26 Haziran 2022 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
19 OCAK 1990 DIS HABERLER CUMHURİYET/3 Calfa, KP'den istifa etti • PRAG (AA) — Çekoslovakya Başbakanı Marian Calfa'nın Komünist Parti'den istifa ettiği bildirildi. Hükümet Sözcüsü, Zb>nek Fiala, dün düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin soruları üzerine, Calfa'nın KP üyeliğinden istifa ettiği şeklindeki haberlerin doğru olduğunu söyledi. Calfa, son on gün içinde KP üyeliğinden istifa eden üçüncü kabine üyesi. Son duruma göre, 21 üyeli koalisyon hükümetinde, Komünist Partili olarak sadece 7 bakan kaldı. Türk-Fin ilişkileri • ANKARA (Cumhuriyet Bfirosıı) — Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz'ın şubat başında Finlandiya'ya resmi bir ziyaret yapacağı öğrenildi. Finlandiya Dışişleri Bakaru Pertti Pasio'nun daveti üzerine yapılacak ziyaretin 5-8 şubat tarihlerı arasında gerçekleşmesi bekleniyor. Yılmaz ile Pasio arasında Helsinki'de yapılacak görüşmelerde iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin daha da geliştirilmesine çalışılacağı belirtiliyor. Küba'da reform • HAVANA (AA) — Küba'nın ekonomik ve siyasi reform yapma çalışmalan içinde bulunduğu bildirildi. Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi Sekreteri Pedro Ross, "rektifikasyon" (düzeltme) olarak nitelenen reform sürecinin 1986'dan beri sürdüğünü kaydetti. Ross, reforraların, ekonomik etkinliği arttırmada, KP'nin çahşmalarını iyileştirmeye, sağlık ve sosyal hizmetleri geliştirmeye yönelik olduğunu söyledi. Çin'de KP'den üyelerine uyarı • PEKİN (AA) — Çin Komünist Partisi, 48 milyon üyesini, ahlak kurallanna ^ymajan J İ J V fiıı konusunda uyardı. Resmi Şinhua haber ajansının yayımJadığı yeni parti içtüzüğü tasarısına göre, yasadışı işler yapanlâr, aılelerini terk edenler, başkalarına iftira ya da hakaret edenler, çok masraflı düğünler veya cenaze törenleri yaptırmak gibi işler için görevlerini kötüye kuüananlar parti Üyeliğinden atılacak. Charles Hernu öldü • LYON (AA) — Fransa eski savunma bakanı Charles Hernu (66), önceki gün Lyon'da yaptığı bir konuşma sırasuıda kalp krizi sonucu öldü. Charles Hernu, bir süredir Lyon bölgesindeki Villeurbanne Belediye Başkanlığını yürütüyordu. Fransa'da sosyalistlerin iktidara gelmesi üzerine Savunma Bakanlığı'na atanan Hernu, Yeşil Barış (Greenpeace) adlı çevre koruma örgütüne ait Rainbow Warrior gernisine sabotaj düzenlemekle suçlanmış ve görevinden istifa etmişti. Japonya'da suıkast • TOKYO (AA) — Japonya'mn Nagazaki kenti Belediye Başkanı Hitoshi Morojima, dün belediye başkanlığı binası önünde vuruldu. Bina önünde arabasına binmek üzereyken vurulan belediye başkanı, Nagazaki Hastanesi'ne kaldınldı. Yetkililer, aralık 1988'de, Japonya'mn geçen yıl ölen Japon tmparatoru Hirohito'yu Ikinci Dünya Savaşı'na girmesi nedeniyle açılcça eleştiren 67 yaşındaki belediye başkanının, bir süredir ölüm tehditleri aldığını belirttiler. Genelkurmay Başkanı Org. Torumtay, konvansiyonel dengesizliği değerlendirdi Modernizasyon şartANKARA (Cumhuriyet Büro- su) — Genelkurmay Başkanı Or- general Necip Torumtay, AKKUM anlaşmasının, Türkiye'nin güvenli bir ortama kavuşmasına yardım- cı olacağını belirterek "Anlaşma özeilikle bölgede detanün ve hn- dut ülkelerle ildli ilişkilerin gdiş- tirilmesinde etkin rol oynayacakür" dedi. Orgeneral To- rumtay, anlaşmanın TSK'nın ha- lihazırdaki kuvvet yapısında bü- yük bir değişiklik oluşturmayaca- ğını, tehditte bir yumuşama ve sa- yısal yönden bir eşitlik sağlansa bile nıtelik yönünden yapılacak karşılaşürmanın Türkiye'nin aley- hine sonuçlaı vereceğini kaydetti. Genelkurmay Başkanı Orgene- ral Necip Torumtay, Savunma ve Havacılık Dergisi'nin, Türkiye'nin savunma yapılanması, AKKUM anlaşması, anlaşmanın Türkiye1 ye yönelik etkileri gibi çeşitli ko- nulardaki sonılannı yanıtladı. To- rumtay, tehdit değerlendirmesine ilişkin bir soruyu yanıtlarken Türkiye'nin jeostratejik konumu- na dikkat çekerek şunları söyledi: "Halihazırda konvansiyond giiç bakımından Varşova Paktı, NA- TO'ya nazaran 1/3 oranında iıs- töDdür. A>nı oran Türkiye'ye yö- nelik tehdit için de geçeriidir. Hal böyle olunca, konvansiyonel den- gesizlik yalnız Türkiye'nin degil aynı zamanda ittifakın da başta gelen sorunlanndan biri haline gelmiştir. Bir ülkenin veya ittifa- lun savonmasında en onerali hu- sus, baskına ugramamak ve ilk barekel karşı taraftan gelse dabi ona karşı koyacak bir gücu elde bulundurmaktır. Aynca Varşova Paktı kuvvetlerinin çok ileride ter- Urgeneral Torumtay Savunma ve Havacılık Dergisi'ne verdiği demeçte, konvansiyonel dengesizliği gidermenin etkili bir yolunun da mevcut kuvvetlerin modernizasyonu olduğunu kaydetti. vJTenelkurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay konvansiyonel kuvvetlerin indirilmesi anlaşmasıyla özeilikle bölgemizde detantın ve sınır komşularımızla ilişkilerin gelişeceğini söyledi. tiplenmiş olmalan, NATO'BUB baskına uğrama riskini daha da arttınnaktadır. Viyana'da devam etmekte oian AKKUM muzakere- lerinde Batı'nın birinci öncelikle üzerinde durduğu konu, Varşova Paktı kuvvetlerinin baskın sagla- ma imkanını ortadan kaldıracak tertip ve duzenle ilgili balanmak- tadır. Konvansiyonel dengesizliği gidermenin diger ve asıl önemli olan yolu da mevcut kuvvetlerin modernizasyonu konusudur. Türkiye bu konuda gerek milli kaynaklardan ve gerekse mutteflk yardımlardaıı elde ettiği imkânlar- la, en uygun kuvvet oluşturma gayreti içerisinde bulunmaktadır." Orgeneral Torumtay, AKKUM göruşmelerinin bir anlaşma ile so- nuçlanmasının Türkiye'nin daha guvenli bir ortama kavuşmasında yardjmcı olacağını, zira Türkiye1 nin de içinde bulunduğu Güney Kanatta, NATO ile Varşova Paktı arasında hem sayı hem de kalite açısından büyük bir eşitsizlik bu- lunduğuna işaret etti. Görüşmele- rin bir amacının da mevcut eşit- sizlikleri ortadan kaldırmaya yö- nelik olduğunu ifade eden Torum- tay, şöyle konuştu: "Sonuç olarak konvansiyonel kuvvet indirimleri Türkije'yi müs- pet yönde etkileyecek, özeilikle bölgede detanta ve hudut ülkeJerle ildli Uişkilerin geKştirilmesinde et- kin rol oynayacaktır. Ancak TSK'nın halihazır kuvvet yapısın- da büyük bir değişiklik meydana gelmeyecegi degeriendirilmekte- dir. Varşova Paktı'nın da indirim yapması sonucu, tehditte bir ya- muşama ve sayısal olarak bir eşit- lik sağlansa dani niteiik yönünden yaptlan bir mukayese, Türkiye'nin aleyhine sonuçlar verecektir. Di- ger taraftan indirim kapsamında olmayan silah veteçhizattahem nitelik, bem de nicelik yönünden Türkiye aleyhine büyük eşitsizlik mevcuttur. TSK bütçesi mevcut dunımu idame ve sınırlı moderni- zasyonu öngöıduğünden yakın ge- lecekte kaynakların kullamiması yönünde, büyük bir değişiklik beklenmemekledir." Orgeneral Torumtay, Savunma ve Havacılık Dergisi'nin NATO stratejisine ilişkin bir sorusuna da "NATO son yıllarda ileriden sa- vunma esasına dayalı FOFA isimli bir all konsepti gundeme getirmiş- tir. FOFA konseptinde bir bakıma askerier öne alınnuştır. Bilim ve teknoloji şimdi FOFA'nın gerek- tirdigi yüksek teknolojiye sahip harp silah ve vasıtalannı üretmek için yogun bir çalışma içindedir" yanıtını verdi. Torumtay, bilim ve teknolojideki gelişmelerin yakın bir gelecekte NATO stratejisinde büyük bir değişiklik meydana ge- tirmeyeceğini, ancak NATO stra- tejisinin etkinliğine katkıda bulu- nacağını da kaydetti. Orgeneral Torumtay, AKKUM anlaşması çerçevesinde Türkiye1 de yapılacak indirımler ve bunun etkilerine yönelik bir soruya da şu yanıtı verdi: "Türkiye'nin de içinde bulundu- ğu kanatlar bölgesinde Batı öne- risine göre her iki iltifaka mensnp ülkeler grubunun ayn ayn 4 bin 700 tank, 5 bin 500 top ve 5 bin 500 zırhlı araç bulundurması ön- göriilmektedir. Uçak ve helikop- terlerde ise global indirim öngö- nildügünden ait bölgeler için ay- n tavanlar tespit edilmemiştir. Tes- pit edilen tavanlara inmek için Varşova Paktı ülkeleri 10 bin ka- dar tank, 9 bin 500 top ve 12 bin 800 zırhlı araç indirimi yapabilir- ier. Kanatlar bölgesinde NATO iil- kelerinin (Türkiye, Yunanistan ve Norveç) ise 600 kadar tank, 700 top ve 800 zırhlı araç indirimi ya- pdabilecegi degerlendirilmektedir. Batı içerisinde. her iki ülkenin bu- lundurabileceği silah ve teçhizat miktarian benuz tespit edilmemiş- tir. Anlaşmanın imzalanmasını müteakip. Türkiye'de kendi payı- na düşen silah ve teçhizat mikta- nnda şuphesiz indirim yapacak- tır." Orgeneral Torumtay demecmde, Türkiye'nin ekonomik gücünün bu kadar büyük bir orduyu, mo- dern silah, araç ve gereçlerle d o natarak idame ettirmeye kâfı gel- meyeceğini de kaydederek, "Tîirk halkının refab seviyesinden fedi- karlıkta bulunarak büyük bir gü- cü halihazır teçhizatı ile ayakta tutmaya gayret edilmektedir" dedi. ABD, Ingiltere ve Finlandiya temsilcileri, Denktaş'la görüştü Kıbns'ta yoğımdiplomasi İZZET RIZA YALIN LEFKOŞA — BM Genel Sekreteri Perez de Cuellar'ın "12 Şubat ÇagnsT'na KKTC tarafmdan gösterilen tepkinin ardından, ada- da diplomatik trafık yoğunlaştı. ABD'nin, Lefkoşa'nın Rum Kesimi'nde rahatsızlanan elçisi yerine görev yapan bü- yükelçilik maslahatgüzarı Nix'in, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan randevu isteyerek 16 ocakta göruşmesinden sonra, dün sabah da tngiliz Yüksek Komiseri Humphry Maud KKTC Cumhurbaşkanı'nı ziyaret etti. Bu ziyaret, yine Lefkoşa'nın Rum Kesimi'- nden gelen Fransız Büyükeîçui Daniel Hus- son ile Finlandiya Büyükdcisi Pekka Korveo- KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, BM Genel Sekreteri'nce yapılan görüşme çağnsının zamanına ve yöntemine itirazını yineledi. heiae'nin ayn ayn ziyaretleri izledi. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Yaban- cı diplomatlann kendisinden bir istekte bu- lunnp bulunmakdıklan" yoiundaki bir so- ruyu yanıtlarken, "Türk tutumunun ne ol- duğunu sorduklannı ve Türk tarafının du- nımunu anlatmaya çalıştıklannı, kendileri- ne göruşmeje hazınz dediğini, ancak göriış- melerin tatminkâr bir sonuca ulaşması için zemin lıazırlayıp hazırlamadıklarını sorduğuna" açıkladı. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs özel Tem- silcisi Oscar Camillion'dan bir yanıt bekle- diğini de belirten Dektaş, yabancı büyükel- çilere, "Biz lıiçbir zaman New York'a asla gitmeyeceğiz" demedığinı, "Hiçbir zaman New Vork'ta bir toplantı yapmayacağız" de- mediğini, "Görüşme >ontemi>le Camp Da- vid tipi bir görüşme)e karşı olduğuau" bir kez daha duyurduğunu anlattı. Poııtııslıı Rıuıııuı anavatan sancısı STELYO BERBERAKİS ATtNA — Sovyetler Birliği- nden Yunanistan'a göç eden Pon- tuslu (Karadenizli) Rumlann so- runları, Bulgaristan'dan Türkiye 1 ye göç eden Türklerin sorunları- na benziyor. lşsizlik ve konut so- runu başta olmak üzere dil, sos- yal yaşam farklılığı ve "sömürii", Pontuslu Rumlann da başına dert oluyor. 1. Dünya Savaşı öncesi ve son- rasında Karadeniz bölgesinden, Yunanistan yerine Sovyetler Bir- liği'ne göç eden Rumlar, şimdi "perestroyka" akımından yararla- narak, "anavatan" olarak bildik- leri Yunanistan'a göç ediyor. Yu- nanistan'ın Moskova Büyükelçili- ği'nin "iş ve konut bulma güvencelerine" karşın, göçmenler bugüne kadar iş ve konut sorunu içinde kıvranıyor. Bu yıl içinde sa- yılan 100 bini geçmesi beklenen Pontuslu Rumlann, Yunanistan 1 ın hangi bölgelerine yerleştirile- cekleri konusunda ise henüz kesin bir karar alınmış değil. Batı Trak- ya'ya yerleştirilecekleriyle ilcdli dü- şünce ve planlanmn yerini şimdi- lerde, Kavala ve Larissa gibi bü- yük kent ve yöreleri aimış bulunu- yor. Bu nedenle Kuzey Yunanis- tan'ın Kavala kentiyle Orta Yuna- nistan'ın Larissa kentlerinde, bu- raya gelmesi beklenen 200 bin ka- dar göçmen Rum için özel kabul bürolanmn açtlacağından söz edi- liyor. Pontuslu Rumlann Sovyetler BirliğTndeki sayısı 500-600 bin olarak biliniyor. Ama bilinen tek şey, bunlann tümünün yalnız Ba- tı Trakya bölgesine yerleştirilme- yeceği. Yunanistan'm, Avrupa Toplulu- ğu'nun faal uyesi olarak "göçmenler" için aynlan bütçeden 7.5 milyar drahmi (I trilyon lira) para yardımı alması bekleniyor. Bu para yardımı ile göçmen Rum- lar, iş ve sosyal kriterlerine göre Yunanistan'm çeşitli bölgelerine yerleştirilecek. Ancak 1988 yılı içinde Yunanis- tan'a gelen 4-5 bin kadar Pontus- lu Rum, şimdilik başlarım soka- cak bir mekân, kannlarını doyu- racak bir iş arıyor. KöLOMBİYA Uyuşturucu kaçakçılarına 'adil yargılama' için garanti BOGOTA (AA) — Kolombiya hükümeti, silahlarını bırakarak teslim olacak uyuşturucu kaçak- çılarına adil bir şekilde yargılana- caklanna dair garanti verdi, ancak anayasayı ve kanunlan ihlal ede- cek herhangi bir anlaşma yapmayı reddetti. Içişleri Bakanı Carios Lemos 1 un televizyondan yaptığı konuş- ma, Medellin'deki uyuşturucu ba- ronlarının silahlarını bırakacaklan yolunda yapılan açıklamaya ilk, resmi tepki oluyor. Lemos, Kolombiya Anayasası ve kanunlanmn kişilerin savunma hakkıru garanti altına aldığını söy- ledi. lçişleri Bakanı Carios Lemos, uyuşturucu kaçakçılannın yasal garantiler çerçevesinde yargılana- caklannı, ancak hükümetin ana- yasa>ı ihlal edecek bir uzlaşma yo- luna gitmesinin kesinlikle söz ko- nusu olamayacağını belirtti. Başlıca uyuşturucu kacakcıları- nı bünyesinde toplayan Medellin karteli yayımladığı bildiride, her türlü terör eylemine ve kokain da- ğıtımına son vermeye, silahlarını teslim etmeye hazır olduklarmı ifade etmişti. BUGUN AIJSİRMEN Eğer Bir Gün.. . Eğer bir gün, Humeyni yönetimini andırır bir İslam Cumhuri- yeti'ne uyanmak istemiyarsanız bugünden gözlerinizi dört aç- manın, demokratik tepkilerinizı dile getirmenin zamanı gekliği- ni biliniz! Eğer bir gün, yurttaşlık statünüzü, yalnız Tanrı ile kendiniz ara- sında olan kulluk statûnüzle değiştirmek istemiyorsanız, uyanık olun! Eğer bir gün, demokrasinin kalan son kırıntılarının da eliniz- den gitmesini istemiyorsanız şimdiden savaşıma katılın! Eğer bir gün, değil henüz tümünü elde edemedığiniz insan haklarına tam olarak kavuşmak, bugün elinizde olan yarımya- malak hakları bile yitirip evinizin pasdaran özentisi, dinci mili- tan bozuntulan tarafmdan basılmasını istemiyorsanız, bilin ki şu anda, haklannızı savunmanın zamanı gelmiştir ve geçmektedir bile. Keçeciler ile Dinçerler'in imzaladığı ve Milli Eğitim Bakanı A/ni Akyol ile YÖK'ün de onayladığı "Din Bilimleri Araştırma Enstitüsû" ile ilgili olan ve Meclis'e sunulmuş bulunan yasa öne- risi, hepimizi bir kez daha düşündürmelidir. Yasa önerisinin tam metnini okuduğunuz zaman din olgusu- nun bilimsel incelenmesinden, zararlı akımlarla savaşılmasın- dan, eğitimin yalnız Islami ilimlerle sınırlı kalmamasından söz et- tiğini ve enstitünün gerektığinde devletın memurlarına da bu ko- nuda ders vereceğınin belirtildiğıni göreceksinız. Türkiye'de laiklik karşıtı akımların taktiklerini iyi bilenler satır aralarını da okudukları ve bugüne kadar yapılan uygulamaları da inceledikleri zaman gerçeği göreceklerdir. Her şeyden önce şu gerçeği iyi belirtmek gerek. imam hatip okulları da bu amaçlarla kurulmuş, aydın din adamı yetiştirmeyi hedeflemişlerdir. Ama sonucun ne olduğunu yasa önerisi de açıklıkla ortaya koyuyor. Gerçekte imam hatip okulları aydın din adamı yetiştir- mek yerine dini eğitim görmüş yargıç, savcı, emniyet müdürü. vali ve kaymakam yetiştirmeye yönelmiştir ve Diyanet İşleri'nin bugünkü kadrosunun çoğu da ilkokul diplomalıların eline kal- mıştır. Yine öneri metninde bulunan "zararlı dinsel akımlar" deyimini anlamak olanak dışıdır. Eğer "zararlı dinsel akımlardan" laikliği ortadan kaldırmaya yönelik eylemli girışimler kastediliyorsa he- men belirtelim ki bunlarla savaşmak istiyorsa, devletin elinde TCK 163'ün dışında da bir sürü olanak vardır Laikliğe yönelik eğilimler bugün devletin kendi içinde, kimi za- man YOK üniversitelerinde, çoğunlukla Milli Eğitim'in içinde odaklanmışlardır. Devlet, elindeki yasa ve olanaklarla bunları te- mizleyebilir Eğer "zararlı dinsel akımlardan" başka anlamlar çıkarılmaya çalışılıyorsa, böyle bir davranış da laiklik ile asla bağdaşmaz. Laikliğe karşı eylemli bir davranışta bulunmadığı sürece, dinsel akımların hiçbirinin laik devlet için bir öbüründen farkı yoktur. Laik devlet için Hıristiyanlık da putperestlik de Mecusilik de Müs- lümanlık da aynıdır. Hele hele laik devletin kamu ajanlarına din dersi verilmesini anlamanın hiç olanağı yoktur. Laik devlet, hangi nedenle olursa otsun, din eğitimi vermez. Eğer görevi gereği dinsel konuları öğ- renmek durumunda olan memurlar varsa onlar da ilahiyat fa- kültelerine giderler. Eğer Türkıye'deki ilahiyat fakülteleri bu gerekleri yerine geti- remiyorlar da yalnızca İslami bilimler ile uğraşıyorlarsa o zaman da bu kuruluşlar laik eğitim içindeki tşlevlerini yitirmişler demektir. Bu durumda da bunlann yeniden düzenlenmeleri gerekir. Yeni yasa önerisinin altında imzası bulunan kişiler bile ama- cın ne olduğunu açıklıkla anlatmaya yetmektedir. Parlamento- nun üyeleri, önlerıne getirilen öneri konusunda çok uyanık dav- ranmak ve geçmiş uygulamaları birer birer anımsamak zorun- dadırlar. Sureti haktan görünerek laikliği savunma postuna bü- rünenlerin gerçek kimlıkleri, bizleri uyanık bulunmaya zorlayan yeterli bir nedendır. HerJ<esin inancına, tapınma özgürlûğüne saygı kadar laikliğjn gereklerine saygı da demokrasinin temel kuralıdır. Laikliğe sal- dırmayan, onu ortadan kaldırmak için eylemli girişimde bulun- mayan inanmışa saygı gösterirken laikliği korumak için demok- ratik savaşımı sürdürmek zorundayız. Bu çabayı harcarken de çekici gerekçelerle önümüze konmuş olan tuzaklar karşısında uyanık olmalıyız. Laik demokrasi bilincimizi, ona yonelmiş olanların beyinleri- ne balyoz gibi indirecek bir demokratik savaşım ıçine girmeltyiz. Bu demokratik tepki ile sonuçlarından ne Mehmet ne Vehbi ne İhsan ne de Korkut Brothers Co. kurtulabileceklerdir! Dr. ZOİ POLMU Klinik Psikolog-Psikoterapist Randevu: 144 04 77 Taksim, îstiklâl Cad. Meşelık Sok. Na 1214 Kat: 3 'Bir aylık süre için yeterli teminat yok' Suriye'nin su rahatsızlığı Suriye Sulama Bakaniığı sözcüsü, bir Lübnan gazetesine verdiği demeçte, Atatürk Barajı'nın dolumu nedeniyle zarara uğradıklarını söyledi. KAHİRE (AA) — Suriye Sula- ma Bakanhğı Sözcüsü, Türkiye'- nin Atatürk Barajı'nın dolumu için belirlediği bir aylık sürenin ilk ve son kesinti dönemi olacağı yo- lunda teminat vermediğini iddia etti. Sözcü, Lübnan'ın Al Hayah Gazetesi'ne verdiği demeçte söz- konusu bir aylık sürenin, Atatüık Barajı'nın dolumu için yeterli ol- madığını öne sürdü. Suriye'nin, Türkiye'yi karann- dan caydınmak için başlattığı dip- lomatik girişimlerin sonuçsuz kal- ması üzerine protesto notası ver- dığini söyleyen sözcü, Irak'ın, do- lum programı nedeniyle uğıadığı zararın Suriye ile kıyaslandığında daha az olduğu görüşünü savundu. Sözcü, Fırat Nehri'ndeki su se- viyesinin azalması nedeniyle elek- trik üretimi, sulama ve sanayi alanlannda çeşitli sorunlann or- taya çıktığını da belirtti. Öte yandan Arap Birliği, Fırat Nehri sularının paylaşımı konu- sunda Türkiye ile Irak ve Suriye arasında anlaşma yapılması çağ- nsında bulundu. Tunus Haber Ajansı'mn bildir- diğine göre, Arap Birliği sözcüsü, dun Tunus'ta yaptığı açıklauıada, Türkiye'nin Atatürk Barajı'nın dolumu için Fırat Nehri'nin aksini durdurması konusunda daha faz- la danışmalar yapılmasma ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Suyun kaynağımn Türkiye'de bulunmasının bu karan haklı gös- teremeyeceği görüşünü savunan sözcü, Türkiye'nin dolum süresi ve verilen su miktarı konulannı yeniden gözden geçireceğini umit ettiklerini bildirdi. Sözcü, "Arap Birliği, Türkiye ve iki komşusu arasında uluslara- rası hukuk çerçevesinde bir anlaş- maya vanlacagmı ve Türkiye ile bütün Arap ülkeleri arasında kar- deşçe ilişkilerin güçlenecegini ümit etmektedir" dedi. Bu arada, Arap basınında, su sorununun, bir "Arap plalfonnu" çerçevesinde ele alın- ması gerektiğı yoiundaki yorum- lara rastlanıyor. Mısır'ın yan resmi gazetelerin- den El-Akbar'da yayınlanan bir makalede, Arap Birliği'nin bu ko- nuda rol oynaması gerektiği, hat- ta gerelcirse bir olağanüstü Arap doruğu çağnsında bulunabileceği belirtildi. Yorumda, "Arap Birliği üyeie- rinin çıkarlannın korunması için ortak bir Arap politikası belirlen- mesi ve butun Arap ülkelerinin Suriye ve Irak ile dayanışmasının güçlendirilmesi gerektiği" görüşü- ne de yer verildi. Yorumda, Arap ülkeleriyle de- rin tarihi ilişkileri bulunan Türki- ye'nin, Fırat Nehri'nin akışını durdunırken, bu suya bağunlı bu- lunan komşu ülkelere karşı has- mane bir tutum içinde olmadığı, ancak bununla birlikte kararın bir "sürpriz" olarak karşılandığı kaydedildi. İlk iki gün 300'ü aşkın başvuru Avusturya için vize kuyruğu Ankara'daki Avusturya Büyükelçiliği, vize kararından sonra iki gündür kuyruklara boğuldu. ANKARA (ANKA) — Turist olarak Avusturya'ya giden Türk- lerin sayısmın son iki ayda anor- mal bir artış gösterdiği gerekçe- siyle Avusturya hükümetince sa- lı günü alınan vize karan sonu- cunda Ankara'daki Avusturya Büyükelçiliği önünde uzun kuy- ruklar oluştu. Kararın basına yansımasının ardından çarşamba günü büyü- kelçiliğe 74 kişi başvurdu. Bu ki- şilere bugün pasaportlan geri ve- rildi. 74 başvurudan 30'u geri çevrildi. Bu arada, dün sabahın ilk iki saatinde 240 kişi başvuru formu aldı. Avusturya Büyükelçiliği, vize fıyatlannı, tek giriş için 28 bin lira, çok giriş için ise 55 bin 600 lira olarak belirledı. Bu arada, vizenin süresinin, başvuru nite- liğine göre saptandığı öğrenildi. Küçük bir kadro ile çalışan Avusturya Büyükelçiliği vize ka- rarırun hemen yürürlüğe konul- ması nedeniyle bir günde apar topar ek personel almak zorun- da kaldığı öğrenildi. Bu arada, elçilik binasının yoğun vize iş- lemleri için uygun olmaması ne- deniyle bir ay içinde yeni bir bi- na bulunacağı da belirtiliyor. öte yandan, Avusturya hükü- metinin vize kapsamına Batı Av- rupa'daki oturma izni bulunan Turkleri de alması nedeniyle vi- ze başv urularının önemli ölçü- de artması bekleniyor. Bir kaç parça üst-baş almak istiyorsunuz; cüzdan dolusu para dökmenin ne anlamı varfGelin aps'a... ihraç kalitesini yerlifiyata alın. aps'ın geleneksel büyük indirimi başladı! Ve her şey çok çabuk tükeniyor, geçkalmayın... Fabrika Satış Merkezi: İçerenköy-Bostancı Kavşağı Tel: 384 08 74 Mağaza: Samanyolu Sokak 42/3 Osmanbey Tel: 148 65 22 - 148 56 69 Mağaza: Marmara Çarşısı No: 1 Bcya/ıt Tel: 516 76 20 Pantolon: 19.500 29.500 Gömlek: 19.500 22.500 Mont: 35.000 55.000 Kazak: 29.500 Etek: 19.500 Eşofman: 29.500 Çocuk gömleği: 14.500 Çocuk montu: 12.500 29.500 Çocuk pantolonu: 19.500 Çocuk trikosu: 10.500 22.500 Salı ve Perşembeleri gece 22.00 ye kadar açık.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle