13 Ağustos 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
CUMHURİYET 8 TEMMUZ1992 ÇARŞAMBA 16 HABERLERIN DEVAMI METROPOL ATİLL DORSAY OMu ımı Ya, Hilmi Yavuz? Hilmi Yavuz'u tanır mısınız? Bu ünlü şair, romancı ve gönül adamımız, Nurettin Sözen yönetimine "kültür danışmam" olduğunda çok kişinin şaşırdığını anımsa- rım. öyle ya, o güne dek politikaya bulaşmamış, bulaş- tığında da, Osmanlı sanat ve kültürüne inanılmaz ya- kınlığı ve bu konudaki bilgisi nedeniyle herhalde "sos- yal demokrasi"den çok, daha "sağ" ideolojilerle ilişki kuracağı varsayilan Hilmi Yavuz'un birden Istanbul Belediyesi'nin kültür işlerinin baş sorumlusu haline gelmesi, çok kimsede şok etkisi yaratmıştı. Insanları etiketlemeye, "kategorize etmeye" pek meraklıyızdır ya!.. Hilmi Yavuz'la son zamanlarda birkaç kez bir "içki masası" çevresinde birlikte olmak şansına eriştim. Bu, eski deyimiyle gerçek bir "mazhariyet"tir, bilenler bilir. Yavuz kadar bilen ve bildiğini afişe etmeyen, an- cak yeri ve sırası geldiğinde bilgi dağarcığından, kül- tür birikiminden eşsiz lezzette damlaları çevresine saçan bir "masa arkadaşı" az olur. Gerek bu söyleşilerde, gerek başka ve daha kısa karşılaşmalarımtzda, Hilmi Yavuz"un, yarı şaka yarı ciddi, ama galiba daha çok ciddi, bana söylediği bir şey vardı: Istanbul'un kültür işlerinde yaptıklarımızdan hiç söz edilmiyor. Gerçekten de Yavuz, bu alanda önemli işler yapmıştı. Neredeyse 20 yıldır işlevsiz bi- çimde duran Taksim'deki Atatürk Kitaplığı'nı, yaşa- yan, halka ve özellikle de gençlere dönük bir sanatsal ve kültürel etkinlikler merkezi haline getirmişti. Istan- bul Belediyesi'nin az sayıda, ama çok kaliteli kimi ya- yınlara imza atmasını sağlamıştı: Istanbul haritaları veya Istanbul Büyükşehir Belediyesi Resim Koleksi- yonu gibi kapsamlı, yararlı, çok önemli yapıtiar; Tarih Kurumu ile işbirliği yaparak çıkartılan 3 aylık Istanbul adlı kitap-dergi, vs. Ayrıca Istanbul'un çeşitli yerlerin- de düzenlenen halka açık konserler, dinletiler, ses ve saz şölenleriyle, Istanbul eskiye kıyasla çok daha sa- nata ve kültüre dönük, sanatı kitlelere indirmeyi amaç- layan, neredeyse bir Avrupa metropolü görünümü almamış mıydı? Nurettin Sözen yönetimine olan genel antipatimiz nedeniyle, Hilmi Yavuz'un onca etkili olduğu kültürel başarıları gerçekten de gözardı etmiş olabiliriz. özür dileyelim. Peki, ama Cemal Reşit Rey Konser Salonu- nun en son başına gelenleri ve bu güzel salona reva görülenleri nasıl açıklayacak Hilmi Yavuz? Bunları da onaylayacak ve bizim de onaylayıp alkışlamamızı bek- leyecek mi? Olayi biliyorsunuz. CRR Konser Salonu'nu 4 yıla ya- kın zamandır yöneten Prof. Filiz Ali, altında Prof. Nuret- tin Sözen, Başkanvekili Tuğrul Erkin, Prof. Mete Ta- pan, lcen Börtüçene ve de Hilmi Yavuz'un imzaları bulunan bir yazıyla bu görevinden almmıştır. Nedeni, bu salonu 4 yıldır dünyanın sayılı sanat ve müzik mer- kezlerinden biri haline getirmeyi başaran Ali'nin, bele- diyenin bu salonla ilgili son iki uygulamasına karşı çıkmasıdtr: En alt katta, özellikle bir büyük orkestra konserinde gerekli olan soyunma odalarının yıkılarak "Belediye Radyo Stüdyosu'na dönüştürülmesi ve de salonun, önümüzdeki yıl îçin "Evita" müzikalinin sah- nelenmesine tahsis edilmesi. Şimdi, bu kararda, ne yaparsanız yapınız, ne kadar çabalarsanız çabalayınız, belediyeyi haklı bulmaya olanak var mı? Tıkır tıkır işleyen ve dünya çapında bir konser salonu haline geien, bunu yaparken daha po- püler işlere de yer vermeyi unutmayan bir salon, yine dünya çapında isim yapmış profesyonel bir yöneticinin elinden alınıp bir "müzikhol" haline getirilmek isteni- yor. Üstelik bütün bir katı da hem işleyişe zarar vere- cek hem de kuşkusuz ses ve akustik sorunları çıkarta- cak biçimde radyo yayını için yıkılıp değiştiriliyor. Gelin de bu işin ardında Nurettin SÖzen'in, tedavisi mümkün olmayan "Dalan hastatığı'nın yeni semptom- larını sezmeyin!.. Gelin de bu kararın ardında, ilke ola- rak "ciddi" sanata dönük bir kurumu popülerleştirme ve böylece kitle demagojisine yeni örnekler yaratma niyetini görmeyin... Peki, şimdi ne diyelim? Hilmi Yavuz'u, tam niyet et- mişken kültüre katkılarından dolayı nasıl övelim? Oldu mu bu, Hilmi Yavuz dostumuz? Ya, bir diğer dostumuz, sayın ve değerli Sabahattin Batur?.. Filiz Ali'nin yerin- de gönül rahatlığıyla oturabilecek, uzmanlık alanları- nız arasında olarak bilmediğimiz klasik müzik arena- sında siz de Filiz Ali denli başarıyla kulaç atabilecek misiniz? 60 YBL ÖNCE Cumhuriyet 932 c,jz j i . . u..J . dânpugı suran renk r.io, Kraliçe gidiyor 8TEMMUZ 1932 Yâslı ama. onun da h&KKi var Güzellik Kraliçcsi Keriman Halis Hanım.yarın Belçika'ya mütcveccihcn şehrimizden hurcketedccektir. Yol hazırlıklarıile ve tuvaletlcrile mcşguldör. EvvelkigeceTaksim bahçesinde, Kraliçemizin lakdimi münascbetile vcrilen müsamerede. birçok takdirkârlan kendisinden imzasını atmasını ve ihtisaslanru yazmasını rica etmişlerdir. Kraliçelere lahsis edilen masanın etrafı, mütemadiyen değişen ve yenileşen insan kalabalıklarile sımsıkı çevrilmişti. Keriman Halis Hanım yüzlercedefa: "Teşekkürederim'. "lâyık değilim". "teveccühünüz!" kclimclerini ıckrarlamaktan yorulmuyor, kcndisinc ıızatılan defterlcre, kâğıtlara ihtisaslannı yazıyor ve imzasını atıyordu. NaşideSaffet Hanımdan sonra 1929 Kraliçesi Feriha Tevfık Hanım da gelmişti. M übeccel Namık ve Hudadat Şakir Hanımlar. mazeretleri hasebile; bulunamadılar. Bahçeyi hıncahınç dolduran halk, bu üçTürk güzelinden mürekkep demctten gözlerini ayırmıyordu. Bir aralık, Kraliçelerin bulunduğu kısımdaki halk. Keriman Halis Hanımı tekrar ve yakından görmek için alkışlamıya başlamıştı. Bir hıristiyan madamı ayağa kalkarak, Kraliçelerin bulunduğu masaya doğru büyük bir heyecan içinde Fransızca olarak bağırdı: -Kraliçemizi görmek isteriz! Bunun üzerine. Keriman Halis Hanım. kırmızı tuvaletinin üstünde bulunan beyaz ceketi çıkardı ve sandalyalardan birininüstüneçıktı. ANMA BUİJCA ANAÇ Baba en çok seni seviyor. Anne en çok seni seviyor Abla en çok seni seviyor Sen, en çok hepimizi severdin. Kaybedişimizin üçüncü yılında sevgi ve özlemle anıyoruz. BABAN, ANNEN, ABLAN Casablanca yaşlanmayacak kadar genç M Baştarafi LSayfada lübü sahibı. Dışı soğuk, ama ıç fırtınası geme vurulmuş Ilse (Bergman). Rick'in eski gözağnsı; ışık gi- bi. gösterişsiz. ama şahane. Gestapo'nun peşine düştüğü, Nazi aleyhtan kocası Victor (Paul Henreid) donuğuna adaıtıış kendisini. İlkesel ve ahlaksal bir adam bu. Dünya çapında huzursuzluk ve gü- vensizliğın dorukta olduğu bir dönem 1942. Ilse ile Rick. eski aşklannı ne yapacaklar? Ilse. Victor'a bağhlığını nasıl de- ğerlendirecek? Rick, kendisi ile nasıl hesaplaşacak? Savaş da olsa banş da. aşk her za- man var olacağına göre aşka ilişkin evrensel sorunlan nasıl çözecekler?.. Aşk olup da aşk değilmiş gi- bi hissedilmek istenen. aşk olduğu inkar edilirse aşk ol- mayacakmış gibi düşünülen duygulann karmaşası Casab- lanca. Onun için de 50 yıldır modası geçmedi. Alttan alta i siyasi mesajı bile var: Nazizm sürmeyecek, yıkılmaya mah- kum: çünkü insancıl duygu- dan yoksun. Hem de bunu, Nazizmin en at koşturduğu dönemde vurgulayan. Günümüzde Anglosakson liberal kadın-erkek ilişkisi an- layışına karşı tarihi bir zıtlık Casablanca. Filmin hızını saptayan yöneünen Michael Curtiz. filmin aslında sahne için düşünülmüş bir tiyatro oyunu olduğunu hiç unutma- mış. Ama 50 yıl aradan sonra bunlan akla getirmenin gereğı yok. Filmin simgesi olan mü- ziğindeki gibi "zaman geçtik- çe" yapılması gereken tek şey, nostaljiyi. 40'lann havasını yansıtan egzotik seti ve oyun- culuğu kabullenmek. Casab- lanca'yı eleştirenlerin üzerin- de durmakta ısrar ettikleri "hatalar"ı görmeden, onlara aldırmadan... Kitle gazetesi "Daily Mail" şunlan yazdı: "Bazı teknik si- hirbazlıklan nedeniyle Yurt- taş Kane'e hâlâ hayranlık duyuyoruz. Ama romantik ol- duğu için Casablanca'yı sevi- yoruz. Duygulanmızı ebedi- yen ayağa kaldırdığı için. Içimizi hep sızlatacak. Siz de görün, içinizi çekin, burnunu- zu çekin. ağlayın ve sadece kaçırmayın." Casablanca'nın seharistı ıkı kardeş. Julius ve Philip Eps- tein'dan hayatta kalan, 83 ya- şmdaki Julius. Casablanca'- nın yenileşmesi nedeniyle gazete sütunlannda, televiz- yon ekranlannda boy göster- di. Filmin neden bu kadar çok sevildiğini anlayamıyor: "Bu- gün fılmlerde artık herkes her- kesı otomobille kovalıyor. Bilimkurgu kurnazlıklar. kor- kunç şiddet sahneleri var. Ca- sablanca'ya baktığınızda. temiz bir nefeslik hava gibi ge- liyor ınsana. Elbette onun kadar iyi başka fılmler de var." Casablanca'nın yenilenme- si. 30 ve 40ların filmciliğini de gündeme getirdi yeniden. Eps- tein, Hollyvvood'da çalışmaya 1935'te başladığında 26 yaşın- daymış. Senaryoya o tarihte önem verilir miymiş? Holly- vvood'un harika çocuğu, yö- netmen Irvving Thalberg bir gün şöyle demiş: "Bir Tılm ya- parken en önem ve/memiz ge- reken, senaristtir. Ama bunu senariste hiç hissetirmemekle iyi ederiz." Epstein, bunu an- latırken gülerek yerinde hop- luyor. Kardeşi Philip ile se- naryo yazarak para kazanma- ya çalışmışlar. "'Hep bizi kovsunlar da tazminat ödesin- ler di\e bekledik. Bu yüzden de Warners ile hep tersti işleri- miz. Yazar, hangi fıkrinin fılmde ne zaman. nasıl işe ya- rayacağını bilemez. Ama memur gibi çalışmak zorun- dadır. Stüdyoya sabah 9'da gelir. akşam 5'te giderdik. Se- naristlerin masası öğle yemek- lerinde kahkahadan kınlırdı. Aktörler bile masamıza davet edilmeye can atardı. Biz, öyle herkesi beğenmezdik. Ama Errol Flynn müdavimdi. Çün- kü bir gece önce neler yaptığı- nı anlatırdı. Aynntıb anlat- mazsa masadan atmakla tehdit ederdik." Epstein bunlan anlatırken sürekli gülüyor. Epstein, ' sonunda diktatör büyük patron Jack NVarner ile takışmış. "Siz bana baksanı- za" demiş NVarner bir gün. "Banka genel müdürleri de sa- bah 9'da geliyor, demiryollan genel müdürü de. Sizin ne öne- miniz var ki, siz de aynı saatte geliyorsunuz ve şıkayel edı- yorsunuz?" Bunun üzerine Epstein ve kardeşi. Jack'e ta- mamlanmamış bir senaryo göndermişler, "Bunu bir zah- met banka müdürünüze gön- derin. tamamlasın" demişler. Hiç sesini çıkartmamış ve on- lan kovmamış da. Birkaç haf- ta sonra korkunç bir sahne yazmışlar. VVamer çağırmış, "Bu şimdiye kadar okudu- ğum en rezalet sahne" diye bağırmış. Epstein'in yanıtı ha- zır: "Hayret, nasıl olur? Sabah 9'da yaalmıştı". Yine bir kah- kaha patlatıyor. Epstein, Ca- sablanca her gösterime girdi- ğinde posta kutusuna, içinde çek olan zarflar geldiğini söy- lüyor. "Casablanca, yaşlılı- ğım için en iyi sigorta oldu benim için." Fransız basını Irak'ı suçluyor • Baştarafi 1. Sayfada çisi François Depeer tarafından karşılanan Mitterrand, saldınya ilişkin sorulara yanıt vermeye- rek havaalanı şeref salonuna girdi. Fransız yetkililer. şeref salonu önünde bekleyen gaze- tecüere, bayan Mitterrand'ın yorgun olduğunu ve bu neucnle konuşmayacağını söylediler. Burada bir siire dinlenen Mitter- rand ve beraberindekiler. saat 13.30'da Fransa Cumhurbaş- kanhğı'na ait özel bir uçakla Ankara'ya hareket ettiler. Mu terrand'ın uçağı Esenboğa'da yakıt ikmali yapıldıktan sonra Paris'e hıreket etti. Kısa süren ikmal sırasında bayan Mitter- rand uçaktan inmedi. Bakan Bernard Kouchner ise. Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin ile görüş- mek üzere Ankara'da kaldı. Süleymaniye kenti yakınJann- da 4 kişinin ölümü. 20 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan patlamada kolundan yarala- nan Alman ARD televizyonu- nun Paris bürosu muhabiri Sabina Rollbert. saldınnın ki- min tarafından yapıldığı konu- sunda bilgi alamadıklannı söy - ledi. Rollbert olayı şöyle anlat- tı: "Konvoydaydık. aniden pat- lamaoldu. Bayan Mitterrand'ın otomobili de patlamanın oldu- ğu bölgeden geçiyordu. Yolu iki yanında da insanlar vardı. bizleri selamlıyorlardı. Neye ğu bölgeden geçiyordu. Yolun sağında park halındekı araçta 100 kilograma yakın dinamit patlamış. Ben kolumdan vara- landım. Kurtulmamız bırmua- Danielle Mitterrand ve bakan Kouchner birlikte Ankara'da dinlendiler. (Fotoğrut: AA) zeydi. gerçekten çok şanslı>ız." Fransa'da yankı bulmadı Bayan Mitterrand'a yönelik saldın. dünkü Fransız gazetele- rinde fazla yankı bulmadı. Paris"- ten muhabırimiz Sabetay Varol"- un bildırdiğıne göre. bir gün önce radyo ve televizyonlann ilk haber olarak verdikleri olay. gazete ha- berlerinde "Saddam Hüseyin'in imzasını taşıyan bir suıkast ginşı- mi" olarak nitelendi. Fransa'da, Bağdat hükümetinin bu suikasti düzenlerken, bayan Mitterrand'ı ve Bernard Kouchnen öldürme amacı ile mı hareket etuğı. yoksa bunun bir "ihtar" mı olduğu ko- nuşuluyor. Mitterrand'ıneezısıne katılan gazetecı Mare Kravetz. Liberation gazetesinde yer alan Liberatıon gazetesinde yer alan yazısmda şu görüşlere yer verdi: "Özel bir vakıf adına yapılmış bir gezi de olsa, bayan Mitter- rand'ın cumhurbaşkanının eşi olması, 20 yıldan beri Kürt dava- sının dostu olmakla beraber dok- tor Kouchner'in Fransız hükü- meıinde bakan oluşu, Bağdaûn nazannda bu geziye bir provo- kasyon boyutu ka?andınyor. Ama öldürme ölçüsünde bir pro- \okasvon mu? Kürıler söz konu- su oldu mu. kimyşasal silah kui- lanma dahil herşeyi göze alan bu rejım. gerçekten de hiçbir feda- kârlıktan kaçmıyor. Pazartesi gunku suıkast. bir ıhtar mahıye- tindc de olsa. evlem çok kanlı bir şekılde sonuçlandı ve riski hayli yüksekti. Ölüme birkaç saniye kalmıştı..." 3 Türk, klasmanda Danielle Mitterrand'la bir- likte. Kuzey Irak'ın Süleymani- ye kentinde suikasttan kurtulan Fransa Sağlık Bakanı Bernard Kuschner Ankara'da kaldı. Kuschner, Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin'le yaptığı görüş- mede, Kuzey Iraİctaki gözlem- !eri hakkında görüş alışverişin- de bulunduklannı söyledi. Hikmet Çetin de görüşme- den sonra yapuğı açıklamada. Fransız bakana. sadece Kuzey Irak'taki insanlann değil. tüm Irak halkının büyük sıkıntılar çektiğini anlaltıklannı. bu tür insani yardımlann. BM kara- nnda öngörüldüğü gibi tüm Irak halkına yönelik olması ge- rekliğini aktardıklannı söyledi. • Baştarafi 1. Sayfada mılyarder sayısı 291'e yükseldi. ABD 101 milyarderi ile listenin ilk sırasında yer alır- ken. Almanya'da 44, Japonya'- da ise 34 milyarder bulunuyor. Milyarder sayısı, zengin çoklu- ğu itibanyla ABD ilk sırada yer almasına karşılık, milyarderle- rinin servetlerinin büyüklüğü itibanyla Japonlar önde geli- yor. Bu yılki Hsteye kraliyet ailele- rini, sullanlan, diktaiörleri alan Forbes'e göre bu yılın en zengin milyarderi 88 yaşındaki ekono- mi profesörü Japon Taikichiro Mori. Tokyo'da yaşayan ve servetini emlakçıhktan yapan Mori'nin serveti bu yıl geçen yı- la göre 15 milyar dolardan 13 milyar dolara düşmesine rağ- men yine de en zengin milyar- der olarak listenin başında. Dünyanın en zengin 2. mil- yarderi de yine bir Japon. 55 yaşındaki Yoshiaki Tsutsumi bir sanayici. Demiryollan, golf sahalan gibi değişik alanlarda ismini duyuran Tsutsumi 10 milyar dofarlık bir servete sa- hip. Geçen yılki servetinin ise 14 milyar dolar civannda oldu- ğu belirtiliyor. ABD'de Sam Walton'un eşi ve çocuklan. 23.8 milyar dolar- lık servetleri ile kolektif servet açısından ilk sırada yer alıyor. Ama şahsı zenginlik açısından Microşoft Corp'un sahibi, Har- vard Üniversitesi'nden atılan 34 vaşındaki 3. William Gates. HAVA DURUMU 6.4 milyar dolarlık serveti ile lis- tebaşı. Öte yandan milyarder sayısı- nın en hızlı arttığı. servetlerin hızla genişlediği 3. dünyanın en borçlu Latin Amerika ülkelen. Forbesin araştırmasında özel biryeraldı. Latin Amerika da özel girişi- min artmasına. yabancı serma- ye girişinin hızlanmasına para- İel olarak milyarder sayısının •da arttığına dikkat çeken ma- gazin, ancak Laıin Amerikalı milyarderlerin önemli bir kıs- mının hapishanelerde yaşayan uyuşturucu kaçakçılan olduğu- nu da ortaya koydu. "Narko- milyarder" olarak adlandınlan. servetlerini hapishanelerden yöneten bu milyarderlerin en ünlûleri ise Meksika ve Kolom- biya'da. Pablo Escobar Gaviria ve Ochoa kardeşler, kokain ti- caretinden elde ettikleri 2 mil- yar dolartık imparatorluklannı şu anda bulunduklan hapisha- nelerden idare ediyorlar. Forbes'e göre Latin Ame- rika'da milyarder sayısı bir yıl içinde 8'den 22'ye çıktı. Mek- sika'da 8. Brezilya'da 5. Şili ve Kolombiya'da 3"er, Arjantin"- de 2, Venezuela'da 1 milyarder bulunuyor. Latin Amerikanın en zengin milyarderi ise 3.8 milyar dolar- lık serveti ile Meksikah Garza- Sada ailesi. Bu aile çelik endüst- risinden kimya sektörüne. şa- rap ve bira üretimine kadar her ceşit alana yayılmışdurumda. Bakan-müsteşar çekişmesi sürüyor ANKARA (Cumhuriyet Büro- su) - Koalısyon hükümetinin iş- başına gelmesinden bu yana. Adalet Bakanlığı'nda yaşanan "bakan-müsteşar" sürtüşmesi. HâkimJer ve Savcılar Yüksek Kürulu'nun boş bulunan baş- kanvekilliği seçiminde de devam ctti. Necdel Mutiş'in görev süre- sinin dolmasyla boşalan kurul başkanvekilliğine, Adalet Ba- kanlığı Müsteşan Arif Yüksel'e yakınlığıyla bilinen kunol üyesi Hakkı Süha Terzibaşıoğlu seçil- di. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın, TBMM'de ikinci kez ka- bul edilmesine karşın 13 gündür yürüriüğe sokmadığj "by-pass yasası" ile görevine son verilecek olan Müsteşar Yüksel, Adalet Bakanı Seyfı Oktay'ı bir kez da- ha devre dışı bıraku. Oktayı dev- re dışı bırakan gelişme, görev süresi 2 temmuzda sona eren Necdet Mutiş'ten boşalan Hâ- kimler ve Savcılar Yüksek Kuru- lu Başkanvekilliği seçiminde yaşandı. Bu seçim; Oktay'ın, Müsteşar Yüksel'in by-pass ya- sası ile hem müsteşarbk hem de kurul üyeliği görevinin sona er- mesinden sonra yapılmasını iste- mesıne karşın. Yüksel'in girişi- misle dün gerçekleşti. Başkanve- kilîiğine Yüksel'e yakınlığıyla tamnan kurul üycsi Hakkı Süha Terzibaşıoğlu ile Yüksel'le birlik- te hareket etmeven tavirlanvla TURKIYE'DE tanınan kurul üyesi Ihsan öz- men aday oldular. Yapılan seçım sonucunda Terzibaşıoğlu, baş- kanvekilliği görevine seçildi. Ku- ruldaki başkanvekilliği görev ı sona eren Mutis, Yargıtay'da ge- çen hafta yapılan seçim sonucu 6. Ceza Dairesi Başkanlığı'na gel- misti. Kâğıt çocuk bezleri tehlikeii İZVIİR (AA) - Kullanım tiçısından. özellikle çaiışan an- ııclere büyük kolayhk sağla- \an ha/ır çocuk bczlerinin dcn Milıınumunu engellediği bıldı- rıldi. Bu bczlcrin. doğa tarafın- dan erililcmcdiği için çcvre tcmizliğini dc ıchdit elüği ka\- dcdildi. Egc Üni\ersilcsi Tıp Fakül- lesi Dcrmatoloji Anabılım \\\\\ Başkanı Prof. Dr. SatTei Solak.şöylcdedi: "Ziimanı a/ olan anneler. kıımaş bcz ycrinc hazır çocuk bc/lcrini lcrcih ediyorlar. An- cak pi\asada satılan hazır bez- lorin çoğunluğunda sentetik mal/cmc kullanılıyor. Scnletık mal/cmc. deri solunumunu giiçlc^ürip. lcrin vc ıdrann bu- harla^maMnı engellediği ıçın deri üzcrinde mıkropkınn \c haktcnlcnn ürcmcsi için u y gun ortam yaratıyor." OÜNYA'DA yevre Bakanlığı Meteoro- to|i Genel Müdûriüğü'nden alınan bilgıye göre bütûn bölgelerimiz az buluttu ve açık geçecek. Hava sıcak- lığında önemli' öır değişik- lik olmayacak. Rüzgâr ku- zey ve batı yönlerden hafıf olarak esecek. Denizleri- mizde rûzgâr- Doğu Kara- deniz ve Ege'de yıldız ve karayelden, diğer denizlerimizde gûnbatısı ve lo- dostan 3-5 kuvvetinde saatte 10 ilâ 21 deniz nilı hızla esecek. Dalga yûk- sekliğı 0.3 ılâ 0.5, yer yer 1 metre dolayında olacak. Van Gölünde hava: Az bulutlu ve açık geçecek. Rûzgâr kuzey ve batı yönlerden hafif arasıra orta kuvvette esecek. Görûş uzaklığı 10 km., göl kücük dalgalı olacak Kaf.ıe* AmsJeraam Amman ADna Bajda! Brûksel Cenevre Frartrfurt Leftoşa Petersburg Londra Madnd Mılaı» Mostova MûnıH Osio Pans Prao Rıyad Roma Y A A A V Y Y A A B A Y A Y B Y Y A Y 23° 33° 30° 39° 22° 20° 20° 33° 15° 21° 24° 20° 20° 21° 23° 24° 19° 42° 23° GOZLEM UĞURMUMttJ M Baştarafi 1. Sayfada masını istiyor. Kısa adıyla "Rabıta"olarak bilinen bu örgütün amacını 1963 yılında Mekke'de basılan tüzüğüne bakarak öğre- nelim: - Müslüman memleketlerde yönetimin Islamikurallara göre olmasına çalışmak; - İslamcı yayın organlannın daha geniş biçimde dağıl- malarını ve görevlerini layıkıyla yapabilmeleri için mad- di destek sağlamak. Bu islamcı örgütün 41 kişilik kurucu meclis üyeleri ara- sında bir de Türk vardı: Eski MSP milletvekillerinden Sa- lih özcan. Salih özcan, 1983 yılında kurulan "Faisal Finans Ku- rumu"nun da kurucularındandır. ilginç değil mi? Bu islamcı banker kuruluşunun kurucu ortakları ara- sında Salih ûzcan'dan başka bir eski bakan da yer aldı: Eski Çalışma Bakanlarından Ahmet Tevfik Paksu. özcan ve Paksu, pay senetlerini başkalarına devretti- ler. "Faisal Finans Kurumu" eski AP, MHP ve ANAP'lı milletvekilleri ve politikacılarının ortaklığında kuruldu. "Faisal Finans Kurumu", Rabıta örgütünün kurucu meclis üyesi Salih özcan öncülüğünde kurulmuştu. "Al Baraka Türk özel Finansman Kurumu" da Cum- hurbaşkanı Özal'ın ağabeyi eski MSP'li bakanlardan Korkut özal ve ANAP Istanbul il Başkanı merhum Eymen Topbaş'ın ortak şirketleri "Hak Yatırım ve Ticaret AŞ" aracılıgı ile! "Al Baraka"mn yönetim kurulu üyeliğine getirilen Ta- lat içöz de Korkut özal ile "Özbayrak Ticaret ve Sartayi ^Ş"nin ortağıydı. Bu iki şirket, ANAP hükümeti kurulur kurulmaz -16 Ara- lık 1983- tarihinde yayımlanan kararnamelere dayanıla- rak kurulmuştu. Rabtta örgütü ile devlet arasındaki ilişkiler, 1980 önce- sinde 17.8.1980 gün ve 8/1500 sayılı kararname ile kurul- muş, kurulan bu ilişkiler, 12 Eylül askeri yönetimince "emir ve kumanda zinciri içinde ve emirle" geliştirilmis- ti. 1982-1984 yılları arasında laik devletin imamlarının ay- lıklarının, askeri yönetimin çıkardığı ve altında Devlet Başkanı Kenan Evren, Başbakan Bülend Ulusuve Başba- kan Yardımcısı Turgut Özal'ın imzalarının bulunduğu 28. 4.1981 gün ve 8/2838 sayılı kararname ile işte bu Rabıta örgütünce verilmesi kararlaştırılmıştı. "Niçin" diye sorulur mu hiç? Niçin olacak? Tabii Ata- türkçülük adına! 1960 öncesinde de bazı MİT görevlilerinin aylıkları da "Milli Emniyet Başkanı" olan General Behçet Türkmen'- in sağladığı ilişkiler sonucu CIA tarafından ödenmişti. Bu ilişkiler çok önemlidir. Neyse, dönelim yine "Rabh fasıtesı'ne... "Rabıta" 1982-84 yılları arasında yurtdışındaki Türk imamlarının aylıklarını ödedi; TBMM camisine para yar- dımında bulundu. ODTÜ bahçesinde yapılacak bir Islam kültür merkezi için paralar gönderdi. Ankara'daki Koca- tepe Camii'ne bağış yaptı. Türkiye'deki islamcı bankerle- rin kuruluşlarında öncülük yaptı. islamcı yayın organları- na para destekleri şağladı. islamcı akımların siyasal etkinlik kazanmasına ve dev- let katında güçlenmesine katkılarda bulundu. Bugün de Atatürk Orman Çiftliği'nin hemen yanıbaşın- da "İslamcı site" kuruyor. - Atatürk Orman Çiftliği.. İnecek var... m m Denktaş, OzaFla Kıbns'ı M Baştarafi 1. Sayfada nde kabul ederek bir süre gö- rüştü. Özal ve Denktaş'ın gö- rüşmesine Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Tugay Uluçevik, Cumhurbaşkanhğı Özel Kalem Müdürü Murat Özçelik ile KKTC Dışişleri Ba- kanı Kcnan Atakol katıldı. Görüşmeye. AA ve TRT mu- habır ve kameramanlan çağn- lırken gazeteciler Konukevi'ne alınmadı. Denktaşın nezaket ziyare- linde bulunduğunu belirten Cumhurba|kanlığı Özel Kalem Müdürü Özçelik. görüşmenin bir bölümünde her iki cumhur- başkanının karşılıklı olarak sağlık sorunlannı görüştüğünü söyledi. Özçelik'in, "Görüşme- nin ana unsuru 15 temmuzda New York'a gitmeden önceki Kıbns konusu ile ilgili fıkir tea- tisinde bulunulmasıydı" dediği öğrenildi. Cumhurbaşkanhğı Baş Danışmam Can Pulak'ın da Özal'ın sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek 9 tem- muzda lstanbul'a gideceğini, Sasarona yaiını hizmete açaca- ğını söylediği bildirildi. Özal ile KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, baş başa iki saat süren görüşmeden sonra birlikte ye- mek yediler. Tüpgaza %6.5 zam • Baştarafi 1. Sayfada yatı Ankara ve Istanbul Anado- İu yakasında 40.000 liraya, ts- tanbul Rumeli yakasında 41.500 liraya, Izmir'de 39.000 liraya yükseldi. Tüpgaz fıyatlan illerin rafıne- rilere uzakbğı, serbesti ve finna- lar arası rekabet nedeniyle tüp çeşidine göre 2 kg'hk tüpte 500-1.000 lira, 12 kg'lık mutfak tüpünde 2.000-3.000 lira, 45 kg'lık sanayi tüpünde de 5.000-10.000 lira arasında deği- şiklik gösteriyor. 6 Temmuz I992'den geçerli ol- mak üzere, bazı iller bazında ye- ni tüpgaz fiyatlan lira olarak şöyle: hler ANKARA İS1ANBUL - ANADOLU - RUMELİ İZMİR ANTALYA KARS KAYSERI KOCAELİ KONYA VAN ZONGULDAK 2kg1ık piknik t«p 7.200 7.200 7.600 6.900 8.700 8.700 7.600 O800 8.600 8.800 7.400 12 kgiık muttaktûpû 4aooo 40.000 41.500 39.000 44.500 42.500 41.500 38500 44.000 47.500 40500 4Skg'hk sanayltüpi 152.000 i5aooo 155.000 147.000 169.000 166.000 157.000 145.000 167.000 180.000 152.000 : Ö: »Ç* Zûnh 23° 19° bulutlu yaOmurlu A-açık B-bukıtkı G-güneşlı K-kark S-sıslı Y-yaOmurıu KRİSTAL-İŞ SENDİKASI'NIN 11. OLAĞAN GENEL KURULU İÇİN DUYURU KRISTAL-İŞ; Çımento, Cam, Seramik veToprak Sanayii işçilerı Sendıkası'nın 11. Olağan Genel Kurulu, 24-25-26 Temmuz 1992 günlennde Istanbul Teknik Ünıversitesı Maçka Kampüsü Eski Ma- den Faküldesı G Anfısı, Maçka-İSTANBUL adresınde saat 10.00'da toplanacakbr. Çoğunluk sağlanamadığında ikinci toplantı, 31 Tem- muz ve 1-2 Ağustos 1992 gunlerınde aynı yer ve saatte yapılacak- tır. Toplantnın gundemı aşağıdakı gıbidir. GÜNDEM: 1-Açılış 2- Genel başkanm açış konuşması 3- Divan seçimi 4- Komısyonların seçırri4 a) Tuzuktadıl komısyonu b) Hesap tetkık komısyonu c) Kararlar komısyonu 5- Konukların tanıtılması ve konuşmaları 6- Raporların müzakeresı 7- Komısyon raporlarının müzakeresi ve oylanması 8- Kurulların ıbrası 9- Dilek ve temenniler 10- Seçımler: Genel Merkez organlannın ve Türk-lş Delegas- yonu'nun seçımı 11-Kapanış Sendika anatuzuğu gereğince ilan olunur. KRİSTAL-İŞ SENDİKASI GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle