12 Ağustos 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
11 EYLÜL 1990* HABERLERİN DEVAM1 CUMHURİYET/19 Helsinki Doruğu... (Baştarafı 1. Sayfada) büsbütün vurgulamıştır." Doruk sonrasında yayımlanan ortak bildi- ride, Irak'ın Kuveyt'ten derhal ve kayıtsız şartsız çekilmesi ve her iki ülkedeki rehine- lerin serbest bırakılması isteniyor. Bildirinin ilginç bir boyutu da "ek önlem- ler"den söz etmesidir. Bu konuda şöyle de- niliyor: "Mevcuı girişimlerin başarıya ulaşamama- sı durumunda, Birieşmiş Milletler ana sözleş- mesi kapsamında ek önlemler alınmasına ha- zırız." Bu ek önlemler ne olabilirdi? Bu deyimden yola çıkarak asken önlemler gündeme geti- rilebilir miydi? Yoksa hava ablukası gibi tam askeri çözümü içermeyen yollara mı başvu- rulacaktı? Doruk sonrasında bu sorulara değişik kar- şılıklar arandığı dikkati çekıyor. ABD Dışiş- leri Bakanı Baker'a göre Moskova, şimdilik askeri çözümden yana oimamakla birlikte, bu alternatifi de dışlamıyordu. Gerçekten Moskova, bugün için karşı ol- duğu askeri çözüme, eğer ambargo sonuç vermezse, BM çerçevesinde hayır demey&- ceğinı belli etmektedir. Paris. Doruk'la ilgili açıklamasında ek ön- lemleri askeri bağlam dışında alırken, Bayan Thatcher'ın Londra'sı, gerektiğinde BM çer- çevesi dışında da olsa askeri müdahaleyi sa- vunan bır üslup sergiliyordu. Başkan Bush'un kriz noktalandıktan son- ra Amerikan askerlerini Körfez'den çekece- ğini açıklaması da üzerinde durulması gere- ken bir başka yanıdır Helsinki'nin. Şimdi ne olacak? Saddam Hüseyin yola gelecek mi? Ya da Bağdat'ta onu yola getirenler olabilecek mi? Yoksa zaman onun lehine mi çalışıyor? Sorular daha da çoğaltılabilir. Örneğin, Los Angeles Times'ın tanınmış yazarların- dan VVilliam Pfaff. geçen günkü bir yazısın- da ilginç bir soruyu ortaya atıyordu: "ABD'nin Basra Körfezi'ne yaptığı askeri yığınak ve bunların Körfez'deki hareketliliği, yalnız Kuveyt'in kurtarılması içinse bir anlam taşır. Z/'ra bu yığmak, Basra Körfezi'nde uzun süre tutulacak bir güç değildir. O zaman onlar neden oradalar? Saddam Hüseyin7 sindirmek ve yıldırmak için mi? Sad- dam, kolay kolay sindirilecek ve yıldırılacak gibi görülmüyor. Saddam Hüseyin 7 Suudi Arabistan'ı işgal etmekten caydırmak için, uzaktan gelen bu tür askeri bir güce gerek yoktur. Saddam Hüseyin, Suudi Arabistan 'ı işgal düşüncesinden iki hafta önce vazgeç- mişti. Eğer bu askeri güç, saldın için kullanılma- yacaksa, o zaman askeri yığınak günler ön- cesinden durdurulmuş olmalıydı. ' Bu satırları da okuyunca, barışçı çözüme dönük iyımserlik azalıyor. Ciddiyetini koruyor Körfez krizi. CUNEYTARCAYUREKyazıyoc Erbakan'ın gezisi 'bilmece' ANKARA (Cumhuriyet Büro- su) — Refah Partisi Genel Başka- nı Necmettin Erbakan'ın Körfez krizine yönelik "banş girişimi" bilmeceye döndu. Irak'ın Ankara Büyukelçisi Tank Abdulcabbar Cevad, Erbakan'ın Saddam Hüse- yin ile gorüşeceğinden haberleri olmadıgını söyledi. Suudi Arabis- tan Büyukelçisi Abdülaziz Hoca da Erbakan'ın birçok kişinin ka- tılacafş bir konferans için Mekke1 ye gittiğini, KraJ Fahd ile bu çer- çevede görüşebileceğini bildirdi. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ise bu konudaki sorulanmıza yanıt olarak Erbakan'ın girişimi hak- kında hiçbir bilgileri olmadığını belirttiler. RP'den önceki gün yapılan ya- zılı açıklamada Genel Başkan Er- bakan'ın Körfez krizine ilişkin 27 ağustosta açıkladığı "banş planı" çerçevesinde Suudi Arabistan Kra- lı Fahd ve Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin ile göruşeceği bildirilmisti. RP yetkilileri dün Cumhuriyet- in konuya ilişkin sorularına yanıt olarak Erbakan'ın ortaya koydu- ğu "banş planı"run geçen günler- de Irak ve Suudi Arabistan'ın An- kara büyukelçiliklerine iletilerek "Bu plana ilgi duyulduğu takdir- de her tiirlü temasa hazır olduk- lannın bUdirUdiğini" söylediler. Aynı yetkililer, Erbakan'ın barış plamnın her iki büyukelçilik tara- fından da "olumlu karşılandığını" belirterek bu çerçevede Saddam Hüseyirt ve Kral Fahd ile görüşme konusunda "ön mütabakata" va- nldığını kaydettiler. RP yetkilile- ri, Mekke'de yapılacak bir toplan- tıya katılmak üzere önceki akşam Suudi Arabistan'a giden Erba- kan'ın orada kalacağı uç gün içe- risinde belirlenecek bir günde Kral Fahd ile görüşmeyi gerçekleştire- ceğini açıkladılar. Yetkililer, Erba- kan'ın Türkiye'ye döndükten son- ra cuma günü Kütahya'da başla- yacak parti teşkilatının eğitimine yönelik bir toplanuya katılacağj- nı, ardından da Bağdat'tan gele- cek randevuya göre Saddam Hü- seyin ile görüşmesini gerçekleşti- receğini bildirdiler. Öte yandan Irak'ın Ankara Bü- yukelçisi Tank Abdulcabbar Ce- vad, gelişmelerden habersiz olduk- larını söyledi. Erbakan'ın, büyii- kelçiliğın bilgisı dışında Saddam Huseyin'den randevu almasının "imkânsız" olduğunu belirten bü- yukelçi, Cumhuriyet muhabirinin sorusunu yanıtlarken "Gendde bu tür nndevular büyukelçilik kana- Inönüflen Hodri MeydanANKARA — Kartlar açıldı, zarlar atıldı. PM toplantısı başlar başlamaz Baykal, oyunun değerini yükseltecek hamleyi yap- tı. Genel sekreterlikle PM üyeliğinden is- tifa edeceğini açıkladı. inönü, elindeki olanaklara baktı ve parti içinde beklenmeyen bir çıkışla Baykal'a 'rest' çekti. Olağanüstü kurultayın 29 ey- lülde toplanmasını istiyordu. Dün sabaha kadarkı beklenti inönü'nün olağanüstü ku- rultayda sadece PM seçimine gideceği yo- lundaydı. Oysa İnönü, sadece PM değil, genel başkanlık seçiminı de gündeme koyuyor- du. Partinin çözmek zorunda olduğu so- run, aylardır süregelen "genel başkanlık savaşımıydı". Ya öyle ya da böyle bir çö- züm aranırken inönü sorunu bır noktada yoğunlaştırdı. İki kişiden birinin yeğlenme- si gereğini ortaya koydu. İnönü daha bugünden delegelere "Ya ben, ya o" diyordu. Merkez yönetıcilerine, örgüte verdiği mesaj buydu. Olağanüstü kurultay ya İnönü liderliğinde uyum sağ- layacak bir PM getırecek, kısacası Baykal'ı "tasfiye edecekti" ya da Baykal'ı yeğleye- cek, genel başkanlığıyla birlikte istenilen biçimde bir PM oluşturacaktı. Sonunda İnönü, PM'de çoğunluğu elin- de tutan Baykal ve ekibıyle gerektıği biçim- de liderlik yapamadığını açığa vurmuş "ben herkesle çalışırım" felsefesinden uzaklaşmıştı. Bir yerde olası risklerı kabulleniyordu. Olağanüstü kurultay az ya da çok farkla Bayka*- lehmdeki esktdelegeterle topJana- caktı. Yeni PM'nin yine Baykal ağırlığıyla oluşması olasılığı vardı. Genel başkan se- çilebilir, uyumlu çalışamayacağı bir PM se- çilirse istifa zorunda kalabilirdi. Kuşkusuz bu, bir riskti. Ama İnönü, oyu- nu temelinden başka mecraya sürükledi. "Ya ben, ya o" diyerek olağanüstü kurul- tayda her olasılığm kökünden çözümlen- mesini yeğledi. Hareketı, sivrisineklerı öl- dürecek yerde bataklığı kurutmaya yönel- mek diye yorumlanabilirdi. Dün İnönü'nün kurultayda seçime gire- bileceğine, ne var kı sadece güven taze- lemekle yetinmeyerek uyumlu çalışabile- ceği kişilerin ağırlıkh kazanacağı yeni bir PM'yi önkoşul olarak öne sürebileceğine değinmiştik. İnönü, olasılığı gerçekleştirir- ken dün daha genişletti. Baykal'ı minde- re çağırdı. Çağrı bir yerde Baykal'a "mey- dan okuma" gibi tanımlanabilirdi. Yorum, İnönü'nün bu türden tanımlamaları sev- meyen doğasına uygun değildi. O daha çok, işleyen yarayı kesin bir operasyonla kapatmayı yeğlemişti. Doğal olarak gözler Baykal'a dönüyor, ne yapacağı araştırılıyordu. Genel başkan- lığa adaylığmı koyacak mıydı, yoksa ışine elverir başka yöntemlere mi başvuracak- tı? Baykal ekibi son günlerde merkezdeki çatışmanın daha politize olacağını, halka ve örgüte ineceğini öne sürerek olağanüs- tü kurultay istemiyordu. Dünkü PM'de de sergilenen bu direnişin altında elbette ki- mi siyasal hesaplar yatıyordu. Bugünkü yapısıyla PM'den İnönü'nün isteyeceği bir genel sekreter ve MYK ile olağan kurultaya gitmek ıstiyorlardı. Böy- lece hem partıde dizginleri yine ellerinde tutacaklar hem de olağan kurultaya kadar istedikleri gibi hazırlanacaklardı. Yeni bir PM'nin yine Baykal ağırlıkh çıkmasından sonra İnönü'nün istifa etme zorunda ka- lacağını öne sürüyorlardı. Bu olasılık el- bette güçlüydü, ama "soruna çözüm ge- tirmiyor", zamana bırakıyordu. İnönü genel başkanlık savaşımına Bay- kal'ı çağırarak bir noktada kimi hesapları dışladı. Şımdi karar vermek sırası Baykal: daydı. Olağanüstü kurultayda aday olup olmamayı yeğlemek zorundaydı. Baykal. (1) Adaylığmı koyabilir. (2) Ya da kimi ge- rekçelerle olağan kurultaya kadar liderlik savaşına girmeyeceğini duyuran bır poli- tika çizebilir. Delege bazında yapacağı ölçümlere gö- re iki yoldan birini seçmesi olası. Nitekim dün gazetecilerin "adaylığmı koyup koymayacağı" yolundaki sorularını yanıt- sız bıraktı. Aday olmayacağını açıklarsa şaptadığı politikayı yürütecek demektir. İnönü'yü genel başkan adaylığında yalnız bırakacak, ancak PM'de çoğunluğu ele geçirerek sorumluluğu üstlenmeden "dışarıdan" yönetimde ağırlığını .duyura- cak. Altı yedı ay sonraki olağan kurultay- da daha elverişli koşullarda inönü'nün kar- şısına çıkacak. Tabii inönü bu politikaya kesin vaziyet almaz veya delegelerden uyumlu PM is- temesine karşın bekledığinı bulamayarak istifa etmezse... Baykal'ın aday olmayaca- ğı, inönü'nün PM'de yine azınlığa düşe- rek istifa etmesı durumunda, bu kez lide- ri saptamak için kısa zamanda bir yeni ola- ğanüstü kurultay kaçınılmaz olacak. 29 ey- lüldeki PM seçiminde hezimete uğrarsa İnönü'nün yeniden genel başkanlığa so- yunması zorlaşacak, hatta olanaksız ha- le gelecek. Olağanüstü kurultayın İnönü için ya- şamsal değer taşıdığına inanıyorduk. Ay- nı yargı dünden başlayarak Baykal için de geçerlı. Sonuçta kim kazanırsa kazansın sosyal- demokrat kesimin kaybı hep tartışılır olacak! Yukarıdakı satırlara noktayı koyduktan hemen sonra Inonu aradı, bır süre göruş- tük. Kuvvetli genel sekreter gereksınimiy- le iki yıldır partıyı yürüttüklerıni, ancak so- nuçta iki başlı yönetimin ortaya çıktığını söyledi. Kurultayın sorunu bu kez "mutlaka çözmesinı" istiyordu. Kazanmak ya da seçımı yitırmek İnönü için fazla ağırlıkh sorun değildi. Onun ıçın sorun, "partıyı bugünkü yapay görüntüden kurtarmaktı." Baykal'ın adaylığmı koymaması olası- lığını hesap dışı tutmayan İnönü, "Israr edeceğim, adaylığmı mutlaka koymasını ısteyeceğtm, başka çare yok" diyordu. Gerekçesı aylardır izlenen manzaraya kc- şuttu: "PM başka bırinden emır alır. ge- nel başkan tek başına kalır, böyle bır yö- netim artık kabul edilemez'dı. Son kurultayda -soylendiğine gore-150 farkla Baykal one fırlamıştı. Acaba rakam- sal durumu inönü, bugün nasıl değerlen- dirıyordu? "Kurultayın sağduyusuna ina- nıyorum, en doğru kararı vereceğıne de" dedi. Rakamsal farklılıklar sağduyu kar- şısında değişecektı, hatta kesin kes lehi- ne dönecekti. Öteki irdelemeleri tam bir inönü doğa- sından kaynaklanıyordu. Kimin kazana- cağı önemli değildi. Partinin görevinı çok daha uyumlu, verimli sürdürmesı kazanıp kaybetmesinden önce geliyordu. lıyla alıp—" dedi. Suudi Arabistan'ın Ankara Bü- yukelçisi Abdülaziz Hoca da Cumhuriyet'in sorusunu yanıtlar- ken Erbakan'ın Mekke'de düzen- lenen bir toplantı için Suudi Ara- bistan'a gittiğini söyledi. Büyükel- çi Hoca, söz konusu toplantıda, Körfez krizini görüşmek üzere dünyanın birçok yerinden gelen çok sayıda Müslüman lider ve bi- lim adamının hazır buiunacağını belirtti. Büyükelçi Hoca, sözleri- ni şöyle sürdürdü: "Sayııı Erbakan bu çerçevede Kral Fahd ile görüşme talebinde bulundu. Biliyorsunuz Suudi Ara- bistan açık bir ülkedir. Şu ana ka- dar herhangi bir konflrmasyon alamadım, ama öyle sanıyorum ki Kral Fahd kendisini kabul edecek- tir. Sayın Erbakan'ın aklında belki bir şey vardır. Bir bakaltm nedir. Kraiımız çok açıktır, her zaman berkesi kabul etmeye hazırdır. Kraiımız birçok kisi ile göriişecek. Sayın Erbakan da bunlardan biri olacak." Turgut Reis ve Fatih denize açıldı Savunma Bakanı Giray: "Gemilerin Körfez'e gitmeleri söz konusu değil. Belki tatbikata katılmak için denize açılmışlardır" dedi. Haber Merkezi — Gölcük De- niz Üssü'nde son bir haftadır bomba, cephane ve malzeme ik- mali yapan "Fatih" ile "Ibrgut Reis" firkateynleri dün sabaha karşı demir alarak denize açıldı. Tam yük cephane dolu olduğu bil- dirilen iki savaş gemısinin rotala- rı henüz açıklanmadı. Kocaeli muhabirimiz Ahmet Kurt'un haberine göre yetkiülerin NATO tatbikatı için üsten aynlmış olabilir" dediği Fatih ve T\ırgut Reis firkateynlerinin Marmara 1 dan Çanakkale Boğazı'na yönel- dikleri öğrenildi. Yetküilerin bu açıklamasına karşın "Yıldırım" firkate>ııi Akdeniz'deki NATO de- niz tatbikatma katılmak üzere ge- çen hafta ltalya'ya gitmişti. Şu an- da Gölcük'te sadece "Yavuz" fır- kateyni bulunuyor. Bu arada Milh' Savunma Baka- nı Safa Giray, "Gölcük Deniz Üs- sü'nden iki firkateynin denize açıldığı" haberleri üzerine, "Ge- milerin Körfez'e gitmeleri söz ko- nusu değil. Henüz o yönde bir ka- rar çıkmadı" dedi. Anadolu Ajansı'nın bildirdiği- ne göre Giray, "Golcıik'ten Yavuz ve Tnrgut Reis flrkateynlerinin ne amaçla denize açıldığı" sorusunu yanıtlarken "Körfez'e gitmiyorlar. Belki tatbikau katılmak için de- nize açılmış olabilirler" diye konuştu. UĞUR MUMCU (Baştarafı 1. Sayfada) sır ve Türkiye'nin de katılacaklan bir "Ortadoğu Komutanlığı" kurmak istemiş, Mısır'ın ayak diretmesi üzerine bu proje su- ya düşmüştü. Menderes hükümef.i İngiltere'ye "gerekirşe Ortadoğu böl- gesine müdahale ederiz" güvencesini vermiş; verilen bu gii- venceden sonra Türkiye NATO'ya alınmıştır. Batı, Türkiye'den hep "Körfez'de petrol bekçiliği" istedi. Helsinki Doruğu'ndan acaba bu petrol bekçiliği için yeni ge- rekçeler mi çıktı? • • * Sovyetler Birliği, İran ve Çin'den sonra Ingiltere de Irak'a "insani amaçla" gıda ve ilaç yardımı yapmaya karar verdi. Yapılması gereken de buydu. Buydu; çünkü Birleşmiş Milletler Güvenlik Kbnseyi'nin bu konudaki kararı çok açıktı. Konsey, insani nedenlerle yapı- lacak "ilaç ve gıda" yardımını ambargo kapsamının dışın- da tutmuştu. Bu kararı Akbulut hükümeti nasıl uyguladı? Akbulut, ambargo kapeamını, ilaç ve gıda yardımını ya- saklayacak ölçüde genişletti. Ambargonun deldirilmeyeceği de yetkilı ağızlarca açıklandı. Bu arada Irak, hükümete başvurarak, Güvenlik Konse- yi'nin gıda ve ilaç yardımını ambargo kapsamı dışında tut- tuğunu anımsatıp, yardım istedi. Bu gelışme hükumetı dalgalandırdı. İlaç ve gıda yardımı ambargo kapsamı içinde miydi, de- ğil miydi? Hiç kuşkusuz, insani nedenlerle yapılacak gıda ve ilaç yardımı, ambargo kapsamının dışındaydı. Güvenlik Konse- yi'nin aldığı karar çok açıktı. Ancak hükümet, karar met- nindeki bu açıklığa karşın "ambargoyu delen biz olmayalım" diye düşündüğü için olacak gıda ve ilaç yardımı yapmadı. "Aktif dış siyaset" dedikleri de herhalde bu! Önce Batılı devletler ne yapıyor; onu görecekler, ondan sonra karar verecekler... Helsinki Doruğu'ndan yeşil ışık çı- kacak, sonra karar verecekler... Bunun adı da "aktif siyaset" olacak! İngiltere gıda ve ilaç yardımı yapmaya karar verdi ya; ba- kın görürsunüz, bır süre sonra Başbakan Akbulut da insa- ni nedenlerle Irak'a gıda ve ilaç göndermeye karar verir. Mama aymazlığı, dış sıyasetteki tutumumuzu da goste- riyor. Başka örnek aramaya ne gerek var? • • • Eskiler, "Medine Muhafızı Fahreddin Ra$a"dan hep övgüy- le söz ederlerdi. Fahreddin Paşa (Türkkan) Mondoros Mütarekesi'nden sonra silahlarını teşlim etmeyip Medine'de bir avuç asker- le birlikte direnmış, İngilizlerin "teslim o/ün"çağrılarına karşı "Medine kalesi burçlanndan Turk bayrağı inmeyecektir" ya- nıtını vermıştir. Paşa'nın bu umutsuz dırenişi bir süre sonra kırıldı, önce Kurmay Başkanı Yarbay Emin teslim oldu; Yarbay Emin'i diğerlerı izledi. Paşa, "Harem-i Serif'e girerek buradan çık- mayacağını söyledi. Ancak Paşa'nın karargâhı da teslim ol- ma kararı almıştı. Fahreddin Paşa'nın bu umutsuz direnışı, karargâhın da teslim olması ile son bulmuştu. "Çöl Kaplam" diye anılan Fahreddin Paşa, Hz. Muham- med'in torunlarından Mekke Şerıfi Hüseyin ve oğlu Şerif Ali tarafından ingilizlere teslim edildi! Paşa, önce Kahıre'de İngilizler tarafından "savaş esiri" olarak tutuldu, sonra da yargılanmak üzere Malta'ya gön- deriidı. O gün bugün Arap şeyhlerinin dinleri-ımanları paradır ve dostları İngiliz ve Amerikan emperyalistleridır. Ne Araplar arasında birlik vardır ne Müslümanlar arasında dayamşma. Varsa yoksa para?! Yakın tarihimiz Fahreddin Paşa'nın öyküsü gibi nice acıklı derslerle doludur. Fahreddin Paşa'nın bü öVküsünü Suudi ^âbîsteffraTÜ^ askeri göndermek için oy veren ANAP milletvekillerine adı- yorum! S e s i , r e n g i , g ö r ü n t ü s ü y l e Dünya elinizde. Telefunkan 42/S ekran UK*Tüm ayarları ekranda gösterme âzeliğı On scfeen dısptay «Pal Secam sıstefn *Otomatık kâpanma *Teletext gınşı «&yah ek/an «Kablolu yayınlar almaya hazır Tetefunken S1/S ekran U K - T . T I ayarları ekranda goslerme 02e 1191 On screen dtsplay «Freçuency Synthesızef •Pal. Secam sıstem •Otomatık kapan- ma »Telete« gınşi »Sıyah ekran •Kabiolu yaynıan almaya hazır Telefunken 55/S ekran UK'TLH- ayartarı ekranöa gosterme ozellığ: On screen dısplay •Pat. Secam sıstem •OtomatıK kapanma •Tetetext gınşı •Ouz kate sıyah ekran «Kablolu yayın- ları almaya hazır TaMkJnkm 5B^S ekran UK •Tüm ayarlan ekranda gösterme özall^ı On screen dısplay •In-Lne elektron taban- casıyta en net görüntü *Teletexr gınşı •Kabldu yayınlan almaya hazır. TcMunkan 37/E akran UK-30 program kapasıtelı hatıza •Otomatık kanal bulma ve en net gonjntuye kıimeme »Pal Secam sıstem •Teleskopık anten •Kabiolu yayın- lan almaya hazır Tetafunken 51/E «kran UKO0 prog- ram kapasıtet' hafıza »Otomatık kanal btılma ve en nel gorüntuye kılıtleme •Pal. Secam sıstem •Teleskopık an- ten «Kablolu yayınları almaya hazır Mtni Müzik Seti •Çıtl kaset -Kaseten kasete hızlı kayıt •Radyodar kasetten ya da mıkrotondan kayıt «Ikı kasetı ardarda çaiaolme 'ConT'nııous pfay" »Aynlabıl-' kolonlar •3 üarA grafık eKo ayze- >FM'MW LW racyo VHS vldeo «2 haflada 4 programı otomatık kaydedebıime ozellığı 'Pal, Secam sıstem »Uzaktan kumanda -1-11211 resım arama »Tek dokunuşta kayd yapabtlme czeltığ 1 Uydu yayınları, kabiolu yayınlar, yepyeni kanallar... Telefunken size dünyayı getiriyor! Dilediğiniz her yeri, bir düğmeye basarak izle- yebilmeniz için,,. Üstelik çok özel taksitlerle! Şimdi yerleşin koltuğunuza, alın içkinizi, dokunun uzaktan kumandanın düğmesine... Artık bütün dünya elinizde! TELEFUNKEN Tetehmken 5S/E ekran UK «50 program kapasıtelı harıza •Otomatık kanal buıma ve en net gonjntuye kJıtleme »Programlanarak otomatık açılma ve kapanma •Ekranda saatı gösterme »Tum ayarlan ekranda gosterme ozelliğı: On scraen dısplay »Pal Secam sıstem »Ajdio-vtdeo gınşı •Kabiolu yaymları almaya hazır «Teleskopık anten •DOz kare sıyah ekran ia*ksitlerle! Telefunken Türkiye Genel Dağıtıcısı Grünberg Tıcaret AŞ bölge telefonlan: istanbul: ' 1 ' 75 03 C€ 175 C2 29 Ankara: ı4ı 127 59 83 7 hat) İzrtıir (51) 22 66 50 Adana: ı7i) 14 47 90 Samsun: (361) 100 70 Antalya: (31) 17 ^0 59 Erzurum: C" 1 448 OC T E L E F U N K E N T A K S İ T K A M P A N Y A S I K A T I L M A F O R M U TELEFUNKEN'LER AEG YETKİLİ SATICILARINDA. I I I I I I I I I I L Seçtiğiniz ürünü, tercih ettiğiniz teslim tarihi sütununda X ile işaretleyin. Peşınatı aşağıdakı banka hesapla- rından birine yatırın. Katılma formunu ve banka havale makbuzunu, AEG ve Telefunken Türkiye Genel Dağıtıcısı Grünberg Ticaret AŞ, Cemal Sahir Sokak 26/28, Mecidiyeköy, 80300 İstanbul adresine ladelı taahhütlü postalayın. İşlemlerin tamamlanması için satış sözleşmesı adresinıze gönderılecektır. Adım, soyadım:.. Mesleğim: Adresım Ürûn TELEVİZYONLAR Telefunken 42<S UK Telefunken 51/S UK Telefunken 55/S UK Telefunken 56/S UK Telestar 51 UK Telefunken 37'E UK Tetefunken 51'EUK Telefunken 55'E UK V1DEO Telefunken VHS UK AUDIO Telefunken Mını Mûzık Setı Kod C101 C 103 C104 a 105 • 106 • 107 Z 109 • 110 HEMEN TESLİM* Peşinat 260 000 395 000 275 000 335.000 195.000 375.000 240.000 135 000 Taksft (11 Ay) 188.000 263 000 241 000 201.000 165.000 223 000 192 000 85 000 Toplam 2 328 000 3 288 000 2 926 000 2 546 000 2 010 000 2 828 000 2 352 000 1 070 000 Kod • 201 • 202 • 203 • 204 • 205 • 207 • 208 • 209 KASIM TESLİM 1 Peşin, 11 Taksit 188.000 223 000 263.000 241.000 201.000 223.000 263.000 192 000 Toplam 2.256.000 2.676.000 3.156 000 2 892 000 2.412 000 2 676 000 3 156 000 2 304 000 'Teslimat kampanyanın brtış tarıhinden ıtibaren, peşınatın yatırılma sırasma göre yapılacaktır Posta kodu Tel: Peşınatın yatırıldığı tarih: Peşınatm yatırıldığı banka hesabı: C Zıraal Bankası Gayretlepe Şubesi Hesap No 210550-3 C Akbank Gayrettepe Şubesi Hesap No: 9936-6 DHN-02 Evıme en yakın AEG Yetkili Satıcrsı: Imza: Başvurular peşınatın yatınlma sırasına göre değeriendiri- lecek, talep, sınırlı olan ürûn mıktarım aşarsa peşınatlar tade edilecektir Son katılma tarihi 27 Eylüi 1990. Not Fıyatlara KDV ve bandrol dahıldir KDV oranında rjır arttş olursa, fark, teslımatta alıcıdan talep edilecektir. Kampanyamız rvterkez Bankası'nca 23 Ocak 1986 tarihlı Resmı Gazete'de ılan edılen teblığe uygun, özel bir uygu- lamadır Ûretıcı firma kefaletındedir I I I I I I I I I I J
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle