25 Mayıs 2022 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
17 OCAK 1992 KÜLTÜR-SANAT CUMHURÎYET/9 KİTAP Erkmen'in tasarımı • Kıiltür Servisi — Fransa'nın Marsilya kentinde yayımlanan "Gallerie de Ia Mer" dergisinin son sayısında Bülent Erkmen'in tasarladığı 6 sayfa yer alıyor. Marsilya Belediyesi'nce yılda 4 kez yayımlanan, buyuk boy dergi- kitap arası bir tür sanat nesnesi olan bu yayın, kenti bir sanat galerisi mekânı olarak kabul ediyor. Kentte gerçekleşen sanatsal etkinlikleri konu edinen yayının her sayısında bazı bölümler çeşitli ulkelerin tasarımcılanna sipariş ediliyor. "Gallerie de la Mer"in son sayısındaki Bülent Erkmen'in tasarladığı bolumde, kentin kullanılmayan hayvanat bahçesinde uç Fransız sanatçınm yaptığı enstalasyonlar konu ediliyor. DERGİ Arredamento-Dekorasyon • Kiiltür Servisi — Arredamento-Dekorasyon'un ocak sayısında profil konuiu olan mimar Şevki Vanlı, ODTÜ Mimarhk Fakültesi ögretim üyesi Haluk Pamir'in sorularını yanıtlarken "Ortaöğretimden yarım yetişmiş çocuğu dört yılda mimar yapmak mumkun değil" dedi. Şevki Vanlı Mimarhk Vakfı'nı kurarak mimari yayıncıhğa katkıda bulunan Vanlı, Türkiye'deki mimarhk eğitimini eleştirirken şöyle konuştu: "Mimarhk eğitiminde, insan yetiştiren kültur ortamı olmadığı için iş tamamen okula kahyor. Ortaöğretimde yarım yetişen çocuğu dört yılda mimar yapmak mürnkün değil. Öğrenciye hem bunu anlatmak hem de dört yıl boyunca iki katı bilgi vermeye çalışmak gerekli. Bu yükü kaldıramayan eğitimi bırakmalı. Tabii, oğrenciyi yormak için hocanın da yorulması gerekiyor. Çok sayıda iyi hocayla yetenekli öğrenciye göre yapılmış program ile mimarlık düşünmeye, sonra da yapmaya kararlı insan yetiştirmek gerekir. Buyük çoğunluk bu sıkıntıdan kaçıyor, meslek olduğu şüpheli, başka işlerle uğraşıyor veya ahkâm kesmekle vakit öldürüyor: Sömürülüyoruz..:' İstanbul dergisi • Kiiltür Servisi - Tü rkiye Ekonomik ve Toplumsal Tanh Vakfı ile Kültür AŞ'nin ortaklaşa hazırladıklan İstanbuldergisinısan ayındavayımlanacak. İnceleme yazılarının ağırlıkta olacağı İstanbul dergisinde makale, incfcleme, röportaj, alıntı, belge. araştırma. söyleşi. anket ve mektup gıbı türlerde değişık yazılara yerverilecek. Yazılar; mimari. kentleşme, tarih. edebiyat, turistik İstanbul, görsel sanatlar. çevreveekolojiksorunlargibi çeşıtlı konulan ıçerecek. Yedi kışilik bir ya>ın kurulunun hazırlayacağı derginin genel ya\ ın yönetmenliğini Orhan Silier. > azı işlerı müdürlüğünü Zeynep Avcı üstleniyor. SERGİ Tunaya'nın desen sergisi • Kultür Servisi — Geçen yıl kaybettiğımiz unlu anayasa profesörü Tarık Zafer Tunaya'nın "Sanat Uçmaktır-2" başlıklı desen sergisi, dün İstanbul Büyukşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Nurettin Sözen ile Tunaya'nın eşi Melahat Tunaya ve kalabalık bir davetli topluluğunun katılımıyla Taksim Sanat Galerisi'nde açıldı. Tarık Zafer Tunaya'nın 1. olüm yıfcionumune rastlayan serginin açılış töreninde aynca Aybay Hukuk Araştırma Vakfı'nca duzenlenen ve seçici kurulunda Tunaya'nın eşi Melahat Tunaya ile Bahri Savcı'nın da bulunduğu "Anayasa ve Siyasal Yaşamda Cumhurbaşkanı'nın Yeri" konuiu araştırma odulünün sonuçları da açıklandı. Sonuçlara göre Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi araştırma görevlilerinden Atilla Nalbant birincilik odülünu alırken İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Ozan Erönder ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Ashhan Tekgoz ile Ece Göztepe ikinci ve üçuncülük odullerini elde ettiler. Tunaya'nın kendi çizdiği değişik desenlerden oluşan "Sanat Uçmaktır-2" sergisi, 29 ocak tarihine kadar îzlenebilecek. TİYATRO 'Fehim Paşa Konağı' başladı Kiiltür Servisi — 30. yılını çeşitli yeniliklerle kutlayan Kent Oyuncuları, denenmemiş bir müzikal türünü sahnelemeye başladı. Turgut Özakman'ın ünlü oyunu Fehim Paşa Konağı, müzikli bir komedi olarak geliyor sahneye. Oyunun özgün şarkılarını, klasik Turk muziği kalıplan içinde besteleyen, orkestra şefi ve Ist. Üni. Devlet Konservatuvan öğretim üyesi Ruhi Ayangil. Orkestra ise kanun, piyano, klasik kemençe ve bendirden oluşuyor. Oyunu sahneye Şehir Tiyatrolan'ndan konuk yönetmen Hakan Altıner koyuyor. Pozıtıf Vıbratıons Çağdaş Muzık Etkmlıkleri 6 WORLD SAXOPHONE OUARTET CEMAL REŞİT REY KONSER SALONU 24 OCAK 1992 CUMA, 19:00 VE 21:15 Bıletler Cemal Reşıt Rey 148 53 92 Vakkorama Taksım 151 28 88, Vakkorama Suadıye 3S0 87 42 Fıyaüar 40 000 TL, oğrencı 20 000 TL Yerler numaralıdıı Organızasyon POZITİF 144 33 94 PHILIPS AUDIO Cemal Reşit Rey Toplanhları YÜZYILIN SONUNA DOĞRU TÜRKİYEDE MÜZİK piiz Ali, Cem Karaca, Ahmet Kaya Cemal Raflt Rey Konser Satonu Saati7°° SINEMA /ATİLLA DORSAY Andrzej Wajda'nınklasikleşmişfilmi 'Vaatler Ülkesi' Çürüyen topluımın aynası¥ a a ü e r Clkesl (Zıcmia Obiecana) Yönetmen ve Senaryo: Andrzej Wajda , Görüntü: VVitold Sabocinski ı Müzik: Wojciech Kilar/ Oyuncular: Daniel Olbyrchskı. Wojcıech Pszoniak, Andrzej Seweryn, Anna Hehrebecka, Kalina Jedrusık BirPolski (Polonya) fılmi, 1974, 160 dakika(Ortaköy Kültür Merkezi). Andrzej Wajda'nm artık çağdaş kîasıkler arasında yer alan fılmı "Vaatler Ülkesi" bir dönem Sınematek seyircisinin tatlı sinemasal anıları arasın- da yer aldıktan ve 1991 İstan- bul Sinema Günleri'nde sınırlı bir seyirciye sunulduktan son- ra. şimdi tıcari gösterime çık- mış oluyor. Fılm, gerçi 1974 yılından kalma. Ama sinema- da da "klasik" kavramına ina- nanlar ve önemli filmlerin (Paris'te. Londra'da olduğu gibi) zaman zaman yeniden gösterilmesi gereğini savu- nanlar için bu doğal ve de çok yararh bir gösterim. Wajda'nın filmi, Stanislan Reymont'un romanından uyarlanmış. Bilmiyorum, aynı nitelikler romanda da var mıydı? Ancak fılm. izlendikçe Charles Dickens, Victor Hugo, Maksim Gorki gibi büyük ro- mancılann yapıtlannı anım- satıyor. Anılan yazarlar gibi bir büyük toplumsal fresk çi- ziliyor. Dickens'in "yoksul ke- sim" betimlemesi, Hugo'nun soylu ve kahramanca duygu- lan ve Gorki'nin "devrimci he- yecam", gelip yapıtın potasın- da ilginç bir bireşime ulaşı- yorlar. Wajda'nm 3 genç kahrama- nı, yûzyıl başında henüz kim- liğini ve bağımsızlığını bula- mamış (ve zaten tarihinin bü- yük bölümünü öyle geçirmiş) talihsiz ülke Polonya'nın Lodz kentindeki etnik mozai- ğin bir örneklemesi gibi: Biri İ Ç GENÇ ADAM - 'Köşeyi dönmek' amacında olan üç genç arkadaşı anlatan filmde başrol. leri Daniel Olbyrchskı, Wojciech Pszoniak ve Andrej Seweryn oynuyor. soylu ve gerçek bir Polonyah. diğen Protestan ve tutucu bir Alman ailesinın son bıreyi, üçüncüsü ise tipik bİF Polonya Yahudisi 3 genç adam. bölün- müş ve yarah bir ülkede ne yapıp edip para kazanmak, "köşeyi dönmek" emelindeler. Bunun için yavaş yavaş ülke- nin sanayi başkenti olmaya doğru giden Lodz'da sermaye bulup kendi fabrikalarını kur- mak ve tekstil alanında söz sa- hibi olmak istiyorlar. Bu, ül- kede (ve dünyada) kapitaliz- min doğum sancılanyla öz- deşleşen bir büyük, kanlı ve şiddet yüklü serüvene dönü- şüyor. "Vaatler Ülkesi", yalnız o dönemin Polonyası için değil, tüm kapitalizm için kullanıla- bilecek çok genel ve geniş an- lamlı birdeyim. Bu ülke, sanki kutsal kitapların sözünü ettığı Vaat Edilmiş Ülke veya Cen- net gibi gözüküyor. genç ve hırslı insanlara... Ama o ülke- ye adım atmak Sırat Köp- riisü'nden geçmekten beter koşullara bağlıdır. Film. ön- celikle Gorki veya Upton Sinc- lair'in kimi romanlannda da olduğu üzere. "vahşi kapita- lizm"in, sosyalizm, öncesı acı- masız ve koşulsuz bir kapita- list anlayışın ödünsüz sergile- mesini yapıyor. Çok ucuza ve tümüyle insanlık dışı koşullar- ia kapatılan işgücü, sonuna dek sömürülen emek, işçileri- ne birer hayvan gibi davran- mayı hak sayan patronlar... İşverenin işçilere karşı tutu- mu. günümüzün "cilalanmış kapitalizm" uygulayıcılannın ve biz seyircilerinin aklına- hayaline sığmayacak kadar acımasız. Bu açıdanfilm,özel- likle bugün alternatifsiz gözü- ken ve "tek yol" olarak sunu- lan kapitalizmin "cemazı-yül- evvel"ini bilmek ve öğrenmek merakını duyan genç kuşakla- ra (eğer varsa!) ithaf olunur... Olü toprağı serpilmiş bir toplumu kalkındırmak, sana- yi kurmak. insanlara iş ola- naklan yaratmak, kötü bir şey mi? Kuşkusuz değil. Ancak bu doğal insan içgüdüsünün gemlenmemiş, dengelenme- miş ve asgari insancıl koşulla- ra uydurulmamış biçiminin korkulu bir yansımasını veri- yor fılm. Kahramanlanmız, bir ölçüde "namuslu" ve "in- sancıl" bir iş düzeni kurup yü- rütmüş olan babalanyla, bü- yükleriyle çatışıyorlar. 'Ama çatışma yalnız onlarla. eski- lerle değil. Kadınlar ve her türden duygusal ııişkiler de bu cangılda çıkar ve kazanç silin- dirlerinin altında ezilip geçi- yor. Aşklan, evlilikleri bile yöneten çıkarcılıktır artık... Ve daha kalkınmadan içten içe çürüyen bu toplumda, yan- gın biçimindeki sabotajlar, kuşkulu ölümler, iflas karşı- sında beyne sıkılan kurşunlar, yönetimin aldığı bir kararla bir günde batanlar ve bir gün- de çıkanlar da olağan şeyler- dir: Kapitalizmin kaçınılmaz küçük "yol kazalan"dır bun- lar... Bu kargaşa ve kıyım için- de, Wajda temelde sosyalist bir sanatçı olarak yer yer duy- gusal yönden seçimini elbette emek ve emekçi lehine yapı- yor, fılmin ağırhğını sergile- nen vahşi kapitalizmin ağır bı- çımde eleştirisi oluşturuyor. Böylece gencecik kızını iğfal etmiş olan küstah ve kibirli iş- verenin kafası, kızın babası ta- rafından iplik tezgâhlannda doğranırken veya o görkemli final sahnesinde, işverenin, as- keri ve dini otoritelerle birlik- te tezgâhlandığı masadan as- kerlere "ateş" emrini verdir- mesiyle birlikte kitle kıyımı başlarken Wajda"nın yüreği de seyirciye birlikte elbette sö- mürülen için ezilen ve kıyılan için o elindeki "kızıl bayrak"- la birlikte kaba güç altında vu- rulup ölen emekçi için aüyor. "Vaatler Ülkesi", bilmiyo- rum ilgi görecek mi? Yoksa bu fılmi "Sinematek"lik sayan, eskimiş ve "modası geçmiş" diye düşünen bir genç seyircı kitlesi ilgisıni esirgemeyecek mi? Ne olursa olsun, "Vaatler Ülkesi", zamanın pek az eskit- tiği önemli bir çağdaş sinema klasiği. Wajda'nın büyük ola- sılıkla en önemli ve güçlü fıl- mi. Yönetmen, anlattıklannm içerdiği büyük heyecan ve duygu potansiyeli doğrultu- sunda, yerinde duramayan bir kamerayla, çeşitli biçim oyun- lanyla, abartmalı bir oyuncu- lukla desteklemiş filmini; süs- lü, kıvnmlı, barok bir fılm yapmış. Ve kapitalist felsefe- nin bağrına doğru gizli ve dev boyutlu bir ayna tutmuş. Bak- ması sizden!.. Mel Brooks 'un sonfilmi 'Kokuşmuş Hayat' haftaya sinemalarda 'Banakısaca Taıııı deyin'Koknşmnş Hayat (Life Stinks)' Yönefım ve senaryo: Mel Brooks / Görüntü: Steven Poster ' Müzik: John Morris , Oyuncular: Mel Brooks, Lesley Ann Watthew Faison, Michael Ensign, Stuart Pankin / Bir FOX yapımı. Mel Brooks'un. en son TRT'de yılbaşı gecesi izlenen "Yapıcılar"la başlayan sanat yaşamı, 1970'lerde can çeki- şen Amerikan güldürüsüne bir aşı olmuş ve sanatçınm et- kileri, gerek VVoody AİIen, ge- rekse günümüzün popüler ZAZ gurubu ve benzerlerinin sinemasma yansımıştı. Ancak başanlı geçen 70'li yıllardan sonra gelen ve hepsi de görece başansızlığa uğrayan az sayı- da fılmle süren j980'li yıllar, Mel Brooks için iyi geçmiş sa- vılmazdı. "Kokuşmuş Hayat"la Mel Brooks. yeni bir çakış yapı- >ordu. Bu kez sanatçı, perde- de hep canlandıracağı katı, se- vımsiz, çıkarcı ve bencil tiplere bir yenisini ekliyor. "kısaca bana Tanrı deyin" dıyecek ka- dar "mütevazı" olan milyar- der Goddard Bolt tipiyle.. Los Angeles'taki süper lüks büro- sunda yeni üçkâğıtçılıklar pe- şinde olan Bolt. en büyük ra- kıbi Vance'la bir ıddiaya gir- mekten kendini alamıyor aşın özgüveni yüzünden!.. Bu id- dia, onun dünyanın en tehli- keli ve korkunç bölgesinde yani "aşağı Los Angeles'ta pa- rasız pulsuz. kimliksiz ve de (Allah korusun!) kredi kartsız olarak bir ay yaşayabileceği Jconusundadır!.. Ve hep zen- gin olmuş, yoksulluğu hiç tat- mamış bencil ve şımank mil- yarder, bu yörede 30 gün bo- yunca hayatta kalmaya sa- vaşırken. ilginç deneyimler edinecektir... "Kokuşmuş Hayat", Mel Brook'un Amerikan güldürü- sünün evrensellik kazanmış büyük sanatçılarına, özellikle de Charles Chaplin ve Preston Sturges'e olan hayranlığını di- le getirdiği ve sanatını onlann- kinin yörüngesine çevirmeyi amaçladığı bir fılm. Bir diğer deyişle film, alışılmış Brook taşlamasının yanı sıra, Chap- lin'in duygusal hümanizmine ve Sturges'in toplumsal eleşti- risine gönderme yapan öğeler- le dolu. Filmde belki biraz naif bulunabilecek bir duygu- sallık (ama Chaplin de öyle değil miydi?), insan-para iliş- kileri, yoksulluk-zengınlik iki- lemi üzerine belli bir felsefe oluşturina çabası var. Ve bu "modası geçmiş" gö- zükebilecek çaba. "Kokuşmuş Hayaf'ta bizce başanya ulaşı- yor. Bolt'un görece sevimsizli- ğı ve kabalığı, sonunda çevre- CHAPLIN'E GÖNDERME - Mel Brooks, mütevazı bir milyarderi canlandırdığı son niminde Charlie Chaplin'in duygusal hümanizmine gönderme yapıyor sanki. yi ve tüm Amerikan toplumu- nu saran gerçek "kötülük" ve üçkâğıtçılık karşısında sevimli ve olumlu durmayı başanyor. Yüreklerimiz hiç ahşmadıgı "en alttakiler"in dünyasında yaşama savaşımı veren bu mil- yarder için tıtremeye başlı- yor!.. Abartma bir yana, film Amerikan toplumunun kes- kin sosyal çelişkilerini. gele- neksel "zengin toplum", "re- fah toplumu" etiketleri ardın- da yaşanan insan dramlannı. gerçek yoksulluğun büyük kentlerdeki yüzkarası varlığı- nı, bir peri masalının veya çağ- daş bir güldürünün kıvnmları arasından da olsa duyurmayı başanyor. Ve öte yandan, gerçek, has Brooks komedîsi kahyor el- bette. Yer yer (baştaki "pazar- Uk" bölümü, yoksulluk şoku. finaldeki "savaşnn" gibi bö- lümlerde) bu güldürü en öz- gün biçımiyle ortaya çıktığı gibi Brooks, bir sahnede, par- lak dönemindeki Hollywood müzikallerine de ilginç bir göndermede bulunmaktan kendisini alamıyor ve böylece ilk filmlerinın başan reçetesini oluşturan "tür taşlaması"na bir anlık bir geri dönüşü ger- çekleştiriyor. 'Kokuşmuş Hayat", aslında ilginç ve yetenekli bir sa- natçınm, bu tipik "Yahudi mi- zahı" temsilcisinin, "Yapmıcı- lar" gibi oldukça kaba, gro- tesk bir fılmle başlayan serü- veninin hangi noktaya geldi- ğinı görmek açısından da il- ginç bir deneyim. RichardPryor - Gene Wilder ikilisinden bir güldürüfilmidaha Birbirlerini tamamlıyorlarSen Başkasısın (Another You) ' Yönetmen: Maurice Phillips / Senarşo- Zıgg> Steinberg Görüntü: VictorJ. Kemper/Müzik:Charles Gross / Oyuncular: Gene Wilder, Richard Pryor, Mercedes Ruehl, Stephen Lang, Vanessa Williams,' Bir Tri-Ştar Pictures yapımı (Emek, Reks, Şafak, Bakırköy 74, Ankara Akün, İzmir tzmir, Adana An) DÖRDÜNCÜ FtLM - Richard Pryor ile Gene \Vilder (fotoğrafta) sessiz sedasız oluşturdukları ikilivle dördüncüfilmlerinedek geldiler. Sinemada bir güldürü ıkilisi oluş- turmak ne zor iştir! İki oyuncunun perdede fıziksel bir uyum sağlaması. birbirlerini tamamlaması, farklı özel- liklerle bir görsel denge oluşturması... Bu yüzden güldürü ikilileri, sine- manın yüzyıla yaklaşan tarihinde hiç de öyle çok olmamıştır... Bir "ikili"-olarak lanse edılmeyen, her ikisı de ayn yerlerden ve değişik si- nema serüvenlerinden gelen Richard Pryor ve Gene Wilder, sessiz-sedasız oluşturduklan ikiliyle, dördüncü filmlerine dek gelmişler!.. "Yıkılış-Sil- ver Streak". "Beni Deli Etme-Stir Crazy" ve "Bana Göz Kulak Ol-See no Evil, Hear no Evil" gibi bizde de gösterilen ve oldukça popüler olan 3 filmden sonra, ikilinin bu yeni bera- berliği, yine baştan tümüyle zıt gözii- ken 2 kişinin bir dizi serüven boyunca anlaşmalanna ve sonunda canciğer olmalanna dayanan bir film... Aslında fmdık kabuğunu doldur- mayacak konusuna karşın, perdede yönetmenın deyişiyle "iki oyuncunun arasında oluşan kimya" bu kez de ba- şanlı oluyor. Gene Wilder'ın o hep bi- raz sanki ayda gezen, ayaklan yerden ve dünya gerçeklerinden kopuk sine- ma kişiliği. bir akıl •hastanesinden çıkmış, yaşam özürlü uysal ve kronik yalancı George rolüne bir eldiven gibi oturmuş... Richard Pryor ise bir "sosyal biz- met" olarak kendisine George'un "gö- zetimi" verilmiş olan doğuştan üçkâğıtçı zenci Eddie rolünde, yine tam tipine uygun bir rolde çok iyi. Günümüzün, ülkesinde çok popüler Amerikan zenci mizahı ve bu mizahın TV'den geniş ekrana her yerde çok ilgi gören ürünlerinin oluşmasında bir kilometre taşı sayılan Pryor, gerçi bu filmde Gene Wilder'ın lehine olarak biraz ikinci plana düşmüş gibi. Ama sonuç olarak 2 sanatçı, oldukça akıcı bu öykünün kahramanlanna sevimli bir yaşarhk kazandırmayı ve filmi gö- tünneyi başarıyorlar. Pekineller imzalıyor • Kültür Servisi — Dünyaca ünlü piyano ikilisi Güher-Süher Pekinel kardeşleryann son compakt disklerini MMM Migros Atrium (Ataköy 9. Kısım) ve MMM Migros Şişli Music Center'da imzalayacaklar ve söyleşi yapacaklar. Şişli Migros'ta saat 14.00'te, Atrium Migros'ta saat 17.00'de düzenlenecek imza gününde ünlü ikilinin Mozarteserlerini yorumladığı son compakt dıskleriyle birlikte, diğer kaset ve diskleri de satılacak. Tapan görevde • tstanbul Haber Servisi — İstanbul Büyukşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Mete Tapan bir süre önce görevden alındığı tstanbul 2 Numarah Kültûr ve Tabiat Varlıklan Koruma Kurulu üyeliğine iade edildi. Tapan'ın görevine iadesini belirten yazı Kültür Bakanı Fikri Saglar tarafmdan kurula ve belediyeye gönderildi. Tapan'ın göreve iadesine gerekçe olarak asil görevinin öğretim üyeliği olduğu ve belediyedeki görevinin geçici olduğu gösterildi. Prof. Dr. Mete Tapan, ekim ayında belediye ile Starl arasındaki çanak anten sorunu nedeniyle Kultür Bakanlığı'nın ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun talimatıyla kuruldaki görevinden alınmıştı. Derimod Kültür Merkezi • Kültür Servisi - Derimod Kültür Merkezi bugün sanatçıların kâğıt üzerine • yaptıkları çalışmalardan oluşan bir sergi açıyor. Toplam 11 sanatçı ve 52 yapıtın yer aldığı sergi 25 şubat tarihine kadar sürecek. Sergide yer alan sanatçılar: Zeki Faik İzer, Özdemir Altan, Tomur Atagök, Nur Koçak, Tülin Onat, İsmet Ergün. Tanju Demirci, Haluk Gedik, Işık Tüzüner, Hakan Kamışoğlu.Zehra Özmeral. Robot ressam • tSTANBUL (İÜHA) — Tanınmış Rönesans ressamı Michelangelo, Roma'da Sixtin Kilisesi'nintavanına y aptığı yaradılış tablosunu yoğunbirçahşma temposuyla ancak 1 yıl içinde bitirebilmişti. Aynı adla piyasaya çıkanlan bir robotun ise bu ışi birkaç gün içinde yapabileceği belirtılıyor. Japonya'nın DateMtefırması tarafından geliştirilen boyama otomatı örnek olarak verilen bir resim ve fotoğrafı nokta nokta okuyarak ilgili renkte tonlanyla birlikte hafızasına alıyor BUGÜN • Cinsellikte yeni boyutlar ÜmitSayınveİlhan Güngören'in "Cinsellikte Yeni Boyutlar" konuiu söyleşisi saat 19.00'da Alternatif Center'da (346 16 00) •Türkiye'de müzik "Yüzyılın Sonuna Doğru Türkiye'de Müzik' konuiu söyleşi saat 17.00'de Cemal Reşit Rey toplantı salonunda. Konuşmacılar Filiz Ali, Cem Karaca ve Ahmet Kaya. U. K E Ç Î > B A fl*R E $ T * U R » N T 2 0 O c a k P a z a r t e s i a ç ı 1 ı y o r FİGEYRA-KEÇİBARİIe a y n ı ç a t ı a l t ı n d a y e p y e n i b i r m e.ka n N l $ a n t a ş ı ' n d a y e n i b u l u s m a y e r S a b a h k a n v e s ö ğ l e n y e m e ğ g r I I s a n d v v i c h l e Ç a y s a a t A k ş a m ü s t ü b a r ı n d a s o h b e t l e r BARETTO'da yazarkasa da a z y a z ı y o r B u l u ş m | k ü z e r e T an sok NO 13 161 45 07 MODAHAN f canb fasil \ Alt tarafı meyhane!.. Ama içinizdeki şeytanı uyandırıyor. Moda Cad No 239 Tel 345 84 74-349 12 01
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle