16 Ağustos 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
8 TEMMUZ 1994 CUMA CUMHURİYET SAYFA EKONOMI Oyak-Renautrmııı ihracau • Ekonomi Servisi- Oyak-Renault, Arjantin Renault Fabrikası'nın talebi üzerine, bu ûlkeye 3 bin adet Renault-9 Fainvay ihraç edecek. Oyak Renault'tan yapüan yazıh açıklamada, Oyak'ın ağustos ayından başlamak üzere her ay 800 aracı Mudanya Limanı'ndan sevk edeceği kaydedildi. KOSGEBsemineri •ANKARA (AA) - Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme İdaresi Başkanhğı, Arçelik yan sanayi kuruluşlannın stok maliyetinin düşüriilmesi arnacıyla, "Tam Zamanında Üretim (JIT-Just in Time)" semineriverecek. Re'sen emeklilik • ANKARA(AA)- Özelleştirme kapsamına abnan kamu kurum ve kuruluşlanndaki Emekli Sandığı'na tabi iştirakçiler, fıili hizmet sürelerini tamamlamalan halinde, istekJerine baJcıJmaksızın re'sen emekli edilecekler. Emekli Sandığı Kanunu üe 190 sayılı Genel kadro ve Usulü Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'de değişiklik yapan KHK, Resmi Gazete'nin dünkü mükerrer sayısında sayisında yayımlanarak yürürlüğe girdi. KHK, Emekli Sandığı Yasası'nın 40. maddesine eklenen bir fıkra ile özelleştirme kapsamına alınan kamu kurum ve kuruluşlannda emeklilik yaş haddinin 55 olmasını öngörüyor. Doğuş'a İtalyan ortak • Ekonomi Servisi - Doğuş Grubu şirketlerinden Filiz Gıda, ttalyan gıda gruplanndan Barilla S.P.A ile bir ortaklık anlaşması imzaladı. Filiz Gıda'nın yüzde 35 hissesinin Barilla tarafından alınmasıyla kurulan işbirliği, Filiz ve Barilla marka makarna ve diğer unlu üriinlerin iç ve dış pazar paylannı büyük oranda arttırmayı hedefliyor. —QQf Hükümetin hazırlattığı raporda, kapatma yerine işletmeye yatınm yapılması önerildi Karabük kıutaııbyor• Hükümet tarafından açıklanan 5 Nisan kararlannda yıl • Oluşturulan kurulun yaptığı incelemeden' ışletmenin sonuna kadar satılamazsa kapatılması kararlaştınlan Karabük yaşatılması" yönünde bir rapor çıkarken, Karabük'ü kara Demir Çelik İşletmeleri'nin kurtuluşu için yeşil ışık yandı. geçirecek yatınmlann hayata geçirilmesi siyasi karara kaldı. Ekonomi Servisi- Koalisyon hükümeti tarafından açıklanan 5 Nisan kararlan- nda yıl sonuna kadar satılamazsa kapatı- Iması karaıiaştınlan Karabük Demir Çe- lik'in kurtuluşu için yeşil ışık yandı. Baş- bakan Yardıması Murat Karayalçın'ın ta- limau ve Başbakan Tansu ÇOİer'in onayı ile oluşturulan Kardemir Kurulu tarafı- ndan yapılan incelemelerden "işletmenin yaşatdması" yönünde bir rapor çıktı. Hükümet üyeleri ve muhalefetin de Ka- rabük'ün yaşaülmasına sıcak baktıklan belirtiliyor. tşletmenin kara geçirilmesini sağlayacak yatınmın gerçekleşmesi için "kapatmadan vazgeçildiği" yolundaki si- yasi karann Başbakan Tansu Çiller tarafı- ndan açıklanması bekleniyor. Kardemir tnceleme Kurulu tarafından 23 gün süren çalışmalardan sonra 60 adet oiarak hazırlanan raporun Başbakanlık Basımevi'nde gizlice basıldığı ve 10 gün önce başta Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve ekonomi bürokrasisine sunul- duğu öğrenildi. Karabük'te işletme yönetimi ve işçi sen- dikası, işletmenin modernize edilerek ve- rimliliğini arttıracak ünitenin üretime katkıda bulunması için hükümetteki ka- rar mekanizmalannın bir an önce işletil- mesini bekliyorlar. Aksi halde, işletme ka- patılmadan üretimden düşeceği vurgu- lanıyor. Enerji eski Bakanı DYP Milletvekili Er- SİD FaralyalTnın önceki akşam özel bir te- levizyon kanalındaki tartışma progra- mında, 5 nisanda açıklanan kapatma ka- rannı "Bilgi edinilmeden yapılan tatihsiz bir beyan" şeklinde nıtelendırmesi, Kara- Karabük'ün yaşam mücadelesi sonucaulaşmak üzere. bük'ün kurtulması yönündeki umutlan daha da arttırdı. SHP ve muhalefet parti- lerinin demir-çelik işletmelerinin rehabili- te edilerek yaşatılmasından yana olduk- lan ve başta Başbakan olmak üzere DYP kanadının iknaya çalışıldığı kaydediliyor. Karabük Demir Çelik fşletmeleri fnce- leme Kurulu tarafından hazırlanan rapo- run sonucunda SHP Merkez Karar Yöne- tim Kurulu işletmelerin kapatılmaması yönünde karar alırken, söz konusu ka- rann yeterli olmadığını ve Başbakan'dan da bir yanıt gelmesi gerektiğini kaydeden Öz-Çelik fş Genel Sekreteri Recai Başkan, "Kardemir'in yaşatılması doğrultusundaki görüşler hükümeti >e muhalcfcti ile herkes tarafından benimseniyor. Ancak Başba- kan'uı bir açıkiama yaparak bunu anlat- ması lazun. Bir türlü fıkir birliğine vanla- mayan tek konu ise yöntem" dedi. Recai Başkan, işletmenin yaşıtılması- için öngörülen 24 aydan çok kısa sürede nda hayati önetn taşıyan kontinü kütük bitirilmesi için çaba sarfedilmeli. ~ " ' •Kuruluşa kararlannda müdahalesiz rulu tarafından hazırlanan raporun işlet- menin zararlannın nedenleri bölümünde şu görüşlere yer verildi: •Zarann ana nedeni maliyetlerin satış hasılaündan yüksek olmasından kaynak- lanmaktadır. •özkaynağa yönelinmemiş, artan fi- nansman ihtiyacı yüksek faizle bankalar- dan karşılanma yoluna gidilmiş ve en fazla zarar da buradan kaynaklanmıştır. Raporun sonuç ve öneriler bölümünde ise şu tespitlere yer verildi: • Kardemir kapatılmayarak, rehabilite edilerek çalışmaya devam etmeli. • Birikmiş borçlar bir defalık tasfiye edilmeli. • Çahşanlann birikmiş kıdem tazmi- natı Hazine tarafından öderek yeniden yapılanacak işletmeye kıdem tazminat yükü bırakılmamalı. • Kontinü kütük makinesine sağlanan yabana devlct garantisi ile sağlanan kerdi- nin Türkiye tarafından garanti sorunun çözümlenmeli. • Kontinü kütük tesisinin yapımına hemen başlanmalı ve bu tesisin yapılması yatınmı için de İtalyan Daniel firması ile 1 yıldan bu yana süren anlaşmanın ancak bu ayın sonuna kadar ertelendiğini hatı- rlattı. Temmuz sonuna kadar anlaşmanın imzalanmaması halinde yeni bir ihalenin yapılması gerektiğini belirten Başkan, bu- nun ise çok uzun bir süreyi alacağından geç kalınmış olacağma dikkat çekti. Başkanlığını önay Alpago'nun yaptığı ve 33 kişiden oluşan KDÇÎ Jnceleme Ku- inisiyatif tanınmalı. • Kardemir'in idaresi Erdemir'in yapı- lanmasına benzer kurulacak bir A.Ş. sta- tüsü ile yetkili ve yetenekli bir yönetim kadrosuna bırakılmalı • Stoklar minimuma indirilmelı. • Personel sayısı ve maliyetleri içerisin- deki personel gider paylan dünya demir sektörü normlanna uygun hale getirilmeli. Çiller'in 7'nci 5 yılhk planla ilgili sözleri DPT'de şaşkınlıkla karşılandı Başbakaırm kızdığı plan oıtada yok NURSUN EREL ANKARA - Başbakan Tansu ÇUIer'in."Getirdiler, 'Atın bunu' diye geri çevirdim" dediği 7. Beş Yılhk Kalkınma Planı'- nın henüz hazırlanmadığı Çil- ler'in. "Bana öyle rakamsal he- defler değil, Türkiye, önümüzde- ki 5 yılda neleri değiştirecek? Bunları getirin" diye verdiğini söylediğı direktiflerin ise DPT tarafından önerildiği ortaya çıktı. Yüksek Planlama Kurulu'- nun, 5 temmuzda yapılan top- lantısına DPT tarafından sunu- Başbakan Çiller'in "Getirdiler, elimin tersiyle ittim" dediği 7'nci 5 yılhk plan henüz ortada yok. Çiller'e 7. planın "farklı bir yaklaşımla hazırlanmasınf DPTninönerdiği ortaya çıktı. lan bilgi notu ile 7. planın karan ile son buldu. yılda neleri değiştirecek, nasıl Başbakan Çiller'in, toplan- notu "farklı bir yaklaşımla hazırlan- ması"nın önerildiği belirlendi. Ahnan bilgiye göre, DPT Müs- teşan Necati Ozfırat da, yaptığı sunuş sırasında planın dayana- cağı rakamsal hedeflerin "planm ekinde yer alması" gö- rüşünü gündeme getirdi. Top- lantı, hükümetin planla ilgili stratejileri görüşerek, 18 tem- muzda yapılacak YPK top- lantısına direktif oiarak iletmesi tının hemen ardından, Parise giderken yaptığı açıkiama, bu nedenle DPTçevrelerinde "hay- retle" karşılandı. Çiller'in 7. planı nasıl geri çe- virdiğine ilişkin acıklaması şöy- le oldu: • "Atın bu planı. Bana öyle yüz- de 5 büyüme, şu kadar enflasyon gibi rakamları, makro hedefleri değil de, Türkiye önümüzdeki 5 yeni bir kurumlaşmaya, eğitim, düşünce ve teknoloji sistemine gidecek, bunları anlatuı..." DPT'nin "7. Beş yülık Kal- kııuna Planı Temel Hedef ve Stratejisi" başlığı ile hazırladığı 21 sayfahk bilgi notunda ra- kamsal herhangi bir anlatıma yer verilmemesi dikkati çeker- ken, 1995-1999 yıllan arasında nasıl bir kalkınma stratejisi izle- neceği şöyle anlatılıyor: "7. plan, Türkiye'nin 21. yüzyılla bağlantısını kurmayı hedefleyecektir. F.konomik-sosyal \e külrürel alanda anayasal düzen içinde de- mokratik ortamda refahın yaygınlaştırılması, milli benliğin güclendirilmesi esas alınarak, bölgeselmişlik farklannın azaltılması esasttr. Faktör ve- rimliliği ve refah artırılacaktır, 7. plan ile sürdürülebilir bir bü- yüme performansına ulaşılması esas olacaktır, ekonominin is- tikrara kavuşturulması için yaptsal refornıların gerçekleşti- rilmesi araaçlanmaktadır." Kaçak işçinin ne iş güvencesi var ne de sosyal hakkı olan bundan sonrası B aşbakan Tansu Çiller, ekonomik istikrar paketini açıklarken, 5 nisart-5 temmuz arasını kapsayan ilk üç aylık dönem için rakamsal hedefler ortaya koydu. Her üç ayda bir bu rakamların tekrar açıklanacağını kaydeden Çiller, "Bubirşeffaflık, inandırıcılık ve güvenin gereğidir" şeklinde konuştu. Çiller, bir başka önemli noktanın daha altını çizdi ve dedi ki,' 'Bundan sonraki üç ay bir değişme, bir geçiş dönemi olacaktır. Bu dönemdeki değişmeler, yine beklentilerin özünü ve ondan sonrakibeklentilerin çerçevesiniçizecektir, Ondan sonraki üç aydan itibaren yeni beklentilerin oluşabileceği bir dönem başlayacaktır". ilk üç aydaki olumlu gelişmelerin, yapısal bir değişimden kaynaklanmadığını, ekonomideki temel hastalıkların tedavisi için ciddi bir adım atılmadığını geçen hafta anlattık. Yaşanan iyileşmenin geçici olduğunu, bunun bedelinin yılın ikinci yansında odeneceğinı vurguladık. Aradan bir hafta bile geçmeden, beklenen olumsuz işaretler gelmeye başladı bile... önce stoklarının büyük bir bölümünü tüketen otomotivcilerın zam hesabı yaptıkları haberi basına yansıdı. Ardından da "ocaktakidöviz krizi öncesini"hatırlatan Hazine'nin "faiz indirme operasyonu "nun ardından bankalann da dövizde yükseliş beklentisine girdikleri ortaya çıktı. Hükümete ve açıklanan ekonomik pakete olan güveni engelleyen gelişmeleraslındadaha da önce ortaya çıktı. özel petrol şirketleri için Akaryakıt istikrar Fonu'ndan vazgeçildi. Bunu otomotivciler, müteahhitler ve turizmciler için sağlanan ayrıcalıklar izledi. Diğer sektörler de sırada bekliyor. özel sektöre karşı fazla direnemeyen hükümetin, toplumsal beklentiler karşısında "kararlılık gösterisi"yapamayacağı da kesin. Zaten halkın beklentilerine direnmek, diğer kesimlereverilentavizler kadar anlamsız olur. Çünkü vatarvdaş sanayi ve ticaret kesimi gibi bir ayrıcalık peşinde değil. Toplum hükümetten son derece net bir takım yanlışların düzeltilmesini bekliyor. Buna karşı Başbakan Çiller ve DYP dirense, koalisyonun diğer ortağı SHP'nin bu kadar ağır bir faturayı göze alamaz. Zaten Başbakan da sıkıştığında geri adım atmakta oldukca ustadır. "Genel eylem karan " üzerine Devlet Bakanları Necmettin Cevheri i le Bekir Sami Daçe'nin Türk-işi ziyaretetmeleri ve yaptıkları açıklamalar, hükümetin kamu çalışanlarına "gerçek enflasyon" oranında zam yapmak zorunda kalacağını ortaya koydu. Hayalı bir enflasyon hesabı üzerinde ücret artışına razı olmak zaten kamu işçileri ve memurlariçin intiharolurdu. Hükümet bir başka yanlışı da Karabük'te düzeltmek zorunda kalacak. Başbakanlık başdanışmanlarınındaaralarındabulunduğu 33 kişilik bir uzman ordusu, "Karabük, kara geçirilebilir"yargısına varıyorsa, hükümetin "Ya satarım, ya da kapatırım " kararını "sürç-ü /;san" oiarak düzeltmesı kaçınılmaz hale gelir. Zaten DYP'Iİ Enerji eski Bakanı Ersin Faralyalı da, televizyonda durumu bdyle açıkladı. • • • Şımdi dört gözle Başbakan Tansu Çiller'in, ekonomik paketin ikinci üç ayında ne gibi hedeflereyöneleceğini açıklamasını bekliyoruz. 5 nisanda söz vermişti. Başbakan ekonomideki iyıleşmelerin 1995'ten itibaren hissedileceğini herfırsatta vurguluyor. O zaman üç aylık bir dönem için alınan ve çoğu kısa aralıklarla sık sık tekrarlanamayacak olan kararlarla sağlanan başarının "Sorunun çözüldüğüanlamınagelmediğini"kendiside biliyor. Biz ekonomideki bundan sonraki iyileşmenin bundan sonra nasıl birseyir izleyeceğini merak ediyoruz. Onun için ayın 12'sinde yapacağını açıkladığı ekonomik paketle ilgili basın toplantısında, bizim ilk üç ayla ilgili övünmelerinden çok, gelecek üç ayla ilgili tahminleri ve hedefleri önemli. O hedefleri açıklasın ve tuttursun ki, toplumdaki güvensizlikyerini "Acafca?"yabıraksın. Yoksa' 'Üç ayda ekonomiyidüzlüğe çıkardık" edasıyla konuşup, savaş kazanan kahramanlargibi başarılarını anlatmaya kalkarsa... Ya da' 'Kürtçekolej, kürtçe televizyon " gibi herzamanyedekteduran "kamuoyunu oyalama " tertışmalarıyla işi geçiştirme yolunu seçerse, bizim karnımıztok.B Vergi ödeyemeyen başkaları da var M erakediyorum. Acaba, ekonomik istikrar paketindeki vergi* düzenlemeleriyle "yükü toplum kesimleri arasında adil oiarak bölüştürdüklerini" iddiaeden Başbakan Tansu Çiller, Yardımcısı Murat Karayalçtn ve Maliye Bakanı IsmetAölla'nın, Izmir Taşköprü'de kuyumcu ile tuhafiyecinin aynı miktarda Net Aktif Vergisi ödediklerinden haberleri var mı? Taşköprü'de tuhafiyecilik yapan vedükkanında 60 milyon lira değerinde, çorap düğme ve iç çamaşırdan oluşan malı bulunduğunu söyleyen Emel Keskin, "En çok vitrininde milyarlık altını olan kuyumcuyla aynı vergiyi ödemek ağrıma gidiyor" diyor. Verginin tabanı 10 milyon lira. Çok kazanan da onu ödüyor, az kazanan da. Ancak belli ki, az kazananın gücü kalmamış. "Biz küçük esnafız. Kasaya günde ancak 100-150bin lira giriyor. Bugüne kadar ne dedilerse ödedik, ama artık bunu ödeyemeyeceğim " diye yakı nıyor Emel Keskin. Hükümet, otomotivciler, "Ödemey;z"dediklerinde hemen vergileri indiren hükümet belki vatandaşa da bir iyilik düşünür.B Ekonomi Servisi- Ülke içinde kaçak oiarak bulunmalanndan dolayı işverene karşı yasal yaptırım hakkı da bulunmayan yabancı işçilerin sömürülmesi çok daha kolaylaşıyor. 2007 sayılı Türk İşcisini Ko- ruma Kanunu, yabancı kaçak işçilerin ülke içinde yakalan- dıktan sonra ihraç edilmesinı öngörüyorsa da, yetkililer olayı daha kapsamlı ve insancıl açı- dan ele alan bir yasanın gerekli- liğine dikkat çekiyorlar.Roman- ya Başkonsolosu N. İnnoiu, bu- güne kadar on Rumen vatan- daşuun sağlıksız ve tehlikeli çalı- şma şartlanndan dolayı hayaünı kaybettiğini ve bu gibi durum- larda bile işverenin, ceza korku- su ile, en ufak sorumluluktan kaçügını belirtiyor. Romanya Başkonsolosu'nun bir diğer şi- kayeti işçilerin konsolosluğa sa- dece başlan sıkıştığında uğra- malan. Sağlıksız koşullar alünda çalıştınlan yabancı işçilerin hak- lannı korumak için bir çalışma bulunmadığı gibi, devletin ka- çak işçi çalıştıran işyerlerini de- netlemek için Türkiye çapında sadece 680 müfettişi var. Buna karşın yanlız inşaat sektöründe 100 bine yakın işyeri olduğu göz önüne alınırsa. bu bir müiettişe bir tek inşaat sektöründe 147 iş- yeri düşmesi demek. Yeni SSK düzenlemesinde, işverene kaçak işçi başına 250 milyon ceza ön- görülse de, kaçak işçi çalıştıran yerlerin tesbiti çok zor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Yabancüar Şube Müdürü Arife Emirler'in emrindeki 85 perso- nel ve iki ekip var. Bunlardan 50 Kaçak işçi çauştıran yerlerin tespiti çok zor. yor. Türkiye'de yabana işçilerin çalışma izni alması çok zor. Yanında yabana işçi çalıştıran işverenin işçisine çalışma izni alabilmesi için, Hazine Dış Tica- ret Müsteşarlığı'nı çalışüracağı işçinin kalifıye ve işletme açısı- ndan zaruri olduğuna inandı- rmaşı gerekiyor. DİSK Araştırma Dairesi baş- kanı Kemal Daysal. ellerinde, kaçak yabancı işçiler konusun- tanesinin ofîs içinde çalıştığına da rakamlar bulunmadığmı be- dikkat çeken Arife Emirier, lırttikten sonra, şu gözlemde bu- kaçak yabancı işçilerin takibinin lundu: "Bu getişme karşısında çok yavaş ilerlediğini vurgulu- yevnüyesinde düşüş olan, iş bula- mayan Ağnlı işçi de haklı. köle koşullan altında çalışan yabancı işçiler de haklı. Sendıkalar milli- yet ayrımı yapmadan işçilerin haklannı sa>nnmak dunımunsss- dalar." Sendikacılar. işsizliğin artma- sı ile. yabana işçiler yüzünden iş bulamayan Türk işçilerinin tep- kilerinin yabana düşmanlığına kadar uzanabileceğine dikkat çekiyorlar. Bu tepkinin, Doğu'- dan İstanbul'a iş bulmak için göç eden işcilere gösterilen aynmcı yaklaşımlar ile daha da artacağı dile getirilen diğer bir endişe. MIKRO DtNÇ TAYANÇ Hani Diyorum da!.. Şunca yıldır bu ülkenin 'yaşayanı'yım, şunca yıldır bu ülkede 'gazeteci' oiarak yaşıyorum; gene de aklım eriyor- sa ne olayım... Bir bakıyorum sektörün biri, örneğin otomotiv sektörü, feryat figan "Bittik, yandık, battık! Stoklarımız dağ gibi, satış yok, hükümet bize el atsın! Vergiler indirilsin! Yok hayır, indirilmesin! Kaldırılsınü!" İçim 'cızzz' ediveriyor! Bu arada otomobil işçileri kapıların önüne konulmakta, bazıları 'gönüllü' (!) ücret indirimine ya da eksik çalışma- ya razı olmakta... Olmayanlar için deçözümler hazır; "Sa- tış zorlukları ve stok artışı karşısında zorunlu izne çıkartıl- dıntz ve de fabrikamız şu kadar ay tatile çıktı!!!" İçimde gene bir 'cızzzzz!!!' Ama o da ne? Aradan bir ay bile geçmeden gene sektö- rün biri, diyelim ki gene otomotivciler, şıngır şıkırdam "Vergi indirimleri işe yaradı! Stoklarımız hızla eriyor! Sa- tışlarda bir artış, pir artışü!" Dedim ya, ben bu ülkeye akıl erdiremiyorum. Yahu, bu ülkenin insanlarmın ortalama gelirleri belli; otomobil alabilecek güçtekilerin sayısı belli; bugüne de- ğin peşininden tüketici kredilisine değin satılan otomobil sayısı belli; dahası, vergi indirimi, 'ikram'[\), 'yanında bir de klima' falan diye başlatılan kampanyalara kimlerin kampana olabileceği de belli... Pekiyi, bunca 'belli' varken fiyatı 100 milyon TL'lik indi- rimle yarım milyarcık liracığın az biraz altına düşen bun- ca otomobili kim alıyor? işte buna akıl erdiremiyorum... Şeytanım da yok ki omzumdan sırıtıp "Senin aklın er- mez. De ki, Bayiler kimilerini araya sokup indirimli oto- mobilleri kapatıyor; birkaç aycık bekliyor ve de otomobil fiyatlarının önlenemez yükselişinden yararlanarak karla- rına kar katmayı planlıyorlar" deyiversin! Şeytanım yok ki sırıtmasını sürdürüp "Yahu, dünya oto- motiv sektörü geçen yılı kan ağlayarak kapatırken bizim- kiler zil takmış oynuyordu. Bu bile sana bir 'çağrışım' yaptırmıyor mu" diye soruversin! Derken, işler biraz daha değişiveriyor. 'Batmış, yan- mış, bunalmış' bir sektörün, örneğin gene otomobille fa- lan 7şr/ga/eden'birilerinin sesleri bir Yarfc/f yükselmeye başlıyor... "Zaten şunca zamandır zamlan durdurduk. Kampanyalar bitti. Şimdi zam zamanıdır! Zorunlu tatile giren fabrikalarımız açılacaktır! Zorunlu tatildeki işçileri- miz, zorunlu oiarak vatan hizmetine(!) geri dönmeye ha- zır olmalıdır (...)" falan gibilerinden... Mevkutelerimizin birbirinden değerli ve de otomobil- lendirilmiş kalemleri birbiri ardınca ak sayfalara kara sa- tırlardöktürüyorlar "Otomotivdekibaşarı gözyaşartıcı ni- teliktedir. Vatan hizmeti böyle olmalı ve de hatta otomobil dışında kalan tüm ticari amaçlı taşıtlarda da devletimiz aynı kolaylıkları uygulamalıdır (...)" falan gibilerinden... Bendeniz, otomobillendirilmeyi pek algılayamamış bir insanım. Bence otomobil, güvendiğim birileri kullandığın- da hız yapmasından pek hoşlandığım ve de ardıma yasla- nıp çevreyi izlemeye doyamadığım bir 'eğlencelik'tir) Ama trafik kazaları denen 'ag7af/c///ga'takıldıgımda, değil otomobil sahibi olmayı, otomobile binmeyi bile 'itekle- rim.' Bu 'zayıflığımdan' olsa gerek, ben ne otomobil üretici- lerine ne değerli yazarlara pek katılamıyorum ve 'inadına yaparmışçasına' başka bir 'olgu'ya takıyorum kafamı: "Kardeşim, kardeşlerim! Madem bu ülkede bunca oto-- mobil alma meraklısı vardı ve de her alıcıya satılabilecek kadar stok birikmişti, neden vergi ya da fiyat indirimlerini ve de 'ikramları'n\ daha önce akıl edemediniz? Madem bunu akı! edecektiniz, neden 'battık' teraneleriyle, yan sektörleriyle birlikte 5 bini aşkın otomotiv işcisini kapının önüne koyuverdiniz?" diye geçiriyorum içimden... Bununla da kalmıyor, içimden geçirip dışıma vurdukla- rım. "Yahu, madem bu sektör bunca çabuk toparlardı kendisini, neden kapının önüne koyduğunuz işçileri geri almıyorsunuz? Yoksa kapı önüne koyduklarınızın 'kıdem' gibi, toplusözleşmelerden doğan kazanılmış haklar' gibi sakıncaları' mı vardı?" diyorum kendi kendime... Sonra durup, düşünüyor ve kendi kendime gülüyorum: "Sen bu ülkeyi hiç anlayamayacaksın ya da çok iyi anladı- ğın için hep yaya kalacaksın!" Ana flkir: Her bunalımın ardından bir 'oyun'çıkabilir. Ana fikrin ana fikri: Ardından oyun çıkan bunalımlarda kazananlar, söz konusu oyunun kurallannı koyup uygula- yanlardır; kaybedenler mi? Sayın ki, onlar da trafik kaza- sına uğramışlardır! tZTOARAŞTIRMASI YıJlar TL'yi tüketti KOCAELt (AA) - tzmit Ticaret Odası tarafından yapılan bir araşürmada, 1931 ile 1994 yıh fiyatlan ve satın alma güçleri karşı- laştınlarak adeta bir 'ekonomi nostaljisi' yapıldı. Daha önce 1991 yılında yapılan ve son ekonomik gelişmeler üze- rine bu yıl güncelleştirilen araşürmada, ilginç örneklere de yerveril- di. Araştırmanın ilginç sonuçlan şöyle: -1994 yüında 1 yumurta alınabilen para ile 1931'de 65.217 adet yumurta alınabiliyordu. -1 kilo kunı fasulye fiyatuıa 307.6 ton kunı fasulye, 1 kilo pirinç fiy ahna 138.1 ton pirinç ve 1 kilo toz şeker fiyatma da 50 tontozşe- ker alınabiliyordu. -Bugfin 1 şişe rakıya ödenen para ile 63 yıl önce 7 kamyon doiusu rakı satın alınabiliyordu. - Bir gazete için ödenen para, o y ıllarda 333.333 adet gazete ücreti- ne eşitti. - Bugün 1 dolar satın alabilen para ile 1931 yılında 42 bin dolar alı- nabiliyordu. Nostaljik fiyatlar Cmsi Kuru fasulye Mercimek Yumurta pane) Zeytin B.peynir Ekmek ftane) Koyuneti Odun Kömür 1981 yılı {kg/kuruş) 13 9 2.3 23.5 47.5 8 50 1.5 2.5 1991 yıb (kfl/kurus) 560.000 372.500 32.500 1.421.300 1.150.000 80.000 1.977.000 31.300 38.000 1994 yılı (ko/kurus) 4,000.000 2.000.000 150.000 7.400.000 6.600.000 500.000 11.500.000 120.000 437.000 Ödenmeyen navlun primi için GATT'ın "telafı edici vergi" tehdidi gündemde Dıracat teşvikleri komediye dönüştüANKARA (Cumhuriyet Bürosu - Baş- bakan Tansu Çiller'in kaldınlacağını söylediği ihracat teşvikleri, hem ihra- catçmın, hem de Türkiye'nin başına dert oldu. Gizli kararname ile uygulan- ması öngörülen teşvikler uyannca ihra- catçıya aktanlması gereken 7 trilyon 700 milyar liralık "uzak yol navlun pri- mi", kaynak yetersizliği nedeniyle yı- lbaşından ben ödenemiyor. İhracata doğrudan teşvik verilmesinin kurallara uymadığmı öne süren GATT (Genel Preferanslar ve Gümrük Sistemi) yöne- timi ise, Türk ihraç ürürtlerine karşı "te- lafi edici vergi uygulama" tehdidini sür- dürüyor. Sorunu çözmek için yeni bir kararna- me hazırlığına girişen hükümetin. "mah- sup sistemine işlerük kazandırmayı" he- deflediğj. bu işlemler dolayısıyla kamu kuruluşlannın uğrayacaklan kaybın "görev zaran oiarak Hazine'den öden- mesini" öngören bir karar taslağının son şeklini aldığı bildirildi. Hükümet bir süre önce yüriirlüğe koyduğu "gizli" ihracat teşvikleri ka- rarnamesi ile ihracatçılara "uzak yol navlun primi''' adı altında ödemeler yapılmasını kararlaştırmış. bu ödemele- rin nakit yapılması yerine, ihracatçı- lann kamu kurumlanna olan borçlann- dan mahsup edilmesini hükme bağ- lamıştı. Buna göre, ihracatçılann vergi dairelerine, SSKye, THY.TEK gibi kurumlara olan borçlan, navlun primi alacaklanndan düşülecekti. Cumhuriyet'in yetkililerden edindiği bilgiye göre, uygulamanın başlatıldığı günden bu yana, kamu kurumlannın mahsup işlemleri yapmalan sağlana- madı. Kurum yöneticileri "Biz herhangi bir şirketten olan uçak bilet bedeli, elekt- rik faturası ya da vergi gibi alacalarımızı sildik diyelim. Bu parayı bize kim ödeye- cek? Zararunızı kim telafi edecek?" di- yerek uygulamaya karşı çıktılar. Dış Ticaret Müsteşarbğı'ndan bir üst yetkili, yılbaşından bu yana ihracatçı- lann 7.7 trilyon lirabk navlun primi ala- cağının biriktiğini bildirerek, "Daha ko- lay uygulanacak yeni bir sistemin hazı- rlanmakta oMuğıuıu" açıkladı.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle