07 Aralık 2021 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
CUMHURİYET/6 DİZÎ-RÖPORTAJ 24 HAZÎRAN 1990 V G V R M V M C UK A ZIM K A R A B E KIR ANLATIYOR Karabekir, tsmet Paşa ile konuşur ve Istiklal Harbi'ne canla başla katılanlann biryana itilmesinden yakınır Transa Inkılabı'ndanibret alalım'—15— Karabekir, eski ve yakın arka- daşı tsmet Pasa'ya bütün kaygıla- nnı, düşüncelenni tek tek anlatır. Rauf Bey ile aralannı da düzelt- tnek istcr. îster ama tsmet Paşa kararudır. — Rauf Bey ile görüşmem ve anlasmam.. der. (51) Kendisine niçin güvenilmediği- ni sorar. Ismet Paşa "sana zama- mada habef verflmemiş olınası iti- •utozhktaa ziyade, ait oldoğu makamlann hatasıdır" yanıtuu veriı. Ve kendisinin bu işe karıştı- nlma&ının haksızlık olduğunu löyler. Söz, Kemalettin Sami Paşa ko- mutasındaki kolordunun padişah yanüsı olası bir Lhtilale karşı lstan- bul'a gönderflme hazırhklanna gelir. Karabekir, kendisinin padişah yanha gibi görülme&inden duydu- gu aayı anlatır. Durumdan uzun uzun yakınır. Olayı kendisine kar- şı bir "komplo" olarak yorumlar. MiUetvekilliğinden ayrılarak as- kerliğe dönme karanndan, bu yol- da yaptığı öneriden söz eder. Ka- rabekir'in anlatımlarına göre renkten renge giren Ismet Paşa «Ne soylesen hakhan" der. Ve Ka- rabekir'in "mebaslann aynı za- maada komuUn olmamalan" önerisini de destekleyeceğıne söz verir. Kâzun Paşa, tstanbul'a döner, İstanbul'da Rauf Bey, Paşa'ya Içişleri Bakanı Fethi Bey'in "bazı meboslann mektnplannı çalmak Içia verdi|i mahrem emri" gOsterir. Karabekir, bu olayı şöyle yo- nımlar: "...Mütarekenin ilk zamanlann- da tsmet Paşa bana Erzurum'a yazdığı mektubunda Ferit Paşa hûkümetinin mektuplanmızı aç- tırdığı şüphesini yazıyor ve nün- dar idare diye bu işi nefretle yad ediyordu. Şimdi bu işi daha geniş mikyasta ve millet mebuslanna kendi başvekilliği zamanında ken- disi yaptınyordu. Damat Ferit, müstebit bir hükümdar sadraza- mı idi; fakat kendisi Cumhuriye- tin birinci başvekili!" ' Kâzun Karabekir Paşa, bu kay- güannı tsmet Paşa ile de görüş- tü|ünü yazıyor. Ismet Pasa, bu emirden haberi olmadığını söyler, ama daha çok bu gizli yazının Rauf Bey'in eline geçmesi uzerinde durur. Karabe- kir, tsmet Paşa'ya M. Kemal'in çevresini saranlardan yakınır. Eski arkadaşlanyla Karabekir arasındaki bir tartışma da ordu- ya alınacak araç ve gereçler konu- sundadır. Karabekir, tsmet Paşa 1 ya bir mektup göndererek şunlan yazar: 'Orduya ait işlerden ve hele tay- yare, mühimmat fabrikalannda hakkında gazetelerde gördüğüm birtakım şirketlerin talip oluşun- dan resmen bizlere haber verilme- mesinin mahsurlu olduğunu ve iş- lerin Enver Paşa'nın zamanında- ki gibi dar bir çerçeve içinde ya- pılmasının önüne geçilmesi' tsmet Paşa, Karabekir'in evine gelir. Karabekir, yine uzun uzadı- ya konuşur. Şu kaygısını da dile getirir: "Siz açık söviemiyorsunaz. Fa- kat berkesin kanaati şndur. M. Kemal Pasa'yı siz Lozajı'dan aldı- guız ilhamlaria bir inkılaba tes- Tİk edryorgunuz. Ve bunda tstik- lal Harbi'nde ilk M.KemalPaşai yı tntaa arkadaşlannın uzakta kalmalaraı ve hatta ezUmeterini hUyorMumz. Bu arada ben de da- kfl oMvgom haldc makvımıza ka- dar ytrumek isteymler göriümek- tedir, dikkat edin. Ba, mUletin is- tikbaU için Çok zarariı olacak." Konuşma daha da uzar. tsmet Paşa'ya Karabekir "emeksiz kölah kapaa sekiz on kalem sahibi" ile "yîrmi otuz sflahşöre dayanıyor- sanuz" der. Ve bu uyarıları, bu eleştirileri "kardesttk varifesT ge- reği yaptığını da söyler. tsmet Paşa: — Seni knşkolandıracak yeni bir ddil mi var? Mektnbnnda En- ver Paşa'nın zamanı gibi oluyor diyorsun, bundan bir şey anlama- dım" diye sorar. Karabekir, şöyle devam eder: "tsmet Paşa'ya dünkii Halrimi- yeti MiIUye gazetesindeki 'tnönü Muzafferiyetinin yıldönümü mü- nasebetıyle M. Kemal, Fevzi ve ts- met Paşa'lann beyanatı' başhlüı yaalan vc bana karşı gazetenm de mtataasuu Kösterdun. Şark zaferi •fıra indirilmiş, adeU Istiklal Harbi'adeo çıkanlmış, hde Ismet Paşa'aın beyaııatı, saiüd Kars'ın zabb Ennefli ordıuana da tnöna «•İM gttirtBÜş gibi bir saçhı ha- reket derecesine indirUmis. — tsdklal Harbi böyle mi oldo paşam dedim. Beni kttenltiBck içtaı Tnrk mil- leÜBİn Urihi yalan yazüıyor. Siz- lerin gördögn böyıik işlerin daha pariak görttnmesi için bn günahı işleneye ne Ittznm var? Benim en gttetae gfcJea eanım kadar scvdi- gim senin de aakikal» ve bu ara- da bana vanacaya kadar bn mil- lcte en tehlikett günlerde canla batla hizmet edenlerin şeref ve caBİaıra karşı vaziyet almandır. B n a gidecegi yer, Frama B*yük tnkıUbı'niB Idn ve iftiralarta do- hı kanb tarihidir. rfiçbirhnizin ha- yaü nzM yülar siirecek degUdir. Kavvcdi bir parti, kuvvetli bir MHct Mecttsi yerine, bir askeri karargab knrulması çok teblikeü netkeier verebüir. Birçok laymeUi başlan bogarak yapabOecegmiz i$- ler yine birçok başlann bogulma- sıyU alrttst olabüir. Bunon için da- yanılacak kavvet sözde oldugu ka- dar iş sahasında da olmaİKhr. Bo- tjüM Medis'te btiyük miilebbassıs- lar yok gibktir. Bana karşı çok za- bit vardır. Bunlaru ordnya çıka- nlması hem Meclisi bulardan knrtarnıak, bem orda saflanodaki boşluklan doldunnak bakınun- dan faydaİHUr. Bu snrerJe şahsj ar- zolann yerine iltni programlar tanzim edDebilir ve milli bir cep- he ile yenüiğe burunülebilir. Bn söderden sonra Fransa Bü- yok tnkılabı'na ait eserierden çı- kardıgım iki makaleyi okudum. Kanlı bir yoldan vüıüyenlerdea ibret alahm, dedim. Yıl 1924, günlerden 9 şubat Kâ- nm Karabekir, anılannda "beni bayrete düşürdii" diye yazdığı bir haber alır: tsmet Paşa ve Milli Savunma Bakanı Kâzun Paşa, kendisine ha- ber vermeden tzmir'e gitmişlerdir. tzmir'de harp oyunlan yapıla- cakur. Karabekir ve Fevzi Paşalar da tzmir'e giderler. Harp oyunlanna M. Kemal de katılır. "tki mnhim nokta garibime gitmişti" diye yazar Karabekir. "Biri, madem ki mesde harita nzerinde hal olnaacakbr, ne diye ba h^H«r m»nnf w rahatszkk ka- bal oluda? Ankara'da daha ra- hal vc istifadd olnrdn. tktadsi de mesdelerde, harp oyunlannda ve manevralarda daima kıraus ve manlarla ttalyanlann ileride anla- şacaklanru ve Arnavutluk'a saldı- racaklarını, Türkiye'ye saldırma- larının ttalyanlar için felaket ola- cağını ileri sürer. M. Kemal "Arnavathık Italyan- lan taünin eder mi" diye sorar. tki komutan savaş taktikleri ve olası geUşmeler üzerinde konuşur- lar. Harp oyunlarında başkomu- tanlık Karabekir'e verilir. Karabekir, harp oyunlannın arazide yapümasını önerir. M. Ke- mal Paşa ve Milli Savunma Baka- nı özalp, trenle Ankara'ya döner- ler. 29 şubat tarihli gazeteler, "Os- manh Hanedanı'nm metnleket bo- doda dışına çıkarüması ve hilafe- tin Meclise intihabı clheUoe gidilecegi" hakkında göruşmeler Üs Id, nmdderde bir madde ola- rak bilafeüa Osmanlı Hanedanı- na ait oldnfua degismez bir ka- rar olarak kabul ederek milletten rey alnuş bulunuyorduk. (...) 6 martta akhgım tarihi haber şudun 5/6 gece yansından sonra halife Çatalca'dan eksprese bindirilmis ve hudnt dışına çıkanlmış - Ha- nedanla yüı kadar erkek ve kadın da çıkanlmaktadır. " Bu arada Bakanlar Kurulu'nda da değişiklikler olmuştur. Yine Karabekir'e haber veril- mez. Paşa, öfkelenir. "emri vaki- lere boyun egmeyecegim" der. tstanbul'a gider ve Fevzi Paşa ile görüşür. Fevzi Paşa'yı eleştirir. Fevzi Paşa'ya "Ordu komatanla- n anuıaa UdMk konmaştnr. Aley- hbnbe padajalıçı, halifcd diye de- •u askeri lasunlanndan bahset- menizi, Beri geri nznn mnhabcrat- tan katfyyen bahsetmemenizi rica ederim. Karabekir brgm ve kızgmdır. Olayı şöyle anlatın "Hayreomdea dona kaldun. Bn bir aBiria emri idL ttaaU mec- bnrdnm. Fakat koofcnns verece- ğün kimseler Tnrk ordnsuna makadderadnı eDcrinc alacak olan genç Erkânı Harp zabitleri idL Buüardan bn işleri sakUmak btiyük bir dnayeML Bn hakikan bnnlann ögrenmesi haklan idL Bizim de boalan ögreOnck vari- femizdi. (._) Genç Erkânı Harp- lerin kapısı onnnden dönemez- dlm. Onlara çtrkin bir misal de göstenaemck için marrfal De mü- nakasa da edemezdim. Şn halde "Şnrk cephesİBİn gözide komn- tanı yabuz lyi bir askcr, mnntaz bir kuumdan degfl aynı zaman- da mnktedir bir idare adamıdır da, mutarekenin bidayettnden beri Erznmm ve havalisbü fevkalade büsnü garette idare etnüs, hasU- n«ter, mektepkr açmıs. Ermenile- ria harap ettilderi bn gazd cnzi vatanı imara çahşouştır. Türk milletL Kazm Karabekir Paşa gibi rical yetiştinnlş ounak- la ne kadar iftihar else sezadır ' Karabekir, albümü okumaya dalar. Sonrasını Kâzun Karabekir'den okuyalım: Ârtık benim de sabrırn tılken- miş sırada idi ki, Salih Bey tekrar gelerek: Kâzım Karabekir, harb oyunlan' adı veriien askeri Utbikaün tzmir'de yapılmasını yadırgamışU. Fotograf Muslafa Kemal ve Inönü'yü ctımhuriyetin ilk yıllannda yapılan bir baaka tatbücat sırasında gösteriyor. K arabekir, İsmet Paşa'ya millet için canla başla çalışanlara karşı vaziyet ahnmasından yakınır. Karabekir şunları söyler: 'Bunun gideceği yer Fransız Büyük İnkılabının kin ve iftiralarla dolu kanb tarihidir. Hiçbirimizin hayatı uzun sürecek değildir. Kuvvetli bir parti ve meclis yerine bir askeri karargâh kurulması çok tehlikeli neticeler verir. Fransa'daki gibi kanlı bir yoldan yürüyenlerden ibret alalım!' M eclis'te Osmanlı hanedam ve hilafet üzerine görüşmeler yapıldığını basından öğrenen Karabekir, o günkü duygularını şöyle anlatır: 'Tıpkı cumhuriyetin ilanında olduğu gibi hilafetin lağvı ve hanedanın yurtdışı edilmesi kararı da birkaç kişi arasında kararlaştırılıyor ve halife benim mıntıkamda olmasına rağmen * bana bu hususta haber bile verilmiyordu. Bu işi astlarımızdan ve sivil makamlardan öğreniyoruz! Kâzım Karabekir sivasi gelişmelerden baberdar edilmemesine tepki gosteri>ordu. G azi, Karabekir'i Çankaya Köşkü'ne çağınr. Ancak kabul için bir süre bekletilir. Karabekir sonrasını şöyle anlatır: 'Yanına girdiğim zaman elimi sıkıp mühim meşguliyetini söyledi: Sizi fazla beklettim. Ama bizim terzi ile yeni yaptırmakta olduğum müşir elbisesi hakkında görüşüyorduk, seni sıkılırsın diye çağırmadım! M ustafa Kemal, Fethi Bey ve Karabekir'i üst kata, kütüphaneye davet eder, orada şunlan söyler: 'Musul hakkında Haliç Konferansı'nda Fethi Bey siyaset yoluyla muvaffak olamadı. Sıra Karabekir'e geldi. O, bu meseleyi asker kuvveti ile başaracaktır! Musul konusunda Karabekir farklı düşünür ve şunları söyler: "İngilizlere harp açmak felaketli bir iş olur. Musul meselesi Lozan'da daha sonraya bırakılmadı mı? Bu mesele öne almarak hilafetin lağvında acele buyurulmamalı idi. Herhangi bir muvaffakiyetsizliğin bilhassa Kürtlük mıntıkasındaki akisleri pek zararh olabilir!' tsmet Paşa, sabit bir fikrin esi- ri idi. Uzun mnhasebeleriaıizden sonra sonuco yine şöyle bagladı: — Kâzım, eger höknmetten çe- küirsem mnhalif bir parti yapanm. Onnn bir endişesini seziyorum: Mustafa Kemal Paşa'nın kendi- sinden başkasını başvekil vapma- sı ihtimali onu duşündürüyordu. Kabinesindeki bazı UdilaU razı ohıyordu. Fakat, başvekHnktea çe- kilmeye tahammnllü gorünmıi- yordu. Derhal mohalif bir parti yapacakb. Ben işi tatlıya bagla- makiçiıı: — Ne yaparsan yap; yalnız her işinde samimiyeti siyasete hâkirn kıl. Bir de benim askeri sahadaki mesaime yardım et. Bana bunUr yeter... mavi taraf denir ve bu devlet, şn devlet diye isim bildirilmezdi. Çünkö ba şayi otacagından dış ve rtb, ıriave hatta tehUkeU sayıhrdı. tzmir'de toplanmak ve ttalyaniann Ege sa- hillerine çıkacağını apaçık ortaya koymanuı herhalde bir sebebi ob- cakn. Bana Fevzi Paşa'dan sordnm ve harp oynnn bittikten sonra anud seyahatj yapılmasını teklif ettim. Mesele Ankara'da teklif olnn- muş; kendisi de yolda oknmnş!.. Bunun için malumatı yokmoş». Ve hatta reyi bile alınmamış. Se- yahat IMH^MI» da bir arzusa yok- mnş." Bu konuda bir tartışma çıkar. Karabekir, M. Kemal'e on yıl savaş tehlikesi görmediğini, Al- yapıldığıru yazarlar. (52) Karabekir, o günkü duygulan- ru şöyle anlatır: "Dplu cumharivetin ilanında oldagu gibi hilafetin lagvi ve ha- nedanın yurtdışı edilmesi karan da birkaç kişi araanda kararlas- nnhyor ve halife benim mm«ıi«ın. da olmasına rağmen bana bn hu- susta haber bile verilmiyordu. Biz bn mnhim işi de madanlanmız- dan (astlanmızdan) ve onhtf da si- vil makamlardan öğreniyorlardı. Ba hareket tarzmdan benim kadar difer asker arkadaşlanm da tees- sur ve elem duynyoriardı. Husu- siyle daha neler yapüacagını kimse kestiremediginden berkesin endi- şe ve hiddeti artıyordn. Medlsin verdiji karar, daha evvelinden va- lilere tamim olannyordn. O Mec- dikodalar, ne yank ki, en yüksek makamlardaa çıkryor" diye çıkı- şır. Fevzi Paşa: — Hilafetin lagvı hakkındald fikrini M. Kemal Paşa bana h- mir'de söyledi. Ben sizin de habe- riniz var» yanıunı verir. Tartışma uzar, Karabekir, bir diktatörlük devrinin başladığm- dan yakınır. "Bu miflet, ancak de- mokrasi esaslan ile mesat yaşar" der. Gençliklerinde verdikleri öz- gürlük savaşımından söz eder. Konu kapanır. Ertesi gün Erkânı Harp Mek- tebi'nde (Harp Akademisinde) Karabekir'in konferansı vardır. Fevzi Paşa, konferanstan önce Ka- rabekir'i uyanr: — Pasam, Şnrk harekaonuı yal- içten gekn bir karahaan (Isteme- yerek) tabii bir inflcan (yaaama- ») onu balof ve tavnmla: — Emriniz üzerine işi kısa ke- serim efendim... dedim." 13 Nisan 1924 günü Karabekir, M. Kemal tarafından Çankaya Köşkü'ne çağrüır. Başyaver Salih Bozok, M. Kemal Paşa'nın oda- sında meşgul olduğunu bildirerek paşadan beklemesini rica eder. M. Kemal Paşa, odasında, ter- zi Altın Makas'a müşir üniforma- sıru diktirmekte, üniformamn pro- vası yapılmaktadır. Salih Bey, M. Kemal Paşa'nın çahşma rnasasında bulunan bir re- simli albümü Karabekir'e uzatır. Karabekir, albümde kendisi ile il- gili öğücü sözleri okur. Albümde şunlar yazüıdır: — Gazi Paşa buyursunlar di- yor... dedi. Yanuta girdiğim zamaa enmi s»- karak mühlm mesgnliyetini söyledi: — Siıifazto beklettim. Ama bi- zim terzi ile yeni yapdrmakta ol- dngnm mösir elbisesi hakkında görosüyordak. Seni, sıkıtanu di- ye çaftırmadım. Ben: — Eğer benimle bunun yansı kadar zaman gorüşmek ltttfunda bulunursanız şu ıkı kâğıt uzerinde gorüşme rica edecektim... diyerek bir (O.M. Kemal) imzasmı ve 1923 tarihli mebusluğumu bildiren tez- kerenin, diğeri de benim ünzamı taşıyan 1919 tarihli Harbiye neza- retine Şûrayı Askeriye teşkili hak- kında yazdığım hususi teklifleri- min suretini Gazi'ye verdim. Müztehsi bakışla sordu: — Nedir bunlar? MüfettisUk Umumi lahiyası ise o baskomn- tanhk demektir. Bn hazerde ve se- ferde benim makamımdır. Hazer- de bana niyabeten Erkânı Harbi- ye Umumiyesi Refari, yanl Mösir Fevzi Paşa ba vazifeyi gdrecekür. Bam Erkânı HarUye riyased ka- nnnnyla da tesplt etök, atz hâiâ o makamı ve rütbeyi mi knrcak- y o r s u n u z ? Ben: — Hayır efendim. Ben bagün- kü mevldimde uhdeme dnsen va- zifelerimden uzak bal«ndnnd- makta oktağamdan şikâyet edİTo- rnm. Takdun ettiğim vesikalardan biri benim Büyük Millet MecHsi aıahğina seçilisimden dobtyı kıy- menl unzaaızı tasryan Btifataame- nizdir. Diğeri de Şftrayı Askeriye tesküi hiznmu hakkında ötedeu beriyazdığuavesöytediğimfikir- krinıdk.SoagumerdeııesryBsine de askeri teşebbüs ve kararlannız hakkında fiilayata çıkmadaa ön- ce bir haber dahi alanuyomm. UbdemdeU mebusluk ve askerUk vasıflanndan hangisi arz buyuru- lursa, orada mevtdimin hak ve mesuliyeti olan vazifeyi görmek b- tiyomm. tstiklal Harbi'nde her fld selahiyetimi hüsnü isttmal ettigi- mi ve her zaman takdirieriaize »- yık hizmetler gördüğiüBB her za- man büyük bir sevkle hator- hyorum. Başkomatanlık meselesine geünce: Benim şahsım kaale alınmaya- rak şunu arz edeyim Id, Utikbal harplerinde rdskamharumaznn aynı zamanda başknmandan ol- ması çok mahsuriu obKakar. Her tarafla siyasi munasebetlerimiz kesilmiş halde iken sırf dahili it- lerle oğraşmak yüzunden san sa- mfleri lstiklal Harbi'nde askeri planlanmızın icabı veehfle başko- matanhgı zamamnda uhdenfac al- madıniT. Ve bu yuzden Garp Cen- hesi ordnsu cephecüige döknldiL Ve tstiklal Harbi de beyhude bir yere en az bir yıl uzadı. Salonda Fethi Bey de eşryle mevcnttu. Gazi: — Haydi size ynkan kattald ku- rüphanemi gezdireyim, diyerek Fethi Bey Te beni beraberinde ato- rak yukanya çıkardı. Latife Hamm'ın da birçok za- rif dHii kitaplanm taşıyan ve M- tnn dnvarian kapiayaa kitaptan- nı temasa ederken Gazi dedi ki: — Mnsul hakkında Habç kon- feransnda Fethi Bey sryaaet yohry- la muvaffak olamadı. Sıra Kara- bekir'e geldi. O bn meseleyi aaket kuvvetryle başaracaktır. Ben: — İngilizlere harp açmak fela- ketli bir iş olur. Yunanistan'ın ya- pamadığını bu sefer ttalyanlara da teklif edebileceklerini hesaba ka- tarak Izmir harp oyununda tehli- keyi beUrttiğinız halde şimdi böyle bir istilaya kendimizin sebebiyet •ermesi doğru mudur? Lozan'da Musul meselesinin halli sonraya; siyasi bir yoldan halle bıraküma- dı mı? Bu meselenin daha öne alı- narak hilafetin lağvında acele bu- yuruknamalı idi. Eğer rnütalaam sorulsaydı, belki bu teklifımi siz de kabul buyururdunuz. Bugün lstiklal Harbi zamanından daha zayıf bir halde olduğumuzu iddia edebilirim. Herhangi bir muvaf- fakiyetsizliğin bilhassa Kürtlük mınükasındald akisleri pek zararh olabilir. Şarkın ıslahına yazık ki hiç ehemmiyet verilmiyor. tçtimai düzenimiz ve dolayısıyla ahlaki durumumuz günden güne her ta- rafta bozuluyor: Benim Gazi ve müşirüğimdea bahseden albümü bana göster- mekten maksadı da gaüba beni Mnsnl harekâünı yapmaya istah- huHhrmak olacakn. Bnna kıymet vermediğimi görünce işi kısa tntarak: — Sen bn işleri tsmet ve Fevzi Pasalarta göriişürsuB, haydi arök salona laelim. dedi. Y'ann: Mnsul somnu (51) lnönü-Orbay Uişkileri hiç düzd- medi tnönü anılannda Rauf Orbay 1 in t7mir suîkastına kan$madıgını şdyle "Rauf Bey'in suikast hadisesini sez- mi$ olabüeccğini kabul edebüirim, ama kendisinin böyle bir tertıp içinde bu- lunduğunu hiçbir zaman kabul etme- misimdir. Onun hakkında zaten, bu- lunduğu zaman tekrar muhakeme edü- mek Ozere hüküm verihnistL Sonra bu- nun aruk hiçbir hükmü Kg^Tna^ığını, sorumluluğu Ozerime alarak ilan edip bertaraf etmeye çalıştun. tnönü tsmet, Hatıralaı, Bilgi Yay. 2. kitap s 214 lnönü, anılannda Istiklal Mahkeme- si Başkanı Kılıç Ali'nin tzmir suikastı davasında yargılaıııp aklanan Karabe- kir'e (tsmet Pmsa'y» daa cdia) dedigi- ni, Karabekir'in de 'Eee, eıkl aıfcadasın' yanıünı verdiğini de anla- tıyor. s: 214 (52)- Atatürk, Söylev'de Rauf Bey'in Karabekir'e 'Cuahariyc- na uaaım önknen bijük i» TapaHf olanuB' dedijini aktanyor. Atatürk, Söylev s: 611 (53)- Autürk, Söylev'de halifelik ko- nusunda şu açıklamayı yapmıstır: "Bartmr. kaüfeUk kataua I ı ıtlanl ıı ıl]Mil jırw ır ı d İ lara ahaıhtı KM df (_). Barlar, açık vc U MttriMmaa haUn Ur haUfe kotta- laga Ik •traftırmarı vc kamtrmmjy ma*tnutk cabauda bohsadu, yal- BU ve a»cak MUimaBİana n T»rk- iye'Bİa attfauuiarHhı. Böyte bir OTB- na kapttaak «a aacak ve aaeak Hgi- iUük vc avmazhk bcürttai otahflte." Atatürk. Söylev, S: 621
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle