03 Temmuz 2022 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
19 OCAK 1990 HABERLER CUMHURİYET/11 Zeynep - Asım Ekren boşandı • İstanbu) Haber Servisi — Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın kızı Zeynep-Ekren (Özal) eşi Asım Ekren'den dün tek celsede boşandı. Çiftin boşandıklan haberi basına Zeynep özal'ın avukatı Çetin Yıldırımakın tarafından dün açıklandı. Zeynep Özal ve Asım Ekren'in de haar bulunduğu basın toplantısında avukat Yıldırımakın, lstanbul Şişli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen davayla ilgiji olarak "Zeynep Hanım ile Asım Bey'in şiddetli geçimsizliğine toplumun yanı sıra basının baskısı da yol açnııştır" dedi. Çiftin Yağız ve Halil Uğur adh çocuklanmn velayeti annelerine verildi. Asım Ekren çocuklarmı her cumartesi ve dini ve ulusal bayramların ilk günleri görebilecek, ayrıca temmuz ayında çocuklannı yanına alabilecek. Mahkeme, çocuklar için bir nafaka bağlanmasına gerek görmedi. (Fotoğraf: Behzat Şahin) Adımlar Dergisi ? nde 4 gözaltı • ANKARA (Cumhuriyel Burosu) — Adımlar Dergisi'nin Ankara temsiîcisi Özcan Kesgeç ile dergi çalışanlarından Atilla Aşut ve Hıfzullah Çakıpçıkay gözaltına aJındı. Dün akşam üzeri derginin Ankara bürosuna gelen polisin, Ankara DGM Savcılığı'nın istemi üzerine Kesgeç, Aşut ve Çakıpçıkay'ı Emniyet'e götürdüğü, TBKP parti oluşumunu izlemekle görevli olan ve akşam saatlerinde Adımlar Gazetesi bürosuna giden ANKA Ajanası muhabiri Ahmet Abakay'ın da buradaki polisler tarafından gözaltına alındığı bildirildi. Derginin 14 ocakta "DGM Başsavcısı Nusret Demiral, Ankara'nın Rambosu" kapağıyla yayımlanan sayısının, üç dergi çalışanının gözaltına alınmalarına neden olduğu belirtildi. Kadıköy Kültür Derneği • tslanbul Haber Servisi — Kadıköy Kültür ve Dayanışma Derneği (KKDD), dün polis tarafından aranarak valiliğin onayı üzerine mühürlendi. Polisin derneğin kapısını zorla kırdıktan sonra içeride bulunanları tartaklayarak dışan çıkardığı belirtildi. KKDD üyeleri, bunun üzerine sloganlar atarak Kadıköy'de iskeleye kadar yürüdüler. Polis yetkilileri, "Derneğin 2908 Sayılı Dernekler Yasası'nın 54. maddesine muhalefet ettiği gerekçesiyle mühürlendiğini" söylediler. 'Bilkent'e kıyak' reddedildi • ANKARA (Cnmhuriyet Bürosu) — TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nda, YÖK Başkanı thsan Doğramacı'nın ısrarla kabul edilmesini istediği, vakıf ııniversitelerine faaliyet gösterdikleri arazinin hibe îdilmesi ve öğrenci başına bütçeden yardım yapılması 3nerüeri benimsenmedi. YÖK Yasası'nda değişiklik yapılmasını öngören tasarı, ANAP Malatya Milletvekıli Bülent Çaparoğlu'nun verdiği önerge kabul edilince, bu tıükümler metinden çıkanlarak kabul edildi. Buna göre, vakıflar tarafından kurulmuş üniversitelere "Bakanlar Kurulu karan ile muvafakat ahnmak koşuluyla" kamu tüzel kişiliklerine ait arazi ve tesisler tahsis edilebilecek. Almanya'ya iltica edenTürkler • ANKARA (AA) — Federal Almanya'ya iltica istemiyle başvuran Türklerin sayısının son 11 yılda 137 bin 824'e ulaştığı bildirildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanhğı Yurtdışı tşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün, Almanya'daki Federal Çalışma ve Sosyal Duzen Bakanlığı'na dayanarak yayımladığı istatistiklere göre F.Almanya'ya en çok iltica istemi 1980 yılında oldu. İstatistiklere göre son 11 yılda Almanya'ya iltica istemiyle başvuran yabancılann yüzde 17.95'ini Türkler oluşturuyor. AN APİ1 başkan görevden ahndı • UŞAK (Cumhuriyet) — Tatar kasabası ANAP'lı Belediye Başkanı Mehmet Ali Öğren, Danimarka'da uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı ve 2.5 yıl hapis yattığı gerekçesiyle görevinden alındı. Yerine SHP'li aday Ramazan Arabacı getirildi. 26 Mart yerel seçimlerinde ANAP'tan aday olan ve eski belediye başkanı SHP adayı Ramazan Arabacı'yı 13 oyla geçerek başkanlık makamına oturan Mehmet Ali öğren'in görevden alınması karannı YSK verdi. Esenler'de 2 kuyıımcu soyuldu • İstanbul Haber Servisi — Kâzım Karabekir Caddesi No: 2 B ve C'de bulunan Raşit Seviş'e ait Burak Kuyumcusu ve hemen yanındaki Erdün Baştekin'e ait Köşem Kuyumcusu'na ikişerli gruplar halinde giren silahlı 4 kişi iki dükkândan yaklaşık iki kilo altını gasp ederek olay yerinden kaçtılar. Soygun sırasında Köşem Kuyumcusu'nda bulunan ve izinli olduğu öğrenilen Esenler karakol bekçisi Ahmet İlker, soygunculann kaçtığı sırada kendilerine engel olmak için dışan çıktı. Paniğe kapılan soyguncular, Ahmet Ilker'e ateş açtılar ve bacağından hafıf şekilde yaraladılar. Soygunculardan Mustafa Asım Tala, 200 metre kaftıktan sonra yakalandı. Diğer üçü izlerini kaybettirdiler. (Fotoğraf: Vedat Yenerer) Eczacılara 'ablııka' • ANKARA (ANKA) — Sağlık Bakanhğı, Türk Eczacıları Birliği (TEB) Merkez Heyeti'nin ve büyük illerdeki eczacı odalarının hesaplarını "ani bir kararla" incelemeye aldı. Sağlık Bakanhğı İlaç ve Eczacıhk Genel Müdürlüğü'nün istemi üzerine teftiş kurulu başkanlığı, TEB'in hesaplannı ve kayıtlarını incelemek üzere 3 müfettişi görevlendirdi. Müfettişlerin merkez heyetindeki denetimleri tamamladıktan sonra Ankara, tstanbul, Izmir ve Bursa eczacı odalarında da aynı denetimleri yapacakları öğrenildi. Ankara Barosu'ndan çağrı • ANKARA (AA) — Ankara Barosu Başkanı Erzan Erzurumluoğlu, yetkilileri Suudi Arabistan'da başı kesilerek idam edilmeyi bekleyen Türk vatandaşlarına sahip çıkmaya çağırdı. Erzan Erzurumluoğlu, yaptığı yazılı açıklamada Suudi Arabistan hukuk sisteminin akıl dışı olduğunu ve tartışma kabul etmediğini bildiklerini kaydederek şöyle dedi: "Ne türlü delillerle Türk vatandaşlarımn ölüme mahkûm edildiğini tartışmıyoruz. Ancak yetkililerin bu konuda gerekli girişimleri yapmamasını kınıyor, devleti vatandaşlarına sahip çıkmaya çağırıyoruz" 'Kıyak emeklilik' Meclis'ten üçüncü kez geçti Mîlletvekiline çifte îkramiyeANKARA (Cumhuriyet Büro- su) — TBMM Genel Kurulu'nda dün akşam iktidar, muhalefetten bazı milletvekilleri ve bağımsızla- rın işbirliğiyle çıkarılan iki ayrı yasayla milletvekilleri ile emekli- lerine yeni olanaklar sağlandı. Daha önce Anayasa Mahkemesi'- nin iki kez iptal ettiği, eski Cum- hurbaşkanı Evrenin de bir kez ia- de ettiği yasanın yeniden kabulü ile TBMM'de emekli aylığı alma- yan milletvekili kalmayacak. Bir başka yasayla da milletvekilleri- nin emekli maaşlan 1 milyon lira dolayında arttınldı. Yeni düzen- lemelerle milletvekiUerinin eline1 her ay, emekli mamaşıyla birlik- te 8 milyon liraya kadar para ge- çecek. Emekli milletvekilleri ay- nca, tedavi, ulaşım, protokol ve benzeri yeni ayncalıklara kavuş- turuldu. Ancak, milletvekili emekli maaşlarımn arttınlması ve yeni sosyal olanaklardan Milli Birlik Komitesi üyeleri, Danışma Meclisi üyeleri, kontenjan sena- ANAP'lı Anayasa Komisyonu Başkanı, ilk kez isyan ederek çıkarılan yasalann anayasaya aykırı olduğunu dile getirdi. SHP Anayasa Mahkemesi'ne başvuracağını açıkladı. Emekli maaşlarıyla birlikte milletvekiUerinin eline 8 milyona yakm para geçecek. Genel Kuruldaki oylamada, iktidar, muhalefet ve bağımsız milletvekiUerinin işbirliği dikkati çekti. törleri ve Milli Güvenlik Konseyi üyeleri yararlanamayacak. SHP, Genel Kuruldan hızla ge- çen iki yasa için Anayasa Mahke- mesi'ne başvuracağını açıklarken, DYP Grup Başkanvekili Köksal Toptan da. bilerek anayasa ihlali yapıldığını ve kamu vicdanının in- citildiğini bildirdi. Mecliste, hükümet ya da ko- misyon olmadığı gerekçesiyle gündemin ilk sırasında yer alan 6 ayrı yasa öneri ve tasansı görüşül- medi. MilletvekiUerinin emeklili- ğiyle ilgili yasa tasarısına sıra ge- lince, Maliye Gumrük Bakanı Pakdemirli, görüşmenin yapılma- ması için kulise çıktı. Pakdemirli itirazlarına rağmen araya giren bazı milletvekillerince içeri girdi. Tasarının görüşülmesi sırasında ANAP'lıların büyük bolünıü ya- sayı desteklerken, ANAP'lı Ana- yasa Komisyonu Başkanı Kamil Tugrul Çoşkunoğlu, ilk kez ANAP'lılara karşı anayasa ihlali yapıldığını dile getirdi. SHP Ge- nel Başkanı Erdal tnönü ve bir grup SHP milletvekili de genel kurula katılmadı. DYP adına konuşan Köksal Toptan, daha once Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen bir konunun üzerinde direnilmesinin yüce Meclisi küçük düşürücu ge- İişmelere yol açtığını dile getirdi. Anayasa Komisyonu Başkanı Çoşkunoğlu ise, yapılanın devlet malına el uzatma olacağıru söyle- di. SHP'li KamerGenç, yapılanı gasp olarak niteledi, bu yasayı çı- karanlann tabancayı çekerek ban- ka soyanlardan farksız duruma düştüklerini bildirdi. Teklifin oylanması sırasında ANAP'h Çoşkunoğlu ile Adnan Kahveci ret oyu kullanırken, DYP'nin grup kararına karşın Ahmet Neidim ile Irfan Demiralp kabul oyu kulalndılar. Bağımsız- lardan Tevfık Koçak, Mehmet Ali Eren, Kenan Sonmez, Mehmet Kahraman, İbrahim Aksoy ile SHP'li Sedat Dogan kabul oyu kullandılar. Bakanlardan Ekrem Pakdemirli ile tnan da çekimser oy kullandılar. ANAP'lı Metin Emiroglu, kuliste, yasayı savun- manın mumkün olmadığım belir- terek, 49 yaşında bulunmasına rağmen, önce çıkarılan yasalar- dan yararlanıp emekli olmadığı- m söyledi. Genç emeklilik yasasından 70 dolayında milletvekili yararlana- cak. Böylece 1957 doğumlu SHP'li Mustafa Kul dışında emekli aylığı almayan milletvekili kalmayacak. Bu yasaya göre, 25 yılhk hizme- ti olan evli ve 1 çocuklu bir mil- letvekiline 2 milyon 932 bin 738 lira emekli maaşı bağlanacak. Bu durumda bir emekli parlamenter ANAP ilçe binasını bombalayana 36 yılAnavatan Partisi Fatih ilçe örgütü binasını bombalayarak bir işçinin ölümüne neden olmaktan yargılanan Acilciler örgütü üyesi 5 kişiden l'i 36 yıl, diğerleri 8-21 yıl arasında hapis cezasına çarptınldı. 25 sanık beraat etti. lsUnbul Haber Servisi — Anavatan Partisi Fatih ilçe bina- sını 1987 yılında bombalayarak bir işçinin ölmesine neden olduk- ları savıyla yargılanan 5 kişiden birine 36 yıl, diğerlerine de 8-21 yıl ağır hapis cezası verildi. lstan- bul I No'lu DGM'de yaklaşık 26 aydır yargılanan öteki 25 sanık ise "bombabuna eylemiyle ilişkili bnlunmayarak" beraat etti. Sanıklara son sözlerini soran DGM Başkanı Osman Sen'e Mit- hat Recepoğlu şunları söyledi: "Ben Türki>e Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi-Acilciler iiyesi- yim. Örgutum tarafından görev- lendirildim Fatih ilçe binasını borabalamak için. Bu eylemi bi- 'KARARI PROTESTO' — tstanbul 2 No'lu DGM'de göriilen davada konuşan Mithat Recepoğlu, "Ben THKP-C/Acilciler üyesiyim. Bu eylemi bilinçli bir şekilde, isteyerek yaptım" dedi. Sanıklar, verilen ağır hapis cezalannı kınamak için, "Kahrolsun faşizm, yaşasın mücadelemiz" ve "Cezalar bizi yıldıramaz" diye mahkeme salonunda ve çıkışta slogan attılar. (Fotoğraf: Nihat Halıcı) lerek ve isteyerek yaptım." Re- cepoğlu, bombayı koyduktan sonra patlaması gerektiği anda patlamaması üzerine "ilçe bina- sına bomba yerleştirildiğini" ga- zetelere telefon ederek duyurdu- ğunu söyledi. Bunun üzerine bombanın bırakıldığı üst kata bomba imha uzmanlarının değil de önce temizlik işçilerinin gön- derildiğini ve bir işçinin öldüğü- nu belirtti. Recepoğlu, işcilerin bu tehlikeli iş için seçilmesinin nedenini daha sonra yakalandı- ğı polislere sorduğunu ve "Biz keriz miyiz kendimiz gidelim. Tabii ki önce işçileri gönderecefiz" yanıtını aldığını öne sürdü. Mahkeme başkanı, bu sözleri olduğu gibi zapta gecirdi. Bombalama eylemiyle ilgili TCK'nın 168/1, 2 ve 448 ile 65/3. maddelerinden haklarında dava açılan toplam 29 sanıktan 25'i verilen kararda beraat etti. 26 aydır tutuklu bulunan 5 sanık- tan Mithat Recepoğlu, 36 yıl ağır hapis cezasına çarptınldı. Tüm suçlamalan olduğu gibi reddet- melerine karşın öteki 4 sanıktan Zeynel Abidin Eren 21, Elvan Sağbtl, Nuri Demir ve Eşref Ya- şar'sa 8 yıl 4'er ay hapis cezası hükmü giydiler. Sanıklar mahke- menin kararını protesto etmek için "Kahrolsun faşizm, yaşasın mücadelemiz" ve "Cezalar bizi yıldıramaz" sloganlan attılar. CÜHEYT ARCAYÜREK yazıyır New York... New YorkANKARA — Mesut Bey'e gö- re "sağlık amaçlı özel gezi" tam on gün. Bir gün Houston, dokuz gün Bush'tan Dünya Bankası'na, silah tüccarı Haig'e kadar resmi görüşmeler. Ankara'da başka, ABD'de başka davranışlar, birbi- rini yalanlayan haberler geliyor. Bir günlüğune sağlık denetimi bahanesiyle ABD'ye giden TÖ, orada neden Türkiye'de "kontrol- den geçmediği" sorulanna yanıt bile vermiyor. TÖ ile SÖ'nün de- meçleri, Ankara'yı, tabii başta Mesut Bey'i terse düşürüyor. Mesut Yılmaz, TÛ'yü kurtar- mak, anayasadaki sorumsuzluk kavramını hiçe saydığını örtmek için Mecliste "ABD yüksek düze- yine görüşlerimizi anlatmak için Bush'la görüşmesini TÖ'den is- tediklerini, hatta görüşme saat ve gününü bakanhğın hazırladığını" söyledi. TÖ'ye hükümetin görev- verdiği açıklanırken, VVashing- ton'dan başka yargılar geliyor. Hükümetten çok Çankaya'yı yasalar karşısında kurtarmayı amaçlayan Mesut Bey, boyle ko- nuşurken TÖ'nün kabul ettiği Dünya Bankası Başkanı Conab- le, Türkiye'deki yönetimden hâ- lâ kimin sorumlu olduğu sorula- rına sade bir yanıt vererek "Ben o yargıdayım" diyor. Yani TÖ!.. Sözcüsü Kaya Toperi de ger- çeği saklamıyor. TÖ'nün "icranın başı" olduğunu vurguluyor, ama anayasaya göre sorurnsuz konu- munu hemen hiç anımsamıyor. Üstelik Toperi, hükümetin TÖ'ye üst düzey ABD'liye dertlerımizi anlatması görevi verdiği yolunda Mesut Bey'den gelen açıklama- yı bir yerde tersliyor. "Hüküme- tin görüşlerini —lütfen— aldığını" açıklıyor. ABD'de ise yö- netim dışında olanlarda uyanış seziliyor. Carter'm ünlü danışmanı Brze- zinski TÖ'yü "serbest seçimler- tıyor. le özgür şekilde seçilen" insan İnönü'den sonra Demirel, dün diye sunarken sonlarda bir soru grupta çok ağır bir konuşma ya- geliyor. "Cumhurbaşkanı olarak pryor. SHP gibi, DYP de "TÖ'nün kendinizi daha çok mu, yoksa alacağı sonuçları, yapacağı gö- daha az güçtü mü görüyorsu- rüşmelen tanımayacaklannı" bil- nuz?" TÖ, ne derse beğenirsiniz: dirıyor. TÖ, Time Dergisi'ne dev- "Bu soru mutlaka Türk basının- let kesesinden paralı ilanlar ve- dan gelmiştir." riyor, kendini 'Türkiye'nin vasisi" Oysa Türk basınının kimi çev- anlamına gelen sözcüklerle an- releri, madem ki seçildi, anaya- latıyor. Her yerde gözü kulağı saymış, halk çoğunluğuymuş gi- olan ABD, nedense Türkiye'de bi direnmeleri bir yana atalım, ol- TÖ'nün halk desteğinden yoksun du bir kez, bırakalım seçildiği yer- bir siyaset adamı olduğunu gö- de rahat etsin, dilediğini yapsın remiyor. Demirel'e göre bu gezi- havasında. den hükümetin haberi yok. TÖ, TFtT aracılığıyia ABD gezisinin içerde halk indinde sağlayama- eleştirilen yanlarını halkın gözle- dığı "meşruluğu" dışarda artyor. rinden kaçırmak için yutturmaca Mesut Bey, görüşmelerı Dışiş- haberlere girişiliyor. Önceki ge- leri'nin ayarladığırn söylerken TD, yor. Bir hedef gösteriyor. Gün ge- lecek ulusal basın kalmayacak! İngiliz sermayeli, Alman, Ameri- kan parababalarının tekelinde olacak gazeteler. Özelleştirme özleminin hangi noktatara uzan- dığını TÖ'den öğreniyoruz. "Aile", basın konusunda "ittifak" halinde.. Sö de yakını- cı. Hele Madam Bush görüşmek istememiş haberlerine bozuk atı- yrx "Çok yakm arkadaşımdır" di- yor. Şimdi "New York'tan gelen seslere" kulak verelim: Bush'la —afiyet olsun— siyaset karışığı yemekten sonra TO ile SÖ, New York'a geçecekler. Plaza ünlü bir otel. Şimdiye kadar içinde 15'ten fazla film çevrilmıs. Otelin "bas- İnönü'den sonra Demirel, dün grupta çok ağır bir konuşma yaptyor. SHP gibi, DYP de "TÖ'nün alaçağı sonuçları, yapacağı görüşmeleri tanımayacaklannı" bildiriyor. TÖ, Tıme Dergisi'ne devlet kesesinden paralı ilanlar veriyor, kendini "Türkiye'nin vasisi" anlamına gelen sözcüklerle anlatıyor. Her yerde gözü kulağı olan ABD, nedense Tür- kiye'de TÖ'nün halk desteğinden yoksun olduğunu göremiyor. tersini kanıtlayan bilgiler veriyor. kanlık dairesi" TÖ ile SÖ'ye ay- Bush telefonda ne zaman gele- rılmış. Geceliği 4.000 dolar. Ame- ceğini sormuş, o da sağlık dene- timine geleceğini, görüşürlerse memnun olacağını söylemiş. Me- ce TÖ'nün, banka başkanına "hükümetten aldığı bilgileri ver- diğini, hükümetin aldığı yeni ön- lemlerle enflasyonun düşeceğini" anlattığını ekran ya- yıyor. Demek oluyor ki TÖğider- sut Bey'in böylece Çankaya'nın ken minareye kılıf elbirliğiyle ha- bürokrasi bölümü olduğu ortaya ki iki etmeyen Kandemir'in verdiği resmi kabulde, Bush'a minnet borcunu ödemek için "ödün zırlanmış. Ne var ki ABD'deki çıkıyor. açıkiamalar, buradaki saptırma- Bir dediğini larla tümüyle çelişiyor ve TÖ'nün Büyükelçi orada, yetkısini aşan girişimler içinde olduğu, Mesut Bey'in açıkladığı gibi, "hükümetin iste- verebileceği" irdelenince, bir si- ğiyle ciddi görüşmeler nirlilik, bir sertlik ve "bunlar yapmadığı" ortaya çıkıyor. saçmalık" çıkışlan. Ne yaparsa yapsınlar, siyasal çevrelerdeki yargılar değişmiyor. Türk basınından zaten hangi hava içinde söz ettiği biliniyor. TÖ ve SÖ'nün davranışlarıyla "Basına da yabancı sermaye "anayasa dışı bir başkanlık sis- geleceğini" müjdeliyor. Telefon- teminin yürütülmekte" otduğunu la yabancı gazete sahipleriyle bu gösteren gerçek, örnekleıie sırı- konulan konuştuğundan söz edi- rikahların bizim kadar bol dövizi yok. Evren, ABD'yi "resmen zi- yaret" ettiğinde, New York'ta In- tercontinental'de konuk etmişler, geceliği 350 dolar. Dünya siyase- tinin bir numarası bir devlete re- va görülen bu muameleye TÖ He SÖ, geceliği dört bin dolarlık da- ire tutarak yanıt veriyorlar. Tabii, gururluyuz, ABD'ye dersini ver- diğimiz için övünüyoruz. Ama bu ABD ders almaz, kö- tü dost. Başka bir konuda yar- dımcı olmuyor TÖ ile SÖ'ye. New York'a her gelişlerinde aile mut- laka bir müzikale gidermiş. Ya2 tatilini, ABD'de yaşayan Erte- gün'ün Bodrum'daki evinde ge- çiren ünlü koregraf Jeromy Ro- bins'in "Broadway, Broadway" oyununu izlemek istemişler. Bi- let yok, aylarca önce satılmış. Olacak şey mi, SÖ isteyecek, bi- let yok denilecek. Ertegün torpi- liyle bilet aranıyor. Dosta sorula- cak şu: Barbara Bush, "yakm arkadaş»" için niçin devreye gir- miyor? "Köşk'teki eski alıskanlıkiarı bt- rakmamız lazım" diyen TÖ, Ame- rikalılara başka konuda bir baş- ka ders vermeye hazırlanıyor. Ev- ren, ABD'yi resmen ziyaret eder- ken Manhattan Adası çevresinde yarım bir tur yapması kararlaştı- rılmış. ABD'li, tekne diye köhne bir "buz kıran botu" ayarlayınca vazgeçilmiş. TÖ özel gezide. Buzkıran botu da vermiyor Ame- rikaiı. Kolayı var. Babasının gezi- sinı hazırlarnaya giden oğul Ah- met Özal, aileye uygun bir yat aramaya baslamış. Türkiye'de Kanuni Süleyman batonu ile uçan, başbakanlığa motorsikletle gelen, Fas'ta do- ğum günü partisini "1001 gece masallan" gibi kutlayan, ünlü yıl- dız Bizabeth Tayior'un biricik eş- lerinden 70'lik Malcolm Forbes'a haber salınarak lüks kotrası ödünç istenmiş. Sonuç belli de- ğil. Amaç basit. Görkemli gökde- lenlerin "silüetini" daha iyi göre- bilmek. Bir başka görkemli haber da- ha geliyor. Türk-Amerikan Kadın Derneklerı SÖ'ye bir yemek ve- riyor. TÖ ailesi de kaldıkları lüks otelde 400 kişilik bir ziyafet dü- zenliyor Türk-Amerikan kadınla- rına. Bir günlük sağlık denetimi dı- şında kalan günlerin giderlerl acaba hangi değirmenden geli- yor? Mesut Yılmaz açıklasa da hü- kümetin TÖ'ye ne denli egemen olduğunu bir kez daha anlasak. halen 1 milyon 803 bin 750 lira maaş alıyor. Milletvekilleri halen ödenek ve yolluk oiarak da ayda 5 milyon 347 bin 987 lira alıyor. Emekli maaşıyla birlikte milletve- kili maaşı toplam 8 milyon lirayı bulabilecek. Yasa önerisinin kabulünden sonra Erdal tnönü, parti grubu- nu olağanüstü toplantıya çağırdı. Inönu, yasanın Cumhurbaşkanı- nın onayından çıkacağını düşüne- rek hazırtık yapacaklarını ve he- men iptal edilebilmesi için Ana- yasa Mahkemesi'ne başvuracak- larını açıkladı. Çıkan yasanın hal- kın beklentilerine ve milletvekil- lerinin görevine tamamen ters olduğunu söyleyen Inönu, "Çiin- kii getirdiği ayncahk bizim sosyal güvenlik sistemimize, eşitliğe aykındır" dedi. DYP Grup Başkanvekili Kök- sal Toptan yazılı bir açıklama ya- parak, yasayı Cumhurbaşkanı özal'ın veto etmesini bekledikle- rini belirtti. Rahmi Saltuk ^Hoynare' kasetine toplatma Daha önce yargılanıp aklanan 'Hoynare'ye, beraat kararına rağmen, Konya'da emniyet güçlerince elkondu. ALİ TEVFİK BERBER Halk ozanı Rahmi Saltuk'un içinde Kürtçe türkü bulunduğu ge- rekçesiyle top- latılan ve yar- gılama sonu- cunda akla- nan "Hoyna- re" kaseti be- raat kararına karşın halen toplatılıyor. Beraat kararından yaklaşık 2 ay sonra Konya'daki Stüdyo Ezgi Müzikevi'ni basan emniyet güçleri dükkânda bulu- nan "Hoynare" kasetlerine yasak yayın olduğu gerekçesiyle el koy- dular. Dükkân sahibi Ahmet Bil- gili ise yasak yayın satmaktan mahkemeye verildi. Ote yandan kasetin beraatle so- nuçlanan yargılama sürecinde iş- yerlerinde bir adet bulundurduk- ları savıyla haklannda da\-a açı- lan Hacet Badem ve Mehmet Ze- ki Kıhnç lzmir 3. Sulh Ceza Mah- kemesi'nce 3'er ay hafıf hapis ce- zasına çarptınldüar. Badem ve Kı- lınç'ın hapis cezaiarı daha sonra paraya dönuştürüldü. Rahmi Saltuk ise düşüncenin yayılmasını suç sayan uygulama- lardan kaynaklanan bu olayların uygulamadaki çarpıklıklann en somut göstergesi olduğunu söyle- di. "Hoynare" kaseti için beraat kararına karşın bandrol alamadı- ğını da belirten Saltuk, "Bütün bu engellerin kaldınlacağı bir Tir- kiye öriemini çekiyorum" diye ko- nuştu. Rahmi Saltuk ve "Hoynare" kasetinin aklanmasmdan yaklaşık iki ay sonra 11.1.1990 günü ise Konya'da Ahmet Bilgili'ye ait Stüdyo Ezgi Müzikevi'nde satışa sunulan 4 adet Hoynare kasetine emniyet güçlerince el konuldu. Dükkân sahibi Ahmet Bügili hak- kında da yasak yayın satmaktan dava açıldığı öğrenildi. Rabmi Saltuk, kasetlerinin be- raat kararına karşın toplatılması konusunda şöyle konuştu: "Demokralik bir ülkede idare kararlannın tarafaz bir şekilde uygulanması gerekir ve vatandaş- lannı zarara uğratmaması gerekir. Burada idare toplatma karannı Türkiye'nin her yerine çok acele olarak bir giinde bildiriyor ve ka- setlerimi toplaüyor. Ama aynı ida- re, beraat ve toplatma karanoın kaldınlması karannı bildirmiyor. Bu aleyhte durumu kullanıyorlar. Rahmi Saltuk, kasetini bulun- durduklan gerekçesiyle îzmir'de iki kişinin cezalandırılmasını ko- nusunda ise "Üç ay ceza veriliyor ve karar kesinleşiyor. Ondan sonra da kaset aklaruvor. İşte bu durum çarpık uygulamanın en somut göstergesini oluşturuyor. Ben bu meyanda düşünce suçu kabnl et- miyorum" dedi. Iiseli S.O. cezaevinde 26 ocağı bekliyor NtHAT HALICI 16 yasındaki SO: "Afiş ve bildiri- leri elime luluşlunıp kaçtılar." TDKP'ye ait bildiri ve afişler taşıdığı gerekçesiyle 2 nolu DGM'ce tutuklanan ve cezaevine gönderilen Iiseli S.O. poliste ve DGM savcıhğında verdiği ifadelerde, herhangi bir yasadışı örgütle ilişkisi olmadığım söyledi. DGM'de tutuklanışı da mümkun olduğun- ca kamuoyundan gizli tutulmaya çahşıldı. Babası siyasi şube görevlisi olarak çalışan Avcılar Insa Lisesi 1. sınıf öğrencisi S.O., bu yüzden siyasi poliste yalnızca bir gün sorgulandı. Türkiye Devrimci Komünist Partisi ve bu partinin gençlik örgütü Türkiye Genç Ko- münistler Birliği'nin (TGKB) lstanbul tl Komiteleri imzalarını taşıyan 191 bildiri ve afişle birlikte ele geçtiği öne sürülen Iiseli genç kız, gerek ilk kez ifade verdiği Avcı- lar Karakolu'nda ve siyasi poliste gerekse DGM Savcılığı'nda olayı aktardı. Herhan- gi bir yasadışı örgüte üye olmadığım, bil- dirilerini taşıdığı ileri sürülen parti ve genç- lik örgütuyle ilişkisi bulunmadığını belir- ten lise öğrencisi ifadesinde şunları söy- Bayrampaşa Cezaevi'nin kapılan, 14 Aralık 1989 gunu akşam saatlerinde, genç bir kızı haftalarca "konuk etmek" üzere açıldı. tstanbul Siyasi Polisi'nin refakatinde cezaevine getirilen S.O., henüz 16'sında bir liseliydi. Babası da devlet güvenlik görev- lisi olarak çalışan S.O., Avcılar'da "Türki- ye Devrimci Komünist Partisi'ne ait bildi- ri ve afişler taşıdığı" gerekçesiyle 2 No'lu DGM'ce tutuklanmıştı. Avcılar Namık Kemal Caddesi üzerinde bulunan Insa Lisesi yakınlarında 12 ara- lıkta Avcılar Karakolu'nda görevli polis memurları M.K. ve l.D.'nin yakaladığı S.O.nun gûzahına alınışı da siyasi poliste yapılan sorgusundan sonra sevk edildiği lüyordu: •'Lise birind sınıftan beklemeli ögren- ciyim. Bundan yaklaşık iki ay önce, oku- lumuz Avcılar Insa Lisesi'nin karşısında bulunan Kapadokya isimli kafeteryada Hü- seyin adlı biriyle tanıştım. Hiiseyin'in so- yadını bilmiyorum. Yakışıklı birisiydi. Duygusal ilişkiye girdik. Avcılar Karako- lu'nda çalışan polis memurian tarafından yakalandığım gun Hüseyin ile buluştum okulun yakınlannda. Yanında birkaç ar- kadaşı daha vardı. Ellerinde ise poşetler vardı. Bana bildirileri gösterdi. 'Bunları okul içinde dağıtıp yapıştıracağız' dedi. Tam bu sırada bir ekip otosu bize dognı yaklaşmaya başiadı." S.O. ifadesinde, bunun üzerine Hüseyin1 in eline içi bildirilerle dolu poşeti tutuştu- rup kaçmaya başladığını, bu arada kendi- sine doğru dönüp "Kaç, sen de kaç" diye seslendiğini belirtti. S.Onun Ambarlı Yolu 32/7 Deniz Köşk- ler Mahallesi Avcılar'da bulunan evinde ya- pılan aramada ise üye olduğu iddia edilen TDKP/TGKB'ye ait herhangi bir doküman bulunamadı. tstanbul Siyasi Şube'nin 989/26115 sayı ve 14 Aralık 1989 tarihli DGM Savcılığı'na yazdığı yazı üzerine sav- cılıkta 989/300 sayı ile kayda geçirilen, sor- gusu yapılan lise öğrencisi tutuklama iste- miyle 2 No'lu DGM'ye çıkanldı. Hakkın- da 989/387 No'lu iddianame düzenlenen S.O.'nun tskender Tepebaşılı'nın başkanlı- ğını yaptığı, Yılmaz Giiner ve Galip Gözel- in de üyesi bulunduğu mahkeme heyetin- ce tutukianması kararlaştınldı. S.O.'nun avukatı Medet Serhat, 19.12.1989 tarih ve 989/266 dosya numa- rasıyla DGM'de kayda geçirilen tahliye is- teminde, lise öğrencisi S.OInun "babasının devletin güvenlik görevlisi, kendisinin de öğrenci olması ve mağduriyetinin daha uzun sürmemesinin de dikkate alınarak" serbest bırakılmasını istedi. Bu istem red- dedildi. Davasına 26 ocakta 2 No'lu DGM'de başlanacak olan Iiseli genç kız, Bayrampa- şa Cezaevi'nde özgurlüğüne kavuşma umu- duyla ilk duruşma gunünü bekliyor.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle