23 Mayıs 2022 Pazartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
SAYFA CUMHURİYET 13 TEMMUZ1994 ÇARŞAMBA 14 KULTUR '01. ULUSLARARASILA ROCHELLE FİLM FESTİVALİ'NDEN NOTLAR Segneciliğin zenginliği üzerineMEHMETBASUTÇU LA ROCHELLE- Kapılan de- vamlı açık dostlar vardır. Alabildiğine merakhdırlar. Değişeni anlamaya çabalarken yeniyi aramak. hem karşı koyamadıklan bir iç güdüdür hem de üzerine titredikleri bir erdem... Yalnız yakın çevreleriyle ilgilenmekle yetine- mezler; dünyanın öbür ucundan gelen acı ya da tatlı herhangi bir haber de çok önemlidir onlar için... Genellikle açık görüşlü. alçakgönûllü ve eli açık insanlardır. Sofralan her gün dolup taşar. Çat kapı gidebileceğiniz sıcak evîerinde yepyetıi çehrelerle karşılaşır, yeni dostlar edinirsiniz. Değişik konu- lar üzerinde bilgüenir, tartışır, yeni ufuklar kazanırsınız. Güvendiğiniz bu dostlar sızi zaman zaman düş kınklığına uğratsalar bile, kıza- mazsınız onlara; aranızdaki hoşgörü- yü yaralamak olanaksızdır... Bir dost sofrası gibi... ı Uluslararası La Rochelle Film Fes- tivali de, işte bu tür bir dost sofrası gi- foidir. Koşa koşa gider, sinemasal su- suzluğunuzu giderirsiniz. Her türlü gösterişten, resmiyetten uzak bir sine- ma sofrasıdır La Rochelle ve tadına doyum olmaz. Her yaz, adını ilk kez duyacağınız birkaç yönetmenle orada dost olacağınızdan kuşkunuz yoktur. Sözgelimi, biri Portekiz'den gelmiş- tir, digeri Meksika'dan... Selamlaşır, •tarüşmaya dalarsınız. Italya'dan ve :Rusya'dan özgür bir ses getirenlerin Jjek tanınmıyor olmalan ise yalnız farklı bir sinema yaptıklan ya da az bi- tinen bir kültürün sözcüJeri olduklan Sçin değildir; söz konusu yönetmenler, çok daha biasit bir nedenle, son ya- 'pıtlannı uzun yıllar önce imzaladıklan lıçin unutulmuşlardır. Ancak, La Roc- hclle'de, her şeye karşın zamana kafa jtutan ve tarihe tanıklık eden bu sa- natçılarla, dünyamızdan yıllar önce göçmüş bile olsalar, doyurucu, sımsıcak bir ileüşim içine giriverecek- sinizdir. 1Farklı bir taşra festivali Jşin garibi şudur ki La Rochelle sof- rasının konuklan giderek çoğalmak- tadır. Gariptir, çünkü kitle sine- masırun yüzeyselliğine. yerleşik bazı 'sinemasal değerlerin aptallığına ve tek boyutlu yaklaşımlann kısırlığına karşı yılfnadan direnen bu farklı "taşra fes- tivali'', sinema dünyasında yaşanan bunalımlara kulak asmadan büyû- mektedir. Salonlann doluluk oranı ışaşırtıcıdır, büyük festivalleri kı- skandıracak bir düzeye ulaşılmıştır. Güneşli sıcak havaya karşın, sabah se- anslan bile tıklım üklımdır. Seyirci dikkatli, bilgili ve ilgilidir; fılmleri sonuna dek izler; ömeğin. bir piyanis- tin eşlik ettiği yetmiş yıl önce çekilmiş olan sessiz bir film ile, iki ay önce Can- nes Festivali'nde yanşmış olan bir di- ğeri aynı ilgiyi toplayabilmektedir... Lubitsch'in Parmağı 22. La Rochelle Festivali'nde, 30 haziran -10 temmuz tarihleri arasında kesilen bilet sayısı altmış bini aşmıştır. Bu sevimli tatil kentine özellikle festi- val sırasında, sinemaya gidebilmek amacıyla gelenler yüdan yıla artmak- tadır... Çünkü, dost edindikleri Jean - Loup Passek adb sinema hastası ada- mın, kısıtlı olanaklarla kurduğu açık film sofrası, beş salonda birden, günde tam beş öğun, birbirinden güzel değj- şık kokular saçan lezzetli kültürel mö- nüler sunmaktadır. La Rochelle'ın bu yılki konuklan arasında Ernst Lu- bitsch (Berlin 1892 - Los Angeles 1947) baş köşedeydi. Genel ve yanlış bir kanıya göre, "Amerikan güldüriisü" türünün simgesi olarak tanınan: ayn- ca, kendine özgü ince imalarla bezeli güldürülerinde sergilediği taklidi zor kişisel biçem nedeniyle. "Lubitsch To- uch" (1011)115(1110 Parmağı) deyiminın yaraüası olan Lubistsch: ashnda Amerika'da çektiği ilk fılmi "Rosta"- dan (1923) önce, çok değişik türlerde yapıtlar gerçekleştirerek seçmeci (ek- lektik) bir yönetmen kimliğiyle AJ- manya'nın tanınmış sinema sanatçı- lan arasında özgün bir yer edinmeyi başarmış bir ustadır... Ernst Lubitsch, aralannda başyapıtlanndan biri sayı- lan "Istiridye Prensesi"nin de (Die Austernprinzessin - 1919) bulunduğu dört Almanya devresi fılmi yanında, Amerika'da gerçekleştirdiği "Evlilik Çemberi" (The Marriage Cırcle - 1924), ile "Bayan VVindermere'ın YetpazesT (Lady YVındermere's Fan - 1925) adlı iki önemli fılminin yepyeni kopyalanyla tanıtıhyordu. Ancak, Lubitsch meraklılan her seansta düş kınklığına uğruyorlardı. Yer kalma- mıştı! Teknik nedenlerle orta boy bir salonda gösterilen fılmleri izleyebil- mek için yanm saat öncesınden kuy- ruk yapmak gerekmekteydi. Gerçekçililde şiirsellik Abram Rooım adını, Sovyet sıne- masını yakından tanıyanlar ya da ye- dinci sanat uzmanlan bilirler. Abram Room büyük bir yaratıcıdır. Aynı za- manda etliye sütlüye kanşan bir aydm olduğu için, bugün yer yer hafıfçe gü- lümseyerek karşıladığımız "Clddi Bir Genç Adam" (Strogij Junosa - 1935) adh fılmiyle başı derde girmiştir. Stali- nist düzen, sanatçının ince eleşürileri- ne tahammül edememiştir... Abram Room, bu fılmde rejim tarafindan el- ler üzerinde tutulan ünlü bir cerrahın eşine aşık olan genç atletin öyküsünü anlatırken demokrasi konusunda, bazı kişilere tanınan ayncalıklar ko- nusunda, sımgelerle dolu güzel bir film imzalamıştı... Abram Room (1894- 1976) büyük bir sinemasal tat alarak izlediğimiz "Dönmeyen Hayalet" (1929) adlı başyapıtında, gerçekçilikle şiirselliği ince bir estetik içinde bağ- daştınrken mizansen ustası bir yönet- men olduğunu kanıtlıyordu. Filmleri eskimemişti.. Genç yaşta öldüğü için, sekiz yıllık sinema yaşamından geriye değişik tür- lerde on iki film bırakan Italyan yönet- men Ferdinando Maria PoggioH'yi de (1897 - 1945) ilk kez La Rochelle'de Robin-S ile dans Kültür Servisi - Dans müziği liste- lerinin gediklisi Robin-S geçen günlerde Yeniköy Cities'te "Yaz Coskusu" adı alünda bir konser ver- di. Robin-S, Londra gibi dev metro- pollerde tekrarladığı underground konserlerinin bir örneğini bu kez açık havada Istanbullu gençlere sun- du. Ahmet San'ın organizasyonu, tnterstar ve Winston sigarasının katkılanyla gerçekleştirilen gecede, sanatçıya yaklaşık 750 kişiük coşku- lu bir izyeyici topluluğu sabahın er- ken saatlerine kadar eşlik etti. Ciües'in ağaçlarla çevnli, zevkü ortamında hem içkilerini yudumla- yan, hem de konseri izleyen ge- nçlerin eğlenmesi için her şey düşü- nülmûştü. Sanatçı, uzun süre diller- den düşmeyen şarkısı u Show me Love"ı (Bana Sievgj Göster) ses- lendirdiğinde ise gençler gerçekten de bü\Tİk bir sevgi gösterisinde bulu- narak şarkıva eşhk ettiler. Sahnede "Bulunduğum yerden hepiraziıı dans ettiğini görmek istiyorum. Boş dur- mak yok." diyen Robin-S, böylelikle klasiİc müzik konseri izler gibi yerin- de duranlara da ciddi bir klüp İcültü- rü vermiş oldu. Zencilere özgü yoru- mu ve ses rengiyle kendisini bünyele- rine katmak isteyen dev plak şirket- leriyle anlaşmaİctan kaçınan Ro- bin-S, ashnda bağımsız plak şirketle- rini daha çok sevdiğini belirtiyor. Böyielikle daha özgür kalıp, kendisi- nin kişisel olarak tercih ettiği dans ve klüp müaği alanında bir yığın hit çı- karacağma inanıyor. AntalyaDevlet Tiyatrosu 9 nda yerdsezon hazırhkları Kühür Servisi- Antalya Devlet Ti- yatrosu 1994-95 sezonuna yeni oyunlar, tumeler ve kurslanyla yo- ğun bir tempoyla giriyor. Geçen se- zonu değerlendiren Antalya Devlet Tiyatrosu Sanat Yönetmeni Musta- fa Avkıran, "Geçen sezon çok yeni olan tiyatromuz, büyük bir tiyatro- sever kitle ile buluştu" dedi. Bu gü- zelliğin tiyatroya sıfır noktasından başlayan insanlann da içinde bulun- duğu bir ekipçe başanldığjnı, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da 'amatör ü- yatro kursu' acacaklanm belirten Avkıran, aynca "Bu,yıl tiyatro oku- lunun birinci adımını atmak, eğit- menler denetiminde öğrenci-oyuncu ile çakşmak istiyoruz" dedi. 3 ağus- tosta Antalya Devlet Tiyatrosu'nda başlayacak olan tiyatro kursuna katıhnak isteyenlerin 15-25 temmuz arasında basvuruda bulunmalan ge- rekiyor. LaRocfaeUe'ın bu yılki konuklan arasında Ernst Lubitsch baş köşedeydi. Lubitsch (fotoğrafta purolu olan), Amerikan güldüriisü türünün bir simgesi olarak tanınmakla beraber gerçekteçok değişik türlerde fUmlerçekmiş ve seçmeci bir yönetmen kimliğini her zaman korumuştur. Sovyet sinemasının büyük yaratıcılanndan Abram Romm 'un 'Ciddi Bir Genç Adam'(1935) adlı fılminden (küçük kare). tanıdık. Sinema yaşamını sürdüren Portekizli yönetmen Antooio Cam- pos'un fılmlerini de ilk kez La Rochel- îe'de izledik... Ödünsüz ve ödülsüz Festivalin diğer konuklan arasında 16 fılmle Dino Ria, 11 filmle Koreli Shin Sang Okk, 10 fılmle Meksikalı Jaime Humberto HermosiUo, 8 filmle îsviçreli Daniel Schimid, 7 filmle Dari- usfa Mehrjui, 6 fılmle Mika Kaurismaki yer alıyordu. Böylesine renkli ve içten bir sinema sofrasına, nasıl olur da koş- mazsınız! Bir sinematek işlevi gören, değişik türlere açık ödülsüz bir etkinlik olma niteliğini özenle koruyan La Rochelle Festivali'ne yıllardan bu yana yakış- tınlan sıfat, seçmeci (ekletik) sıfatıdır. Bir türe ya da günün modasına körü körüne bağlanmayıp değişik biçimler ve biçemler arasında iyı ve güzel bul- duklannı seçerek her yıl çoksesli geniş bir yelpaze sunmayı başaran ev sahibi- ne bırakalım biraz da sözü. Jean-Loup Passek, festival kataloğunun "Seçme- cfliğe Küçük Övgü" adh önsözünde şu görüşleri kaleme almış: 'Seçmeciliğe Küçük Övgü' "Küçük Laorusse'a bakacak olursak seçmecilik, değişik göritş ve turler arasında kendine iyi gözükeni secmeye çalışmaktır. Bana kalırsa seçmecilik, yirminci yüzyılın tükenmekte olduğu dönemde, insanın en çok gereksinim duyduğu erdemdJr. Kiniileri, seçmecili- ğin yüzeyselliğe giden yolun ilk durağı olduğunu istedikleri kadar söyleyedur- sunlar. ben iddia ediyorum ki seçmeci- lik, bizi büinçliliğe ulaştıran en kesrirme yoldur, yeter ki çevremize etkin gözler- le bakmasını bilelim; yeter ki ruhımu her gün medyarik oyunlann ruzağında yitirmeyi kabul eden edilgen bir tanık olmayalım..." İşte seçmecihğın anlamını ve önemi- ru vurgulayan bir örnek; Kanadalı Atom Egoyan'ın "Exotica", Iranlı Ab- bas Kiarostami'nın "Zeytinlikler lçin- den" adlı fılmleri, La Rochelle'de, merdivenlenne dek dolu bin kişılik bü- yük salonda merakla izlenirken do- ğaldır ki aynı kefelerde tartılmıyor. ama aynı ilgi ve sinema sevgisiyle alkj- şlanıyordu. Eminim ki Atom Egoyan da Abbas Kiarostami de La Rochel- le'lı sinemaseverlerle. Cannes'daki karmaşaya oranla çok daha sağlam bir iletişim kurabilmişlerdi... Sinemanın, izleyicisiyle gerçek bir ahşvenşe gjdebılmesı ıçio.. Cannes gibi zengın ve gösterişli büfelere değil; La Rochelle türü, ön yarjplan olma- yan, kapı ve pencereleri dünyaya açık dost sofralanna gereksinimi var... Alaçatı'da çocuklardan 'büyük oyunlar' SAVAŞAYKHJÇ 5. Uluslararası Çocuk Tiyatro- lan Festivali geçen günlerde ya- pıldı. Alaçatı Belediyesi, Tobav, IATA (Uluslararası Amatör Tiyat- rolar Birliği) ve Assitej (Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatrolan Birli- ği) işbirliği ile gerçekleştirilen festi- vale, birçok yerli ve yabancı çocuk tiyatrolan, vvorkshop uzmanlan ve gözlemciler katıldı. Beş gün boyun- ca tûm Alaçaü sokaklan, bir çocuk tiyatrosundan bir başkasına ve workshop'lara koşan çocuklarla doldu taştı. Festivalin iki önemli ismi; Alaçaü Belediye Başkanı Remzi Ozen ve Tobav Genel Başkanı -aynı zaman- da Devlet Tiyatrolan Genel Müdü- rü- Tamer Levent ile bu festival üze- rine konuştuk: 5.Uluslararası Çocuk Tiyatrolan Festivali, geçen günlerde Alaçatı Belediyesi, TOBAV, IATA, ve Assitej işbirliğiyle gerçekleştirildi. Festivale, birçok yerli ve yabancı çocuk " tiyatrolan, workshop uzmanlan katıldı. - Sayın Özen, Siyasal Bügiler'i bi- tirdikten sonra Fransa Lluslararası Kamu Yönetim mezunu olduğumızu; bir süre kaymakamlık ve Mülkiyet müfettişliği yaptıktan sonra CHP tzmir Millerveküi seçfldiğiııizi ve Ecevit döneminde Başkanlık ö z d Kalem Müdüriüğü yaptığınızı biliyo- ruz. Sonrasını südeo dinîeyebilir mi- yiz? ÖZEN-Daha sonra '82 yılında er- ken emekli oldum. Yeniden politi- kaya dönüşüm SODEP kurucu üye- liği ile oldu. tzmir bürosu il baş- kanlığı yapüm. 89'da SHP'den Ala- çaü Belediye Başkanlığı'nı ka- zandım. Aynı yıl başladığımız festi- val, bu yıl beşinci yüına girdi. NedenÇocuk FestivaB? - Neden bu festivale ihtiyaç duyul- du? Neden bir "meyve festivali", "bit- ki festivali" değil de Çocuk Tiyatrosu Festivali?.. AJaçaü Festivali bir kültür ve sa- nat festivalidir. İlk tohumlanış aşa- masında amacımız Alaçaü'yı tanı- tmaktı. Sayın Olcay Poyraz'ın öne- risiyle bu amacımız doğrultusunda Uluslararası Çocuk Tiyatrolan Fes- tivali yapmaya karar verdik. Festivalin sadece turistik canlılık kazandırmakla kalmayıp, bu top- raklann tarih boyunca yüklendiği uygarlığa giden yolda. kültürün ve sanatm beşiğj olma görevini günü- müzde de sürdürmenin Alaçatı'ya çok şey katacağını biliyorduk. "Ço- cuklarunıza yatırım, geleceğe yatı- nmdır; çocuk tivatrosuna yatuım, geleceğin çocuk tiyatrosuna yatırımdır" diye düşündük. Bu yıl bu düşüncelerimizin meyvelerini al- maya başladık. Bunlardan birincisi. meller üzerine kurulduğunu ve ko- lay kolay olumsuzluklardan etki- lenmeyeceğini gösteriyor. - Sayın Tamer Levent, Alaçatı Fes- tivali'nde Tobav'ın konumu nedir? LEVENT- Tobav, sanatsal üreti- min dünyadaki yerini çağdaş boyut- larda tarumak, tanıtmak ve benzeri kuruluşlarla işbirliği yapmak göre- vini 12 yıldır başanyla sürdüren bir kuruluştur. Bu anlamda Tobav'ın benzeri kuruluşlardah FIA (Ulus- lararası Oyuncular Federasyonu), ITI (Uluslararası Tiyatro Enstitü- sü), IATA (Uluslararası Amatör Ti- yatrolar Birliği) ve ASSİTEJ (Ulus- lararası Çocuk ve Gençlik Tiyatro- yönlü bügilenmesini sağlayacaktır. Bu da insanlann birbirlerinin ben- zerliklerini keşfederek. birbirlerini tanıyarak. anlayarak ve güvenerek bir arada yaşamayı sağlayacakür. İşte bunlann sağlanmasında tiyatro sanatı doğrudan doğruya etkili ola- cakür. İşte Tobav'ın festivalin dü- zenlenmesindeki rolü bu. - Bu tür festivalleri yaygınlaş- tırmayı düşünüyor musunuz? Tabii. Burada. festival boyunca Alaçatı merkezinde yaşayan sekiz bin kişi sürekh festival ile iç içe yaşı- yor. Bunun için "Tüm Alaçatı Tiyat- ro Sahnesi" diyonız. Ben önümüz- deki yüzyılın festivallerinin Alaçatı'- 5.Uluslararası Çocuk Tiyatrolan Festivali'nden (ortada), Tamer Levent (üstte), Remzi Özen (küçük kare). beş yıldır çocuk tiyatrolan ile büyü- yen Alaçaülı çocuklanmız, dışardan yardım ahnaksızın tiyatrolannı kurdular ve ilk oyunlannı bu yıl oynadılar. îkincisi ise Ingütere-Liverpoordan Hope Street ve Devlet Tiyatrosu oyunculannın bir ay süreyle Ala- çatı'da sıfırdan başlayarak oluştur- duklan "Yolculuğun Somı"ya da "Umut Yolu" adlı çocuk oyunu. Bu oyun günümüzde ve gelecekte Ala- çaü'nın bir ürünü olarak Alaçatı adını tüm dünyaya duyuracaktır. - Ekonomik knz bu festivali etkile- medimi? - Kuşkusuz etkiledi kriz. Fakat ona rağrnen bu yıl her tür katılım ge- çen yıla göre çok daha fa2İaydı. Oysa çevreye baktığımız zaman bu günlerde dolu olması gereken yazlık evlerin çoğunun henüz kapalı ol- duğunu, otellerde kalan insanlann beklenen düzeyde olmadığmı görüyo- ruz. Buna rağmen başanlı olmamız, festivab'mizin ne derece sağlam te- " Festival boyunca Alaçatı merkezinde yaşayan sekiz bin kişi sürekli festival ile iç içe yaşıyor. Bunun için Tüm Alaçatı Tiyatro Sahnesi' diyoruz. Önümüzdeki yüzyılın festivallerinin Alaçatı'daki gibi olabileceğini, bunlann ulusal ve uluslararası nitelikte önemli kültürel gelişmelere neden olacağını düşünüyorum." lan Birliği) ile uluslararası düzeyde ilişkisi vardır. Bu ilişkilerin kuruluş nedeni, sanata 21. yüzyılın boyut- lannı getirebilmektir. Bunun için or- tak tezimiz; sanayi, endüstri, ekono- mi ve politikadaİci gelişmelerin, kül- türel ve sanatsal gelişmelerden bağımsız olamayacağıdır. Kültürel ve sanatsal gelişme ise insanın çok daki gibi olabileceğini, bunlann ulu- sal ve uluslararası nitelikte önemli kültürel gelişmelere neden olacağını düşünüyorum. Bu nedenle Alaçaü'- yı ve bu festhali uygulamalı bir mo- del olarak göstermek istiyorum. - tngiltere'den Hope Street ve Dev- let Tiyatrosu ortak yapımı olan "Yol- culuğun Sonu" adlı oyun. uzmanlar- ca ve izkyenlerce son derece başarılı bulundu. Bu projenin mimarının siz olduğunuzu bUiyoruz. Çocuk tiyatro- su politikanız nedir? "Yolculuğun Sonu"nu önümüzdeki sezon izleyebi- lecek miyiz? Benim öteden ben savunduğum yazar - yönetmen - oyuncu or- tak yaraücılannın bir temadan yola çıkarak, oyunu sıfırdan başlayarak doğaçlamalarla ve yaraücı drama metoduyla oluşturmalan düşüncem "Yolculuğun Sonu" oyunu ile hayata geçti. Oyunun yöneüneni Vandy Harris ile Budapeşte'deki bir fesüvalde bir oyunlannı izledikten sonra tanışmışüm. Bu oyun uluslararası turnelere olanak sağlaması için, sö- zün en aza indirildiği, oynncunun yetenekleri ve bedensel becerilerinin en üst düzeyde kullanıldığı bir oyun oldu. Böylece dramatik durumlann doğaçlama yoluyla en anlaşılabilir çözümü ile sahnelenmesi sonucun- da, 7'den 7O'e*bütün tiyatro izleyen- lerinin anlayıp seveceği, zevkle izle- yeceği bir oyun oldu. Bu oyunu önü- müzdeki tiyatro sezonunda Türki- ye'de gösterime sokacağız. Ana tema 'kimlik aravışı' Oyunun bence bir başka ilginç yam da İngiliz tiyatro tekniği ile Türk tiyatro ve kültürünün birleş- mesinden ortaya çıkan üstün kalite- dir. Bu proje için bir araya gelen 3'ü İngiliz, 3'ü Türk oyuncunun bu oyu- nu oluşturmak için birlikte çıküklan tiyatral yolculuğu, bu yıl Devlet Ti- yatrolan'nın repertuvar seçiminde benimsediği ana tema olan "Bireyin ve toplumun kimlik arayışı" başlığıy- la değerlendınrsek; bu temanın bu oyunda "Oyuncu bireyin kimlik arayışı ve oyuncu gnıbunun kimlik arayışı" ile tiyatronun kendi üzerine yaptığı refleksiyonu ve kendini yeni- den tanıma ve tanımlama yolunda yeni bakış açısını açık seçik görebili- riz. Bu tür o>Tinlann bizim sanatçı- lanmız tarafindan da gerçekleştir- melerini, böyle bir modelle özendir- meye çalışacağız. Bu tür ortak etkin- liklerin her yıl Alaçaü'da yapılarak gelenekselleşmesini sağlamaya çah- şacağız. Bu çalışmalanmız için şim- diden devleümizin, işadamlanmızın bizlere destek vermesi gerektiğini duyurmak istiyorum. Çocuk ve gençlik oyunları Çocuk tiyatrosu politikamıza ge- lince. öncelikle 94-95 repertuvar yılında çocuk ve gençlik oyunlanna özel bir önem vereceğiz. Ankara'da Devlet Tiyatrosu bünyesinde bir ço- cuk ve gençlik tiyatrolan birimi ku- racağız. Arkadaşlanmız Oğuz Tunç başkanlığında bir süredir bunun üzerinde hazırhk yapıyor. 23 Nisan Çocuk Bayramı Haftası'nı tüm ti- yatrolarda etkin çocuk tiyatrolan festivalleri ile kutlayacağız. Söz ko- nusu birimin kendine ait bir mekan- da yıl boyunca en az on oyun üret- mesini, bu binanın bir çocuk ve gençlik merkezi olarak yaşamasını ve haftanın her günü bu merkezde sanatsal etkinliklerin, atölye çab- şmalannın, seminerlerin, kurslann yapılmasmı sağlamayı programhyo- ruz. Kanuni Sultan Süleyman Hanı restore edilecek GAZİANTEP(AA)- Gaziantep'teki Kanuni Sultan Süleyman Hanı restore edihyor. Kültür Müdürü BekirTaşyapüğı açıklamada, Şehitkamil ilçesine bağlı Sam köyündeki Kanuni Sultan Süleyman Ham'nın restorasyon projesinin Adana Röleve ve Anıtlar Müdürlüğü'nce hazırlandığıru belirterek, çalışmaya, Turizm Bakanlığı'ndan Kültür Bakanlığı'na aktanlacak 500 milyon lira ödenekle önümüzdeki günlerde başlanacağını söyledi. Han'ın, Kanuni Sultan Süleyman'ın Mısır seferi sırasında yapünldığını belirten Taş, "Kanuni, uzunca bir süre bu handa konaklamış, orduyu savaşa haarlamış. Daha sonra Mercidabık ve Ridaniye şavaşlannı kazanarak, Osmanlı İmparatorluğu'nun zaferlerine zaferler eklemişür" dedi. Yayıncılardan Frankfurt Kitap Fuan'na pratesto Kültür Servisi-Kühür Bakanlığı'nın bu yıl Frankfurt Kitap Fuan'nda 150 metrekarelik yer kıralayarak fuara kaulmak isteyen yabancılan organize etme girişimıni yayınalar protesto ediyorlar. Yayıncılann bu protestosunun nedenini Yayınalar Birliği Başkanı Aygören Dirim şöyleaçıkladı: "Yayıncılann bu haklı tepkilerinin iki nedeni var. Birincisi yazarlardan sonra yayıncılann üzerine gidilerek kitaplannın toplaülması. büyük para cezalanna çarpünlmalan, hapse aülmalan. Bu ayıbı taşıyan bir ülkenin Frankfurt'ta temsil edilmesinin anlamsızlığı. Îkincisi ise 5 Nisan Kararlan ile daha da zor duruma düşürülen yayınevlerinin sorunlanna yetkililerin duyarsız kalmalan. Desteklemek yerine kitap satınalma ve dergi abonelerinin bile tasarruf tedbirleri çerçevesinde durdurulması. Durum böyle iken uluslararası bir fuara kaülinak bir lükstür". Aygören Dirim. bazı yayınevlerinin protestolannı haklı bulmakla birlikte, Yaymcılar Birliği olarak protestoya kaulînadıklanm ve böyle bir fırsattan yararlanılması göriişünde olduklannı d a ^ f j | _ açıklamasınaekledi. Türk Kultürüne HizmetOdülü İZMİR (AA)- Anadolu Folklor Vakfı Türk Halk Kultürüne Hizmet Ödülü. bu yıl. bilimsel çalışmalan ve araşürmalan dolayısıyla Dokuzeylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk El Sanatlan Bölüm Başkanı Yrd. Doç.Dr. İsmail Öztürk'e verildi. Aksaray-Yenikent'te 1944 yılında doğan Öztürk. Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü'nü bitirdikten sonra Milh' Eğitim Bakanhğ^ Milb Folklor Enstitüsü'nde el sanatlan araşürmacısı oldu. 1977'de Kültür Bakanhğı Milli Folklor Araştırması Ensitüsü Müdüriüğü görevine getirilen Öztürk. 1981 'den bu yana dört yıl süreyle her yıl yapılan ulusal el sanatlan sempozyumlan ve 1992 yıhnda Kültür Bakanhğı işbirliğince gerçekleştirilen El Sanatlan Sempozyumu Sekreterliği'ni yürüttü. Sanatçılar sosyal gûvenlik için TBMIM kapısında ANKARA (ANKA)- Müzik ve Sahne Sanatçılan Sendikası Genel Başkanı Mehmet Cınka, sanatçılara borçlanma hakkı verilmesini ön gören yasa teklifinin biranönceTBMM Genel Kurulu'nca görüşülmesini istedi. Genel Başkan Mehmet Cınka yetkililere yaptığı açıklamada "Sanatçılann hangj sosyal gûvenlik kuruluşu kapsamında olacaklarmın uzun süre belirsiz kalması nedeni ile sosyal gûvenlik hakkmdan yoksun kaldıklannı" söyledi. Cınka, 2167 sayılı yasa ile tüm sanatçılar SSK kapsamına alınmasına karşın yasayla getirilen haklann uygulamada başanlı olamadığını ve yasa hükümleruıin kağıt üzerinde kaldığını belirtti. Sanatçılann kendilerine özgü koşullannın dikkate alınarak sanatçılar için sosyal gûvenlik yasası hazırlanması gerektiğini kaydeden Cınka aynca, sanatçılann geçmişten kaynaklanan sosyal gûvenlik sorunlannın giderilebilmesi için hizmet borçlanması olanağı getirilmesini istedi. Cınka bunun yanı sıra sanatçılara borçlanma hakkı verilmesini öngören ve halen TBMM Genel Kunıl gündeminin 164. sırasında bulunan yasa önerisinin, kısa süre içinde TBMM Genel Kunılu'nda kabul edilerek sanatçılara gecikmiş haklannın verilmesinin sağlanması gerektiğini de belirtti.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle