzdeki kış değil, 2095-2096 kışında giyilmesi daha olası. ÇBCÜL'den devam çağrısı • İstanbul Haber Servisi - Çe\ re ve Kültür Degerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfi (ÇEKÜL), 1994-1995 dikim mevsiminin son fıdanlannı dikmek ıçin Çatalca Delıyunus'ta "Türkiye'de Her Yıl Herkesin 7 Ağacı Olsun" kampanyasına yann da devam ediyor Şimdıye kadar kampanya çerçevesinde dikilen fidan sayısı 200 bini aştı. Kampanya, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından, bu yılın desteklenmeye değer çevre projeleri kapsamına alınmıştı. "Karadam '95" • ULUDAĞ(Cumhuriyet)- Vakkorama'nm geleneksel olarak düzenlediğı ve sonuncusu "Karadam '95" başlığıyla 10-12 mart tarihleri arasında Uludağ'da gerçekleştirilen kayak yanşmalannda kar sevgisi; hız, tehlike ve özgürlük tutkusuyla bütünleşti. Vakkorama'nın sahibi Cem Hakko'nun ev sahipliginde, Power FM, Efes Piîsen, Volvo ve NVrangler'in katkılanyla yapılan "Karadam '95"te bini aşkın kişi yanştı. Erzurum'da deprem • ERZURUM(AA)- Erzurum'da dün sabah orta şiddette bir deprem meydana geldi. Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, dün sabah saat 07.3 l'de, merkez üssü Aşkale ilçesinin 15 kilometre güneybatısı ve aletsel büyüklüğü 4.2 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Depremde can ve mal kaybmın olmadığı bildirildi. ODTÜ'nün gemisi Karadeniz'de • SOFYA (AA) - Orta Doğu Teknik Oniversitesi'ne ait "Bılim" adlı araştırma gemisi. Karadeniz'de Bulganstan, Römanya ve Ukrayna ekonomik bölgesinde inceleme ve araştırmalanna başladı. Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna'dan bilim adamlannın katıldıgı bilimsel araştırmada, Karadeniz'de deniz canlılannın yaşam şartlan incelenecek. Hastahk hastalaruıa ldüıikÇeviri Servisi - Durup duruken gög- sün sıkışması, boncuk buncuk terleme- ler, kalp atışlannın hızlanması ve solu- ğun kesılmesi... Bazen yerinden kalka- mayacak kadar bitkin hissetmek, bazen ölüyormuş gibi nefes alamamak... Son- ra bir doktordan digenne koşarak tüm bunlara çare aramak... Tahliller. analiz- ler, 'check-up'iar... Ve sonuçta doktorla- nn o meşhur sözü: "Bir şeyiniz yok!" Aslında tarihin eskı çağlanndan günü- müze gelen bu hastalıgın adı hipokond- ridir. Organik bir rahatsızlık degıldir. Çok eskilerde melankoliden kaynakla- nan bir rahatsızlık gibi görülen hipo- kondrinin günümüzde bedende fiziksel rahatsızlıklara yol açan psışık bir hasta- lık olduğu tanımlanmıştır. Depresyonla çok benzerlıgi bulunan hipokondri, iç çe- lişkilerden gelen sınyallerin beyınde ters tepkiier yaratarak fiziksel rahatsızlıklar olarak ortaya çıkmasıdır. Yapılan araştırmalara göre doktorlara ve hastanelere fiziksel sendromlarla baş- vuran hastalann yüzde 15-20'sınde orga- •Bulabildikleri tüm ilaçlan toplayıp tıp literatürünü takip ederler. Tansiyonlan ve kalp atışlan sürekli kontrol altındadır. Doktorlar ve tıp, onlarla ilgili organik bir rahatsızlık bulamadığı halde, hastahk hastalan (hipokonder) hep hastadır. nik bir rahatsızlığa rastlanmamakta ve bu hastalann birer hipokonder oldugu düşünülmektedir. Doktorlann peşindeki hastalar Bu rakam kalp hastalıklanyla ilgili so- runlarda daha da belirginleşmekte ve kalp rahatsızlığı ile başvuran hastalann neredeyse üçte ikisi herhangi birtanı ko- namadan evine gönderilmektedir. Her beş hastadan dördünde ıse rahatsızlıklar devam etmekte ve hasta yeni doktorlann peşine düşmektedır. Bugüne kadar ken- dılenyle ciddi olarak ılgilenildiğı hıçbir şekılde söylenemeyecek olan hıpokon- derler için geçen aylarda Norveç'te açı- lan ilk özel hipokondri hastanesi büyük umut olmuştur. Norveç'in Bergen ken- tinde açılan hastanede ilk hipokondri hastalan terapi yoluyla tedaviye başladı- lar Doktorlara duyulan güvensizLik aşüacak Hipokonderlerin, yaşadıklan bu kadar şey dolayısıyla ilaçla tedavi yöntemleri- ne ve doktorlara duyduklan güvensizli- gin de bu hastanede aşılacagını belirten uzmanlar, tedavınin ilk aşamasının gü- ven oldugunu vurguluyorlar. Hastaya önce fiziksel rahatsızlıklan- nın nedenlerini açıkça anlatan ve orga- nik bir hastahkla yüz yüze olunmadıgı anlatan doktorlann, ikincil olarak öner- dikleri yöntem ise terapi. Hipokondriye yol açan psıkolojik nedenlerin ortaya çı- kanlmaya çalışıldıgı bu aşamada hasta, grup içinde bulundurulmuyor. Erken teş- hisin bu hastalıkta terapi sürecini çok kı- salttıgmı belirten doktorlar, hastanın or- ganik bir rahatsızhgı olmadıgını kesin ögrendikten sonra şikâyetleri sürdüğü takdirde buraya başvurabilecegıni belir- tiyorlar. Rahatsızhklann her hastada farklı ve değışik yogunlukta ortaya çıkabilecegı- ni söyleyen doktorlar, hipokonderlenn diger ruhsal rahatsızlıklar ve korku has- tahklan olan fobilere de daha kolay ya- kalanabilir oldugunun altını çıziyorlar. Birçok ülkede hastalann yüzde 20 ka- dannm hipokonder olabileceğini de be- lirten Bergen Hastanesi yetkılileri, bu tür hastanelerin vakit geçırilmeden yaygın- laştınlması geregıne inanıyorlar. Topraklarından sürülenler Çeviri Servisi - Uluslararası Çocuk Jfirisi, Dünya Basın Fotoğraflan 1995 Çocuk Ödülfi'ne, "Anne ve 2 Çocuğu" adlı siyah-beyaz fotoğrafi fle İsviçreii fotoğrafçı Katrin Freisager'ı la\ık buldu. Fotoğraf, atalan 1890 >ılında Amerikan ordusu tarafindan topraklarından sürülen Lakota yerülerine ait Bugün ise Lakotalar, kendi kimliklerini btılmak \e topraklannı geri alabilmenin sa\aşımım veriyoriâr. Oğrencilerden oluşan jüri. bu yılın yerişkin jürisi tarafindan seçilen 350 foto ve slayt arasından seçimini yapü. Değeriendirmeler güncel hayat, spor, doğa ve önemli haber fotoğraflan kategorileri arasından \ apıldı. Jüri; tspanya, Almanya, Hollanda, İtaNa. Fransa, Finlandiya, Macaristan, İsrail ve Pörto Rico'da düzenlenen ulusal fotoğraf yanşmalannda ödül kazanan 9 çocuktan oluşuyor. Birinciye 2500 Hollanda Florini'nin verileceği ödül töreni, 25 nisanda Amsterdam'da gerçekleştirilecek. Çanakkale Zaferi kutlanıyor Haber Merkezi - Çanakka- le Denız Zaferi'nm 80. yıldö- nümü bugün Çanakkale Cum- huriyet Meydanı ve Şehitler Anıtı'nda yapılacak törenlerle kutlanacak. 'Çanakkale Sehit- lerini Anma Günü' dolayısıyla Cumhurbaşkanı Vekili ve TBMM Başkanı HOsamettin Cindoruk, siyasi partilerin ge- nel baskanlan, bakanlar ve der- nekler mesaj yayımlayarak gü- nün önemine dikkat çekti Başbakan Tansu Çiller' in ya- nı sıra Genelkurmay Başkanı Orgeneral tsmail Hakkı Kara- dayı ile devlet bakanlan Nec- mettin Cevheri, Abdülbaki Ataç, Orman Bakanı Hasan Ekinci, Bayındırhk ve lskân Bakanı Halil Çulhaoğlu nun katılacagı 18 Mart törenlen, Cumhuriyet Alanı'nda saygı duruşunda bulunulması ve Is- tiklal Marşı eşliginde göndere bayrak çekilmesıyle başlaya- cak. Cumhuriyet Alanı'ndaki törenler, folklor gösterileri ve geçit resmi ile sona erecek. Ça- nakkale muhabirimizin haben- ne göre aynı saatlerde Hastane- bayın, Kumkale ve Hasan Mevsuf şehitliklerinde de tö- renler yapılacak. Gelibolu Ya- nmadası'ndakı Şehitler Anı- tı'ndaki tören ise saat 14.00'te başlayacak. Törenlerin akşam- ki bölümünde, Kültür Bakanlı- ğı Devlet Halk Danslan Toplu- lugu'nun 18 Mart Spor Salo- nu'ndaki gösterisı izlenebile- cek. Çeşitli kuruluşlar da sergi ve dia gösterileri ile kutlamala- ra katılacak. Törenlere katılmak üzere dün Çanakkale'ye gelen tngil- tere Genelkurmay Başkanı Ma- reşal SirPrterlnge, Ingilızlerin Gehbolu savaşlannda yenildik- lerini, ancak kahramanca sa- vaştıklannı belirterek "Gefibo- lu savaşlanndan aidığnmz çok dersvar"dedı. Cindoruk da Çanakkale Va- lısi Hüsnü Tuğlu ve Belediye Başkanı lsmail Özay'a birer kutlama mesajı gönderdi. Cin- doruk, mesajında şöyle dedi: "Tiirk milletinin üsriin vatan sevgLsinin destanlaşnğı Çanak- kale Zaferi. tüm Çanakkalelile- re ve yüce milletinıizt kutlu ol- sun. Surdumuzun dört bir ya- nından geierek düşman güçjere karşı van yana, omuz omuza çarpışaıı ve vatan savunmasın- da hayadannı seve se\e feda eden aziz şehitierimize Al- lah'tan rahmet diliyonım. Ça- nakkale Zaferi'nin dahi komu- tanı ve desletimizin kurucusu yüce Atatürk'ü ve kahraman gazileriınizi bir kere daha min- net ve şükran duygulanmızla anıyorum." CHP Genel Başkanı Hikmet Çetin mesajmda, Türk tarihinin şanlı sayfalanndan olan Çanak- kale Zaferi'nin salt bir destan olmanın ötesınde bugün ve ya- nnlar için her zaman ders altna- cak denn anlamlarla yüklü ol- dugunu bildirdi. Mesajda, Ça- nakkale Zafen'nin, empery-a- lıst saldınya karşı koyulabili- neceginın kanıtı oldugu belir- tildi. ANAP Genel Baskanı Mesut Yılmaz, mesajında, 80 yıl önce Çanakkale deniz savaşlannın bir ulusal gurur ve ıftihar zafe- rine dönüştürüldügünü behrttı. Muğla evi, Izmir'den ABD'ye yolcuedildi ÖZCANÖZGÜR MUĞLA - Mugla Belediye- si tarafindan prefabrik olarak inşa edilen "Muğla Evi", Mug- la'da sergilenmesinın ardından Izmir'den Amerika'ya yolcu edildi. Mugja ile ABD'nin Flo- rida eyaleti Fort Lauderdale kenti arasındaki "kardeşşehir" ilişkisi çerçevesinde, Ameri- ka'nın dünyaca ünlü arkeoloji müzesi Graves'te süresiz ola- rak sergilenecek olan Muğla Evi, 8 nisanda törenle Ameri- kalılann ziyaretine açılıyor. Mugla Belediyesi'nin ola- naklanyla ve belediyerun ken- di ustalan tarafindan mimar Ertuğrul Aladağ danışmanlı- gında tamamen ahşap malze- me ile bire bir ölçeginde pre- fabrik olarak inşa edilen ve Mugla yöresinin geleneksel ev eşyalan ile dekore edilen Mug- la Evi, bir süre Mugla'da sergı- lendikten sonra sökülerek Iz- mir'e götürüldü. Mugla Evi, bu ayın başında Deniz Nakliyat TAŞ'nin gemi- siyle ücretsiz olarak lzmir Ali- ağa limanından Amerika'ya yola çıkanldı. Muğla Valisi Dr Lale Ayta- man şu bilgileri verdi: "Muğ- la ile Portlaudardela kenti ara- sında iki yıl önce başlatüan kar- deş şehir ilişkileri çerçes esinde bu güzel olay yarabhyor. Fort Laudardela kentinde yaşayan veTürk-Amerikan tş Eğitim ve Kflltürel İlişkileri Geiiştirme Komhesi (TABEC) başkanlığı- nı da yapan Süheyla Genç- soy'un öncülüğünde başlatılan flişkiler ik önce Beledi\e Başka- nı Orhan Çakır \e beıi .\BD'ye gittik. Sonra onlar Muğla'ya geldiler. Amerikalı konuklar, Muğla zharetlerinde tarihi Muğla evlerinden çok etkilen- diler. Böylece bu evlerden bir örnek e\in Graves Müzesi'nde sürekli sergilenmesi fıkri geliş- ti. Bunun için Graves Müze- si'nde özel bir bölüm açıldı." MESELA DEDİK ERDAL ATABEK DüNYADAN Doğu Avrupa'da nüflıs geriliyor Çeviri Servisi - Doğu Avnıpa ülkelerindeki nüfiıs gıderek azalıyor. Konunun uzmanı istatistikçiler göre bunun iki nedeni var: Refah ve fakirlik. VVashıngton Post bu çelişkinin gerekçesini şöyle saptamış: "Çokuluslu bir şirkette yüksek düzeyde görev yapan, çok sık seyahat etmek zonında kalan, tapusuna sahip olduğu evi ve iki otomobüi bulunan Agnieszka, liberal ekonomide daha iyi bir yaşama doğru gidildigini savunan Doğu Avnıpa ülkeleri için iyi bir reklam sayıhr. Agnieszka'nuı yüksek düzev yaşamının Bükreş'in varoşlanndaki tariasında çalışmak zonında olan Romanyttta Ioana Stoenescu'nun yaşamıyta çok az ortak yanlan var. Ulkede 1989'da rejim değişikliğinden sonra hükümetçe çiftçflere sağlanan destek. enflasyonun etkisiy te tümden eriyip ghtL Öyie ki geçen yıl teievizyonlann yanması üzerine yerine yenisini koymak olanağını bile bulamadı Stoenescu aflesL" Yaşamlan ve yaşam koşullan böylesine çelişkili 36 yaşındaki Agnieszka ile 29 yaşındaki loanna Stoenescu'nun tam bırleştikleri bır nokta var, o da çocuk istememek. "Ben" diyor, "Bir mestek kadnuyım. Çocuk doğurmak isterim. Ama şimdi değiL Okluğunda da bir tek çocuk yeter, faziasını istemem." Ioanna'nın çocuk ıstemeyiş nedeni ise çok farklı. Şöyle diyor o: "Kendime bakamıyorum. çocuk benün neyüne™" Agnieszka, şimdiki işine 250 dolar aylıkla başlamış, kısa sürede aldığı zamlarla bunu on katına, yani 2500 dolara çıkarmış. "Çok gezjyorum" diye ekliyor, "Valizlerüni boşaftacak vakit bile bulamıyorum." Ioana ise hamile kalmamak için çektigi sıkıntıyı şöyle açıklıyor "Doğum kontrol hapı almaya param olmadığı için doktora gktip bebeği aidınyorum." Doğu Avrupa ülkelennde nüfus, çoğalmak şöyle dursun, azalmaya başlamış. Bu, nüfus artışımn tümden durmuş olmasından ileri gelmiyor. Bu oran örneğin Çekoslovakya'da geçen yıl yüzde 1.8 iken daha sonra 1.7'ye gerilemiş, aynı ülkede çocuk aldırma yüzde 48 • artmış. 50 yıl önce savaşanlar şimdi banştan yana Çeviri Servisi - Savaş öyküleri kulaktan kulağa dolaşıyor. savaş alanlan geziliyor ve bir zamanlar bırbirlerinm canlanna kıymaya çalışan ınsanlar, şimdi biraz buruklukla yan yana durmaya çalışıyor. Iwo Jima Savaşf nın üzerinden geçen yanm yüzyıl sonra, Japon ve Amerikalı savaş gazileri, bir zamanlar çok önem taşıyan ve uğruna bınlerce canın feda edildigi, şımdilerde üzerinde kimsenin yaşamadıgı bir adada bu savaşı anmak üzere bir araya geldi. Şimdi bile insan yapısı magara ve tünellere gömülen binlerce Japon askerinin kemikleri bulunan ada. hâlâ acımasız, dehşet verici ve çılgın bir savaşın simgesi sayılıyor. Geçen 50 yıl bile bu savaşın açtığı yaralann derin izlerini silememiş. Savaşı yaşayanlar yüz yüze gelmek istemıyor, bakışlannı sürekli birbirlerinden kaçırmaya çalışıyor Yine de, bu insanlar günboyu sürecek bir anma töreninin hazırlanması için el ele vermiş. Cephede savaşan 72 yaşındaki KeDy M. Sharbel, savaş sırasında esir düşen bir Japon askerinden aldıgı parayı. anma günü geri veriyor. II. Dünya Savaşı'nın son yılında Amerikan ordusunun önde gelenleri, Iwo Jima adasının bombalanmasının stratejik bir zorunluluk olduguna karar verdıler. Ama Japonlar korkulur düşmanlardı ve her ıkı tarafda bunun bedelini çok agır bir bıçimde ödeyecekti. Aınerikahlar savaşta 6.800 vatandaşım yitirirken, 20.000 Japon askerinden yalnızca 1.083 tanesi sağ çıkabilmişti. 72 saat içinde ele geçirilecegi düşünülen adada savaş 36 gün sürmûş, bu arada Japonlar en güç koşullara karşı yaşamlannı koruma mücadelesı vermişlerdi. Şimdi, bu kanlı savaşın anısına bir araya gelen bir avuç Japon ve Amerikalı "dünkü düşmanlann artık dost oldugunu" dile getinyorlar. y T"erkese "Biz bu oyunu gör- I I müştük"dedirtenolaylarye- Â. A. niden başladı. Aslında gör- mesıne görmüştük. ama perde kapa- nınca herkes evine gittiğinden oyu- nun ıçyüzü ortaya çıkmamıştı. Hele de oyunculann her zaman kuvvetli alkış aldıgı anımsanırsa neden aynı oyunun sahneye kondugu daha iyi an- laşılır. Şimdi de görülüyor ki yeni oyunlar adı altında gene eski oyunlar- dan bir demet sunuluyor. Onun için biz de bu kez oyunlann kurgusuna bi- raz yakından bakalım dedik. Stcak çorba oyunu... . / bret veren bir oyun olarak oyna- nır. Ortada bir kazan çorba var- dır. Çorbanın altında büyük bir ateş yanmaktadır. Kazanın çevresin- de dolaşıp çorba içmek ısteyenlerin ellerinde kepçclerbulunur. Fakat kep- çeyı daldınp içenin ağzı yanar. Kim- senin aklına da çorbayı soğutup iç- mek gelmez. Çorbacı da ortada gezi- nip ıkıde bır "Sıcak çorba için, içini- zi ısıör" diye ortalığı teşvık eder. Bir kazan çorba orada durduğu halde kimsecikler içemez Sonunda birisı çıkar, "Böyle gidcrse aç olanlar çor- ba içemez, gene aç kahr, gelin şu ka- zanın altını söndürelim, çorbayı içe- lim, sonra gene kazanı tsıtınz" der. Çorbacı karşı çıkarsa da çorba içmek ısteyenler kazanı söndürürler, herkes de sırayla gelip çorbasını içer. Kıssadan hisse: Çorba içmek istiyor- san önce kazanın altını söndürmek gerekir. Çorbayı kanştıranlara da dik- kat! Dönmedotap oyunu: Oyun içinde oyun... Cçocuk \ i ocuklar dönmedolapa binerler, neşe içinde oynamakta- dırlar. Fakat içlerinde açıkgöz birkaç fuk vardır, onlar bir oyun planlar- lar. Dönmedolap dönerken aşağıda yiyeceklerhazırlanmaktadır. Buaçık- gözlertam yemeklerhazır olduğu za- man, dönmedolabı durdurup kendile- ri yiyeceklere koşacaklardır. Ama kendilerinin o sırada aşağıda olmala- n gerekir. Bunu ayarlamak için de 'en yukarda olanlaruı gökkuşağuu göre- cekfcri' masalını uydururlar. Herkes de bu masala kanar, "Aman biz hep yukarda olalım da gökkuşağmı göre- lim" diye bekler. Aşağıda güzelim sandviçler, pastalar hazır oldugu za- man bu açıkgözler. dönmedolabı dur- durup inerler, yukardakilere de "Ora- da bekleyin, gökkuşağuu göreceksi- niz" derler. Yukardakılergökkuşağı- nı bekleyedursun, bizımkiler bir gü- zel yiyeceklere koşup güzelce kann- lannı doyururlar. Bu oyuna giden ço- cuklann kannlan acıktığından, yan- lanna para vermek dogru olur. Krmm başnktıtazoyunu: miz yürekli, saf bir çocuktur. Orman- da yaşayan büyükannesine gidip ona yıyecek götürür. G ene böyle bir ziyaret yaptığı sırada bir kurt gelip ona "An yavnım" der, "böyle masum masum gidiyorsun, ama yokla kötü adamlar var, senin yolunu keserler, E skı bır masaldır, ama her za- man oynanan bır oyundur. Kır- mızı başlıklı kızı bilirsiniz, te- sonra ne yaparsın?" Küçük kız kor- kar. "Bilmiyorum ki kurt amca, ben ne yaparun ki, sen beni korur mu- sun?" der. Kurt da ona "Elbette yav- rum, ben setıi korunım, şimdi sen gel, benün arkama geç, şu elindeki sepeti de bana ver, sana yük oünasın, şimdi korkma" der. Kurt ön- de, küçük kız arkada, ormanda yürümeye başlarlar. Ortada kötü adam falan görünmez, ama sağdan soldan ürkütücü sesler gelir. Kırmızı şapkalı kız fena halde korkar, kurtun arkasma saklanır. Kurt, küçük kızı pelerininin arkasına saklar, ara sıra da "Aman kötü adam- lar geliyor, bana sıkjca sanl" der. Kü- çük kız da ne yapsın, kurda iyice sa- nlır. Oyunun bundan sonrası değişik bi- çimlerde oynanır, ama klasik olarak bir daha küçük kızı gören olmaz. Or- tada, dişlerini kanştırarak dolaşan kurt kahr.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle